confessions

slowly gencolez

- Yazar -

  1. toplam entry 144
  2. takipçi 1
  3. puan 46629

büyüyünce ne olacaksın

slowly gencolez
heralde benim verdigim cevabi veren baska bir insanoglu yoktur.

herkes sorardi bu soruyu. o zaman nerden ozendim niye ozendim bilmem hep minibus soforu ya da taksi soforu olmak isterdim. aklimi sikeyim e mi. ulan herkes muhendis der doktor der polis der. napican minibus soforu olup.
yillarca dusundum acaba ben bu minibus soforlerine niye hayranlik duyuyorum , niye onlar gibi olasim var , cevabi yine kendimde buldum. o vitesin 1 den 2 ye gecisine asik oldum ben ...sol el camdan sarkarken sag elde , vitesin umarsizca geriye savrulusydu benim hayalim. kendimi hep o koltukta dusundum.
ah ulan be. yemisim muhendisini minibus soforu olucam ben...

anne oğul diyalogları

slowly gencolez
sabah saatler 9:30 u gostermektedir. her zaman erken kalkan anne yine isbasindadir. cay suyu koyulmus kahvalti inceden hazirdir. tek eksik ekmektir. evin tek cocugu olarak bu gorev her zaman benimdir. uykunun en guzel yerinde ayak sesleri duyulur, aci sona hazirlanilir.

a: oglum hadi kalk saat 12 oldu.
b: nasi yav
saate bakilir
b: anne saat 9 bucuk ya
a: hadi kalk cay aciyo
b: peki tamam kalkiyom
a: hadi git tansasa ekmek al gel
b: ya anne bosver bugun ekmeksiz edelim
tribe hazir ve nazir anne
a: tamam ben giderim. 40 yasindaki kadini sabah sabah markete gondermeye utanmiyosun. biz sizin yasinizdayken..
tam bu sirada bunalan ben lafa girer.
b: gidiyom anne peki. kac tane alincak?
a: canim oglum benim. 2 tane al biri kepekli olsun.
b:peki
ve cocuk tipis tipis sabah serinliginde gozler mahmur olarak yola koyulur.

sonuc: anneler hep haklidir.

hagi anamı sik babam ol

slowly gencolez
sene 2001 idi. bir sampiyonlar ligi 2. grup musabakasiydi. sami yen’de milani agarlayacaktik. guc bela yeni acik altta bilet bulup macta yerimi almistim. olacaklardan habersiz macimi izlerken macin 18. dakikasi gelip catmisti. hepberaber "sari kirmizi sampiyon cimbombom , sariiiiiii kirmiziiii sampiyoooon cimbomboooom" u soyluyorduk. defansin sag kanadinda capone aldi topu . ileriye dogru uzun bir pas atti ve o anda hagi cikti sahneye. ayagini oyle bir soktu ki top inanilmaz bir sekilde aglara gitti. biz de tellere dogru yikildik. gayet masum bir sekilde sevinirken bir anda benim icin maci bitiren , hayata farkli bi acidan bakmami saglayan o arkamdaki amca cikageldi ve bu macla ilgili hatirlayacagim son cumleyi soyledi.

- hagiiiiiiiiiiiiiiiiii , anami sik babam ol hagiiiiiiiiiii

hangi ruh hali , hangi gol , hangi futbolcu bu cumleyi bi insana soyletebilir bilmiyorum. ama bu lafi duyan ben yapistigim tellerden geriye dogru dusup 2-3 dakika boyunca kipirdayamadigimi hatirliyorum.
bu da boyle bir animdir.

<ayrica bkz eski gunler>

hakan şükür

slowly gencolez
nam-i diger kral.
turkiye liglerinde 200’den fazla gol atmistir. bu ulkeye avrupa kupasini getirirken sayisiz gollere imzasini atmistir.
malum takim’i tutan arkadaslarin umit ozat gibi yildizlarinin yaninda tabi ki hakan sukur saban kalir. ama bi ciksinlar bakalim yurt disina turkiye bi desinler eger su 3 cevaptan baska bi cevap alirsalar ben sabanim

(bkz: galatasaray)
(bkz: hakan sukur)
(bkz: hasan sas)

duzenleme: tabi unutmamak lazim o malum takimin bi malum kalecisi vardi onu da taniyanlar olabilir..

ekşi sözlük

slowly gencolez
kim ne derse desin hala onun ustunde bi bilgi arsivine rastlamadim. yalniz sadece bir kisi bile sozlugu batirmaya yetiyor. son gunlerde acilan basliklar neredeyse hep bir kisi uzerine. cok kaliteli yazarlar var , bi o kadar da gereksiz insan var. eger boyle bi bilgi kaynaginin devamliligi gerekiyosa guzel bi temizlik olayina girmeliler bence. cunku gercekten dedikleri gibi kutsal bilgi kaynagi.

not: bilgi sozluk hakkinda gercekten sacmaliyo bazilari. neyin ne oldugunu bilmeden , sadece tesadufen uyeliklerin acildigi gune denk gelmis yazarlar tarafindan yapliyo cogu. kendilerini yuce bi guc zannediyorlar.

frida kahlo

slowly gencolez
meksikada yasadigim yerin cok yakininda muze halinde olan evini gezdigimde ve hayat hikayesini ogrendigimde hayran kaldigim sahis.

hayati hakkinda bilgi

"sanat tarihinde ilk kez bir kadin,
tam bir ictenlikle, yalin ve sakinligi icinde acimasiz denebilecek bir ictenlikle yalnizca kadini ilgilendiren genel ve ozel olgulari dile getirmistir.
cok yumusak ve zalim olarak da nitelenebilecek ictenligi,
bazi seylerin kesin ve tartismasiz bir bicimde tanikligini yapmasini saglamistir;
bunun icin kendi dogumunu, meme emmesini,
ailesi icinde buyumesini ve her turden korkunc acilarini, kesin olgularla duygulari genellestirip, onlari kosmogonik ifadesine ulastigi durumlarda bile her zaman yapmis oldugu gibi gercekci kalarak, derine inerek resmetmistir...
frida kahlo meksika ressamlarinin en buyugudur.
gelecegin dunyasi icin sahip oldugu degeri olcmek mumkun degildir."

bu sozler dunyanin en unlu ressamlarindan meksikali diego rivera’nin; 25 yillik esi-sevgilisi frida kahlo’nun sanatina iliskin. pablo picasso da paris’te actigi serginin ardindan, benzeri bir yorum yapar rivera’ya kahlo icin: "ne sen, ne derain ne de ben, frida kahlo gibi yuzler cizmeyi biliyoruz". ayni sergide wassily kandinsky, kahlo’yu gozyaslari icinde kutlar.

meksika’da herkesin bildigini, diego rivera da sikca yineler:

"o benden daha iyi resim yapiyor."

frida kahlo kimdir? bazilarina gore surrealist ressam, bazilarina gore diego rivera’nin ressam esi. kendisini surrealist olarak degerlendirenlere "ben surrealist bir ressam degilim. asla hayallerimi resimlemedim. yalnizca kendi gercegimi resimledim" der. donemin entelektuellerinden alejandro gomez arias da, onun diego’yla iliskisini soyle degerlendirir:

"bir ressam olarak frida, diego’ya hicbir sey borclu degildi,
yani diego hicbir zaman onun hocasi olmadi,
asla bir resmini duzeltmedi demek istiyorum.
hatta pek cok konuda tersi gecerliydi,
cunku frida’nin onun uzerinde ahlaksal ve sanatsal olarak guclu bir otoritesi vardi."

kahlo’nun resimlerindeki imgelerin, duygu yogunlugunun, fiziksel ve psikolojik acinin en yalin aciklamasi, onun yasam oykusunde ifadesini bulur. resimlerinin cogunda, nesnelesmis bedeni ile bu bedene ait her organin aci-umut dolu cigligi hissedilir. bu ciglik, beden ile duygularin butunlugunu saglama mucadelesinde somutlanir cogu kez. aci, umudu ve mucadeleyi besler.

meksika’dan bir kadin

meksikali ressam magdalena carmen frida kahlo calderon, 6 temmuz 1907’de, mexico city yakinlarindaki coyoacan’da dogmustur. fakat dogum tarihini, meksika devriminin gerceklestigi 1910 olarak soylemis, yasaminin modern meksika’nin dogusuyla baslamis olmasini istemistir. bu ayrinti, onun bagimsiz kimliginin ve sosyal ve ahlaki kaliplara karsi koyusunun, tutkulariyla hareket edisinin, amerikanlasmaya karsi meksikaliligini ve kulturel gelenekleri savunmasinin ipuclarini vermektedir.

frida’nin dogumundan kisa sure sonra, annesi hastalandi ve kizina sut veremeyecek hale geldi. bu yuzden cocugu, bir sure, kizilderili bir sutanne emzirdi. bunun frida’yi etkilemis olamayacagina inandilar, ama kahlo, yillar sonra yaptigi resimlerde, sutannesini, meksikali yonunun mitik bir sekilde bedenlenmis hali olarak gosterdi. hakkinda karmasik duygular besledigi annesini cok nazik, canli ve zeki, ama ayni zamanda zalim, hesapli ve fanatik bir sekilde dindar olarak tanimlamistir.

annesine pek duskun olmasa da, frida babasini cok seviyordu. alti yasindayken gecirdigi cocuk felci sirasinda babasinin dokuz ay boyunca kendisine baktigini hic unutmamistir. bu hastaligin bir sonucu olarak, frida’nin bir bacagi ozurlu kalmis, kendisine "tahta bacak frida" denmistir. gunlugunde, cocuklugunun harika gectigini, babasi hasta bir insan olsa da sefkat ve caliskanligin mukemmel bir simgesi oldugunu, daha da onemlisi, tum sorunlarina anlayisla yaklastigini soylemistir.

kaza

kahlo, escuela nacional preparatoria’da aldigi egitimden sonra, doga bilimlerine yonelmek istemistir. ama 1925 eylul’une kadar sanatla ilgilenmeyi dusunmedigi halde, kendini, cizim yapmak zorunda oldugu bir studyoda bulmustur. kahlo’nun butun hayatini derinden etkileyen kaza, 17 eylul 1925’te, erkek arkadasi alejandro gomez arias ile birlikte otobusle okuldan donerken gerceklesti. bindikleri otobus, bir tramvayla carpisir ve cok sayida kisi olur.

"benim zamanimda otobusler hic de guvenilir degildi;
henuz yeni kullanima girmislerdi ve pek ragbet goruyorlardi.
tramvaylar bosalmislardi. alejandro gomez arias’la otobuse bindim...
kisa bir zaman sonra otobus ile xochimilo hattinin treni carpisti.
tuhaf bir carpismaydi bu; siddetli degil, agir ve yavasti, herkesi sarsti.
beni daha da cok sarsti.

once baska bir otobuse binmistik.
ama kucuk semsiyemi unuttugumu gorunce, aramak icin indik,
beni harabe eden otobuse boylece bindik. kaza bir kavsakta oldu...
insanin carpismanin farkina vardigi, agladigi dogru degil.
gozumden bir tek damla yas akmadi ve demir cubuk,
kilicin bogayi delmesi gibi beni deldi gecti."


alejandro arias gomez, trenin celik cubuklarindan birinin, frida’nin legen kemigi hizasinda, bir tarafindan girip, diger tarafindan ciktigini anlatmistir. gomez’in anlattiklari arasinda, frida’nin kan icindeki bedeni uzerine altinlar dustugu ve insanlarin "la bailarina, la bailarina" diye sarkilar soyledigi de vardir.

ambulans gelip de frida hastaneye goturuldugunde, doktorlar, omurgasinin, bel bolgesinde uc noktadan kirildigini, koprucuk kemigi ile ucuncu ve dorduncu kaburgalarinin da kirik oldugunu gorduler. sag bacagi on bir yerden kirilmis, yerinden oynamis ve ezilmisti. sol omzu cikmis, legen kemigi de uc yerden kirilmisti. celik cubuk karninin sol tarafindan girip cinsel organindan cikmisti. doktorlar, tekrar yuruyebileceginden, hatta yasayabileceginden bile supheliydiler. onu parca parca bir araya getirmeleri gerekiyordu. doktorlar, anne ve babasini aradilar, ama ikisi de gelebilecek durumda degildi. onu ziyarete yalnizca kiz kardesi matilde ve okul arkadaslari gitti. hastanede gecirdigi gunlerde, aldigi yaralar nedeniyle kendisini ziyarete gelemeyen erkek arkadasina duzenli olarak mektup yazdi.

kizil hac hastanesi’nden tam bir ay sonra, 17 ekim’de ayrildi. taburcu edilmisti, ama aylarca evden cikamayacagi dusunuluyordu. bu aylarda, sikinti ve acidan kacmak icin resim yapmaya basladi. kendisini gormek ve resmini yapmak icin yaninda bir ayna bulunduruyordu. 1925 yilindan baslayarak, frida’nin hayati, korkunc bir savas ve omurgasi ile sag bacaginda dinmeyen bir agriyla gecti. ama cok aci cektigi halde, bunu gostermekten kacindi. hastayken bile surekli gulumsuyordu.

5 aralik 1925’te sunlari soyler: "basima gelen en iyi sey aci cekmeye alismaya baslamam." sadece frida degil, ailesinin de bu duruma alismasi oldukca zaman alir. surekli alci korseyle yatan, acilar icinde haykiran kizlarinin karsisinda caresizdirler. kayinpederinden fotografciligi ogrenen babasi, uzun yillar fotograf cekerek ailesini gecindirir. isleri giderek kotulesen babasi, frida’nin bakim masraflarini daha fazla kaldiramaz ve evde degerli olan her sey satilir. bir tek babasinin tutkuyla caldigi piyanosuna ve kitaplara kiyilamaz. aile ciddi bir sikinti icindedir. babasinin sara krizleri siklasir.

bir pazar gunu aile frida’nin odasinda toplanir. tahtalar tasinir, alet cantasi acilir. frida’ya yeni bir karyola yapmaya karar vermislerdir. o gunun aksami karyola bitirilir. tipki krallarin sutunlu karyolasina benzer. annesi matilde, surpriz yaparak yatagin tavanina da bir ayna asar, frida kendini seyredebilsin diye. frida’nin ilk tepkisi dehsetlidir. parcalanmis bedeni ve "kendisi" ile karsi karsiyadir artik. bir sure sonra aynanin altinda yatan bedenine, parcalanmis kimligine daha az korkarak bakmaya ve aynadaki frida’yi cizmeye baslar. dayanilmaz siddetteki agrilarini duymamanin bir yoludur bu: "aslinda pek onem vermeksizin, resim yapmaya basladim" der sonraki yillarda. ilk portresini ilk aski alejandro’ya armagan eder. oysa o, alejandro icin bir ask olmaktan coktan cikmistir.

kazadan sonra otoportreler ve baska resimler yapmayi surdurdu. iyi hissettigi bir gun, saygin bir sanatci oldugunu bildigi diego rivera’yi gormeye gitti. resimlerinin, bir kariyer yapmak icin yeterince iyi olup olmadigini sordu ona. daha sonra da gorusmeye devam ettiler. tanistiklarinda, rivera kirk bir yasindaydi. fiziksel bir cekiciligi olmadigi bir gercekti, ama canli ve etkileyici bir adamdi. 21 agustos 1929’da kahlo ve rivera evlendiler.

evliliklerinin ilk yilinda frida hamile kaldi, ama hamilelik sirasinda yasadigi sorunlar yuzunden, bebegi aldirdi. basina gelen kotu olaylar bununla da bitmedi. diego’nun, kucuk kiz kardeslerinden biriyle iliskisi oldugunu ogrendi. hayatinin sonraki yillarinda, basindan iki dusuk vakasi daha gecti ve diego’nun, baskalariyla da iliskisi oldugunu ogrendi. 1939 yilinda nihayet bosanmaya karar verdi. ama 1940’ta yeniden evlendiler.

"o benim gozumde bir devdi.
sozcugun hem kutsal hem de gercek anlaminda.
herseyi dev boyutlardaydi.
uretkendi, canliydi, yasam, enerji, soz, hareket, dinginlik, fikir ve resim doluydu.
o gune kadarki calismalarini yuzlerce kilometrekare olarak ifade etmek mumkundu..

o daha disa, toplumsal olana acikti, bense ice, insanin mahremiyetine donuktum.
ayni turden bu yakinligin, birbirimizin calismasina yonelttigimiz bu bakisin ve bu konudaki elestirilerinin yasamimdaki en guzel seylerden oldugunu dusunuyordum.
iliskimizin en guzel yonlerinden biri de buydu."


"...gecelerim surekli seni ariyor.
bedenim bir kac sokagin ya da adi bir cografyanin bizi ayirdigini anlayamiyor.
bedenim gecenin ortasinda senin golgeni gorememekten dolayi acidan cildiriyor.
bedenim uykunda sana sarilmak istiyor.
bedenim gece uyumak ve karanlikta senin opusunle uyanmak istiyor.
gecelerim bundan daha zalim bir dus tanimiyor."
12 eylul 1939 meksika

"diego’ya asik oldum, ailem bundan hic hoslanmadi,
cunku diego bir komunistti ve bizimkiler onu cok cok cok sisman breughel’e benzetiyordu. bunun bir fille beyaz guvercinin evlenmesini andirdigini soyluyorlardi.
her seye ragmen 21 agustos 1929’da evlendik.
diego’ya; ’kizimin hasta oldugunu ve yasami boyunca saglik sorunlari olacagini unutmayin. akillidir ama guzel degildir. bunu aklinizdan cikarmayin. her seye ragmen onunla evlenmek istiyorsaniz, riza gosteriyorum’
diyen babam disinda dugune kimse gelmedi."

...frida icin diego’nun anlamini, gunlugune yazdigi su sozlerden izlemek olanakli:

"baslangic diego ... yapici diego ... cocugum diego
ressam diego ... babam diego ... oglum diego
sevgilim diego ... kocam diego
dostum diego ... anam diego

ben diego
evren diego"

diego, frida kahlo’nun cocuklugunun gectigi mavi ev’e yerlesir. iliskileri, inisli cikisli ama, hep tutkuludur. bu sure icinde rivera, skandallar yaratan iliskiler kurar. frida’nin da "ask" diye tanimladigi iliskileri olur. bunlardan biri de, rivera’nin meksika cumhurbaskani’ndan aldigi ozel izin sonucu meksika’ya gelen trocki’yledir. trocki, kahlo’nun evine yerlesir. aralarinda engellenemez bir yakinlik olur. gizlilik kosullarinda bir sure devam eden iliski, trocki’nin karisi tarafindan fark edilir. frida, trocki’den ayrilir.

frida’nin sagligi sik sik bozulur. dayanilmaz agrilari teklarlar. buna ragmen butun gucuyle resim yapar. amerika’da, fransa’da sergiler acar. basaridan basariya imza atar. ama icindeki bosluk duygusundan kurtulamaz. uc gebeligi de dusukle sonuclanir. bebege yasam vererek, bir anlamda bedenindeki olumle yasam arasindaki mucadeleden, yasami dogurmak ister. oylesine buyuk bir aci duyar ki bundan, kaza ile ilgili kabuslari tekrarlar.

frida, cocugu olmadigi icin, surekli evcil hayvanlar besliyordu. bunlarla ilgili iki portresi vardir: 1941’de yaptigi "ben ve papaganlarim" ile 1943’te yaptigi "maymunlarla otoportre". 1950 yilinda, omurgasindan oldugu ameliyatlar nedeniyle, yine dokuz ay hastanede yatti. 1953’te ise meksika’daki galerisinde, ilk kisisel sergisini acti. 1954’te, hastaligi agirlasti. buna ragmen kuzey amerika’nin guatemala’ya mudahale etmesine karsi yapilan gosteriye katilmisti. 13 temmuz 1954’te, akcigerlerindeki damarlarin tikanmasi sonucu olmustur, ama gunlugundeki intihar dusunceleri, kendi hayatina son vermis olabilecegi dusuncesini de uyandirmaktadir.

hayati boyunca aci cekmistir kahlo. ama buna ragmen, hayranlik uyandiracak bir sekilde, basi hep dik kalmistir.

kahlo’nun rahatsiz edici sanati

pek cok yeni goruntu egilimleri, insan vucudundan yararlaniyor: sahne sanatcilari, goruntu sanatcilari, sanal sanatcilar, uzman yaraticilar, herkes vucutlari aciyor, bagliyor, boyuyor, dovmeler yapiyor...vucut parcalari her yerde: dergilerde ve reklamlarda beyinler, logolarda kafalar, reklamlardaki kalpler...

frida kahlo ise bunu 60 yil kadar once yapti. resimlerinde kanli dogum ve olumler, fetusler, cesetler, vucutlardan ayri organlar vardi. kahlo’nun bir baska belirgin ozelligi de modern asiri kulturel egilimlerin calismalarinin onculugunu yapmasi, zamanina gore hayli cesur bir yaklasimla gorunen ve gorunmeyen arasindaki degisken sinir, olumluya dogru bir ilerleme icin duyulan guclu cekim, degisim, bedenin dis objelerce ele gecirilmesi ve beden/zihin, dis/ic gibi geleneksel ayrimlarin parcalanmasi gibi konulari islemesiydi.

belki de bir soyleme gore (derrida), disarisinin, iceriyi gostermesine izin vermek, deri gibi dis engelleri kaldirip yasamin icini, disariya sergilemek vardir kahlo’nun eserlerinde.

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol