dessau almanyanın sachsen-anhalt eyaletinde kent. yüzölçümü 182,81 km²yi bulan dessauun 30 haziran 2006 itibariyle nüfusu 77.973 olarak tesbit edilmiştir. km² başına 427 kişi düşmektedir.
almanyanın hessen eyaletine bağlıdır. nüfusu 130.000dir.
almanyanın baden-württemberg eyaletinde bulunan bir kenttir. kuzey kara ormanların (schwarzwald) içinde yer alır. ünlü alman yazar hermann hesse burada doğmuştur.
almanya federal cumhuriyetinde büyük, işlek bir liman ve sanayi kentidir. kuzey denizinden 77 km içeride, weser irmağı kıyısındaki kent bremen eyaletinin başkentidir. batı berlinden bile küçük eyaleti 404 km² lik bir alanı kaplar.
bremen ve kuzey denizinden yalnızca 16 km içeride olan bremerhaven, ülkenin hamburgdan sonraki önde gelen limanlarıdır. bremenhaven limanı, bremene ulaşmak için weser irmağından geçemeyecek kadar büyük gemiler için 1827den sonra yapıldı. her ay bu limana yüzlerce gemi yanaşır ve bu gemilerdeki yükler mavnalarla bremene taşınır. tersane, atölye ve doktor kilometrelerce yer tutar. demiryolları kenti federal almanyanın belli başli sanayi kentlerine bağlar.
bremene ilk olarak 787de, şarlmanın yönetimi sırasında yerleşildi. kentin weser irmağının sağ kıyısındaki bölümü iş merkezidir. dolambaçlı parke sokaklarda, sivri çatıları ve kafesi pencereleriyle 500 yıllık tuğba evler, yeni antrepler ve işyerleri yan yanadır. kent rönesans döneminden kalma belediye binası, 800 yıllık st. peter katedrali ve eski schütting ya da tüccarlar evliye ünlüdür. kentin banliyölerinde, örneğin weser irmağının sol kıyısındaki yeni kentte, şirin ve güzel evler vardır. üç şeritli bulvarları ve çiçek tarhlarıyla bu kesim "avrupanın bahçe kenti" olarak anılır. dış ülkelere sattığı belli başlı ürünler pamuk, yün, pirinç, tütün, kömür, tahil va şaraptır. bremen kuzey avrupanın en önemli sanayi kentlerinden biridir. bremen kentinin nüfusu 546.305 (2005), bremenhaveninki ise 116.970dur (2005).
bremen ve kuzey denizinden yalnızca 16 km içeride olan bremerhaven, ülkenin hamburgdan sonraki önde gelen limanlarıdır. bremenhaven limanı, bremene ulaşmak için weser irmağından geçemeyecek kadar büyük gemiler için 1827den sonra yapıldı. her ay bu limana yüzlerce gemi yanaşır ve bu gemilerdeki yükler mavnalarla bremene taşınır. tersane, atölye ve doktor kilometrelerce yer tutar. demiryolları kenti federal almanyanın belli başli sanayi kentlerine bağlar.
bremene ilk olarak 787de, şarlmanın yönetimi sırasında yerleşildi. kentin weser irmağının sağ kıyısındaki bölümü iş merkezidir. dolambaçlı parke sokaklarda, sivri çatıları ve kafesi pencereleriyle 500 yıllık tuğba evler, yeni antrepler ve işyerleri yan yanadır. kent rönesans döneminden kalma belediye binası, 800 yıllık st. peter katedrali ve eski schütting ya da tüccarlar evliye ünlüdür. kentin banliyölerinde, örneğin weser irmağının sol kıyısındaki yeni kentte, şirin ve güzel evler vardır. üç şeritli bulvarları ve çiçek tarhlarıyla bu kesim "avrupanın bahçe kenti" olarak anılır. dış ülkelere sattığı belli başlı ürünler pamuk, yün, pirinç, tütün, kömür, tahil va şaraptır. bremen kuzey avrupanın en önemli sanayi kentlerinden biridir. bremen kentinin nüfusu 546.305 (2005), bremenhaveninki ise 116.970dur (2005).
almanyanın kuzeybatısında, kuzey ren-vestfalya eyaletinde (land) kent.
almanyanın kuzey-ren vestfalya eyaletinde, ruhr bölgesinin merkez şehridir. bölgenin en önemli şehirlerinden biri olmakla birlikte, 397.000lik nüfusuyla kuzey ren vestfalyanın en büyük 6. şehridir, ayrıca bochum almanyanın en büyük 20 şehri arasında yer alır.
