confessions

pipisik

- Yazar -

  1. toplam entry 23841
  2. takipçi 1
  3. puan 617709

adıyaman

pipisik
-coğrafya-

genel durum:

adıyaman ili orta fırat bölümü içinde yer alır. eski coğrafyacı ve tarihçilere göre: güneyde arap yarımadasından, kuzeyde toros sıradağları’na doğru uzanan arap çöllerinin sona erdiği yerde, toros sıra dağlarının eteklerinde verimli topraklar yer almaktadır. arap çöllerini kuzeyden bir ay gibi saran bu topraklara binlerce yıldan beri ‘bereketli hilal’ adı verilmiştir. ortadoğu ülkelerinin merkezinde yer alan ‘bereketli hilal’ topraklarında asya, avrupa ve afrika kıtalarından gelen ana kara yolları birbirlerini kesmektedir. tarih boyunca ‘bereketli hilal’ bölgesi ana ticaret yollarının kavşak noktalarında, büyük ticaret ve sanayi şehirleri doğmuş, büyümüş, yıkılmış ve yerlerine yenileri kurulmuştur. ‘bereketli hilal’ bölgesinin bir parçası sayılan orta fırat bölümünün illerinde olan adıyaman şehri, ‘bereketli hilal’ bölgesinin en üst sınırını oluşturmaktadır. adıyaman ili uygun coğrafi özellikleri dolayısıyla tarihinin her döneminde insanların yaşamayı tercih ettikleri bir yerleşim bölgesi olmuştur.

yeryüzü şekilleri:

adıyaman’ın kuzey kesimi torosların uzantısı olan malatya dağları ile çevrilidir. çelikhan, gerger ve tut ilçelerinin arazilerinin çoğu dağlıktır.
ilin belli başlı dağları; akdağ, dibek, ulubaba, gördük, nemrut, bozdağ ve karadağdır. güneye inildikçe ova nitelikli araziler başlar. kahta, samsat, keysun ve pınarbaşı ovaları ilin önemli ovalarıdır .

bitki örtüsü:

adıyaman ili doğu ve güneydoğu anadolu bölgeleri arasında köprü vazifesi gören bir şehirdir. hatta kısmen akdeniz bölgesinin özelliklerini de taşır. bu nedenle bitki örtüsü de bu üç bölgenin özelliklerini taşımaktadır. yüksek rakımlı yerler genelde meşe ağaçları ile kaplanmış olmakla birlikte, su ve toprak erozyonu nedeni ile çıplak hale gelmiş araziler de mevcuttur. yaz mevsiminin uzun ve kurak geçmesi dolayısıyla orman içi bitki örtüsü yok denecek kadar azdır. tarım yapılmayan alanlar çayır, mera, yabani ağaçlar ve makilerle kaplıdır. sazlık, bataklık alanlarda suyu seven bitki türlerine rastlanmaktadır.
rakım yükseldikçe ağaç türleri değişmekte kimi bölgelerde meşeliklere rastlamak mümkün olmaktadır.doğan, şahin, baykuş, keklik gibi yabani kuş türleri yanında tavşan, tilki, çakal gibi yaban hayvanları da adıyaman il sınırları içerisinde yaşama alanlarına sahiptirler.

akarsular :

fırat nehri ilin en önemli akarsuyudur. diğer akarsuları ise şunlardır; sofraz çayı, ziyaret çayı, çakal çayı, kalburcu çayı, eğri çayı, besni akdere çayı, şepker çayı, çat deresi, gürlevik deresi ve halya deresi ile gölbaşı, inekli, azaplı ve abdulharap gölleri ilin diğer su kaynaklarıdır.

fırat nehri:

ilin en önemli akarsuyu-dur. şanlıurfa ve diyarbakır illeri ile sınırı oluşturur. il içindeki uzunluğu 180 km. dir. kâhta, kalburcu ve göksu çayları nehrin başlıca kollandır.

kahta çayı:

çelikhan yöresindeki bulam, abdülharap ve recep sularını toplayıp cendere köprüsünden geçtikten sonra eski kahta ve alut arazisinde biriken dağ sularını da alarak fırat nehri’ne karışır (45.5 km).

göksu çayı:

kahramanmaraş ili sınırlarından çıkar. erkenek, tut.ve akdere civarından geçer. sofraz suyunu da aldıktan sonra gümüşkaya’nın batısında fırat nehrine karışır. ii sınırlan içindeki uzunluğu 90 km. ’dir.

sofraz çayı:

besni ilçesi toklu köyü civarından çıkar. hacıhalil köyü yakınlarında keysun suyu’nu alarak akdere civarında göksu çayı’na karışır. il sınırları içindeki uzunluğu 51 km.’dir.

ziyaret çayı:

kaynağını cebel ve zey köyleri sularından alarak ipekli köyü civarında atatürk barajı gölü’ne karışır.

adıyaman ilinin önemli sayılabicak diğer akarsuları ise şunlardır:

çakal çayı (37.5 km.) kalburcu çayı, eğriçay (32 km.}, besni akdere çayı (59 km.) keysun çayı (45 km..), birimşe çayı (35 km.), şepker çayı, çat deresi, gürlevik deresi ve halya deresi (41 km.)

