serkan erdem’in yokluğunda ibrahim kutluay’ın şova koşması beklenen maçtır zira kendisi efes cup 2007’de en hazır oyuncu olarak göze çarpmıştır.
2007 avrupa basketbol şampiyonasında oynanan ilk gün ve rakiplerimizin maçıdır. maçı uzatmalarda almanya kazanmıştır. bu maç türkiye açısından çok leziz bir maç olmuştur zira yarın maç yapacağımız almanya it gibi yorulmuştur. dirk nowitzki 42 dakika sahada kalmıştır.
2007 avrupa basketbol şampiyonasında milli takımımızın ilk ve gruplardaki en zor maçıdır zannımca ayrıca büyük ihtimalle de kaybedeciğimiz maçtır. öyle iki oyuncuyla koskoca litvanyaya kafa tutulmaz. umarım göt olurum o ayrı.
(bkz: fiat 126 bis)
re.207: #624069 ya da houston butonunun çerçevesini tıklayın.
gçdgk:ben özgürüm o sebeğpten jırıljıplak denize gireceğğğmmm.
yurdum genci: he abla he. gel bildiğim çok demokratik bir koy var, orda senle sabaha kadar deliler gibi özgürleşelim.
yurdum genci: he abla he. gel bildiğim çok demokratik bir koy var, orda senle sabaha kadar deliler gibi özgürleşelim.
#651756
meali: arkadaş ben ne mükemmel bir erkeğim, matrakukayı saatlerce içerde tutuyorum ama bazen canım erken boşalmak istiyo, yoruluyorum git gel git gel nereye kadar.
meali: arkadaş ben ne mükemmel bir erkeğim, matrakukayı saatlerce içerde tutuyorum ama bazen canım erken boşalmak istiyo, yoruluyorum git gel git gel nereye kadar.
sepulturk kişisi kadıköyde pek de leziz bir şekilde durakta oturup otobüsünü beklemektedir. o esnada karizmatik ayakkabı boyacısı abimiz gelir ve diyalog gelişir;
-boyiyim mi abi?
+yok dayı sağol. hem boyanmaz bu, bak bez.
-e silim abi o zaman.
+hayır istemiyorum.
-abi siliyorum, atarsın üç beş bişe.
+istemiyorum demedim mi lan, ne adamı geriyosun.
-ne bağrıyosun abi ya.
+param yok amına koyim, bas git.
-ha öyle desene abi. al şu beş lirayı aç karnını doyurursun.
+(bkz: göt olmanın dayanılmaz hafifliği)
-boyiyim mi abi?
+yok dayı sağol. hem boyanmaz bu, bak bez.
-e silim abi o zaman.
+hayır istemiyorum.
-abi siliyorum, atarsın üç beş bişe.
+istemiyorum demedim mi lan, ne adamı geriyosun.
-ne bağrıyosun abi ya.
+param yok amına koyim, bas git.
-ha öyle desene abi. al şu beş lirayı aç karnını doyurursun.
+(bkz: göt olmanın dayanılmaz hafifliği)
kesinlikle üzerinde oturup ciddi ciddi düşünülmesi gereken önermedir. zira adamlar sanki yurt dışına sürülmüş ve vatan hasreti çekmekte olan insanlar gibi sahte kimlik düzenleyerek geliyor gibiler sürekli.
cem karacanın mükemmel ötesi yaklaşık 20 dakika süren şarkısı. aslında şarkı da değildir tam olarak. adeta bir operadır, bir romandır. tam bir müzikal orgazmdır. dinlemeden ölünmeyesidir, ölürken dinlenesidir.
ahan da sözleri;
gün doğmadan uyandı kapıcı kasım
arandı da yaktı ilk bafrasını
sonra kalktı kaloriferi
dışarıda yaman bir ayaz vardı
asiye karısı, kızı safinaz
uyuyorlardı sessiz, upuzun
dün bütün gün on numarada çamaşırdaydılar
ellerin kirini yugmaktan yorgun
yeni bir gün diye düşünmedi ki
değişik ne olacaktı ki
onca daire onca merdiven
ekmek al, bakkala git, çöp dök çöp.
yaktı ocağı çayı demledi
sonra da kaldırdı asiyesini
ben çıkıyorum dedi siparişlere
gecikmesin kızı uyandır dedi
asiye kadın zorla yekindi
of dedi bir of anam anam
kızım safinaz kalk okul vakti
daha çok uykum var uykum var anam
güz günü dökülen yapraklar gibi
öyle farksızca geçerken yıllar
asiye temizlikte kasım inçıkta
safinaz orta ikiye başlar
okusun tek taş çekerim sırtımda
okusun kul olmasın ellere diyen kasım
geçtikçe sınıfları safinaz yıl sonunda
kasılıyordu kapıcı kasım,kasım kasım
herşeyin fiatı artıyordu ancak
et, süt, bez, tuz ve yakacak
ve kitap ve defter ve kalem ve de açacak
artmayan tek şey aylığıydı kasımın
artmayan tek şey aylığıydı ancak.
fiatlar artıyordu kasımın ücreti sabit
fiatlar artıyordu safinaz okuyordu
safinazın okuduğu kitaplar yazıyordu
bir doktorun işçiden şerefli olduğunu
fiatlar artıyordu kasımın ücreti sabit
kasımın ücreti fiatlara yetmiyordu
birkaç ay daha sıktı dişini kapıcı kasım
safinaz artık okula gidemiyordu.
mecburdu safinaz da artık çalışmaya
aile bütçesine katkıda bulunmaya
okul önlüklerini ağlayarak çıkardı
daha ondördünde fabrikaya başladı safinaz.
gine erken kalkıyordu safinaz sabahları
her sabah geçerek o aynı sokaktan
kendi gibi insanlarla doldurup fabrikaları
kendi gibilerine satıyorlardı malları.
safinaz ondördünde at gibi çalışıyor
sendika yok, sigorta yok, iş güvenliği de yok.
safinaz hafta sonları sinemaya gidiyor
bekliyor filmlerdeki o zengin bey çocuğunu.
kendinden büyük kızlar kuaföre gidiyorlar
hafta sonları boyalar sürüyorlar yüzlerine
pazartesileri localardan sözediyorlar
safinaz anlamadan bakıyor yüzlerine.
safinaz foto roman okuyor, safinaz kupon kesiyor
babası kader diyor, piyango bileti alıyor
gündengüne yaşlanıyor dertleniyor anası
safinaz eve erken gelmekten sıkılıyor.
o aybaşı, aylığından pudra aldı kendine
bir çift uzun çorap, topuklu ayakkabı
pudrayı sürüp sürüp aynada baktı yüzüne
ve o hafta sonu eve biraz daha geç geldi
bir emeklinin oğluyum adım niyazi
jön niyazi de derler dostlar sağolsun
lise sondan terk okul durumu
fabrikada muhasebeye takılıyorum.
peder sağolsun levazımcıydı
çok dostları vardı o zamanlardan
eskiden yağ tüccarıymış şimdiki patron
babamın dostuymuş o zamanlardan.
okulda çok çaktım matematikten
şimdi matematikten buluyorum yolumu
ne biçim dünya bu dinine yandığım,
aç bir ufak daha kafamızı bulalım.
ha onu diyordum abiler adım niyazi, jön niyazi de derler dostlar sağolsun
geçenlerde bir yavru düştü fabrikaya, mmmm fıstık gibi, ama adı biraz faul
yani aysel diğil, canan diğil adı safinaz... hoş hepisi naz olsa ne yazar.
geçende karşılaştık iş çıkışında, çaktım beykozu dedim. "haftasonu, hani
anlarsın ya... " bir kötü pudra sürmüş çıktı da geldi. keh, keh, keh, keh, keh.
aylardan ramazan, teravih sonrası
namazdan dönene dek bekledi karısı
gelince kasım usul usul dokandı
bu kızda bir haller var dedi asiye
kasım irkildi "nola" dedi "nolabilirki?"
asiye sustu başını önüne eğdi
sonra da fısıldar gibi konuştu asiye
dün gece sayıklıyordu "yapma niyazi"
kasım dellendi fırladı yerinden
tutup dövdü kızı allah yarattı demeden
hiç ağlamadı safinaz öylece baktı babasına
o akşam çıktı gitti ve bir daha eve hiç dönmedi
baba evinden çıkıp gitmek kurtuluş mu kurtuluş mu?
düşündü mü bu yolun sonu düzlük mü ya yokuş mu?
varacağın en son nokta doğru mu yanlış mı?
nereye safinaz?
niyaziden hayır umma, ilaçsız bir kele benzer
fabrikadan yövmiyen söylesene neye yeter
bak duruyor hususiler el ediyor cici beyler
nereye safinaz?
genelevde sermayesin patron alır kazancını
dostun kumarda kaybeder senden çıkarır hıncını
yıllar geçer sen çökersin dilenirsin aç avucunu
nereye safinaz?
bazen şansın yaver gider, biri çıkar evlenirsin
bazen açarsın gözünü bir genelev işletirsin
söylesenize safinazlar, bütün bunlar kurtuluş mu?
kurtuluş nerede nerede safinaz?
onbinlerce safinaz kurtuluş nerede?
ahan da sözleri;
gün doğmadan uyandı kapıcı kasım
arandı da yaktı ilk bafrasını
sonra kalktı kaloriferi
dışarıda yaman bir ayaz vardı
asiye karısı, kızı safinaz
uyuyorlardı sessiz, upuzun
dün bütün gün on numarada çamaşırdaydılar
ellerin kirini yugmaktan yorgun
yeni bir gün diye düşünmedi ki
değişik ne olacaktı ki
onca daire onca merdiven
ekmek al, bakkala git, çöp dök çöp.
yaktı ocağı çayı demledi
sonra da kaldırdı asiyesini
ben çıkıyorum dedi siparişlere
gecikmesin kızı uyandır dedi
asiye kadın zorla yekindi
of dedi bir of anam anam
kızım safinaz kalk okul vakti
daha çok uykum var uykum var anam
güz günü dökülen yapraklar gibi
öyle farksızca geçerken yıllar
asiye temizlikte kasım inçıkta
safinaz orta ikiye başlar
okusun tek taş çekerim sırtımda
okusun kul olmasın ellere diyen kasım
geçtikçe sınıfları safinaz yıl sonunda
kasılıyordu kapıcı kasım,kasım kasım
herşeyin fiatı artıyordu ancak
et, süt, bez, tuz ve yakacak
ve kitap ve defter ve kalem ve de açacak
artmayan tek şey aylığıydı kasımın
artmayan tek şey aylığıydı ancak.
fiatlar artıyordu kasımın ücreti sabit
fiatlar artıyordu safinaz okuyordu
safinazın okuduğu kitaplar yazıyordu
bir doktorun işçiden şerefli olduğunu
fiatlar artıyordu kasımın ücreti sabit
kasımın ücreti fiatlara yetmiyordu
birkaç ay daha sıktı dişini kapıcı kasım
safinaz artık okula gidemiyordu.
mecburdu safinaz da artık çalışmaya
aile bütçesine katkıda bulunmaya
okul önlüklerini ağlayarak çıkardı
daha ondördünde fabrikaya başladı safinaz.
gine erken kalkıyordu safinaz sabahları
her sabah geçerek o aynı sokaktan
kendi gibi insanlarla doldurup fabrikaları
kendi gibilerine satıyorlardı malları.
safinaz ondördünde at gibi çalışıyor
sendika yok, sigorta yok, iş güvenliği de yok.
safinaz hafta sonları sinemaya gidiyor
bekliyor filmlerdeki o zengin bey çocuğunu.
kendinden büyük kızlar kuaföre gidiyorlar
hafta sonları boyalar sürüyorlar yüzlerine
pazartesileri localardan sözediyorlar
safinaz anlamadan bakıyor yüzlerine.
safinaz foto roman okuyor, safinaz kupon kesiyor
babası kader diyor, piyango bileti alıyor
gündengüne yaşlanıyor dertleniyor anası
safinaz eve erken gelmekten sıkılıyor.
o aybaşı, aylığından pudra aldı kendine
bir çift uzun çorap, topuklu ayakkabı
pudrayı sürüp sürüp aynada baktı yüzüne
ve o hafta sonu eve biraz daha geç geldi
bir emeklinin oğluyum adım niyazi
jön niyazi de derler dostlar sağolsun
lise sondan terk okul durumu
fabrikada muhasebeye takılıyorum.
peder sağolsun levazımcıydı
çok dostları vardı o zamanlardan
eskiden yağ tüccarıymış şimdiki patron
babamın dostuymuş o zamanlardan.
okulda çok çaktım matematikten
şimdi matematikten buluyorum yolumu
ne biçim dünya bu dinine yandığım,
aç bir ufak daha kafamızı bulalım.
ha onu diyordum abiler adım niyazi, jön niyazi de derler dostlar sağolsun
geçenlerde bir yavru düştü fabrikaya, mmmm fıstık gibi, ama adı biraz faul
yani aysel diğil, canan diğil adı safinaz... hoş hepisi naz olsa ne yazar.
geçende karşılaştık iş çıkışında, çaktım beykozu dedim. "haftasonu, hani
anlarsın ya... " bir kötü pudra sürmüş çıktı da geldi. keh, keh, keh, keh, keh.
aylardan ramazan, teravih sonrası
namazdan dönene dek bekledi karısı
gelince kasım usul usul dokandı
bu kızda bir haller var dedi asiye
kasım irkildi "nola" dedi "nolabilirki?"
asiye sustu başını önüne eğdi
sonra da fısıldar gibi konuştu asiye
dün gece sayıklıyordu "yapma niyazi"
kasım dellendi fırladı yerinden
tutup dövdü kızı allah yarattı demeden
hiç ağlamadı safinaz öylece baktı babasına
o akşam çıktı gitti ve bir daha eve hiç dönmedi
baba evinden çıkıp gitmek kurtuluş mu kurtuluş mu?
düşündü mü bu yolun sonu düzlük mü ya yokuş mu?
varacağın en son nokta doğru mu yanlış mı?
nereye safinaz?
niyaziden hayır umma, ilaçsız bir kele benzer
fabrikadan yövmiyen söylesene neye yeter
bak duruyor hususiler el ediyor cici beyler
nereye safinaz?
genelevde sermayesin patron alır kazancını
dostun kumarda kaybeder senden çıkarır hıncını
yıllar geçer sen çökersin dilenirsin aç avucunu
nereye safinaz?
bazen şansın yaver gider, biri çıkar evlenirsin
bazen açarsın gözünü bir genelev işletirsin
söylesenize safinazlar, bütün bunlar kurtuluş mu?
kurtuluş nerede nerede safinaz?
onbinlerce safinaz kurtuluş nerede?
(bkz: kapış)
kampüsüydü cartıydı curtuydu mükemmel olan fakat akademik olarak itüye yaklaşması zor olan üniversite.
bazı gerçeklerden bi haber gençliktir. zanneder ki 80 yaşına da gelse kadınlar ona tapacak, altına yatacaktır. halbu ki yoktur öyle bir şey kaldı ki altına yatsalar bile o yaştan sonra kuş ötmez. belli bir yaştan sonra bünye sürekli farklı bireyleri kaldıramaz hayatında, yerleşik bir hayatı olsun ister ki evlilik olmadan da çok zordur. bu ve benzer sebeplerden yanlış düşüncelerde olan genç modelidir. ve genellikle ilk evlenen genç modelidir.
silinen başlık: y koromozomu
silinme sebebi: sebepsiz silinmiştir. yönetim terbiyesiz bir eşektir.
silen: terbiyesiz eşek
silinme sebebi: sebepsiz silinmiştir. yönetim terbiyesiz bir eşektir.
silen: terbiyesiz eşek
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?