(bkz: yoğunlaşma izi)
uçuş veri kaydedicileri, diğer adıyla kara kutular,
tahmin ettiğiniz gibi, uçuş bilgilerini kaydeden ve sonrasında herhangi
bir olay ya da kaza soruşturmasında delil olarak kullanılabilen
cihazlardır.
bu cihazların iki yaygın tipi vardır: uçuş veri kaydediciler (fdr)
ve pilot kabini ses kaydediciler (cvr). bazen bu iki cihaz tek bir kayıt ünitesi olarak birleştirilir.
bazı uçaklarda, sıradan ya da özel bilgisayarlar ile erişilebilen ve
bu iki cihazın verilerinin yüklenip okunabildiği bir depolama cihazı
olan hızlı erişim kaydediciler (qar) bulunur.
bu cihaz sayesinde ters giden bir şey olup olmadığı parametrelerin
okunmasıyla anlaşılabilir ve muhtemel kazalar önlenebilir.
bu cihazlar kaza soruşturmalarında kullanıldığına göre epey sağlam
olmalı, değil mi?
uçuş veri kaydedicileri, ince mühendislik ve yapıya sahiptir.
şiddetli basınç (> 3g) ve patlamaya dayanıklı bir şekilde
üretilir. ayrıca 1100 °c sıcaklığa da dayanabilir. bunun
yanında denizin 6 km derinindeki basınca karşı koyabilir.
denizin altında, yerini bildiren sinyal yayınlar, muhafaza eden zırh (0,7
cm kadar kalımlıkta paslanmaz çelik ya da titanyum) ile 6 yıl
durabilir ve 30 gün çalışabilir.
enkazın içinde görülebilmesi için, fosforlu kırmızı, sarı ya da
turuncu renklidir.
tahmin ettiğiniz gibi, uçuş bilgilerini kaydeden ve sonrasında herhangi
bir olay ya da kaza soruşturmasında delil olarak kullanılabilen
cihazlardır.
bu cihazların iki yaygın tipi vardır: uçuş veri kaydediciler (fdr)
ve pilot kabini ses kaydediciler (cvr). bazen bu iki cihaz tek bir kayıt ünitesi olarak birleştirilir.
bazı uçaklarda, sıradan ya da özel bilgisayarlar ile erişilebilen ve
bu iki cihazın verilerinin yüklenip okunabildiği bir depolama cihazı
olan hızlı erişim kaydediciler (qar) bulunur.
bu cihaz sayesinde ters giden bir şey olup olmadığı parametrelerin
okunmasıyla anlaşılabilir ve muhtemel kazalar önlenebilir.
bu cihazlar kaza soruşturmalarında kullanıldığına göre epey sağlam
olmalı, değil mi?
uçuş veri kaydedicileri, ince mühendislik ve yapıya sahiptir.
şiddetli basınç (> 3g) ve patlamaya dayanıklı bir şekilde
üretilir. ayrıca 1100 °c sıcaklığa da dayanabilir. bunun
yanında denizin 6 km derinindeki basınca karşı koyabilir.
denizin altında, yerini bildiren sinyal yayınlar, muhafaza eden zırh (0,7
cm kadar kalımlıkta paslanmaz çelik ya da titanyum) ile 6 yıl
durabilir ve 30 gün çalışabilir.
enkazın içinde görülebilmesi için, fosforlu kırmızı, sarı ya da
turuncu renklidir.
bir sürü fabrika bu yl üzerinde bulunur. umarsızca yola atlayan kamyonlar yüzünden çok dikkatli gidilmesi gereken yollardandır.
ho$ gelmi$ yeni yazarımız.
