(bkz: hasan huseyin korkmazgil)
kocero albumunden soz ve muzigi selda bagcana ait turku:
her aksam uzeri bin cocuk olur
her aksam uzeri asurda
tanri insanlarina uzulur
gokyuzunde yalnizdi dunya
sunun surasinda ne kalmisti iki binli yillara
tam da barisi yakalayacagiz derken
calindi tamtamlar,
ekranda cnn
-acimasiz bir zorbanin meydan okuyusunda,
umut arayan onurlu ve yoksul halklar...
bu bir sagirlar diyalogu,
kaybedense yine insanlik oldu-
her aksam uzeri bin cocuk olur
her aksam uzeri asurda
tanri insanlarina uzulur
gokyuzunde yalnizdi dunya
sunun surasinda ne kalmisti iki binli yillara
tam da barisi yakalayacagiz derken
calindi tamtamlar,
ekranda cnn
-acimasiz bir zorbanin meydan okuyusunda,
umut arayan onurlu ve yoksul halklar...
bu bir sagirlar diyalogu,
kaybedense yine insanlik oldu-
tam metni su sekilde olan hasan huseyin siiri:
isten ciktim
sokaktayim
elim yuzum ustumbasim gazete
sokakta tank paleti
sokakta duduk sesi
sokakta tomson
sokaga cikmak yasak
sokaktayim
gece leylâk
ve tomurcuk kokuyor
yarali bir sahin olmus yuregim
uy anam anam
haziranda olmek zor!
havada tuy
havada kus
havada kus solugu kokusu
hava leylâk
ve tomurcuk kokuyor
ne anlar acilardan/guzel haziran
ne anlar guzel bahar!
kopuk bir kol sokakta
cirpinip durur
calismisim onbes saat
tukenmisim onbes saat
acikmisim yorulmusum uykusamisim
anama sovmus patron
ter doktugum gazetede
sikmisim dislerimi
islikla soylemisim umutlarimi
susarak soylemisim
sicak bir ev ozlemisim
sicak bir yemek
ve sicacik bir yatakta
unutturan opucukler
cikmisim bir kavgadan
vurmusum sokaklara
sokakta tank paleti
sokakta duduk sesi
sari sari yapraklarla birlikte sanki
dallarda insan iskeletleri
asacaklar aydemiri
asacaklar gurcani
belki baskalarini
pis bir ota degmis gibi sizliyor genzim
dokuluyor etlerim
sari yapraklar gibi
asmak neyi kurtarir
sari sari yapraklari kuru dallara?
yolunmus yapraklari
kirilmis dallariyla
ne anlatir bir agac
hani ruzgâr
hani kus
hani nerde ruzgârli kus sesleri?
asilmak sorun degil
asilmamak da degil
kimin kimi astigi
kimin kimi neden nicin astigi
budur iste asil sorun!
sevdim gelin morunu
sevdim siir morunu
moru sevdim tomurcukta
moru sevdim memede
ve optugum dudakta
ama sevmedim, hayir
igrendim insanoglunun
yagli ipte sallanan morlugundan!
neden boyle aciliyim
neden boyle agrili
neden nicin bu sokaklar boyle bos
nicin neden bu evler boyle dolu?
sokaklarla solur evler
sokaklarla atar nabzi
kentlerin
sokaksiz kent
kentsiz ulke
kahkahanin yanibasi gozyasi
isten ciktim
elim yuzum ustumbasim gazete
karanlikta akan bir su
gibi vurdum kendimi caddelere
hava leylâk
ve tomurcuk kokusu
havada koryoluna
havada sucsuz gunahsiz
gitme korkusu
ah desem
eriyecek demirleri bu korkulugun
oh desem
tutusacak solugum
asmak neyi kurtarir
oldurmek neyi
yasatmaktir onemlisi
guzel yasatmak
abeceden gecirmek kiracin cekirgesini
ekmeksiz yuvasiz hekimsiz birakmamak
ah yavrum
ah guzelim
canim benim / sevdicegim
bitanem
kisa surdu bu yolculuk
neylersin ki sonu yok!
gece leylâk
ve tomurcuk kokuyor
uy anam anam
haziranda olmek zor!
nerdeyim ben
nerdeyim ben
nerdeyim?
kimsiniz siz
kimsiniz siz
kimsiniz?
ne soyler bu radyolar
gazeteler ne yazar
kim olmus uzaklarda
gocen kim dunyamizdan?
asmak neyi kurtarir
oldurmek neyi?
yolunmus yapraklari
ve kirilmis dallariyla bir agac
soyler hangi guzelligi?
koku burda
yuregimde
yapraklari uzaklarda bir cinar
islik cala cala goctu bir cinar
goctu memet diye diye
safak vakti bir cinar
silkeledi kuslarini
guneslerini:
«oglum sana sesleniyorum isitiyor musun, memet,
memet!»
gece leylâk
ve tomurcuk kokuyor
ustumbasim elim yuzum gazete
vurmusum sokaklara
vurmusum karanliga
uy anam anam
haziranda olmek zor!
bu acilar
bu agrilar
bu yurek
neyi kimden esirgiyor bu buz gibi sokaklar
bu agaclar nicin boyle yapraksiz
bu geceler nicin boyle insansiz
bu insanlar nicin boyle yarinsiz
bu nicinler nicin boyle yanitsiz?
kim bu korku
kim bu umut
ne adina
kim icin?
«uyarina gelirse
tepemde bir de cinar»
demisti on yil once
demek ki on yil sonra
demek ki sabah sabah
demek ki «manda gonu»
demek ki «sile bezi»
demek ki «yesil biber»
bir de memetin yuzu
bir de guzel istanbul
bir de «saman sarisi»
bir de ozlem kirmizisi
demek ki goctu usta
kaldi yurek sizisi
geride kalanlara
nerdeyim ben
nerdeyim?
kimsiniz siz
kimsiniz?
yillar var ki ter icinde
tasidim ben bu yuku
biraktim acinin alkislarina
3 haziran 63u
bir kirmizi gul dali
simdi uzakta
bir kirmizi gul dali
igilmis uzerine
yatiyor oralarda
bir eski gomutlukte
yatiyor usta
bir kirmizi gul dali
igilmis uzerine
oksar yanan alnini
bir kirmizi gul dali
nâzim ustanin
gece leylâk
ve tomurcuk kokuyor
bir basin iscisiyim
elim yuzum ustumbasim gazete
gecsem de golgesinden tanklarin tomsonlarin
suramda bir calikusu otuyor
uy anam anam
haziranda olmek zor!
isten ciktim
sokaktayim
elim yuzum ustumbasim gazete
sokakta tank paleti
sokakta duduk sesi
sokakta tomson
sokaga cikmak yasak
sokaktayim
gece leylâk
ve tomurcuk kokuyor
yarali bir sahin olmus yuregim
uy anam anam
haziranda olmek zor!
havada tuy
havada kus
havada kus solugu kokusu
hava leylâk
ve tomurcuk kokuyor
ne anlar acilardan/guzel haziran
ne anlar guzel bahar!
kopuk bir kol sokakta
cirpinip durur
calismisim onbes saat
tukenmisim onbes saat
acikmisim yorulmusum uykusamisim
anama sovmus patron
ter doktugum gazetede
sikmisim dislerimi
islikla soylemisim umutlarimi
susarak soylemisim
sicak bir ev ozlemisim
sicak bir yemek
ve sicacik bir yatakta
unutturan opucukler
cikmisim bir kavgadan
vurmusum sokaklara
sokakta tank paleti
sokakta duduk sesi
sari sari yapraklarla birlikte sanki
dallarda insan iskeletleri
asacaklar aydemiri
asacaklar gurcani
belki baskalarini
pis bir ota degmis gibi sizliyor genzim
dokuluyor etlerim
sari yapraklar gibi
asmak neyi kurtarir
sari sari yapraklari kuru dallara?
yolunmus yapraklari
kirilmis dallariyla
ne anlatir bir agac
hani ruzgâr
hani kus
hani nerde ruzgârli kus sesleri?
asilmak sorun degil
asilmamak da degil
kimin kimi astigi
kimin kimi neden nicin astigi
budur iste asil sorun!
sevdim gelin morunu
sevdim siir morunu
moru sevdim tomurcukta
moru sevdim memede
ve optugum dudakta
ama sevmedim, hayir
igrendim insanoglunun
yagli ipte sallanan morlugundan!
neden boyle aciliyim
neden boyle agrili
neden nicin bu sokaklar boyle bos
nicin neden bu evler boyle dolu?
sokaklarla solur evler
sokaklarla atar nabzi
kentlerin
sokaksiz kent
kentsiz ulke
kahkahanin yanibasi gozyasi
isten ciktim
elim yuzum ustumbasim gazete
karanlikta akan bir su
gibi vurdum kendimi caddelere
hava leylâk
ve tomurcuk kokusu
havada koryoluna
havada sucsuz gunahsiz
gitme korkusu
ah desem
eriyecek demirleri bu korkulugun
oh desem
tutusacak solugum
asmak neyi kurtarir
oldurmek neyi
yasatmaktir onemlisi
guzel yasatmak
abeceden gecirmek kiracin cekirgesini
ekmeksiz yuvasiz hekimsiz birakmamak
ah yavrum
ah guzelim
canim benim / sevdicegim
bitanem
kisa surdu bu yolculuk
neylersin ki sonu yok!
gece leylâk
ve tomurcuk kokuyor
uy anam anam
haziranda olmek zor!
nerdeyim ben
nerdeyim ben
nerdeyim?
kimsiniz siz
kimsiniz siz
kimsiniz?
ne soyler bu radyolar
gazeteler ne yazar
kim olmus uzaklarda
gocen kim dunyamizdan?
asmak neyi kurtarir
oldurmek neyi?
yolunmus yapraklari
ve kirilmis dallariyla bir agac
soyler hangi guzelligi?
koku burda
yuregimde
yapraklari uzaklarda bir cinar
islik cala cala goctu bir cinar
goctu memet diye diye
safak vakti bir cinar
silkeledi kuslarini
guneslerini:
«oglum sana sesleniyorum isitiyor musun, memet,
memet!»
gece leylâk
ve tomurcuk kokuyor
ustumbasim elim yuzum gazete
vurmusum sokaklara
vurmusum karanliga
uy anam anam
haziranda olmek zor!
bu acilar
bu agrilar
bu yurek
neyi kimden esirgiyor bu buz gibi sokaklar
bu agaclar nicin boyle yapraksiz
bu geceler nicin boyle insansiz
bu insanlar nicin boyle yarinsiz
bu nicinler nicin boyle yanitsiz?
kim bu korku
kim bu umut
ne adina
kim icin?
«uyarina gelirse
tepemde bir de cinar»
demisti on yil once
demek ki on yil sonra
demek ki sabah sabah
demek ki «manda gonu»
demek ki «sile bezi»
demek ki «yesil biber»
bir de memetin yuzu
bir de guzel istanbul
bir de «saman sarisi»
bir de ozlem kirmizisi
demek ki goctu usta
kaldi yurek sizisi
geride kalanlara
nerdeyim ben
nerdeyim?
kimsiniz siz
kimsiniz?
yillar var ki ter icinde
tasidim ben bu yuku
biraktim acinin alkislarina
3 haziran 63u
bir kirmizi gul dali
simdi uzakta
bir kirmizi gul dali
igilmis uzerine
yatiyor oralarda
bir eski gomutlukte
yatiyor usta
bir kirmizi gul dali
igilmis uzerine
oksar yanan alnini
bir kirmizi gul dali
nâzim ustanin
gece leylâk
ve tomurcuk kokuyor
bir basin iscisiyim
elim yuzum ustumbasim gazete
gecsem de golgesinden tanklarin tomsonlarin
suramda bir calikusu otuyor
uy anam anam
haziranda olmek zor!
ahmet kaya ile selda bagcanin ortaklasa cikarmis oldugu baslangicta yasakli olan daha sonra yasagi kaldirilan album.
1 kocero (gocunmayin guzel beyler hanimlar)
2 kocero (paralar girsin diye)
3 kocero (bir aksam birdenbire)
4 fadike
5 gul dikeni
6 ucun kuslar ucun
7 kursun kursun ustune
8 ekranda cnn
9 dogma gardasimdan araliyam ben
10 yar ali, yaradan ali
11 canimi yakanlar, bakti dumana
12 cacane, hawar le, mem u zin
1 kocero (gocunmayin guzel beyler hanimlar)
2 kocero (paralar girsin diye)
3 kocero (bir aksam birdenbire)
4 fadike
5 gul dikeni
6 ucun kuslar ucun
7 kursun kursun ustune
8 ekranda cnn
9 dogma gardasimdan araliyam ben
10 yar ali, yaradan ali
11 canimi yakanlar, bakti dumana
12 cacane, hawar le, mem u zin
(bkz: kocero vatan siiri)
daglarda yasamis gozu pek, yigit, cesur kisi. kimine gore kahraman kimine gore pezevenk bir eskiya.
ayrica guney dogu anadolu’da konar gocer kurt halka takilan isim.
ayrica guney dogu anadolu’da konar gocer kurt halka takilan isim.
himalayalarin tepesine tirmanmak guc
ama mumkun
okyanusu asmak da guc
ama mumkun
aya ulasmak da oyle
ama mumkun degil iste
bulbulun eti icin olduruldugu bir ulkede
sanati zincire vuranlara
meram anlatmak
ot kusum
ot kusum
ot guzel kusum
eller ne derse desin
ben sana vurulmusum.
(bkz: hasan huseyin korkmazgil)
ama mumkun
okyanusu asmak da guc
ama mumkun
aya ulasmak da oyle
ama mumkun degil iste
bulbulun eti icin olduruldugu bir ulkede
sanati zincire vuranlara
meram anlatmak
ot kusum
ot kusum
ot guzel kusum
eller ne derse desin
ben sana vurulmusum.
(bkz: hasan huseyin korkmazgil)
dudak ve burnunun durus seklinden oturu beni acaba cidden nefes alabiliyor mu bu kadin diye dusundurten manken-oyuncu karisimi kisi. hayir ben denedim nefessiz kaliyor insan.
sabredilip sonuna kadar okunulursa muhtesem olduguna kanaat getirilecek siir, duzyazi karisimi:
1
yetmis iki gundur bir dolapta kilitliyim. yalnizca anahtar
deliginden hava giriyor ve olu bir isik siziyor iceri. yalnizlik
hic de tanrisal degil, gorkemli degil. o yalnizca gecmisle
gelecek, olumle yasam arasinda kocaman bir karanlik nokta.
gecmisi ve gelecegi olmayan, olumle yasam arasinda irinli bir
leke yalnizlik denilen. simdi ne varsa, anahtar deliginden sizan
havayla isikta... (farkina varsalar, kapatirlar miydi onu da?)
butun bellegimdekileri yokettim. elektrikli bir aygiyla yaktim,
jiletle kazidim. cigliklarin araligindan ucurdum hepsini, kul
edip savurdum.
adimdan gayrisini bilmiyorum.
2
zamani yiyip bitirdi karanlik. gece yoktu. gunes coktan
komurlesmis ve yeryuzu yapiskan bir karanlikla ortulmustu.
yabanil sesler geliyordu derinlerden ve karanligi ince bir bicak gibi
yirtiyordu. saklayan kirbac gibi... aci duvarini asan bu
sesler, madeni bir gurultuye donuyor ve yerkabugunu
zorluyordu artik. sesim yoktu. karanligin karninda yitirdim
sesimi. kor bir kuyuda unutulan yusuftum belki. ama
durmadan soruyorlardi. tanrilar bilmiyordu sorduklari seyleri,
peygamberler busbutun hain cikmisti. ama yine de soruyorlar,
soruyorlar, soruyorlar...
adimdan gayrisini bilmiyorum.
3
iki seyi bilmek istiyorum. (belki ayni seyi iki kere bilmek
istiyordum.) duvarlarin rengi neydi? derimin rengi neydi?
dokunuyorum duvarlara; parmak uclarimla, avuclarimla,
dilimle dokunuyorum. duvarlarin bir rengi olmali. ama hicbir
duvarcinin, hicbir ressamin bu rengi bildigini sanmam. adi
yoktu bu rengin, kimyasi yoktu. belki renksizligin rengiydi bu.
curuyen bir bedenin kokusuydu duvarlarin rengi...
adimdan gayrisini bilmiyorum.
4
bir bocek gibi antenlerimi gezdiriyorum bedenimde. anahtar
deliginden sizan olu isikta ellerime bakiyorum. ellerim... sanki
bir kadinin memelerini hic oksamamis, sicakligini duymamis.
ellerim... her dizesi ciglik olan siirleri hic yaratmamis sanki. ne
beyaz tenliyim artik, ne esmer, ne de kara... cuzzamlinin,
vebalinin bir rengi vardir. irinin bir rengi... olunun bile bir
rengi vardir ama derimin rengi yoktu. belki curuyen bir kentin
rengiydi bu. curuyen bir dunyanin...
adimdan gayrisini bilmiyorum.
5
killi, ayaklari uzerinde duramayan bir yaratiktim artik.
soyumun neye benzedigini unuttum. "insana benziyorlardi"
diye duymustum bir vakitler. demek ki simdi maymun
halkasinda insanlik...
adimdan gayrisini bilmiyorum.
6
agzimi anahtar deligine dayayip havayi emiyorum. bocek
sokmasi gibi bir yanma duyuyorum bogazimda. oysa kuru bir
yapragi bile dalindan dusurecek gibi degil bu esinti. belki
cole donmus topraga tek yagmur damlasinin dususu yalnizca.
camur gibi bir yagmur damlasi... ama toprak, bu damlayla
catlatacak bagrindaki tohumu. col, butun vahalarini bu
damlayla yesertecek... genzim yaniyor. ince bir kan seridi
siziyor dudaklarimdan. kirli, sicak ve simsiyah...
adimdan gayrisini bilmiyorum.
7
suyum, bir litrelik karton sut kutusu icinde. yetmis iki gundur
sakindigim ve hergun ancak bir kere dudaklarimi
degdirdigim... dilimi bir kopek gibi degdirdigim. (dilin suya
dokunusu... bir sungerin denizi yutusu yani. bir colun seraba
kesilmesi bir an icin.) her gun ancak bir kere degdiriyorum
dudaklarimi suya. dilimi kaciriyorum artik. sunger, butun
vantuzlarini birden uzatmasin diye... batakliktaki suyun da bir
su yani vardir. curuyen bir bedenin bile dayanilabilir
kokusuna. kutuda kalan son bir yudum su, bu bile degildi
artik. kustu, oldurdu kendini su...
su curudu...
adimdan gayrisini bilmiyorum…
(bkz: ahmet telli)
1
yetmis iki gundur bir dolapta kilitliyim. yalnizca anahtar
deliginden hava giriyor ve olu bir isik siziyor iceri. yalnizlik
hic de tanrisal degil, gorkemli degil. o yalnizca gecmisle
gelecek, olumle yasam arasinda kocaman bir karanlik nokta.
gecmisi ve gelecegi olmayan, olumle yasam arasinda irinli bir
leke yalnizlik denilen. simdi ne varsa, anahtar deliginden sizan
havayla isikta... (farkina varsalar, kapatirlar miydi onu da?)
butun bellegimdekileri yokettim. elektrikli bir aygiyla yaktim,
jiletle kazidim. cigliklarin araligindan ucurdum hepsini, kul
edip savurdum.
adimdan gayrisini bilmiyorum.
2
zamani yiyip bitirdi karanlik. gece yoktu. gunes coktan
komurlesmis ve yeryuzu yapiskan bir karanlikla ortulmustu.
yabanil sesler geliyordu derinlerden ve karanligi ince bir bicak gibi
yirtiyordu. saklayan kirbac gibi... aci duvarini asan bu
sesler, madeni bir gurultuye donuyor ve yerkabugunu
zorluyordu artik. sesim yoktu. karanligin karninda yitirdim
sesimi. kor bir kuyuda unutulan yusuftum belki. ama
durmadan soruyorlardi. tanrilar bilmiyordu sorduklari seyleri,
peygamberler busbutun hain cikmisti. ama yine de soruyorlar,
soruyorlar, soruyorlar...
adimdan gayrisini bilmiyorum.
3
iki seyi bilmek istiyorum. (belki ayni seyi iki kere bilmek
istiyordum.) duvarlarin rengi neydi? derimin rengi neydi?
dokunuyorum duvarlara; parmak uclarimla, avuclarimla,
dilimle dokunuyorum. duvarlarin bir rengi olmali. ama hicbir
duvarcinin, hicbir ressamin bu rengi bildigini sanmam. adi
yoktu bu rengin, kimyasi yoktu. belki renksizligin rengiydi bu.
curuyen bir bedenin kokusuydu duvarlarin rengi...
adimdan gayrisini bilmiyorum.
4
bir bocek gibi antenlerimi gezdiriyorum bedenimde. anahtar
deliginden sizan olu isikta ellerime bakiyorum. ellerim... sanki
bir kadinin memelerini hic oksamamis, sicakligini duymamis.
ellerim... her dizesi ciglik olan siirleri hic yaratmamis sanki. ne
beyaz tenliyim artik, ne esmer, ne de kara... cuzzamlinin,
vebalinin bir rengi vardir. irinin bir rengi... olunun bile bir
rengi vardir ama derimin rengi yoktu. belki curuyen bir kentin
rengiydi bu. curuyen bir dunyanin...
adimdan gayrisini bilmiyorum.
5
killi, ayaklari uzerinde duramayan bir yaratiktim artik.
soyumun neye benzedigini unuttum. "insana benziyorlardi"
diye duymustum bir vakitler. demek ki simdi maymun
halkasinda insanlik...
adimdan gayrisini bilmiyorum.
6
agzimi anahtar deligine dayayip havayi emiyorum. bocek
sokmasi gibi bir yanma duyuyorum bogazimda. oysa kuru bir
yapragi bile dalindan dusurecek gibi degil bu esinti. belki
cole donmus topraga tek yagmur damlasinin dususu yalnizca.
camur gibi bir yagmur damlasi... ama toprak, bu damlayla
catlatacak bagrindaki tohumu. col, butun vahalarini bu
damlayla yesertecek... genzim yaniyor. ince bir kan seridi
siziyor dudaklarimdan. kirli, sicak ve simsiyah...
adimdan gayrisini bilmiyorum.
7
suyum, bir litrelik karton sut kutusu icinde. yetmis iki gundur
sakindigim ve hergun ancak bir kere dudaklarimi
degdirdigim... dilimi bir kopek gibi degdirdigim. (dilin suya
dokunusu... bir sungerin denizi yutusu yani. bir colun seraba
kesilmesi bir an icin.) her gun ancak bir kere degdiriyorum
dudaklarimi suya. dilimi kaciriyorum artik. sunger, butun
vantuzlarini birden uzatmasin diye... batakliktaki suyun da bir
su yani vardir. curuyen bir bedenin bile dayanilabilir
kokusuna. kutuda kalan son bir yudum su, bu bile degildi
artik. kustu, oldurdu kendini su...
su curudu...
adimdan gayrisini bilmiyorum…
(bkz: ahmet telli)
asil ismi soz / de sararir olan ahmet telli siiri:
olur, aramam seni ve kimseyi
anilari pas tadinda birakirim
konusacak ne kaldiysa kalsin
susmaktir bir seylere saygili kilan
ayrilik da bir olanaktir bilirsin
ince bir sis, bir huzun ortusu
dumanli bir islik yakisir simdi
dudaklarima, birakip giderim
soz / de sararir biterken bir ask
kediye iyi bak cicekleri sula
diyorsam da aldirma sozlerime
aliskanlik iste baska birsey degil
soz / de sararir biterken bir ask
olur, aramam seni ve kimseyi
anilari pas tadinda birakirim
konusacak ne kaldiysa kalsin
susmaktir bir seylere saygili kilan
ayrilik da bir olanaktir bilirsin
ince bir sis, bir huzun ortusu
dumanli bir islik yakisir simdi
dudaklarima, birakip giderim
soz / de sararir biterken bir ask
kediye iyi bak cicekleri sula
diyorsam da aldirma sozlerime
aliskanlik iste baska birsey degil
soz / de sararir biterken bir ask
dudak kanseri gunes isinlarina maruz kalma ile ilgilidir ve siklikla alt dudakta orta hat boyunca ortaya cikar. ust dudakta yerlesen kanserler alt dudaga gore daha nadirdir. kanserin cikarilmasindan sonra dudagin yarisi kadar olan acik yara karsi karsiya getirilip dikilebilir. daha buyuk acik yaralar icin alt dudak ve yanaktan yapilan dondurme veya kaydirma ile yara kapatilir.
gizli bir guc tasidigina inanilan buyu, sihir.
angelus kisisinin basariyla yaptigi eylemdir. bakmakla usta olunsaydi kediler kasap olurdu biliyorum, lakin yine de bir umut izlemekteyim belki bana da bulasir diye.
yazar kisinin sozlukten cikmasinin ardindan gecen yaklasik yarim saatlik sure zarfinda nicki hala kimler var butonuna basildiginda gorulebilmektedir.
sukriye tutkunun gucum yetene kadar isimli albumunde seslendirdigi, bunun yani sira zaradan da dinlenmesi hos turku:
bir firtina tuttu bizi deryâya kardi
o bizim kavusmalarimiz a yârim mahsere kaldi
o bizim kavusmalarimiz a yârim ahrete kaldi
yeni cezve yeni cezve kaynar kaynamaz oldu
o benim nazli yârimin dilleri soyler soylemez oldu
yeni cezve yeni cezve kayniyor ocakta
kasatura belimizde (a yârim) martinimiz kucakta
mapsanede yata yata her yanlarim curudu
yollarina baka baka a yârim elâ gozler suzuldu
bir firtina tuttu bizi deryâya kardi
o bizim kavusmalarimiz a yârim mahsere kaldi
o bizim kavusmalarimiz a yârim ahrete kaldi
yeni cezve yeni cezve kaynar kaynamaz oldu
o benim nazli yârimin dilleri soyler soylemez oldu
yeni cezve yeni cezve kayniyor ocakta
kasatura belimizde (a yârim) martinimiz kucakta
mapsanede yata yata her yanlarim curudu
yollarina baka baka a yârim elâ gozler suzuldu
sukriye tutkunun gucum yetene kadar albumunde yorumladigi orta anadolu turkusu, klibi ise malatyada cekilmistir.:
safak soktu yine sunam uyanmaz
hasret ceken gonul derde dayanmaz
cagiririm sunam sesim duyulmaz
uyan sunam uyan derin uykudan
cektigim senin elinden
usandim gurbet elinden
hic kimse bilmez halimden
uyan sunam uyan derin uykudan
bunca diyar gezdim gozlerin icin
niye kustun bana el sozu icin
dilerim mevladan sizlasin icin
uyan sunam uyan derin uykudan
cektigim senin elinden
usandim gurbet elinden
hic kimse bilmez halimden
uyan sunam uyan derin uykudan
safak soktu yine sunam uyanmaz
hasret ceken gonul derde dayanmaz
cagiririm sunam sesim duyulmaz
uyan sunam uyan derin uykudan
cektigim senin elinden
usandim gurbet elinden
hic kimse bilmez halimden
uyan sunam uyan derin uykudan
bunca diyar gezdim gozlerin icin
niye kustun bana el sozu icin
dilerim mevladan sizlasin icin
uyan sunam uyan derin uykudan
cektigim senin elinden
usandim gurbet elinden
hic kimse bilmez halimden
uyan sunam uyan derin uykudan
genel kaninin aksine samanin neden olmadigi hastalik.
(bkz: dersim)
fazla ilginc olmasa da goze carpan bir durumdur. an itibariyle de basima gelmistir, bunu duyup ta dogum yilinizi ogrenmek isteyen yazarlari atlatmak icin yapilmasi gereken hizla entry girip yasi oldugundan kucuk gostermektir.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?