düşünmek

0 /
abraxas
aslinda her sey o kucuk cocugun denizden cikmasiyla basladi..kosarak geldi,dusunu aldi..her cocuk gibi suyun altinda
o da o karsi konulamaz masumluga burundu..havlusuyla bir iki ozensiz darbeden sonra martilari gordu..ve agzindan o
sihirli kelimeler dokuldu..

-abii..keske benim de kanatlarim olsa..keske ben de istedigim yere gidebilsem ucarak..keske ucabilsem..

soyledigi sozlerin butun anlam derinligini barindirircasina o da sustu..tipki gozleri dolan abisi gibi..sessizlik bir kivilcimdir her daim..sessizlik aslinda olan bitenin arasidir,yasanandir..yasanan o an yasandi ve ilerideki yanginin ilk kivilcimi oldu..

ucmak..kanatlara sahip olmak sizi her istediginiz yere goturen..ozgurluk..hakimiyet..hicbiri aslinda tanimlayamiyordu tek kelimeyle bu hissi..korktu o da ilk basta dusununce herkes gibi,gulup gecmek istedi ama olmadi..beynindeki kucuklugunden
beri inatla kimseye elletmedigi ,yasakladigi bolge ilk kez yaniyorudu,kavruluyodu..gozlerinin daldigi her an gozunun onundeki kanat,onu goturuyordu..kendi cennetini boyuyordu,kendisi dolduruyordu..kopruleri ucarak geciyordu her seyden onemlisi
hayatinda ilk kez mutlu oluyordu,hayatinda ilk kez kendi bilinci disinda gulumsuyordu..

dunyadaki tek kanatlarimiz,dusuncelerimizdir.eger ozgur olmak icin cirpiniyosaniz,bosuna ugrasmayin..siz, hayatta oldugunuz surece kisitlanicaksaniz..size ait olan tek sey kafanizdakiler,soyut gercekler..dusunun..eger ozgur olmak istiyosaniz,kanatlarinizi takin..korkmayin kildan ince koprulerden,eger dusunuyosaniz kanatlariniz olucak,kopruler size islemicek..kendi cennetinizi boyayin,baskasina izin vermeyin..birakin gozleriniz dalsin..birakin da siz istemeden,yuzunuz isik sacsin..
sipsi
’diyelim gece, diyelim alelacele yalnızsın
diyelim ki oturup beni düşünmüşsün
aglamıssın gride biraz siyah, biraz beyaz arar gibi
yeşilde mavi yok oysa, sarı hiç yok!
beni düşünmüşsün saçlarını akordeonlarla tarar gibi
küçücük bir kız gibi
küçücük bir delikanli gibi
küçük bir yaradaki büyük bir kabuk gibi
büyük bir yaradaki küçük bir kabuk gibi
kanar gibi, kanatır gibi, birlikte kanar gibi beni düşünmüşsün!’ dizelerini aklıma getirir ne zaman bahsi geçse bu kelimenin. yorucu, çoğu zaman mutsuz, umutsuz, yaşamın sınırlı dakikalarında ise inanılmaz zevk veren eylem.
ragnarok
kısa zamanlı yapıldığında işe yarayan, bu safhayı uzun bir zaman dilimine yaydığınız zaman sonucunda sorun yaratabilecek yada üzerinde emek harcadığınız düşünceden uzaklaşacağınız eylem.
hopeful
neyi, nasil dusunmeliyiz? dusunmek icin yola ciktigimizda karsimiza cikan yuzlerce kavram karsisinda hayrete dusmemiz normal. ancak bu saskinligi uzerimizden en kisa zamanda atmamiz gerekiyor. zira hayrete duserek kaybedecek vaktimiz yok. hayat kisa. lafim “cok okumak istiyorum” diyen cahillere degil, laf kalabaligiyla vakit kaybetmeden cok okumayi tercih edenlere.

kavramlarin etimolojisine inerek calisan bir beyinin idealar evreninde kaybolmadan yoluna devam edebilmesi icin olusturacagi kronolojiyi betimlemeye calistigim bu bolumde dunya tarihinde dusuncenin dogusunu etkileyen olaylari ya da olgulari anladigim kadariyla anlatmaya calisacagim. esas kabul ettigim kitaplardan yaptigim alintilarla yurudugumuz yolumuzu aydinlatacak ve resimlerle edindigimiz bilgileri pekistirecegim.

thales’ten bu yana gelisen dusunce ve dusuncenin metodunu, yillar ve hatta caglar icinde nasil devindigini gorebilmek icin burada alintilanmis birkac kitapla yetinmeyecek olursak ideal olana kavusmus oluruz kanaatindeyim.

2500 yil oncesinden bu yana dusunenlerin dusunduklerini elden geldigince analiz etmek bizim gorevimiz. ancak bu calisma icinde ayrintilarin kiymetini bilmek ve olaylar arasindaki neden-sonuc iliskisini tarihci zihniyetiyle koyabilmek bizlerin ozverisiyle alakali bir durum. bilginin azligi ya da coklugu, bilgiye ihtiyac duyani ilgilendiren bir durum. “anlamak isteyen”in siniri olmadigi gercegini gorecek olursak calisma boyunca gosterecegimiz sabir ve sebat bizi ideale kavusturacaktir.

anlamak varken,

kaynak: ansiklopedi
shevek
insanın içini acıtan, can yakan eylem. düşünmek ayrıca insana "git bu sorunu çöz" komtunu da verir, ama çözülemeyecek sorunlarla karşılaşan insan daha çok acı çeker o zaman. insana duygularını veren ya da onları harekete geçiren eylemdir de aynı zamanda.

çok düşünen, boş düşünmeyen ve bunu durduramayan insanlar, hele bir de düşündükleri çözülmesi zor ya da kendileri için imkansız olduklarına inandıkları bir şeyse (bakın "imkansız" demiyorum, imkansız olduğuna inandıkları diyorum) kendilerini düşünmekten alıkoymak ve daha çok canlarının acımasını önlemek için kendilerini uyuşturma yöntemine yönelirler...

hayatın acı vermeye başladığı an, hayatı düşünmeye başladığınız andır. hayatın mutlu ettiği an ise düşünecek bir şeyin (sorun dememe gerek yok, düşünülmesi gereken her şey sorundur zaten) olmadığı veya düşünemediğiniz andır.

ayrıca:
(bkz: düşünce)
(bkz: aptal olup mutlu olmak)
(bkz: aptallik erdemdir)
kirlisakal
insanı evrendeki diğer mahlukattan ayıran özellik. demek ki insanın asli görevlerinden birisidir, ibadettir. çünkü, her mahluk ancak kendi özelliğini ortaya çıkararak, yaşatarak kulluğunu yerinde getirir. derin haline tefekkür derler ve değişimi, adaptasyonu, ilerlemeyi sağlar.
0 /

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol