confessions

angelus

- Yazar -

  1. toplam entry 19883
  2. takipçi 1
  3. puan 442105

dessau

angelus
dessau almanya’nın sachsen-anhalt eyaletinde kent. yüzölçümü 182,81 km²’yi bulan dessau’un 30 haziran 2006 itibariyle nüfusu 77.973 olarak tesbit edilmiştir. km² başına 427 kişi düşmektedir.

calw

angelus
almanya’nın baden-württemberg eyaletinde bulunan bir kenttir. kuzey kara ormanların (schwarzwald) içinde yer alır. ünlü alman yazar hermann hesse burada doğmuştur.

bremen

angelus
almanya federal cumhuriyeti’nde büyük, işlek bir liman ve sanayi kentidir. kuzey denizi’nden 77 km içeride, weser irmağı kıyısındaki kent bremen eyaletinin başkentidir. batı berlin’den bile küçük eyaleti 404 km² lik bir alanı kaplar.

bremen ve kuzey denizi’nden yalnızca 16 km içeride olan bremerhaven, ülkenin hamburg’dan sonraki önde gelen limanlarıdır. bremenhaven limanı, bremen’e ulaşmak için weser irmağı’ndan geçemeyecek kadar büyük gemiler için 1827’den sonra yapıldı. her ay bu limana yüzlerce gemi yanaşır ve bu gemilerdeki yükler mavnalarla bremen’e taşınır. tersane, atölye ve doktor kilometrelerce yer tutar. demiryolları kenti federal almanya’nın belli başli sanayi kentlerine bağlar.

bremen’e ilk olarak 787’de, şarlman’ın yönetimi sırasında yerleşildi. kentin weser irmağı’nın sağ kıyısındaki bölümü iş merkezidir. dolambaçlı parke sokaklarda, sivri çatıları ve kafesi pencereleriyle 500 yıllık tuğba evler, yeni antrepler ve işyerleri yan yanadır. kent rönesans döneminden kalma belediye binası, 800 yıllık st. peter katedrali ve eski schütting ya da tüccarlar evliye ünlüdür. kentin banliyölerinde, örneğin weser irmağı’nın sol kıyısındaki yeni kentte, şirin ve güzel evler vardır. üç şeritli bulvarları ve çiçek tarhlarıyla bu kesim "avrupa’nın bahçe kenti" olarak anılır. dış ülkelere sattığı belli başlı ürünler pamuk, yün, pirinç, tütün, kömür, tahil va şaraptır. bremen kuzey avrupa’nın en önemli sanayi kentlerinden biridir. bremen kentinin nüfusu 546.305 (2005), bremenhaven’inki ise 116.970’dur (2005).

bochum

angelus
almanya’nın kuzey-ren vestfalya eyaletinde, ruhr bölgesinin merkez şehridir. bölgenin en önemli şehirlerinden biri olmakla birlikte, 397.000’lik nüfusuyla kuzey ren vestfalya’nın en büyük 6. şehridir, ayrıca bochum almanya’nın en büyük 20 şehri arasında yer alır.

bochum’da 6 yüksek okul bulunmaktadır. bochum’da 1962’de kurulmuş olan ve almanya’nın en büyük üniversitelerinden biri olan ruhr üniversitesi’nde 30.000’den fazla öğrenci okumaktadır. şehirde bulunan alman madencilik müzesi, planetarium ve starlight express, kentin görülmeye değer yerleri arasındadır.

bonn

angelus
almanya’nın kuzey ren-vestfalya eyaletinin güneyinde, ren nehrinin her iki yakasına yayılmış federe kent. kent, 2 bin yıllık tarihiyle almanya’nın en eski yerleşim birimlerinden biridir. köln dükleri, malikane yeri olarak 18’nci yüyıl sonuna kadar bonn’u tercih etti. ludwig van beethoven 1770’de bonn’da dünyaya geldi. kentte bulunan ren friedrich wilhelm üniversitesi 19’ncı yüzyıldan itibaren almanya’nın önde gelen yüksekokulları arasında sayıldı.