bochumda 6 yüksek okul bulunmaktadır. bochumda 1962de kurulmuş olan ve almanyanın en büyük üniversitelerinden biri olan ruhr üniversitesinde 30.000den fazla öğrenci okumaktadır. şehirde bulunan alman madencilik müzesi, planetarium ve starlight express, kentin görülmeye değer yerleri arasındadır.
bochumda 6 yüksek okul bulunmaktadır. bochumda 1962de kurulmuş olan ve almanyanın en büyük üniversitelerinden biri olan ruhr üniversitesinde 30.000den fazla öğrenci okumaktadır. şehirde bulunan alman madencilik müzesi, planetarium ve starlight express, kentin görülmeye değer yerleri arasındadır.
almanyanın kuzeybatısında, kuzey ren-vestfalya eyaletinde (land) kent.
almanyanın kuzey ren-vestfalya eyaletinin güneyinde, ren nehrinin her iki yakasına yayılmış federe kent. kent, 2 bin yıllık tarihiyle almanyanın en eski yerleşim birimlerinden biridir. köln dükleri, malikane yeri olarak 18nci yüyıl sonuna kadar bonnu tercih etti. ludwig van beethoven 1770de bonnda dünyaya geldi. kentte bulunan ren friedrich wilhelm üniversitesi 19ncı yüzyıldan itibaren almanyanın önde gelen yüksekokulları arasında sayıldı.
1990da doğu ile batı almanyanın birleşmesiyle berlin almanyanın başşehri olurken, bonnun 1990 yılına kadar "hükümet merkezi" olarak anılması kararlaştırıldı. federal meclis ve hükümet birimlerinin büyük kısmı berline taşınmış olmasına rağmen 6 federal bakanlığın ana binası bonnda bulunmakta, diğer bakanlıkların bazı daire başkanlıkları da kentte faaliyet göstermeye devam etmektedir.
başkentin berline kaydırılmasıyla özellikle hükümet ve kamu binaların yoğunlaştığı bölgenin çehresi büyük ölçüde değişti. aralarında deutsche welle, bonn uluslararası kongre merkezi ve diğer kamu ve özel sektör firmaları bu kesime yerleşti. birleşmiş milletlere bağlı 12 birimin üslendiği "bm kampüsü" de 2006 yılının temmuz ayında yine sözkonusu semtte faaliyetlerine resmen başladı.
1990da doğu ile batı almanyanın birleşmesiyle berlin almanyanın başşehri olurken, bonnun 1990 yılına kadar "hükümet merkezi" olarak anılması kararlaştırıldı. federal meclis ve hükümet birimlerinin büyük kısmı berline taşınmış olmasına rağmen 6 federal bakanlığın ana binası bonnda bulunmakta, diğer bakanlıkların bazı daire başkanlıkları da kentte faaliyet göstermeye devam etmektedir.
başkentin berline kaydırılmasıyla özellikle hükümet ve kamu binaların yoğunlaştığı bölgenin çehresi büyük ölçüde değişti. aralarında deutsche welle, bonn uluslararası kongre merkezi ve diğer kamu ve özel sektör firmaları bu kesime yerleşti. birleşmiş milletlere bağlı 12 birimin üslendiği "bm kampüsü" de 2006 yılının temmuz ayında yine sözkonusu semtte faaliyetlerine resmen başladı.
cumhuriyet dönemi
cumhuriyet sonrası 1923-1950 yılları arasında fiziksel atılımlar olmuştur. 1900lerin başında 1 milyon olan nüfus, 1927de 690.000e düşmüştür, 1935de 740.000 ve 1945de tekrar 900.000e ulaşmıştır. 1950lerde balkanlardan göç almıştır. bu dönemde şehirleşmede gecekondular önplana çıkmaktadır. 1960larda ise gecekonduların yanında, apartmanlaşma başlamıştır. 1970lerde hızlı nüfus artışı ile konut ve ulaşım sorunları önem kazanmıştır. bu dönemde otomobil sayısının artması ve sonucunda trafiğin artması boğaziçi köprüsünün yapılmasında etkili olmuştur ve ulaşımda önemli bir yere gelmiştir. istanbul metropoliten alanı 1970-1975 yılları arasında merkezde 50 kilometre yarıçaplı bir alan iken 1980de 60 kilometre yarıçapa ulaşmıştır. 1990ların nüfus artışı, nüfusun dış taraflara yayılması ile sonuçlanmıştır ve sonucunda iettnin yetersiz gelmesi ile dolmuş ve minibüsler bu açığı kapatmaya çalışmışlardır.
cumhuriyet sonrası 1923-1950 yılları arasında fiziksel atılımlar olmuştur. 1900lerin başında 1 milyon olan nüfus, 1927de 690.000e düşmüştür, 1935de 740.000 ve 1945de tekrar 900.000e ulaşmıştır. 1950lerde balkanlardan göç almıştır. bu dönemde şehirleşmede gecekondular önplana çıkmaktadır. 1960larda ise gecekonduların yanında, apartmanlaşma başlamıştır. 1970lerde hızlı nüfus artışı ile konut ve ulaşım sorunları önem kazanmıştır. bu dönemde otomobil sayısının artması ve sonucunda trafiğin artması boğaziçi köprüsünün yapılmasında etkili olmuştur ve ulaşımda önemli bir yere gelmiştir. istanbul metropoliten alanı 1970-1975 yılları arasında merkezde 50 kilometre yarıçaplı bir alan iken 1980de 60 kilometre yarıçapa ulaşmıştır. 1990ların nüfus artışı, nüfusun dış taraflara yayılması ile sonuçlanmıştır ve sonucunda iettnin yetersiz gelmesi ile dolmuş ve minibüsler bu açığı kapatmaya çalışmışlardır.
osmanlı dönemi
bu dönem 1453 - 1923 yılları arasını kapsar. 29 mayıs 1453de; osmanlı imparatorluğu padişahı fatih sultan mehmetin 53 gün süren kuşatması sonrasında; istanbul osmanlının 3üncü başkenti olur.
osmanlının ele geçirmesinden sonra; topkapı sarayı ve kapalı çarşının da kurulması ardından bir çok okul ve hamam açılır. dünyanın ve imparatorluğun dört bir yanından insanlar istanbula taşınır. yahudilerin, hristiyanların ve müslümanların beraber yaşadığı kozmopolit bir toplum olur. bizans döneminden kalan, eski binalar ve surlar onarılır. fetihten 50 yıl sonra; istanbul dünyanın en büyük şehirlerinden biri olur. "küçük kıyamet" olarak da adlandırılan; 14 eylül 1509 istanbul depremi sonrasında (8 şiddetinde olduğu ileri sürülmektedir); 45 gün süren artçı sarsıntılarla binlerce bina yıkılır ve bir çok insan yaşamını kaybeder.
1510 yılında; sultan ii. beyazıd; 80.000 kişinin çalışmasıyla şehiri yeniden kurar. günümüzde de varolan eserlerin büyük bir çoğunluğu bu dönemden kalmıştır. kanuni sultan süleyman döneminde; mimari ve sanat konularına önem verilir. mimar sinan camiler ve diğer binalar kurar. lale devri döneminde; sadrazam nevşehirli damat ibrahim paşa 1718 yılından itibaren; itfaiyeyi kurmuş, ilk matbaayı açmış ve fabrikalar kurmuştur. 3 kasım 1839da ilan edilen tanzimat fermanı sonrasında da batılaşma süreci hızlanmış; ve bir çok alanda yenilikler yaşanmıştır.
haliçin üzerine köprü; karaköye tünel, demiryolları, kentin içindeki deniz taşımacılığı, belediye örgütlerinin, hastanelerin kurulmasıyla modern bir şehir halini almıştır. 1894 yılında; üçyüzon depremini yaşayan istanbul, tekrar büyük bir zarar görmüş, birinci dünya savaşının sonlarında 13 kasım 1918de itilaf devletleri donanmasınca da işgal edilmiştir.
29 ekim 1923de türkiye cumhuriyetinin kurulmasıyla da istanbulun 2500 yıldır süren başkentlik dönemi de sona ermiştir.
bu dönem 1453 - 1923 yılları arasını kapsar. 29 mayıs 1453de; osmanlı imparatorluğu padişahı fatih sultan mehmetin 53 gün süren kuşatması sonrasında; istanbul osmanlının 3üncü başkenti olur.
osmanlının ele geçirmesinden sonra; topkapı sarayı ve kapalı çarşının da kurulması ardından bir çok okul ve hamam açılır. dünyanın ve imparatorluğun dört bir yanından insanlar istanbula taşınır. yahudilerin, hristiyanların ve müslümanların beraber yaşadığı kozmopolit bir toplum olur. bizans döneminden kalan, eski binalar ve surlar onarılır. fetihten 50 yıl sonra; istanbul dünyanın en büyük şehirlerinden biri olur. "küçük kıyamet" olarak da adlandırılan; 14 eylül 1509 istanbul depremi sonrasında (8 şiddetinde olduğu ileri sürülmektedir); 45 gün süren artçı sarsıntılarla binlerce bina yıkılır ve bir çok insan yaşamını kaybeder.
1510 yılında; sultan ii. beyazıd; 80.000 kişinin çalışmasıyla şehiri yeniden kurar. günümüzde de varolan eserlerin büyük bir çoğunluğu bu dönemden kalmıştır. kanuni sultan süleyman döneminde; mimari ve sanat konularına önem verilir. mimar sinan camiler ve diğer binalar kurar. lale devri döneminde; sadrazam nevşehirli damat ibrahim paşa 1718 yılından itibaren; itfaiyeyi kurmuş, ilk matbaayı açmış ve fabrikalar kurmuştur. 3 kasım 1839da ilan edilen tanzimat fermanı sonrasında da batılaşma süreci hızlanmış; ve bir çok alanda yenilikler yaşanmıştır.
haliçin üzerine köprü; karaköye tünel, demiryolları, kentin içindeki deniz taşımacılığı, belediye örgütlerinin, hastanelerin kurulmasıyla modern bir şehir halini almıştır. 1894 yılında; üçyüzon depremini yaşayan istanbul, tekrar büyük bir zarar görmüş, birinci dünya savaşının sonlarında 13 kasım 1918de itilaf devletleri donanmasınca da işgal edilmiştir.
29 ekim 1923de türkiye cumhuriyetinin kurulmasıyla da istanbulun 2500 yıldır süren başkentlik dönemi de sona ermiştir.
bizans imparatorluğu dönemi
bu dönem 324 - 1453 yılları arasını kapsar. i. konstantinus şehiri ele geçirip oma imparatorluğunun başkenti yaptıktan sonra, şehir ayrıca romanın doğusunun yönetim merkezi olur. romalı nüfusu bu dönemde, romalı soyluların göçü de dahil olmak üzere önemli boyutta arttı. bu dönemde; yeni bir mimari yapıyla şehir oldukça genişledi. 100 kişilik bir hipodromun (sultanahmet meydanı) yanı sıra, limanlar ve tu tesisleri yapıldı.
konstantinusun döneminde şehire nova roma dese de; 11 mayıs 330 da şehirin ismi konstantinopolis oldu. döneminde dünyanın en büyük katedrali olan ayasofyayı 360da kuran konstantin; böylece roma imparatorluğunun dinini de hristiyanlık olarak değiştirdi. pagan roma dinine inanan batı ile ilk kopuş da bu dönemde başladı. her ne kadar; bizans imparatorluğu i. theodosiusun ölümü ile başlasa da; bizans imparatorluğu konstantinus hristiyanlığı getirmesine duyduğu saygıdan kendisini hep bir bizans imparatoru olarak görmüş; 1453deki çöküşüne kadar da 10 imparatorunun daha ismi konstantinus olmuştur. bu dönemde istanbulun rolü oldukça stratejiktir; avrupa ve asya arasında bir kapı olmuştur. bu vesile ile, ticaret, kültür ve diplomasinin yapıldığı bir merkezdir. bu dönemde şehrin ismi "poli" (şehir) de olmuştur.
476da batı romanın yıkılması sonrasında da; batı roma imparatorluğundaki romalıların büyük bir çoğunluğu buraya göç etmiş, ve bizans imparatorluğunun da başkenti istanbul olmuştur. 543de nüfusun yarısının ölümüne sebebiyet veren veba salgınından sonra; şehir imparator i. jüstinyen döneminde yeniden inşa edilmişdir.
700lü yıllarda sasaniler ve avatarların saldırısına uğrayan şehir; 800lü yıllarda bulgarlar ve arapların, 900lü yıllarda ise ruslar ve bulgarların saldırısına uğramıştır.
ancak; saldırılar arasında en yıkıcı olanı 1204 yılında olmuştur. haçlılar tarafından; 4. haçlı seferinde 1204 yılında ele geçirilen şehir yağmalanmış; halkın büyük bir çoğunluğu şehirden kaçmış; yoksul ve enkaz içinde bir kente dönüşmüştür. bunun sebebi batı romada büyüyen latinlerin; katolik hristiyanlık anlayışı ile bizansdaki ortodoks hristiyanlık inanışı arasındaki farklılıklar ve uyumsuzluklardır.bu dönem sonrasında 1261 yılında palailogos hanedanından; michael viii palaeologus şehri tekrar ele geçirmiş ve latinlerin dönemini sona erdirmiştir.
bu dönemden sonra giderek küçülen bizans; osmanlı imparatorluğu tarafından 1391den sonra kuşatılmaya başlamış; en sonunda 29 mayıs 1453de osmanlı imparatorluğunun himayesine geçmiştir. istanbulun fethi, dünya tarihinde orta çağın sonunu simgelemektedir.
bu dönem 324 - 1453 yılları arasını kapsar. i. konstantinus şehiri ele geçirip oma imparatorluğunun başkenti yaptıktan sonra, şehir ayrıca romanın doğusunun yönetim merkezi olur. romalı nüfusu bu dönemde, romalı soyluların göçü de dahil olmak üzere önemli boyutta arttı. bu dönemde; yeni bir mimari yapıyla şehir oldukça genişledi. 100 kişilik bir hipodromun (sultanahmet meydanı) yanı sıra, limanlar ve tu tesisleri yapıldı.
konstantinusun döneminde şehire nova roma dese de; 11 mayıs 330 da şehirin ismi konstantinopolis oldu. döneminde dünyanın en büyük katedrali olan ayasofyayı 360da kuran konstantin; böylece roma imparatorluğunun dinini de hristiyanlık olarak değiştirdi. pagan roma dinine inanan batı ile ilk kopuş da bu dönemde başladı. her ne kadar; bizans imparatorluğu i. theodosiusun ölümü ile başlasa da; bizans imparatorluğu konstantinus hristiyanlığı getirmesine duyduğu saygıdan kendisini hep bir bizans imparatoru olarak görmüş; 1453deki çöküşüne kadar da 10 imparatorunun daha ismi konstantinus olmuştur. bu dönemde istanbulun rolü oldukça stratejiktir; avrupa ve asya arasında bir kapı olmuştur. bu vesile ile, ticaret, kültür ve diplomasinin yapıldığı bir merkezdir. bu dönemde şehrin ismi "poli" (şehir) de olmuştur.
476da batı romanın yıkılması sonrasında da; batı roma imparatorluğundaki romalıların büyük bir çoğunluğu buraya göç etmiş, ve bizans imparatorluğunun da başkenti istanbul olmuştur. 543de nüfusun yarısının ölümüne sebebiyet veren veba salgınından sonra; şehir imparator i. jüstinyen döneminde yeniden inşa edilmişdir.
700lü yıllarda sasaniler ve avatarların saldırısına uğrayan şehir; 800lü yıllarda bulgarlar ve arapların, 900lü yıllarda ise ruslar ve bulgarların saldırısına uğramıştır.
ancak; saldırılar arasında en yıkıcı olanı 1204 yılında olmuştur. haçlılar tarafından; 4. haçlı seferinde 1204 yılında ele geçirilen şehir yağmalanmış; halkın büyük bir çoğunluğu şehirden kaçmış; yoksul ve enkaz içinde bir kente dönüşmüştür. bunun sebebi batı romada büyüyen latinlerin; katolik hristiyanlık anlayışı ile bizansdaki ortodoks hristiyanlık inanışı arasındaki farklılıklar ve uyumsuzluklardır.bu dönem sonrasında 1261 yılında palailogos hanedanından; michael viii palaeologus şehri tekrar ele geçirmiş ve latinlerin dönemini sona erdirmiştir.
bu dönemden sonra giderek küçülen bizans; osmanlı imparatorluğu tarafından 1391den sonra kuşatılmaya başlamış; en sonunda 29 mayıs 1453de osmanlı imparatorluğunun himayesine geçmiştir. istanbulun fethi, dünya tarihinde orta çağın sonunu simgelemektedir.
bizantium dönemi
bu dönem m.ö. 660 ile m.s. 324 yılları arasını kapsar. m.ö. 667de megara halkı; şehire yerleştikten sonra; kralı byzas için, byzasın yeri veya şehri anlamındaki bizantium (byzantium ya da bizantion ) ismini koyar.
bilinen efsaneye göre megaralılar ege denizinde kuzeye doğru yol alır, bu sırada kral byzasa da delfi kahininden "körün zıttı"nda yeni bir şehir kuracağını söyler. mageralılar da boğaziçiye ulaştıktan sonra, koyları gezer ve dönemin kalkedonu günümüzde kadıköy olan yere şehrin ilk temellerini kurar.
megaralılar daha sonra sarayburnuna da yerleşmiş; ancak bir çok kez şehir istilaya uğramıştır. m.ö. 269da bitinyalılartarafından ele geçirilmiştir. m.ö. 202de bitinyalılar makedonların istilasından korkarak; romadan yardım talebinde bulunmuş ve roma kültürü yavaşça şehiri etkilemeye başlamıştır. m.ö. 146dan itibaren de roma imparatorluğunun egemenliği altına girmiştir. şehir o dönemden itibaren; bitinya-pontus eyaletinin içinde olmuştur.
roma imparatoru septimus severus şehiri, halk partlıları tuttuğu için m.s. 196de şehiri istila eder ve şehir neredeyse tamamen yokolur. (başka bir görüşe göre de severus şehirdeki tüm yerleşim yerlerini yakmıştır) severus şehiri oldukça beğendiği için; şehiri tamamen yeniden kurar. bu dönemde romada yaşanan sorunlardan dolayı; roma halkının büyük bir çoğunluğu istanbula göç eder. bu dönem içerisinde; romadan istanbula gelenler şehire "nova roma" (yeni roma) diyecektir; ancak bu isim hiç bir zaman resmiyet kazanmaz.
269 yılında gotların egemenliğine geçen şehir; 313de de nikomedyalıların eline geçer. konstantin da nikomedyalıılardan şehiri alır ve roma imparatorluğunun başkenti olur.
her ne kadar konstantin kendi döneminde şehire bu ismi vermek istese de, ölümü sonrasında şehirin ismi konstantinopolis ) olur.
bu dönem m.ö. 660 ile m.s. 324 yılları arasını kapsar. m.ö. 667de megara halkı; şehire yerleştikten sonra; kralı byzas için, byzasın yeri veya şehri anlamındaki bizantium (byzantium ya da bizantion ) ismini koyar.
bilinen efsaneye göre megaralılar ege denizinde kuzeye doğru yol alır, bu sırada kral byzasa da delfi kahininden "körün zıttı"nda yeni bir şehir kuracağını söyler. mageralılar da boğaziçiye ulaştıktan sonra, koyları gezer ve dönemin kalkedonu günümüzde kadıköy olan yere şehrin ilk temellerini kurar.
megaralılar daha sonra sarayburnuna da yerleşmiş; ancak bir çok kez şehir istilaya uğramıştır. m.ö. 269da bitinyalılartarafından ele geçirilmiştir. m.ö. 202de bitinyalılar makedonların istilasından korkarak; romadan yardım talebinde bulunmuş ve roma kültürü yavaşça şehiri etkilemeye başlamıştır. m.ö. 146dan itibaren de roma imparatorluğunun egemenliği altına girmiştir. şehir o dönemden itibaren; bitinya-pontus eyaletinin içinde olmuştur.
roma imparatoru septimus severus şehiri, halk partlıları tuttuğu için m.s. 196de şehiri istila eder ve şehir neredeyse tamamen yokolur. (başka bir görüşe göre de severus şehirdeki tüm yerleşim yerlerini yakmıştır) severus şehiri oldukça beğendiği için; şehiri tamamen yeniden kurar. bu dönemde romada yaşanan sorunlardan dolayı; roma halkının büyük bir çoğunluğu istanbula göç eder. bu dönem içerisinde; romadan istanbula gelenler şehire "nova roma" (yeni roma) diyecektir; ancak bu isim hiç bir zaman resmiyet kazanmaz.
269 yılında gotların egemenliğine geçen şehir; 313de de nikomedyalıların eline geçer. konstantin da nikomedyalıılardan şehiri alır ve roma imparatorluğunun başkenti olur.
her ne kadar konstantin kendi döneminde şehire bu ismi vermek istese de, ölümü sonrasında şehirin ismi konstantinopolis ) olur.
günümüzde latin karakterlerle istanbulu değişik yazmayı veyahutta telaffuz etmeyi tercih eden 9 ayrı dil vardır. bunlar:
ispanyolca : estambul
macarca : isztambul
litvanca : stambulas
letonyaca : stambula
arnavutça : stambolli
kürtçe : stenbol
galce : iostanbúl
loglanca: konstantinupol
strence: sïtambóli
ispanyolca : estambul
macarca : isztambul
litvanca : stambulas
letonyaca : stambula
arnavutça : stambolli
kürtçe : stenbol
galce : iostanbúl
loglanca: konstantinupol
strence: sïtambóli
m.ö. 667 yılında; istanbula yerleşim kuran kolonist megaralılar şehiri o dönemdeki kralı byzas için "bizantium" ismini koymuştur. m.s. 196 yılında da roma impatarou septimus severus şehiri bir saldırı sonrasında ele geçirince; şehiri bir harabe haline gelmiştir. şehiri yeniden onarınca, bir çok romalı da istanbula göç etmiştir. her ne kadar severus şehire oğlunun ismi augusta antonina(imparator olunca ismi antoninus caracalla olmuştur) vermek istese de rivayete göre, konstantin şehire konstantinopolis ismini vermesinden öncesine kadar halk arasında bu şehire nova roma (yeni roma) deniliyordu.
konstantin de en başında şehirin resmi ismini nova roma koymak istedi; ancak dini anlaşmazlıklar çıkınca bundan vazgeçti. istanbul adının kökeninin antik yunancaya da dayandığı rivayet edilir. türkler istanbulu ele geçirmesi sırasında ve öncesinde; selçuklularda olduğu gibi şehire stamboul-stambul demekteydiler. türklerin yanı sıra; 10uncu yüzyılda arapların 12inci yüzyılda da ermenilerin şehire bu isimle çağırdıklarını öngörürler. ancak; devlet işlerinde osmanlı imparatorluğu konstantiniyye ismini kullanır.
