(bkz: açık bildirme)
duruşma sonunda yargıcın, karşıt yanlara yargıyı açık olarak ve yüzlerine karşı bildirmesi.
hukukta: aleni tefhim.
ing.: pronouncement.
hukukta: aleni tefhim.
ing.: pronouncement.
291. onun adı, zatı yüzünden sevgilidir. bunun adının sevilmemesi, âfetleri yüzünden, nifakla sıfatlanmış olan zatından dolayıdır.
292. mim, vav, mim ve nun harflerinde bir yücelik yoktur. mümin sözü ancak tarif içindir.
293. ona münafık dersen... o aşağılık ad, içini akrep gibi dağlar.
294. bu ad, cehennemden ayrılmış ve kopmuş değilse niçin cehennem tadı var?
295. o kötü adın çirkinliği harften değildir. o deniz suyunun acılığı “kab” dan değildir.
296. harf kabdır ondaki mâna su gibidir. mâna denizi de “ümm-ül-kitap” yanında bulunan, kendisinde olan zattır.
297. dünyada acı ve tatlı deniz var. aralarında bir perde var ki birbirine taşmaz karışmazlar.
298. fakat şu var ki bu iki denizin her ikisi de bir asıldan akar. bu ikisinden de geç, tâ... onun aslına kadar yürü!
299. kalp altınla halis altın ayarda belli olur. kalpla halisi, mehenge vurmadıkça tahminî olarak bilemezsin.
300. tanrı kimin ruhuna mehenk korsa ancak o kişi, yakini şüpheden ayırdedebilir.
devamı için:
(bkz: mesnevi 301 310)
292. mim, vav, mim ve nun harflerinde bir yücelik yoktur. mümin sözü ancak tarif içindir.
293. ona münafık dersen... o aşağılık ad, içini akrep gibi dağlar.
294. bu ad, cehennemden ayrılmış ve kopmuş değilse niçin cehennem tadı var?
295. o kötü adın çirkinliği harften değildir. o deniz suyunun acılığı “kab” dan değildir.
296. harf kabdır ondaki mâna su gibidir. mâna denizi de “ümm-ül-kitap” yanında bulunan, kendisinde olan zattır.
297. dünyada acı ve tatlı deniz var. aralarında bir perde var ki birbirine taşmaz karışmazlar.
298. fakat şu var ki bu iki denizin her ikisi de bir asıldan akar. bu ikisinden de geç, tâ... onun aslına kadar yürü!
299. kalp altınla halis altın ayarda belli olur. kalpla halisi, mehenge vurmadıkça tahminî olarak bilemezsin.
300. tanrı kimin ruhuna mehenk korsa ancak o kişi, yakini şüpheden ayırdedebilir.
devamı için:
(bkz: mesnevi 301 310)
281. kâfirler inatlaşmada maymun tabiatlıdırlar. tabiat, içte, gönülde bir âfettir.
282. insan ne yaparsa maymunda yapar; maymun her zaman insandan gördüğünü yapıp durur.
283. o, “bende onun gibi yaptım” sanır. o inatçı mahlûk aradaki farkı nereden bilecek?
284. bu emirden dolayı yapar, o, inat ve savaş için. inatçı kişilerin başlarına toprak saç!
285. o münafık; muvafıkla beraber, inat ve taklide uyup namaza durur; niyaz ve tazarru için değil.
286. müminler; namazda, oruçta, hacda, zekâtta münafıkla kazanıp kaybetmektedirler.
287. müminler için nihayet kazanç vardır, münafıka da ahirette mat olma.
288. ikisi de bir oyun başındaysa da birbirlerine nispetle aralarında ne kadar fark var; biri merv’li öbürü rey’li!
289. her biri, kendi makamına gider, her biri kendi adına uygun olarak yürür.
290. onu mümin diye çağırırlar, ruhu hoşlanır. münafık derlerse sertleşir, ateş kesilir.
devamı için:
(bkz: mesnevi 291 300)
282. insan ne yaparsa maymunda yapar; maymun her zaman insandan gördüğünü yapıp durur.
283. o, “bende onun gibi yaptım” sanır. o inatçı mahlûk aradaki farkı nereden bilecek?
284. bu emirden dolayı yapar, o, inat ve savaş için. inatçı kişilerin başlarına toprak saç!
285. o münafık; muvafıkla beraber, inat ve taklide uyup namaza durur; niyaz ve tazarru için değil.
286. müminler; namazda, oruçta, hacda, zekâtta münafıkla kazanıp kaybetmektedirler.
287. müminler için nihayet kazanç vardır, münafıka da ahirette mat olma.
288. ikisi de bir oyun başındaysa da birbirlerine nispetle aralarında ne kadar fark var; biri merv’li öbürü rey’li!
289. her biri, kendi makamına gider, her biri kendi adına uygun olarak yürür.
290. onu mümin diye çağırırlar, ruhu hoşlanır. münafık derlerse sertleşir, ateş kesilir.
devamı için:
(bkz: mesnevi 291 300)
271. böyle yüzbinlerce birbirine benzer şeyler var, aralarında bulunan yetmiş yıllık farkı sen gör!
272. bu, yer; ondan pislik çıkar... o, yer; kâmilen tanrı nuru olur.
273. bu, yer; ondan tamamı ile hasislik ve haset zuhur eder... o, yer; ondan tamamı ile tek tanrı’nın nuru husule gelir.
274. bu temiz yerdir, o çorak ve pis yer. bu temiz melektir o şeytan ve canavar!
275. her iki suretin birbirine benzemesi caizdir, acı su da, tatlı su da berraktır.
276. zevk sahibinden başka kim anlayabilir? onu bul! tatlı su ile acı suyun farkını işte o anlar.
277. (zevk sahibi olmayan) sihri, mucizeyle mukayese ederek her ikisinin de esası hiledir sanır.
278. mûsâ ile savaşan sihirbazlar, inatlarından ellerine onun asâsı gibi asâ aldılar.
279. bu asâ ile o asâ arasında çok fark var, bu işle o işin arasında pek büyük bir yol var.
280. bu işin ardında tanrı lâneti var, o işe karşılık da vade vefa olarak tanrı rahmeti var.
devamı için:
(bkz: mesnevi 281 290)
272. bu, yer; ondan pislik çıkar... o, yer; kâmilen tanrı nuru olur.
273. bu, yer; ondan tamamı ile hasislik ve haset zuhur eder... o, yer; ondan tamamı ile tek tanrı’nın nuru husule gelir.
274. bu temiz yerdir, o çorak ve pis yer. bu temiz melektir o şeytan ve canavar!
275. her iki suretin birbirine benzemesi caizdir, acı su da, tatlı su da berraktır.
276. zevk sahibinden başka kim anlayabilir? onu bul! tatlı su ile acı suyun farkını işte o anlar.
277. (zevk sahibi olmayan) sihri, mucizeyle mukayese ederek her ikisinin de esası hiledir sanır.
278. mûsâ ile savaşan sihirbazlar, inatlarından ellerine onun asâsı gibi asâ aldılar.
279. bu asâ ile o asâ arasında çok fark var, bu işle o işin arasında pek büyük bir yol var.
280. bu işin ardında tanrı lâneti var, o işe karşılık da vade vefa olarak tanrı rahmeti var.
devamı için:
(bkz: mesnevi 281 290)
261. “ey kel, neden kellere karıştın; yoksa sen de şişeden gülyağı mı döktün?! “
262. onun bu kıyasından halk gülmeye başladı. çünkü dudu, hırka sahibini kendisi gibi sanmıştı.
263. temiz kişilerin işini kendinden kıyas tutma, gerçi yazıda (aslan mânasına gelen) şîr, (süt manasına gelen) şîre benzer.
264. bütün âlem bu sebepten yol azıttılar. tanrı abdallarından az kişi agâh oldu.
265. peygamberlerle beraberlik iddia ettiler (biz de onlar gibiyiz dediler); velîleri de kendileri gibi sandılar.
266. dediler ki: “işte biz de insanız, onlar da insan. bizde uyumaya ve yemeğe bağlıyız, onlar da.
267. “onlar körlüklerinden aralarında uçsuz bucaksız bir fark olduğunu bilmediler.
268. her iki çeşit arı, bir yerden yedi. fakat bundan zehir hâsıl oldu, ondan bal.
269. her iki çeşit geyik otladı, su içti. birinden fışkı zuhur etti, öbüründen halis misk.
270. her iki kamış da bir sulaktan su içti. biri bomboş öbürü şekerle dopdolu.
devamı için:
(bkz: mesnevi 271 280)
262. onun bu kıyasından halk gülmeye başladı. çünkü dudu, hırka sahibini kendisi gibi sanmıştı.
263. temiz kişilerin işini kendinden kıyas tutma, gerçi yazıda (aslan mânasına gelen) şîr, (süt manasına gelen) şîre benzer.
264. bütün âlem bu sebepten yol azıttılar. tanrı abdallarından az kişi agâh oldu.
265. peygamberlerle beraberlik iddia ettiler (biz de onlar gibiyiz dediler); velîleri de kendileri gibi sandılar.
266. dediler ki: “işte biz de insanız, onlar da insan. bizde uyumaya ve yemeğe bağlıyız, onlar da.
267. “onlar körlüklerinden aralarında uçsuz bucaksız bir fark olduğunu bilmediler.
268. her iki çeşit arı, bir yerden yedi. fakat bundan zehir hâsıl oldu, ondan bal.
269. her iki çeşit geyik otladı, su içti. birinden fışkı zuhur etti, öbüründen halis misk.
270. her iki kamış da bir sulaktan su içti. biri bomboş öbürü şekerle dopdolu.
devamı için:
(bkz: mesnevi 271 280)
251. sahibi, evden çıkageldi. tacircesine huzuru kalple dükkâna geçti oturdu.
252. bir de baktı ki dükkan yağ içinde, elbisesi yağa bulaşmış. dudunun başına bir vurdu; dudunun dili tutuldu, başı kel oldu.
253. dudu, birkaç günceğiz sesini kesti, söylemedi. bakkal nedametten âh etmeye başladı.
254. sakalını yolmakta, eyvah, demekteydi; nimet güneşim bulut altına girdi.
255. o zaman keşke elim kırılsaydı; o güzel sözlünün başına nasıl oldu da vurdum?
256. kuşu, yine konuşsun diye yoksullara sadakalar vermekteydi.
257. üç gün, üç gece sonra şaşkın ve meyus, ümitsiz bir halde dükkânda otururken,
258. ve binlerce gussaya, gama eş olup; bu kuş acaba ne vakit konuşacak; diye düşünüp dururken,
259. ansızın tas ve leğen dibi gibi tüysüz kafası ile bir cevlaki geçiyordu.
260. dudu, hemencecik dile gelip akıllılar gibi dervişe bağırdı: ...
devamı için:
(bkz: mesnevi 261 270)
252. bir de baktı ki dükkan yağ içinde, elbisesi yağa bulaşmış. dudunun başına bir vurdu; dudunun dili tutuldu, başı kel oldu.
253. dudu, birkaç günceğiz sesini kesti, söylemedi. bakkal nedametten âh etmeye başladı.
254. sakalını yolmakta, eyvah, demekteydi; nimet güneşim bulut altına girdi.
255. o zaman keşke elim kırılsaydı; o güzel sözlünün başına nasıl oldu da vurdum?
256. kuşu, yine konuşsun diye yoksullara sadakalar vermekteydi.
257. üç gün, üç gece sonra şaşkın ve meyus, ümitsiz bir halde dükkânda otururken,
258. ve binlerce gussaya, gama eş olup; bu kuş acaba ne vakit konuşacak; diye düşünüp dururken,
259. ansızın tas ve leğen dibi gibi tüysüz kafası ile bir cevlaki geçiyordu.
260. dudu, hemencecik dile gelip akıllılar gibi dervişe bağırdı: ...
devamı için:
(bkz: mesnevi 261 270)
241. o padişahtı, hem de çok uyanık bir padişah. has bir zattı, hem de tanrı hası.
242. bir kişiyi böyle bir padişah öldürürse onu, iyi bir bahta eriştirir,en iyi bir makama çeker, yüceltir.
243. eğer onu kahretmede yine onun için bir fayda görmeseydi; o mutlak lûtuf, nasıl olur da kahretmeyi isterdi?
244. çocuk hacamatçının neşterinden titrer durur, esirgeyen ana ise onun gamından sevinçlidir.
245. yarı can alır, yüz can bağışlar. senin vehmine gelmeyen o şey yok mu? onu verir.
246. sen kendince aklından bir kıyas yapmaktasın ama çok, pek çok uzaklara düşmüssün; iyice bak!
(bakkal ve dudunun hikâyesi, dudunun dükkândaki gülyağlarını dökmesi)
247. bir bakkal vardı, onun bir de dudusu vardı. yeşil, güzel sesli ve söyler duduydu.
248. dükkânda dükkân bekçiliği yapar; bütün alışveriş edenlere hoş nükteler söyler, lâtifeler ederdi.
249. insanlara hitap ederken insan gibi konuşurdu, dudu gibi ötmede de mahareti vardı.
*efendisi, bir gün evine gitmişti. dudu, dükkânı gözetliyordu.
*ansızın fare tutmak için bir kedi, dükkâna sıçradı. duducağız can korkusundan,
250. dükkânın baş köşesinden atıldı, bir tarafa kaçtı; gülyağı şişesini de döktü
devamı için:
(bkz: mesnevi 251 260)
242. bir kişiyi böyle bir padişah öldürürse onu, iyi bir bahta eriştirir,en iyi bir makama çeker, yüceltir.
243. eğer onu kahretmede yine onun için bir fayda görmeseydi; o mutlak lûtuf, nasıl olur da kahretmeyi isterdi?
244. çocuk hacamatçının neşterinden titrer durur, esirgeyen ana ise onun gamından sevinçlidir.
245. yarı can alır, yüz can bağışlar. senin vehmine gelmeyen o şey yok mu? onu verir.
246. sen kendince aklından bir kıyas yapmaktasın ama çok, pek çok uzaklara düşmüssün; iyice bak!
(bakkal ve dudunun hikâyesi, dudunun dükkândaki gülyağlarını dökmesi)
247. bir bakkal vardı, onun bir de dudusu vardı. yeşil, güzel sesli ve söyler duduydu.
248. dükkânda dükkân bekçiliği yapar; bütün alışveriş edenlere hoş nükteler söyler, lâtifeler ederdi.
249. insanlara hitap ederken insan gibi konuşurdu, dudu gibi ötmede de mahareti vardı.
*efendisi, bir gün evine gitmişti. dudu, dükkânı gözetliyordu.
*ansızın fare tutmak için bir kedi, dükkâna sıçradı. duducağız can korkusundan,
250. dükkânın baş köşesinden atıldı, bir tarafa kaçtı; gülyağı şişesini de döktü
devamı için:
(bkz: mesnevi 251 260)
231. sen onun hakkında kötü ve pis iş işledi deyip fena bir zanda bulundun. su süzülüp durulunca, berrak bir hale gelince bu berraklıkta bulanıklık ve tortu kalır mı, süzülüş suda tortu bırakır mı?
232. bu riyazatlar, bu cefa çekmeler, ocağın posayı gümüşten çıkarması içindir.
233. iyinin, kötünün imtihanı, altının kaynayıp tortusunun üste çıkması içindir.
234. eğer işi tanrı ilhamı olmasaydı o, yırtıcı bir köpek olurdu, padişah olmazdı.
235. şehvetten de tertemizdi, hırstan da, nefis isteğinden de. güzel bir iş yaptı, fakat zâhiren kötü görünüyordu.
236. hızır, denizde gemiyi deldiyse de onun bu delişinde yüzlerce sağlamlık var.
237. o kadar nur ve hünerle beraber mûsâ’nın vehmi, ondan mahçuptu; artık sen kanatsız uçmaya kalkışma!
238. o, kırmızı güldür, sen ona kan deme. o, akıl sarhoşudur, sen ona deli adı takma!
239. onun muradı müslüman kanı dökmek olsaydı kâfirim, onun adını ağzıma alırsam!
240. arş kötü kişinin öğülmesinden titrer; suçlardan ve şüpheli şeylerden korunan kişi de kötü methedilince, metheden kişi hakkında fena bir zanna düşer.
devamı için:
(bkz: mesnevi 241 250)
232. bu riyazatlar, bu cefa çekmeler, ocağın posayı gümüşten çıkarması içindir.
233. iyinin, kötünün imtihanı, altının kaynayıp tortusunun üste çıkması içindir.
234. eğer işi tanrı ilhamı olmasaydı o, yırtıcı bir köpek olurdu, padişah olmazdı.
235. şehvetten de tertemizdi, hırstan da, nefis isteğinden de. güzel bir iş yaptı, fakat zâhiren kötü görünüyordu.
236. hızır, denizde gemiyi deldiyse de onun bu delişinde yüzlerce sağlamlık var.
237. o kadar nur ve hünerle beraber mûsâ’nın vehmi, ondan mahçuptu; artık sen kanatsız uçmaya kalkışma!
238. o, kırmızı güldür, sen ona kan deme. o, akıl sarhoşudur, sen ona deli adı takma!
239. onun muradı müslüman kanı dökmek olsaydı kâfirim, onun adını ağzıma alırsam!
240. arş kötü kişinin öğülmesinden titrer; suçlardan ve şüpheli şeylerden korunan kişi de kötü methedilince, metheden kişi hakkında fena bir zanna düşer.
devamı için:
(bkz: mesnevi 241 250)
221. sen “bize o padişahın huzuruna varmaya izin yoktur” deme. kerim olan kişilere, hiçbir iş güç değildir.
(kuyumcuyu öldürme ve zehirlemenin tanrı emriyle olup padişahın isteğiyle olmadığı)
222. o adamın, hekimin eliyle öldürülmesi, ne ümit içindi ne korkudan dolayı.
223. tanrının emri ve ilhamı gelmedikçe hekim, onu padişahın hatırı için öldürmedi.
224. hızır’ın o çocuğun boğazını kesmesindeki sırrı halkın avam kısmı anlayamaz.
225. tanrı tarafından vahiy ve cevaba nail olan kişi her ne buyurursa o buyruk, doğrunun ta kendisidir.
226. can bağışlayan kişi öldürse de caizdir. o, nâibdir eli tanrı elidir.
227. ismail gibi onun önüne baş koy. kılıcının önünde sevinerek, gülerek can ver.
228. ki ahmed’in pâk canı, ahad’la nasıl ebediyse senin canın da ebede kadar sevinçli ve gülümser bir halde kalsın.
229. âşıklar, ferah kadehini, güzellerin elleri ile öldürdükleri vakit içerler.
230. padişah o kanı şehvet uğruna dökmedi. suizanda bulunma, münakaşayı bırak!
devamı için:
(bkz: mesnevi 231 240)
(kuyumcuyu öldürme ve zehirlemenin tanrı emriyle olup padişahın isteğiyle olmadığı)
222. o adamın, hekimin eliyle öldürülmesi, ne ümit içindi ne korkudan dolayı.
223. tanrının emri ve ilhamı gelmedikçe hekim, onu padişahın hatırı için öldürmedi.
224. hızır’ın o çocuğun boğazını kesmesindeki sırrı halkın avam kısmı anlayamaz.
225. tanrı tarafından vahiy ve cevaba nail olan kişi her ne buyurursa o buyruk, doğrunun ta kendisidir.
226. can bağışlayan kişi öldürse de caizdir. o, nâibdir eli tanrı elidir.
227. ismail gibi onun önüne baş koy. kılıcının önünde sevinerek, gülerek can ver.
228. ki ahmed’in pâk canı, ahad’la nasıl ebediyse senin canın da ebede kadar sevinçli ve gülümser bir halde kalsın.
229. âşıklar, ferah kadehini, güzellerin elleri ile öldürdükleri vakit içerler.
230. padişah o kanı şehvet uğruna dökmedi. suizanda bulunma, münakaşayı bırak!
devamı için:
(bkz: mesnevi 231 240)
211. ah, ben o filim ki dişimi elde etmek için filci benim kanımı döktü.
212. beni, benden aşağı birisi için öldüren, kanımı döken; bilmiyor ki benim kanım uyumaz!
213. bugün bana ise yarın onadır. böyle benim gibi bir adamın kanı nasıl zayi olur?
214. duvar gerçi (günün ilk kısmında yere) uzun bir gölge düşürür; fakat o gölge, gölgeyi meydana getirene avdet eder.
215. bu cihan dağdır, bizim yaptıklarımız ses. seslerin aksi yine bizim semtimize gelir” dedi.
216. kuyumcu, bu sözleri söyledi ve hemen toprak altına gitti. o cariyecik de aşktan ve hastalıktan arındı, tertemiz oldu.
217. çünkü ölülerin aşkı ebedî değildir, çünkü ölü, tekrar bize gelmez.
218. diri aşk, ruhta ve gözdedir. her anda goncadan daha taze olur durur.
219. o dirinin aşkını seç ki bakidir ve canına can katan şaraptan sana sakilik eder.
220. o‘nun aşkını seç ki bütün peygamberler, onun aşkıyla kuvvet ve kudret buldular, iş güç sahibi oldular.
devamı için:
(bkz: mesnevi 221 230)
212. beni, benden aşağı birisi için öldüren, kanımı döken; bilmiyor ki benim kanım uyumaz!
213. bugün bana ise yarın onadır. böyle benim gibi bir adamın kanı nasıl zayi olur?
214. duvar gerçi (günün ilk kısmında yere) uzun bir gölge düşürür; fakat o gölge, gölgeyi meydana getirene avdet eder.
215. bu cihan dağdır, bizim yaptıklarımız ses. seslerin aksi yine bizim semtimize gelir” dedi.
216. kuyumcu, bu sözleri söyledi ve hemen toprak altına gitti. o cariyecik de aşktan ve hastalıktan arındı, tertemiz oldu.
217. çünkü ölülerin aşkı ebedî değildir, çünkü ölü, tekrar bize gelmez.
218. diri aşk, ruhta ve gözdedir. her anda goncadan daha taze olur durur.
219. o dirinin aşkını seç ki bakidir ve canına can katan şaraptan sana sakilik eder.
220. o‘nun aşkını seç ki bütün peygamberler, onun aşkıyla kuvvet ve kudret buldular, iş güç sahibi oldular.
devamı için:
(bkz: mesnevi 221 230)
vanın hoşap ilçesinde, hoşap çayı üzerinde, sulama ve elektrik enerjisi üretimi amacıyla 1980-1988 yılları arasında inşa edilmiş bir barajdır.
toprak velkkkkoo kaya gövde dolgu tipi olan barajın gövde hacmi 2.100.000 m3, akarsu yatağından yüksekliği 80,00 m, normal su kotunda göl hacmi 104,00 hm3, normal su kotunda göl alanı 5,16 km2dir. baraj 11.300 hektarlık bir alana sulama hizmeti vermekte, 5 mw güç kapasiteli hes (hidroelektrik santralı) yılda 13 gwh elektrik enerjisi üretimi sağlamaktadır.
toprak velkkkkoo kaya gövde dolgu tipi olan barajın gövde hacmi 2.100.000 m3, akarsu yatağından yüksekliği 80,00 m, normal su kotunda göl hacmi 104,00 hm3, normal su kotunda göl alanı 5,16 km2dir. baraj 11.300 hektarlık bir alana sulama hizmeti vermekte, 5 mw güç kapasiteli hes (hidroelektrik santralı) yılda 13 gwh elektrik enerjisi üretimi sağlamaktadır.
mimar sinanda modern dans okumakta. ayrıca inanılmaz derecede iyi blues vokalidir.
gaziantep ağzında: olsa olsa, olsun olsun.
bolu, düzce ağızlarında: sac üzerinde pişirilen ekmeği çevirmeye yarayan kürek biçiminde tahta araç.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?