1990’da doğu ile batı almanya’nın birleşmesiyle berlin almanya’nın başşehri olurken, bonn’un 1990 yılına kadar "hükümet merkezi" olarak anılması kararlaştırıldı. federal meclis ve hükümet birimlerinin büyük kısmı berlin’e taşınmış olmasına rağmen 6 federal bakanlığın ana binası bonn’da bulunmakta, diğer bakanlıkların bazı daire başkanlıkları da kentte faaliyet göstermeye devam etmektedir.

başkentin berlin’e kaydırılmasıyla özellikle hükümet ve kamu binaların yoğunlaştığı bölgenin çehresi büyük ölçüde değişti. aralarında deutsche welle, bonn uluslararası kongre merkezi ve diğer kamu ve özel sektör firmaları bu kesime yerleşti. birleşmiş milletler’e bağlı 12 birimin üslendiği "bm kampüsü" de 2006 yılının temmuz ayında yine sözkonusu semtte faaliyetlerine resmen başladı.

istanbul

angelus
cumhuriyet dönemi
cumhuriyet sonrası 1923-1950 yılları arasında fiziksel atılımlar olmuştur. 1900’lerin başında 1 milyon olan nüfus, 1927’de 690.000’e düşmüştür, 1935’de 740.000 ve 1945’de tekrar 900.000’e ulaşmıştır. 1950’lerde balkanlar’dan göç almıştır. bu dönemde şehirleşmede gecekondular önplana çıkmaktadır. 1960’larda ise gecekonduların yanında, apartmanlaşma başlamıştır. 1970’lerde hızlı nüfus artışı ile konut ve ulaşım sorunları önem kazanmıştır. bu dönemde otomobil sayısının artması ve sonucunda trafiğin artması boğaziçi köprüsü’nün yapılmasında etkili olmuştur ve ulaşımda önemli bir yere gelmiştir. istanbul metropoliten alanı 1970-1975 yılları arasında merkezde 50 kilometre yarıçaplı bir alan iken 1980’de 60 kilometre yarıçapa ulaşmıştır. 1990’ların nüfus artışı, nüfusun dış taraflara yayılması ile sonuçlanmıştır ve sonucunda iett’nin yetersiz gelmesi ile dolmuş ve minibüsler bu açığı kapatmaya çalışmışlardır.

istanbul

angelus
osmanlı dönemi
bu dönem 1453 - 1923 yılları arasını kapsar. 29 mayıs 1453’de; osmanlı imparatorluğu padişahı fatih sultan mehmet’in 53 gün süren kuşatması sonrasında; istanbul osmanlı’nın 3’üncü başkenti olur.

osmanlının ele geçirmesinden sonra; topkapı sarayı ve kapalı çarşı’nın da kurulması ardından bir çok okul ve hamam açılır. dünya’nın ve imparatorluğun dört bir yanından insanlar istanbul’a taşınır. yahudilerin, hristiyanların ve müslümanların beraber yaşadığı kozmopolit bir toplum olur. bizans döneminden kalan, eski binalar ve surlar onarılır. fetihten 50 yıl sonra; istanbul dünya’nın en büyük şehirlerinden biri olur. "küçük kıyamet" olarak da adlandırılan; 14 eylül 1509 istanbul depremi sonrasında (8 şiddetinde olduğu ileri sürülmektedir); 45 gün süren artçı sarsıntılarla binlerce bina yıkılır ve bir çok insan yaşamını kaybeder.

1510 yılında; sultan ii. beyazıd; 80.000 kişinin çalışmasıyla şehiri yeniden kurar. günümüzde de varolan eserlerin büyük bir çoğunluğu bu dönemden kalmıştır. kanuni sultan süleyman döneminde; mimari ve sanat konularına önem verilir. mimar sinan camiler ve diğer binalar kurar. lale devri döneminde; sadrazam nevşehirli damat ibrahim paşa 1718 yılından itibaren; itfaiye’yi kurmuş, ilk matbaayı açmış ve fabrikalar kurmuştur. 3 kasım 1839’da ilan edilen tanzimat fermanı sonrasında da batılaşma süreci hızlanmış; ve bir çok alanda yenilikler yaşanmıştır.

haliç’in üzerine köprü; karaköy’e tünel, demiryolları, kentin içindeki deniz taşımacılığı, belediye örgütlerinin, hastanelerin kurulmasıyla modern bir şehir halini almıştır. 1894 yılında; üçyüzon depremi’ni yaşayan istanbul, tekrar büyük bir zarar görmüş, birinci dünya savaşı’nın sonlarında 13 kasım 1918’de itilaf devletleri donanmasınca da işgal edilmiştir.