şehirin istanbul-istambol ismini sık kullanması ise 17inci yüzyılda; evliya çelebinin şehirden bu isimle bahsetmesiyle başlar. istanbul kelimesi yunanca ise tén pólin (=sehirde) cumlesinden geliyor. 18inci yüzyılda iii. mustafa döneminde ise; paraların üzerinden konstantiniyye kaldırılarak, istambolu koyunca resmiyete dönüşür. (1770)
istanbul´un başlıca 9 ayrı dilde karşılığı vardır. bunlar:
grekçe: vizantion, stampoli (kente doğru)
latince: bizantium, antoninya, alma roma, nova roma
rumca: konstantinopolis, istinpolin, megali polis, kalipolis
slavca: çargrad, konstantingrad
ibranice:kushta
vikingce: miklagord
ermenice: vizant, stimbol, esdambol, eskomboli
arapça: bizantiya, el-mahsura, kustantina el-uzma
selçuklular zamanında: konstantiniyye, mahrusa-i konstantiniyye, stambul
osmanlıcada: dersaadet, deraliyye, mahrusa-i saltanat, istanbul, islambol, darüs-saltanat-ı aliyye, asitane-i aliyye, darül-hilafetü l aliye, payitaht-ı saltanat, dergâh-ı mualla, südde-i saadet, kostantiniyye
konstantin de en başında şehirin resmi ismini nova roma koymak istedi; ancak dini anlaşmazlıklar çıkınca bundan vazgeçti. istanbul adının kökeninin antik yunancaya da dayandığı rivayet edilir. türkler istanbulu ele geçirmesi sırasında ve öncesinde; selçuklularda olduğu gibi şehire stamboul-stambul demekteydiler. türklerin yanı sıra; 10uncu yüzyılda arapların 12inci yüzyılda da ermenilerin şehire bu isimle çağırdıklarını öngörürler. ancak; devlet işlerinde osmanlı imparatorluğu konstantiniyye ismini kullanır.
şehirin istanbul-istambol ismini sık kullanması ise 17inci yüzyılda; evliya çelebinin şehirden bu isimle bahsetmesiyle başlar. istanbul kelimesi yunanca ise tén pólin (=sehirde) cumlesinden geliyor. 18inci yüzyılda iii. mustafa döneminde ise; paraların üzerinden konstantiniyye kaldırılarak, istambolu koyunca resmiyete dönüşür. (1770)
istanbul´un başlıca 9 ayrı dilde karşılığı vardır. bunlar:
grekçe: vizantion, stampoli (kente doğru)
latince: bizantium, antoninya, alma roma, nova roma
rumca: konstantinopolis, istinpolin, megali polis, kalipolis
slavca: çargrad, konstantingrad
ibranice:kushta
vikingce: miklagord
ermenice: vizant, stimbol, esdambol, eskomboli
arapça: bizantiya, el-mahsura, kustantina el-uzma
selçuklular zamanında: konstantiniyye, mahrusa-i konstantiniyye, stambul
osmanlıcada: dersaadet, deraliyye, mahrusa-i saltanat, istanbul, islambol, darüs-saltanat-ı aliyye, asitane-i aliyye, darül-hilafetü l aliye, payitaht-ı saltanat, dergâh-ı mualla, südde-i saadet, kostantiniyye
katedral eski ve iyi korunmuş şehrin ana meydanına bakar. meydanın karşısında galiçya xuntası ve belediye binası olan pazo de raxoi (raxoinin sarayı) bulunur, katedral merdivenlerinin sağında ise 1492 yılında katolik krallar isabela ve fernando tarafından hacılara misafirhane olarak yapılmış, şimdi ise otel olarak kullanılmak üzere restore edilmiş bir yapı olan hostal de los reyes católicos yer alır. katedralin ünlü cephesi ispanyol euro bozluk paralarından 1 cent, 2 cent ve 5 centin (€0.01, €0.02, and €0.05) önyüzüne işlenmiştir.
satiagoda, şehrin merkezindeki parkta bulunan cumbalardan bakıldığında etraflıca görülebilen university of santiago de compostela adlı bir üniversite bulunur. üniversite gençliği sayesinde dinamik bir gece hayatı oluşmuştur. eski şehrin etrafını saran dar sokaklarda çok sayıda tarihi bina vardır. bu sokakları çevreleyen yeni şehir bu karakteristik ruhtan yoksundur, ancak kimi eski inşa edilmiş büyük apartmanları bu sokaklara kadar girebilmiştir.
santiago adını ispanyanın dört askeri birliğinen birine vermiştir: compostela, calatrava, alcantara ve montesa.
atlantikten gelen güçlü rüzgarlar ve onu çevreleyen dağlar ile santiago de compostela avrupanın en çok yağış alan yerlerinden biridir. (yılda yaklaşık olarak 66 inç.)
satiagoda, şehrin merkezindeki parkta bulunan cumbalardan bakıldığında etraflıca görülebilen university of santiago de compostela adlı bir üniversite bulunur. üniversite gençliği sayesinde dinamik bir gece hayatı oluşmuştur. eski şehrin etrafını saran dar sokaklarda çok sayıda tarihi bina vardır. bu sokakları çevreleyen yeni şehir bu karakteristik ruhtan yoksundur, ancak kimi eski inşa edilmiş büyük apartmanları bu sokaklara kadar girebilmiştir.
santiago adını ispanyanın dört askeri birliğinen birine vermiştir: compostela, calatrava, alcantara ve montesa.
atlantikten gelen güçlü rüzgarlar ve onu çevreleyen dağlar ile santiago de compostela avrupanın en çok yağış alan yerlerinden biridir. (yılda yaklaşık olarak 66 inç.)
ispanyanın otonom bölgelerinden biri olan galiçyanın başkentidir. kuzeybatıdaki a coruña eyaletine bağlı santiago 2000 yılının avrupa kültür başkenti seçilmiştir. 2004 yılı itibarı ile nüfusu 92,298dir.
şehrin katedrali önemli bir ortaçağ hac yolu olan camino de santiagonun sona erdiği yerdir ve bu yol günümüzde halen yürünmeye devam etmektedir.
şehrin katedrali önemli bir ortaçağ hac yolu olan camino de santiagonun sona erdiği yerdir ve bu yol günümüzde halen yürünmeye devam etmektedir.
eskiçağda yerleşilen, m.ö.329da büyük iskender tarafından alınan semerkand, 712de müslüman araplar tarafından fethedilip, samanoğulları döneminde iktisadi açıdan hızla gelişti. 1220de cengiz han tarafından yakılıp yıkıldıktan sonra, timurun başkent yapmasıyla yeniden önemli ölçüde gelişti ve önemli bir kültür merkezine dönüştü. 1500de özbekler tarafından alınıp, 1868de ruslara geçerek türkistana bağlandı. 1924ten 1930a kadar özbekistan sovyet sosyalist cumhuriyetinin başkenti oldu.
özbekistanın güney kesiminde kent. zeravşan ırmağının vadisinde, taşkentin 275 km güneybatısında yeralan semerkandın nüfusu 566,000dir. önemli bir sanayi (otomotiv sanayisi; traktör yedek parçaları yapımı; besin sanayisi; gübre fabrikaları; dokuma sanayisi; vb.) ve öğretim (semerkand üniversitesi) merkezi olan kent, timur döneminden kalma tarihsel anıtlarıyla(bibihanım medresesi, 1399-1404; timurun türbesi gur emîr, 1405; uluğ bey, vb.) çok sayıda turist de çekmektedir.
özbekistan sınırları içinde olan şehir. doğu özbekistanda fergana vadisinde bulunur. kırgızistan ve tacikistan sınırındadır. nufusu 182,800dir(1999). 420 km batısında taşkent, 75 km doğusunda andican şehirleri vardır.
orta asyanın en eski yerleşim bölgelerinden olan ve günümüzde özbekistan sınırları içinde bulunan olan tarihî şehir. arkeolojik bulgular şehrin tarihinin en az 2500 yıl civarında olduğunu göstermiştir. şehirde yapılan arkeolojik kesit çalışmalarında yaklaşık 20 m kadar derinlikteki alt katmanda; kamusal bınalar, askeri tahkim yapıları ve çanak-çömlek ve madeni paralar gibi çeşitli arkeolojik buluntulara rastlanılmıştır.[1] buhara tarih boyunca bölgenin önemli kültür ve ticaret merkezlerinden bir olmuştur.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?