confessions

angelus

- Yazar -

  1. toplam entry 19883
  2. takipçi 1
  3. puan 442109

guru granth sahib

angelus
sihizm’in kutsal kitabı olan guru granth sahib, sihler için bir kitaptan da öte yaşayan bir guru olarak ele alınır. 1430 sayfa uzunluğunda, sih dininin kurucularının ve farklı dinlerin (hinduizm ve islam gibi) azizlerinin sözlerini içeren bir kitaptır.

sıklıkla adi granth yanlış bir şekilde guru granth sahib ile karıştırılır. oysa adi granth, guru granth sahib’in sadece guru arjan tarafından 1604 yılında derlenmiş küçük bir kısmını içerir.

granth, son yaşayan sih ustası, guru gobind singh tarafından 1708 yılında guru ilan edilmiştir. guru gobind singh ölümünden önce sihlerin granth’ı gelecek guru’ları olarak görmelerini ve buna göre davranmalarını belirtmiştir.

adi granth

angelus
sihizm’in mukaddes metinlerinin ilk derlemesi. sıklıkla sihizm’in kutsal kitabı guru granth sahib ile karıştırılır. guru arjan tarafından biraraya getirilmiştir. eser nanak’ın hayatı, konuşmaları, onun ardından gelen üç gurunun hazırladığı ilahiler ve diğer çeşitli şiir ve ilahiler ihtiva eder.

sihizm

angelus
genel olarak 16. ve 17. yüzyıllarda kuzey hindistan’da yaşamış olan on gurunun öğretilerini temel alan monoteistik bir dindir. 1500’lü yıllar civarında ortaya çıkmıştır. dünya’daki büyük dinlerden sayılan sihizm’in 23 milyondan fazla inananı vardır. sihizm kelimesi sih kelimesinden türemiştir. sih ise talebe manasına gelen sanskrit kökünden türemiştir. sihizm sih dini olarak da anılır. bu dine inananlara sih denir.

sihizm’in iki ana inanç esası vardır:

bir tanrı’ya inanmak. sihlerin mukaddes metinlerinin açılış cümlesi sadece iki kelime uzunluğundadır ve sih inancının temelini açıklar: ek onkar veya "tek yaratıcı".
sihizm’e inananlar on sih gurusu’nun ve diğer azizlerin öğretilerine sihizm’in kutsal metni olan guru granth sahib’de anlatıldığı üzre itaat etmek zorundadır.
sihizm düşüncesel anlamda bakti hareketi (hinduizm) ve sufizm (islam) ile bazı ortak noktalara sahiptir. bazıları sihizm’in sinkretik yani bağdaştırmacı bir din olduğunu öne sürse de, birçok sihe (sihizm’e inanan) göre bu yanlış bir düşüncedir; zira sihler sih gurularının doğrudan tanrı’dan ilahi mesaj aldığına inanırlar.

swastika

angelus
hinduizm, budizm ve jainizm’de kutsal bir semboldür. sanksritçe’de "mutluluk getiren" anlamındadır. batıda en çok nazizmin sembolü olarak bilinse de kökeni, yukarıda belirtilen dinlerin yanısıra pek çok antik uygarlığa, örneğin mayalar, navarrolar ve sümer’e, m.ö. 4000’li yıllara dayanır. naziler tarafından kullanılmaya başlandıktan sonra türkçe gamalı haç olarak da anılmıştır.

vişnu’nun 108 sembolünden biridir ve kolları saat yönünde dönük olan şekliyle, başarı ve uğurun yanısıra hayatın kaynağı olan güneş ışığını simgeler. kolları ters yöne dönük şekli ise geceyi ve uğursuzluğu ifade eder.

swastika’nın dört kolu, dört kozmik gücü (ateş,su,hava,toprak) simgelemektedir.ayrıca bazı kaynaklarda, eski dönemlerde bu sembol sayesinde dört kozmik gücün etki altına alınıp büyü yapıldığı geçmektedir.

jainizm

angelus
geleneksel anlamda jain dharma olarak bilinen güney asya kökenli din ve felsefe. bugün modern hindistan’da azınlık olmakla beraber abd, batı avrupa ve afrika’da büyüyen topluluklar halinde varlığını sürdürmektedir. jainistler hâlâ antik şraman’ı bir tür sofu (çileci) gelenek - devam ettirmektedirler. ruhani özgürlük ve kurtuluş kavramı temelinde kurulmuş olan jainizm tüm canlıların eşit olduğunu ve özellikle şiddet karşıtlığını savunur. özdenetim jainlerin mokşa, keval gnan, veya ruhun gerçek doğasının anlaşılmasına giden yoldur.

jainizm, yaklaşık m.ö. 500 yıllarında hindistan’da başlamıştır. kurucusu, nataputta vardamana ya da diğer adıyla mahavir`dir (veya mahavira, manavira). kutsal metinleri, jain agamaları sidantalar’dır. bunların dışında başka klasik dini metinler de bulunmaktadır.

kitab i akdes

angelus
bahailik’in en önemli kutsal kitabı. dinin kurucusu bahaullah tarafından kaleme alınmıştır. arapça el-kitab el-akdes adıyla, arapça yazılmıştır. yine de çoğunlukla farsça ismi olan kitab-ı akdes kullanılır. bazen sadece "akdes" olarak da anılır. akdes kelimesinin anlamı "en kutsal, en mübarek"tir.

her ne kadar kitabın bir kısmının daha erkenden yazılmış olduğuna dair bazı deliller olsa da, genel kanı kitabın 1873 yılı civarında tamamlanmış olduğudur.

bahailik

angelus
19. yüzyılda doğmuş, dünyanın hemen hemen tüm ülkelerinde inananı olan, görece yeni bir dindir. dünya vatandaşlığı idealine sahip bir inanç olup dünyada 5 milyon üzerinde mensubu vardır.

1800’lerde iran’da mehdi inancının uzantısı olarak doğan bir dindir. bahai tarihi, 1844’te bab’ın (seyyid ali muhammed) yeni bir çağın gelmekte olduğunu ve yeni bir peygamber’in geleceğini ilan etmesiyle başlar. bahailiğin kurucusu, lakabı bahaullah olan mirza hüseyin ali’dir. 21 nisan 1863’te bağdat’ta sürgünde iken peygamberliğini ilan etmiştir.

babi

angelus
19. yüzyılda iran’da doğan dini hareket babilik inananı. bab, iranlı seyyid ali muhammed’in (doğ.1819 - öl.1850) lakabıdır. seyyid ali muhammed 1844’te, yeni bir çağı müjdelediğini ve beklenen kişi (mehdi, kaim) olduğunu ilan etti. bu tarihten sonra iran’da ona inanan büyük bir babi kitlesi meydana geldi. dönemin iran’ı gibi güçlü bir din adamı sınıfının bulunduğu bir ülkede yeni ve farklı bir dini inanışa sahip babiler, bu tarihten ve özellikle bab’ın 9 temmuz 1850’de tebriz’de kurşuna dizilmesinden sonra iran yönetimince büyük bir baskıya maruz kaldılar.

babilerin yaşadığı değişik işkence ve idam yöntemleri, iran’da yaşayan batılılarca ve dönemin doğu bilimcileri ve tarihçilerince (edward g. browne, a.l.m. nicholas, fotoğrafçı antoin sevruguin gibi.) gözlemlendi. lübnanlı yazar amin maalouf’un romanı semerkant’ın iran’da geçen bir bölümünde baskıdan kaçıp gizlenmekte olan ’babiler’ geçer.

burun kanaması

angelus
yıllardır kronikleşmiş bir şekilde yaşadığım hadisedir. tedavisi yok mudur? elbette vardır ama anlamsız bir inat ile yaklaşık 10 senedir devamlı ertelemekteyim tedavi atraksiyonunu, öyle ki artık burun kanamadan yaklaşık 5 saniye önce gerekli uyarıları yapar ve tedbir almam konusunda beynime sinyaller yollar, o derece profesyonel bir ilişki yaşamaya başladık burnum ile ama korkum şudur ki sarhoş bir gecenin ardından alkolün etkisi ile sızıp burnumun kanadığını anlamayacağım ve tarihe burun kanamasından ölen ilk birey olarak geçeceğim evet.