29 ekim 1923’de türkiye cumhuriyeti’nin kurulmasıyla da istanbul’un 2500 yıldır süren başkentlik dönemi de sona ermiştir.

istanbul

angelus
bizans imparatorluğu dönemi
bu dönem 324 - 1453 yılları arasını kapsar. i. konstantinus şehiri ele geçirip oma imparatorluğu’nun başkenti yaptıktan sonra, şehir ayrıca roma’nın doğusunun yönetim merkezi olur. romalı nüfusu bu dönemde, romalı soyluların göçü de dahil olmak üzere önemli boyutta arttı. bu dönemde; yeni bir mimari yapıyla şehir oldukça genişledi. 100 kişilik bir hipodromun (sultanahmet meydanı) yanı sıra, limanlar ve tu tesisleri yapıldı.

konstantinus’un döneminde şehire nova roma dese de; 11 mayıs 330 da şehirin ismi konstantinopolis oldu. döneminde dünya’nın en büyük katedrali olan ayasofya’yı 360’da kuran konstantin; böylece roma imparatorluğu’nun dinini de hristiyanlık olarak değiştirdi. pagan roma dinine inanan batı ile ilk kopuş da bu dönemde başladı. her ne kadar; bizans imparatorluğu i. theodosius’un ölümü ile başlasa da; bizans imparatorluğu konstantinus hristiyanlığı getirmesine duyduğu saygıdan kendisini hep bir bizans imparatoru olarak görmüş; 1453’deki çöküşüne kadar da 10 imparatorunun daha ismi konstantinus olmuştur. bu dönemde istanbul’un rolü oldukça stratejiktir; avrupa ve asya arasında bir kapı olmuştur. bu vesile ile, ticaret, kültür ve diplomasinin yapıldığı bir merkezdir. bu dönemde şehrin ismi "poli" (şehir) de olmuştur.

476’da batı roma’nın yıkılması sonrasında da; batı roma imparatorluğu’ndaki romalıların büyük bir çoğunluğu buraya göç etmiş, ve bizans imparatorluğu’nun da başkenti istanbul olmuştur. 543’de nüfusun yarısının ölümüne sebebiyet veren veba salgınından sonra; şehir imparator i. jüstinyen döneminde yeniden inşa edilmişdir.

700lü yıllarda sasaniler ve avatarlar’ın saldırısına uğrayan şehir; 800lü yıllarda bulgarlar ve arapların, 900lü yıllarda ise ruslar ve bulgarların saldırısına uğramıştır.

ancak; saldırılar arasında en yıkıcı olanı 1204 yılında olmuştur. haçlılar tarafından; 4. haçlı seferi’nde 1204 yılında ele geçirilen şehir yağmalanmış; halkın büyük bir çoğunluğu şehirden kaçmış; yoksul ve enkaz içinde bir kente dönüşmüştür. bunun sebebi batı roma’da büyüyen latinlerin; katolik hristiyanlık anlayışı ile bizans’daki ortodoks hristiyanlık inanışı arasındaki farklılıklar ve uyumsuzluklardır.bu dönem sonrasında 1261 yılında palailogos hanedanından; michael viii palaeologus şehri tekrar ele geçirmiş ve latin’lerin dönemini sona erdirmiştir.

bu dönemden sonra giderek küçülen bizans; osmanlı imparatorluğu tarafından 1391’den sonra kuşatılmaya başlamış; en sonunda 29 mayıs 1453’de osmanlı imparatorluğu’nun himayesine geçmiştir. istanbul’un fethi, dünya tarihinde orta çağ’ın sonunu simgelemektedir.

istanbul

angelus
bizantium dönemi

bu dönem m.ö. 660 ile m.s. 324 yılları arasını kapsar. m.ö. 667’de megara halkı; şehire yerleştikten sonra; kralı byzas için, byzas’ın yeri veya şehri anlamındaki bizantium (byzantium ya da bizantion ) ismini koyar.

bilinen efsaneye göre megaralılar ege denizi’nde kuzeye doğru yol alır, bu sırada kral byzas’a da delfi kahininden "körün zıttı"’nda yeni bir şehir kuracağını söyler. mageralılar da boğaziçi’ye ulaştıktan sonra, koyları gezer ve dönemin kalkedon’u günümüzde kadıköy olan yere şehrin ilk temellerini kurar.

megaralılar daha sonra sarayburnu’na da yerleşmiş; ancak bir çok kez şehir istilaya uğramıştır. m.ö. 269’da bitinyalılartarafından ele geçirilmiştir. m.ö. 202’de bitinyalılar makedonların istilasından korkarak; roma’dan yardım talebinde bulunmuş ve roma kültürü yavaşça şehiri etkilemeye başlamıştır. m.ö. 146’dan itibaren de roma imparatorluğu’nun egemenliği altına girmiştir. şehir o dönemden itibaren; bitinya-pontus eyaletinin içinde olmuştur.