göller - göletler:

ilde dört doğal, bir de yapay olmak üzere beş adet göl vardır. bunlar gölbaşı, inekli, azaplı ve abdulharap doğal gölleri ile atatürk barajı suni gölüdür.
gölbaşı gölü: 2.19 km2 yüzölçümünde olan bu göl, gölbaşı ilçesi belediye sınırları içerisinde yer almaktadır. çevresinde turistik tesisler bulunan gölde balık üretimi de yapılmaktadır.
inekli gölü: yüzölçümü 1.09 km2 dir. yağışların fazla olduğu dönemlerde gölbaşı ve azaplı gölleri ile doğal olarak açılan kanallarla birbirine bağlanırlar.

azaplı gölü:

ilçenin batısında bulunan bu gölün yüzölçümü 2.72 km2 dir. kışın sularının artması nedeniyle çoğu kez gölbaşı gölü ile birleşik bir görünüm arz eder.

abdülharap gölü:

çelikhan ilçesinin 3 km. kuzeyinde yer alan gölün yüzölçümü 5 km2 dir. yüzeyi yoğun olarak saz ve otlarla kaplanmış olan bu göl. çat barajı’nın tamamlanması halinde, baraj göl sahası içinde kalacaktır.

atatürk barajı gölü:

güney doğu anadolu projesi’nin (gap) uygulamaya konulmasıyla oluşan bir göl olup adıyaman ve şanlıurfa illeri arasında geniş bir alanı kaplar. bölgenin sulama suyu ve balık üretiminin temini açısından son derece önemli bir göldür. rezervuar sahası 81.700 hektardır.

çamgazi barajı gölü:

adıyaman merkez ilçeye bağlı atatürk barajı yolu üzerindedir. baraj gövdesi zonlu toprak dolgu tipinde yapılmakta olup sulama amaçlı inşa edilmektedir. sulama alanı 6536 hektardır.

çat barajı gölü:

güney doğu anadolu projesi’nin (gap) uygulamaya konulmasıyla oluşan göl olup adıyaman-çelikhan abdulharap gölü üzerindedir. sulama amaçlı kullanılan baraj gölü 14.481 hektarlık alanı kaplar.

göletler:

adıyaman ili gölet inşası bakımından yeterli su potansiyeline sahiptir. bu nedenle mevcut göletlerin yanısıra çoğunluğu gap projesi çerçevesinde olmak üzere bir çok gölet inşa halindedir. bazı göletler de planlama aşamasındadır.

dağlar:

kuzey kesimi, torosların uzantısı olan malatya dağları ile kaplıdır. güneye inildikçe yükselti azalır ve tamamiyle ova nitelikli araziler başlar. çelikhan, tut ve gerger ilçelerinin tamamına yakını dağlık bölge özelliğini taşır.

merkez, besni ve kahta ilçelerinin kuzey kesimleri dağlık, güney kesimleri ova şeklindedir. samsat ilçesi ise ilin en düz arazilerine sahiptir.

iklim:

adıyaman’ı doğudan batıya doğru bölen anti torosların kuzeyinde kalan dağlık bölgenin iklimi ile güneyinde kalan bölgenin iklimi birbirinden farklıdır. kuzeyde bulunan çelikhan ile gerger ilçesinin bir kısmı doğu anadolu bölgesi iklim özelliklerini taşımaktadır. batıda bulunan gölbaşı ile besni ilçesinin bir kısmı ise akdeniz bölgesi iklimine sahiptir. güneyi, yazları kurak ve sıcak,kışları ılık ve yağışlı; kuzeyi yazları kurak ve serin, kışları yağışlı ve soğuktur. doğu anadolu ile akdeniz bölgeleri arasında köprü konumunda olan ilin iklimi, bu özelliği dolayısıyla bölgedeki diğer illerden farklıdır.
atatürk baraj gölü alanının oluşmasından sonra, ilin ikliminde bir yumuşama ve nem oranında bir artış olmuştur. ilde hakim rüzgarlar kuzey, kuzeydoğu ve kuzeybatı istikametindedir.



adıyaman

pipisik
tarihçe

adıyaman ismi:

adıyaman isminin menşeyi hakkında çeşitli rivayetler vardır.

birinci rivayete göre; perre şehrinde cereyan ettiği belirtilen bir olaya bağlanmaktadır. farrin yada perre olarak bilinen şehirde put’ a tapan bir babanın yedi oğlu, babalarında evde olmadığı bir gün bütün putları imha ederek allah’ın (hz. isa’nın söylediği gibi) bir olduğunu kabul ve ilan ederler. putperest baba durumu öğrenince yedi oğlunu da öldürür. babaları tarafından öldürülen yedi kardeşin hatırasına farrin (perra=pirin)’ de bir manastır yaptırılır. bu olaydan ötürü de şehre yedi yaman adı verilir. yedi yaman zamanla adıyaman şekline dönüşür.

ikinci rivayete göre; adıyaman şehrinin ortasında yaptırılan mansur’un kalesi olarak bilinen kale’ ye halk, hısn-ı mansur ismini vermiştir. hısn-ı mansur isminin menşeyi hakkında iki ayrı rivayet mevcuttur. kaynaklarda vii. yüzyılda buraya gelen emevi komutanlarından kays kabilesine mensup mansur. ca’vene’ye izafetle bu ismin verildiği rivayet edilmekte ise de başka bir rivayete göre bu ismin abbasi halifesi ebu cafer el-mansur’un adından gelmektedir. zamanla halk arasında telâffuz şeklinin de değişmesiyle “hüsnü mansur” olarak bu şehrin ismi değiştirilmiş olmaktadır.