vertigo

angelus
genel anlamda baş dönmesi ve hareket duygusunun yitirilmesi demektir. ancak tansiyon düşmesi ile ilgili baş dönmeleri bu kapsamda değildir. vertigodan kastedilen labirentit, iç kulak iltihabı, meniere hastalığı gibi durumlarda olan baş dönmesidir. korkuya bağlı baş dönmesi de vertigo kapsamında yer alır.

baş dönmesi, nöroloji kliniklerinde sık karşılaşılan şikayetlerden birini oluşturuyor. çoğu zaman altında önemli bir hastalık bulunmayan ve kendiliğinden düzelen bir belirti olarak ifade ediliyor. ancak bazen çok ciddi nörolojik bir hastalığa da işaret edebiliyor. vücudumuzun mekandaki pozisyonundan haberdar olmayı ve dengemizi sağlayan bazı mekanizmalar var. göz, iç kulaktaki denge organı, kas ve eklemlerden kalkan uyarılarla sürekli baş ve vücudun diğer kısımlarının birbiriyle ve mekandaki yerleri hakkında beyne bilgi geliyor. bu mekanizmalarda bozukluk olunca denge bozukluğu veya baş dönmesi ortaya çıkıyor. baş dönmesi sık karşılaşılan bir şikayet. ancak hastalar çok farklı şeyleri baş dönmesi olarak ifade edebiliyor. vertigo, hastanın kendi bedeni veya çevrenin etrafında gerçekten dönmekte olduğunu zannetmesiyle gelişen bir tablo. bu şekilde bir dönme hissi olmadan ortaya çıkan vertigo ise yalancı vertigo(dizzness) olarak tanımlanıyor.

belirtileri neler? vertigo çok şiddetli olduğunda hastalarda gözlerde sıçrayıcı hareket, bulantı ve kusma, ayakta duramama şeklinde belirtiler de olabiliyor.

nedenleri: vertigo; iç kulak, denge siniriyle ilgili hastalıklar, beyin sapı ve beyinciği tutan hastalıklarda görülebiliyor.

meniere hastalığı: iç kulakla ilgili bir rahatsızlık. hasta dakikalar veya saatler süren ataklar halinde tekrarlayan vertigodan yakınıyor. bu sırada ayakta duramıyor, en ufak baş hareketiyle şiddetli vertigo gelişiyor. genelde bulantı, kusma ve kulak çınlaması eşlik ediyor. atakların tekrarlaması hasta olan iç kulak tarafında işitme kaybına neden oluyor.

iyi huylu tekrarlayıcı pozisyona bağlı vertigo: iç kulakla ilgili bir rahatsızlık.başın belli bir pozisyonunda ortaya çıkan, vertigo ve gözde sıçrayıcı hareketlerle karakterize iyi huylu bir hastalık olarak nitelendiriliyor. saniyeler içinde gelip geçiyor, başın aynı pozisyona getirilmesiyle tekrar başlıyor.

diğer nedenler: beyin sapı- beyincik birleşme bölgesinden denge siniri geçiyor. bu bölge tümörlerinde vertigo, kulak çınlaması, giderek artan işitme kaybı olabiliyor. beyin sapı ve beyincik damar tıkanma ve kanama durumlarında da baş dönmesi gelişebiliyor. ancak bu durumlarda birçok bölge fonksiyonunu kaybettiği için kafa sinirlerinin çoğunda tutulum, bir taraf kol-bacakta felç gibi nörolojik bozukluklar görülebiliyor.

multiple skleroz hastalığında beyin sapı ve beyincik, göz tutulumları olabiliyor ve vertigo, dengesizlik gibi şikayetler yapabiliyor. oturma kalkma sırasında gelişen tansiyon düşüklüğü, çeşitli kalp hastalıkları, ağır kansızlıklar ve metabolik bozukluklar vertigo yapabiliyor uzmanlara göre. boyun kemiklerinde bozulmalar ve kireçlenmeler bu kemiklerin içinden geçen ve beyin sapı ile beyinciği besleyen damarları sıkıştırarak vertigo yapabiliyor. uzmanlara göre, bazı psikiyatrik rahatsızlıklarda da tekrarlayan vertigo şikayeti olabiliyor.

yaşlı ve birçok hastalığı olan (özellikle diabet gibi) kişilerde sürekli yalancı vertigo ve dengesizlik şikayetleri ortaya çıkabiliyor.

tanı nasıl konuyor? vertigo tanısı konulması için bir dizi tetkik gerekiyor. hastanın vertigosunun gerçek olup olmadığının anlaşılabilmesi için ayrıntılı sorularla öykü alınıyor. ardından dikkatli bir nörolojik muayene yapılması gerikiyor. beyin görüntülemesi istenecekse beyin magnetik rezonanslı(mr) görüntüleme tercih ediliyor. çünkü mr beyin sapı ve beyin sapı-beyincik birleşim yerini, iç kulak yapılarıyla ilgili iltihabi durumları daha ayrıntılı gösteren bir tetkik. gereken durumlarda kulak-burun-boğaz(kbb) muayenesi ve odiyometrik(işitme ilgili) testler yapılıyor. rutin kan tetkiklerine bakılıyor. başka bir çok hastalıkla ilişkili olduğu yönünde şüphelenilen hastalarda ileri incelemelere başvuruluyor.

nasıl tedavi ediliyor? vertigo beyin damar hastalığı, ms, beyin tümörü, boyun kemiklerinde kireçlenme gibi hastalıklarla ilişkili ise bu hastalıklara yönelik özel tedaviler uygulanıyor.

iç kulakla ilgili vertigolarda genelde tedavi hastanın şikayetlerini hafifletmeye yönelik uygulanıyor. kulak burun boğaz tarafından uygulanan bazı özel baş manevraları da tedavide kullanılıyor. sık tekrarlayan vertigo atakları olan hastalar için çeşitli tedavilerle atak önleyici tedaviler oluşturulmaya çalışılıyor.

distimik bozukluk

angelus
depresif belirtilerin daha hafif düzeyde en az 2 yıl boyunca sürdüğü bir klinik tablodur. yaşam boyu yaygınlığı %6 dolayındadır. daha süregen gidişli bir durumdur. depresyonun vegetatif belirtileri daha ön plandadır. antidepresan ilaçlarla sağaltımı yapılır.

yalan makinesi

angelus
sorgulama sırasında insana bağlanarak yalan söyleyip söylemediğini tespit etmeye çalışan alet. temel olarak kan basıncı ve nabız atışındaki artış gibi adrenalinin yan etkilerini ölçerek çalışır.
özellikle amerikada büyük ölçüde kullanım alanı bulmuş,bir dönem adli delil olarak bile değerlendirilmiş, daha sonraları tarafsız uzmanların görüşlerinin doğrultusunda, makinenin doğruluğu %50 ye %50 olarak değerlendirilmeye başlanmıştır.

maslow teorisi

angelus
amerikalı psikolog abraham maslow tarafından 1943 yılında yayınlanmış bir çalışmada ortaya atılmış ve sonrasında geliştirilmiş bir insan psikolojisi teorisidir.

maslow teorisi, insanların belirli kategorilerdeki ihtiyaçlarını karşılamalarıyla, kendi içlerinde bir hiyerarşi oluşturan daha ’üst ihtiyaçlar’ı tatmin etme arayışına girdiklerini ve bireyin kişilik gelişiminin, o an için başat olan ihtiyaç kategorisinin niteliği tarafınan belirlendiğini sözkonusu etmektedir. maslow’un kişilik kategorileri kendi aralarında bir dizilim oluştururlar ve her ihtiyaç kategorisine bir kişilik gelişme düzeyi karşılık gelir. birey, bir kategorideki ihtiyaçları tam olarak gideremeden bir üst düzeydeki ihtiyaç kategorisine, dolayısıyla kişilik gelişme düzeyine geçemez.

maslow, gereksinimleri şu şekilde kategorize etmektedir. 1. fizyolojik gereksinimler 2. güvenlik gereksinimi 3. ait olma gereksinimi 4. sevgi, sevecenlik gereksinimi 5. saygınlık gereksinimi 6. kendini gerçekleştirme gereksinimi

maslow’a göre birey için o an başat olan gereksinimler hangi kategoriye ait gereksinimler ise, diğer deyişle günlük etkinlikleri ağırlıklı olarak hangi gereksinimleri doyurmaya yöneliyorsa, kişilik gelişmişlik düzeyi de onun istencinden ya da seçiminden bağımsız olarak bu gereksinim kategorisine karşılık gelen düzeyde bulunacaktır.

belirli bir kategorideki gereksinimler tam olarak karşılanmadan kişi bir üst düzeydeki kategorinin gereksinimlerini algılamaz, böyle gereksinimleri yoktur. örnek olarak günlük olarak karnını doyurabilen fakat güvenlik içinde bulunmayan, kendini sürekli olarak olası bir tehdit altında algılayan bir insanın, dünya görüşünü geliştirmek için kitap okumak gibi bir gereksinimi yoktur.

belirli bir gereksinim kategorisindeki gereksinimlerin karşılanması durumunda kişi, bir üst kategorideki gereksinimleri karşılamaya yönelecektir. bu durum kişilik gelişme düzeyini de bir üst düzeye sürükleyecektir.

maslow psikoloji çalışmalarını ’zihin özürlü’ veya ’sinir hastası’ süjelerden ziyade, albert einstein, jane addams, eleanor roosevelt gibi örnek teşkil edebilecek insanlar üzerinde yoğunlaştırmıştır. "özürlü, gelişmemiş, olgunlaşmamış, sağlıksız, kendi kişiliklerini tayin edememiş, insan ilişkileri çarpık, agresif, provokatör, kompleksli, tutarsız, kaypak süjelere dayalı araştırmaların, özürlü bir psikoloji ve felsefeye temel oluşturacağını" savunmuştur.

meditasyon

angelus
meditasyonun hem zihinsel bir aktivite hem de bu aktivitenin ardından ulaşılan bir “bilinç hali” olduğu 1970’lerde yapılan çalışmalarda ortaya koyulmuştur. yapılan çalışmalarda meditasyon yapanlarda tıpta mevcut olan uyku, uyanıklık ve rüya bilinç düzeylerinden farklı bir dördüncü bilinç düzeyi gözlenmiştir.

yapılan bir başka araştırma da ise meditasyonun beyin dalgaları üzerinde etkileri araştırılmıştır. buna göre denekler üç grupta toplanmış, ilk grubu meditasyon yaparak kurtsal kitaplarda ifade edilen kriterleri sahip olanlar, ikinci grubu meditasyon yaparak kendi bilinçlerinde gelişme gözleyenler ve üçüncü grubu ise hayatlarında meditasyonu hiç denemeyen denekler oluşturmuştur. meditasyon esnasında beyin dalgaları ölçülen deneklerden elde edilen sonuçlar göstermiştir ki bilinçte rahatlamış/medite olmuş düzeye erişen her denekte beyinlerinin ön loblarında (frontal lobe) alfa dalgalarının yükseldiği gözlenmiştir.

budist rahipler üzerinde yapılan bir çalışmadaki bulgular, düzenli meditasyon yapan bu rahiplerin dikkat, hafıza, öğrenme ve bilinç algısı gibi zihinsel süreçlerin dahil olduğu “gama dalgası” aktivitelerinde daha gelişmiş olduklarını göstermiştir.

meditasyon

angelus
meditasyonun pozitif etkileri hakkında yazmadan önce, aslında en büyük pozitif etkinin meditasyonun kendisi olduğunu belirtmemiz gerekir. bu da, kişinin meditasyonda hissettiği neşe konumu o kadar derin ve tatimin edicidir ki, kişi herhangi bir başka etkiye bakmaz, kişi sadece kendi iyiliği için meditasyon yapar. ancak, aynı zamanda, meditasyonun yaşamımızın her alanında pozitif bir etkisi vardır. nedeni, meditasyon yapan bir kişinin sübtil sistemi (çakraları ve enerji kanalları) temizlenir ve dengeye gelir ve böylece bütün yaşam dengeye gelir ve mutluluk ve huzurla dolar. meditasyonun en basit etkisi, sağlığın düzelmesidir. ancak burada, meditasyonun bir tedavi tekniği olmadığını yada alternatif tıp olmadığını vurgulamak önemlidir. herşey çok basittir: sağlıklı olmak için, kişi sağlıklı bir yaşam sürmelidir. ancak, "sağlıklı yaşam" sadece uygun fiziksel koşullar demek değildir, daha derin anlamda çakraları temiz tutmaya yardım eden bir yaşam şeklidir. ve meditasyonun yaptığı kesinlikle budur. çakralar bir kez temiz olduğu zaman, baktıkları kontrol ettikleri organlara yeterli enerjiyi sağlarlar. ve böylece, organlar sağlıklı hale gelir ve fiziksel rahatsızlıklar kaybolur. tedavi edilemez diye düşünülen hastalıkların sadece birkaç ay içinde tedavi edilmesine sıkça rastlanır. aslında, bunda mucizevi birşey yoktur: meditasyon ve içgözlem (bunlar sahaja yoga’nın iki temel yaklaşımıdır) yoluyla kendimizi düzeltirken, açgözlülük, ihtiras, öfke, vb. gibi düşmalarımızdan da kurtuluruz. çakraların dilinde, bu, çakralarımızın temizlendiği anlamına gelir. ve, sonuç olarak, kişi fiziksel, akılsal ve duygusal olarakta sağlıklı hale gelir.

meditasyonun diğer bir pozitif etkiside, günlük hayatımıza getirdiği dengedir. o denge sonucu, kişi ne iş yaparsa yapsın, onu daha iyi yapar ve daha çaba harcar. böylece, kişi işte daha başarılı olur. ve bu başarı çok sıkı yada çok fazla çalışarak değil ancak işi daha iyi yaparak kazanılır. düzenli olarak meditasyon yapan kişi, işinden neşe duyar ve bu, kendinizi tüketmeden başarılı olursunuz. benzer şekilde, ailemiz ve sosyal ilişkilerimizde gelişir çünkü meditasyon yapan bir kişi diğerlerinde hatalar bulmak yerine kendine bakma davranışını kazanır. dahada fazlası, böyle bir kişi, diğerlerine karşı daha pozitif bir davranış içinde olur ve onlarla tartışmak yerine insanlara yardım eder.

meditasyon bütün çakraların açılmasına ve temizlenmesine yardım ettikçe, onların esas kaliteleri kendilerini göstermeye başlarlar. böylece, kişi, masum, yaratıcı, cömert, korkusuz, sevgi dolu ve affedici hale gelir. biz hepimiz bu kalitelere sahip olmamız gerektiğini biliyoruz ancak onlar vaaz vermekle yada kitaplar okuyarak geliştirilemezler. çakraların temizlenmesi kendi içimizde yer alması gereken gerçek bir süreçtir. ve, meditasyon sırasında olanda kesinlikle budur. bu çalışma, kişi meditasyon yaparken yedinci çakraya-sahasrara’ya yükselen kundalini enerjisi tarafından yapılır. sadece kundalini yükselip altıncı çakrayı-agnya’yı geçerken, kişi düşüncelerin üzerinde meditasyon demek olan düşüncesiz farkındalık konumunun içindedir.

