arnor ve gondorun dúnedain kralıdır. elendil, andúnieden númenórean bir prensti. ikinci çağın 3319 yılında númenórun yıkılışından sonra elendil ve oğulları isıldur ve anárion, dokuz gemi ile orta dünyaya gelerek, orta dünyadaki dúnedain krallıklarını kurdular. uzun elendil, kuzeydeki arnor krallığında yaşamayı tercih etti ve arnor ile gondorun ilk yüksek kralı unvanını aldı; oğulları ise güneydeki gondor krallığında yaşadılar. ikinci çağın 3429 yılında sauron, dúnedain topraklarına saldırdı. bunu izleyen yıl içerisinde elfler ve insanlar arasındaki son müttefikliği oluşturuldu. orta dünyadaki elflerin son yüksek kralı gil-galad, elendilin dúnedainleri ile işbirliği yaptı. 3434 yılındaki dagorlad savaşında sauronun ordusu yenildi fakat yüzüklerin efendisi mordora kaçtı. bunu izleyen ve yedi yıl süren kuşatma sırasında anárion öldü. elendil ve gil-galad, karanlık kule önünde yapılan son düelloda sauronu yenmeyi başardılarsa da, kendileri de aynı çarpışmada öldüler. babasının kırık kılıcı narsil ile sauronun elinden tek yüzüğü kesip almak ise, isildura düştü.
arathron oğlu aragorn ve arwen undomielin oğulları.
(bkz: dobby)
noldor ve sindar kanı taşıyan yarı elf elrondun karısı idi.
güneşin ikinci çağının ortalarında celeborn ve galadrielin kızı olarak dünyaya geldi. anne tarafından noldor, baba tarafından sindar kanı taşıyodu. ismi, "gümüş kraliçe" anlamına gelen celebrian 3. çağın başlarında rivendell hükümdarı yarı-elf elrondla evlendi ve ona, elledan, elrohir ve arwen adında 3 çocuk verdi. 3. çağın 2510. yılında orklar tarafından saldırıya uğrayan celebrian, aldığı yaralar onu rahat bırakmayınca, huzur bulmak için batıdaki ölümsüz topraklara yelken açtı.
güneşin ikinci çağının ortalarında celeborn ve galadrielin kızı olarak dünyaya geldi. anne tarafından noldor, baba tarafından sindar kanı taşıyodu. ismi, "gümüş kraliçe" anlamına gelen celebrian 3. çağın başlarında rivendell hükümdarı yarı-elf elrondla evlendi ve ona, elledan, elrohir ve arwen adında 3 çocuk verdi. 3. çağın 2510. yılında orklar tarafından saldırıya uğrayan celebrian, aldığı yaralar onu rahat bırakmayınca, huzur bulmak için batıdaki ölümsüz topraklara yelken açtı.
yüzüklerin efendisi’nde, lord celeborn (keleborn), galadriel’in elf kocası, galadhrim lordu ve galadriel’in yanında lothlórien’in yöneticisidir. teleri elfidir. ilk çağda doriath prensidir. lórien lordu olarak üçüncü çağ’da tanınmıştır. elrond’un eşi celebrian’ın babası, dolayısı ile arwen akşamyıldızı’nın dedesidir. ayrıca ilk çağ elf kralı thingol’ün hısmıdır. celeborn, sindarin dilinde “(uzun) gümüşi ağaç” demektir.
kendisine, lórien lordu, galadhrim lordu veya ormanın lordu diye farklı şekillerde de hitap edilir. lothlórien’de sadece lord celeborn veya lord olarak anılır.
peter jackson’ın yüzük kardeşliği filminde bu rolü marton csokas oynamıştır.
celeborn’un soyu belirgin değildir. ilk olarak yüzüklerin efendisi’nde ortaya çıkmıştır, ve tolkien’in daha sonra yayımlanan silmarillion adlı eserinde adı geçmemektedir.
celeborn’un yüzüklerin efendisi’nden sonraki hayatı da geçmişi kadar belirsizdir. galadriel orta dünya’dan ayrıldığında, celeborn kalmıştır. fakat daha sonra, dördüncü çağ’da, valinor’a gitmek üzere orta dünya’dan ayrılmıştır. “aragorn ve arwen’in öyküsü”, kısa süre sonra lórien’in tamamen boşaltıdığını anlatır. celeborn’un, eski zamanların anılarını aktaran son kişi olduğu söylenir.
celeborn ayrıca tol eressëa’da büyüyen beyaz ağaç’ın adıdır. galathilion ağacını toğumundan büyümüştür, valinor’un iki ağacı’nın daha yaşlı olanıdır. númenor ve gondor’un ak ağaçları’nın atasıdır.
kendisine, lórien lordu, galadhrim lordu veya ormanın lordu diye farklı şekillerde de hitap edilir. lothlórien’de sadece lord celeborn veya lord olarak anılır.
peter jackson’ın yüzük kardeşliği filminde bu rolü marton csokas oynamıştır.
celeborn’un soyu belirgin değildir. ilk olarak yüzüklerin efendisi’nde ortaya çıkmıştır, ve tolkien’in daha sonra yayımlanan silmarillion adlı eserinde adı geçmemektedir.
celeborn’un yüzüklerin efendisi’nden sonraki hayatı da geçmişi kadar belirsizdir. galadriel orta dünya’dan ayrıldığında, celeborn kalmıştır. fakat daha sonra, dördüncü çağ’da, valinor’a gitmek üzere orta dünya’dan ayrılmıştır. “aragorn ve arwen’in öyküsü”, kısa süre sonra lórien’in tamamen boşaltıdığını anlatır. celeborn’un, eski zamanların anılarını aktaran son kişi olduğu söylenir.
celeborn ayrıca tol eressëa’da büyüyen beyaz ağaç’ın adıdır. galathilion ağacını toğumundan büyümüştür, valinor’un iki ağacı’nın daha yaşlı olanıdır. númenor ve gondor’un ak ağaçları’nın atasıdır.
orta dünya mitindeki iki büyücü. tolkien bu büyücüler üzerinde fazla durmamış ve okuyucular tarafından yaptıkları ve akibetleri çok merak edilen karakterler olmuşlardır.
orta dünyada rivendellin elf prensesi, yarı-elf elrond ile kraliçe celebrianın kızı olan hayali kişiliktir.
güneşin üçüncü çağının 241. yılında doğan arwen, döneminin en güzel kızı olarak kabul ediliyordu. elflerce akşam yıldızı olarak biliniyor ve insanlar tarafından undómiel ya da "akşam kızı" adıyla tanınıyordu. neredeyse üç bin yıl boyunca rivendell ve lothlóriende yaşadı. 2951 yılında dúnedain krallıklarının veliahtı aragorn ile karşılaştı ve ona aşık oldu. 2980 yılında sözlendiler fakat elrond, aragorn tahta çıkana dek bu evliliği yasakladı. aragornun yüzük savaşında yaptıkları, elrondun bu şartının yerine getirilmesini sağladı ve arwen aragornun kraliçesi oldu. bu arwen için çok cesur bir seçimdi çünkü evliliği ile tüm ölümlülerin ortak kaderini paylaşmayı da kabul ediyordu. aragorna birkaç kız ile bir oğlu doğurdu ve aragornun dördüncü çağın 120. yılındaki ölümüne dek, mutlu ve güzel bir hayat sürdüler. aragornun ölümünü izleyen yıl arwen, lothlóriene giderek, aragorn ile sözlendikleri cerin amrothda ölmeyi seçti.
güneşin üçüncü çağının 241. yılında doğan arwen, döneminin en güzel kızı olarak kabul ediliyordu. elflerce akşam yıldızı olarak biliniyor ve insanlar tarafından undómiel ya da "akşam kızı" adıyla tanınıyordu. neredeyse üç bin yıl boyunca rivendell ve lothlóriende yaşadı. 2951 yılında dúnedain krallıklarının veliahtı aragorn ile karşılaştı ve ona aşık oldu. 2980 yılında sözlendiler fakat elrond, aragorn tahta çıkana dek bu evliliği yasakladı. aragornun yüzük savaşında yaptıkları, elrondun bu şartının yerine getirilmesini sağladı ve arwen aragornun kraliçesi oldu. bu arwen için çok cesur bir seçimdi çünkü evliliği ile tüm ölümlülerin ortak kaderini paylaşmayı da kabul ediyordu. aragorna birkaç kız ile bir oğlu doğurdu ve aragornun dördüncü çağın 120. yılındaki ölümüne dek, mutlu ve güzel bir hayat sürdüler. aragornun ölümünü izleyen yıl arwen, lothlóriene giderek, aragorn ile sözlendikleri cerin amrothda ölmeyi seçti.
tolkien evreninde hayali kahraman (3. çağ 1 mart 2931 – 4. çağ 1 mart 120). insan ırkından dunedain arathorn ve gilraen’nin oğlu, arwen undomiel’in kocası. eldarion ve birçok kız çocuğunun babası. dundedain’in belki de en önemli lideri ve tekrar birleşmiş krallığın kralı. eriador kolcusu ve yüzük kardeşliğinin bir üyesi.
aragorn, 3. çağın 1 mart 2931 yılında, arathorn ve sarışın gilraen’nin oğlu olarak doğdu. henüz iki yaşındayken babası orklar tarafından öldürüldü ve dundedain’in efendisi ve isildur’un son varisi oldu. o ve annesi ayrıkvadi’de elrond’un bakımına alındılar.
mirasını dunedain’in düşmanlarından saklamak için aragorn ayrıkvadi’de, umut anlamına gelen estel adıyla tanındı. tam yirmi yaşına gelmeden ve lord elrondun oğullarıyla çıktığı maceralarda yiğitliğini kanıtladıktan sonra ona gerçek neslini ve ismini açıkladılar. o zaman elrond ona isildur’un varislerinin nesilden nesile taşıdığı aile yadigarları olan barahir’in yüzük’ünü ve elendil’in kılıcı narsil’in kırık parçalarını verdi. ama annuminas’ın asası’nı, onu kazanana kadar alıkoydu.
ertesi gün aragorn ayrıkvadi’nin bahçelerinde gezinirken arwen’le karşılaştı ve hemen onun güzelliğine, kadim bilgisine aşık oldu. ama arwen’e olan aşkı birçok yıl karşılık bulamadı. çünkü arwen yüzyıllar yaşamış bir elf, aragorn ise henüz daha çok genç olan bir ölümlüydü. o zaman ayrıkvadi’den ayrıldı ve otuz uzun yıl süren orta dünya’nın yabanındaki yolculuğuna başladı. bu zaman süresince sauron’a ve neden olduklarına karşı çalıştı.
bu yıllar sırasında gandalf’la dost oldular ve rohan hükümdarı ile thorongil diye bilindiği gondor’a gizlilik içinde hizmet etti. hizmetleri onu uzak batı’ya ve sauron’nun hizmetkarlarının yollarını öğrendiği doğu’ya getirdi.
gondor’dayken umbar’a doğru küçük bir filoya liderlik etti ve orada korsanların birçok gemisini yaktı ve kişisel olarak liman kaptanı’nı yıktı.
kırkdokuz yaşına geldiğinde aragorn, elf krallığı lothlorién’de dinlenmek istedi. o bilmemesine rağmen arwen bir süreliğine orda kalıyordu ve tekrar karşılaştılar. aragorn, geçen uzun yıllar boyunca büyük bir endam ve güce erişmişti ve bir elf beyi gibi görünüyordu. arwen sonunda aşkına döndü ve yazortası arifesi’nde, cerin amroth tepesi üzerinde bağlılıklarına dair birbirlerine söz verdiler. ve aşkının göstergesi olarak, aragorn arwen’e barahir’in yüzük’ünü verdi.
her ne kadar elrond buna çok üzülse de, aragorn ve kızı arasındaki sözü duyduğunda sessiz kaldı. bir yarı-elf olması ve erkek kardeşini 2. çağda bir ölümlü olarak kaybetmesi, bu aşkın sadece büyük bir kederi doğuracağını bildiriyordu.
kızının bir insanla evlenmesini kabul etmedi, bu insanlarin en büyüğü aragorn olsa dahi, ta ki gondor ve arnor kralı oluncaya kadar. kızının ölümsüzlüğünü bundan daha az bir şey için feda etmesine izin vermek istemiyordu. böylece aragorn yabana döndü ve aslinda krallikta gözü olmamasina rağmen dunedain tarafından kaybedilen krallığı tekrar ele geçirmek için araştırmalar yaptı.
birçok yıl dolaştı durdu, ta ki 3. çağın 3001 yılında gandalf’ın gelip ondan gollum’un aranıp yakalanmasında yardımını isteyene kadar. av uzun ve görünüşte umutsuz olduğunu kanıtladı. 3. çağ 3009 yılı gelmeden tekrar aradığı sırada, o zamanlar anduin vadisi ve kuyutormanı arıyordu, bütün yollar onu mordor sınırına götürdü. sonunda 3. çağın 3017 yılında onu ölü bataklıklar’da yakaladı ve gandalf’ın onu sorguladığı kuyutorman’daki thranduil’e götürdü.
daha sonra aragorn, yolgezer olarak bilindiği eriador’un yabanında, bir kolcu olarak birçok yıl geçirdi. o sıra daha sağlamlaştı,ormanda yaşamasını bilen biri oldu. o günlerin en usta avcısı haline geldi ve düşmanlarının tuzaklarından kaçmakta daha da ustalaştı. yüzlerce millik alanı ve buralarda yaşayan insanların hemen hepsini çok iyi biliyordu. yüzük savaşı’ndan bir yıl önce, zamanının çoğunu shire sınırına gözcülük ederek geçirdi.
gandalf’ın onu frodo’nun seyahati hakkında bilgilendirdiği için, gildor’un uyarısıyla hobbitlerin shire’dan ayrıldıklarını öğrendiğinde, onları bree’de kendisine yetişene kadar bekledi. onlara kara süvarilerin saldırılarından korunmalarında yardım etti ve sonra bree ve ayrıkvadi arasında uzanan uzun yol boyunca sahip olduğu tüm bilgi ve birikimi tüm zorluklara ve kara süvarilere karşı kullandı.
weathertop’da karasüvarilerin saldırısını geçiştirdi ve kadim iyileştirme tekniklerindeki engin bilgisini kullanarak, athelas’ı buldu ve frodo’nun yarası için kullandı. sahip olduğu kolcu özellikleri, weathertop ve ayrıkvadi arasındaki zor yolculukta ne kadar önemli ve gerekli olduğunu bir kez daha kanıtladı.
ayrıkvadi’de elrond’un divanı’na katıldı ve yüzük kardeşliği’nin bir üyesi seçildi. ama kardeşliğin diğer üyeleri yolculuk için dinlenip, hazırlanırken o, elrond’un oğullarına katılarak, tharbad’ın uzak güneyindeki greyflood nehrindeki görevlerine öncülük etti. döndüğünde, elendil’in kılıcı, narsil’in kırılmış parçaları tekrar dövüldü ve aragorn ona batı’nın ateşi anlamına gelen anduril adını verdi.
caradhras’ta, kızılboynuz geçidinin kullanılması imkansızlığını kanıtladığında, aragorn, daha önce bir kez oraya girdiğinden, moria’nın kullanılmasına karşı çıktı. ama gandalf’ın liderliğine boyun eğdi. büyücü khazad-dum köprüsü’nden düştüğünde, aragorn kardeşliğin lideri oldu, onları hemen lothlorién’de güvenliğe götürmek istedi.
lorién’den sonra gandalf’ın amacının ne olduğunu bilmediklerinden, aragorn grubu botlarla parth galen çayırlarına, amon hen, görme tepesinin altına getirdi. görme tahtında grubun geleceğini düşünüp taşındığı sırada, bir ork kuvveti onlara saldırdı. frodo ve sam kaçtılar ama merry ve pippin esir alındı. ve ne yazık ki boromir öldürüldü. aragorn gondorlu adamı kurtarmak için geç kalmıştı ve bu yüzden amon hen’e tırmanmasından çok büyük bir pişmanlık duydu.
boromir’in bedenini anduin’in sularına bıraktıktan sonra, yakalanmış hobbitleri kurtarmak için rohan otlaklarında bir kovalamacaya başladı. üç avcı günlerce yarıştı ama isengard’a doğru koşan orklara yetişemediler. onun yerine eomer’le karşılaştılar ve sonunda gandalf ak süvari olarak geri döndü. büyücü onlara hobbitlerin ağaçsakal’la birlikte güvenlikte olduklarını söyledi ve kendisiyle birlikte edoras’a gelmelerini istedi.
aragorn helm’s deep savaşında, surlarda tek başına düşman ordusuyla karşı karşıya gelerek ve birçok ork öldürerek çok cesur bir savaşçı olduğu kanıtladı. palantir in geriye alınmasından sonra hornburg kulesine geri döndü ve taşın gerçek kullanıcısı olarak onu kendi isteği doğrultusunda kullandı ve kendini sauron’a gösterdi. ayrıca aragorn palantiri gondor’un güney sahillerine yaklaşmakta olan korsanların filosunu görmek için kullandı. bu, onun görevi olan ölülerin yolu’ndaki seyahatine ikna etti.
korkusuzca yol’da ilerledi ve erech taşı’nda daha önce dunadana verdikleri sözlerinden dönen ölüleri çağırdı. hayalet ordu onu pelargir’e kadar izledi, en sonunda onu geçerek umbar’ın gemilerini darmadağın ettiler. aragorn ve limanın insanları gemilere bindiler ve rüzgarın ani değişikliğiyle anduin’in sularında hızlı bir şekilde gondor’a doğru yol aldılar.
aragorn savaşın gidişatını değiştirerek ve çayırların ortasında eomér’le karşılaşarak, pelennor çayırları savaşının son bölümüne gelmiş oldu. vekilharç kendisini çağırana kadar minas tirith’e kral olarak girmek istemediği için, oraya kolcu şeklinde giyinerek ilerledi. bir kere hızlı bir şekilde, faramir, eowyn ve merry’nin hayatlarını kurtardığı şifa evlerine gitmek için girdi.
mordor’un kara kapısı’nın önünde aragorn, sauron’un ağzı ile tartıştı ve büyücüyü kısa bir azim savaşıyla yendi. sauron’un ağzı’nın geriye çekilmesi ve sauron’un ordularının marannon’da dışarı çıkmasıyla, aragorn ordularını emri altına aldı ve kartalların yardımı ve tabii ki yüzük’ün yok edilmesiyle savaş kazanıldı
sonunda her şey geçmiş, sauron yok edilmiş ve kral dönmüştü. aragorn ve galip gelen ordu minas tirith’e döndü ve orada ona kral elessar olarak gandalf tarafından taç giydirildi. elfçe’de yolgezer anlamına gelen telcontari kendisine soyisim olarak aldı. ardından arwen ve elrond geldiler. elrond ona söz verdiğini yaptı ve yazortası arifesi’nde 3. çağın 3019 yılında aragorn ile arwen evlendiler.
elessar olarak gondor ve arnor’un yeniden birleşmiş krallığı’nı uzun süre idare etti. ve arwen ona bir erkek çocuk, eldarion ve birçok kız çocuğu verdi. ama sonunda, normal insanlardan üç kere daha fazla yaşamıştı, o da yoruldu ve zamanının geldiğini anladı. 4. çağın 120. yılının 1 mart’ında, kralların evi’nde kendisi için hazırlanmış taş yatağa kendi isteğiyle yattı. burada eldarion’a veda etti ve tacı ile asasını ona verdi. ve burada, arwen’e son kez elveda dedi ve bir daha asla uyanmayacağı son derin uykusuna daldı.
aragorn’a birçok isim verildi, arwen tarafından elftaşı, bree insanları tarafından yolgezer, minas tirith şifacıları tarafından iyileştirici, bilbo tarafından dunadan, bill eyrelti tarafından uzunbacak, eomer tarafından kanatayak gibi...
aragorn, 3. çağın 1 mart 2931 yılında, arathorn ve sarışın gilraen’nin oğlu olarak doğdu. henüz iki yaşındayken babası orklar tarafından öldürüldü ve dundedain’in efendisi ve isildur’un son varisi oldu. o ve annesi ayrıkvadi’de elrond’un bakımına alındılar.
mirasını dunedain’in düşmanlarından saklamak için aragorn ayrıkvadi’de, umut anlamına gelen estel adıyla tanındı. tam yirmi yaşına gelmeden ve lord elrondun oğullarıyla çıktığı maceralarda yiğitliğini kanıtladıktan sonra ona gerçek neslini ve ismini açıkladılar. o zaman elrond ona isildur’un varislerinin nesilden nesile taşıdığı aile yadigarları olan barahir’in yüzük’ünü ve elendil’in kılıcı narsil’in kırık parçalarını verdi. ama annuminas’ın asası’nı, onu kazanana kadar alıkoydu.
ertesi gün aragorn ayrıkvadi’nin bahçelerinde gezinirken arwen’le karşılaştı ve hemen onun güzelliğine, kadim bilgisine aşık oldu. ama arwen’e olan aşkı birçok yıl karşılık bulamadı. çünkü arwen yüzyıllar yaşamış bir elf, aragorn ise henüz daha çok genç olan bir ölümlüydü. o zaman ayrıkvadi’den ayrıldı ve otuz uzun yıl süren orta dünya’nın yabanındaki yolculuğuna başladı. bu zaman süresince sauron’a ve neden olduklarına karşı çalıştı.
bu yıllar sırasında gandalf’la dost oldular ve rohan hükümdarı ile thorongil diye bilindiği gondor’a gizlilik içinde hizmet etti. hizmetleri onu uzak batı’ya ve sauron’nun hizmetkarlarının yollarını öğrendiği doğu’ya getirdi.
gondor’dayken umbar’a doğru küçük bir filoya liderlik etti ve orada korsanların birçok gemisini yaktı ve kişisel olarak liman kaptanı’nı yıktı.
kırkdokuz yaşına geldiğinde aragorn, elf krallığı lothlorién’de dinlenmek istedi. o bilmemesine rağmen arwen bir süreliğine orda kalıyordu ve tekrar karşılaştılar. aragorn, geçen uzun yıllar boyunca büyük bir endam ve güce erişmişti ve bir elf beyi gibi görünüyordu. arwen sonunda aşkına döndü ve yazortası arifesi’nde, cerin amroth tepesi üzerinde bağlılıklarına dair birbirlerine söz verdiler. ve aşkının göstergesi olarak, aragorn arwen’e barahir’in yüzük’ünü verdi.
her ne kadar elrond buna çok üzülse de, aragorn ve kızı arasındaki sözü duyduğunda sessiz kaldı. bir yarı-elf olması ve erkek kardeşini 2. çağda bir ölümlü olarak kaybetmesi, bu aşkın sadece büyük bir kederi doğuracağını bildiriyordu.
kızının bir insanla evlenmesini kabul etmedi, bu insanlarin en büyüğü aragorn olsa dahi, ta ki gondor ve arnor kralı oluncaya kadar. kızının ölümsüzlüğünü bundan daha az bir şey için feda etmesine izin vermek istemiyordu. böylece aragorn yabana döndü ve aslinda krallikta gözü olmamasina rağmen dunedain tarafından kaybedilen krallığı tekrar ele geçirmek için araştırmalar yaptı.
birçok yıl dolaştı durdu, ta ki 3. çağın 3001 yılında gandalf’ın gelip ondan gollum’un aranıp yakalanmasında yardımını isteyene kadar. av uzun ve görünüşte umutsuz olduğunu kanıtladı. 3. çağ 3009 yılı gelmeden tekrar aradığı sırada, o zamanlar anduin vadisi ve kuyutormanı arıyordu, bütün yollar onu mordor sınırına götürdü. sonunda 3. çağın 3017 yılında onu ölü bataklıklar’da yakaladı ve gandalf’ın onu sorguladığı kuyutorman’daki thranduil’e götürdü.
daha sonra aragorn, yolgezer olarak bilindiği eriador’un yabanında, bir kolcu olarak birçok yıl geçirdi. o sıra daha sağlamlaştı,ormanda yaşamasını bilen biri oldu. o günlerin en usta avcısı haline geldi ve düşmanlarının tuzaklarından kaçmakta daha da ustalaştı. yüzlerce millik alanı ve buralarda yaşayan insanların hemen hepsini çok iyi biliyordu. yüzük savaşı’ndan bir yıl önce, zamanının çoğunu shire sınırına gözcülük ederek geçirdi.
gandalf’ın onu frodo’nun seyahati hakkında bilgilendirdiği için, gildor’un uyarısıyla hobbitlerin shire’dan ayrıldıklarını öğrendiğinde, onları bree’de kendisine yetişene kadar bekledi. onlara kara süvarilerin saldırılarından korunmalarında yardım etti ve sonra bree ve ayrıkvadi arasında uzanan uzun yol boyunca sahip olduğu tüm bilgi ve birikimi tüm zorluklara ve kara süvarilere karşı kullandı.
weathertop’da karasüvarilerin saldırısını geçiştirdi ve kadim iyileştirme tekniklerindeki engin bilgisini kullanarak, athelas’ı buldu ve frodo’nun yarası için kullandı. sahip olduğu kolcu özellikleri, weathertop ve ayrıkvadi arasındaki zor yolculukta ne kadar önemli ve gerekli olduğunu bir kez daha kanıtladı.
ayrıkvadi’de elrond’un divanı’na katıldı ve yüzük kardeşliği’nin bir üyesi seçildi. ama kardeşliğin diğer üyeleri yolculuk için dinlenip, hazırlanırken o, elrond’un oğullarına katılarak, tharbad’ın uzak güneyindeki greyflood nehrindeki görevlerine öncülük etti. döndüğünde, elendil’in kılıcı, narsil’in kırılmış parçaları tekrar dövüldü ve aragorn ona batı’nın ateşi anlamına gelen anduril adını verdi.
caradhras’ta, kızılboynuz geçidinin kullanılması imkansızlığını kanıtladığında, aragorn, daha önce bir kez oraya girdiğinden, moria’nın kullanılmasına karşı çıktı. ama gandalf’ın liderliğine boyun eğdi. büyücü khazad-dum köprüsü’nden düştüğünde, aragorn kardeşliğin lideri oldu, onları hemen lothlorién’de güvenliğe götürmek istedi.
lorién’den sonra gandalf’ın amacının ne olduğunu bilmediklerinden, aragorn grubu botlarla parth galen çayırlarına, amon hen, görme tepesinin altına getirdi. görme tahtında grubun geleceğini düşünüp taşındığı sırada, bir ork kuvveti onlara saldırdı. frodo ve sam kaçtılar ama merry ve pippin esir alındı. ve ne yazık ki boromir öldürüldü. aragorn gondorlu adamı kurtarmak için geç kalmıştı ve bu yüzden amon hen’e tırmanmasından çok büyük bir pişmanlık duydu.
boromir’in bedenini anduin’in sularına bıraktıktan sonra, yakalanmış hobbitleri kurtarmak için rohan otlaklarında bir kovalamacaya başladı. üç avcı günlerce yarıştı ama isengard’a doğru koşan orklara yetişemediler. onun yerine eomer’le karşılaştılar ve sonunda gandalf ak süvari olarak geri döndü. büyücü onlara hobbitlerin ağaçsakal’la birlikte güvenlikte olduklarını söyledi ve kendisiyle birlikte edoras’a gelmelerini istedi.
aragorn helm’s deep savaşında, surlarda tek başına düşman ordusuyla karşı karşıya gelerek ve birçok ork öldürerek çok cesur bir savaşçı olduğu kanıtladı. palantir in geriye alınmasından sonra hornburg kulesine geri döndü ve taşın gerçek kullanıcısı olarak onu kendi isteği doğrultusunda kullandı ve kendini sauron’a gösterdi. ayrıca aragorn palantiri gondor’un güney sahillerine yaklaşmakta olan korsanların filosunu görmek için kullandı. bu, onun görevi olan ölülerin yolu’ndaki seyahatine ikna etti.
korkusuzca yol’da ilerledi ve erech taşı’nda daha önce dunadana verdikleri sözlerinden dönen ölüleri çağırdı. hayalet ordu onu pelargir’e kadar izledi, en sonunda onu geçerek umbar’ın gemilerini darmadağın ettiler. aragorn ve limanın insanları gemilere bindiler ve rüzgarın ani değişikliğiyle anduin’in sularında hızlı bir şekilde gondor’a doğru yol aldılar.
aragorn savaşın gidişatını değiştirerek ve çayırların ortasında eomér’le karşılaşarak, pelennor çayırları savaşının son bölümüne gelmiş oldu. vekilharç kendisini çağırana kadar minas tirith’e kral olarak girmek istemediği için, oraya kolcu şeklinde giyinerek ilerledi. bir kere hızlı bir şekilde, faramir, eowyn ve merry’nin hayatlarını kurtardığı şifa evlerine gitmek için girdi.
mordor’un kara kapısı’nın önünde aragorn, sauron’un ağzı ile tartıştı ve büyücüyü kısa bir azim savaşıyla yendi. sauron’un ağzı’nın geriye çekilmesi ve sauron’un ordularının marannon’da dışarı çıkmasıyla, aragorn ordularını emri altına aldı ve kartalların yardımı ve tabii ki yüzük’ün yok edilmesiyle savaş kazanıldı
sonunda her şey geçmiş, sauron yok edilmiş ve kral dönmüştü. aragorn ve galip gelen ordu minas tirith’e döndü ve orada ona kral elessar olarak gandalf tarafından taç giydirildi. elfçe’de yolgezer anlamına gelen telcontari kendisine soyisim olarak aldı. ardından arwen ve elrond geldiler. elrond ona söz verdiğini yaptı ve yazortası arifesi’nde 3. çağın 3019 yılında aragorn ile arwen evlendiler.
elessar olarak gondor ve arnor’un yeniden birleşmiş krallığı’nı uzun süre idare etti. ve arwen ona bir erkek çocuk, eldarion ve birçok kız çocuğu verdi. ama sonunda, normal insanlardan üç kere daha fazla yaşamıştı, o da yoruldu ve zamanının geldiğini anladı. 4. çağın 120. yılının 1 mart’ında, kralların evi’nde kendisi için hazırlanmış taş yatağa kendi isteğiyle yattı. burada eldarion’a veda etti ve tacı ile asasını ona verdi. ve burada, arwen’e son kez elveda dedi ve bir daha asla uyanmayacağı son derin uykusuna daldı.
aragorn’a birçok isim verildi, arwen tarafından elftaşı, bree insanları tarafından yolgezer, minas tirith şifacıları tarafından iyileştirici, bilbo tarafından dunadan, bill eyrelti tarafından uzunbacak, eomer tarafından kanatayak gibi...
ejderha mızrağı destanındaki ana karakterlerden birisidir. hikayeye kızıl cübbeli bir büyücü olarak dahil olmuştur.
solace doğumlu raistlinin annesi rosamund, babası gilon majeredir. caramon isimli bir ikiz kardeşi ve annesinin önceki ilişkisinden, kitiara isimli üvey bir kızkardeşi vardır. raistlin ve ikiz kardeşi caramon, fiziksel olarak birbirlerinin zıttıdır. raistlin doğumundan itibaren zayıf ve sağlıksız bir insan olmuştur. ancak büyüye karşı yeteneği vardır ve kendini büyücü olarak geliştirmiştir.
solace doğumlu raistlinin annesi rosamund, babası gilon majeredir. caramon isimli bir ikiz kardeşi ve annesinin önceki ilişkisinden, kitiara isimli üvey bir kızkardeşi vardır. raistlin ve ikiz kardeşi caramon, fiziksel olarak birbirlerinin zıttıdır. raistlin doğumundan itibaren zayıf ve sağlıksız bir insan olmuştur. ancak büyüye karşı yeteneği vardır ve kendini büyücü olarak geliştirmiştir.
ejderha mızrağı destanı isimli kitap serisinde kitiara uth matara yoldaşlık eden mavi ejderha. asıl adı khellendrosdur. fakat dostlarının onu "skie" diye çağırmasına izin verir.
ejderha mızrağı serisinin 2. kitabı olan kış gecesi ejderhaları kitabının kapağında görülmektedir.
ejderha mızrağı serisinin 2. kitabı olan kış gecesi ejderhaları kitabının kapağında görülmektedir.
hogwarts cadılık ve büyücülük okulu müdürü olan dumbledore aynı zamanda dünyanın en güçlü büyücülerinden biri olarak sayılmaktadır. kibar, biraz ilginç ve güçlü yapısıyla merlin ve gandalf, saruman gibi tipik iyi büyücü özelliklerini taşımaktadır. harry potterın sorunlarını anlayışla karşılamasıyla ona diğer öğrencilerden daha iyi davrandığı söylenebilir. dumbledore, lord voldemortun tek korktuğu büyücü olarak tanınmaktadır.dumbledore,dünyanın en büyük büyücüsüdür.dumbledoreun yaşamı 150 yıl kadar sürmüştür.altıncı kitapta (melez prens) öldüğü iddia edilen büyücü,herkesin korktuğu ve sükunet sahibi bir büyücüdür.
uzun ve ince olarak betimlenen dumbledoreun uzun saç ve sakalları vardır. ünlü büyücünün, mavi gözleri, çok uzun ve kancalı bir burnu ve uzun parmakları vardır. yarım ay çerçeveli gözlükleri ve şaşalı cübbeleri ilk göze çarpan şeylerdir. sol dizinin üstünde londra metrosu haritasını gösteren bir yarası vardır. dumbledoreun çikolatalı kurbağa kartına göre oda müziği ve on lobutlu bowlingden hoşlanmaktadır. sihirli ya da sihirsiz bütün şekerli yiyeceklere karşı bir zaafı vardır. ofisini koruyan heykelin şifresini de genellikle bu tatlı isimlerinden seçer. bertie bottun binbir çeşit şekerlemelerini ise, gençliğinde kusmuk tadında bir tane yediğinden beri sevmemektedir. ancak, bertie bott 1930 doğumlu olduğu için, dumbledoreun "gençlik" ile neyi kastetitiği anlaşılamamıştır. en sevdiği tatlar ise, böğürtlen ve marmelattır. dumbledore, aynı zamanda bir örgü meraklısıdır.
yazarın böylesine bilge bir kişiye "albus dumbledore" ismini vermesi rasgele yapılmış bir seçim değildir. albus, latince "beyaz" anlamına gelir ve bilgelik ve aydınlanmayı temsil eder. dumbledore ise "yabanarısı" (ingilizce "bumblebee") anlamına gelmekle yazar tarafından özellikle seçilmiştir çünkü ingilizcede "bumble around", "etrafta dikkatsizce gezinmek" demektir. yazar dumbledoreu yaratırken onun hogwarts koridorlarında dolaştığını hayal ettiği için bu fiille ilintili bir isim seçmiştir.
dünya üzerindeki en güçlü büyücü olarak kabul edilir. oldukça yardımsever ve ilginç, ancak çok orjinal bir kişiliği vardır. lord voldemortun çekindiği yegane büyücü olduğu söylenmektedir.
uzun ve ince olarak betimlenen dumbledoreun uzun saç ve sakalları vardır. ünlü büyücünün, mavi gözleri, çok uzun ve kancalı bir burnu ve uzun parmakları vardır. yarım ay çerçeveli gözlükleri ve şaşalı cübbeleri ilk göze çarpan şeylerdir. sol dizinin üstünde londra metrosu haritasını gösteren bir yarası vardır. dumbledoreun çikolatalı kurbağa kartına göre oda müziği ve on lobutlu bowlingden hoşlanmaktadır. sihirli ya da sihirsiz bütün şekerli yiyeceklere karşı bir zaafı vardır. ofisini koruyan heykelin şifresini de genellikle bu tatlı isimlerinden seçer. bertie bottun binbir çeşit şekerlemelerini ise, gençliğinde kusmuk tadında bir tane yediğinden beri sevmemektedir. ancak, bertie bott 1930 doğumlu olduğu için, dumbledoreun "gençlik" ile neyi kastetitiği anlaşılamamıştır. en sevdiği tatlar ise, böğürtlen ve marmelattır. dumbledore, aynı zamanda bir örgü meraklısıdır.
yazarın böylesine bilge bir kişiye "albus dumbledore" ismini vermesi rasgele yapılmış bir seçim değildir. albus, latince "beyaz" anlamına gelir ve bilgelik ve aydınlanmayı temsil eder. dumbledore ise "yabanarısı" (ingilizce "bumblebee") anlamına gelmekle yazar tarafından özellikle seçilmiştir çünkü ingilizcede "bumble around", "etrafta dikkatsizce gezinmek" demektir. yazar dumbledoreu yaratırken onun hogwarts koridorlarında dolaştığını hayal ettiği için bu fiille ilintili bir isim seçmiştir.
dünya üzerindeki en güçlü büyücü olarak kabul edilir. oldukça yardımsever ve ilginç, ancak çok orjinal bir kişiliği vardır. lord voldemortun çekindiği yegane büyücü olduğu söylenmektedir.
draco, şu ana kadar seride belirtilen tüm malfoylar gibi slytherindendir. soluk bir yüzü, açık sarı saçları ve soğuk gri bakışları olan biri olarak anlatılan karakter, ailenin tek çocuğu olduğundan genellikle şımartılmaktadır.
draco, lucius malfoy ve narcissa malfoyun çocuğudur.
malfoy ailesi eski, aristokrat, gruplaşmış, çok zengin ve saf kanlıklarıyla gurur duyan bir ailedir. muggle doğumlu cadı ve büyücüler için büyük bir nefret besleyen ailenin malikanesi kuzey ingilterede wiltshiredadır. malfoyların bahsi geçen malikanede nesillerdir yaşadığı, malikanedeki ailenin ismini karalayabilecek kara ve aile yadigarı eşyaların saklandığı birçok çok sayıda gizli odacıkların bulunmasındandan varsayılabilir.
draco malfoy, harry potter serisindeki ilk görünümünü felsefe taşı kitabında yaptı. harryle ilk tanışmalarındaki tutumu harrye aptal ve kötü kuzeni, dudley dursleyi hatırlattı. harryle draconun düşmanlığı draconun "bazı büyücü ailelerin diğerlerinden daha iyi olduğunu yakında anlayacaksın potter. yanlış olanlarla arkadaşlık yapmak istemezsin. işte orda sana yardım edebilirim" sözüyle yaptığı işbirliği teklifini harrynin reddetmesiyle kesinleşmiştir. o zamandan beri harryle draco ezeli düşmanlardır.
draco, lucius malfoy ve narcissa malfoyun çocuğudur.
malfoy ailesi eski, aristokrat, gruplaşmış, çok zengin ve saf kanlıklarıyla gurur duyan bir ailedir. muggle doğumlu cadı ve büyücüler için büyük bir nefret besleyen ailenin malikanesi kuzey ingilterede wiltshiredadır. malfoyların bahsi geçen malikanede nesillerdir yaşadığı, malikanedeki ailenin ismini karalayabilecek kara ve aile yadigarı eşyaların saklandığı birçok çok sayıda gizli odacıkların bulunmasındandan varsayılabilir.
draco malfoy, harry potter serisindeki ilk görünümünü felsefe taşı kitabında yaptı. harryle ilk tanışmalarındaki tutumu harrye aptal ve kötü kuzeni, dudley dursleyi hatırlattı. harryle draconun düşmanlığı draconun "bazı büyücü ailelerin diğerlerinden daha iyi olduğunu yakında anlayacaksın potter. yanlış olanlarla arkadaşlık yapmak istemezsin. işte orda sana yardım edebilirim" sözüyle yaptığı işbirliği teklifini harrynin reddetmesiyle kesinleşmiştir. o zamandan beri harryle draco ezeli düşmanlardır.
genelde sadece goyle olarak hitap edilen karakter, draco malfoyun emirlerini yerine getirip onu takip eder. düşünme, büyü yapma, özgür düşünme ve okuma (malfoy tarafından belirtilmiştir) yeteneği olmayan goyle, diğerlerini korkutmak için sadece cüssesini ve gücünü kullanır.
goyle genellikle hep birçok yönden kendine benzeyen vincent crabbele beraber anılır. goyle genellikle crabbeden bile salak olarak bahsedilir. zümrüdüanka yoldaşlığında malfoy, crabbe ve pansy parkinsonla beraber sorgulayıcı ekibe katılmıştır.
goyle genellikle hep birçok yönden kendine benzeyen vincent crabbele beraber anılır. goyle genellikle crabbeden bile salak olarak bahsedilir. zümrüdüanka yoldaşlığında malfoy, crabbe ve pansy parkinsonla beraber sorgulayıcı ekibe katılmıştır.
hogwartsda gryffindor öğrencisiydi.okul yıllarında severus snapeten nefret ederdi.bu nefreti karşılıksız değildi.snape de jamesden nefret ederdi.bu nefretleri daha okullarındaki ilk yılda başlamıştı.james,snapeten nefret ettiği için onunla sık sık dalga geçerdi.ve okulda ki tüm öğrencilerin içinde onu küçük düşürürdü.bu küçük düşürmesinde en yakın arkadaşı sirius blackte ona yardım ederdi.ancak remus lupin bu olaylara katılmazdı.sınıf başkanı olmasına rağmen bu olayları engellemezdi.peter pettigrew ise bu olayları izlemekten zevk alırdı.james snapee sümsükus lakabını takmıştı.james ve sirius okulun en çalışkan ve en yaramaz öğrencileriydi.jamesın kardeşigibi sevdiği siriusa güveni tamdı.bu iki kanka en zorlu büyüleri bile öğrenci olmalarına karşı yapabiliyor ve bütün öğretmenleri şaşkına düşürüyordu.james pek ilgilenir ve onlara gösteriş yapmayı severdi.özellikle lily evans ile çok ilgilenirdi.ancak lily evans ondan nefret ederdi.okul sonrasında ise lily evans ile evlenmiş ve harry potter adlı bir çocukları olmuştur.okulda gryffindor quidditch takımında arayıcı pozisyonunda oynardı.çok iyi bir oyuncuydu.bu yeteneği harry pottera da geçmiştir.okuldan sonra lord voldemorta karşı olan zümrüdüanka yoldaşlığına katılmıştır.voldemortun elinden üç kez kaçmayı başarmıştır."godrics hollow" adlı kasabada lily evans ile yaşamaya başlamışlardır.ancak voldemortun peşlerinde olduğunu anlayınca kendilerini fidelius büyüsü ile saklamıştır.james sır tutucularının sirius olmasını ister ama sirius peter sır tutucusu olursa bunun voldemortun kafasını karıştırcağını düşünür ve sır tutucuyu peter yapar.ancak peter çift taraflı bir ajandır ve voldemorta potterların kaldığı yeri söyler.lord voldemort buraya gelir ve ilk önce jamesi öldürür.ondan sonra lilyi öldürür.ve harryi öldürmeye kalkar.ancak voldemort lilynin kendini harryi için canını feda etmesi nedeniyle ölümcül avada kedavra laneti geri tepmiştir.james potter,harry potterın içinde sevgi olarak yaşamaktadır.ve bu sevgi harrynin patronus büyüsünün çatalboynuzlu geyik şeklini almasıyla da anlaşılır.
harry potter roman dizisindeki hayali karakterlerden biri, ev cini. ilk olarak dizinin beşinci kitabı harry potter ve zümrüdüanka yoldaşlığı nda ortaya çıktı.
kreacher, romandaki "kötü" kişilerden biridir. "kreacher" adı, ingilizce yaratık anlamına gelen creature kelimesiyle eşseslidir. rowlingin burada bir söz oyunu yapmış olması muhtemeldir.
kreacher, harrynin dobbyden sonraki ikinci ev cinidir. ona gerek duymadığından dobby gibi onu da hogwarts mutfağında çalışmak üzere görevlendirmiştir.
kreacher, romandaki "kötü" kişilerden biridir. "kreacher" adı, ingilizce yaratık anlamına gelen creature kelimesiyle eşseslidir. rowlingin burada bir söz oyunu yapmış olması muhtemeldir.
kreacher, harrynin dobbyden sonraki ikinci ev cinidir. ona gerek duymadığından dobby gibi onu da hogwarts mutfağında çalışmak üzere görevlendirmiştir.
son zamanların en korkunç ve kötü büyücüsü, sihirli dünyaya korku salan lord voldemort, lily ve james potter`ı öldürdüğünde, harry`yi de öldürmeye çalışır, ama gönderdiği ölüm laneti harry`nin alnından geri teperek çarptığı lordu ölümcül derecede zayıflatır. lord voldemort kaçar ve sihir dünyası üzerinde kurduğu baskı kalkar. lord ve ölüm yiyenler denen yakın destekçileri, büyücüler ve normal insanlar dünyasında birçok işkence ve cinayetin sorumlusudur.
safkan bir anneden ve muggle bir babadan doğma bir melezdir. annesi onu bir muggle yetimhanesinde doğurur ve ismini koyduktan sonra hemen ölür. gerçek adı tom marvolo riddle dır. voldemort ise bu isimden uyarlanmıştır. yatakhane görevlilerince "tuhaf bir çocuk" diye tanımlanmıştır. yatakhanedeki diğer çocukların başına tomla tartışırlarsa tuhaf olaylar gelmektedir. tom yani voldemort çocukluğunda da insanları korkutmuş, zorbalık yapmış ve hatta kendi deyimiyle "cezalandırmış" tır. sinsi bir çocuktur, yaptıkları asla kendisiyle ilişkilendirilemez. çoğu büyücünün yapamadığı şeyi başarmış, çok kücükken bile sihir gücünü farketip insanlar üzerinde kullanmaya hatta onların canlarını yakmaya başlamıştır. 11 yaşında albus dumbledore tarafından hogwartsa davet edilir. hogwartsta slytherin binasına yerleştirilir, bilgiye açtır, ölümsüzlüğün sırlarını arar, ve bu yolda herkesden daha fazla ilerler. okula geldiği günden itibaren ailesini araştırır, özellikle babasının güçlü bir büyücü çıkmasını bekler.. uzun süren araştırmalardan sonra annesinin safkan babasının ise annesini daha hamileyken terkeden tom adında bir muggle olduğunu anlar, babasını öldürür. kendi adını değiştirir. tom marvolo riddle, i am lord voldemort un amagramıdır. okulda çok yetenekli, çok çalışkan ve çok zekidir, öğretmen ve öğrenciler ona hayrandır.. kısa zamanda öğrencilerden oluşan bir grup müridi olmuştur ve bu kişiler ilk ölüm yiyenleri oluşturmuştur. okuldan sonra ölümsüzlüğe giden çalışmalarında karanlık sanatlara öyle bir gömülmüştür ki türlü değişimler geçirmiştir, daha az insani bir hale bürünmüştür.
safkan bir anneden ve muggle bir babadan doğma bir melezdir. annesi onu bir muggle yetimhanesinde doğurur ve ismini koyduktan sonra hemen ölür. gerçek adı tom marvolo riddle dır. voldemort ise bu isimden uyarlanmıştır. yatakhane görevlilerince "tuhaf bir çocuk" diye tanımlanmıştır. yatakhanedeki diğer çocukların başına tomla tartışırlarsa tuhaf olaylar gelmektedir. tom yani voldemort çocukluğunda da insanları korkutmuş, zorbalık yapmış ve hatta kendi deyimiyle "cezalandırmış" tır. sinsi bir çocuktur, yaptıkları asla kendisiyle ilişkilendirilemez. çoğu büyücünün yapamadığı şeyi başarmış, çok kücükken bile sihir gücünü farketip insanlar üzerinde kullanmaya hatta onların canlarını yakmaya başlamıştır. 11 yaşında albus dumbledore tarafından hogwartsa davet edilir. hogwartsta slytherin binasına yerleştirilir, bilgiye açtır, ölümsüzlüğün sırlarını arar, ve bu yolda herkesden daha fazla ilerler. okula geldiği günden itibaren ailesini araştırır, özellikle babasının güçlü bir büyücü çıkmasını bekler.. uzun süren araştırmalardan sonra annesinin safkan babasının ise annesini daha hamileyken terkeden tom adında bir muggle olduğunu anlar, babasını öldürür. kendi adını değiştirir. tom marvolo riddle, i am lord voldemort un amagramıdır. okulda çok yetenekli, çok çalışkan ve çok zekidir, öğretmen ve öğrenciler ona hayrandır.. kısa zamanda öğrencilerden oluşan bir grup müridi olmuştur ve bu kişiler ilk ölüm yiyenleri oluşturmuştur. okuldan sonra ölümsüzlüğe giden çalışmalarında karanlık sanatlara öyle bir gömülmüştür ki türlü değişimler geçirmiştir, daha az insani bir hale bürünmüştür.
frank longbottom ve alice longbottomın oğlu olan nevilleın ailesi tanınmış ve sevilen büyücülerden olup lord voldemort’un dehşet hükümdarlığı döneminde çok işkence görmüşlerdi. şimdi ruhsal dengeleri bozuk olduğu için neville, büyükannesi augusta longbottom ile yaşamaktadır. ilk birkaç yıl onun kofti (büyücü aileden gelmesine rağmen büyü yapamayan kimse) olduğu düşünüldüyse de durum öyle değildi. neville oldukça unutkan olduğu için büyü yapma konusunda sorunlar yaşamaktadır. fakat özellikle bitkibilim dersinde becerikli olduğunu kanıtlamıştır.
neville yuvarlak yüzlü ve biraz kiloludur. tipik bir gryffindorlu gibi cesur ve yürekli olmasa da kendine özgü bir cesareti olduğunu bir defasında diğer gryffindorlulara haklı olduğu bir konuda karşı gelerek ve diğer bir zamanda da dayak yiyeceğini bile bile vincent crabbe ve gregory goyle’a saldırarak göstermiştir. gryffindorlu arkadaşları ona saygı gösterir ve savunur. özellikle hermione granger gerektiğinde onu kurtarır. severus snape ise onu sık sık acımasızca azarlar. trevor adında sürekli kaybettiği bir kurbağası vardır.
dumbledore ordusu üyesi olarak gerekli cesareti gösteren neville, sihir bakanlığında yaşanan olaylar esnasında yapmış olduklarından dolayı büyükannesi tarafından çok gururlandırılmıştır. yaşananlardan sonra büyükannesi nevillee kiraz ve tekboynuzlu at kılından olivander yapımı yeni bir asa almıştır.
neville yuvarlak yüzlü ve biraz kiloludur. tipik bir gryffindorlu gibi cesur ve yürekli olmasa da kendine özgü bir cesareti olduğunu bir defasında diğer gryffindorlulara haklı olduğu bir konuda karşı gelerek ve diğer bir zamanda da dayak yiyeceğini bile bile vincent crabbe ve gregory goyle’a saldırarak göstermiştir. gryffindorlu arkadaşları ona saygı gösterir ve savunur. özellikle hermione granger gerektiğinde onu kurtarır. severus snape ise onu sık sık acımasızca azarlar. trevor adında sürekli kaybettiği bir kurbağası vardır.
dumbledore ordusu üyesi olarak gerekli cesareti gösteren neville, sihir bakanlığında yaşanan olaylar esnasında yapmış olduklarından dolayı büyükannesi tarafından çok gururlandırılmıştır. yaşananlardan sonra büyükannesi nevillee kiraz ve tekboynuzlu at kılından olivander yapımı yeni bir asa almıştır.
sirius black`in erkek kardeşidir. eski bir ölüm yiyen dir. ama ölüm yiyen olmaktan vazgeçmesi nedeniyle lord voldemort tan gelen bir emirle öldürülmüştür.bazı tahminlere göre dumbledore gibi lord voldemort un horkuluklarını keşfeden ve 6. kitapta slytherinin madalyonu olan hortkuluğu yok eden r.a.b olduğu düşünülüyor ama henüz bir açıklama yapılmadı.
1 mart 1980 doğumludur. uzun boylu, zayıf, leylek bacaklı, çilli, sivri burunlu ve elleriyle ayakları kocamandır. ayrıca boyu da çok uzundur. gryffindor binasından ve harry potter’ın en yakın arkadaşıdır. ron’un beş erkek , bir kız kardeşi vardır. babası sihir bakanlığında çalışmaktadır. hayata olumlu bakan biridir. fakat fakir olmaktan ötürü de biraz hayal kırıklığı yaşar. altı kardeşi olan ron her zaman büyüklerinin eskilerini kullanır ve herhangi bir konuda ilk olması mümkün değildir. bill weasleynin cübbesini, charlie weasleynin eski asasını ve percy weasleynin eski faresini kullanır ve sahip olduğu şeyler hep ikinci eldir.
minerva mcgonagallın felsefe taşı için yaptığı satranç büyüsünü bozmuş, harry’nin bu aşamayı geçmesine yardımcı olmuştur. harry ile birlikte çeşitli olaylara karışırlar. bazen birbirleriyle konuşmazlar fakat yine de harry’nin en sadık arkadaşı ve yardımcısıdır. şimdilik kavga ve alaycılık aşamasında olsalar da, ileride hermione ile gelişecek romantik bir ilişkinin başlangıcındadır. ron’un ağabeyleri percy, bill, ve charlie hogwarts’tan mezun olmuşlardır. fred ve george ise ikizdir ve hala okuldadır. en küçük kardeş olan ginny weasley de hogwarts’taki ikinci yıllarında okula başlar.
ron üç yaşındayken fred oyuncak ayısını kocaman iğrenç bir örümceğe dönüştürmüştü. çünkü ron fredin oyuncak süpürgesini kırmıştı. oyuncak ayısına sarılmaya kalktığı zaman bir sürü örümcek bacağına dolanmıştır ve bu yüzden ron örümceklerden hoşlanmaz. fakat ölü olduklar zaman rahatsızlık duymaz.
5.sınıfta iken hermione granger`e aşık olmuştur. buna rağmen 6.sınıfta levander brownla güzel bir ilişki yaşamış fakat hermioneden de vazgeçememiştir.
minerva mcgonagallın felsefe taşı için yaptığı satranç büyüsünü bozmuş, harry’nin bu aşamayı geçmesine yardımcı olmuştur. harry ile birlikte çeşitli olaylara karışırlar. bazen birbirleriyle konuşmazlar fakat yine de harry’nin en sadık arkadaşı ve yardımcısıdır. şimdilik kavga ve alaycılık aşamasında olsalar da, ileride hermione ile gelişecek romantik bir ilişkinin başlangıcındadır. ron’un ağabeyleri percy, bill, ve charlie hogwarts’tan mezun olmuşlardır. fred ve george ise ikizdir ve hala okuldadır. en küçük kardeş olan ginny weasley de hogwarts’taki ikinci yıllarında okula başlar.
ron üç yaşındayken fred oyuncak ayısını kocaman iğrenç bir örümceğe dönüştürmüştü. çünkü ron fredin oyuncak süpürgesini kırmıştı. oyuncak ayısına sarılmaya kalktığı zaman bir sürü örümcek bacağına dolanmıştır ve bu yüzden ron örümceklerden hoşlanmaz. fakat ölü olduklar zaman rahatsızlık duymaz.
5.sınıfta iken hermione granger`e aşık olmuştur. buna rağmen 6.sınıfta levander brownla güzel bir ilişki yaşamış fakat hermioneden de vazgeçememiştir.
cadı olan eileen prens ile muggle olan tobias snape evliliğinden dünyaya gelen snape 1959 veya 1960 doğumludur. slytherin de okuyan ve safkanlığa inanan snape için bu durumun ne kadar kötü olduğunu tahmin etmek hiçte zor değildir.
sıska, soluk yüzlü, kanca burunlu, omuzlarına kadar inen yağlı saçları ve siyah cübbesiyle besili bir yarasaya benzer.
snape ile ilgili en eski bilgilerin başına dönersek, hogwartsa geldiğinde kara büyü konusunda öğretmenlerden bile fazla bilgisi olduğunu ve çok istediği slytherine seçildiğini belirtmemiz gerekir.
zaten slytherinin bu özelliğinden dolayı okul döneminde kurulan çetenin hemen hemen bütün üyeleri sonunda ölüm yiyen olmuştur. fakat voldemortun düşüşünden sonra saf değiştirerek bakanlık için casusluk yapmıştır. okuldan sonraki yaşamıyla ilgili ayrıntılar ise bilinmiyor.
bir dönem lord voldemortun yandaşlarına katılmış da olsa daha sonra taraf değiştirmiş, 1971 yılında hogwartsa dönüp iksir uzmanı ve slytherinin bina sorumlusu olmuştur. aslında gözü karanlık sanatlara karşı savunma dersindedir.
bu dersin öğretmeni olan remus j.lupinle çocukluktan beri rekabet içindedir. snape, james, lily, sirius, lupin ve pettigrewla aynı dönemdendir. onlara hep tuzaklar hazırlamış fakat bu tuzaklardan sıkılan sirius onu (eğer james potter son anda yetişmeseydi) yok etmiş olacaktı. bu olaydan sonra james ve siriusa daha fazla diş bilemeye başlamıştır. harry’yi sevmemesinin nedeni de budur. ayrıca nevillei de sevmez. çünkü nevillein ailesi de bir dönem voldemort yanlılarının peşindeydi. sadece slytherin öğrencilerini sever ve destekler.
okulun ilk yılında profesör quirrellin lord voldemort için çalıştığını ilk kez o gündeme getirmiştir. ayrıca harry süpürgeden düşmek üzereyken hayatını kurtarmıştır. dördüncü yılın sonunda ise, dumbledore hariç hiç kimse, harrynin voldemortun geri döndüğü iddialarına inanmazken, o harryye arka çıkmıştır.fakat bunun tek sebibi eski bir ölüm yiyen olduğundan dolayı kolunda bulunan kalıcı bir işaretin (bu işaret bütün ölüm yiyenlerde vardır) fazlasıyla acıması ve yanmasıdır.bu yanma olayı da lord voldemortun ölüm yiyenlerine kendi dönüşünü haber vermek için kullandığı bir metoddur.
1997 yılında hogwarts karanlık sanatlara karşı savunma dersinin öğretmeni olarak uzun zamandır beklediği fırsatı yakaladı. eğitim dönemi başlamadan önce draconun annesinin snapein evi olan spinners endde verdiği bozulmaz yemin nedeniyle bütün bir yıl boyunca draconun arkasını kolladı.
profesör trelawneyin dumbledorea anlattıklarını kapı arkasından dinleyerek duyduklarını voldemorta aktarmıştı. böylece voldemortun lily ve james potterı öldürmesine neden olmuştu. daha sonra dumbledoreu yaptığından duyduğu pişmanlığı ve ölüm yiyenler ile birlikte olmadığına inandırmıştı.
dumbledoreun ona sonsuz bir güveni vardı. safkan bir anne ile muggle bir babadan doğmasından dolayı voldemort gibi snape de utanç duyuyordu. her ne kadar çatal dili konuşamasada karanlık sanatlara karşı duygu ilgiyi hiç saklamamıştı.
ismi hakkında yazar, böylesine ciddi ve sert mizaçlı bir karaktere severus snape adını verirken, fransızca çok ciddi, sert, cezalandırıcı gibi anlamlara gelen severe kelimesinden esinlenmiştir.
sıska, soluk yüzlü, kanca burunlu, omuzlarına kadar inen yağlı saçları ve siyah cübbesiyle besili bir yarasaya benzer.
snape ile ilgili en eski bilgilerin başına dönersek, hogwartsa geldiğinde kara büyü konusunda öğretmenlerden bile fazla bilgisi olduğunu ve çok istediği slytherine seçildiğini belirtmemiz gerekir.
zaten slytherinin bu özelliğinden dolayı okul döneminde kurulan çetenin hemen hemen bütün üyeleri sonunda ölüm yiyen olmuştur. fakat voldemortun düşüşünden sonra saf değiştirerek bakanlık için casusluk yapmıştır. okuldan sonraki yaşamıyla ilgili ayrıntılar ise bilinmiyor.
bir dönem lord voldemortun yandaşlarına katılmış da olsa daha sonra taraf değiştirmiş, 1971 yılında hogwartsa dönüp iksir uzmanı ve slytherinin bina sorumlusu olmuştur. aslında gözü karanlık sanatlara karşı savunma dersindedir.
bu dersin öğretmeni olan remus j.lupinle çocukluktan beri rekabet içindedir. snape, james, lily, sirius, lupin ve pettigrewla aynı dönemdendir. onlara hep tuzaklar hazırlamış fakat bu tuzaklardan sıkılan sirius onu (eğer james potter son anda yetişmeseydi) yok etmiş olacaktı. bu olaydan sonra james ve siriusa daha fazla diş bilemeye başlamıştır. harry’yi sevmemesinin nedeni de budur. ayrıca nevillei de sevmez. çünkü nevillein ailesi de bir dönem voldemort yanlılarının peşindeydi. sadece slytherin öğrencilerini sever ve destekler.
okulun ilk yılında profesör quirrellin lord voldemort için çalıştığını ilk kez o gündeme getirmiştir. ayrıca harry süpürgeden düşmek üzereyken hayatını kurtarmıştır. dördüncü yılın sonunda ise, dumbledore hariç hiç kimse, harrynin voldemortun geri döndüğü iddialarına inanmazken, o harryye arka çıkmıştır.fakat bunun tek sebibi eski bir ölüm yiyen olduğundan dolayı kolunda bulunan kalıcı bir işaretin (bu işaret bütün ölüm yiyenlerde vardır) fazlasıyla acıması ve yanmasıdır.bu yanma olayı da lord voldemortun ölüm yiyenlerine kendi dönüşünü haber vermek için kullandığı bir metoddur.
1997 yılında hogwarts karanlık sanatlara karşı savunma dersinin öğretmeni olarak uzun zamandır beklediği fırsatı yakaladı. eğitim dönemi başlamadan önce draconun annesinin snapein evi olan spinners endde verdiği bozulmaz yemin nedeniyle bütün bir yıl boyunca draconun arkasını kolladı.
profesör trelawneyin dumbledorea anlattıklarını kapı arkasından dinleyerek duyduklarını voldemorta aktarmıştı. böylece voldemortun lily ve james potterı öldürmesine neden olmuştu. daha sonra dumbledoreu yaptığından duyduğu pişmanlığı ve ölüm yiyenler ile birlikte olmadığına inandırmıştı.
dumbledoreun ona sonsuz bir güveni vardı. safkan bir anne ile muggle bir babadan doğmasından dolayı voldemort gibi snape de utanç duyuyordu. her ne kadar çatal dili konuşamasada karanlık sanatlara karşı duygu ilgiyi hiç saklamamıştı.
ismi hakkında yazar, böylesine ciddi ve sert mizaçlı bir karaktere severus snape adını verirken, fransızca çok ciddi, sert, cezalandırıcı gibi anlamlara gelen severe kelimesinden esinlenmiştir.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?