üçüncü rivayete göre; adıyaman şehrini doğu, batı ve güney yönlerinde derin vadiler çevirmiştir. bu vadilerin yamaçları zengin meyve ağaçları ile kaplı olduğu gibi, şehrin çevresinin de meyve ağaçlarıyla kaplanmış olmasından dolayı güzel vadi anlamında olan “vadi-i leman” (güzel vadi) kelimesinin söylenişi zamanla değişmiş ve halk arasında “adiyaman” şekline dönüşmüştür. ancak, hısn-ı mansur yani hüsnü mansur ismi 1926’ ya kadar resmi ad olarak kalmıştır. 1926 yılından itibaren bakanlar kurulu kararları ile şehrin ismi tekrar adiyaman olarak değiştirilmiştir.

adıyaman’ın tarihçesi:

adıyaman, tarihin bilinen en eski yerleşim yerlerinden biridir. adıyaman palanlı mağarasında yapılan incelemelerde kent tarihinin m.ö. 40.000 yıllarına kadar uzandığı anlaşılmıştır.

yine samsat-şehremuz tepe’deki tarihi bulgulardan m.ö. 7.ooo yılına kadar paleolitik, m.o. 5.000 yıllarına kadar neolitik, m.ö. 3.ooo yıllarına kadar kalkolitik ve m.o. 3.0oo-1.200 yıllan arasında da tunç çağı dönemlerinin yaşandığı anlaşılmıştır. bu dönemde bölge hititlerle mitannilar arasında el değiştirmiş ve hitit devletinin yıkılmasıyla (m.ö. 1.200) karanlık bir dönem başlamıştır. m.ö. 1.2oo’den frig devletinin kuruluşu olan m.ö. 750 yıllan arası dönemle ilgili olarak yazılı kaynağa rastlanmamıştır. ancak; bu dönemde yöre, asur etkisine girmeye başladığından, samsat’ta bulunan asur etkili mühürler ve kahta eskitaş köyünde bulunan hitit hiyeroglifi ile yazılmış kitabeler, anadolu’daki tarihi silsilenin ilimizde de aynen devam ettiğini, göstermektedir. bu dönemde adıyaman ve çevresinde hitit devletinin yıkılmasıyla ortaya çıkan geç hitit şehir devletlerinden biri olan kummuh devleti hüküm sürmüştür.

m.ü. 9oo-70o yılları arasında yöre asur etkisinde kalmakla birlikte, asurlular tam olarak egemen olamazlar. 6. yüzyılın başlarından itibaren yöreye persler hakim olur ve yöre satrap’lar (valiler) eliyle yönetilir. m.o. 334 yılında makedonya kralı büyük iskender’in anadolu’ya girmesiyle pers’ler hakimiyetini kaybetmiş ve m.ü. 1. yüzyıla kadar yörede makedonyalı selev-kos sülalesi hüküm sürmüştür. bu sülalenin gücünün zayıfladığı sıralarda, kral mithradetes l kallinikos kommagene krallığının bağımsızlığını ilan etmiştir (m.o. 69).

başkenti samosota (samsat] olan kommagene krallığı, egemenliğini ms. 72’ye kadar sürdürmüş, bu tarihte yöre roma imparatorluğunun eline geçmiş ve adıyaman roma imparatorluğunun syria (suriye) eyaletine, 6. lejyon olarak bağlanmıştır. roma imparatorluğunun 395 yılında batı ve doğu roma olarak ayrılmasıyla, adıyaman doğu roma imparatorluğuna katılmıştır. 643 yılından itibaren bölgeye islam akınları başlamakla birlikte islam hakimiyeti ancak 670 yılında emevi’lerle kurulabilmiştir. 758 yılında ise, ii, abbasi komutanlarından mansur ibni cavene’nin hakimiyetine girer. 926 yılına kadar abbasi hakimiyetinde kalan h’de bu tarihte hamdanüerin egemenliği başlar. 958 yılında yöre yeniden bizanslıların eline geçer.

1114-1181 yıllan arası yöreye türk akınları olur. 1204-1298 yılları arasında samsat ve yöresini anadolu selçukluları ele geçirir. 1230 ve 1250 yıllarında moğol saldırılan yaşanır. 1298’de yöre ve bölge memlüklerin eline geçer. 1393 yılında adıyaman bu kez de timurlenk tarafından yağmalanır.

büyük bir istikrarsızlığın olduğu orta çağ boyunca adıyaman bizans, emevi, abbasi, anadolu selçukluları, dulkadiroğullan arasında el değiştirmiş ve nihayet yavuz sultan selim’in iran seferi sırasında 1516 yılında osmanlı topraklarına katılmıştır. osmanlı topraklarına katılan adıyaman, başlangıçta merkezi samsat’ta bulunan bir sancakla maraş beylerbeyliğine bağlıyken, tanzimat’tan sonra bir kaza olarak malatya’ya bağlanmıştır.

cumhuriyetin kuruluşundan 1954 yılına kadar eski idari yapısı korunarak malatya’ya bağlı kaza konumunda olan adıyaman 1 aralık 1954 tarihinde 6418 sayılı kanunla malatya’dan ayrılarak müstakil il haline gelmiştir.

adıyaman kronolojisi:

m.ö. 40000- m.ö. 7000 paleolitik
m.ö. 7000 - m.ö. 5000 neolitik
m.ö. 5000 - m.ö. 3000 kalkolitik
m.ö. 3000 - m.ö. 1200 hititler
m.ö. 1200 - m.ö. 750 asurlular
m.ö. 750 - m.ö. 600 frigler
m.ö. 600-m.ö. 334 persler
m.ö. 334-m.ö. 69 makedonlar
m.ö. 69-m.s. 72 kommagene krallığı
72-395 roma imparatorluğu
395-670 doğu roma (bizans)
670-758 emeviler
758 - 926 abbasiler
926- 958 hamdaniler
958 –1114 bizanslılar
1114 –1204 eyyubiler
1204 –1298 anadolu selçuklular
1298 –1516 memluklular
1516 –1923 osmanlı imparatorluğu

adıyaman’ın tarihsel gelişimi:

adıyaman ve çevresinde yapılan arkeolojik kazılar ve yüzey araştırmaları bu şehrin tarihinin paleolitik döneme kadar uzandığını göstermiştir.
insanlık aleminin toplayıcılık ve avcılık dönemi adını verdiğimiz kültür evresinin de izlerini taşıyan, büyük medeniyetlere beşiklik eden adıyaman, 100 yıldan bu yana dünya arkeologlarını meşgul eden bir araştırma alanı haline gelmiştir.

yöredeki arkeolojik kazılarda bulunan paleolitik (40.000) ve neolitik dönemlere ait çakmak taşından yapılmış el baltaları, delici ve kazıcılar, obsidiyenden yapılmış ok uçları, pişmiş toprak parçaları; kalkolitik döneme ait pişmiş topraklardan yapılmış kaplar ve objeler, erken tunç çağına ait madeni eserler; demir çağına ve helenistik döneme ait taş ve pişmiş topraktan eserler, roma dönemine ait kandiller, çeşitli kaplar, heykeller ve taş eserler, bizans dönemine ait küp ve diğer seramik çeşitleri; abbasiler dönemine ait altın ziynet eşyaları, selçuklu ve osmanlı dönemine ait sırlı seramikler, vazolar, cam eserler; mühürler, yüzük ve bilezikler, insan ve hayvan figürleri gibi daha birçok arkeolojik eserler, adıyaman ve çevresinin tarihi zenginliklerini ortaya koymaktadır.
adıyaman ve çevresinin tarihi zenginliklerinin eskiden beri bilinmesi bölgenin son yüz yılarda birçok yerli ve yabancı bilim adamı, seyyah tarafından araştırılmasına neden olmuştur.

eski çağda adıyaman:

güneydoğu anadolu bölgesi’nde fırat ve dicle nehirlerinin arasında kalan havzadaki adıyaman, gazi antep, şanlı urfa, siirt, şirnak, batman ve mardin illerini içine alan topraklardaki sulama ve enerji üretimine yönelik bir proje gerçekleştirilmiştir. bu proje kısa adı gap olan güneydoğu anadolu projesi’dir. bu proje çerçevesinde, su altında kalmış antik yerleşim bölgelerinde arkeolojik araştırmalar yapılmıştır.

coğrafi konum itibariyle güneydoğu anadolu bölgesi, güneyde mezopotamya, doğuda iran, kuzeyde doğu anadolu ve kafkasya, batıda orta anadolu bozkırları arasında yer alan bir orta bölgedir. doğu ve güneydoğu anadolu bölgesi yaylaları, sözü edilen bölgeler arasında binlerce yıl önce parlayıp sönen eski medeniyetlerin bir kavşak yeri olduğu için insanlık tarihi boyunca eşi az görülen medeniyetlere sahne olmuştur (erzen,afif: doğu ve güneydoğu anadolu bölgesi tarih anatolia and urartions-ankara 1984 s.7).
doğu ve güneydoğu anadolu bölgesi tarih öncesi çağlarda yaşayan insanların ihtiyaçlarını karşılayacak elverişli bütün özelliklere sahipti. su kaynakları, doğal kaya sığınakları, çayır ve ormanlık alanları ile zengin av hayvanları insanları en eski çağlardan beri bu bölgeye çekmiş olmalıdır. doğu ve güneydoğu anadolu bölgesindeki bu elverişli özellikler, avcılık ve toplayıcılıkla geçimlerini sürdüren insanlara çok olumlu yaşama ortamı sunmuştur. bu ortam bölgede bir çok medeniyetin filizlenmesi sonucunu doğurmuştur.adıyaman bölgesindeki eskiçağ yerleşmeleri paleolitik yerleşmeler
paleolitik kültürü meydana getiren insanlar mağaralarda yaşıyorlardı. bu insanlar için avcılık kültürel gelişimin ilk devrelerinde en önemli aşamalardan biriydi. bölgede bulunan bol miktardaki av hayvanı insanların düşüncesine ve sosyal yaşantısına yön veren etkenlerden biri olmuştur. adıyaman-malatya karayolu üzerinde bulunan palanli kayaalti siğinaği işte böyle bir paleolitik dönem yerleşmesidir.adıyaman samsat şehramuz tepesi ve çevresi yerleşmeleri’nde yine paleolitik dönem kalıntıları bulunmaktadır. bölgede ayrıca kung kıracı tepesi, ziyaret tepesi ve kemşak tepesi gibi yerleşim yerleri de vardır.

adıyaman yöresinde neolitik, kalkolitik ve eski tunç dönemini yansıtan yerleşme yerlerinin başında, bugün atatürk barajı gölü sahası içinde kalan samsat (samosata höyüğü) gelmektedir. ayrıca kommegene krallığı’nın başkentliğini yapmıştır. keza tille höyük yörenin diğer önemli bir höyüğüdür.

adıyaman bölgesi helenistik ve roma dönemi eserleriyle ün yapmış bir bölgemizdir. bu kalıntıların en önemlisi eski kahta köyünün yanındaki 2150 m yüksekliğinde nemrut dağı’nın üzerindedir. toros dağları ile fırat nehri arasındaki yöre, helenistik ve roma çağlarında kommagene olarak adlandırılır.

kommagene m.ö. i. yüz yıl başında selevkoslar soyuna son veren iç savaşlar sırasında i. mithradates kallinikos tarafından bağımsız bir krallık olarak kurulmuştur. antikçağ’ daki adı nymphaios olan bugünkü kahta çayı üzerindeki eski kahta köyünün yanında yer alan arsameia kentinde, antik kentin kuruluşunu anlatan yazıtlara rastlanmıştır. bu kentin 3 km güneybatısında kahta çayı’nın bir kolu olan cendere çayı’ndaki güzel köprü, sütunlar üzerindeki latince bir yazıta göre roma döneminde dört kommagene kenti tarafından yaptırılmıştır.

antitorosların bir uzantısı olan nemrut dağı’nın 2150 m yükseklikteki zirvesinde bugün herkes tarafından bilinen ve geç helenistik devirden kalma tapınaksal mezar anıtı, yeryüzünün en değerli kültür varlıklarından biri olarak kabul edilmiştir. bu anıt ve çevresi 1987 yılında unesco nezrindeki “insanlığın kültür mirası” listesine alınmış 1988 yılında da türk hükümeti tarafından milli park ilan edilmiştir.
roma dönemi eserleri arasında kaya mezarları da bulunmaktadır. adıyaman kahta ilçesi eskitoz (ancos) köyünün doğusundaki fırat vadisinde yamaç boyunca kalker kayalara oyulmuş pek çok mezar bulunmuştur. ancak bunlar atatürk barajı suları altında kalmıştır.

güneydoğu anadolu bölgesinde özellikle adıyaman ve gaziantep yöresinde kurulmuş olan ilk devlet kommagene (m.ö.69-m.s.72) krallığıdır. bölgede selevkos hakimiyetini iran’daki parth’ların (m.ö.240-85) hakimiyeti takip eder. parthlar sınırlarını fırat boylarına kadar genişleterek diyarbakır’ı ellerine geçirdiler. ancak m.s.226 yıllarına kadar ellerinde tutabildiler (oktay akşit,“roma imparatorluk tarihi” istanbul 1985).

orta çağda adıyaman:

adıyaman ve çevresi m.s.395 yılından itibaren doğu roma imparatorluğu’ nun (bizans devleti’nin) egemenliği altındayken islam akımlarına maruz kalmıştır.
hz. ömer’in halifeliği döneminde (634-644) adıyaman ve çevresi müslüman arapların eline geçmiştir. aba ubeyde, halid bin velid, sait bin ebi vakkas ve iyaz bin ganm gibi tanınmış islam komutanlarının katıldığı savaşlar sonucunda 638 yılında bu bölge islam topraklarına katılmıştır.

adıyaman ve çevresi bir süre müslümanlarla bizanslar arasında sınır bölgesi ve çekişme konusu olur. 670 yılında emevi komutanlarından mansur bin cavena adıyaman’ı ele geçirir. bu komutanın adıyaman şehrinin ilk yerleşim alanı içinde kalan bugünkü adıyaman kalesini yaptırdığı rivayet olunur.

m.s. 758 yılında abbasi halifesi ebu cafer mansur tarafından emevi egemenliğine son verilir. böylece adıyaman ve çevresine abbasiler hakim olurlar.
m.s. 1066 yılında selçuklu komutanlarından gümüştekin, adıyaman şehrini (hısn-ı mansur-u) ve çevresini ele geçirir; ancak iç karşılıktan dolayı geri çekilir. 1071 malazgirt muharebesi’ni izleyen 1082 yılında hıns-ı mansur (adıyaman şehri), tekrar ele geçirilir ve abbasi hakimiyeti sona erer. selçukluların egemenliği altında kalan adıyaman ve çevresi haçlı savaşları’nın etkisi altında kalarak geçici olarak el değiştirir. adıyaman ve çevresi1114-1204 tarihleri arasında eyyubilerin kontrolü altına da girmiştir. anadolu selçukluların 1298 yılında moğolların istilasına uğrar; iç karışıklık yaşanır. bu durum 1339 tarihine kadar devam eder. 1339 tarihinde adıyaman ve çevresi, dulkadıroğulları beyliği’nin kurulmasından bir süre sonra dulkadıroğulları’ nın egemenliğine girer. 1398’ de osmanlı padişahı yıldırım beyazıt yöreyi ele geçirirse de doğu anadolu’ya egemen olan timur tehlikesi nedeniyle geri çekilir. sonuçta adıyaman ve çevresi tekrar dulkadıroğulları’nın eline geçer.

yeni çağda adıyaman:

1515 yılında osmanlı imparatorluğu’nun hükümdarı yavuz sultan selim, iran seferi dönüşünde dulkadiroğulları beyliği’nin egemenliğine son vererek, adıyaman ve çevresini topraklarına katar. böylece adıyaman’da osmanlı imparatorluğu dönemi başlamış olur.
adıyaman ve çevresi osmanlı yönetimine girdikten sonra, sınır boyu olmaktan çıkar. bunun sonucu olarak savaş, baskın ve istila korkusundan kurtulur, huzura ve sükuna kavuşur. osmanlı yönetiminin türk aşiretlerini belli yörelerde oturmaya mecbur eden iskan (yerleşme) politikasından dolayı, anadolu’nun diğer yerlerinde olduğu gibi bu yörede de zaman zaman isyanlar meydana gelir; ancak bu isyanlar bastırılır.

adıyaman’ın idari tarihi:

dulkadiroğullarından osmanlı imparatorluğu’na geçen adıyaman şehri, önce kahraman maraş (zülkadriye) eyaleti sınırları içinde yer alır. ilk yıllarda (1519-1530) samsat sancağına bağlanır. 1531’ den sonra da elbistan sancağına bağlanır. 1841 yılında adıyaman şehrinin ilçe merkezi olduğunu görüyoruz. şehrin, vali adına görev yapan bir memur yani kaymakam tarafından yönetilmeye başladığını görüyoruz. ancak tarihi belgelerde “kaymakam”sözcüğüne rastlanmamıştır. 1849 yılında sancak haline getirilerek diyarbakır’a bağlanmıştır. bu tarihten itibaren besni, kahta ve siverek ilçelerinin de adıyaman sancağına bağlandığını görüyoruz. 1859 yılında bu defa malatya sancak olunca, adıyaman tekrar ilçe haline dönüştürülür. bu durum, adıyaman’ın resmen il merkezi olduğu 01.12.1954 tarihine kadar devam eder.
söz konusu yasayla adıyaman il olmuştur. 22.06.1954 tarih ve 6414 sayılı yasa ile kahta, besni, gerger ve çelikhan ilçeleri ile birlikte 16 bucak da adıyaman’a bağlanmıştır. daha sonra 7035 sayılı kanunla 01.04.1958 tarihinde gölbaşı, 01.04.1960 tarihinde samsat, 09.05,1990 tarihinde 09.05.1990 tarihinde 1664 sayılı yasayla tut ve 1991 yılında ise sincik ilçe merkezine dönüştürülmüştür. bugün adıyaman’a bağlı 8 ilçe merkezi bulunmaktadır.

gerger kalesi

pipisik
adıyaman/gerger ilçesinin oymaklı köyündeki kale, roma döneminde inşa edilmiş, selçuklu ve osmanlı dönemlerinde surlar, kale kapıları ve tonozlu yapı grupları eklenerek kullanılmıştır. kalıntılarının büyük bölümü günümüzdede ayaktadır.

fırat nehri’nin batı yakasında yer alan gerger kalesi, m.ö. 2. yüzyılda kommageneliler’in atası olan arsemes tarafından kurulmuştur. kale, kommagene krallığı’nın doğu sınırını oluşturmakta olup fırat nehri üzerindeki geçişlerin kontrol noktası durumundadır. sarp kayalar üzerine, aşağı kale ve yukarı kale olmak üzere iki bölümde inşa edilen gerger kalesi, kommageneliler’in ilk idare merkezi durumunda olup, aynı zamanda kutsal bir tapınak görevini de üstlenmiştir.

üç girişi bulunan yukarı kale’nin 1. kapısı yanında kayalardan oyulmuş merdivenler, koridorlar ve mezarlar bulunur. 3. kapı çevresinde kral samos ve torunu i. antiochus tarafindan yazdırılan altı kitâbe bulunmaktadır. kalenin üst kısımlarında yapı temelleri, burçlar; alt kısımlarında su sarnıçları ve evlere ait kalıntılar bulunmaktadır. aşağı kalede orta çag’a ait islam yapı temelleri olduğu bilinmekle birlikte, kalıntıları iyi durumda değildir. yine kayalardan oyulmuş merdiven ve koridorlar, su sarnıçlarına ait kalıntılar bu bölümde de bulunmaktadır. aşağı kale’nin batı surlarına dışarıdan bakıldığında kayalara oyulmuş kral samos’a ait bir rölyef görülmektedir. dört metre yüksekliğindeki rölyefte kral samos tören giysileri üzerinde silahlarla kuşanmış ve sağ elini ileri doğru uzatmış olarak ayakta tasvir edilmiştir.

gerger

pipisik
ilin (adıyaman) genel tarihine uygun bir karakter taşımakla birlikte coğrafi olarak dağlık bir alanda yer alması ve ulaşım zorlukları nedeniyle bazı farklılıklar gösterir.

bazı kaynaklara göre m.ö.vi.yüzyılın ilk yarısında yaşayan selevkos kralı arsemes, fırat üzerinde aşağı arsemia adlı bir kent kurmuştur. bu kent gerger kalesi olarak halen bulunmaktadır. aşağı arsemia kommagene krallı, zamanında kışlık kent olarak kullanılırdı.

bu bölge daha sonra doğu roma (bizans) imparatorluğunun eline geçmiştir. bu tarihlerde, halkın geneli hristiyanlık dininin gregoryan mezhebine bağlı olup, hicri 135 yılında abbesi halifelerinden ebu cafer-el mansur’un adıyaman, kahta ve samsatla birlikte burayı da fethettiğini görmekteyiz. bölge bu tarihten sonra islamlaşmaya başlamıştır. daha sonra gerger ve çevresi abbasilerin zayıflamasıyla hamdaniler’in sonra tekrar bizansın eline geçmiştir. selçuklular zamanında gümüştekin 1066 yılında hısn-ı mansur’u ele geçirmiş fakat iç karışıklıklardan dolayı geri çekilmiştir.

selçukluların bölgedeki hakimiyeti 1071 yılında büyük selçuklu imparatoru alparslan’ın bizans imparatoru romanos diognes (romen diyojen)’i malazgirt’te uğrattığı büyük yenilgiden sonra kesinleşmiştir.

bölge, selçukların yıkılmasından sonra artukoğullarının eline, onlardan sonra da i. haçlı seferi münasebetiyle haçlıların eline geçmiştir. zengiler, artuklular,frank kontluğu,eyyubiler ve daha sonra da anadolu selçukluların eline geçmiştir. baba ishak isyanı nedeniyle türkiye selçuklularının zor duruma düşmesini fırsat bilen moğolların saldırıya geçmesiyle bu bölge de moğol istilasına maruz kalıp moğolların eline geçer.

bu bölgenin daha sonra memlukluların onlardan sonra da timurluların eline geçtiğini görmekteyiz. timurluların çekilmesinden sonra yörenin dulkadiroğlulari’nın eline geçtiğini ve uzun süre onların elinde olduğunu görüyoruz. 1515 turnadağ savaşıyla yöre osmanlıların eline geçmiştir.

adıyaman ili ve ilçelerinin sonraki tarihi süreç içerisinde durumu şöyledir; adıyaman, 1849 yılında sancak haline getirilen diyarbakır’a bağlanmıştır. 1859 yılında malatya sancak olunca gerger, malatya’ya bağlanmıştır.

cumhuriyet dönemine malatya-pütürge ilçesine bağlı köy olarak giren gerger 1 aralık 1954 yılında il olan adıyaman’a bağlanmıştır. ilçe merkezi 1954-1957 yılları arasında halen köy tüzel kişiliğine sahip güngörmüş köyünde bulunuyorken. 25.06.1957 tarih ve 9642 sayılı resmi gazetede yayınlanarak 7022 sayılı kanunun uygulamasıyla 10 şubat 1958 yılında ilçe merkezi budaklı köyü alduş mezrasına (şimdiki gerger ilçesi) nakil edilmiştir.

adıyaman’ın kuzeydoğusunda yer alan gerger’ in yüzölçümü 702 km.dir. kuzeyinde malatya’ nın pötürge ilçesi; doğusunda diyarbakır’ ın çüngüş ve çermik ilçesi ve şanlıurfa’ nın siverek ilçesi; güneyinde kahta; batısında sincik ilçeleri ile sınırdır. ilçenin doğu ve güney sınırını fırat nehri üzerinde yapılan atatürk baraj gölü çizmektedir.

deniz seviyesinden yüksekliği 770 m.dir. ilçe, tümüyle dağlık bir bölgede kurulmuştur.en yüksek noktası kımıl dağı 2250 m. yüksekliğindedir. kürdek, hacı bazı ve kımıl önemli dağlarıdır. çet, kürdek, ovacık, kımıl dağı ve beyaz çeşme yaylaları ilçe sınırlarındadır. ayrıca güngörmüş ve gürgenli köyleri’ nin arasında kara göl isminde bir göl bulunmaktadır.

gerger ilçesinde bulunan yaylalar çet, kürdek, ovacık, kımıl dağı ve beyaz çeşme yaylalarıdır. ilçenin 5 km. uzağında eskikent köyü’nün kuzeyinde murfan mağaraları da bulunmaktadır.

gerger ilçesi; il merkezine 105 km. uzaklıkta ve ulaşım karayolu ile yapılmaktadır. karayolu ağı ise; adıyaman, kahta, narince, gerger ve gölyurt’ a kadar gitmektedir. yol asfalttır. gölyurt karayolu’ nun 18 km. ‘si stabilizelidir.

ilçe sınırlarında bulunan önemli akarsular, başta fırat nehri olmak üzere demirtaş çayı ile çifthisar çayıdır.

iklimi; kışları soğuk, yazları sıcak ve kuraktır. bu özellikleri ile akdeniz iklimi ve kara iklimine sahiptir.

çelikhan

pipisik
çelikhan ilçesi adıyaman’a 56, malatya’ya 95 km dir. malatya-adıyaman arasında bulunan güneydoğu torosların devamı olan yüksek dağların arasın da kurulmuş bir ilçedir. rakımı , ilçe merkezi 1388 m dir. ilçenin yapısı dağlık ve engebelidir. ilçenin yüksek dağı akdağ olup rakımı 2700 m yüksekliktedir. en önemli akarsuları bulam ve abdulharap çayıdır. abdulharap çayı üzerin de çat barajı kurulmuştur.
çelikhan’ın ilk ismi komişir olarak bilinir. cumhuriyet döneminden sonra bu isim çelikhan olarak değiştirilmiştir. çelikhan’ın yerleşik halkını türk boylarından hamkoda, perta, sisa ve tilla oymakları oluşturmaktadır

çelikhan, adıyaman yöresinde olduğu gibi hitit, asur, pers, makedonya, seleukos, roma ve bizans devletlerinin egemenliği altında kalmıştır. hz. ömer zamanında arapların eline geçmiş ve keysun’a bağlanmıştır. 949 yılında tekrar bizanslılar tarafından alındıysa da 1071 yılında malazgirt zaferi’nden sonra çelikhan yöresi malatya ve adıyaman illeriyle beraber selçukluların eline geçmiştir. 1391-1389 yıllarında yıldırım beyazıt komutasındaki osmanlılar bu bölgeyi memlük beylerinin elinden almış ancak bir kaç yıl sonra bölge timur ordularının egemenliğine girmiştir. 1516 yılında yapılan koçhisar savaşı sonunda bölge yavuz sultan selim tarafından dulkadiroğulları’non osmanlı’ya katılmasıyla osmanlı topraklarına dahil olmuştur.