roma imparatoru septimus severus şehiri, halk partlıları tuttuğu için m.s. 196’de şehiri istila eder ve şehir neredeyse tamamen yokolur. (başka bir görüşe göre de severus şehirdeki tüm yerleşim yerlerini yakmıştır) severus şehiri oldukça beğendiği için; şehiri tamamen yeniden kurar. bu dönemde roma’da yaşanan sorunlardan dolayı; roma halkının büyük bir çoğunluğu istanbul’a göç eder. bu dönem içerisinde; roma’dan istanbul’a gelenler şehire "nova roma" (yeni roma) diyecektir; ancak bu isim hiç bir zaman resmiyet kazanmaz.

269 yılında gotların egemenliğine geçen şehir; 313’de de nikomedyalıların eline geçer. konstantin da nikomedyalıılardan şehiri alır ve roma imparatorluğu’nun başkenti olur.

her ne kadar konstantin kendi döneminde şehire bu ismi vermek istese de, ölümü sonrasında şehirin ismi konstantinopolis ) olur.

istanbul

angelus
günümüzde latin karakterlerle istanbul’u değişik yazmayı veyahutta telaffuz etmeyi tercih eden 9 ayrı dil vardır. bunlar:

ispanyolca : estambul
macarca : isztambul
litvanca : stambulas
letonyaca : stambula
arnavutça : stambolli
kürtçe : stenbol
galce : iostanbúl
loglanca: konstantinupol
strence: sïtambóli

istanbul

angelus
m.ö. 667 yılında; istanbul’a yerleşim kuran kolonist megaralılar şehiri o dönemdeki kralı byzas için "bizantium" ismini koymuştur. m.s. 196 yılında da roma impatarou septimus severus şehiri bir saldırı sonrasında ele geçirince; şehiri bir harabe haline gelmiştir. şehiri yeniden onarınca, bir çok romalı da istanbul’a göç etmiştir. her ne kadar severus şehire oğlunun ismi augusta antonina(imparator olunca ismi antoninus caracalla olmuştur) vermek istese de rivayete göre, konstantin şehire konstantinopolis ismini vermesinden öncesine kadar halk arasında bu şehire nova roma (yeni roma) deniliyordu.

konstantin de en başında şehirin resmi ismini nova roma koymak istedi; ancak dini anlaşmazlıklar çıkınca bundan vazgeçti. istanbul adının kökeninin antik yunancaya da dayandığı rivayet edilir. türkler istanbul’u ele geçirmesi sırasında ve öncesinde; selçuklularda olduğu gibi şehire stamboul-stambul demekteydiler. türklerin yanı sıra; 10’uncu yüzyılda arapların 12’inci yüzyılda da ermenilerin şehire bu isimle çağırdıklarını öngörürler. ancak; devlet işlerinde osmanlı imparatorluğu konstantiniyye ismini kullanır.

şehirin istanbul-istambol ismini sık kullanması ise 17’inci yüzyılda; evliya çelebi’nin şehirden bu isimle bahsetmesiyle başlar. istanbul kelimesi yunanca ise tén pólin (=sehirde) cumlesinden geliyor. 18’inci yüzyılda iii. mustafa döneminde ise; paraların üzerinden konstantiniyye kaldırılarak, istambol’u koyunca resmiyete dönüşür. (1770)

istanbul´un başlıca 9 ayrı dilde karşılığı vardır. bunlar:

grekçe: vizantion, stampoli (kente doğru)
latince: bizantium, antoninya, alma roma, nova roma
rumca: konstantinopolis, istinpolin, megali polis, kalipolis
slavca: çargrad, konstantingrad
ibranice:kushta
vikingce: miklagord
ermenice: vizant, stimbol, esdambol, eskomboli
arapça: bizantiya, el-mahsura, kustantina el-uzma
selçuklular zamanında: konstantiniyye, mahrusa-i konstantiniyye, stambul
osmanlıcada: dersaadet, deraliyye, mahrusa-i saltanat, istanbul, islambol, darü’s-saltanat-ı aliyye, asitane-i aliyye, darü’l-hilafetü ’l aliye, payitaht-ı saltanat, dergâh-ı mualla, südde-i saadet, kostantiniyye

santiago de compostela

angelus
katedral eski ve iyi korunmuş şehrin ana meydanına bakar. meydanın karşısında galiçya xunta’sı ve belediye binası olan pazo de raxoi (raxoi’nin sarayı) bulunur, katedral merdivenlerinin sağında ise 1492 yılında katolik krallar isabela ve fernando tarafından hacılara misafirhane olarak yapılmış, şimdi ise otel olarak kullanılmak üzere restore edilmiş bir yapı olan hostal de los reyes católicos yer alır. katedralin ünlü cephesi ispanyol euro bozluk paralarından 1 cent, 2 cent ve 5 cent’in (€0.01, €0.02, and €0.05) önyüzüne işlenmiştir.

satiago’da, şehrin merkezindeki parkta bulunan cumbalardan bakıldığında etraflıca görülebilen university of santiago de compostela adlı bir üniversite bulunur. üniversite gençliği sayesinde dinamik bir gece hayatı oluşmuştur. eski şehrin etrafını saran dar sokaklarda çok sayıda tarihi bina vardır. bu sokakları çevreleyen yeni şehir bu karakteristik ruhtan yoksundur, ancak kimi eski inşa edilmiş büyük apartmanları bu sokaklara kadar girebilmiştir.

santiago adını ispanya’nın dört askeri birliğinen birine vermiştir: compostela, calatrava, alcantara ve montesa.

atlantik’ten gelen güçlü rüzgarlar ve onu çevreleyen dağlar ile santiago de compostela avrupa’nın en çok yağış alan yerlerinden biridir. (yılda yaklaşık olarak 66 inç.)

santiago de compostela

angelus
ispanya’nın otonom bölgelerinden biri olan galiçya’nın başkentidir. kuzeybatıdaki a coruña eyaletine bağlı santiago 2000 yılının avrupa kültür başkenti seçilmiştir. 2004 yılı itibarı ile nüfusu 92,298’dir.

şehrin katedrali önemli bir ortaçağ hac yolu olan camino de santiago’nun sona erdiği yerdir ve bu yol günümüzde halen yürünmeye devam etmektedir.

semerkand

angelus
eskiçağ’da yerleşilen, m.ö.329’da büyük iskender tarafından alınan semerkand, 712’de müslüman araplar tarafından fethedilip, samanoğulları döneminde iktisadi açıdan hızla gelişti. 1220’de cengiz han tarafından yakılıp yıkıldıktan sonra, timur’un başkent yapmasıyla yeniden önemli ölçüde gelişti ve önemli bir kültür merkezine dönüştü. 1500’de özbekler tarafından alınıp, 1868’de ruslara geçerek türkistan’a bağlandı. 1924’ten 1930’a kadar özbekistan sovyet sosyalist cumhuriyeti’nin başkenti oldu.

semerkand

angelus
özbekistan’ın güney kesiminde kent. zeravşan ırmağının vadisinde, taşkent’in 275 km güneybatısında yeralan semerkand’ın nüfusu 566,000’dir. önemli bir sanayi (otomotiv sanayisi; traktör yedek parçaları yapımı; besin sanayisi; gübre fabrikaları; dokuma sanayisi; vb.) ve öğretim (semerkand üniversitesi) merkezi olan kent, timur döneminden kalma tarihsel anıtlarıyla(bibihanım medresesi, 1399-1404; timur’un türbesi gur emîr, 1405; uluğ bey, vb.) çok sayıda turist de çekmektedir.

fergana

angelus
özbekistan sınırları içinde olan şehir. doğu özbekistanda fergana vadisinde bulunur. kırgızistan ve tacikistan sınırındadır. nufusu 182,800’dir(1999). 420 km batısında taşkent, 75 km doğusunda andican şehirleri vardır.

buhara

angelus
orta asya’nın en eski yerleşim bölgelerinden olan ve günümüzde özbekistan sınırları içinde bulunan olan tarihî şehir. arkeolojik bulgular şehrin tarihinin en az 2500 yıl civarında olduğunu göstermiştir. şehirde yapılan arkeolojik kesit çalışmalarında yaklaşık 20 m kadar derinlikteki alt katmanda; kamusal bınalar, askeri tahkim yapıları ve çanak-çömlek ve madeni paralar gibi çeşitli arkeolojik buluntulara rastlanılmıştır.[1] buhara tarih boyunca bölgenin önemli kültür ve ticaret merkezlerinden bir olmuştur.
603 /

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol