dorduncu osmanli padisahi.
tahta cikis:1389
tahtan inis:1402
http://www.geocities.com/sultansaher/sultan4.htm
1359-1389 yilari arasinda osmanli devletinde padisahlik yapmistir.
http://www.geocities.com/sultansaher/sultan3.htm
http://www.geocities.com/sultansaher/sultan3.htm
1326-1359 yillari arasinda tahta kalmis osmanli padisahi.
http://www.geocities.com/sultansaher/sultan2.htm
http://www.geocities.com/sultansaher/sultan2.htm
1618-1622 yillari arasinda tahta kalkmis osmanli padisahi. onaltyncy osmanly padi?ahy.
http://www.geocities.com/sultansaher/sultan16.htm adresinden gorebilirsiniz.
http://www.geocities.com/sultansaher/sultan16.htm adresinden gorebilirsiniz.
vize ve final gunlerinin metabolizma uzerinde bu kadar kötü yonde etkili olmasinin sebebi bir onceki gece beyne kapasitesinden fazla yuklenip, bir anda dunyayi kurtaran adam olabileceginiz fikrine kapilmaktir. oyle ki kisi donem boyunca yan gelmis yatmis yumurta kapiya dayaninca da aman allam bana yardim et, gecersem bir fakir doyurucamlara isi birakmistir. bu gunleri alinlarinin akiyla atlatamamis bunyelerin bogum bogum bogulacagi evreler de esgecilmemis itinayla dusunulmustur:
(bkz: butunleme)
(bkz: butunleme)
ilk basta kulaga garip gelebilir hak veriyorum, fare akrep mi yemis akrep fare mi gibi bir soru takilabilir akla lakin kendisi sadece cepte akrep olmasinin sozluk versiyonudur. soyle ki cebinde akrep var seklinde tabir ettigimiz insanlar genellikle cimridir, para vermeye yanasmazlar. iste faresinde akrep olan yazar takimi da oy vermeye yanasmaz, neme lazim faresi isirir elini, sozlugun kalitesi duscekmis elden kiymetli mi.
ne isle iltica etmektesin turevinden sorulara verilen kil edici yanit. bu cevabi veren kisi yillardir test etmektedir ki soran x bu cevapla yetinmeyecek "eee??" manasinda bos gozlerle bakacaktir size. e sonunda soyleyeceksiniz ne diye kacmaya calisiyorsunuz, amaciniz ne populer olmak mi gibi sorular da uyandirir bunyede de sadece eee dersiniz.
(bkz: odunla doveceksin bunlari odunla)
(bkz: odunla doveceksin bunlari odunla)
bunu soyleyen kisiye derhal ozdemir asaf’in yuvarlagin koseleri isimli siirini okumasini tavsiye ederim. siir okunduktan sonra anlasilacaktir ki aska mantikla da dusseniz bir halta yaramiyor. en guzeli tez elden bir manastir bulmak ve cinsiyete gore rahip yahut rahibe olma yolunda ilerlemektir. lakin bu durumda dinden imandan cikmaniz pek muhtemel oldugundan karmasa yasanabilir. yine de siz kapanin manastira gunahi benim boynuma.
(bkz: ahirette malum yere girecek entryler)
(bkz: ahirette malum yere girecek entryler)
(bkz: dabbet ul arz)
halk dilinde:
(bkz: yeni)
(bkz: yeni)
krizi asmaniz durumunda vucuttaki serotonin hormonlari tavan yapacaktir. ardindan gozlenmesi gereken mutluluktan pollyanna olmaniz yahut sismanlamanizdir, ki genelde ikinci onerme gercek olur.
re 14:su an daha cok kitabin icinde yer alacak entryler secilme asamasinda, kapak tasarimi vb. isler sonlara dogru isin ehilleri tarafindan hayata gecirilecektir. varsa aranizda ben bu isten anlarim hem para da almam diyen ona da kapimiz aciktir. ayrica benim kisisel fikrim kapakta pokemon kilikli logonun yer almasidir.
re 13: cevap 1:karma butonunu asindirarak, yazarlarin kisi kartlarindaki oy almis entrylerine, gelmis gecmis en iyi entrylere bakarak, daha once okudugumuz aklimizda yer etmis bizi gulduren dusunduren entrylere geri donerek ve en onemlisi sizlerin destegi ile bize houston araciligiyla ulastirdiginiz entryleri inceleyerek.
cevap 2:entryler secilirken oy almis olmasi yahut olmamasi kriter degildir. oy almys entryler belki ilk etapta daha cok dikkat cekici olabilir ama sozlugun icinde oy almamys binlerce guzel entry bulunmakta.
cevap 2:entryler secilirken oy almis olmasi yahut olmamasi kriter degildir. oy almys entryler belki ilk etapta daha cok dikkat cekici olabilir ama sozlugun icinde oy almamys binlerce guzel entry bulunmakta.
cevap 1: tabiki de hayir, her sey independencenin cebini sisirmek icin. ciddi cevap: hayir, elinizi cebinize atacaksiniz.
cevap 2: editorler pia, carpediem, nick nicki nickince.
cevap 3: simdilik belli degil, biz hepinizin sozlugu sevdiginizi, para talep etmeyeceginizi biliyoruz. ama yok illa ben para mi isterim derseniz, gerekli meblag henuz belli degil.
cevap 2: editorler pia, carpediem, nick nicki nickince.
cevap 3: simdilik belli degil, biz hepinizin sozlugu sevdiginizi, para talep etmeyeceginizi biliyoruz. ama yok illa ben para mi isterim derseniz, gerekli meblag henuz belli degil.
bayramda bakkal amcalarin keselerini sisirmelerine katkida bulunan, bir yere surterek cit cit diye ses cikarabildigimiz gibi yere koyup tasla da dovulesi kagit parcacigi, bir nevi oyuncak.
(bkz: bilgi sozluk soy agaci)
bayramlarda erkeklerin bayram harcliklarinin yegane yatirim alani(idi). cikardigi sesden kelli kizkaciran olarak adlandirilir, uca uca giderlerdi. kizkaciranin sesi kizlarin sesine karisir epey guldururdu bizi.
(bkz: nerede o eski bayramlar)
(bkz: anilarim depresti lan sozluk)
(bkz: nerede o eski bayramlar)
(bkz: anilarim depresti lan sozluk)
bayrami dimagina guzel hatiralarla kazimis olan kisi icin, bayramin artik birkac harfin kombinasyonundan ve telefonuna gelen mesajlardan ibaret olmasindan kelli cevabini bulamayacagini bile bile sonuna kocaman bir soru isareti ekleyip kendine yonelttigi bir sorudur. biraz isyan, biraz ozlem barindirir. hakli bir yakaristir aslinda.
ben de bugun hafif bir buruklukla bombos sokaklara diktim gozlerimi ve ayni soruyu sordum kendime. eskiden bu sokaklarda elimizde posetlerle kosusturur, tanidik tanimadik kim varsa asindirirdik kapisini, "pistt duydunuz mu muberra teyze para da veriyormus" diye ziline iki kez bastiklarimiz da olurdu. ordan burdan toplanan harcliklar kizkaciranlara, mantar tabancalara feda edilirdi. en guzel sekerler sona saklanirdi ve hepsi eve gidilip anneye kurban edilmeden yenilirdi esi gorulmemis bir istahla.
eskiden beyaz mendillerimiz vardi bizim anneannem icine bir tutam sevgi ve biraz da para ekleyip tutustururdu elimize. bayram harcliklarimi biriktirip aldigim hikaye kitaplarinin icinde de boyle anlatilirdi bayramlar. biz sansli olanlardandik.
sabah bir heyecanla kalkilir, erkekler namaza gonderilir, hanimlar evde kahvaltiyi hazirlar beklerlerdi. derken kirmizi rugan pabuclara uygun kirmizi elbise giyilip bir solukta opulurdu babanin eli, sonra anneyle bayramlasilir derken bayram merasimi biter, seker hasilatina yenilerini ekleme cabasindaki cocuklar annelerince sokaktan toplanip es dost ziyaret edilirdi. sonra yine gelsin harcliklar, gitsin sekerler, baklavalar...
bugun yine bayram. ne erkenden uyandim, ne de kirmizi bir elbise giydim. buyumenin verdigi ozlemle biraz da yagmura katistirip gozlerimi bir kac damla yas akittim seker toplayamayan ellerime. bugun yine bayram sokaklar bombos, ve yikandi sokaklar da yalnizligin kederi, cocuklar tarafindan terkedilmis olmanin huznu ile. bugun bayram, babamdan gayrisinin opemedim elini, belki opecek kadar temiz ellerin kaldigina inanmadigimdan, belki yalnizligimdan, opemedim iste. "napiyosun baba essek kadar oldum ne harcligi" dememe aldirmadan harcligimi da tutusturdu elime babam. ve sonra bayrama sadakatsizlik edenlere eklenip bilgisayarimin basinda, cagin sanalligina harfiyen uyup bu entryi yazdim ben de. kalabaliga karistim ve artik tek tuk gelen misafirlerin begenmez oldugu o has limon kolonyasinin kokusuyla sizladi biraz burnum, ruhumu da yoldas eyleyip kendine.
belki fazla arabesk kokacak ama yine de sormaktayim: nerede o eski bayramlar? sahi nerede...
ben de bugun hafif bir buruklukla bombos sokaklara diktim gozlerimi ve ayni soruyu sordum kendime. eskiden bu sokaklarda elimizde posetlerle kosusturur, tanidik tanimadik kim varsa asindirirdik kapisini, "pistt duydunuz mu muberra teyze para da veriyormus" diye ziline iki kez bastiklarimiz da olurdu. ordan burdan toplanan harcliklar kizkaciranlara, mantar tabancalara feda edilirdi. en guzel sekerler sona saklanirdi ve hepsi eve gidilip anneye kurban edilmeden yenilirdi esi gorulmemis bir istahla.
eskiden beyaz mendillerimiz vardi bizim anneannem icine bir tutam sevgi ve biraz da para ekleyip tutustururdu elimize. bayram harcliklarimi biriktirip aldigim hikaye kitaplarinin icinde de boyle anlatilirdi bayramlar. biz sansli olanlardandik.
sabah bir heyecanla kalkilir, erkekler namaza gonderilir, hanimlar evde kahvaltiyi hazirlar beklerlerdi. derken kirmizi rugan pabuclara uygun kirmizi elbise giyilip bir solukta opulurdu babanin eli, sonra anneyle bayramlasilir derken bayram merasimi biter, seker hasilatina yenilerini ekleme cabasindaki cocuklar annelerince sokaktan toplanip es dost ziyaret edilirdi. sonra yine gelsin harcliklar, gitsin sekerler, baklavalar...
bugun yine bayram. ne erkenden uyandim, ne de kirmizi bir elbise giydim. buyumenin verdigi ozlemle biraz da yagmura katistirip gozlerimi bir kac damla yas akittim seker toplayamayan ellerime. bugun yine bayram sokaklar bombos, ve yikandi sokaklar da yalnizligin kederi, cocuklar tarafindan terkedilmis olmanin huznu ile. bugun bayram, babamdan gayrisinin opemedim elini, belki opecek kadar temiz ellerin kaldigina inanmadigimdan, belki yalnizligimdan, opemedim iste. "napiyosun baba essek kadar oldum ne harcligi" dememe aldirmadan harcligimi da tutusturdu elime babam. ve sonra bayrama sadakatsizlik edenlere eklenip bilgisayarimin basinda, cagin sanalligina harfiyen uyup bu entryi yazdim ben de. kalabaliga karistim ve artik tek tuk gelen misafirlerin begenmez oldugu o has limon kolonyasinin kokusuyla sizladi biraz burnum, ruhumu da yoldas eyleyip kendine.
belki fazla arabesk kokacak ama yine de sormaktayim: nerede o eski bayramlar? sahi nerede...
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?