joclad danva insan ırkına mensup bir jedi şövalyesiydi.
joclad danva dövüş konusundaki ustalığı ile tanınırdı. iki ışın kılıcı kullanabilmesinin yanında (kendisi jar’kai ışın kılıcı tekniği kullanıcısıydı), çıplak elleriyle de teräs käsi dövüş sanatı kullanımında oldukça tecrübeliydi.
joclad danva sık sık bunduki’de düzenlenen teräs käsi turnuvalarına katılırdı ve bu dövüşlerin adil olabilmesi için güç yeteneklerini olabildiğince kullanmamaya çalışırdı. yine böyle bir maçta, genosis savaşından hemen önce phow ji’ye yenilmişti. phow ji, joclad danva’nın defalarca kez güç’ü kullanmadığını söylemesine rağmen galibiyetinden istifade ederek gücü küçümsemeye başladı.
jocland danva, genosisde esir tutulan obi-wan kenobi’yi kurtarmak için mace windu ve kurduğu kurtarma ekibine katıldı. bunu takiben idam sahasındaki savaşa iştirak etti ve çift kılıç kullanarak savaştı. genosis savaşından sağ kurtulmayı başaran jacon danva daha sonra klon savaşları’na katıldı. ancak danva jedi katliamları sırasında büyük ihtimalle de darth vader tarafından öldürülerek hayatını kaybetti.
jocasta genç bir şövalye iken jedi araştırma grubunda arkeolojist idi. zaman içinde pek çok öğrencisi oldu. jerec de bunlardan biriydi.
devasa büyüklükte bir bilgi deposu jedi arşivlerinin cilalı salonlarında dinlenmekteydi. bu bilginin bekçisi olarak hizmet eden kişi jedi arşivcisi madam jocasta nu idi. cübbesi anasta sembolleri ile işlenmişti bu işaretler onun bilgisini ve öğretilerini simgeliyordu.
her ne kadar narin ve yaşlı bir kadın görünümünde olsa da kaba bir mizaç ve neşeli bir tutuma sahip eski bir jedi idi.obi-wan kenobi’nin padme amidala suikast girişimi ile ilgili yaptığı araştırma sırasında jocasta nu, toplulukta çok saygı gören eski jedi kont dooku hakkındaki görüşlerini paylaştı.
ancak kenobi’nin kamino gezegeni ile ilgili araştırması onu şaşırttı. gezegen arşiv kayıtlarında gözükmediği için, nu hemen gezegenin varolmadığı sonucuna vardı. jedi arşivi verilerine çok bağlı olduğundan bilgiyle oynanmış olma ihtimalini savsakladı. bu, jediların kendilerinden fazla emin olmalarının hizmetlerini etkilemesi ve engel olmasına bir örnek olmuştu.
jedi tapınağına yapılan saldırıda gençleri kurtarmak için onlara konsey toplantı salonuna saklanmalarını söyledi. mavi ışın kılıcını çekti ve darth vader’la yüzleşti. kara lord kılıcını tapınağın holoiletişim merkezine girmesine izin vermeyen jocasta’nın göğsüne saplayarak o anda ölmesine sebep oldu.
gençleri saklamak için harcadığı çaba boşuna gitti. vader onları buldu ve her birini katletti.
devasa büyüklükte bir bilgi deposu jedi arşivlerinin cilalı salonlarında dinlenmekteydi. bu bilginin bekçisi olarak hizmet eden kişi jedi arşivcisi madam jocasta nu idi. cübbesi anasta sembolleri ile işlenmişti bu işaretler onun bilgisini ve öğretilerini simgeliyordu.
her ne kadar narin ve yaşlı bir kadın görünümünde olsa da kaba bir mizaç ve neşeli bir tutuma sahip eski bir jedi idi.obi-wan kenobi’nin padme amidala suikast girişimi ile ilgili yaptığı araştırma sırasında jocasta nu, toplulukta çok saygı gören eski jedi kont dooku hakkındaki görüşlerini paylaştı.
ancak kenobi’nin kamino gezegeni ile ilgili araştırması onu şaşırttı. gezegen arşiv kayıtlarında gözükmediği için, nu hemen gezegenin varolmadığı sonucuna vardı. jedi arşivi verilerine çok bağlı olduğundan bilgiyle oynanmış olma ihtimalini savsakladı. bu, jediların kendilerinden fazla emin olmalarının hizmetlerini etkilemesi ve engel olmasına bir örnek olmuştu.
jedi tapınağına yapılan saldırıda gençleri kurtarmak için onlara konsey toplantı salonuna saklanmalarını söyledi. mavi ışın kılıcını çekti ve darth vader’la yüzleşti. kara lord kılıcını tapınağın holoiletişim merkezine girmesine izin vermeyen jocasta’nın göğsüne saplayarak o anda ölmesine sebep oldu.
gençleri saklamak için harcadığı çaba boşuna gitti. vader onları buldu ve her birini katletti.
jobal naberrie kızı padmé amidala için çok endişeliydi. genç bir kadın olarak, padmé, hayatının o kadar büyük bir kısmını kamu görevine adamıştı ki, 20’li yaşlarının başında, ona emekli olma ve kendi ailesine sahip olma hakkı verildi. ama jobal ve kocası ruwee’nin çocuklarına aşıladıkları şefkat ve başkalarını düşünme özelliği çok güçlüydü. padmé, naboo kraliçeliğinden ayrılıp gezegenin senatörü olduğunda, jobal, padmé’ye ısrarlıca bunun belki kendisini düşünmenin zamanı olduğunu hatırlatmasına rağmen, onu destekledi.
yoksul ama mutlu bir kadın olan jira, mos espa pazarında lezzetli meyveler satardı.
soğutucusu bozulduğunda jira’ nın yardımına koşan anakin, bozulan üniteyi watto’ nun hurdalığından getirdiği parçalarla tamir ederek onu bu zor durumdan kurtarmış, anakin ve jira’ nın arkadaşlığı bu şekilde başlamıştır.
soğutucusu bozulduğunda jira’ nın yardımına koşan anakin, bozulan üniteyi watto’ nun hurdalığından getirdiği parçalarla tamir ederek onu bu zor durumdan kurtarmış, anakin ve jira’ nın arkadaşlığı bu şekilde başlamıştır.
yavin savaşı sırasında kırmızı 6ya kumanda etti.
saldırı sırasında ilk hayatını kaybeden pilot, o oldu.
ölüm yıldızının ağır ve hantal toplarına, mekanik bir arıza sonucu yenik düştü.
biggs darklighterın arkadaşı olan porkins daha önceleri bespin sisteminde tüccardı.
saldırı sırasında ilk hayatını kaybeden pilot, o oldu.
ölüm yıldızının ağır ve hantal toplarına, mekanik bir arıza sonucu yenik düştü.
biggs darklighterın arkadaşı olan porkins daha önceleri bespin sisteminde tüccardı.
qui gon jinn’e bir yaşam borcu olan ve naboo savaşında savaşmış sakar ve çekingen gungan. otoh gunga’dan çok fazla kazaya sebep olduğu için sürüldükten sonra, jar jar naboo’nun bataklıklarında, ticaret federasyonu gezegeni işgal edene kadar yalnız yaşadı.
qui gon tarafından kesin bir ölümden kurtarıldı ve sonra kendini galaksiyi gezerken buldu. jar jar daha sonra naboo’ya döndü ve kraliçeyi, amidala ve boss nass’ın kuvvetlerini birleştirme üzerinde anlaştıkları, gungan ların kutsal toplanma yerine götürdü. bu birliği sağlamadaki rolü sebebiyle jar jar’a gungan ordusunda general rütbesi verildi.
kolay yönlendirilebilen bir yapıya sahip olması senatoda padme amidala’nın yerine vekalet ettiği dönemde palpatine yada gizli kimliği ile dart sidious tarafından akıllıca kullanılmıştır.
qui gon tarafından kesin bir ölümden kurtarıldı ve sonra kendini galaksiyi gezerken buldu. jar jar daha sonra naboo’ya döndü ve kraliçeyi, amidala ve boss nass’ın kuvvetlerini birleştirme üzerinde anlaştıkları, gungan ların kutsal toplanma yerine götürdü. bu birliği sağlamadaki rolü sebebiyle jar jar’a gungan ordusunda general rütbesi verildi.
kolay yönlendirilebilen bir yapıya sahip olması senatoda padme amidala’nın yerine vekalet ettiği dönemde palpatine yada gizli kimliği ile dart sidious tarafından akıllıca kullanılmıştır.
fett ismi yanında korku ve gücün soğuk havasını da beraberinde getirir. bu isim kendisini kiralamak için kredilerle gelenler için başarı ile eş anlamlıdır. korkmak için nedeni olanlar için ise fett enselenmek veya ölüm demektir. bu isim ve şöhret boba’ ya babası jango’ dan kalan birçok şeyden sadece ikisidir. cumhuriyetin son dönemlerinde jango fett galaksideki en iyi ödül avcısı olarak kabul edilmişti.
nişancılıkta ve silahsız dövüşte usta olan fett’in vücudu yaralı yüzünü ve dövmeli kollarını saklayan etkili bir zırh ile kaplanmıştı. savaş donanımı geri çekilebilen bilek bıçaklardan, bir kablo atıcıdan, iki tane lazer tabancasından ve daha birçok egzotik aletten oluşmaktaydı. çarpışma esnasında, jango düşmanlarına karşı hız ve yükseklik avantajı sağlayabilmek için sırtına bağlı jet-takımını kullanırdı. bu sırt takımından atılabilen bir de patlayıcı roketi vardı. yıldızlar arası seyahatlerde dayanıklı gemisi slave i’i kullanırdı.
klon savaşlarının patlak vermesinden 10 sene kadar önce tyranus adında bir adam jango’ ya bogden’ in aylarından birinde gizli bir teklifte bulundu. iyi bir ücret karşılığı, jango meydana getirilecek bir klon ordusundaki askerlerin temel örneği olacaktı. sıra dışı bir şartla anlaşmayı kabul etti. alacağı ücretin yanında bir de hiç bir değişikliğe uğramamış klonu ile ödüllendirilecekti. diğer kopyalarının tersine bu klon hiçbir gelişim hızlandırıcı yada uysallık sağlayan işleme tabi tutulmayacaktı. bu saf bir jango replikası olacaktı.
kaminolular ona tipoca şehrinde kalabileceği bir yer sağladılar ve jango ödül avcılığını bırakarak buraya geldi. kaminolular binlerce klon savaşçı üretmek için genetik materyal toplarken, jango adını boba koyduğu oğluna savaşma ve hayatta kalmanın inceliklerini öğretmeye konsantre olmuştu.
zorunlulukla tyranus’ a hizmet ederken, ticaret federasyonunun valisi nute gunray jango’ ya geldi. gunray sürekli bir baş belası olarak gördüğü senatör padme amidala’ nın ölmesini istemekteydi. fett işi zehirli kouhunlarla bitirmesi için zam wesell adında bir suikastçiye verdi.
işe burunlarını sokan iki jedi yüzünden, kendisine ulaşamasınlar diye zam’ i susturmak zorunda kaldı. jango zam’ i öldürmek için egzotik bir silah olan kamino kılıç oklarını kullandı. kimse bu silahı kaynağına kadar takip edemezdi ama obi-wan’ ın yeraltı kaynakları ona tam yerini gösterdi.
obi-wan kamino’ ya geldi ve klon ordusunun varlığını öğrendi. jango ile tanıştı, ikili gerçek amaçlarını belli etmeden, gergin fakat medeni bir görüşme yaptılar. fett her şeye rağmen kaçmaya karar vererek boba’ ya toplanmasını emretti. jedi konseyi’ nden aldığı emirleri uygulayan kenobi slave i’ in kalkmasından hemen önce jango’ yu yakalamaya çalıştı. böylece tipoca şehrinin yağmur altındaki iniş platformlarının üstünde bir dövüş başladı. jango slave i ile kaçmayı başardı.
o ve oğlu gizemli işvereni lord tyranus ile bir araya gelmek için geonosis’ e doğru hareket ettiler. geonosis’ e doğru giderlerken jango ve boba araçlarının üzerinde bir izleme cihazı olduğunu ve bir jedi yıldız savaşçısı tarafından takip edildiklerini fark ettiler. inatçı obi-wan geri gelmişti ve geonosis’ in astroid kuşağında bir kedi-fare oyunu oynamaktan çekinir gibi gözükmüyordu. slave i’ in sismik patlayıcılarına , lazer silahlarına ve füze saldırılarına rağmen obi-wan hayatta kalmayı ve fett’ i bir gölge gibi gezegenin ıssız yüzeyine kadar takip etmeyi başardı.
obi-wan ve dostları, ayrılıkçıların karargahı olduğu ortaya çıkan geonosis’ te yakalandılar. ölümleri meşhur geonosis adetlerine göre olacaktı, ama idamları jedi desteğinin aniden oraya varmasıyla durdu.
lord tyranus’ u korumakla görevlendirilen jango jedilere karşı savaşa girişti. lazer silahındaki ustalığı ile birkaç jedi öldürdü ama mace windu gibi bir jedi ustasıyla yüzleşecek kadar hazır değildi. mace windu yürüyüşünü kesmeden jangodan gelen lazer ışınlarını bloke edip ışın kılıcının çevik bir hareketiyle ödül avcısının kafasını vücudundan ayırdı. .jango’ nun savaş izleri taşıyan kaskı geonosis arenasının tozlu yüzeyinde sekti. ve şaşırmış ve yeni yetim kalmış boba onu oradan aldı.
nişancılıkta ve silahsız dövüşte usta olan fett’in vücudu yaralı yüzünü ve dövmeli kollarını saklayan etkili bir zırh ile kaplanmıştı. savaş donanımı geri çekilebilen bilek bıçaklardan, bir kablo atıcıdan, iki tane lazer tabancasından ve daha birçok egzotik aletten oluşmaktaydı. çarpışma esnasında, jango düşmanlarına karşı hız ve yükseklik avantajı sağlayabilmek için sırtına bağlı jet-takımını kullanırdı. bu sırt takımından atılabilen bir de patlayıcı roketi vardı. yıldızlar arası seyahatlerde dayanıklı gemisi slave i’i kullanırdı.
klon savaşlarının patlak vermesinden 10 sene kadar önce tyranus adında bir adam jango’ ya bogden’ in aylarından birinde gizli bir teklifte bulundu. iyi bir ücret karşılığı, jango meydana getirilecek bir klon ordusundaki askerlerin temel örneği olacaktı. sıra dışı bir şartla anlaşmayı kabul etti. alacağı ücretin yanında bir de hiç bir değişikliğe uğramamış klonu ile ödüllendirilecekti. diğer kopyalarının tersine bu klon hiçbir gelişim hızlandırıcı yada uysallık sağlayan işleme tabi tutulmayacaktı. bu saf bir jango replikası olacaktı.
kaminolular ona tipoca şehrinde kalabileceği bir yer sağladılar ve jango ödül avcılığını bırakarak buraya geldi. kaminolular binlerce klon savaşçı üretmek için genetik materyal toplarken, jango adını boba koyduğu oğluna savaşma ve hayatta kalmanın inceliklerini öğretmeye konsantre olmuştu.
zorunlulukla tyranus’ a hizmet ederken, ticaret federasyonunun valisi nute gunray jango’ ya geldi. gunray sürekli bir baş belası olarak gördüğü senatör padme amidala’ nın ölmesini istemekteydi. fett işi zehirli kouhunlarla bitirmesi için zam wesell adında bir suikastçiye verdi.
işe burunlarını sokan iki jedi yüzünden, kendisine ulaşamasınlar diye zam’ i susturmak zorunda kaldı. jango zam’ i öldürmek için egzotik bir silah olan kamino kılıç oklarını kullandı. kimse bu silahı kaynağına kadar takip edemezdi ama obi-wan’ ın yeraltı kaynakları ona tam yerini gösterdi.
obi-wan kamino’ ya geldi ve klon ordusunun varlığını öğrendi. jango ile tanıştı, ikili gerçek amaçlarını belli etmeden, gergin fakat medeni bir görüşme yaptılar. fett her şeye rağmen kaçmaya karar vererek boba’ ya toplanmasını emretti. jedi konseyi’ nden aldığı emirleri uygulayan kenobi slave i’ in kalkmasından hemen önce jango’ yu yakalamaya çalıştı. böylece tipoca şehrinin yağmur altındaki iniş platformlarının üstünde bir dövüş başladı. jango slave i ile kaçmayı başardı.
o ve oğlu gizemli işvereni lord tyranus ile bir araya gelmek için geonosis’ e doğru hareket ettiler. geonosis’ e doğru giderlerken jango ve boba araçlarının üzerinde bir izleme cihazı olduğunu ve bir jedi yıldız savaşçısı tarafından takip edildiklerini fark ettiler. inatçı obi-wan geri gelmişti ve geonosis’ in astroid kuşağında bir kedi-fare oyunu oynamaktan çekinir gibi gözükmüyordu. slave i’ in sismik patlayıcılarına , lazer silahlarına ve füze saldırılarına rağmen obi-wan hayatta kalmayı ve fett’ i bir gölge gibi gezegenin ıssız yüzeyine kadar takip etmeyi başardı.
obi-wan ve dostları, ayrılıkçıların karargahı olduğu ortaya çıkan geonosis’ te yakalandılar. ölümleri meşhur geonosis adetlerine göre olacaktı, ama idamları jedi desteğinin aniden oraya varmasıyla durdu.
lord tyranus’ u korumakla görevlendirilen jango jedilere karşı savaşa girişti. lazer silahındaki ustalığı ile birkaç jedi öldürdü ama mace windu gibi bir jedi ustasıyla yüzleşecek kadar hazır değildi. mace windu yürüyüşünü kesmeden jangodan gelen lazer ışınlarını bloke edip ışın kılıcının çevik bir hareketiyle ödül avcısının kafasını vücudundan ayırdı. .jango’ nun savaş izleri taşıyan kaskı geonosis arenasının tozlu yüzeyinde sekti. ve şaşırmış ve yeni yetim kalmış boba onu oradan aldı.
yüce başkan palpatine e yakın sadıklar komitesi üyesi senatör ister paddie, klon savaşları nın ilk dönemlerinde sermenia gezegenini temsil ediyordu.
uzun bir boyuna ve uzun sivri bir kafaya sahip bir anx’lı senatör olan horox ryyderr, yüce başkan valorum’ un iktidarında galaktik senato’da hizmet verdi.
on yıl sonra, palpatine’in başkanlık döneminde gravlex med gezegenini artık ryyderr değil zo howler ve yardımcısı fo kuna temsil etmekteydi.
ryyder, bail organa’dan uzay barışına yaptığı katkılardan ötürü kraliyet kalseduan kalkanı aldı. alderaan’dan olmayıp da bu onura erişen çok az insandan biriydi.
yavin savaşı’ndan 19 yıl önce galaxies opera evi’ndeki “squid lake” gösterisini izleyenlerden biriydi.
on yıl sonra, palpatine’in başkanlık döneminde gravlex med gezegenini artık ryyderr değil zo howler ve yardımcısı fo kuna temsil etmekteydi.
ryyder, bail organa’dan uzay barışına yaptığı katkılardan ötürü kraliyet kalseduan kalkanı aldı. alderaan’dan olmayıp da bu onura erişen çok az insandan biriydi.
yavin savaşı’ndan 19 yıl önce galaxies opera evi’ndeki “squid lake” gösterisini izleyenlerden biriydi.
hermione bagwa, klon savaşları patlak verdiği zaman dex in yerinde çalışan genç bir garsondu. sarı bukleleri ve çilli yüzüyle, müşterilerin favorisi çekici bir kadındı.
jabba the hutt’ın yandaşlarından hangisinin en korkunç olduğuna karar vermek zor bir iştir, ama yarışmacılardan biri kesinlikle hermi odle’dır.
baragwin gezegeninden bir erkek olan hermi sular damlayan göz ve dudakları olan şişik bir yüze ve kaygan gri bir deriye sahip kocaman, dik, silindirik bir canlıdır.
baragwin gezegeninden bir erkek olan hermi sular damlayan göz ve dudakları olan şişik bir yüze ve kaygan gri bir deriye sahip kocaman, dik, silindirik bir canlıdır.
eğer kaçakçılık günlerinde han solo’ya, asilerin kahramanlarından biri olacağı, bir alderaan prensesine aşık olacağı ve asi ittifak içinde bir general olacağı söylenseydi, bunu alayla karşılardı.
ama solo’nun hayatında her zaman için tek kesin olan şey, hiçbirşeyin önceden kestirilememesiydi.
han ve wookiee kaptan yardımcısı chewbacca, uzun kaçakçılık kariyerleri boyunca, bir çok macera yaşadılar. bu maceralar sırasında, solo yalnızca yararlı müttefikler değil aynı zamanda güçlü düşmanlar da kazandı. bu dönemde genç bir kumarbaz olan lando calrissian ile karşılaştı ve lando’nun gemisi millenium falcon’u, bir sabacc oyununda kazandı.
han ve chewie, millenium falcon’a bir çok eklemeler yaparak, geminin hızını arttırdı ve çok iyi silahlanmasını sağladı. solo bir görev sırasında gangster jabba the hutt’a ait bir spice kargosunu uzaya fırlatmak zorunda kalınca, şansı tersine döndü. jabba, başına öyle büyük bir ödül koydu ki, galaksideki bütün ödül avcıları, onu ve chewbacca’yı aramaya başladı.
paraya ihtiyacı olan solo, obi wan kenobi, luke skywalker, artoo-detoo ve see threepio’yu tatooine’den alderaan sistemine 17.000 kredi karşılığında taşımayı kabul etti.
alderaan’a vardıklarında, gezegenin ölüm yıldızı tarafından yok edildiğini keşfettiler. han, prenses leia organa’yı, iyi bir ödül karşısında, tutsak tutulduğu ölüm yıldızı’ndan kurtarmayı kabul etti. ölüm yıldızı’ndan kaçtıktan sonra, asileri, yavin 4’daki üslerine götürdü. burada, ölüm yıldızına karşı gerçekleştirilecek saldırıya katılmamayı tercih ederek, ödülünü alıp gitmeye hazırlandı. ama son anda kararını değiştirdi ve savaşa katılarak darth vader’ın gemisine hasar verdi, böylelikle luke skywalker’ın istasyonu yok etmesini sağladı. çabaları karşısında han, bir onur madalyasıyla ödüllendirildi.
solo’nun geçmişindeki düşmanları, onu asi ittifak yıllarında da kovalamaya devam etti. jabba’ya olan borcu, artık ölüsüne bile ödül konmasına sebep oldu. solo, ord mantell’de bir kaç ödül avcısının elinden zor kurtuldu.
bu dönemlerde han, asi ittifak içinde yüzbaşı rütbesini aldı ve asilere, bir çok görevde eşlik etti. gemisi millenium falcon, imparatorluğun saldırısı sırasında hoth’daki echo üssünde bulunuyordu. prenses leia organa, kendi gemisine ulaşamayınca, ele geçirilen üstten, falcon ile kaçtı. bir çok arızaya rağmen, falcon, imparatorluğun ellerinden bir sure kaçmayı başardı. solo’nun falcon’u tamir etmek için çalıştığı sakin dönemlerde, o ve leia yakınlaşmaya başladı.
falcon, hoth’tan kaçmayı başardığında, darth vader, gemiyi ve yolcularını ele geçirmeyi kafasına koymuştu. bu sebeple, çok sayıda ödül avcısı toplayarak, onlara falcon’u bulmaları karşısında ödül önerdi. ödül avcılarından biri boba fett, solo’yu en sonunda bespin’deki cloud city’de yakalamayı başardı. solo, darth vader tarafından esir alındı ve jabba the hutt’a gönderilmek üzere karbon dondurucusunda donduruldu. leia, lando, chewbacca ve luke, onu tatooine’de jabba’nın sarayından kurtarmak için bir plan yaptılar. jabba’nın sarayına sızmayı başaran grup, han’ı karbon dondurucusundan kurtardılar ve hemen arkasından jabba’yı ortadan kaldırdıkları bir çatışma yaşadılar. jabba’nın ölümüyle, solo’nun borcu da silinmiş oldu. solo aynı zamanda boba fett’i de sarlacc’a atmayı başardı.
tekrar asi ittifak filosuna katılan solo, bu defa general rütbesine yükseldi ve endor ayına gönderilen bir görev timinin başına getirildi. görevleri, yörüngede bulunan ikinci ölüm yıldızı’nı koruyan kalkan jeneratörünü yok etmekti. yerel ewok’ların yardımıyla, asi güçleri, imparatorluk güçlerini alt ederek, jeneratörü yok etmeyi başardı. böylelikle, endor savaşında kazanılan zafere doğru ilk adım atıldı.
han kendine aşırı güvenen ve küstah bir kişiliğe sahiptir. alaycı bir mizah duygusu vardır. bu da onu, çoğu zaman yalnızca onun cesaretinin kurtarabileceği durumlara sokar. galaksiyi boydan boya gezdiğini iddia etmektedir. uzun bir sure güc’ün varlığına inanmamış, şans olarak nitelendirmiştir. pragmatiktir ve kişiliği sık sık leia’nın kişiliği ile çatışır. bütün bu zıtlıklara rağmen (belki de onlar yüzünden) ikili sonunda birbirlerine aşık olmuşlardır.
ama solo’nun hayatında her zaman için tek kesin olan şey, hiçbirşeyin önceden kestirilememesiydi.
han ve wookiee kaptan yardımcısı chewbacca, uzun kaçakçılık kariyerleri boyunca, bir çok macera yaşadılar. bu maceralar sırasında, solo yalnızca yararlı müttefikler değil aynı zamanda güçlü düşmanlar da kazandı. bu dönemde genç bir kumarbaz olan lando calrissian ile karşılaştı ve lando’nun gemisi millenium falcon’u, bir sabacc oyununda kazandı.
han ve chewie, millenium falcon’a bir çok eklemeler yaparak, geminin hızını arttırdı ve çok iyi silahlanmasını sağladı. solo bir görev sırasında gangster jabba the hutt’a ait bir spice kargosunu uzaya fırlatmak zorunda kalınca, şansı tersine döndü. jabba, başına öyle büyük bir ödül koydu ki, galaksideki bütün ödül avcıları, onu ve chewbacca’yı aramaya başladı.
paraya ihtiyacı olan solo, obi wan kenobi, luke skywalker, artoo-detoo ve see threepio’yu tatooine’den alderaan sistemine 17.000 kredi karşılığında taşımayı kabul etti.
alderaan’a vardıklarında, gezegenin ölüm yıldızı tarafından yok edildiğini keşfettiler. han, prenses leia organa’yı, iyi bir ödül karşısında, tutsak tutulduğu ölüm yıldızı’ndan kurtarmayı kabul etti. ölüm yıldızı’ndan kaçtıktan sonra, asileri, yavin 4’daki üslerine götürdü. burada, ölüm yıldızına karşı gerçekleştirilecek saldırıya katılmamayı tercih ederek, ödülünü alıp gitmeye hazırlandı. ama son anda kararını değiştirdi ve savaşa katılarak darth vader’ın gemisine hasar verdi, böylelikle luke skywalker’ın istasyonu yok etmesini sağladı. çabaları karşısında han, bir onur madalyasıyla ödüllendirildi.
solo’nun geçmişindeki düşmanları, onu asi ittifak yıllarında da kovalamaya devam etti. jabba’ya olan borcu, artık ölüsüne bile ödül konmasına sebep oldu. solo, ord mantell’de bir kaç ödül avcısının elinden zor kurtuldu.
bu dönemlerde han, asi ittifak içinde yüzbaşı rütbesini aldı ve asilere, bir çok görevde eşlik etti. gemisi millenium falcon, imparatorluğun saldırısı sırasında hoth’daki echo üssünde bulunuyordu. prenses leia organa, kendi gemisine ulaşamayınca, ele geçirilen üstten, falcon ile kaçtı. bir çok arızaya rağmen, falcon, imparatorluğun ellerinden bir sure kaçmayı başardı. solo’nun falcon’u tamir etmek için çalıştığı sakin dönemlerde, o ve leia yakınlaşmaya başladı.
falcon, hoth’tan kaçmayı başardığında, darth vader, gemiyi ve yolcularını ele geçirmeyi kafasına koymuştu. bu sebeple, çok sayıda ödül avcısı toplayarak, onlara falcon’u bulmaları karşısında ödül önerdi. ödül avcılarından biri boba fett, solo’yu en sonunda bespin’deki cloud city’de yakalamayı başardı. solo, darth vader tarafından esir alındı ve jabba the hutt’a gönderilmek üzere karbon dondurucusunda donduruldu. leia, lando, chewbacca ve luke, onu tatooine’de jabba’nın sarayından kurtarmak için bir plan yaptılar. jabba’nın sarayına sızmayı başaran grup, han’ı karbon dondurucusundan kurtardılar ve hemen arkasından jabba’yı ortadan kaldırdıkları bir çatışma yaşadılar. jabba’nın ölümüyle, solo’nun borcu da silinmiş oldu. solo aynı zamanda boba fett’i de sarlacc’a atmayı başardı.
tekrar asi ittifak filosuna katılan solo, bu defa general rütbesine yükseldi ve endor ayına gönderilen bir görev timinin başına getirildi. görevleri, yörüngede bulunan ikinci ölüm yıldızı’nı koruyan kalkan jeneratörünü yok etmekti. yerel ewok’ların yardımıyla, asi güçleri, imparatorluk güçlerini alt ederek, jeneratörü yok etmeyi başardı. böylelikle, endor savaşında kazanılan zafere doğru ilk adım atıldı.
han kendine aşırı güvenen ve küstah bir kişiliğe sahiptir. alaycı bir mizah duygusu vardır. bu da onu, çoğu zaman yalnızca onun cesaretinin kurtarabileceği durumlara sokar. galaksiyi boydan boya gezdiğini iddia etmektedir. uzun bir sure güc’ün varlığına inanmamış, şans olarak nitelendirmiştir. pragmatiktir ve kişiliği sık sık leia’nın kişiliği ile çatışır. bütün bu zıtlıklara rağmen (belki de onlar yüzünden) ikili sonunda birbirlerine aşık olmuşlardır.
greedo rodian ismi verilen yaratıkların bir üyesi idi ve jabba tarafından kendisi için kaçakçılık yapmaktan vazgeçen han solo yu yakalatmak üzere kiralanan kelle avcılarından biriydi.
greedo han solo yu mos eisley de uzay pilotlarının uğradığı bir barda yakaladı. greedo, solo için önemli bir tehlikeydi çünkü jabba onun başına büyük bir ödül koymuştu. ölü veya diri onu istiyordu. bunun farkında olan solo, greedo yu barın sessiz bir köşesinde lazer tabancasıyla öldürerek kendi hayatını kurtardı.
greedo han solo yu mos eisley de uzay pilotlarının uğradığı bir barda yakaladı. greedo, solo için önemli bir tehlikeydi çünkü jabba onun başına büyük bir ödül koymuştu. ölü veya diri onu istiyordu. bunun farkında olan solo, greedo yu barın sessiz bir köşesinde lazer tabancasıyla öldürerek kendi hayatını kurtardı.
güzel greeata, jabbanın sarayındaki max rebo bandin rodialı vokalisti ve dansçısıydı.
gragra mos espa market alanlarında çalışan swokwes swokwes ırkından kadın bir yiyecek satıcısıydı.
jar jar binks onun standından para ödemeden yiyecek aşırmaya kalkıştı. kabadayı dug sebulba da olaya karışıp gungan ı yere serince gragra meseleyi kapanmış kabul etti ve daha fazla üstelemedi.
jar jar binks onun standından para ödemeden yiyecek aşırmaya kalkıştı. kabadayı dug sebulba da olaya karışıp gungan ı yere serince gragra meseleyi kapanmış kabul etti ve daha fazla üstelemedi.
suratsız ve neşesiz günler için suratsız ve neşesiz bir adam olan giddean danu klon savaşları’nın sonlarında sadık senatörler arasında yer alıyordu. sesinin berraklığı, kusursuz mantığı ve denetimi sayesinde bail organa ve mon mothma tarafından, palpatine’in güçlerini azaltmasını sağlamaya çalışan politik idealistlerin oluşturduğu topluluğa çağrıldı. danu pragmatik birisiydi. senatonun yozlaştığının farkındaydı ve bunu anlayan çok az kişiden birisiydi. gelişmeye başlayan isyanın başarılı olması için jedi düzeni tarafından desteklenmesi gerektiğine inanıyordu.
general veers, lord vader’ ın komutası altında imparatorluğun vadera ait özel armadasındaki yer birliklerinin komutanıydı.
veers, lord vader’ın asilerin gizli üssünü bulduğu hoth gezegenindeki savaşta imparatorluğun yer birliklerini özel at-at’sinden yönetmiştir.
kalkan jeneratorü’nun yok edilmesinden sonra asi pilot derek "hobbie" klivian ağır hasarlı snowspeeder’ını son bir hamle ile genaralin “blizzard one” adlı at-at’sinin kokpitine sürdü.
ama bir mucize eseri ikisi de bu olaydan sağ kurtuldu. general veers’ın, klivian’ın geldiğini görmesine rağmen araçtan zamanında çıkamaması iki bacağını da kaybetmesine sebep oldu. tepedeki destek direklerinden biri kopup bacaklarına düştü ve kemiklerini bacta veya ameliyat ile düzeltilemeyecek şekilde kırdı. veers, galaksideki bir çok kişi gibi sibernetik protez takmayacak kadar gururluydu ve bu tarz işlemlere karşıydı, bu sebeple hayatının geri kalanını bir hoverchair (havada süzülen sandalye) üzerinde geçirdi.
hoth savaşı kendisi için büyük bir zaferdi ve kendisine büyük şöhret getirdi. ancak bu şöhret oğlunun üyesi olduğu compnor sagroup (genç-yaş grubu) kumandanından gelen bir haberle gölgelendi. oğlu zevulon veers, asi ajanlarına karşı gerçekleştirilen bir sagroup operasyonu sırasında ortadan kaybolmuştu. general oğlunun saf değiştirdiğinden ve kendisini reddettiğinden şüpheleniyordu. hoth’taki zafere rağmen oğlunun bu ihaneti veers’ın adına utanç ve onursuzluk getirdi. general hayatının kalanı boyunca oğlunun bu ihanetinin ağırlığı altında yaşamak zorunda kaldı.
bu olaydan yaklaşık bir yıl sonra general veers, orman gezegeni endor’daki elit at-at gücünün başına getirildi. ama burada asi güçleri ve onlara destek veren yerli ırk ewok’lara karşı verdiği savaşı büyük hasarlarla kaybetti. veers ve bir kaç subay rehin alınmaktan son anda kaçarak kurtuldu. bundan sonraki yıllarda büyük amiral thrawn’ın klonlarına bir taslak olarak görev yaptı ve yeni kumandanlık arayışı içinde çeşitli imparatorluk komutanlarını inceledi.
lord vader ile olan ilişkisi yüzünden pek çok sefer dışlandı ve saygı görmedi. bir çok endor-sonrası imparatorluk subayı lord vader’ın emrinde görev yapmasına rağmen hayatta kalmayı başarmış olanlardan nefret ediyor ve onları yönetimde görmek istemiyordu. altı yıl boyunca veers, galaksiyi dolaştı, inandığı ve savaştığı her şeyin değişimini izledi. imparatorluğun değişiminden fazlası ile rahatsızdı. ancak sadakati ve onuru, taraf değiştirmesine ya da kaçak olmasına engel oluyordu.
kalan imparatorluk güçlerinin deep core’da toplanması emri geldiğinde veers, yeni umutlar arayan pek çok subay gibi bu çağrıya cevap verdi. byss’in yörüngesindeki filoya katıldı. thrawn’ın bilbringi savaşı’nda yenilmesinden altı ay sonra veers, mon calamari’nin ilk savaşı’na, byss savaşı’na ve balmorra savaşı’na katıldı. balmorra’daki savaş veers’a imparatorluğun başarılı bir subayının yaşayabileceği en kötü sonu hazırladı: lord vader’a bağlılığı yüzünden veers’in rütbesi kaptanlığa düşürüldü ve executor sedriss tarafından bir intihar görevine gönderildi.
maximilian veers, imparatorluk tarihinin en iyi taktik dehaları ve kahramanlarından biri, o intihar görevinde yaşamını yitirdi.
veers, lord vader’ın asilerin gizli üssünü bulduğu hoth gezegenindeki savaşta imparatorluğun yer birliklerini özel at-at’sinden yönetmiştir.
kalkan jeneratorü’nun yok edilmesinden sonra asi pilot derek "hobbie" klivian ağır hasarlı snowspeeder’ını son bir hamle ile genaralin “blizzard one” adlı at-at’sinin kokpitine sürdü.
ama bir mucize eseri ikisi de bu olaydan sağ kurtuldu. general veers’ın, klivian’ın geldiğini görmesine rağmen araçtan zamanında çıkamaması iki bacağını da kaybetmesine sebep oldu. tepedeki destek direklerinden biri kopup bacaklarına düştü ve kemiklerini bacta veya ameliyat ile düzeltilemeyecek şekilde kırdı. veers, galaksideki bir çok kişi gibi sibernetik protez takmayacak kadar gururluydu ve bu tarz işlemlere karşıydı, bu sebeple hayatının geri kalanını bir hoverchair (havada süzülen sandalye) üzerinde geçirdi.
hoth savaşı kendisi için büyük bir zaferdi ve kendisine büyük şöhret getirdi. ancak bu şöhret oğlunun üyesi olduğu compnor sagroup (genç-yaş grubu) kumandanından gelen bir haberle gölgelendi. oğlu zevulon veers, asi ajanlarına karşı gerçekleştirilen bir sagroup operasyonu sırasında ortadan kaybolmuştu. general oğlunun saf değiştirdiğinden ve kendisini reddettiğinden şüpheleniyordu. hoth’taki zafere rağmen oğlunun bu ihaneti veers’ın adına utanç ve onursuzluk getirdi. general hayatının kalanı boyunca oğlunun bu ihanetinin ağırlığı altında yaşamak zorunda kaldı.
bu olaydan yaklaşık bir yıl sonra general veers, orman gezegeni endor’daki elit at-at gücünün başına getirildi. ama burada asi güçleri ve onlara destek veren yerli ırk ewok’lara karşı verdiği savaşı büyük hasarlarla kaybetti. veers ve bir kaç subay rehin alınmaktan son anda kaçarak kurtuldu. bundan sonraki yıllarda büyük amiral thrawn’ın klonlarına bir taslak olarak görev yaptı ve yeni kumandanlık arayışı içinde çeşitli imparatorluk komutanlarını inceledi.
lord vader ile olan ilişkisi yüzünden pek çok sefer dışlandı ve saygı görmedi. bir çok endor-sonrası imparatorluk subayı lord vader’ın emrinde görev yapmasına rağmen hayatta kalmayı başarmış olanlardan nefret ediyor ve onları yönetimde görmek istemiyordu. altı yıl boyunca veers, galaksiyi dolaştı, inandığı ve savaştığı her şeyin değişimini izledi. imparatorluğun değişiminden fazlası ile rahatsızdı. ancak sadakati ve onuru, taraf değiştirmesine ya da kaçak olmasına engel oluyordu.
kalan imparatorluk güçlerinin deep core’da toplanması emri geldiğinde veers, yeni umutlar arayan pek çok subay gibi bu çağrıya cevap verdi. byss’in yörüngesindeki filoya katıldı. thrawn’ın bilbringi savaşı’nda yenilmesinden altı ay sonra veers, mon calamari’nin ilk savaşı’na, byss savaşı’na ve balmorra savaşı’na katıldı. balmorra’daki savaş veers’a imparatorluğun başarılı bir subayının yaşayabileceği en kötü sonu hazırladı: lord vader’a bağlılığı yüzünden veers’in rütbesi kaptanlığa düşürüldü ve executor sedriss tarafından bir intihar görevine gönderildi.
maximilian veers, imparatorluk tarihinin en iyi taktik dehaları ve kahramanlarından biri, o intihar görevinde yaşamını yitirdi.
general tagge insan ırkından 1.80 boyunda bir erkektir. ölüm yıldızında görev yapmaktadır.
ilk ölüm yıldızındaki yüksek rütbeli imparatorluk subaylarından biriydi. birkaç imparatorluk subayı ile birlikte tagge, asi ittifakının yarattığı tehlikeden duyduğu endişeyi dile getirmişti.
bu dikkatli subay ölüm yıldızının neden olacağı olası felaketi önceden sezdiği gibi, asilerin ölüm yıldızının planlarını analiz ettikleri takdirde faydalanabilecekleri bir zayıf nokta bulmalarından korkuyordu. uyarıları kulak ardı edildi, ve ölüm yıldızı yok edildiğimde tagge da öldü.
ilk ölüm yıldızındaki yüksek rütbeli imparatorluk subaylarından biriydi. birkaç imparatorluk subayı ile birlikte tagge, asi ittifakının yarattığı tehlikeden duyduğu endişeyi dile getirmişti.
bu dikkatli subay ölüm yıldızının neden olacağı olası felaketi önceden sezdiği gibi, asilerin ölüm yıldızının planlarını analiz ettikleri takdirde faydalanabilecekleri bir zayıf nokta bulmalarından korkuyordu. uyarıları kulak ardı edildi, ve ölüm yıldızı yok edildiğimde tagge da öldü.
becerikli bir taktik ustası ve doğal bir lider olan dodonna, yavin asi üssünün komutanıydı.
eski cumhuriyet döneminde yıldız destroyeri komutanlığı yapmıştı. ölüm yıldızı, yavin 4’e varmak üzereyken, dodonna r2-d2’nin getirmiş olduğu ölüm yıldızı planlarını çözerek yavin savaşı’nın kilit ismi oldu. asi pilotlara brifing verdi ve saldırıyı yavin’den büyük başarı ile yürüttü. ölüm yıldızı yok edildikten sonra genç kahramanların ödüllendirilmelerini sağladı.
ölüm yıldızı’nın yok edilmesinin ardından imparatorluk, yavin 4’ü abluka altına alıp süper yıldız destroyeri executor’un bitirilmesini beklemeye başladı. yapım tamamlanınca vader, gemiyi asi güçlerini yok etmek için kullandı. planları vrad’ın intihar saldırısı ile bozuldu. bu olay sonucunda umudu kırıldı ve yavin üssünü yok etmek için emir verdi. bu arada bir kaç tie fighter’ı yok edip kaçanlara zaman tanımayı amaçlıyordu. patlamada öldüğü sanıldı, fakat gerçekte imparatorluk güçleri tarafından esir alınmıştı.
esir alınınca lusankya’ya gönderildi. imparatorluk görevlileri onu bir ajana dönüştürmekte başarısız oldular. dodonna, lusankya’da bir kaç yıl geçirdi, bu sürede ysanne isard tarafından yeri değiştirilinceye kadar oradaki tutukluların lideri oldu. rogue squadron kurtulan lusankya tutuklularını bulunca dodonna, özgürlüğüne kavuştu.
kurtulduktan sonra dodonna, yeni cumhuriyet konseyinde yer aldı. ayrıca kendisi, vanden willard, pashna starkiller ve eski arkadaşı adar tallon gibi deneyimlilerden oluşan bir danışman kurulunu toparladı. kendilerine "gri kadro" adını verdiler ve yeni cumhuriyet’e, palpatine’in klonu yönetiminde geri gelen imparatorluk tehdidine karşı yardımda bulundular.
klon imparator’un yenilgisinden sonra dodonna, iç kabine’nin yüksek yönetiminde "yetkili danışman" olma teklifi aldı ve bu görevde iken coruscant’ın yabani insanlarını topluma kazandırma konusunda çalışmalar yaptı. kısa bir süre sonra da emekliliğe ayrılıp yeni alderaan’a yerleşti. yuuzhan vong savaşı başlamadan önce hayata gözlerini yumdu.
eski cumhuriyet döneminde yıldız destroyeri komutanlığı yapmıştı. ölüm yıldızı, yavin 4’e varmak üzereyken, dodonna r2-d2’nin getirmiş olduğu ölüm yıldızı planlarını çözerek yavin savaşı’nın kilit ismi oldu. asi pilotlara brifing verdi ve saldırıyı yavin’den büyük başarı ile yürüttü. ölüm yıldızı yok edildikten sonra genç kahramanların ödüllendirilmelerini sağladı.
ölüm yıldızı’nın yok edilmesinin ardından imparatorluk, yavin 4’ü abluka altına alıp süper yıldız destroyeri executor’un bitirilmesini beklemeye başladı. yapım tamamlanınca vader, gemiyi asi güçlerini yok etmek için kullandı. planları vrad’ın intihar saldırısı ile bozuldu. bu olay sonucunda umudu kırıldı ve yavin üssünü yok etmek için emir verdi. bu arada bir kaç tie fighter’ı yok edip kaçanlara zaman tanımayı amaçlıyordu. patlamada öldüğü sanıldı, fakat gerçekte imparatorluk güçleri tarafından esir alınmıştı.
esir alınınca lusankya’ya gönderildi. imparatorluk görevlileri onu bir ajana dönüştürmekte başarısız oldular. dodonna, lusankya’da bir kaç yıl geçirdi, bu sürede ysanne isard tarafından yeri değiştirilinceye kadar oradaki tutukluların lideri oldu. rogue squadron kurtulan lusankya tutuklularını bulunca dodonna, özgürlüğüne kavuştu.
kurtulduktan sonra dodonna, yeni cumhuriyet konseyinde yer aldı. ayrıca kendisi, vanden willard, pashna starkiller ve eski arkadaşı adar tallon gibi deneyimlilerden oluşan bir danışman kurulunu toparladı. kendilerine "gri kadro" adını verdiler ve yeni cumhuriyet’e, palpatine’in klonu yönetiminde geri gelen imparatorluk tehdidine karşı yardımda bulundular.
klon imparator’un yenilgisinden sonra dodonna, iç kabine’nin yüksek yönetiminde "yetkili danışman" olma teklifi aldı ve bu görevde iken coruscant’ın yabani insanlarını topluma kazandırma konusunda çalışmalar yaptı. kısa bir süre sonra da emekliliğe ayrılıp yeni alderaan’a yerleşti. yuuzhan vong savaşı başlamadan önce hayata gözlerini yumdu.
sistemin aç gözlü sanayi kralları ve yasal olmayan sistemleri yaşlanan galaktik cumhuriyet’i bırakarak, gizlice kendi kaynaklarını birleştirip, bağımsız sistemler konfederasyonu’nu kurmuşlardı. mevcut askeri güçleri, askeri bir deha tarafından yönetilmesi gereken, sonsuz sayıda droidden oluşan bir orduydu.
konfederasyon’un içinden gelen general grievous, herhangi bir şefkat ya da vicdan duygusundan yoksun, üstün bir strateji uzmanı olarak ortaya çıktı. ani saldırıları ve etkili seferleriyle korku içindeki cumhuriyet’te büyük bir şöhrete sahip olmuştu. konfederasyon’un, savaş sahalarındaki karizmatik ve politik lideri kont dooku’yu gölgede bırakmış, düşmanın gerçek yüzü olmuştu.
et ve metalin hummalı sentezinden oluşan, general grievous’un vücudu konfederasyon’un bilim adamları tarafından geliştirilmiş ölümcül bir silahtır. grievous’un yaşayan parçaları, yapay vücudunun içine eşsiz bir mühendislik ile yerleştirilmiştir. bu sert zırhın ardında, merhametsiz bir katilin kalbi atmaktadır. basınçlı bir organ bölmesi, generalin hayati organlarını korurken, kafatası şeklinde ki maskesi de gözlerini ve beynini muhafaza eder. bu korkutucu birleşimi daha da iğrenç yapan şey, generalin deforme olmuş ciğerlerinden gelen sürekli bir öksürüktür.
yarı insansı özel kurgulanmış uzaylı droid görünümüne sahip grievous jediları spor için avlıyor ve öldürdüğü jediların ışın kılıçlarını kemerine yaptığı fetihlerin madalyası gibi takıyordu. alışılmışın dışındaki vücut şekli ve mekanik olarak güçlendirilmiş yapısıyla yakın savaşta üstünlük kazanıyor, staratejik yaratıcılığı ve gerekli durumlardaki kusursuz hileli haraketleriyle jedilar’a karşı neredeyse yenilmez bir hale geliyordu.
klon savaşları’nın sonuna doğru grievous cumhuriyet’in kalbi olan coruscant’a saldırmıştır. grievous’u gemisi, ardında binlerce savaş gemisiyle coruscant’a gelmiş, ve gezegenin yörüngesinde inanılmaz bir uzay savaşı yaşanmıştır. droid orduları başkumandanı general grievous, cumhuriyet’in lideri şansölye palpatine’i kaçırmayı başarmıştır. rehinesiyle kaçan grievous galibiyetini ilan etmiş, ve ünlü jedi şövalyeleri anakin skywalker ve obi-wan kenobi’nin ışın kılıçlarını koleksiyonuna eklemeyi arzulamıştır.
skywalker ve kenobi grievous’un ticaret federasyonu kruvazörüne gizlice sızarak, rehine şansölyeyi kurtarmış, ve kont dooku’yu öldürmüşlerdir. fakat kısa zaman sonra droid askerleri jedi’ları köşeye sıkıştırıp, tekrar general’in huzuruna götürürler. kruvazörün güvertesinde droid muhafızlar ile mücadele edip yenen jedi’lar yeniden grievous’a odaklanırlar. bu sırada grievous yeterli zamanı bularak güverte camlarından birine elektro-asa atarak camı kırar, ve oluşan kargaşada uzaya kaçar ve pençeleriyle, parçalanmakta olan kruvazörün yüzeyine tutunarak, kaçış kapsüllerine gider.
böylece grievous coruscant’dan kaçarak ayrılıkçı konseyin toplandığı utapau’ya kaçar. burada klon savaşları’nın arkasındaki beyin olan sith lordu darth sidious’tan aldığı emirler doğrultusunda konseyi mustafar gezegenine taşır. sidious, ona dooku’nun ölümü için panik yapmamasını, darth tyranus’dan daha genç ve daha kuvvetli yeni bir çırağı olduğunu söyler.
konseyi mustafar’a taşıyan grievous’un kendisi utapau’da kalır. general kenobi önderliğinde bir cumhuriyet kuvveti bu çukurlarla dolu gezegene gelir. kenobi grievous’u adalete teslim ederek klon savaşlarına bir nokta koymayı amaçlamaktadır. burada kenobi, grievous ile yüzleşir, ve ikili bir ışın kılıcı düellosuna tutuşurlar. grievous jedi sanatlarında kont dooku’nun kendisi tarafından eğitilmiştir, ve kenobi’ye 4 adet ışın kılıcı ile saldırır. kenobi gardını koruyarak, muhteşem bir disiplin sergilemiş, ve generalin dört kolunu da keserek, onu güç ile iterek etkisiz hale getirmiştir. silahsız kalan grievous motortekeriyle kaçmaya çalışır.
general motortekeriyle çukurlarla dolu şehrin sokaklarından fırtına gibi geçmektedir. kenobi ise yılmadan sadık kertenkele boga’nın sırtında grievous’u kovalar. sonunda obi-wan, generale yetişir, ve motortekeri kontrolden çıkıp uçurumun içine yuvarlanan grievous ile yeniden dövüşmeye başlarlar.
grievous’un kişisel yıldızvaşçısını saklayan gizli iniş platformu üstünde dövüşen ikilide, bu sefer üstünlük grievous’tadır, çünkü kenobi, kovalamaca sırasında ışın kılıcını kaybetmiştir. jedi’ya acımasız metalik yumruk ve tekmeler savuran grievous en sonuda onu platformdan aşağı iter. son anda platformun kenarına tutunan kenobi güç ile grievous’un yerdeki lazer tabancasını eline doğru çeker.
grievous tam öldürücü darbeyi vuracakken kenobi lazer tabancasını ateşler. lazer atışları generalin organ kutusunu kırarak, koruyucu sıvıları ateşe verir. grievous’un hayati organları yağlı bir parlaklık ile infilak eder ve maskesinin göz yuvalarından ateşler püskürür.
grievous’un artık içi boş ve yaşamsız olan zırhı platforma kapaklanır. artık zırhın içinde ne nefret, ne de yok etme içgüdüsü vardır.
konfederasyon’un içinden gelen general grievous, herhangi bir şefkat ya da vicdan duygusundan yoksun, üstün bir strateji uzmanı olarak ortaya çıktı. ani saldırıları ve etkili seferleriyle korku içindeki cumhuriyet’te büyük bir şöhrete sahip olmuştu. konfederasyon’un, savaş sahalarındaki karizmatik ve politik lideri kont dooku’yu gölgede bırakmış, düşmanın gerçek yüzü olmuştu.
et ve metalin hummalı sentezinden oluşan, general grievous’un vücudu konfederasyon’un bilim adamları tarafından geliştirilmiş ölümcül bir silahtır. grievous’un yaşayan parçaları, yapay vücudunun içine eşsiz bir mühendislik ile yerleştirilmiştir. bu sert zırhın ardında, merhametsiz bir katilin kalbi atmaktadır. basınçlı bir organ bölmesi, generalin hayati organlarını korurken, kafatası şeklinde ki maskesi de gözlerini ve beynini muhafaza eder. bu korkutucu birleşimi daha da iğrenç yapan şey, generalin deforme olmuş ciğerlerinden gelen sürekli bir öksürüktür.
yarı insansı özel kurgulanmış uzaylı droid görünümüne sahip grievous jediları spor için avlıyor ve öldürdüğü jediların ışın kılıçlarını kemerine yaptığı fetihlerin madalyası gibi takıyordu. alışılmışın dışındaki vücut şekli ve mekanik olarak güçlendirilmiş yapısıyla yakın savaşta üstünlük kazanıyor, staratejik yaratıcılığı ve gerekli durumlardaki kusursuz hileli haraketleriyle jedilar’a karşı neredeyse yenilmez bir hale geliyordu.
klon savaşları’nın sonuna doğru grievous cumhuriyet’in kalbi olan coruscant’a saldırmıştır. grievous’u gemisi, ardında binlerce savaş gemisiyle coruscant’a gelmiş, ve gezegenin yörüngesinde inanılmaz bir uzay savaşı yaşanmıştır. droid orduları başkumandanı general grievous, cumhuriyet’in lideri şansölye palpatine’i kaçırmayı başarmıştır. rehinesiyle kaçan grievous galibiyetini ilan etmiş, ve ünlü jedi şövalyeleri anakin skywalker ve obi-wan kenobi’nin ışın kılıçlarını koleksiyonuna eklemeyi arzulamıştır.
skywalker ve kenobi grievous’un ticaret federasyonu kruvazörüne gizlice sızarak, rehine şansölyeyi kurtarmış, ve kont dooku’yu öldürmüşlerdir. fakat kısa zaman sonra droid askerleri jedi’ları köşeye sıkıştırıp, tekrar general’in huzuruna götürürler. kruvazörün güvertesinde droid muhafızlar ile mücadele edip yenen jedi’lar yeniden grievous’a odaklanırlar. bu sırada grievous yeterli zamanı bularak güverte camlarından birine elektro-asa atarak camı kırar, ve oluşan kargaşada uzaya kaçar ve pençeleriyle, parçalanmakta olan kruvazörün yüzeyine tutunarak, kaçış kapsüllerine gider.
böylece grievous coruscant’dan kaçarak ayrılıkçı konseyin toplandığı utapau’ya kaçar. burada klon savaşları’nın arkasındaki beyin olan sith lordu darth sidious’tan aldığı emirler doğrultusunda konseyi mustafar gezegenine taşır. sidious, ona dooku’nun ölümü için panik yapmamasını, darth tyranus’dan daha genç ve daha kuvvetli yeni bir çırağı olduğunu söyler.
konseyi mustafar’a taşıyan grievous’un kendisi utapau’da kalır. general kenobi önderliğinde bir cumhuriyet kuvveti bu çukurlarla dolu gezegene gelir. kenobi grievous’u adalete teslim ederek klon savaşlarına bir nokta koymayı amaçlamaktadır. burada kenobi, grievous ile yüzleşir, ve ikili bir ışın kılıcı düellosuna tutuşurlar. grievous jedi sanatlarında kont dooku’nun kendisi tarafından eğitilmiştir, ve kenobi’ye 4 adet ışın kılıcı ile saldırır. kenobi gardını koruyarak, muhteşem bir disiplin sergilemiş, ve generalin dört kolunu da keserek, onu güç ile iterek etkisiz hale getirmiştir. silahsız kalan grievous motortekeriyle kaçmaya çalışır.
general motortekeriyle çukurlarla dolu şehrin sokaklarından fırtına gibi geçmektedir. kenobi ise yılmadan sadık kertenkele boga’nın sırtında grievous’u kovalar. sonunda obi-wan, generale yetişir, ve motortekeri kontrolden çıkıp uçurumun içine yuvarlanan grievous ile yeniden dövüşmeye başlarlar.
grievous’un kişisel yıldızvaşçısını saklayan gizli iniş platformu üstünde dövüşen ikilide, bu sefer üstünlük grievous’tadır, çünkü kenobi, kovalamaca sırasında ışın kılıcını kaybetmiştir. jedi’ya acımasız metalik yumruk ve tekmeler savuran grievous en sonuda onu platformdan aşağı iter. son anda platformun kenarına tutunan kenobi güç ile grievous’un yerdeki lazer tabancasını eline doğru çeker.
grievous tam öldürücü darbeyi vuracakken kenobi lazer tabancasını ateşler. lazer atışları generalin organ kutusunu kırarak, koruyucu sıvıları ateşe verir. grievous’un hayati organları yağlı bir parlaklık ile infilak eder ve maskesinin göz yuvalarından ateşler püskürür.
grievous’un artık içi boş ve yaşamsız olan zırhı platforma kapaklanır. artık zırhın içinde ne nefret, ne de yok etme içgüdüsü vardır.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?