temiz siyaset yapan birkaç politikacıdan biri idi. o da ayrıldı şimdi aramızdan.
algonquin kabilesinde rüya gören ya da şaman anlamına gelen bir terimdir.pow wow amerikan ordularıyla savaşmadan önce kızılderililerin şaman ritüeli olarak toplanmalarını sembolize eder.amerikan orduları sioux kızılderilini 1890da wounded knee çayının kenarına getirdiler. ertesi gün, soğuktan donmak üzere olan big foot ,diğer kızılderililerle birlikte bu dansı yaptı.ghost dance ve diğer kızılderili danslarında olduğu gibi bu dansta da önemli olan; yaşam döngüsü diye tabir ettikleri çemberi dansederek tamamlamaktır.
bir tür kızılderililerin değiş tokuş şeklinde gerçekleşen bayramlarına şinok dilinde verilen isim.
potlaç bölgenin ticaret ve ulaşımda kullanılan şinok diliyle bütün batı kıyısına yayılmıştır, hem beslemek hem de tüketmek anlamındadır.
o zamanlar kabilenin yıl boyunca çektiği sıkıntıların atlatıldığı, herkesin mutlu olduğu baharda yapılan ve bir ay süren potlaç, bol müzikli ve danslı geçerdi. herkesin elinde kalan giysi, yiyecek ve içecekler bir araya toplanır, kabile yaşlılarının denetiminde herkese eşit biçimde dağıtılırdı. yediklerini yer, yiyemediklerini yakarlar, postları da paylaşırlardı. burada amaç, farklılıkların sürekli olmamasını sağlamaktı. eşitsizliği önlemek için tekrar eşitlik noktasına dönmekti.
bu armağan şenlikleri evlenme ve cenaze törenlerinde, yeni bir kutsal direğin dikilmesi veya olağanüstü zenginlikte bir balık avının gerçekleşmesinin de kutlanmasında yapılıyordu. tlingit, hayda, çimşiyan, kakiutl ve bilhula oymakları araştırmacılara zengin malzeme sağlamışlardır.
potlaç bölgenin ticaret ve ulaşımda kullanılan şinok diliyle bütün batı kıyısına yayılmıştır, hem beslemek hem de tüketmek anlamındadır.
o zamanlar kabilenin yıl boyunca çektiği sıkıntıların atlatıldığı, herkesin mutlu olduğu baharda yapılan ve bir ay süren potlaç, bol müzikli ve danslı geçerdi. herkesin elinde kalan giysi, yiyecek ve içecekler bir araya toplanır, kabile yaşlılarının denetiminde herkese eşit biçimde dağıtılırdı. yediklerini yer, yiyemediklerini yakarlar, postları da paylaşırlardı. burada amaç, farklılıkların sürekli olmamasını sağlamaktı. eşitsizliği önlemek için tekrar eşitlik noktasına dönmekti.
bu armağan şenlikleri evlenme ve cenaze törenlerinde, yeni bir kutsal direğin dikilmesi veya olağanüstü zenginlikte bir balık avının gerçekleşmesinin de kutlanmasında yapılıyordu. tlingit, hayda, çimşiyan, kakiutl ve bilhula oymakları araştırmacılara zengin malzeme sağlamışlardır.
manitu kimi amerika kızılderilileri tarafından kullanılan bir terim olup, algonquin kızılderilileri’ne göre, gözle görülmez, gizemli bir güçtür. insan kendisine sağladığı bireysel enerjiyi manitu’dan edinir. kabile şamanları insanlara yardım amacıyla bu güçle irtibat kurabilirler. bu güç siu kızılderilileri’nde wakan, iroquois kızılderilileri’nde ise orenda adını almıştır. kızılderililerdeki bu kavramın çeşitli kültürlere ait birçok tradisyonda prana, mana, qi ya da ch’i vb. gibi çeşitli adlarda belirtilen evrensel yaşam gücü kavramıyla hemen hemen eş olduğu görülmektedir. fakat kızılderili tradisyonlarında, manitu teriminin başına “yüce” sözcüğü getirildiğinde terim çok farklı bir anlam kazanır : “yüce manitu” tüm yaratılışı canlandıran, ahengi sağlayan, her şeyin en güçlüsü olan “ulu ruh” anlamına gelir.
(bkz: manitu)
lakhota kabilesi amerikan kızılderili kabilelerinden biridir ve yedi kabile grubundan birisini oluştururlar (büyük sioux ulusu) ve sioux dilinin üç büyük diyalektiğinden biri olan lakota dilini konuşurlar.
kabile üç büyük sioux grubunun en batısında kuzey ve güney dakotadaki topraklarda yaşamaktadır. lakotanın alt kabileleri brulé sioux, oglala sioux, sans arcs sioux, hunkpapa sioux, miniconjou sioux, blackfoot sioux and two kettles siouxdir.
kabile üç büyük sioux grubunun en batısında kuzey ve güney dakotadaki topraklarda yaşamaktadır. lakotanın alt kabileleri brulé sioux, oglala sioux, sans arcs sioux, hunkpapa sioux, miniconjou sioux, blackfoot sioux and two kettles siouxdir.
(bkz: lakhota)
cherokee, chickasaw, choctaw, creek ve seminole kabilelerine beyaz insan tarafından verilmiş bir isimdi. bu kabilelerin beyaz toplumlar arasında "uygar" olarak anılmasının sebebi, bu beş kabilenin plantasyon ve köle sahibi olmak da dahil olmak üzere sömürgecilerin adetlerini benimsemeleri ve genellikle komşularıyla iyi ilişkiler kurmalarıydı. beş uygar kabile, ülkenin diğer bölgelerine -özellikle günümüz oklahomasına yerleştirilmelerinden önce amerika birleşik devletlerinin güneydoğusunda yaşamaktaydı.
florida dolaylarında yaşayan bir kızılderili kabilesidir.
kuzey amerikanın orta güneyini uzun süre kontrol etmiş olan bir kızılderili kabilesi.
missisipide yaşıyan bir kızılderili kabilesi.
chickasawlar ile akrabalığı olan choctawların bir efsanesine göre, dev bir kızıl adam ilk önce nanih waya (kızıl dağ)ı sonrada choctaw kabilesini yaratmış. nanih waya, choctawlar için kutsal olan bir tepedir. bu tepenin üzerinde 1828 yılında önemli bir kurultay düzenlemişlerdir.
chickasawlar ile akrabalığı olan choctawların bir efsanesine göre, dev bir kızıl adam ilk önce nanih waya (kızıl dağ)ı sonrada choctaw kabilesini yaratmış. nanih waya, choctawlar için kutsal olan bir tepedir. bu tepenin üzerinde 1828 yılında önemli bir kurultay düzenlemişlerdir.
amerika birleşik devletlerideki kızılderili kabilelerinden biridir. bir zamanlar bugün mississippi olarak bilinen bölgede yaşayan chickasaw kabilesinin büyük kısmı günümüzde oklahomada yaşamaktadır. chickasaw kabilesi, chickasaw diline çok benzer bir dil kullanan choctawlarla akrabadır. (her iki kabilenin dili de muskogean dillerinin batı kanadında yer alır.)
"chickasaw", sözcüğün orijinali olan chikashshanın ingilizcedeki söyleniş biçimidir ve "asi" ya da "chicsadan gelen" anlamına gelir. chickasawlar iki gruba ayrılır: "impsaktea" ve "intcutwalipa". chickasawlar "beş uygar kabile"den birisidir ve kızılderililerin yer değiştirmesi sırasında zorla kızılderili topraklarına yerleştirildiler. chickasaw ulusu amerika birleşik devletleride federal olarak tanınmış en büyük 13. kabiledir.
"chickasaw", sözcüğün orijinali olan chikashshanın ingilizcedeki söyleniş biçimidir ve "asi" ya da "chicsadan gelen" anlamına gelir. chickasawlar iki gruba ayrılır: "impsaktea" ve "intcutwalipa". chickasawlar "beş uygar kabile"den birisidir ve kızılderililerin yer değiştirmesi sırasında zorla kızılderili topraklarına yerleştirildiler. chickasaw ulusu amerika birleşik devletleride federal olarak tanınmış en büyük 13. kabiledir.
16.yüzyılda kıtaya gelen avrupalılarla temasa geçinceye kadar kuzey amerikada yaşayan yerli halktır. amerika birleşik devletlerinin doğu ve güneydoğusunda yaşarken yurtlarından zorla sürülmüş ve platolarda yaşamaya mahkum edilmişlerdir. beş uygarlaştırılmış kabileden biridir.
günümüzde federal hükümet cherokee nüfusunun 250 bin kadar olduğunu kabul etmektedir. cherokee organizasyonlarının olduğu yerleşim yerleri; oklahoma tahlequah, kuzey karolina, georgiada missouri ve alabama. diğer büyük ve küçük cherokee organizasyonları arkansas, missouri, tennessee gibi yerleşim yerlerinde bulunmaktadır.
günümüzde federal hükümet cherokee nüfusunun 250 bin kadar olduğunu kabul etmektedir. cherokee organizasyonlarının olduğu yerleşim yerleri; oklahoma tahlequah, kuzey karolina, georgiada missouri ve alabama. diğer büyük ve küçük cherokee organizasyonları arkansas, missouri, tennessee gibi yerleşim yerlerinde bulunmaktadır.
kolarado ve new mexico bölgesinde yaşamış olan bugünkü hopilerin ataları.
kolarado ve new mexico’nun engebeli mesalarında ve kanyonlarında kurulmuş olan, zamanla aşınmış pueblolar ve çarpıcı uçurum kentleri, kuzey amerikanın ilk halklarından olan anasazilerin (novajo dilinde ihtiyarlar anlamına gelen bir sözcük) yerleşim alanlarıdır.
m.ö 500 yılında, anasaziler kuzeybatı amerikadaki belirgin ilk köylerden bazılarını kurmuş olup avlanıyor ve mısır, kabak ve fasulye yetiştiriyorlardı. anasaziler yüzyıllar boyunca kalkınarak gelişmiş barajlar ve sulama ağları kurdular; başarılı ve belirgin bir çömlekçilik geleneği yarattılar; günümüz abddeki en çarpıcı arkeoloji alanları arasında bulunan çok odalı ve karmaşık yerleşim birimlerini sarp uçurumların kayalık yüzlerine oydular.
anasazilerin tarihi, yaşamak için seçtikleri güzel fakat haşin yöreye sıkı sıkıya bağlıdır. toprakta kazılmış basit çukur-evlerden oluşan ilk yerleşim birimleri, giderek toplantıların ve dinsel ayinlerin yapıldığı yeraltı mağaralarına (kiva) dönüştü. sonraki kuşaklar, kare biçiminde taş pueblolar yapmak için duvarcılık teknikleri geliştirdiler; fakat, anasazilerin yaşam biçimindeki en çarpıcı değişiklik, hala bilinmeyen nedenlerle, tepesi düz mesaların dik yamaçlarında oydukları şaşırtıcı ve çok katlı yerleşim birimlerine geçmeleri oldu.
buna karşın, 1300e gelindiğinde anasaziler, tekrar dönmeyi düşünmüş gibi, çömleklerini, aletlerini ve hatta giysilerini geride bırakarak yerleşim bölgelerini terk etmişler ve sanki tarihin derinliklerinde kaybolmuşlardı. vatanları, navajolar ve uteler gibi yeni kabileler ve daha sonra da ispanyol ve diğer avrupalı yerleşimciler gelinceye kadar bir yüzyıldan fazla boş kaldı.
kolarado ve new mexico’nun engebeli mesalarında ve kanyonlarında kurulmuş olan, zamanla aşınmış pueblolar ve çarpıcı uçurum kentleri, kuzey amerikanın ilk halklarından olan anasazilerin (novajo dilinde ihtiyarlar anlamına gelen bir sözcük) yerleşim alanlarıdır.
m.ö 500 yılında, anasaziler kuzeybatı amerikadaki belirgin ilk köylerden bazılarını kurmuş olup avlanıyor ve mısır, kabak ve fasulye yetiştiriyorlardı. anasaziler yüzyıllar boyunca kalkınarak gelişmiş barajlar ve sulama ağları kurdular; başarılı ve belirgin bir çömlekçilik geleneği yarattılar; günümüz abddeki en çarpıcı arkeoloji alanları arasında bulunan çok odalı ve karmaşık yerleşim birimlerini sarp uçurumların kayalık yüzlerine oydular.
anasazilerin tarihi, yaşamak için seçtikleri güzel fakat haşin yöreye sıkı sıkıya bağlıdır. toprakta kazılmış basit çukur-evlerden oluşan ilk yerleşim birimleri, giderek toplantıların ve dinsel ayinlerin yapıldığı yeraltı mağaralarına (kiva) dönüştü. sonraki kuşaklar, kare biçiminde taş pueblolar yapmak için duvarcılık teknikleri geliştirdiler; fakat, anasazilerin yaşam biçimindeki en çarpıcı değişiklik, hala bilinmeyen nedenlerle, tepesi düz mesaların dik yamaçlarında oydukları şaşırtıcı ve çok katlı yerleşim birimlerine geçmeleri oldu.
buna karşın, 1300e gelindiğinde anasaziler, tekrar dönmeyi düşünmüş gibi, çömleklerini, aletlerini ve hatta giysilerini geride bırakarak yerleşim bölgelerini terk etmişler ve sanki tarihin derinliklerinde kaybolmuşlardı. vatanları, navajolar ve uteler gibi yeni kabileler ve daha sonra da ispanyol ve diğer avrupalı yerleşimciler gelinceye kadar bir yüzyıldan fazla boş kaldı.
oglala lakota (siu) kızılderili kabilesinin ünlü şamanı (yerli dilinde wichasha wakan) ve büyüğü. kara geyik (yerli dilinde hehaka sapa).
on iki yaşında little big horn savaşına katıldı (1876) ve 1890 da olan yaralı diz katliamı nda yaralandı.
sonradan katolik olan ilk eşi katie war bonnett ile 1892 de evlendi ve ondan üç çocuğu oldu. eşinin 1903deki ölümünden sonra kendisi de vaftiz olup nicholas black elk adını almış ancak kabile gelenekleri ile vaftiz olduğu din arasında bir çatışma görmediğinden halkının manevi lideri olarak hizmet etmeye devam etmiştir. 1905de iki kız çocuk sahibi dul anna brings white ile evlenmiş ve kara geyikin bu eşinden de üç çocuğu olmuştu.
kara geyik anlatıyorhayatının sonuna doğru kendi yaşam öyküsünü ve siu dini törenlerini çeşitli yazarlarla paylaşmıştı (john neihardt ve joseph eyes brown). kızılderili hayatı ve dini hakkında önemli belge niteliği taşıyan anlatıları adı geçen yazarlarca kitaplaştırıldı.
on iki yaşında little big horn savaşına katıldı (1876) ve 1890 da olan yaralı diz katliamı nda yaralandı.
sonradan katolik olan ilk eşi katie war bonnett ile 1892 de evlendi ve ondan üç çocuğu oldu. eşinin 1903deki ölümünden sonra kendisi de vaftiz olup nicholas black elk adını almış ancak kabile gelenekleri ile vaftiz olduğu din arasında bir çatışma görmediğinden halkının manevi lideri olarak hizmet etmeye devam etmiştir. 1905de iki kız çocuk sahibi dul anna brings white ile evlenmiş ve kara geyikin bu eşinden de üç çocuğu olmuştu.
kara geyik anlatıyorhayatının sonuna doğru kendi yaşam öyküsünü ve siu dini törenlerini çeşitli yazarlarla paylaşmıştı (john neihardt ve joseph eyes brown). kızılderili hayatı ve dini hakkında önemli belge niteliği taşıyan anlatıları adı geçen yazarlarca kitaplaştırıldı.
1913 yılında, olimpiyatlara katılan atletlerin amatör olması konusunda çok katı kurallar bulunmaktaydı. yarıştıkları için para ödülü alanlar, spor öğretmenleri ve daha önce profesyonellere karşı yarışmış olanlar amatör sporcu sayılmıyor ve olimpiyatlara katılmalarına izin verilmiyordu.
1913 ocak ayının sonlarına doğru abd gazeteleri, thorpe’un daha önce profesyonel beyzbol oynadığı hakkındaki iddiaları yayımladılar. ilk olarak hangi gazetenin bu iddiayı gündeme getirdiği belli olmasa da bulunabilen en erken baskı providence times gazetesine aittir, ancak iddiaların önce worcester telegram gazetesinde yayımlandığından sözedilir. hakikaten de thorpe 1909 ve 1910 yıllarında rocky mount, kuzey carolina’da doğu carolina ligi’nde profesyonel beyzbol oynamış ve bunun karşılığında da az miktarda para almıştır.
kamuoyu thorpe’un geçmişiyle çok ilgilenmediyse de amatör atletizm birliği (amateur athletic union – aau) ve özellikle birliğin sekreteri james e. sullivan bu olayı çok ciddiye almıştır. thorpe sullivan’a yarı-profesyonel olarak beyzbol oynadığını bildiren bir mektup göndermiştir:
...yalnızca basit bir yerli okul çocuğu olduğum ve böyle şeyler hakkında bir şey bilmediğim gerçeği nedeniyle kısmen mazur görülmeyi umuyorum. hakikaten de yanlış bir şey yaptığımı bilmiyordum çünkü bildiğim birçok kolej öğrencisinin yaptığını yapıyordum ancak onlar kendi isimlerini kullanmamışlardı...
mektubunun hiçbir faydası olmadı ve aau geçmişe yönelik olarak thorpe’un amatörlüğünü kaldırmaya karar verdi ve ioc’nin de aynı şekilde davranmasını önerdi. aynı yıl içinde ioc oybirliğiyle jim thorpe’un tüm olimpiyat madalyalarını, ödüllerini ve unvanlarını geri almayı kararlaştırdı ve onu profesyonel sporcu ilan etti.
thorpe para karşılığında oynamış olsa da diskalifiye edilmesi kuraldışıydı. 1912 olimpiyatları’nın kural kitapçığında herhangi bir karşı çıkmanın oyunların kapanış töreninden sonra 30 gün içinde yapılması gerektiği belirtilmişti. iddiaların gazetelerde yayımlanması 1913 ocak ayında yani stockholm oyunlarının bitişinden altı ay sonraya denk gelmektedir. aau ve ioc görevlilerinin bu kuraldan haberi olmadığı ya da bilerek dikkate almadıkları anlaşılmaktadır. ayrıca olimpiyat oyunlarından çok önce thorpe’un amatör statüsünün sorgulandığı ancak 1913 yılında bu iddialarla karşı karşıya kalana kadar aau tarafından dikkate alınmadığı hakkında bazı kanıtlar da bulunmaktadır.
bu olayın thorpe için tek olumlu yanı, profesyonel olduğunun ilanından sonra amerika ulusal beyzbol ligi’ndeki takımlardan teklifler almasıdır.
1913 ocak ayının sonlarına doğru abd gazeteleri, thorpe’un daha önce profesyonel beyzbol oynadığı hakkındaki iddiaları yayımladılar. ilk olarak hangi gazetenin bu iddiayı gündeme getirdiği belli olmasa da bulunabilen en erken baskı providence times gazetesine aittir, ancak iddiaların önce worcester telegram gazetesinde yayımlandığından sözedilir. hakikaten de thorpe 1909 ve 1910 yıllarında rocky mount, kuzey carolina’da doğu carolina ligi’nde profesyonel beyzbol oynamış ve bunun karşılığında da az miktarda para almıştır.
kamuoyu thorpe’un geçmişiyle çok ilgilenmediyse de amatör atletizm birliği (amateur athletic union – aau) ve özellikle birliğin sekreteri james e. sullivan bu olayı çok ciddiye almıştır. thorpe sullivan’a yarı-profesyonel olarak beyzbol oynadığını bildiren bir mektup göndermiştir:
...yalnızca basit bir yerli okul çocuğu olduğum ve böyle şeyler hakkında bir şey bilmediğim gerçeği nedeniyle kısmen mazur görülmeyi umuyorum. hakikaten de yanlış bir şey yaptığımı bilmiyordum çünkü bildiğim birçok kolej öğrencisinin yaptığını yapıyordum ancak onlar kendi isimlerini kullanmamışlardı...
mektubunun hiçbir faydası olmadı ve aau geçmişe yönelik olarak thorpe’un amatörlüğünü kaldırmaya karar verdi ve ioc’nin de aynı şekilde davranmasını önerdi. aynı yıl içinde ioc oybirliğiyle jim thorpe’un tüm olimpiyat madalyalarını, ödüllerini ve unvanlarını geri almayı kararlaştırdı ve onu profesyonel sporcu ilan etti.
thorpe para karşılığında oynamış olsa da diskalifiye edilmesi kuraldışıydı. 1912 olimpiyatları’nın kural kitapçığında herhangi bir karşı çıkmanın oyunların kapanış töreninden sonra 30 gün içinde yapılması gerektiği belirtilmişti. iddiaların gazetelerde yayımlanması 1913 ocak ayında yani stockholm oyunlarının bitişinden altı ay sonraya denk gelmektedir. aau ve ioc görevlilerinin bu kuraldan haberi olmadığı ya da bilerek dikkate almadıkları anlaşılmaktadır. ayrıca olimpiyat oyunlarından çok önce thorpe’un amatör statüsünün sorgulandığı ancak 1913 yılında bu iddialarla karşı karşıya kalana kadar aau tarafından dikkate alınmadığı hakkında bazı kanıtlar da bulunmaktadır.
bu olayın thorpe için tek olumlu yanı, profesyonel olduğunun ilanından sonra amerika ulusal beyzbol ligi’ndeki takımlardan teklifler almasıdır.
isveç’in başkenti stockholm’de yapılan 1912 yaz olimpiyatları’nda programa iki yeni atletizm dalı konmuştu: pentatlon ve dekatlon. 1906 yaz olimpiyatları’nda antik yunan oyunlarındakine benzer bir pentatlon karşılaşması yapılmıştı ancak 1912 yılında pentatlon karşılaşmaları uzun atlama, cirit atma, 200 metre kısa mesafe koşu, disk atma ve 1500 metre koşu dallarından oluşturulmuştu.
1880 yılından beri abd’de yapılmasına ve st.louis’deki 1904 yaz olimpiyatları’nda bir çeşit dekatlon karşılaşması yer almasına rağmen dekatlon karşılaşmaları atletizm içinde yeni bir daldı ve olimpiyatlardaki dekatlon abd versiyonundan farklıydı. carlisle atletizm takımında birçok dalda yarışan thorpe gibi çok yönlü bir atlet için bu iki yeni karşılaşma, biçilmiş kaftandı. dolayısıyla thorpe hem pentatlon hem de dekatlon için abd olimpiyat seçmeleri’ne katıldı.
üç karşılaşmayı kazanarak doğu bölgesi seçmelerini kolayca kazanan thorpe aralarında daha sonra uluslararası olimpiyat komitesi başkanı olacak avery brundage’in de bulunduğu pentatlon takımına seçildi. dekatlon takımı için yalnızca birkaç aday olması nedeniyle seçmeler iptal edildi. thorpe ilk ve tek dekatlon karşılaşmasına olimpiyatlarda katılacaktı.
thorpeun olimpiyatlardaki karşılaşma programı oldukça doluydu, çünkü pentatlon ve dekatlonun yanı sıra uzun atlama ve yüksek atlama dallarında da yarışıyordu. ilk karşılaşma pentatlon dalındaydı ve beş farklı dalın dördünü önde bitiren thorpe 1912 yılından önce hiç yarışmadığı cirit atmada üçüncü geldi. yarışma sonuçları karşılaşmalardaki sıralama puanlarına göre belirlense de, elde edilen derecelere göre de puanlama yapılıyordu. thorpe kendinden sonra gelen norveçli rakibi ferdinand bie’nin 400 puan önünde 4041.530 puan ile pentatlonda birinci geldi.
pentatlonda altın madalya kazandığı gün, yüksek atlama finallerine katılmaya da hak kazandı. finalde dördüncü olan thorpe uzun atlamayı da yedinci olarak bitirdi. thorpe’un son karşılaşması olan dekatlonda favori evsahibi hugo wieslander idi. ancak thorpe’un karşısında varlık gösteremeyen wieslander karşılaşmayı 700 puan geriden tamamladı. thorpe on dalın dördünde birinci geldi.
o zamanki âdetlere göre madalyalar atletlere oyunların kapanış töreninde veriliyordu. iki altın madalyanın yanı sıra thorpe dekatlon için isveç kralı v. gustav ve pentatlon için rus çarı ii. nikolay tarafından verilen iki ayrı başarı ödülünü de kazandı. kral gustav’ın thorpe’a ödülünü verirken "bayım, siz dünya üzerindeki en büyük atletsiniz," dediği ve thorpe’un da "teşekkürler, kral," dediği söylenmektedir.
thorpeun başarısı ülkesinde de dikkatleri çekti ve dönüşünde new york şehrinin ünlü broadway bulvarında konfetilerle karşılandı. thorpe daha sonraları bu karşılamayı şöyle anlatmıştır: "insanların çığlık çığlığa adımı haykırdıklarını duydum ve yalnızca bir kişinin nasıl bu kadar dostu olabileceğini anlayamadım."
thorpe, 1912 olimpiyatlarında atletizmin yanı sıra abd atletlerinden oluşan iki takımın yaptığı iki beyzbol gösteri karşılaşmasının birine de katılmıştır. tüm dünyanın daha sonra öğreneceği üzere bu thorpe’un beyzbolu ilk denemesi değildi.
1880 yılından beri abd’de yapılmasına ve st.louis’deki 1904 yaz olimpiyatları’nda bir çeşit dekatlon karşılaşması yer almasına rağmen dekatlon karşılaşmaları atletizm içinde yeni bir daldı ve olimpiyatlardaki dekatlon abd versiyonundan farklıydı. carlisle atletizm takımında birçok dalda yarışan thorpe gibi çok yönlü bir atlet için bu iki yeni karşılaşma, biçilmiş kaftandı. dolayısıyla thorpe hem pentatlon hem de dekatlon için abd olimpiyat seçmeleri’ne katıldı.
üç karşılaşmayı kazanarak doğu bölgesi seçmelerini kolayca kazanan thorpe aralarında daha sonra uluslararası olimpiyat komitesi başkanı olacak avery brundage’in de bulunduğu pentatlon takımına seçildi. dekatlon takımı için yalnızca birkaç aday olması nedeniyle seçmeler iptal edildi. thorpe ilk ve tek dekatlon karşılaşmasına olimpiyatlarda katılacaktı.
thorpeun olimpiyatlardaki karşılaşma programı oldukça doluydu, çünkü pentatlon ve dekatlonun yanı sıra uzun atlama ve yüksek atlama dallarında da yarışıyordu. ilk karşılaşma pentatlon dalındaydı ve beş farklı dalın dördünü önde bitiren thorpe 1912 yılından önce hiç yarışmadığı cirit atmada üçüncü geldi. yarışma sonuçları karşılaşmalardaki sıralama puanlarına göre belirlense de, elde edilen derecelere göre de puanlama yapılıyordu. thorpe kendinden sonra gelen norveçli rakibi ferdinand bie’nin 400 puan önünde 4041.530 puan ile pentatlonda birinci geldi.
pentatlonda altın madalya kazandığı gün, yüksek atlama finallerine katılmaya da hak kazandı. finalde dördüncü olan thorpe uzun atlamayı da yedinci olarak bitirdi. thorpe’un son karşılaşması olan dekatlonda favori evsahibi hugo wieslander idi. ancak thorpe’un karşısında varlık gösteremeyen wieslander karşılaşmayı 700 puan geriden tamamladı. thorpe on dalın dördünde birinci geldi.
o zamanki âdetlere göre madalyalar atletlere oyunların kapanış töreninde veriliyordu. iki altın madalyanın yanı sıra thorpe dekatlon için isveç kralı v. gustav ve pentatlon için rus çarı ii. nikolay tarafından verilen iki ayrı başarı ödülünü de kazandı. kral gustav’ın thorpe’a ödülünü verirken "bayım, siz dünya üzerindeki en büyük atletsiniz," dediği ve thorpe’un da "teşekkürler, kral," dediği söylenmektedir.
thorpeun başarısı ülkesinde de dikkatleri çekti ve dönüşünde new york şehrinin ünlü broadway bulvarında konfetilerle karşılandı. thorpe daha sonraları bu karşılamayı şöyle anlatmıştır: "insanların çığlık çığlığa adımı haykırdıklarını duydum ve yalnızca bir kişinin nasıl bu kadar dostu olabileceğini anlayamadım."
thorpe, 1912 olimpiyatlarında atletizmin yanı sıra abd atletlerinden oluşan iki takımın yaptığı iki beyzbol gösteri karşılaşmasının birine de katılmıştır. tüm dünyanın daha sonra öğreneceği üzere bu thorpe’un beyzbolu ilk denemesi değildi.
söylentilere göre thorpe atletik kariyerine 1907’de carlisle’da atletizm pistinden geçerken üzerindeki elbiselerle hazırlıksız olarak 1,75 metrelik sıçrayışla okulun yüksek atlamacılarını geçmesiyle başlamıştır. bunun doğru olup olmadığı bilinmez ama kaydedilmiş en erken atletizm sonuçları 1907 yılına aittir. thorpe, atletizmin yanı sıra carlisle’da amerikan futbolu ve beyzbol, lacrosse (raket benzeri sopalarla oynanan bir tür çim hokeyi) ve hatta dans takımlarına da katılmıştır.
ulusal anlamda ilk olarak 1911 yılında okulunun futbol takımında farklı pozisyonlarda oynayarak dikkati çekti. carlisle’ın harvard takımını yendiği 18-13’lük maçta takımının tüm sayılarını thorpe yapmıştır. sezonu 11-1 tamamlayan carlisle sonraki sezon thorpe’un 25 ‘’touchdown’’ ve 198 sayısıyla (12 maçta) ulusal kolej şampiyonasına katılmıştır. carlisleın 1912 yılındaki karşılaşmaları içinde, west point karşısındaki etkileyici 27-6’lık galibiyet dikkat çeker. thorpe’un yaptığı 92 yardalık touchdown takım arkadaşının yapmış olduğu penaltı yüzünden iptal edilmiş ancak thorpe bir sonraki oyunda 97 yardalık bir touchdown yapmayı başarmıştır. thorpe 1911 ve 1912 yıllarında amerikan ulusal karmasına seçilmiştir.
o maç sırasında, daha sonra abd başkanı olacak olan dwight eisenhower thorpe’u engellemeye çalışırken dizini incitmiştir. eisenhower 1961 yılında yaptığı bir konuşmada thorpe’tan şöyle sözetmiştir: "zaman zaman doğuştan üstün yeteneklere sahip insanlarla karşılaşırız. aklıma jim thorpe geliyor. hayatında bir kere bile antrenmana çıkmamıştır ama bugüne kadar gördüğüm futbol oyuncularından daha iyi oynayabilirdi."
futbol thorpe’un en sevdiği spordu ve hep öyle kaldı. atletizm pistine ara sıra çıkıp yarışıyordu. yine de thorpe asıl ününü atletizm ile kazanmıştır.
ulusal anlamda ilk olarak 1911 yılında okulunun futbol takımında farklı pozisyonlarda oynayarak dikkati çekti. carlisle’ın harvard takımını yendiği 18-13’lük maçta takımının tüm sayılarını thorpe yapmıştır. sezonu 11-1 tamamlayan carlisle sonraki sezon thorpe’un 25 ‘’touchdown’’ ve 198 sayısıyla (12 maçta) ulusal kolej şampiyonasına katılmıştır. carlisleın 1912 yılındaki karşılaşmaları içinde, west point karşısındaki etkileyici 27-6’lık galibiyet dikkat çeker. thorpe’un yaptığı 92 yardalık touchdown takım arkadaşının yapmış olduğu penaltı yüzünden iptal edilmiş ancak thorpe bir sonraki oyunda 97 yardalık bir touchdown yapmayı başarmıştır. thorpe 1911 ve 1912 yıllarında amerikan ulusal karmasına seçilmiştir.
o maç sırasında, daha sonra abd başkanı olacak olan dwight eisenhower thorpe’u engellemeye çalışırken dizini incitmiştir. eisenhower 1961 yılında yaptığı bir konuşmada thorpe’tan şöyle sözetmiştir: "zaman zaman doğuştan üstün yeteneklere sahip insanlarla karşılaşırız. aklıma jim thorpe geliyor. hayatında bir kere bile antrenmana çıkmamıştır ama bugüne kadar gördüğüm futbol oyuncularından daha iyi oynayabilirdi."
futbol thorpe’un en sevdiği spordu ve hep öyle kaldı. atletizm pistine ara sıra çıkıp yarışıyordu. yine de thorpe asıl ününü atletizm ile kazanmıştır.
thorpe’un doğumu, tam adı ve etnik kökeni hakkında oldukça farklı bilgiler bulunmaktadır. kesin olarak bilinen thorpe’un yerli toprakları’nda doğduğudur ancak doğum sertifikası bulunamamıştır.
thorpe 28 mayıs 1887’de abd’de oklahoma eyaletinin prague şehri yakınlarında doğmuştur. tam adının james francis thorpe olduğu söylense de bu kanıtlanamamıştır. vaftiz sertifikasında adı "jacobus franciscus thorpe" olarak kaydedilmiştir.
annesinin ve babasının etnik kökeni farklı gruplardan gelmektedir. babası hiram thorpe’un irlandalı bir babası ve sac ve fox ulusu’ndan yerli bir annesi vardı. annesi charlotte vieux’nün babası fransız, annesi ise büyük sac savaşçısı şef black hawk’un (kara atmaca) soyundan gelen bir yerli idi. sac ve fox olarak yetiştirilen thorpe’un yerli dilindeki adı parlak yol anlamına gelen wa-tho-huk idi. sac ve fox ulusu’nda gelenek olduğu üzere thorpe doğumu sırasında meydana gelen bir olaydan esinlenerek adlandırılmıştı. doğduğu kulübeye giden yolu güneşışığının aydınlatması üzerine kendisine bu isim verilmiştir. bazı bilgilere göre hiram thorpe’un beş karısı ve toplam 19 çocuğu olmuştu ve bu çocukların en az on biri vieux’dendi.
thorpe ikiz kardeşi charlie ile birlikte stroud, oklahoma’daki yerli okuluna gitti. sekiz yaşındayken kardeşi charlie zatürreden öldü. okula kardeşinin yardımıyla devam eden thorpe kardeşinin ölümünden etkilendi ve birkaç kere okuldan kaçtı. bunun üzerine hiram thorpe oğlunu bir daha kaçmaması için lawrence, kansas’ta şu anda haskell yerli ulusları üniversitesi diye bilinen okula gönderdi. iki yıl sonra annesinin ölümüyle birlikte depresyona giren thorpe babasıyla birkaç kez tartıştıktan sonra okuldan kaçarak bir at çiftliğinde çalışmaya başladı.
1904 yılında babasının yanına dönen thorpe carlisle, pennsylvania’da bulunan carlisle yerli endüstri meslek okulu’na girmeye karar verdi. bu okulda iken amerikan futbol tarihinin başlarında en nüfuzlu koçlardan biri olan glenn scobey "pop" warner ile çalıştı. aynı yılın sonlarına doğru hiram thorpe’un ölmesi üzerine thorpe bir kere daha okulu bıraktı. birkaç yıl çiftlikte çalıştıktan sonra carlisle’a geri dönerek atletizm kariyerine başladı.
thorpe 28 mayıs 1887’de abd’de oklahoma eyaletinin prague şehri yakınlarında doğmuştur. tam adının james francis thorpe olduğu söylense de bu kanıtlanamamıştır. vaftiz sertifikasında adı "jacobus franciscus thorpe" olarak kaydedilmiştir.
annesinin ve babasının etnik kökeni farklı gruplardan gelmektedir. babası hiram thorpe’un irlandalı bir babası ve sac ve fox ulusu’ndan yerli bir annesi vardı. annesi charlotte vieux’nün babası fransız, annesi ise büyük sac savaşçısı şef black hawk’un (kara atmaca) soyundan gelen bir yerli idi. sac ve fox olarak yetiştirilen thorpe’un yerli dilindeki adı parlak yol anlamına gelen wa-tho-huk idi. sac ve fox ulusu’nda gelenek olduğu üzere thorpe doğumu sırasında meydana gelen bir olaydan esinlenerek adlandırılmıştı. doğduğu kulübeye giden yolu güneşışığının aydınlatması üzerine kendisine bu isim verilmiştir. bazı bilgilere göre hiram thorpe’un beş karısı ve toplam 19 çocuğu olmuştu ve bu çocukların en az on biri vieux’dendi.
thorpe ikiz kardeşi charlie ile birlikte stroud, oklahoma’daki yerli okuluna gitti. sekiz yaşındayken kardeşi charlie zatürreden öldü. okula kardeşinin yardımıyla devam eden thorpe kardeşinin ölümünden etkilendi ve birkaç kere okuldan kaçtı. bunun üzerine hiram thorpe oğlunu bir daha kaçmaması için lawrence, kansas’ta şu anda haskell yerli ulusları üniversitesi diye bilinen okula gönderdi. iki yıl sonra annesinin ölümüyle birlikte depresyona giren thorpe babasıyla birkaç kez tartıştıktan sonra okuldan kaçarak bir at çiftliğinde çalışmaya başladı.
1904 yılında babasının yanına dönen thorpe carlisle, pennsylvania’da bulunan carlisle yerli endüstri meslek okulu’na girmeye karar verdi. bu okulda iken amerikan futbol tarihinin başlarında en nüfuzlu koçlardan biri olan glenn scobey "pop" warner ile çalıştı. aynı yılın sonlarına doğru hiram thorpe’un ölmesi üzerine thorpe bir kere daha okulu bıraktı. birkaç yıl çiftlikte çalıştıktan sonra carlisle’a geri dönerek atletizm kariyerine başladı.
modern spor dünyasının en çok yönlü atletlerinden birisi sayılmaktadır. olimpiyatlarda pentatlon ve dekatlon dallarında altın madalya sahibi olan, amerikan futbolu’nda kolej ve profesyonel liglerde yıldız oyunculuk, amerika ulusal beyzbol ligi’nde (major league baseball) oyunculuk ve basketbolda kariyer yapmış bir sporcudur. olimpiyatlarda yarışmadan önce, ikinci beyzbol liginde iki sezon profesyonel olarak oynadığı ortaya çıkınca amatör yarışma kurallarına aykırı olması nedeniyle madalyalarını kaybetmiştir. ancak ölümünden otuz yıl sonra 1983’te bu madalyalar tekrar verilmiştir.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?