(bkz: a$k ı memnu)
online uyeler
independence (jedi) [msg] [kim]
esrakesh (moderator) [msg] [kim]
tayfa75 (2. nesil bilgic) [msg] [kim]
elma sekeriiii (moderator) [msg] [kim]
isyankarmuhabir (4. nesil bilgic) [msg] [kim]
idiamin (4. nesil bilgic) [msg] [kim]
sipsi (5. nesil bilgic) [msg] [kim]
haykopatdemosh (5. nesil bilgic) [msg] [kim]
rumuz pilis tiray egen (5. nesil bilgic) [msg] [kim]
xxantinothingxx (5. nesil bilgic) [msg] [kim]
mortingenstrasse (5. nesil bilgic) [msg] [kim]
$u anda yonetimden
1 jedi,
2 moderator,
1 bot(genelde gorunmez bu),
uyelerden ise
0 gammaz,
8 bilgic,
0 comez,
uyelerden toplam 11 ki$i sozlukte at ko$turuyorlar.
ayrica
$u anda bilgi sozluku 5 ki$i okuyor.
independence (jedi) [msg] [kim]
esrakesh (moderator) [msg] [kim]
tayfa75 (2. nesil bilgic) [msg] [kim]
elma sekeriiii (moderator) [msg] [kim]
isyankarmuhabir (4. nesil bilgic) [msg] [kim]
idiamin (4. nesil bilgic) [msg] [kim]
sipsi (5. nesil bilgic) [msg] [kim]
haykopatdemosh (5. nesil bilgic) [msg] [kim]
rumuz pilis tiray egen (5. nesil bilgic) [msg] [kim]
xxantinothingxx (5. nesil bilgic) [msg] [kim]
mortingenstrasse (5. nesil bilgic) [msg] [kim]
$u anda yonetimden
1 jedi,
2 moderator,
1 bot(genelde gorunmez bu),
uyelerden ise
0 gammaz,
8 bilgic,
0 comez,
uyelerden toplam 11 ki$i sozlukte at ko$turuyorlar.
ayrica
$u anda bilgi sozluku 5 ki$i okuyor.
bir astronomi aleti.
astronomide çeşitli problemlerin grafik olarak gösterilmesi, yıldızların yükseklik açılarının ölçülmesi, enlem dairelerinin belirlenmesi, zaman ölçülmesi, burçlarla ilgili bilgilerin elde edilmesi vb. işlerde kullanılır. kelime olarak yunancadan gelmektedir.
ilk olarak apollinius (m.ö. 240) ve hipporchus (m.ö. 150) tarafından keşfedildiği, batlemyüs tarafından kullanıldığı ve philloponosun altıncı yüzyılın ilk yarısında bu aletten bahsettiği batılı kaynaklarda bildirilmektedir. dokuzuncu yüzyılda harrandaki büyük üniversitede abbasi halifelerinin ilim ve kültüre verdikleri önem neticesinde usturlab hakkında çeşitli eserlerin yazıldığı bilinmektedir. bu konuda yazılan en eski kitap, 829-830 senesinde bağdatta ve 833 senesinde şamda çalışan ali ibn isaya aittir. başka bir rivayete göre de usturlabı ilk keşfeden ve bu konuda ilk kitap yazan kimse abbasi devri astronomi alimlerinden ebu ishak el-fezaridir. islam dünyasında ilk kullanan da kendisidir. bu konu hakkında kitap yazan diğer alimler el-biruni, nasirüddin tusi ve habeşül hasibdir.
el-biruni gibi alimler yıldızların yerini bir çark ile belirleyen mekanik usturlablar da geliştirmişlerdir. bunlar şamin ve ez-zerkali tarafından geliştirilmiş ve mekanik saatin temeli ortaya çıkmıştır. on ikinci yüzyılda şerafeddin et-tusi usturlaba yeni bir şekil vererek baston şeklinde bir usturlab geliştirmiştir.
astronomide çeşitli problemlerin grafik olarak gösterilmesi, yıldızların yükseklik açılarının ölçülmesi, enlem dairelerinin belirlenmesi, zaman ölçülmesi, burçlarla ilgili bilgilerin elde edilmesi vb. işlerde kullanılır. kelime olarak yunancadan gelmektedir.
ilk olarak apollinius (m.ö. 240) ve hipporchus (m.ö. 150) tarafından keşfedildiği, batlemyüs tarafından kullanıldığı ve philloponosun altıncı yüzyılın ilk yarısında bu aletten bahsettiği batılı kaynaklarda bildirilmektedir. dokuzuncu yüzyılda harrandaki büyük üniversitede abbasi halifelerinin ilim ve kültüre verdikleri önem neticesinde usturlab hakkında çeşitli eserlerin yazıldığı bilinmektedir. bu konuda yazılan en eski kitap, 829-830 senesinde bağdatta ve 833 senesinde şamda çalışan ali ibn isaya aittir. başka bir rivayete göre de usturlabı ilk keşfeden ve bu konuda ilk kitap yazan kimse abbasi devri astronomi alimlerinden ebu ishak el-fezaridir. islam dünyasında ilk kullanan da kendisidir. bu konu hakkında kitap yazan diğer alimler el-biruni, nasirüddin tusi ve habeşül hasibdir.
el-biruni gibi alimler yıldızların yerini bir çark ile belirleyen mekanik usturlablar da geliştirmişlerdir. bunlar şamin ve ez-zerkali tarafından geliştirilmiş ve mekanik saatin temeli ortaya çıkmıştır. on ikinci yüzyılda şerafeddin et-tusi usturlaba yeni bir şekil vererek baston şeklinde bir usturlab geliştirmiştir.
(bkz: septisemi)
hastalık yapıcı mikroorganizmaların kanda bulunarak ateş, zayıflık, titreme gibi belirtileri ortaya çıkarması. hastalık yapıcı mikroplar kana; herhangi bir yaradan, sıyrıktan, mevcut olan bir hastalıktan dolayı bir organdan karışabilir. hastalığın yukarıda zikredilen belirtiler, mikrobun kendisinden veya saldığı zehirlerden, toksinlerden dolayı ortaya çıkabilir. bundan dolayı hastalığa halk arasında kan zehirlenmesi denir.
(bkz: kan zehirlenmesi)
(bkz: kan zehirlenmesi)
vuvuzela bazen lepatata diye bazen de güney afrika zurnası diye adlandırılan, güney afrika yöresine ait üflemeli bir çalgı, 61 cm boyunda ve 100 gram ağırlığındadır. herhangi bir tuş veya tonlama deliği fonksiyonuna sahip olmayıp, sadece üfleyen kişinin ritmine bağlı olarak ses çıkarır.
güçlü bir ciğer ve üfleme yeteneği isteyen vuvuzelanın çıkardığı ses sis düdüğü ya da fil sesine benzerdir. vuvuzela toplu olarak çalındığında çıkarmış olduğu ses yaklaşık olarak 135 desibeldir.
güçlü bir ciğer ve üfleme yeteneği isteyen vuvuzelanın çıkardığı ses sis düdüğü ya da fil sesine benzerdir. vuvuzela toplu olarak çalındığında çıkarmış olduğu ses yaklaşık olarak 135 desibeldir.
çocukluk döneminde başlayan, tekrar eden (mükerrer) ataklarla giden allerjik bir hastalık. mevsimlik veya her zaman olmak üzere iki tipi vardır. çiçek tozları, otlar, çimen ve küfler, mevsimlik; ev tozları ve yün ise parennial saman nezlesine sebep olur. genellikle hastalar allerjik bünyelidir ve âilelerin de başka allerjik hastalık bulunur.
hastalarda bol sulu burun akıntısı, hapşırma, burunda kaşıntı, her iki gözde sulanma, kaşıntı ve yanma vardır. gözler şiş ve kızarık, burun mukozası soluk mâvimsi renktedir. hastaların burun salgısı ve kanlarında akyuvarların eozinofil grubu artmıştır. saman nezlesi yapan âmilin (allerjinin) ne olduğu ise deri testleriyle tespit edilir.
hastalığın etkili tedâvisi yoktur. hiposensitizasyon (duyarlılık azaltma) bâzan faydalıdır. allerjen, ilgili mevsimden 2-3 ay önce başlayarak gitgide artan dozda hastaya şırınga edilir. böylece allerjene karşı bağışıklık kazanmış olur.
hastalarda bol sulu burun akıntısı, hapşırma, burunda kaşıntı, her iki gözde sulanma, kaşıntı ve yanma vardır. gözler şiş ve kızarık, burun mukozası soluk mâvimsi renktedir. hastaların burun salgısı ve kanlarında akyuvarların eozinofil grubu artmıştır. saman nezlesi yapan âmilin (allerjinin) ne olduğu ise deri testleriyle tespit edilir.
hastalığın etkili tedâvisi yoktur. hiposensitizasyon (duyarlılık azaltma) bâzan faydalıdır. allerjen, ilgili mevsimden 2-3 ay önce başlayarak gitgide artan dozda hastaya şırınga edilir. böylece allerjene karşı bağışıklık kazanmış olur.
candida türü mantarlar tarafından yapılan, insan vücudunda çok çeşitli yerlere yerleşebilen bir mantar hastalığı. hastalık yapan çeşitli candida türleri içinde en çok rastlanılanı, candida albicans’tır. mantar, yerleştiği vücut bölgesine göre değişen iltihabî belirtilere sebep olur.
iltihabın başlangıcında, epitelde şişme meydana gelir. bunu, epitel hücreleri arasında mantar sporcuklarının toplanması ve mantar misellerinin (dallanmış şekillerinin) ortaya çıkması takip eder. ilerleyen zamanla birlikte yaralar belirir ve iltihap giderek derinleşir.
moniliyazis, hayâtın ilk aylarından beri insanın karşılaşabildiği bir enfeksiyondur. süt çocuklarında rastlanan şekline pamukçuk denir ve ağızda beyaz lekelere sebep olur. bu lekemsi zarlar kolayca kalkar ve altlarının kırmızı olduğu görülür. yine küçük çocuklarda ve daha büyük yaşlarda görülen bir şekli de dudak köşelerine yerleşir ve yalama (perlèche) adını alır. özellikle yaşlı ve şeker hastası kadınların edep yerlerinde yerleşen moniliyazis, kaşıntı ve akıntıyla çok rahatsız edici bir hastalıktır.
deri moniliyazisi birkaç şekildedir. deri kıvrımlarında, tırnaklarda ve saçlı deride yerleşebildiği gibi nâdir vakalarda mantar, bütün deriyi hastalandırabilir. yaptığı bozukluk kızarık bir lekeden su toplamış şekillere ve akıntılı sivilcelere kadar değişir.
moniliyazisin tedâvisi, günümüzde etkili mantar ilâçları sâyesinde kesin, fakat sabır isteyen bir iştir. clotrimazole (canesten) ve nystatin (mycostatin) gibi ilâçlar hekim kontrolünde uygulanır. tedâvi sonucu çoğu zaman yüz güldürücüdür. sistem moniliyazislerinde, ağızdan alınan antimantar ilâçlar kullanılır.
iltihabın başlangıcında, epitelde şişme meydana gelir. bunu, epitel hücreleri arasında mantar sporcuklarının toplanması ve mantar misellerinin (dallanmış şekillerinin) ortaya çıkması takip eder. ilerleyen zamanla birlikte yaralar belirir ve iltihap giderek derinleşir.
moniliyazis, hayâtın ilk aylarından beri insanın karşılaşabildiği bir enfeksiyondur. süt çocuklarında rastlanan şekline pamukçuk denir ve ağızda beyaz lekelere sebep olur. bu lekemsi zarlar kolayca kalkar ve altlarının kırmızı olduğu görülür. yine küçük çocuklarda ve daha büyük yaşlarda görülen bir şekli de dudak köşelerine yerleşir ve yalama (perlèche) adını alır. özellikle yaşlı ve şeker hastası kadınların edep yerlerinde yerleşen moniliyazis, kaşıntı ve akıntıyla çok rahatsız edici bir hastalıktır.
deri moniliyazisi birkaç şekildedir. deri kıvrımlarında, tırnaklarda ve saçlı deride yerleşebildiği gibi nâdir vakalarda mantar, bütün deriyi hastalandırabilir. yaptığı bozukluk kızarık bir lekeden su toplamış şekillere ve akıntılı sivilcelere kadar değişir.
moniliyazisin tedâvisi, günümüzde etkili mantar ilâçları sâyesinde kesin, fakat sabır isteyen bir iştir. clotrimazole (canesten) ve nystatin (mycostatin) gibi ilâçlar hekim kontrolünde uygulanır. tedâvi sonucu çoğu zaman yüz güldürücüdür. sistem moniliyazislerinde, ağızdan alınan antimantar ilâçlar kullanılır.
katana, ya da taçinin kullanımını takiben 1400lerden sonraki ismiyle dayito, tek-yönlü, uzun japon kılıcı. çoğu japon, katana kelimesini genel olarak kılıç anlamında kullanır.
japon samurayı tarafından kullanılan, geleneksel tek-yönlü, kıvrık kılıç çeşididir. katana, buşi sınıfı savaşçılar olan bukeler tarafından kullanılırdı. iki silah beraber olduğunda büyük-küçük anlamına gelen dayişo olarak adlandırılır ve samurayların kişisel onur ve sosyal gücünü temsil ederdi. uzun kılıç açık alanda yapılan dövüşlerde kullanılırken kısa kılıç yan silah olarak taşınır ve saplama amacıyla ya da yakın dövüşlerde (örn: içeride) ve seppuku için kullanılırdı.
katananın sapının iki elle tutulması esastır. eğer kişi sağ elini kullanıyorsa sağ el daha yukarıdan, sol el ise aşağıdan kavramalıdır. katananın kabzasını kavramada esas kuvvet bu durumda sağ elde olmalı, sol el, hareketler arasındaki hızlı geçişi sağlamada kullanılmalıdır. sol el, kabzayı her an bırakacakmış gibi gevşekçe sarmalıdır. çift elle tutulacak şekilde tasarlanmış olsa da bazı eski japon dövüş teknikleri en azından bir ya da iki tek-el tekniği içerir.
japon samurayı tarafından kullanılan, geleneksel tek-yönlü, kıvrık kılıç çeşididir. katana, buşi sınıfı savaşçılar olan bukeler tarafından kullanılırdı. iki silah beraber olduğunda büyük-küçük anlamına gelen dayişo olarak adlandırılır ve samurayların kişisel onur ve sosyal gücünü temsil ederdi. uzun kılıç açık alanda yapılan dövüşlerde kullanılırken kısa kılıç yan silah olarak taşınır ve saplama amacıyla ya da yakın dövüşlerde (örn: içeride) ve seppuku için kullanılırdı.
katananın sapının iki elle tutulması esastır. eğer kişi sağ elini kullanıyorsa sağ el daha yukarıdan, sol el ise aşağıdan kavramalıdır. katananın kabzasını kavramada esas kuvvet bu durumda sağ elde olmalı, sol el, hareketler arasındaki hızlı geçişi sağlamada kullanılmalıdır. sol el, kabzayı her an bırakacakmış gibi gevşekçe sarmalıdır. çift elle tutulacak şekilde tasarlanmış olsa da bazı eski japon dövüş teknikleri en azından bir ya da iki tek-el tekniği içerir.
bu prensibe göre, ilerleyen bir dalganın her noktası yeni bir dalga kaynağı olarak alınır. böylece her nokta uzayda küresel dalga yayan kaynak olur. çeşitli noktalardan bu şekilde yayılan dalgalar girişim yaparak bâzı noktalarda birbirlerini yok ederken, bâzı noktalarda üst üste gelerek kuvvetlenirler. çeşitli noktalardan yayılan dalgalar arasındaki çizgisel yol farkı yarım dalga boyunun tek katları kadarsa birbirlerini yok eder, tam dalga boyunun katları ise birbirlerini kuvvetlendirirler. böylece meydana gelen noktalar yeni kaynaklar hâsıl ederler. bu prensip, dalganın davranışının kolay açıklanmasında çok faydalıdır.
bir çe$it japon satrancı.
japon satrancı normal satranca göre daha karmaşık daha komplike daha zor bir oyundur. 9*9=81 karelik bir tahtada 20 taşla oynanır. amaç bildiğimiz satrancla aynı ama rakipten yenen taşlar tekrar rakibe karşı kullanılabilir. yani güçlenen daha da güçleniyor ama her an mat olma tehlikesi de var. taşla...rın terfi edebilme özelliği vardır.taşlar aynı olduğu için, baktığı yöne ve taşların üzerlerindeki desenlere göre ayırt edilebilir.
japon satrancı normal satranca göre daha karmaşık daha komplike daha zor bir oyundur. 9*9=81 karelik bir tahtada 20 taşla oynanır. amaç bildiğimiz satrancla aynı ama rakipten yenen taşlar tekrar rakibe karşı kullanılabilir. yani güçlenen daha da güçleniyor ama her an mat olma tehlikesi de var. taşla...rın terfi edebilme özelliği vardır.taşlar aynı olduğu için, baktığı yöne ve taşların üzerlerindeki desenlere göre ayırt edilebilir.
her yönde dönen ve yalnız kütle merkezi sâbit olan bir kütle veya tekerlek. gemilerin hareketini kontrol için kullanıldığı gibi silâh yörüngesi kontrolünde ve yön tâyininde de kendisinden faydalanılır. esas olarak jiroskop, bir tekerlek veya dönen bir silindir, rotor ve eksenden ibârettir.
fransız jean bernard leon foucault 1852’de dünyânın döndüğünü göstermek için yaptığı bu âlete jiroskop ismini vermiştir. ancak devamlı dönmeyi tatbik edecek bir teknik meydana gelmediğinden yaklaşık olarak 60 yıl jiroskop matematikçilerin oyuncağı olarak kalmıştır. gemilerde çelik kullanılması arttıkça magnetik pusulaya güven azalmış ve jiroskopik pusula önem kazanmıştır. önce almanya’da ve daha sonra amerika birleşik devletlerinde uygulama sahası ortaya çıkmıştır. gemi ve uçakların hareketlerini kontrol etmek için jiroskopik âletler geliştirilmiştir. gemilerde yalpa hareketlerini önleyen jiroskoplar, ayrıca torpidolara da yön vermek için kullanılır. 1943’te deniz toplarının yönlendirilmesinde istifâde edilmiştir. ikinci dünyâ harbi, jiroskopun hızla gelişmesini zorlamıştır.
uçaklarda, otomatik uçuş kontrolünde ve rota tesbitinde önemli kullanış alanına sâhiptir. yeraltında ise petrol kuyularının ekseninin şaşmaması, önemli durumlarda jiroskoplarla sağlanır.
roket, füze ve güdümlü nükleer füzelerin hassas hız ve ivme ölçümlerinde jiroskop vazgeçilmez bir vâsıtadır. ölçümlerde kullanılan hassas âletlerin yalnız harekete âit değerleri ölçmesi istenildiğinden dolayı yerçekimi etkisinin gözönüne alınmaması gerekir. bu ise jiroskop ile sağlanır. böylece ölçümün yerçekimine dik olarak yapılması gerçekleştirilir. ölçü âletlerinin konulduğu tablanın kullanılan bir kaç jiroskopla yatay iki eksen etrafında kararlılığı sağlanır.
fransız jean bernard leon foucault 1852’de dünyânın döndüğünü göstermek için yaptığı bu âlete jiroskop ismini vermiştir. ancak devamlı dönmeyi tatbik edecek bir teknik meydana gelmediğinden yaklaşık olarak 60 yıl jiroskop matematikçilerin oyuncağı olarak kalmıştır. gemilerde çelik kullanılması arttıkça magnetik pusulaya güven azalmış ve jiroskopik pusula önem kazanmıştır. önce almanya’da ve daha sonra amerika birleşik devletlerinde uygulama sahası ortaya çıkmıştır. gemi ve uçakların hareketlerini kontrol etmek için jiroskopik âletler geliştirilmiştir. gemilerde yalpa hareketlerini önleyen jiroskoplar, ayrıca torpidolara da yön vermek için kullanılır. 1943’te deniz toplarının yönlendirilmesinde istifâde edilmiştir. ikinci dünyâ harbi, jiroskopun hızla gelişmesini zorlamıştır.
uçaklarda, otomatik uçuş kontrolünde ve rota tesbitinde önemli kullanış alanına sâhiptir. yeraltında ise petrol kuyularının ekseninin şaşmaması, önemli durumlarda jiroskoplarla sağlanır.
roket, füze ve güdümlü nükleer füzelerin hassas hız ve ivme ölçümlerinde jiroskop vazgeçilmez bir vâsıtadır. ölçümlerde kullanılan hassas âletlerin yalnız harekete âit değerleri ölçmesi istenildiğinden dolayı yerçekimi etkisinin gözönüne alınmaması gerekir. bu ise jiroskop ile sağlanır. böylece ölçümün yerçekimine dik olarak yapılması gerçekleştirilir. ölçü âletlerinin konulduğu tablanın kullanılan bir kaç jiroskopla yatay iki eksen etrafında kararlılığı sağlanır.
teknikte cisimlerin ölçülerini 1/1000mm hassasiyetiyle ölçmeye yarayan bir ölçüm aleti. bir somun içinde hareket eden bir dişli vida ile gövdeden yapılmıştır.
mikrometrenin dişleri, büyük bir hassasiyetle açılmıştır. milin dönmesi sonucu uc kısım ileri - geri hareket ederek, karşı çeneye(örs) yaklaşıp uzaklaşır. dişlerin ve hatvenin toleransı 1,20 mikron seviyesindedir.
milimetreleri ölçen bir mikrometre milinin üstündeki kovana “yüksük” denir. mikrometre milinin üstündeki yatay çizgi 25 taksimata bölünmüştür.
mikrometrenin dişleri, büyük bir hassasiyetle açılmıştır. milin dönmesi sonucu uc kısım ileri - geri hareket ederek, karşı çeneye(örs) yaklaşıp uzaklaşır. dişlerin ve hatvenin toleransı 1,20 mikron seviyesindedir.
milimetreleri ölçen bir mikrometre milinin üstündeki kovana “yüksük” denir. mikrometre milinin üstündeki yatay çizgi 25 taksimata bölünmüştür.
kurşunun; hazım, solunum veya deri yoluyla vücuda girmesi sonucu ortaya çıkan bir zehirlenme çeşidi.
önceleri kullanılan yağlı boyalar, kurşun ihtivâ ettiğinden zehirlenmeler ortaya çıkabiliyordu. bunun yanında kurşun veya bileşiğini kullanan endüstrilerdeki işçilerde kurşun zehirlenmesi görülebilir. ayrıca, patlamalı motorlarda vurmayı önlemek için benzine tetra etil kurşun ilâve edilir. ancak ekzoz gazı ile havaya geçen kurşun, günümüzde düşük seviyede olup, zehirlenmeye sebeb olmayacağı tahmin edilmektedir.
vücuda günde yaklaşık 0,3 miligram kurşun girer. bunun % 10 kadarı barsakta emilir. bir küçük bölümü kana girerse de idrar ve ter ile birlikte dışarıya atılır. eğer alınan kurşun, günde 0,6 miligramı geçerse, vücud bunun hepsini dışarı atamaz ve birikme başlar. genellikle çocuklarda bu durum yazın görülür. bu mevsimde güneş ışığının bol oluşu sebebiyle vücutta d3 vitamini çoğalır. bu vitaminin barsaklarda kurşunun emilmesini arttırıcı yönde tesir ettiği zannedilmektedir.
tedâvi, kurşunun zehir olamayan bir şekle getirilmesi ve idrarla atılmasının sağlanmasıyla yapılır. bu tür tedâvi zor olup, birkaç ay sürebilir. önemli olan vücutta kurşun seviyesini arttıracak ortamın önlenmesidir.
önceleri kullanılan yağlı boyalar, kurşun ihtivâ ettiğinden zehirlenmeler ortaya çıkabiliyordu. bunun yanında kurşun veya bileşiğini kullanan endüstrilerdeki işçilerde kurşun zehirlenmesi görülebilir. ayrıca, patlamalı motorlarda vurmayı önlemek için benzine tetra etil kurşun ilâve edilir. ancak ekzoz gazı ile havaya geçen kurşun, günümüzde düşük seviyede olup, zehirlenmeye sebeb olmayacağı tahmin edilmektedir.
vücuda günde yaklaşık 0,3 miligram kurşun girer. bunun % 10 kadarı barsakta emilir. bir küçük bölümü kana girerse de idrar ve ter ile birlikte dışarıya atılır. eğer alınan kurşun, günde 0,6 miligramı geçerse, vücud bunun hepsini dışarı atamaz ve birikme başlar. genellikle çocuklarda bu durum yazın görülür. bu mevsimde güneş ışığının bol oluşu sebebiyle vücutta d3 vitamini çoğalır. bu vitaminin barsaklarda kurşunun emilmesini arttırıcı yönde tesir ettiği zannedilmektedir.
tedâvi, kurşunun zehir olamayan bir şekle getirilmesi ve idrarla atılmasının sağlanmasıyla yapılır. bu tür tedâvi zor olup, birkaç ay sürebilir. önemli olan vücutta kurşun seviyesini arttıracak ortamın önlenmesidir.
(bkz: teleemprimör)
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?