bugünkü çelikhan bölgesi 1839 tanzimat fermanı’ndan sonra yapılan adli, askeri ve mülki ıslahat sonunda merkezi harput olan mamurat-ül aziz eyaletine bağlanmıştır. ( bu tarihte mamurat-ül aziz eyaletine bağlı üç sancaktan birini malatya teşkil etmekteydi.) 1864 yılında vilayetlerin kurulması hakkındaki nizamname ile büyük kadılıklar ilçe, küçük kadılıklar ise bucak müdürlüğü haline getirilince “ortaköy” adında bir bucak müdürlüğü kurulmuştur. bu tarihten sonra eski adı arga olan malatya’nın akçadağ ilçesine bağlı bir yerleşim birimi konumunu almıştır. 1927 yılına kadar akçadağ’a bağlı olan çelikhan, 1927-1931 yılları arasında koçali bucak müdürlüğüne bağlanmıştır. 1931 yılında ise çelikhan adıyla bir bucak müdürlüğü kurulmuştur.

çelikhan 1869 depreminde büyük yıkıma uğramış, merkez camii civarında çok sayıda ev yıkılmıştır. diğer taraftan 1934 yılında halk arasında “mıtık” adı verilen bulaşıcı, salgın bir hastalığın çelikhan’da baş göstermesi ile çok sayıda insan ölmüş, çok sayıda aile de civar il ve ilçelere göç etmek zorunda kalmıştır.

1954 tarihinde malatya iline bağlı ilçe olarak kurulan çelikhan daha sonra 14 haziran 1954 tarih ve 6418 sayılı kanunla besni, gerger, gölbaşı ve kahta ilçeleriyle birlikte kurulan adıyaman iline bağlanmıştır.
ilçe halkı geçimini tarım ve hayvancılıkla sağlamaktadır. ancak yörenin engebeli oluşundan ötürü tarıma elverişli alanları oldukça sınırlıdır. bununla birlikte, tütün, hububat, meyvacılık ve sebze tarımı yapılmaktadır.

yörede turizm yönünden çelikhan-adıyaman karayolunun 5. km.de beypınarı mesire yeri, ilçe merkezinde zerban suyu, pınarbaşı kasabası’nda havşeri pınarı ve mestan, recep çayı, jari yaylası, koyunpınarı yaylası ve çat barajı bulunmaktadır.

besni kalesi

pipisik
adıyaman/besni’dedir.

ilçenin yaklaşık 2 km. güneyinde olan kale, üç tarafı sarp kayalıklarla çevrili sivri bir tepenin üzerinde kurulmuştur. kaleye yalnızca güneyden dik bir yamaçtan çıkılması mümkündür. savunmaya çok elverişli olan besni kalesi, mancınıkları ve diğer yapı kalıntılarıyla hala dimdik ayaktadır. kalenin kuruluş tarihi tam olarak bilinmemekle birlikte 13. y.y.da memluklerin hakimiyeti zamanında (1923) besni kalesi sağlamlaştırılır.

kalenin ortasında bir kuyu bulunmaktadır. batı kesiminde bir anıtı andıran karşı karşıya yapılmış iki büyük yapır vardır. halk arasında çifte mancınık adı verilen bu iki mancınık arasında esirlerin asılarak düşmana gösterildiği ve gözdağı verildiği rivayet edilmektedir.

kozan

pipisik
adana/kozan:

il merkezine 72 km. mesafededir. sis adı ile anılan ilçe m.ö. 19. yüzyılın ilk yarısına kadar hititlerin egemenliğinde kalmış sırasıyla asurlular, iranlılar, makedonyalılar, selefkuslar, romalılar, bizanslılar, selçuklular, ermeniler ve ramazanoğlu egemenliği yaşamıştır. kozan kalesi asurlular tarafından yapılmıştır. önemli eserlerinden biride hoşkadem cami 1448 yılında mısır kölemen sultanı abdullah hoşkadem tarafından yaptırılmıştır.
kozan’ın 22 km. güney doğusunda dilekkaya köyü’nün 2 km. uzağında bir ada gibi yükselen tepenin üzerinde anavarya şehri m.ö. 9. yüzyıldan asurlular tarafından kurulmuştur. kaya mezarları, kilise, sarnıç gibi eserler bugüne ulaşan kalıntılardır.
ayrıca 18 çeşit deniz, hayvanını gösteren anavarza mozaikleri bulunmaktadır.
dağılcak mesire yeri ve yaylaları ile ünlüdür.

karataş

pipisik
adana/karataş:

il merkezine 47 km. mesafededir. coğrafi konumu ile ilk çağda büyük önem taşıyan bir şehirdir. magarsus adıyla anılan bu kent bugünkü yerleşim yerinin 5 km. batısında yer almaktaydı. rumlar tarafından siyah renkli taşlarla inşa edilmesinden, yine aynı taşlarla yapılan kiliseden dolayı kara kilise, sonradan yine rumlar tarafından yakılıp yıkıldığı için yanık kilise adını almıştır.
karataş’da osmanlılardan kalma iki han vardır. çarşı içindekinin kapısı üzerinde taşa yazılı kitabeden 1608 yılında inşa edildiği anlaşılmaktadır. pazan yerindeki diğer han ise menzil han mar ali tarafından 1782 yılında yaptırılmıştır. ramsar sözleşmesinde yer alan akyatan kuş cenneti ve gölü bu ilçededir.

307 /

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol