minneconjoi siouxlarından big footun öldürüldüğü yaralı diz katliamını ateşleyen danstır.1890da dakotalar arasında bir kurtarıcının gelip;topraklarını alan kişilerden kızılderilileri kurtaracağı inancı yaygınlaştı.bu durumu ayinsel bir gösteri haline getirerek hayalet dansını yapmaya başladılar.amerikan orduları bu dansı bağımsızlık hareketi olarak algılayıp yasakladı.lakotalar bu törenlere pine ridge ve rosebud reservasyonlarında da katılmıştı.rezervasyondaki ajanlar hükümete haber verdi ve şef oturan boğa bu dansı yaptığı için öldürüldü.bu dans circle of the life olarak tanımlanır ve dans ederken daireyi tamamlamak esastır.
güney amerikanın and dağlarındaki bölgelerinde , bir grubun konuştuğu, kızılderili dilleriyle yakın akraba olan bir dildir.
quechua konuşanlar kendi dillerini runa simi olarak adlandırırlar (runa "insan" ve simi "kelime", yani "insan kelimesi").
quechua konuşanlar kendi dillerini runa simi olarak adlandırırlar (runa "insan" ve simi "kelime", yani "insan kelimesi").
bir güney amerika yerli kavmi ve konuştukları dil. yaşam alanları and dağları çevresi olup ağırlıklı nüfus bolivyada bulunur(toplam nüfusun yaklaşık % 30-40 ı). ayrıca perunun güneyi (toplam nüfusun yaklaşık % 5 i) ve şilinin kuzeyinde (toplam nüfusun yaklaşık %0.3 ü) yaşarlar. çok az sayıda nüfus da ispanyol sömürgesi zamanında göç ettirildikleri ekvadordadır.
bolivya devlet başkanlığına 22 ocak 2006 da seçilen evo morales de bir aymara yerlisidir.
bolivya devlet başkanlığına 22 ocak 2006 da seçilen evo morales de bir aymara yerlisidir.
kuzey amerika yerlileri arasında ritüel amaçlı kullanılan tütün çubuğu. calumet veya şaman piposu şeklinde de adlandırılır.
barış çubuğu yapımında genellikle kızıl pipo taşı veya güney dakotadaki big stone lakein batısındaki coteau des prairiesden çıkarılan kızıl kil (catlinite) kullanılır.
barış çubuğu yapımında genellikle kızıl pipo taşı veya güney dakotadaki big stone lakein batısındaki coteau des prairiesden çıkarılan kızıl kil (catlinite) kullanılır.
kızılderili ritüel ve gelenekleri bölgeden bölgeye, kabileden kabileye değişmekle birlikte ritüellerde genellikle dualar, davul çalma ve ruhlar dünyasına armağanlar sunma gibi unsurlar içerir. buhar kulübesiyle ilişkili bazı ortak uygulamalar ve temel unsurlar şunlardır:
oryantasyon – kapı genellikle ateşe dönüktür ve ateş ile kulübe arasındaki ikiliği gösterir. bu ikilik çoğu kızılderili geleneğinde erkek-kadın veya yer-gök ikiliklerinin temsilidir. bir göl kenarında inşa edilen kulübe gölün ruhuyla temas amacıyla yapılmış olabilir.
inşa – kulübe genellikle büyük bir özenle ve kullanılan malzemeye ve çevreye saygıyla inşa edilir. çoğu gelenekte kulübe inşası sırasında tam bir sessizlik söz konusudur ancak bazen inşa sırasında davullar çalınır. bazı geleneklerde oruç tutulur.
giysi - geleneksel kulübelerde uygulamaya katılanlar basit bir giysi veya havluya sarınır.
sunular - tütün, tatlı bitkiler, sedir veya diğer bitkiler dua sırasında şükran göstergesi olarak sunulur. barış çubuğu veya mısır koçanı çubuğunda tütün tüttürülebilir, sıcak taşlara veya ateşe su serpilir. kişi kulübeye girmeden önce ruhlar dünyasından destek almak için kendini arındırır.
destek – çoğu kızılderili geleneğinde bir veya iki kişi (köpek askerler ) buhar kulübesinin dışında kalır ve töreni korur ve uygulayıcıya yardım eder.
oryantasyon – kapı genellikle ateşe dönüktür ve ateş ile kulübe arasındaki ikiliği gösterir. bu ikilik çoğu kızılderili geleneğinde erkek-kadın veya yer-gök ikiliklerinin temsilidir. bir göl kenarında inşa edilen kulübe gölün ruhuyla temas amacıyla yapılmış olabilir.
inşa – kulübe genellikle büyük bir özenle ve kullanılan malzemeye ve çevreye saygıyla inşa edilir. çoğu gelenekte kulübe inşası sırasında tam bir sessizlik söz konusudur ancak bazen inşa sırasında davullar çalınır. bazı geleneklerde oruç tutulur.
giysi - geleneksel kulübelerde uygulamaya katılanlar basit bir giysi veya havluya sarınır.
sunular - tütün, tatlı bitkiler, sedir veya diğer bitkiler dua sırasında şükran göstergesi olarak sunulur. barış çubuğu veya mısır koçanı çubuğunda tütün tüttürülebilir, sıcak taşlara veya ateşe su serpilir. kişi kulübeye girmeden önce ruhlar dünyasından destek almak için kendini arındırır.
destek – çoğu kızılderili geleneğinde bir veya iki kişi (köpek askerler ) buhar kulübesinin dışında kalır ve töreni korur ve uygulayıcıya yardım eder.
kuzey amerika yerlileri (kızılderililer) tarafından kullanılan törensel buhar banyosunun gerçekleştirildiği küçük yapıdır. çeşitli stillerde yapılan buhar kulübeleri vardır. kubbeli olanları kadar, kızılderili çadırları (tipi ) gibi olanları hatta yerde açılmış basit bir çukur şeklinde olanları da bulunur. kulübe dışında yakılan ateşte kızdırılan taşlar kulübenin ortasındaki bir deliğe yerleştirilerek kulübede yüksek sıcaklık sağlanır.
bazı kuzey amerika yerli halkları tarafından icra edilen dini bir seremonidir.
farklı yerli ulusları güneş dansını farklı şekillerde icra etmelerine rağmen törenlerdeki, dans etme, şarkı söyleme, davul çalma, vizyon tecrübesi, oruç ve bazı durumlarda vücuda çeşitli maddeler batırma (piercing) ve et sunuları gibi çoğu ortak unsuru içermektedir.
farklı yerli ulusları güneş dansını farklı şekillerde icra etmelerine rağmen törenlerdeki, dans etme, şarkı söyleme, davul çalma, vizyon tecrübesi, oruç ve bazı durumlarda vücuda çeşitli maddeler batırma (piercing) ve et sunuları gibi çoğu ortak unsuru içermektedir.
17.yüzyılda çindeki ming hanedanını yenmiş ve qing imparatorluğunu kurmuşlardır. qing imparatorluğu çini 1912 yılında çin xinhai devrimine kadar yönetmiştir. bu devrimle çin cumhuriyeti kurulmuştur.
nepalli bir halktır. 18 yyda hintli ermiş gorkhananın müritlerinden baba rawalın mevar tekkesine bağlı olanlarca kurulmuş, zamanla cemaatleşip daha sonra halklaşmış ve nepal krallığını kurmuşlardır. ingiliz koloni ordusunda cesaret, güç ve kararlılıkları ile ün salmışlardır.
başlangıçlarını anlatan efsanelere göre, gurkaların kurucusu sayılan, baba rawal, 8 yyda ermiş gorkhana ile bir av sırasında tanışır. gorkhana, baba rawalya kendisinin ileride gurkaların başına geçip çok ünlü bir komutan olacağını müjdeler. kukri denen, bugün de gurkaların simgesi sayılan bir hançeri hediye eder.
bundan sonra, o sırada kuzey-batı hindistan ve afganistana doğru ilerlemekte olan müslümanların ilerleyişlerini durdurmalarını ve onlarla savaşmasını ister. bunu kabul eden gorkhana, o zamanki adı gandar(kandahar) olan afganistanı müslümanlardan korur ve buralara kendi halkıyla yerleşip hükmeder. müslümanların ilerleyişi duraklar, ancak daha sonra 13-16 yyda türklerin yardımı ile hindistanda müslüman ilerleyişi devam eder.
maharaya diraj priti narayan şah (1769-1775), gurka soyundan, ilk olarak bir devlet kurarak buraya nepal krallığı adını verdi. 1814–1816 yılları arasında, gurka savaşında doğu hindistan şirketi ordusu ile çarpışan gurkalar, cesaret ve savaşcı yetenekleri ile ingilizlerin dikkatini çektiler. savaşın ardından bu halkın gücünden faydalanmak isteyen ingilizler, o sırada rana hanedanını başlatacak olan şiri tin maharaye yung bahadır ranayı başbakanlığa getirerek, kendisini gurkaları önceleri doğu hindistan şirketi ordusuna, sonraları koloni ordusuna kiralamak konusunda "ikna" ettiler. şiri bahadır rana, bugün bile napallilerce o dönemden sonra 100 yıl daha sürecek karanlık bir nepal tarihi yarattığı konusunda eleştirilmektedir.
kendilerini daha üstün gören brahma - hint asıllı gurkalar, sıradan askerler olarak ingiliz ordusunda yer almayı redettiklerinden, bu durumu çözebilmek amacıyla, kraliçeden bu kişileri daha yüksek sınıftan askerler olarak alabilmek için özel bir birlik kurulmasına karar verildi. tibet ve moğol asıllı gurkalar ise er olarak yer aldılar.
içlerinde başarılı olanlar çıkmış olsa da¹, ekseriyetle, kendileri için orduda ancak bir kaç derece yer bulabilmiş ve yüksek riskli hemen hemen tüm savaş ve harekatlarda yer almışlardır. ingilizler hindistanı terk ettikten sonra bile ingiliz ordusunda hala yer almaktadırlar. ancak şimdilerde açılan davalarda ingiliz kraliyet ordusunun gurkalara kanuna aykırı şekilde haksızlıklar yaptığını ileri sürmüşlerdir.
başlangıçlarını anlatan efsanelere göre, gurkaların kurucusu sayılan, baba rawal, 8 yyda ermiş gorkhana ile bir av sırasında tanışır. gorkhana, baba rawalya kendisinin ileride gurkaların başına geçip çok ünlü bir komutan olacağını müjdeler. kukri denen, bugün de gurkaların simgesi sayılan bir hançeri hediye eder.
bundan sonra, o sırada kuzey-batı hindistan ve afganistana doğru ilerlemekte olan müslümanların ilerleyişlerini durdurmalarını ve onlarla savaşmasını ister. bunu kabul eden gorkhana, o zamanki adı gandar(kandahar) olan afganistanı müslümanlardan korur ve buralara kendi halkıyla yerleşip hükmeder. müslümanların ilerleyişi duraklar, ancak daha sonra 13-16 yyda türklerin yardımı ile hindistanda müslüman ilerleyişi devam eder.
maharaya diraj priti narayan şah (1769-1775), gurka soyundan, ilk olarak bir devlet kurarak buraya nepal krallığı adını verdi. 1814–1816 yılları arasında, gurka savaşında doğu hindistan şirketi ordusu ile çarpışan gurkalar, cesaret ve savaşcı yetenekleri ile ingilizlerin dikkatini çektiler. savaşın ardından bu halkın gücünden faydalanmak isteyen ingilizler, o sırada rana hanedanını başlatacak olan şiri tin maharaye yung bahadır ranayı başbakanlığa getirerek, kendisini gurkaları önceleri doğu hindistan şirketi ordusuna, sonraları koloni ordusuna kiralamak konusunda "ikna" ettiler. şiri bahadır rana, bugün bile napallilerce o dönemden sonra 100 yıl daha sürecek karanlık bir nepal tarihi yarattığı konusunda eleştirilmektedir.
kendilerini daha üstün gören brahma - hint asıllı gurkalar, sıradan askerler olarak ingiliz ordusunda yer almayı redettiklerinden, bu durumu çözebilmek amacıyla, kraliçeden bu kişileri daha yüksek sınıftan askerler olarak alabilmek için özel bir birlik kurulmasına karar verildi. tibet ve moğol asıllı gurkalar ise er olarak yer aldılar.
içlerinde başarılı olanlar çıkmış olsa da¹, ekseriyetle, kendileri için orduda ancak bir kaç derece yer bulabilmiş ve yüksek riskli hemen hemen tüm savaş ve harekatlarda yer almışlardır. ingilizler hindistanı terk ettikten sonra bile ingiliz ordusunda hala yer almaktadırlar. ancak şimdilerde açılan davalarda ingiliz kraliyet ordusunun gurkalara kanuna aykırı şekilde haksızlıklar yaptığını ileri sürmüşlerdir.
patagonyanın yerli kabilelerinin ortak adıdır. ayrıca patagonyalılar olarak da anlandırılırlar.
erken avrupalı kaşiflerin hikayelerinde adı geçen güney amerikanın dev sakinleri patagonların tehuelçeler oldukları düşünülmektedir.
erken avrupalı kaşiflerin hikayelerinde adı geçen güney amerikanın dev sakinleri patagonların tehuelçeler oldukları düşünülmektedir.
ilk defa zamanın az bilinen bölgesi ve sahili olan patagonyada rastlanan efsanevi insan ırkıdır. ilk avrupalıların kayıtlarına göre, boylarının normal insan boyunun iki katını geçtiği, hatta bazı kayıtlara göre 3,5 - 4,5 metreyi bulduğu söylenir. yaşamış olması mümkün olmayan bu insanların varlığı, bölgedeki avrupalıların akıllarında, 18. yüzyılın sonlarında büyük ölçüde çürütülene dek 250 yıl kadar kalmıştır. ancak güney amerika efsaneleri birkaç dev kabile soyundan bahseder. örneğin, ortalama 7 fit (2,134 metre) boyunda ve kızıl saçlı oldukları söylenen perunun çancasları veya çanakları [1].
patagonlar hakkındaki ilk bilgi, 1520lerde dünyanın etrafını dolaşan ferdinand magellan ve mürettebatının onları güney amerika sahillerinde gördüklerini iddia etmeleridir. magellanın uzun yolculuğunun tarihçisi ve yolculuktan sağ çıkan az sayıdaki kişiden biri olan antonio pigafetta yerlilerle karşılaşmalarını ve boylarının normal insanın iki katı olduğunu yazmıştır:
"bir gün aniden çıplak ve dev boyutlarda bir adamı limanın sahilinde gördük, dans ediyordu, şarkı söylüyordu ve kafasına toprak atıyordu. kaptan-general magellan, adamlarımızdan birini devin yanına yolladı, o da aynı hareketleri barış işareti olarak yapacaktı. bunu yaparak, devi kaptan-generalin beklediği adacığa getirdi. dev, kaptan-generalin ve bizim yanımızda çok şaşırdı ve gökten geldiğimizi düşünerek parmağını havaya kaldırarak işaretler yaptı. o kadar uzundu ki ancak beline geliyorduk ve orantılıydı..."
pigafetta ayrıca magellanın bu insanlara "patagão" (veya patagoni ) adını bağışladığını kaydetmiş fakat bağışlamanın ayrıntılarını açıklamamıştır. pigafettanın zamanında bu ismin kaynağı olarak pata veya ayak olarak düşünüldüğü ve "patagonia" kelimesinin "büyük ayak toprakları" anlamına geldiği şeklinde yorumlanmıştır. ancak, bu da kökenbilim açısından tartışmalıdır, -gon sonekinin anlamı da açık değildir. yine de, "patagonia" ismi ve yerli halkın dev olduğu fikri, sabit kalmıştır. yeni dünyanın daha sonra yapılan ilk haritalarında bölge regio gigantum ("devlerin bölgesi") olarak adlandırılmıştır.
patagonlar hakkındaki ilk bilgi, 1520lerde dünyanın etrafını dolaşan ferdinand magellan ve mürettebatının onları güney amerika sahillerinde gördüklerini iddia etmeleridir. magellanın uzun yolculuğunun tarihçisi ve yolculuktan sağ çıkan az sayıdaki kişiden biri olan antonio pigafetta yerlilerle karşılaşmalarını ve boylarının normal insanın iki katı olduğunu yazmıştır:
"bir gün aniden çıplak ve dev boyutlarda bir adamı limanın sahilinde gördük, dans ediyordu, şarkı söylüyordu ve kafasına toprak atıyordu. kaptan-general magellan, adamlarımızdan birini devin yanına yolladı, o da aynı hareketleri barış işareti olarak yapacaktı. bunu yaparak, devi kaptan-generalin beklediği adacığa getirdi. dev, kaptan-generalin ve bizim yanımızda çok şaşırdı ve gökten geldiğimizi düşünerek parmağını havaya kaldırarak işaretler yaptı. o kadar uzundu ki ancak beline geliyorduk ve orantılıydı..."
pigafetta ayrıca magellanın bu insanlara "patagão" (veya patagoni ) adını bağışladığını kaydetmiş fakat bağışlamanın ayrıntılarını açıklamamıştır. pigafettanın zamanında bu ismin kaynağı olarak pata veya ayak olarak düşünüldüğü ve "patagonia" kelimesinin "büyük ayak toprakları" anlamına geldiği şeklinde yorumlanmıştır. ancak, bu da kökenbilim açısından tartışmalıdır, -gon sonekinin anlamı da açık değildir. yine de, "patagonia" ismi ve yerli halkın dev olduğu fikri, sabit kalmıştır. yeni dünyanın daha sonra yapılan ilk haritalarında bölge regio gigantum ("devlerin bölgesi") olarak adlandırılmıştır.
özellikle görülmeye değer yerleri şili tarafındaki torres del paine milli parkı ile arjantin tarafındaki perito moreno buzuludur.
turizm, özellikle şili için son yıllarda ana gelir kaynağı olmuştur.2003 yılında 80.000 turisten fazlasını tek başına torres del paine milli parkı çekmiştir.patagonya yoğunlukla kasım-şubat ayları olan yaz aylarında turist çeker.
diğer bir ekonomik kaynaksa arjantin tarafındaki koyun yetiştirmedir.özellikle 1930 ile 1970 yılları arasında ,yün üretimde patlama olmuş akabinde fiyatların düşmesiyle birçok köylü ,çiftliklerini elden çıkarmak zorunda kalmışlardır. zamanla birçok uluslararası moda şirketi bu çiftlikleri ele geçirererek, yenilemişlerdir. fiyatlar o günkü 0.75 e/kg seviyesindeyken bugün yine 5.75 e/kga yükselmiştir.
turizm, özellikle şili için son yıllarda ana gelir kaynağı olmuştur.2003 yılında 80.000 turisten fazlasını tek başına torres del paine milli parkı çekmiştir.patagonya yoğunlukla kasım-şubat ayları olan yaz aylarında turist çeker.
diğer bir ekonomik kaynaksa arjantin tarafındaki koyun yetiştirmedir.özellikle 1930 ile 1970 yılları arasında ,yün üretimde patlama olmuş akabinde fiyatların düşmesiyle birçok köylü ,çiftliklerini elden çıkarmak zorunda kalmışlardır. zamanla birçok uluslararası moda şirketi bu çiftlikleri ele geçirererek, yenilemişlerdir. fiyatlar o günkü 0.75 e/kg seviyesindeyken bugün yine 5.75 e/kga yükselmiştir.
düz alanlarında, pampas denilen bu yöreye özgü otluk steplerin hakimiyeti vardır.arjantin tarafı and dağlarının engel teşkil etmesinden dolayı şili tarafından daha kurak bir iklime sahiptir . şili kesimi ise valdivia yağmur ormanlarının etkisyle oldukça yağmur çeker. genel karakter olarak çok güçlü rüzgarlar eser. kutuplardan sonraki yeryüzünün en büyük buzul alanları şili kısmındadır.
güneyinde yarı antarktika ikliminin hüküm sürdüğü ateş toprakları (tierra del fuego) bulunur.bölgenin karakteristik hayvanları guanako, bir tür deve kuşu olan nandu ve kondor sayılabilir. ayrıca çok sayıda deniz kuşuna ve flamingoya ev sahipliği yapar.
güneyinde yarı antarktika ikliminin hüküm sürdüğü ateş toprakları (tierra del fuego) bulunur.bölgenin karakteristik hayvanları guanako, bir tür deve kuşu olan nandu ve kondor sayılabilir. ayrıca çok sayıda deniz kuşuna ve flamingoya ev sahipliği yapar.
şili ve arjantinin güneyindeki bölgedir. arjantindeki rio colorado ile şilideki bio bio nehirlerinin güneyi ile magellan boğazının kuzeyi arasında kalır. magellan bogazının guneyindeki ateş toprakları da patagonyaya dahil edilebilir. buzullar diyarı, vahşi ve büyüleyici doğanın hüküm sürdüğü, dünyanın eşsiz cennetlerinden biridir.
rivayete göre ferdinand magellan, ismini verdiği magellan bogazından geçerken bu topraklarda gördüğü guanako postlarına bürünmüş ve yüzleri boyalı yerlileri bir ispanyol öyküsündeki patagon adlı bir canavara benzeterek bölgeye bu adı vermiştir.
patagonya çok az yerleşim olan bir bölgedir.yerleşim ortama 2 kişi/km² dir. bu sayı hatta arjantinin santa cruz eyaletinde 1 kişinin altına düşer.
rivayete göre ferdinand magellan, ismini verdiği magellan bogazından geçerken bu topraklarda gördüğü guanako postlarına bürünmüş ve yüzleri boyalı yerlileri bir ispanyol öyküsündeki patagon adlı bir canavara benzeterek bölgeye bu adı vermiştir.
patagonya çok az yerleşim olan bir bölgedir.yerleşim ortama 2 kişi/km² dir. bu sayı hatta arjantinin santa cruz eyaletinde 1 kişinin altına düşer.
kuzey fransada coğrafi bir bölge. yukarı normandiya (haute-normandie) seine-maritime and eure, aşağı normandiya (basse-normandie) orne, calvados ve manche bölgelerinden oluşutr. normandiya dükalığı eskiden aşağı seine bölgesi, pays de caux ve batıda cotentin yarımadasına kadar olan bölgeyi içine alan kuzey fransada bağımsız bir dükalıktı.
nenetsler veya nenets halkı rusyade bir yerel halktır. 2002 yılı nüfus sayımına göre rusya federasyonunda 41,302 nenets yaşamaktadır. dilleri nenets dilidir.
bazen ingilizcedeki çoğul takısı olan (s) ile karıştırıldıkları için nenet şeklinde telaffuz edilmektedir.
nenetler içlerinde enets halkı, selkup ve nganasan halkının da dahil olduğu samoyedler grubu içine girerler.
iki büyük nenets grubu vardır: tundra nenetsleri ve orman nenetsleri. bazıları nenetslerin i.ö.3000lerde fin-ural dillerini konuşan gruplardan ayrıldıkları ve i.ö.200lerde türkçe ve altayca konuşan halklarla karışacakları doğuya göç eden gruplar olduğuna inanmaktadırlar.
nenetsler toprağa ve doğal kaynaklara saygı üzerinde duran şamanist ve animist bir inanç sistemine sahiptirler. klan temelli bir sosyal yapılanmaları vardır. nenets şamanlarına tadibya denir.
bazen ingilizcedeki çoğul takısı olan (s) ile karıştırıldıkları için nenet şeklinde telaffuz edilmektedir.
nenetler içlerinde enets halkı, selkup ve nganasan halkının da dahil olduğu samoyedler grubu içine girerler.
iki büyük nenets grubu vardır: tundra nenetsleri ve orman nenetsleri. bazıları nenetslerin i.ö.3000lerde fin-ural dillerini konuşan gruplardan ayrıldıkları ve i.ö.200lerde türkçe ve altayca konuşan halklarla karışacakları doğuya göç eden gruplar olduğuna inanmaktadırlar.
nenetsler toprağa ve doğal kaynaklara saygı üzerinde duran şamanist ve animist bir inanç sistemine sahiptirler. klan temelli bir sosyal yapılanmaları vardır. nenets şamanlarına tadibya denir.
8. yüzyıl ile 11. yüzyıl arasında, iskandinavya kıyılarında, britanya adalarında ve avrupa’nın kuzey kesimlerinde hüküm sürmüş olan savaşçı bir halktır. viking kelimesi, iskandinav dillerinde, bu kuzeyli savaşçılara verilen isimdir. aslında bir halktan ziyade bir kültürü temsilen kullanılır. o devirdeki viking halkına, iskandinavcada kuzeyli anlamına gelen nors denir.
vikingler batıya doğru ilerlerken, kardeş millet kabul edilen, bizans’ın batısını koruyan varangiyanlar da doğuya doğru ilerlemişlerdir. 8. ile 11. yüzyıllar arasında avrupa’da yaşanan bu döneme, tarihte viking devri denir.
vikingler denizci ve barbar bir kavimdir.berserk isimli savaşçıları dehşetengizdir.şu an ki isveç,norveç,danimarka ve izlanda halkı ve rusya’nın birazı torunları sayılır.
vikingler batıya doğru ilerlerken, kardeş millet kabul edilen, bizans’ın batısını koruyan varangiyanlar da doğuya doğru ilerlemişlerdir. 8. ile 11. yüzyıllar arasında avrupa’da yaşanan bu döneme, tarihte viking devri denir.
vikingler denizci ve barbar bir kavimdir.berserk isimli savaşçıları dehşetengizdir.şu an ki isveç,norveç,danimarka ve izlanda halkı ve rusya’nın birazı torunları sayılır.
keltlerin ilk kez keltoi tabiriyle anıldığı ilk yazılı kaynak yunanlı tarihçi hecataeusa (m.ö.517) aittir. hecataeus, kelt kabilelerini rhenaina (batı/güneybatı almanya) bölgesinde gösterir. yunan mitolojisine göre keltus herakles ve keltinin oğlu, bretannusun kızkardeşidir. keltus, keltlerin ilk atası haline gelmiştir. latincede celta herodotun gauller için kullandığı bir terim haline gelir. romalıların kullandığı celtae goidheller ve britonlar olarak ayrılan adalı keltleri değil kıta gaullere atıfla kullanılır.
modern ingilizcede terim edward lhuydun yazılarında (1707) kullanılır ve 17yüzyılın diğer bilginleri bu terimi büyük britanyanın ilk sakinlerinin tarihi ve dillerine atıfla kullanırlar.
günümüzde "kelt" ve "keltik" terimi (kelt ve keltik olarak telaffuz edilir) belirli bir etnik grup ve bu grubun dillerine atıfla kullanılır. seltik (celtic şeklinde yazılış değişmez) diye telaffuz edilen kullanım ise belirli spor takımlarının isimleriyle sınırlı olarak kullanılmaktadır (boston celtics, celtic f.c. gibi)
modern ingilizcede terim edward lhuydun yazılarında (1707) kullanılır ve 17yüzyılın diğer bilginleri bu terimi büyük britanyanın ilk sakinlerinin tarihi ve dillerine atıfla kullanırlar.
günümüzde "kelt" ve "keltik" terimi (kelt ve keltik olarak telaffuz edilir) belirli bir etnik grup ve bu grubun dillerine atıfla kullanılır. seltik (celtic şeklinde yazılış değişmez) diye telaffuz edilen kullanım ise belirli spor takımlarının isimleriyle sınırlı olarak kullanılmaktadır (boston celtics, celtic f.c. gibi)
tarihöncesi ve ilkçağ döneminde yaşayan avrupa kavimlerinin bir bölümüdür. dört bin yıl kadar önce keltler, anavatanları olan orta avrupadan göç ederek özellikle britanya adalarına, ispanyaya ve galyaya yerleştiler. savaşçı ve avcı oldukları kadar mükemmel çiftçiydiler. tekerlekli pulluğu ve fıçıyı icat ettiler. yayılmaları batıda, bronz çağının sonuna ve demir çağının başına denk gelir. sayısız göçleri sırasında yunanlıların, etrüsklerin, italyotların tekniklerini benimsediler; kazancılığı ve çömlekçiliği geliştirdiler. onların yaptığı yollara sonradan romalılar taş döşeyecekti. çoğu zaman birbirine rakip kabileler ve klanlar halinde toplanmış olan keltler, gerek yaşama biçimi, gerek kültür yönünden özgün bir halktı. ürünlerin koruyucusu sayılan kır tanrılarına taparlar, geleneklerin koruyucusu olan hem kâhin, hem yargıç niteliğindeki din adamlarının (drüitler) yönetiminde yaşarlardı.
m.s. i. yy.da romalılar tarafından kısmen yıkılan kelt uygarlığı, gene de, ortaçağa kadar yaşayageldi. bugün bile, bazı breton ve irlanda törelerinde bu uygarlığın varlığını sürdürdüğü görülür.
m.s. i. yy.da romalılar tarafından kısmen yıkılan kelt uygarlığı, gene de, ortaçağa kadar yaşayageldi. bugün bile, bazı breton ve irlanda törelerinde bu uygarlığın varlığını sürdürdüğü görülür.
güney iskandinavyanın gotland bölgesinde oturan bir germen kavmi. gotlar 2.yüzyıldan itibaren scythia, dacia ve pannoniada yaşamışlar 3.ve 4.yüzyıllarda bizansı yağma etmişler ve aryanizmi benimsemişlerdir. 5. ve 6.yüzyıllarda vizigotlar ve ostrogotlar şeklinde ikiye bölünmüşler ve iberya ve italyada roma imparatorluğunu kurmuşlardır.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?