meditasyon

angelus
meditasyon düşüncesiz farkındalık konumudur. o konumdayken dikkatinizi geçmişe ya da geleceğe, yani gerçekten uzağa götürecek hiçbir düşünce yoktur. kişi düşünmediğinde dikkati sadece şu anı deneyimler. şu an tek gerçektir çünkü orada ne bitmiş olan geçmiş vardır ne de gelecek. fakat meditasyon uyku ya da trans konumu değildir çünkü meditasyon’da kişi kendi yaşadığı deneyimlerin tamamen farkındadır. ve o saf farkındalık konumunda kişi içindeki sonsuz huzur, neşe ve sevgi kaynağı olan ruhunu hissetmeye başlar. meditasyon konumunda kişinin dikkati sürekli yedinci çakranın -- sahasrara’nın -- yer aldığı başın üstündedir. yoga burada gerçekleşir. yani kişinin kundalinisinin her yanı saran kosmos’un gücüyle birleşmesi. bu da başın üstünde serin bir esinti olarak hissedilebilir. hafiflik ve barış konumunu hissetmeye başladığınızda sadece gözlerinizi kapatın ve düşüncelerinizi seyredin. düşüncelerinizi kontrol etmeye ya da onları durdurmaya çalışmayın. kundalininiz yükseldiğinde ve alnınızın hizasındaki altıncı chakradan geçtiğinde düşünceleriniz kendiliğinden duracak ve siz kolayca düşüncesiz farkındalık konumuna, yani meditasyon konumuna gireceksiniz. fakat bu sadece kundalininiz uyandıktan, yani aydınlanmanızı aldıktan sonra mümkün olur.

meditasyon

angelus
budist meditasyon üçlü bir eğitim sistemi içermektedir: bu üç aşama arınma (sila), konsantrasyon (samadhi) ve idrak etme (punna) olarak adlandırılır. öğrenci, işe arınmayla başlar; sıkı bir çileci disiplini izler ve ardından, duyumsal algılarının az çok farkında olmasına rağmen, dış uyaranların düşüncesini etkilemesine izin vermeme becerisini öğrenir. bu beceriyi kazanabilmiş olmaya "zihinsel olgunluk" (sati) denir.
taoist meditasyonda solunum kontrolüne daha çok önem verilir ve meditasyon birtakım aşamalara erişebilme ustalığı olarak kabul edilir. en ileri aşama, soluk alıp vermenin söz konusu olmadığı, "cenin solunumu" diye adlandırılan aşamadır. nabzın durduğu bu noktada meditasyoncu taoist meditasyonun en aydınlık biçimi ve son hedefi olduğu belirtilen "büyük sükunet" haliyle şuuru "aşar".
tibet’in spiritüel eğitim yolunda, meditasyon, algılayarak bilgi edinme (okuma, çalışma ve okunanları dinleme), kontamplasyon ve meditasyon biçiminde üç adımlı bir sistemin üçüncü adımıdır. öğrenci çaba harcayarak bilgi edindikten sonra, öğrendikleri hakkında kontamplasyon yapar ve bunlardan çıkardığı özetleri şuuruna aktarır. bir başka deyişle, önce çaba harcayarak bilgiyi öğrenme, sonra kontamplasyon yoluyla bilgiyi gözlemleme ve inceleme ve nihayet bunları yüksek şuurda özümleme şeklinde üç aşamalı bir spiritüel öğrenim söz konusudur.
zen meditasyonunda amaç, kişinin, ruhsal deneyimlerle, öz varlığına ve yüksek şuuruna erişmesidir. konsantrasyon objesi, iki temel zen sisteminden birinde, koan denilen, yanıtı aranan, şiir biçimindeki bilmecelerdir.
meditasyon uygulamalarına çeşitli biçimler altında, sufilik ve musevilik’te de rastlanır.
"transandantal meditasyon" (tm) denilen sistem ise, hintli maharishi mahesh yogi tarafından geliştirilmiş, kişisel mantra’ların kullanıldığı bir meditasyon sistemi olup, 1960’lı ve 70’li yıllarda batı’da geniş bir izleyici kitlesi edinmiştir.
582 /

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol