çoğu zaman sessiz ve enigmatik bir görüntü çizen weequayler,coruscantın en alt kademelerinden, tatooinein en uzak çöl düzlüklerine kadar galaksinin her yerinde bulunurlar.
kalın bir derileri vardır ve kafaları saçsızdır. geleneksel olarak bir weequayin, kafasının bir yanında, örülmüş bir sorguç bulunur.
ağaç dünyası kashyyykta yaşayan, dev boyutlu wookieeler, en tecrübeli uzay yolcusu için bile etkileyici bir görüntü oluşturur.
korkutucu ve vahşi görüntülerine rağmen, wookieeler zeki, sofistike, sadık ve güvenilir yaratıklardır.
sadakat ve cesaret, wookiee toplumunda kutsal sayılır. barışçıl zamanlarında wookieeler nazik ve kibardırlar. ama çabuk öfkelenirler ve öfkeli bir wookiee, kendisini bu kadar sinirlendiren objeyi ortadan kaldırmadan yatışamaz.
galaktik cumhuriyet döneminde, wookiee gezegeni kashyyyk, senatoda temsil edilmesine rağmen, imparatorluk tarafından köle konumuna getirilmiş ve güçleri için kullanılmışlardır. gezegenleri işgal edilmiş ve özgür bir wookiee görmek çok zor hale gelmiştir.
belki de en iyi bilinen özgür wookiee, corellialı kaçakçı han solonun arkadaşı ve yardımcı pilotu chewbaccadır. chewbacca, imparatorluğun yenilgisinde ve halkının özgürlüğe kavuşmasında büyük bir rol oynamıştır.
korkutucu ve vahşi görüntülerine rağmen, wookieeler zeki, sofistike, sadık ve güvenilir yaratıklardır.
sadakat ve cesaret, wookiee toplumunda kutsal sayılır. barışçıl zamanlarında wookieeler nazik ve kibardırlar. ama çabuk öfkelenirler ve öfkeli bir wookiee, kendisini bu kadar sinirlendiren objeyi ortadan kaldırmadan yatışamaz.
galaktik cumhuriyet döneminde, wookiee gezegeni kashyyyk, senatoda temsil edilmesine rağmen, imparatorluk tarafından köle konumuna getirilmiş ve güçleri için kullanılmışlardır. gezegenleri işgal edilmiş ve özgür bir wookiee görmek çok zor hale gelmiştir.
belki de en iyi bilinen özgür wookiee, corellialı kaçakçı han solonun arkadaşı ve yardımcı pilotu chewbaccadır. chewbacca, imparatorluğun yenilgisinde ve halkının özgürlüğe kavuşmasında büyük bir rol oynamıştır.
tatooine yerlisi olan worrtler, körcesine aptaldırlar ve de uzaktan yenilebilecek gibi gözüken herşeye saldırırlar, metallerin, zehirli bitkilerin ve dev kayaların ölü worrtlerin karınlarında bulunduğu görülmüştür. daha çok insan boyundaki hedeflere saldırdıkları bilinse de, kendilerinden büyük şeylerden uzak dururlar. worttler parazit yakalayıcılar olarak evcilleştirilebilirler ama aptallıkları onların eğitilmesini zor kılar. sarayının yanındaki alışılmadık derecede fazla worrt nüfusundan dolayı hutt jabbanın birkaç worrtü evcil hayvan olarak tuttuğuna inanılırdı.
ikopiler naboo’nun bataklıkları ve ormanlarında yaşayan hem uçan hem yürüyen yerel hayvanlarıydı.
altın renginde kısa tüyleri olan iri bacaklı hayvanlardı ve gelişmiş kıvrık boynuzları vardı.
ikopiler naboo’nun bataklıkları ve ormanlarında yaşayan hem uçan hem yürüyen yerel hayvanlarıydı. altın renginde kısa tüyleri olan iri bacaklı hayvanlardı ve gelişmiş kıvrık boynuzları vardı.
altın renginde kısa tüyleri olan iri bacaklı hayvanlardı ve gelişmiş kıvrık boynuzları vardı.
ikopiler naboo’nun bataklıkları ve ormanlarında yaşayan hem uçan hem yürüyen yerel hayvanlarıydı. altın renginde kısa tüyleri olan iri bacaklı hayvanlardı ve gelişmiş kıvrık boynuzları vardı.
huttlar, galaksinin her tarafındaki kanundışı aktivitelere karışmış olan şişman ve midelerine düşkün bir ırktır.
bütün dış halka gezegenlerindeki ticareti kontrol edebilecek kadar güçlüdürler. bu mide bulandırıcı ırkın tanınmış bir üyesi olan jabba the hutt, uzun bir sure çalışmalarını tatooine’de sürdürmüştür.
hutt’lar ortalama 3 metre boyundadır ve kalın, yağlı bir ciltleri vardır. iki kısa kol, vücutlarının üst kısmında yer almaktadır. geniş ağızları ve küçük sarı ya da kırmızı gözleri vardır.
bütün dış halka gezegenlerindeki ticareti kontrol edebilecek kadar güçlüdürler. bu mide bulandırıcı ırkın tanınmış bir üyesi olan jabba the hutt, uzun bir sure çalışmalarını tatooine’de sürdürmüştür.
hutt’lar ortalama 3 metre boyundadır ve kalın, yağlı bir ciltleri vardır. iki kısa kol, vücutlarının üst kısmında yer almaktadır. geniş ağızları ve küçük sarı ya da kırmızı gözleri vardır.
gunganlar, naboo gezegeninin doğal yerleşimcileridir.
uzun süreler boyunca nefeslerini tutma kapasitesine sahip olan ciğerleriyle amfibik bir ırk olan gunganlar, hem su da hem de karada yaşayabilirler.
bir kaç farklı türü olmasına rağmen, gunganlar genellikle aynı fiziksel özellikleri taşırlar. uzun ve sakar görünümlü insansılar şeklindedirler. iskelet yapıları çok esnektir ve sert kemik yerine, kıkırdağa benzer bir maddeden oluşmuştur. bu da yüzlerinin çok ifadeli olmasını ve vücutlarının hasara dayanıklı olmasını sağlamıştır.
gunganların, yüzmek için güçlü bacak kasları vardır ve uzun yelken benzeri kulakları da onlara yardımcı olur. dört parmaklı elleri ve üç parmaklı ayakları vardır. dişi ve erkek gunganlar arasında çok belli bir görünüm farkı yoktur. dişiler, biraz daha ufak yapılı ve daha ince yüzlüdür. uzun kulaklarını genellikle başlarının arkasında bağlarlar.
gunganların uzun ve kaslı dili, naboo bataklıklarından diğer amfibikleri yakalayıp yemelerine fırsat vermektedir. dişleri büyük ve kuvvetlidir, kabuklu deniz hayvanlarının kabuğunu kırabilecek güçtedir. geniş burun delikleri, su altı yolculuklarında tamamen kapanmaktadır. bir çok kişi gunganları, ilkel olarak nitelendirirken, aslında bu ırk çok gelişmiş ve eşsiz bir teknoloji geliştirmiştir.
yapıların ve araçların ana yapılarını yetiştirmekte ve onları artistik ilhamlar ve organik çizgilerle süslemektedirler. bu yüzden gungan teknolojisi, sıvımsı ve keskin hatlardan oluşmayan bir görüntüye sahiptir.
gunganların teknolojisinin güç kaynağı, naboo okyanuslarının derinliğinden çıkarılan esrarengiz bir beyaz-mavi enerji maddesidir. bu plasmik materyal gungan silahlarının da temellerini oluşturmaktadır. gunganlar, enerji alanı teknolojisini bir çok şekilde kullanmaktadır.
su altı şehirleri, hidrostatik alanları, büyük atmosfer kabarcıkları yaratmakta kullanır. buna benzer olarak gungan askerleri, blaster atışlarını yansıtacak güce sahip koruyu enerji kalkanları yaratan portatif araçlar taşırlar, büyük savaşlarda, dev gungan kalkan jenaratörleri, laser ışınlarını ve fiziksel objeleri, kinetik enerjiyle durdurabilen büyük bir kalkan enerji şemsiyesi yaratırlar.
bu teknolojiye sahip olmalarına rağmen, gunganlar ulaşım için hala hayvanları tercih etmektedirler. en çok kullandıkları binek hayvanı ise, kanatsız bir sürüngen olan kaadu’dur. gunganlar bu hayvanı, tüylerle süsleyerek, savaşa gider. diğer bir favori binek hayvanı, büyük, inatçı falumbaset’dir. ağır yükler için, gunganlar, dokuz metre uzunluğunda, dört ayaklı bir bataklık kertenkelesi olan fambaa’yı evcilleştirmişlerdir.
gunganlar, büyük gungan ordusu adını verdikleri, kalabalık bir silahlı kuvvetlere sahiptir. bu askerler, plasma enerjisi fırlatabilen cesta, electropole ve atlatl silahları taşımaktadır. gunganlar, boss nass ve onun temsilciler konseyi tarafından yönetilmektedir. gezegenin insan yerleşimcileri ile aralarındaki ilişkiler pek iyi değildir. bir çok naboo’lu, gunganları ilkel olarak değerlendirmekte ve aşağı görmektedir. gunganlar da buna karşılık olarak, onlarla her türlü kontaktan kaçınmaktadır.
ticaret federasyonu naboo’yu işgal ettiğinde, boss nass, çatışmadan uzak kalmayı tercih etmiştir. gunganların izolasyonunun, onları yüzeyde olanlardan koruyacağını düşünmüştür ama yanılmaktadır. ticaret federasyonunun orduları bataklıklara saldırmış ve gungan’ları otoh gunga’yı terketmeye zorlamıştır.
gunganlar, naboo bataklıklarındaki kutsal yerlerine çekilirler. burada naboo kraliçesi amidala, boss nass’tan kendilerine yardım etmesini ister. kraliçenin sözlerinden etkilenen nass, gezegeni ticaret federasyonundan kurtarmak için naboo ile güçlerini birleştirmeyi kabul eder. ticaret federasyonunun droid ordusuyla yapılan savaşta, büyük gungan ordusundan bir çok asker hayatını kaybetmiştir. yine de, kraliçenin güçleri, ticaret federasyonunun droid kontrol gemisini havaya uçurup, federasyonun valisini ele geçirmeyi başarır ve naboo’ya özgürlüğünü kazandırır.
savaş sonrası kutlamalarda, boss nass, kraliçe amidala ile birlikte naboo’da barış ilan etmiştir. korku ve önyargı ile birbirlerinden uzak kalmış olan iki kültür, gezegenlerine olan sevgi sayesinde, sonsuza kadar birleşmiştir.
uzun süreler boyunca nefeslerini tutma kapasitesine sahip olan ciğerleriyle amfibik bir ırk olan gunganlar, hem su da hem de karada yaşayabilirler.
bir kaç farklı türü olmasına rağmen, gunganlar genellikle aynı fiziksel özellikleri taşırlar. uzun ve sakar görünümlü insansılar şeklindedirler. iskelet yapıları çok esnektir ve sert kemik yerine, kıkırdağa benzer bir maddeden oluşmuştur. bu da yüzlerinin çok ifadeli olmasını ve vücutlarının hasara dayanıklı olmasını sağlamıştır.
gunganların, yüzmek için güçlü bacak kasları vardır ve uzun yelken benzeri kulakları da onlara yardımcı olur. dört parmaklı elleri ve üç parmaklı ayakları vardır. dişi ve erkek gunganlar arasında çok belli bir görünüm farkı yoktur. dişiler, biraz daha ufak yapılı ve daha ince yüzlüdür. uzun kulaklarını genellikle başlarının arkasında bağlarlar.
gunganların uzun ve kaslı dili, naboo bataklıklarından diğer amfibikleri yakalayıp yemelerine fırsat vermektedir. dişleri büyük ve kuvvetlidir, kabuklu deniz hayvanlarının kabuğunu kırabilecek güçtedir. geniş burun delikleri, su altı yolculuklarında tamamen kapanmaktadır. bir çok kişi gunganları, ilkel olarak nitelendirirken, aslında bu ırk çok gelişmiş ve eşsiz bir teknoloji geliştirmiştir.
yapıların ve araçların ana yapılarını yetiştirmekte ve onları artistik ilhamlar ve organik çizgilerle süslemektedirler. bu yüzden gungan teknolojisi, sıvımsı ve keskin hatlardan oluşmayan bir görüntüye sahiptir.
gunganların teknolojisinin güç kaynağı, naboo okyanuslarının derinliğinden çıkarılan esrarengiz bir beyaz-mavi enerji maddesidir. bu plasmik materyal gungan silahlarının da temellerini oluşturmaktadır. gunganlar, enerji alanı teknolojisini bir çok şekilde kullanmaktadır.
su altı şehirleri, hidrostatik alanları, büyük atmosfer kabarcıkları yaratmakta kullanır. buna benzer olarak gungan askerleri, blaster atışlarını yansıtacak güce sahip koruyu enerji kalkanları yaratan portatif araçlar taşırlar, büyük savaşlarda, dev gungan kalkan jenaratörleri, laser ışınlarını ve fiziksel objeleri, kinetik enerjiyle durdurabilen büyük bir kalkan enerji şemsiyesi yaratırlar.
bu teknolojiye sahip olmalarına rağmen, gunganlar ulaşım için hala hayvanları tercih etmektedirler. en çok kullandıkları binek hayvanı ise, kanatsız bir sürüngen olan kaadu’dur. gunganlar bu hayvanı, tüylerle süsleyerek, savaşa gider. diğer bir favori binek hayvanı, büyük, inatçı falumbaset’dir. ağır yükler için, gunganlar, dokuz metre uzunluğunda, dört ayaklı bir bataklık kertenkelesi olan fambaa’yı evcilleştirmişlerdir.
gunganlar, büyük gungan ordusu adını verdikleri, kalabalık bir silahlı kuvvetlere sahiptir. bu askerler, plasma enerjisi fırlatabilen cesta, electropole ve atlatl silahları taşımaktadır. gunganlar, boss nass ve onun temsilciler konseyi tarafından yönetilmektedir. gezegenin insan yerleşimcileri ile aralarındaki ilişkiler pek iyi değildir. bir çok naboo’lu, gunganları ilkel olarak değerlendirmekte ve aşağı görmektedir. gunganlar da buna karşılık olarak, onlarla her türlü kontaktan kaçınmaktadır.
ticaret federasyonu naboo’yu işgal ettiğinde, boss nass, çatışmadan uzak kalmayı tercih etmiştir. gunganların izolasyonunun, onları yüzeyde olanlardan koruyacağını düşünmüştür ama yanılmaktadır. ticaret federasyonunun orduları bataklıklara saldırmış ve gungan’ları otoh gunga’yı terketmeye zorlamıştır.
gunganlar, naboo bataklıklarındaki kutsal yerlerine çekilirler. burada naboo kraliçesi amidala, boss nass’tan kendilerine yardım etmesini ister. kraliçenin sözlerinden etkilenen nass, gezegeni ticaret federasyonundan kurtarmak için naboo ile güçlerini birleştirmeyi kabul eder. ticaret federasyonunun droid ordusuyla yapılan savaşta, büyük gungan ordusundan bir çok asker hayatını kaybetmiştir. yine de, kraliçenin güçleri, ticaret federasyonunun droid kontrol gemisini havaya uçurup, federasyonun valisini ele geçirmeyi başarır ve naboo’ya özgürlüğünü kazandırır.
savaş sonrası kutlamalarda, boss nass, kraliçe amidala ile birlikte naboo’da barış ilan etmiştir. korku ve önyargı ile birbirlerinden uzak kalmış olan iki kültür, gezegenlerine olan sevgi sayesinde, sonsuza kadar birleşmiştir.
barışsever gran ırkı yüzyıllar boyunca galaktik toplumun aktif üyelerinden olmuşlardır. malastare ve hok’taki kolonileriyle gran’lar çeşitli gezegenlere yayıldılar. cumhuriyetin alacakaranlık yıllarında bir gran delegasyonu galaktik senato’da yer aldı. üyeleriyse senatörler ask moe, ainlee teem ve ask aak’tı.
gran’lar kafalarındaki uzantılarda bulunan üç gözüyle kolayca ayırt edilebilir.atsı yüz hatlarına,küçük boynuzlara ve çıkıntılı bir çeneye sahiptirler.
gran’lar kafalarındaki uzantılarda bulunan üç gözüyle kolayca ayırt edilebilir.atsı yüz hatlarına,küçük boynuzlara ve çıkıntılı bir çeneye sahiptirler.
gamorreanlar çok güçlü olmaları ve şiddete eğilimleri ile tanınan saldırgan, domuza benzeyen bir ırktır.
yeşil derili, domuza benzeyen burunlu, küçük bonuzları ve dişleri ile gamorreanlar yaklaşık 1.80 m. boyundadırlar. cüsseleri ve karakterleri gereği ağır işlerde görev alırlar.jabbanın sarayının koruyucularından bazılarıda gamorreanlar dı.çoğu yabancı dili bilmelerine rağmen gırtlak yapıları nedeniyle yabancı dilleri tellafuz edemez ve konuşamazlar.jabba the hutt bu kıt akıllı gamorreanları infazcı ve koruma olarak kullanır.
yeşil derili, domuza benzeyen burunlu, küçük bonuzları ve dişleri ile gamorreanlar yaklaşık 1.80 m. boyundadırlar. cüsseleri ve karakterleri gereği ağır işlerde görev alırlar.jabbanın sarayının koruyucularından bazılarıda gamorreanlar dı.çoğu yabancı dili bilmelerine rağmen gırtlak yapıları nedeniyle yabancı dilleri tellafuz edemez ve konuşamazlar.jabba the hutt bu kıt akıllı gamorreanları infazcı ve koruma olarak kullanır.
fambaalar naboo’nun gungan halkı tarafından iri cüsseli, ağır yüklerini taşımakta kullandıkları hantal hantal yürüyen dört ayaklı hayvanlardı.
gungan ordusu fambaaları kalkan jeneratörlerini taşımak için kullanırlardı. jeneratörleri aktif hale getirmek için taşıyıcı bir çift fambaanın biraraya gelmesi gerekiyordu.
gungan ordusu fambaaları kalkan jeneratörlerini taşımak için kullanırlardı. jeneratörleri aktif hale getirmek için taşıyıcı bir çift fambaanın biraraya gelmesi gerekiyordu.
falumpasetler naboo’nun ormanlarında ve bataklıklarında dolaşırlar, gürültülü, sevimsiz iri yapılı ve kalın derili yaratıklardır.
gungan halkının yük taşırken kullandıkları hayvanlardır. falumpasetler savaşlarda ayrıca gungan ordusunun yüklerini ve mancınıkları da taşırlardı, ve boss nass resmi törenlerde süslenmiş bir falumpasete binerdi.
gungan halkının yük taşırken kullandıkları hayvanlardır. falumpasetler savaşlarda ayrıca gungan ordusunun yüklerini ve mancınıkları da taşırlardı, ve boss nass resmi törenlerde süslenmiş bir falumpasete binerdi.
ewoklar endor ayında özgü iki ayaklı, kürklü ve heyecanlı yaratıklardır.
yaklaşık 1 metre boyunda meraklı bireylerdir. planör ve mancınık gibi ilkel teknoloji yapımı ve ormanda hayatta kalma konusunda çok yetenekli olsalar da taş devri sonrası teknolojiye geçmek için daha yolları vardır. ancak basit mekanik yöntem ve kavramlara dayalı ileri teknolojiyi, karşılaştıklarında çok çabuk öğrenirler.
bir çok ewok endorun ormanlarındaki ağaçların yükseklerinde, yakın ağaçlar arasına kurulmuş köylerde yaşarlar. ewoklar avlanmak için orman zeminine iner ve çeşitli avlar yakalamak için tuzak kurarlar.
bu orman canlıları için çevredeki büyük ağaçların önemli kültürel fonksiyonları vardır. bu avcı-toplayıcı canlılar manevi değerlere sahiptir.kendilerinin ormandaki kutsal bir ağaç olan yüce ağaçın soyundan geldiklerine inanırlar.
ewokların kabile yapısında onları yöneten, başında köy reisinin bulunduğu bir yaşlılar konseyi vardır. ewok köylerinde yaralıları iyileştiren ve mistik bilgiyi kollayan bir şaman bulunur.
imparatorluk endorda operasyonlara başladığında bu ilkel canlıları zararsız olarak düşündü. imparatorluk operasyonları şef chirpa yönetimindeki ewok köyünün yakınlarında kurulmuştu. asi saldırı takımının bir üyesi olan prenses leia organa bahsedilen köyün bir gözcüsü olan ewok wicket w. warrick ile dostluk kurdu.
bu ewoklar yanlış bir şekilde protokol droidi c-3poya onu tanrıları zannederek tapındılar.threepio ihtiyar heyetine kahraman asiler luke skywalker, prenses leia ve han solonun maceralarını anlattı. ewoklar asileri kabilelerine kabul etti ve onların hedefleri için onlarla müttefik oldular. ewoklar orman zeminindeki imparatorluk kalkan jeneratörünü imha etmek için yapılan savaşa katıldılar, ve ilkel silahlarıyla fırtına birlikleri askerlerini ve keşif yürüyücülerini devirdiler. bu yardım endor savaşında zafere giden yolu açtı. o akşam, ewoklar tüm ormandan duyulabilen büyük bir kutlama şöleni yaptı.
yaklaşık 1 metre boyunda meraklı bireylerdir. planör ve mancınık gibi ilkel teknoloji yapımı ve ormanda hayatta kalma konusunda çok yetenekli olsalar da taş devri sonrası teknolojiye geçmek için daha yolları vardır. ancak basit mekanik yöntem ve kavramlara dayalı ileri teknolojiyi, karşılaştıklarında çok çabuk öğrenirler.
bir çok ewok endorun ormanlarındaki ağaçların yükseklerinde, yakın ağaçlar arasına kurulmuş köylerde yaşarlar. ewoklar avlanmak için orman zeminine iner ve çeşitli avlar yakalamak için tuzak kurarlar.
bu orman canlıları için çevredeki büyük ağaçların önemli kültürel fonksiyonları vardır. bu avcı-toplayıcı canlılar manevi değerlere sahiptir.kendilerinin ormandaki kutsal bir ağaç olan yüce ağaçın soyundan geldiklerine inanırlar.
ewokların kabile yapısında onları yöneten, başında köy reisinin bulunduğu bir yaşlılar konseyi vardır. ewok köylerinde yaralıları iyileştiren ve mistik bilgiyi kollayan bir şaman bulunur.
imparatorluk endorda operasyonlara başladığında bu ilkel canlıları zararsız olarak düşündü. imparatorluk operasyonları şef chirpa yönetimindeki ewok köyünün yakınlarında kurulmuştu. asi saldırı takımının bir üyesi olan prenses leia organa bahsedilen köyün bir gözcüsü olan ewok wicket w. warrick ile dostluk kurdu.
bu ewoklar yanlış bir şekilde protokol droidi c-3poya onu tanrıları zannederek tapındılar.threepio ihtiyar heyetine kahraman asiler luke skywalker, prenses leia ve han solonun maceralarını anlattı. ewoklar asileri kabilelerine kabul etti ve onların hedefleri için onlarla müttefik oldular. ewoklar orman zeminindeki imparatorluk kalkan jeneratörünü imha etmek için yapılan savaşa katıldılar, ve ilkel silahlarıyla fırtına birlikleri askerlerini ve keşif yürüyücülerini devirdiler. bu yardım endor savaşında zafere giden yolu açtı. o akşam, ewoklar tüm ormandan duyulabilen büyük bir kutlama şöleni yaptı.
bu 4 ayaklı hörgücü olmayan deveye benzeyen yaratık , yük ve insan taşıyıcısı olarak kullanılmaktadır.
bir çok çöl akıncısı bu hayvanları kullanır çünkü çok az su tüketimi ve bitmek bilemeyen enerjisi ile eopieler uzun çöl yolculukları için vazgeçilmezdirler.eopieler tatooinein sıcak çöllerinde gündüz başladıkları yolculuğa hiç ara vermeden ve yorulmadan geceye kadar devam edebilirler.aynı zamanda eopielerin sütü de çok kıymetlidir ancak tatooinein sıcak çöllerinde bu lezzetli sütü muhafaza etmek mümkün değildir.
bir çok çöl akıncısı bu hayvanları kullanır çünkü çok az su tüketimi ve bitmek bilemeyen enerjisi ile eopieler uzun çöl yolculukları için vazgeçilmezdirler.eopieler tatooinein sıcak çöllerinde gündüz başladıkları yolculuğa hiç ara vermeden ve yorulmadan geceye kadar devam edebilirler.aynı zamanda eopielerin sütü de çok kıymetlidir ancak tatooinein sıcak çöllerinde bu lezzetli sütü muhafaza etmek mümkün değildir.
yüzyıllar boyunca elom ırkı ve dondurucu çöl gezegeni halkı elomin ırkı birbirlerinden habersiz yaşadılar. teknolojik açıdan daha ileri olan elomin gezegenin yüzeyine şehirler inşa ederken, elomlar yeraltının derinliklerinde yaşadı.
ilkel ve barışçıl elomlar mağaralarında kalmaktan mutluydular. yüzeyde evrimleşmiş ancak yeraltına inmiş, gezegenin kabuğunda kısılmış olan kaynak sularını izlemişlerdi. mağaralarda yaşayacak şekilde uyum sağladılar, toprağı kazmak için sert pençeler, tırmanmak için kavrayıcı ayak parmakları, karanlık ortamlar için kuvvetli bir gece görüşü ve sert, kuru çöl ortamında sağ kalabilmek için su depolayıcı deri geliştirdiler. elomların gece görüşü öyle kuvvetlidir ki, parlak ışıklar bir elomun gözlerini acıtabilir.
gözüpek elomin kaşifleri yıpranmış adriannamieq dağlarında elom mağaralarının izlerine rastladılar. elominlerin yaşam tarzlarının üzerine kurulu olduğu oldukça katı bir düzen ve yapı kuralları vardı ve gezegenlerini mağaralarda yaşayanlarla paylaştıkları gerçeği onlar için büyük bir şoktu. bu kaşifler keşiflerini elomin konseyine iletmekte başarısız oldular ve iki ırk birbirinden habersiz yaşamaya devam etti.
elom gezegeni cumhuriyetin bir parçası olduğunda, elominler galaktik yönetim kazançlı bir anlaşma yaparak çok değerli lommite madenini gezegenin kabuğundan çıkararak ihraç etmeye başladı. bir maden yatağında yeraltındaki elom uygarlığı keşfedildiğinde, cumhuriyet bu yeni keşfi incelemek için bir grup yolladı. aylar süren pazarlıklardan sonra cumhuriyet elomların bilinçli yaratıklar olduklarına ve de gezegenin mineral zenginliği üzerinde hak iddia edebileceklerine karar verdi. elomlara büyük bir alan hediye edildi ve elominler yeni keşfettikleri komşularıyla kaynaklarını paylaşmaya başlatacak bir programı uygulamaya koydular.
elominler bu kadar yabancı bir kültür ile hemen arkadaş olmakta tereddütlüydüler ve de elomların çoğu hala yeraltındaki ilkel hayatlarını sürdürmeye kararlıydı. imparatorluk kurulduğunda, elominler köleleştirildi ve elomların hakkı olan alanlar ellerinden alındı.
elomlar imparatorluk askerlerinden kaçmak için yeryüzünün daha da derinine indiler. genç ve asi elomlar, elomin kölelerini kurtarmak için "maden kazalarına" sebep oluyorlardı ama toplumun yaşlıları böyle dikkatsiz davranışları hoş karşılamıyordu.
elomlar kendi anayurtlarındayken barışçıldırlar ve topluluk halinde yaşarlar. cseria adını verdikleri küçük kasaba-vari yerlerde yaşarlar. dağılmış cseria yılda bir kere sorunları çözmek ve ticaret yapmak için toplanır. ilginçtir ki, gezegenlerinden ayrılan bazı elomların sosyallik konusunda problemleri olduğu görülmüştür, bunun sebebi de ırklarından ve evleri saydıkları mağaralarından uzaklaşmanın getirdiği psikolojik tepki olabilir.
ilkel ve barışçıl elomlar mağaralarında kalmaktan mutluydular. yüzeyde evrimleşmiş ancak yeraltına inmiş, gezegenin kabuğunda kısılmış olan kaynak sularını izlemişlerdi. mağaralarda yaşayacak şekilde uyum sağladılar, toprağı kazmak için sert pençeler, tırmanmak için kavrayıcı ayak parmakları, karanlık ortamlar için kuvvetli bir gece görüşü ve sert, kuru çöl ortamında sağ kalabilmek için su depolayıcı deri geliştirdiler. elomların gece görüşü öyle kuvvetlidir ki, parlak ışıklar bir elomun gözlerini acıtabilir.
gözüpek elomin kaşifleri yıpranmış adriannamieq dağlarında elom mağaralarının izlerine rastladılar. elominlerin yaşam tarzlarının üzerine kurulu olduğu oldukça katı bir düzen ve yapı kuralları vardı ve gezegenlerini mağaralarda yaşayanlarla paylaştıkları gerçeği onlar için büyük bir şoktu. bu kaşifler keşiflerini elomin konseyine iletmekte başarısız oldular ve iki ırk birbirinden habersiz yaşamaya devam etti.
elom gezegeni cumhuriyetin bir parçası olduğunda, elominler galaktik yönetim kazançlı bir anlaşma yaparak çok değerli lommite madenini gezegenin kabuğundan çıkararak ihraç etmeye başladı. bir maden yatağında yeraltındaki elom uygarlığı keşfedildiğinde, cumhuriyet bu yeni keşfi incelemek için bir grup yolladı. aylar süren pazarlıklardan sonra cumhuriyet elomların bilinçli yaratıklar olduklarına ve de gezegenin mineral zenginliği üzerinde hak iddia edebileceklerine karar verdi. elomlara büyük bir alan hediye edildi ve elominler yeni keşfettikleri komşularıyla kaynaklarını paylaşmaya başlatacak bir programı uygulamaya koydular.
elominler bu kadar yabancı bir kültür ile hemen arkadaş olmakta tereddütlüydüler ve de elomların çoğu hala yeraltındaki ilkel hayatlarını sürdürmeye kararlıydı. imparatorluk kurulduğunda, elominler köleleştirildi ve elomların hakkı olan alanlar ellerinden alındı.
elomlar imparatorluk askerlerinden kaçmak için yeryüzünün daha da derinine indiler. genç ve asi elomlar, elomin kölelerini kurtarmak için "maden kazalarına" sebep oluyorlardı ama toplumun yaşlıları böyle dikkatsiz davranışları hoş karşılamıyordu.
elomlar kendi anayurtlarındayken barışçıldırlar ve topluluk halinde yaşarlar. cseria adını verdikleri küçük kasaba-vari yerlerde yaşarlar. dağılmış cseria yılda bir kere sorunları çözmek ve ticaret yapmak için toplanır. ilginçtir ki, gezegenlerinden ayrılan bazı elomların sosyallik konusunda problemleri olduğu görülmüştür, bunun sebebi de ırklarından ve evleri saydıkları mağaralarından uzaklaşmanın getirdiği psikolojik tepki olabilir.
bin yıl önce bilinmeyene doğru yelken açarlarken duros galaksideki en eski ticaret yollarını ve hiparuzay rotalarından bazılarını keşfetmişlerdi. bu ırk yıldızlararası yolculuğu cumhuriyet kurulmadan keşfetmişti ve yıldızlar arasında seyahat etmek için anayurtlarının topraklarını neredeyse tamamen terk ettiler. corellialılar ile beraber galaksideki en görmüş geçirmiş uzay gezginleri olarak tanınırlar. duros ırkının ilk kolonizasyon çalışmalarından biri neimoidiada gerçekleşti ve binyıllar sonra neimoidialılar, duros ırkının hafif bir kopyasına dönüştüler.
duros ırkının anayurdu duro ise bin yıllık ihmalin sonucu yıprandı. duros ırkı yıldızlara açıldığında gezegenlerinin çoğu gitgide daha çok kirlendi. duros politik gücü kadim kraliyet ailesinden yıldızlararası zengin firmalarının koalisyonlarının eline geçince, durosun atasal kökleriyle olan tüm bağlantıları koptu. duros halkı büyük bir genişleme çağına girdiler ve yörüngesel şehirler veya uzaktaki koloni dünyalarda yaşamayı tercih ettiler.
duronun ılık yüzeyi tarlalara ev sahipliği yapıyordu ve muazzam otomatik gıda fabrikaları her hangi bir yere yollanabilecek gıda üretiminde kullanılılıyordu. bu tür alanlar arttıkça vahşi yaşamın yaşam alanlarını tehdit etmeye başladı ve sonunda duronun milyonlarca yerli hayvanının ölümüne neden oldu.
imparatorluk yükselerek duronun kontrolünü eline aldığında, kadim kraliyet vadisinin yakınlarında madencilik çalışmalarına başladı. imparatorlukun dikkatsiz deneyleri büyük bir bölgeye zehirli atık boşaltarak gezegenin zaten sallantıda olan ekolojisini iyice bozdu. endor savaşını takiben, duro imparatorluk hükmünden kurtularak yeni cumhuriyete katıldı ve tersanelerini onun emrine sundu.
klon savaşlarıyla beraber neimoidialıların adının kötüye çıkmasıyla, ırktan pek çok kişi ata miraslarından vazgeçti ve kendilerini duros ırkından biri olarak gizlediler. nar shaddaanın büyük bir kısmı saklanmak isteyen neimoidialılar için bir sığınak görevi yaptı.
duros sakin ve barışçıl kişiler olarak bilinir ve de bu sebepten galaksinin pek çoğunda kolaylıkla her yere kabul edilirler. ayrı bireyler olarak, son derece güvenilir işçilerdir. çoğu zaman sakin ve bazen de suskun olsalar da, hikaye anlatacak biri lazım olduğunda son derece değerli olabilirler zira tamamen farklı ırklardan oluşan büyük bir dinleyici kitlesinin dikkatini bile çok uzun süre üzerlerinde tutabilirler.
duros ırkının anayurdu duro ise bin yıllık ihmalin sonucu yıprandı. duros ırkı yıldızlara açıldığında gezegenlerinin çoğu gitgide daha çok kirlendi. duros politik gücü kadim kraliyet ailesinden yıldızlararası zengin firmalarının koalisyonlarının eline geçince, durosun atasal kökleriyle olan tüm bağlantıları koptu. duros halkı büyük bir genişleme çağına girdiler ve yörüngesel şehirler veya uzaktaki koloni dünyalarda yaşamayı tercih ettiler.
duronun ılık yüzeyi tarlalara ev sahipliği yapıyordu ve muazzam otomatik gıda fabrikaları her hangi bir yere yollanabilecek gıda üretiminde kullanılılıyordu. bu tür alanlar arttıkça vahşi yaşamın yaşam alanlarını tehdit etmeye başladı ve sonunda duronun milyonlarca yerli hayvanının ölümüne neden oldu.
imparatorluk yükselerek duronun kontrolünü eline aldığında, kadim kraliyet vadisinin yakınlarında madencilik çalışmalarına başladı. imparatorlukun dikkatsiz deneyleri büyük bir bölgeye zehirli atık boşaltarak gezegenin zaten sallantıda olan ekolojisini iyice bozdu. endor savaşını takiben, duro imparatorluk hükmünden kurtularak yeni cumhuriyete katıldı ve tersanelerini onun emrine sundu.
klon savaşlarıyla beraber neimoidialıların adının kötüye çıkmasıyla, ırktan pek çok kişi ata miraslarından vazgeçti ve kendilerini duros ırkından biri olarak gizlediler. nar shaddaanın büyük bir kısmı saklanmak isteyen neimoidialılar için bir sığınak görevi yaptı.
duros sakin ve barışçıl kişiler olarak bilinir ve de bu sebepten galaksinin pek çoğunda kolaylıkla her yere kabul edilirler. ayrı bireyler olarak, son derece güvenilir işçilerdir. çoğu zaman sakin ve bazen de suskun olsalar da, hikaye anlatacak biri lazım olduğunda son derece değerli olabilirler zira tamamen farklı ırklardan oluşan büyük bir dinleyici kitlesinin dikkatini bile çok uzun süre üzerlerinde tutabilirler.
duglar,güçlü yapılı, ince ve ilginç bir yürüme stiline sahip olan bir ırktır.
güçlü kolları bacaklar olarak kullanılırken, vücutlarının alt kısmındaki uzantıları da kol yerine geçmektedir. dugların, boyunlarının, yelken benzeri kulaklarının ve belirgin burunlarının etrafından sarkan pürüzsüz ciltleri vardır. duglar, sinirli tavırları ile tanınırlar ve sadece tehdit etmekle kalmazlar.
güçlerini gösterebilmek için sık sık bahislere girme ihtiyacı hissederler. en iyi tanınan duglardan biri de, malastare’deki pixelito’nun pod yarışı şampiyonu sebulba’dır.
güçlü kolları bacaklar olarak kullanılırken, vücutlarının alt kısmındaki uzantıları da kol yerine geçmektedir. dugların, boyunlarının, yelken benzeri kulaklarının ve belirgin burunlarının etrafından sarkan pürüzsüz ciltleri vardır. duglar, sinirli tavırları ile tanınırlar ve sadece tehdit etmekle kalmazlar.
güçlerini gösterebilmek için sık sık bahislere girme ihtiyacı hissederler. en iyi tanınan duglardan biri de, malastare’deki pixelito’nun pod yarışı şampiyonu sebulba’dır.
galakside yer alan gezegenlerden esrarengiz bir su kuşu, ducklar sık sık renklerin bir numarası olarak ifade edilirlerdi.
kraliçe amidala’ nın naboo’ dan kaçışı sırasında yüzbaşı panaka onların ticaret federasyonu top ateşleriyle vurulduklarında bağırışlarını duymuş.
kraliçe amidala’ nın naboo’ dan kaçışı sırasında yüzbaşı panaka onların ticaret federasyonu top ateşleriyle vurulduklarında bağırışlarını duymuş.
ilk olarak vodran sisteminde ortaya çıktıkları sanılan dianogalar, zamanla gemilerin atık bölmeleri yoluyla tüm galaksiye yayılmış ve sık rastlanılan türlerden biri haline gelmişlerdir.
bu canlılar sığ, durgun sularda ve bataklıklarda yaşarlar. ortalama boyları on metreye yakındır. kollarını hareket etmek ve avlarını yakalamak için kullanırlar. hayvanın gövdesinin üst kısmında tek bir göz uzantısı vardır ve bunu periskop gibi su üstüne çıkararak etrafını kontrol edebilir. yedi kolundan biri koptuğu taktirde tekrar uzayabilme yeteneğine sahiptir. dianogalar çift cinsiyetli canlılardır ve üremek için bir eşe ihtiyaç duymazlar.
dianogalar sık sık yaşama alanı olarak kendilerine çeşitli tesislerin ve gemilerin çöp toplama ve arındırma ünitelerini seçerler ve buralardaki artıklarla beslendikleri için yetkililer ve kaptanlar bu canlıların varlığına seve seve izin verirler. fakat dianogalar çok aç kaldıkları taktirde insanlara ve başka büyük canlılara da saldırabilirler.
bu canlılar sığ, durgun sularda ve bataklıklarda yaşarlar. ortalama boyları on metreye yakındır. kollarını hareket etmek ve avlarını yakalamak için kullanırlar. hayvanın gövdesinin üst kısmında tek bir göz uzantısı vardır ve bunu periskop gibi su üstüne çıkararak etrafını kontrol edebilir. yedi kolundan biri koptuğu taktirde tekrar uzayabilme yeteneğine sahiptir. dianogalar çift cinsiyetli canlılardır ve üremek için bir eşe ihtiyaç duymazlar.
dianogalar sık sık yaşama alanı olarak kendilerine çeşitli tesislerin ve gemilerin çöp toplama ve arındırma ünitelerini seçerler ve buralardaki artıklarla beslendikleri için yetkililer ve kaptanlar bu canlıların varlığına seve seve izin verirler. fakat dianogalar çok aç kaldıkları taktirde insanlara ve başka büyük canlılara da saldırabilirler.
dewbacklar tatooine gezegenine özgü büyük sürüngenlerdir.çöl gezegenindeki bu etoburlar rutubet avcıları tarafından leşleri yoketmek için, yerel yetkililer ve gezegendeki imparatorluk garnizonui tarafından ise üzerine binilerek kullanılan devriye hayvanları olarak kullanılmaktadırlar.
tüccarlar ve çiftçiler tarafından da yükleri çekmek için,podyarışçılarını yarış başlama noktasına çekmekte kullanılırlar.
bu sürüngenler aşırı yüksek ısıya ve kum fırtınalarının doğa üstü koşullarına dayanabildikleri için çoğu zaman mekanik araçlar yerine kullanılırlar.
tüccarlar ve çiftçiler tarafından da yükleri çekmek için,podyarışçılarını yarış başlama noktasına çekmekte kullanılırlar.
bu sürüngenler aşırı yüksek ısıya ve kum fırtınalarının doğa üstü koşullarına dayanabildikleri için çoğu zaman mekanik araçlar yerine kullanılırlar.
dactillion utapau’ya özgü etobur bir sürüngen türdür. uçabilen, 4 bacaklı bir sürüngendir ve utapau’lular tarafından binek hayvanı olarak kullanılmak üzere evcilleştirilmiştir.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?