confessions
  1. toplam entry 86
  2. takipçi 1
  3. puan 46096

korkmak

sen ne yazar eysin oyle
hayatınızın keskelerle dolu olmasına neden olan savunma sistemi. tabiat içerisinde yer alan her varlık gibi insanoglu da böyle bir sistem olusturdu hayatta kalabilmek adına. ama gel gör ki insanoglu düşünmeyi de ögrendi, sosyal bir varlık olmayı da ögrendi. tabiatın bir varlıgı, insanoglu yarattıgı bu sistemden şikayetçi olmaya basladı. kontrol edemedigi bu sistemin, bu kontrolsüzlügünün sosyal yasamda insanı yasamayı istedigi onca güzel seyden alıkoydugunu görünce üzüldü, sıkıldı hatta kendisine korkak sıfatını koyarak bir nevi intikam aldı. korkuyor olmak hor görüldü asagılandı. bu sisteme kendini teslim etmeyenler saygıyla gösterilir oldu. binlerce yılın dna larımıza kazıdıgı bu sisteme karsı olanlar koyamayanlardan daha güzel yasadı, daha mutlu oldu, daha cok sevildi, kahraman oldu, kitaplara geçti, masallarda yeniden yasatıldı, ruhuna siirler sarkılar söylendi. kimi zaman da gencecik yasta ölüverdi..

nobel barış ödülü

sen ne yazar eysin oyle
kara mizah denir bu ödüle..o kadar insanı sömür ac birak öldür, kır geçir..sonra bu insanlara yardim ediyor diye birilerine ödül ver..bu ödül ancak ne zaman bir anlam kazanir biliyor musunuz? bu ödülü vermeye gerek kalmayacak bir dünya yaratacak birisine verildigi zaman. yani ileride olması cok düşük bir ihtimal olmakla birlikte müstakbel bir abd baskanina verildigi zaman..

unutmak

sen ne yazar eysin oyle
unutmak insanoglunun hayatta kalma adına sahip oldugu en büyük özelliklerden el üstünde tutulması gereken özelliklerinden biridir..unutmak insanın üzüntülerinin sürekli beynini ve vücudunu kemirmesini sevinçlerinin ise mantıgına hakim olmasını engeller..hafıza dedigimiz kütüphaneye tüm bu sevinçleri üzüntüleri kısaca yasanmıslıkları kaldırır. biz bunlara anı diyoruz..ters bir durum mı sezdiniz? hem unutmaktan bahsediyorsun hem de anıdan bu nasıl bir celişkidir böyle diye kendinizi sormaktan alıkoyamadıgınızı görebiliyorum..anı bambaska birsey anı bir insanın bir hayata sahip oldugunu hissetmesi için beyinde olusturulan bir nevi yaglı boya tablodur..resmi olusturan parçalardır..ama anılar eskidikçe size hissettirdikleri de giderek azalır.sevgilinizden ayrılırsınız ilk 3 gün dünya bir cehenmemdir..ama 3 sene sonra dünya artık cehennem degildir..hatırlamak o ayrılıgı, sizi sadece hafiften üzer..ama bir cehenneme dönüstürmez bu dünyayı..iste benim kastettigim unutmak budur..anahtarı nereye koydugunuzu unutmak degildir anlatmak istedigim..yasanmıslıkların size hissettirdiklerinin git gide azalmaya baslamasıdır..yeni duyguları yasamak için eskileri hissizlestirmektir..

unutmak eski kıyafetleri atıp yenilerini giyebilmektir.

giden değil kalandır terk eden

sen ne yazar eysin oyle
bir bakıma dogru bir sözdür. vektörel anlamda olaya bakılırsa giden kişi giderken aslında kalan kişiye göre gidiyordur.ama kalan kişi de giden kişiye göre vektörel anlamda eksi yönde gidiyordur. yani sunu söyleyebiliriz: referans alınan kişi kimse aslında digeri gidiyordur..yani terk ediyordur. siz dogal olarak kendinizi referans aldıgınıza göre terk eden gidendir. ama giden acısından terk eden kalandır. yani kimin terk ettigi tamamen görecelidir. bu yüzden iki sevgili ayrıldıgında hep "ben terk ettim" denir..yalan gibi görünebilir ama bilimsel acıdan dogrudur..

hediyeyi beğenmeyen insan modeli

sen ne yazar eysin oyle
hepimiz kelimesi bu baslıga cevap olabilir..olabilir yani alınan bir hediye begenilmeyebilir..bu kötü birsey degildir.. kötü olan #469768 nolu entry de de belirtildigi gibi bunu belli etme terbiyesizligini göstermemektir.

kibarca teşekkür edilir, zorla da olsa alındıgına cok mutlu oldugu ve aldıgı en güzel hediyelerden biri oldugu söylenir..yalandır tamam ama..o hediyeyi almak adına düşünmüs,karar vermis, para ve zaman harcamış size deger vermis birisini kırmamak adına da söylenmelidir hani..

hepimiz ermeniyiz

sen ne yazar eysin oyle
ileride getirecekleri seyler itibariyle sorun yaratması muhtemel slogandır..bu slogana asla izin verilmemeliydi... ama ne yazik ki verildi..o sloganları atanların tamamen insanı düşüncelerle tamamen bu cinayete karsı olduklarını göstermek adına attıgını düşündügümüz bu slogan ilerideki olası cinayetler ve bu cinayetlere yapılacak olası tepkiler için örnek teskil edecektir..

ne mi anlatmaya çalısıyorum? devletin türkiye’de yasayan farklı etnik gruplardaki insanlara olan eşit uzaklıgını kaybetme tehlikesiyle karsı karsıya kalabilecegini anlatmaya çalsıyorum.. hepimiz ..... yiz sloganında noktaların yerine gelecek her etnik grubun adına devletin yaklasımı bu cinayetteki yaklasımla aynı olacak mı? su an yapılan tamamen samimi olsa bile bu esit uzaklıgı bozmak isteyen ve dünyaya türkiyenin etnik gruplara aslında cok da fazla esit mesafede duramadıgını ve esit hakları sunmadıgını göstermeye çalısan birileri için art niyetle kullanılabilir mi?

bence bir düşünün.....

mazot 1 ytl olacak

sen ne yazar eysin oyle
insanlarımızın inanacagı bir vaad daha.bu sözü söyleyen sahsiyet sırf miting alanlarında dagıttıgı yarım ekmek köftelerle yüzde on a yakın oy almıstır.kılpayı meclise girmeyi kacırmıstır.bu sözü söylemeye utanacak bir millet olmadıgımız için rahat rahat söylüyor politikacılarımız bunu.avrupada böyle laf söyleyen birisi secilmeyi bırakın halkın karsısına bile cıkamaz.ne yazık ki halkımız bu sekilde seylere prim veriyor ki onlar da söylüyor bunu.kabul edelim biz böyleyiz..tüm türk halkı böyle mi degil elbette ama cogunluk böyle ve demokrasiyle yönetiliyoruz.

fakir ama gururlu genç

sen ne yazar eysin oyle
zamanında cekirdek cigeneyerek acık havada film seyretmeye giden orta ve alt gelirli kesimler için hazırlanmıs filmlerin bas kahramanıdır.filmde zeginler her zaman kötü ve acımasız fakirler ise her zaman gururlu iyilik sever ve dürüsttürler.burada filmlerde zenginlerin ve fakirlerin bu sekilde olmaları o zamanlarda kaset cıkaran arabesk sanatcıların sarkı sözlerinde gecen cümlelere uygun filmler yapma zorunlulugundan kaynaklanmaktadır.filmin en can alıcı sahnesinden sonra giren damar sarkı filmin o ana kadar olan kısmı gencin hissiyatı ve hissettigi duygu seli bu sarkılarla aska gelir ve filmi izleyen tüm ablalarımız göz yaslarına bogulur.sarkı sözlerindeki üzüntü, keder, aldatılmıslık duygusuna sebep olacak kişiler elbette o filmi izleyen insanlar gibi orta ve alt gelirli olmamalıdır.o dünyanın dısında birileri olmalıdır.gencin saf askına kast etmek isteyen insan o filmleri izleyip aglayan cekirdegini citleyen insanlar arasında olabilir mi?mümkün degil.ya zengin bir işadamının oglu yada fakir ama gururlu gencin yanasma olarak yasadıgı bir aga.neticede bu kasetleri alanlar bu kasedi cıkaranların filmlerine gidenler yine cekirdegini cıtlayan ablalarımız, tamirci cıraklarımız, soförlerimiz pazarcılarımızdır.

starcraft

sen ne yazar eysin oyle
tüm zamanların en cok satan pc oyunu.daha iyisi yoktur strateji oyunları arasında ve cıkacak gibi de görünmüyor.güney kore bu oyunda dünyada bir numaradır ve bu oyun güney kore’de cok sevilir.üniversitelerin bazılarında secmeli ders olarak bile verilmektedir.ayrıca starcraft tv de vardır güney kore’de.maclar sinema ekranında canlı olarak bircok seyirci tarafından izlenir.ve aynı bizim futbol macı izlememis gibi coskuyla izlenir.

birisini birlikte olmayı istemeyecek kadar sevmek

sen ne yazar eysin oyle
güzel bir rüyadan uyanma korkusuna sahip olmaktır.hayal dünyasında gercek insanın ruhundan ve vücudundan damıtılarak elde edilen hayali sahıs ve kendisi son derece mutlu bir sekilde yasamaktadır.rüyadan uyanmak herseyin mahvolması demektir.artık sevilen sey -burda sahıs demek artık anlamsızdır zira o sahıs gerçek kimliginden uzaklasmıs seven insanın arzuladıgı bir karaktere sahip olmustur- o rüyada kişinin bir sevgiliden bekledigi her ama her davranısı hareketi mimikleri yapan mükemmel otesi bir varlıga dönüsmüstür.ne tuvalete gider ne karnı agrır nede sabah uyandıgında sacı bası dagınık haldedir..neticede bir rüyadır...peki insanı bu rüyadan koparacak calar saat nedir?o kişiyle olan gerçek dünyada yani matrixin dısında bir yerlerde elicebinde dolasan neo ile tanısmak ve konusmaktır.ve ucamadıgını anlamaktır.işte birlikte olamicak kadar birini sevmek demek onun ucamayacagı korkusuyla matrixte yasamayı kabullenmek demektir.

jules verne

sen ne yazar eysin oyle
ilkokul zamanımda tüm kitaplarını okudugum hemde bir solukta okudugum okumanın zevkine vardıgım yazar.her kitabı ayrı bir güzel ayrı bir hayalgücü.tüm cocukların gelişme cagında tüm eserlerini okuması gereken yazar.6 nolu entry’de de bahsedildigi gibi cocuk olmak gerekir keyfine varmak için.

tikkylerin sözlüğü istila etmesi

sen ne yazar eysin oyle
olması imkansız bir hadisedir şöyle ki;

+ay burcu bilgisözlük mü neeee onu basalım diyoorrr pelinlerrr san na diyorsuunn?
-ay ben gelemem öyle bilgisayar klavye.bir kez denadımmm tırnaaam kırıldı.bida hayatta dokunmaaamm.
+ay hakkaten mııı?oha falan oldum i am sorrii yanee
-bir ay gloria jeans e gidemadımmm.
+ay belli kıyafetlerindenn cok outsıınn.

magneto

sen ne yazar eysin oyle
kafasındaki özel bir kaskla professor ün beynini kontrol etmesini önler.ama cok cimri oldugu için adamlarına bundan dagıtmaz.x-men filminin birincisinde bir sahnede professor magneto nun elemanlarından ikisinin beynine hükmeder ve birisi magnetonun bogazına sarılır.magneto 4. seviyeden (umarım yanlıs hatırlamıyorumdur ) bir x-men olmasına ragmen en vasıfsız bir insanın cimriliğine sahiptir.o kadar da insanlar geri kalmıs canlılardır yaratıklar evrimin son halkasıdır demesine ragmen hala ahlaktan dürüstlükten nasibini almamıstır.

cizgi romanların kendi içinde yer alan mantık kuralları bu x-men denen cizgi romanda da gecerlidir.

nedir bu kurallar?magneto örneginden gidersek bu arkadas metallere hükmetmektedir.dünyanın merkezinden bundan bir sürü vardır istese dünyayı parçalar.ama olmaz polislerin silahını alır geri cevirir falan filan.maksat cizgi roman yazılsın.professor ise herkesin aklına hükmedip magneto yu alt edebilir.hatta herkese gerek yok magnetonun yanındaki bir mutantın zihnini ele gecirebilir ve magneto 4. uykusundayken bogazlatıp öldürebilir.ama kurallar var ancak belli bir sahnede bunu yapar.o durumda da magneto polislerin silahlarını kapar.

herneyse biz cizgi romanları kendi içerisinde yer alan kendi mantıklarıyla seviyoruz.normal olmadıkları için seviyoruz.

magnetoyu da seviyoruz.professor u da seviyoruz.
0 /

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol