yarimin adı ahmet
setresi emanet
emanetse emanet
yine gönlümde ahmet
çitimi çit ederim
ucunu fit ederim
senin gibi oğlanı
kapıma it ederim
ucunu fit ederim
senin gibi oğlanı
kapıma it ederim
mani maniye geldim
yoğurt yemeye geldim
maksadım yoğurt değil
yari görmeye geldim
yoğurt yemeye geldim
maksadım yoğurt değil
yari görmeye geldim
karanfilin filizi
kim bilir içimizi
hafif bir rüzgar esti
ayırdı ikimizi
kim bilir içimizi
hafif bir rüzgar esti
ayırdı ikimizi
amca kızı damdadır
beş parmağı kandadır
gittim kanı silmeye
baktım gönlü bendedir
beş parmağı kandadır
gittim kanı silmeye
baktım gönlü bendedir
bilecik yöresinden:
zamanın birinde padişah ile iki veziri varmış. gezerken pınarın başına gelmişler. pınarın başında da bir kızcağız oturmuş gergef işlermiş padişah, kızı pek beğenmiş. bakalım demiş, güzel olduğu kadar akıllı mı?
kıza sormuş:
-yavrum, ne işlersin?
-gergef işliyorum efendim.
-baban ne iş yapar?
-azı çok yapmağa gitti.
-peki, annen?
-biri iki yapmaya gitti.
-hımım... eviniz çok güzel yavrucuğum, ama, bacası yamuk?
-bacası yamuktur, ama, dumanı doğru üfler efendim.
-peki kızım! sana iki kaz yollasam yolar mısın?
-hay hay efendim...
padişahı alır bir düşünce. bu kızcağız pek akıllı, ama ne demek istedi?... vezirlerini çağırır ve:
- bunların cevaplarını öğreneceksiniz. öğrenmezseniz sizin için hiç iyiolmaz!
der. vezirler başlarlar kara kara düşünmeye... sonunda:
- aman ne düşünüyoruz, kıza soralım, bir kese altını alınca bülbül gibi öter
diyerek kıza giderler.
- kızım şu soruların cevabını söyler misin bize?
- tabii, ama bir kese altın isterim.
verirler bir kese altını... kız konuşur:
- babam rençberdir. azı çok yapmaktan maksat bu. annem ebedir; doğum yaptırır. biri iki yapar. padişah “eviniz güzel, ama, bacası yamuk” demekle “güzelsin, ama, gözlerin şaşı” demek istedi. ben de “gözlerim şaşıdır, fakat, iyi görürüm” dedim. “iki kaz göndersem yolar mısın? diye sormuştu. ben de “hay hay” dedim. iki kaz da sizsiniz; sizi yoldum.
zamanın birinde padişah ile iki veziri varmış. gezerken pınarın başına gelmişler. pınarın başında da bir kızcağız oturmuş gergef işlermiş padişah, kızı pek beğenmiş. bakalım demiş, güzel olduğu kadar akıllı mı?
kıza sormuş:
-yavrum, ne işlersin?
-gergef işliyorum efendim.
-baban ne iş yapar?
-azı çok yapmağa gitti.
-peki, annen?
-biri iki yapmaya gitti.
-hımım... eviniz çok güzel yavrucuğum, ama, bacası yamuk?
-bacası yamuktur, ama, dumanı doğru üfler efendim.
-peki kızım! sana iki kaz yollasam yolar mısın?
-hay hay efendim...
padişahı alır bir düşünce. bu kızcağız pek akıllı, ama ne demek istedi?... vezirlerini çağırır ve:
- bunların cevaplarını öğreneceksiniz. öğrenmezseniz sizin için hiç iyiolmaz!
der. vezirler başlarlar kara kara düşünmeye... sonunda:
- aman ne düşünüyoruz, kıza soralım, bir kese altını alınca bülbül gibi öter
diyerek kıza giderler.
- kızım şu soruların cevabını söyler misin bize?
- tabii, ama bir kese altın isterim.
verirler bir kese altını... kız konuşur:
- babam rençberdir. azı çok yapmaktan maksat bu. annem ebedir; doğum yaptırır. biri iki yapar. padişah “eviniz güzel, ama, bacası yamuk” demekle “güzelsin, ama, gözlerin şaşı” demek istedi. ben de “gözlerim şaşıdır, fakat, iyi görürüm” dedim. “iki kaz göndersem yolar mısın? diye sormuştu. ben de “hay hay” dedim. iki kaz da sizsiniz; sizi yoldum.
ağızdan ağıza yayılan yarı efsane şeklindeki hikayelerdir. efsanelerden farkı; efsaneler büyük kişilikleri anlatır, halk hikayeleri ise adı sanı duyulmayanları.
balıkesir yöresinden:
yağmur yağar taşa vurur
altın saat beşe vurur
benim yavrum geççe uyur
ninni de ninni yavrum ninni
yağmur yağar taşa vurur
altın saat beşe vurur
benim yavrum geççe uyur
ninni de ninni yavrum ninni
ak gül oldum yedildim
kapılara dikildim
almıcanı bildim de
ondan geri çekildim
kapılara dikildim
almıcanı bildim de
ondan geri çekildim
dar yollardan geçerim
garabüber saçarım
iste be oğlan iste
vermezlerse kaçarım
garabüber saçarım
iste be oğlan iste
vermezlerse kaçarım
ay aydınlık duramam
ele destan olamam
ay buluta girince
bağlasalar duramam
ele destan olamam
ay buluta girince
bağlasalar duramam
vur desem vurur musun?
canımı korur musun?
bilmem inanayım mı,
sözünde durur musun?
canımı korur musun?
bilmem inanayım mı,
sözünde durur musun?
çapa kazıyorum çapa
sapını tuta tuta
ben bu hallere düştüm
sözümü tuta tuta
sapını tuta tuta
ben bu hallere düştüm
sözümü tuta tuta
kuyu dibinde keklik
kızlar giyer eteklik
oğlan sana varmazsam
haram olsun bu gençlik
kızlar giyer eteklik
oğlan sana varmazsam
haram olsun bu gençlik
evimizin önü dutluk
yaprağını kuruttuk
biz yarla ayrılmayız
sevdayı sıkı tuttuk
yaprağını kuruttuk
biz yarla ayrılmayız
sevdayı sıkı tuttuk
arılar bala gelir
bülbüller dala gelir
yarim inatçı değil
yalvarsam yola gelir
bülbüller dala gelir
yarim inatçı değil
yalvarsam yola gelir
dar sokaktan geçemem
onluk paket içemem
bana derler yardan geç
yar şirindir geçemem
onluk paket içemem
bana derler yardan geç
yar şirindir geçemem
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?