aski icin dostunu satan kisilerden duyulmasi kuvvetle muhtemel laf. temennimiz arkadasimin askisin isimli parcayi dinleyip hatadan donmeleridir tabi.
dinledikce yahu bu kadin acaip guzel muzik yapiyordu nerelere kayboldu, ne oldu dedirten bir niran unsal parcasi. sozleri seda akaya muzigi niran unsala aittir.
kar ayaza kesiyor icim usur
vur yuregi zalimce aska dusur
mesk nerede sevdigim gozum soyle
az gelir az yasamak bana boyle
yar yureginin deli bekcisiyim
sevdanin kapinda nobetteyim
kar beyazi dusuyor siyah saca
yar adini koyuver olum kaca
bir iptir bedeli cek deme sakin
an gelir odenir
her saat sesinde gitmelerin korkusu
her gunun sonunda birikir yoklugunun tortusu
dilinden dusmuyor kolaysa gelde al
icimden sokup askini
cektiysen kahrimi helal et hakkini
zorlu sevdam hoscakal
(bkz: niran unsal)
kar ayaza kesiyor icim usur
vur yuregi zalimce aska dusur
mesk nerede sevdigim gozum soyle
az gelir az yasamak bana boyle
yar yureginin deli bekcisiyim
sevdanin kapinda nobetteyim
kar beyazi dusuyor siyah saca
yar adini koyuver olum kaca
bir iptir bedeli cek deme sakin
an gelir odenir
her saat sesinde gitmelerin korkusu
her gunun sonunda birikir yoklugunun tortusu
dilinden dusmuyor kolaysa gelde al
icimden sokup askini
cektiysen kahrimi helal et hakkini
zorlu sevdam hoscakal
(bkz: niran unsal)
asil adi helal et olan niran unsal parcasi.
(bkz: helal et)
(bkz: helal et)
$ebnem ferahin super otesi sarkisi, cok dogru soyler. yasanmisliklari unutmadan efendi gibi ayrilmak gerekir. zira ayrilmanin da bir onuru vardir.
supermarketlerde, buyuk alisveris merkezlerinde rastlayabilecegimiz hesap odenen kisiler. genellikle disi, guzel bayanlardan secilir, tek ornek giydirilir, kasanin basina oturtulurlar. ne kadar sabirli olduklarini dusunduren bir meslege sahip kisilerdir bunlar, aksama kadar bir sandalye uzerine kicini kirip oturup dit dit dit sesleri esliginde calismak pek zevkli olmasa gerek. lakin:
(bkz: ekmek parasi)
(bkz: ekmek parasi)
yazar kasa anahtarini z konumuna getirip 4 kez 0, 2 kez nakit tusuna basmaniz suretiyle cikiveren gunluk kazanc raporu. bundan sonra yapilmasi gereken ise once 1, sonra ksyr tusuna basmaktir.
(bkz: memleketimi seviyorum)
(bkz: ellerinize ve yalana dair)
bir nazim hikmet ran siiri, kendisi vatan haini(!) ilan edilmistir ama sever memleketini, oyle garip bir durum iste:
memleketimi seviyorum :
cinarlarinda kolan vurdum, hapisanelerinde yattim.
hicbir sey gidermez ic sikintimi
memleketimin sarkilari ve tutunu gibi.
memleketim :
bedreddin, sinan, yunus emre ve sakarya,
kursun kubbeler ve fabrika bacalari
benim o kendi kendinden bile gizleyerek
sarkik biyiklari altindan gulen halkimin eseridir.
memleketim.
memleketim ne kadar genis :
dolasmakla bitmez, tukenmez gibi geliyor insana.
edirne, izmir, ulukisla, maras, trabzon, erzurum.
erzurum yaylasini yalniz turkulerinden taniyorum
ve guneye
pamuk isleyenlere gitmek icin
toroslardan bir kerre olsun gecemedim diye
utaniyorum.
memleketim :
develer, tren, ford arabalari ve hasta esekler,
kavak
sogut
ve kirmizi toprak.
memleketim.
cam ormanlarini, en tatli sulari ve dag basi gollerini seven
alabalik
ve onun yarim kilolugu
pulsuz, gumus derisinde kiziltilarla
bolunun abant golunde yuzer.
memleketim :
ankara ovasinda keciler :
kumral, ipekli, uzun kurklerin pirildamasi.
yagli, agir findigi giresunun.
al yanakli mis gibi kokan amasya elmasi,
zeytin
incir
kavun
ve renk renk
salkim salkim uzumler
ve sonra karasaban
ve sonra kara sigir
ve sonra : ileri, guzel, iyi
her seyi
hayran bir cocuk sevinciyle kabule hazir
caliskan, namuslu, yigit insanlarim
yari ac, yari tok
yari esir...
(bkz: nazim hikmet ran)
memleketimi seviyorum :
cinarlarinda kolan vurdum, hapisanelerinde yattim.
hicbir sey gidermez ic sikintimi
memleketimin sarkilari ve tutunu gibi.
memleketim :
bedreddin, sinan, yunus emre ve sakarya,
kursun kubbeler ve fabrika bacalari
benim o kendi kendinden bile gizleyerek
sarkik biyiklari altindan gulen halkimin eseridir.
memleketim.
memleketim ne kadar genis :
dolasmakla bitmez, tukenmez gibi geliyor insana.
edirne, izmir, ulukisla, maras, trabzon, erzurum.
erzurum yaylasini yalniz turkulerinden taniyorum
ve guneye
pamuk isleyenlere gitmek icin
toroslardan bir kerre olsun gecemedim diye
utaniyorum.
memleketim :
develer, tren, ford arabalari ve hasta esekler,
kavak
sogut
ve kirmizi toprak.
memleketim.
cam ormanlarini, en tatli sulari ve dag basi gollerini seven
alabalik
ve onun yarim kilolugu
pulsuz, gumus derisinde kiziltilarla
bolunun abant golunde yuzer.
memleketim :
ankara ovasinda keciler :
kumral, ipekli, uzun kurklerin pirildamasi.
yagli, agir findigi giresunun.
al yanakli mis gibi kokan amasya elmasi,
zeytin
incir
kavun
ve renk renk
salkim salkim uzumler
ve sonra karasaban
ve sonra kara sigir
ve sonra : ileri, guzel, iyi
her seyi
hayran bir cocuk sevinciyle kabule hazir
caliskan, namuslu, yigit insanlarim
yari ac, yari tok
yari esir...
(bkz: nazim hikmet ran)
diger butun siirleri gibi guzel olan bir nazim hikmet ran siiri:
butun taslar gibi vekarli,
hapiste soylenen butun turkuler gibi kederli,
butun yuk hayvanlari gibi battal, agir
ve ac cocuklarin dargin yuzlerine benziyen elleriniz.
arilar gibi hunerli, hafif,
sutlu memeler gibi yuklu,
tabiat gibi cesur
ve dost yumusakliklarini hasin derilerinin altinda gizliyen elleriniz.
bu dunya okuzun boynuzunda degil,
bu dunya ellerinizin ustunde duruyor.
ve insanlar, ah, benim insanlarim,
yalanla besliyorlar sizi,
halbuki acsiniz,
etle, ekmekle beslenmege muhtacsiniz.
ve beyaz bir sofrada bir kere bile yemek yemeden doyasiya,
gocup gidersiniz bu her dali yemis dolu dunyadan.
insanlar, ah, benim insanlarim,
hele asyadakiler, afrikadakiler,
yakin dogu, orta dogu, pasifik adalari
ve benim memleketlilerim,
yani butun insanlarin yuzde yetmisinden cogu,
elleriniz gibi ihtiyar ve dalginsiniz,
elleriniz gibi merakli, hayran ve gencsiniz.
insanlarim, ah, benim insanlarim,
avrupalim, amerikalim benim,
uyanik, atak ve unutkansin ellerin gibi,
ellerin gibi tez kandirilir,
kolay atlatilirsin...
insanlarim, ah, benim insanlarim,
antenler yalan soyluyorsa,
yalan soyluyorsa rotatifler,
kitaplar yalan soyluyorsa,
duvarda afis, sutunda ilan yalan soyluyorsa,
beyaz perdede yalan soyluyorsa ciplak baldirlari kizlarin,
dua yalan soyluyorsa,
ninni yalan soyluyorsa,
ruya yalan soyluyorsa,
meyhanede keman calan yalan soyluyorsa,
yalan soyluyorsa umutsuz gunlerin gecelerinde ayisigi,
soz yalan soyluyorsa,
renk yalan soyluyorsa,
ses yalan soyluyorsa,
ellerinizden gecinen
ve ellerinizden baska her sey
herkes yalan soyluyorsa,
elleriniz balcik gibi itaatli,
elleriniz karanlik gibi kor,
elleriniz coban kopekleri gibi aptal olsun,
elleriniz isyan etmesin diyedir.
ve zaten bu kadar az misafir kaldigimiz
bu olumlu, bu yasanasi dunyada
bu bezirgân saltanati, bu zulum bitmesin diyedir.
(bkz: nazim hikmet ran)
butun taslar gibi vekarli,
hapiste soylenen butun turkuler gibi kederli,
butun yuk hayvanlari gibi battal, agir
ve ac cocuklarin dargin yuzlerine benziyen elleriniz.
arilar gibi hunerli, hafif,
sutlu memeler gibi yuklu,
tabiat gibi cesur
ve dost yumusakliklarini hasin derilerinin altinda gizliyen elleriniz.
bu dunya okuzun boynuzunda degil,
bu dunya ellerinizin ustunde duruyor.
ve insanlar, ah, benim insanlarim,
yalanla besliyorlar sizi,
halbuki acsiniz,
etle, ekmekle beslenmege muhtacsiniz.
ve beyaz bir sofrada bir kere bile yemek yemeden doyasiya,
gocup gidersiniz bu her dali yemis dolu dunyadan.
insanlar, ah, benim insanlarim,
hele asyadakiler, afrikadakiler,
yakin dogu, orta dogu, pasifik adalari
ve benim memleketlilerim,
yani butun insanlarin yuzde yetmisinden cogu,
elleriniz gibi ihtiyar ve dalginsiniz,
elleriniz gibi merakli, hayran ve gencsiniz.
insanlarim, ah, benim insanlarim,
avrupalim, amerikalim benim,
uyanik, atak ve unutkansin ellerin gibi,
ellerin gibi tez kandirilir,
kolay atlatilirsin...
insanlarim, ah, benim insanlarim,
antenler yalan soyluyorsa,
yalan soyluyorsa rotatifler,
kitaplar yalan soyluyorsa,
duvarda afis, sutunda ilan yalan soyluyorsa,
beyaz perdede yalan soyluyorsa ciplak baldirlari kizlarin,
dua yalan soyluyorsa,
ninni yalan soyluyorsa,
ruya yalan soyluyorsa,
meyhanede keman calan yalan soyluyorsa,
yalan soyluyorsa umutsuz gunlerin gecelerinde ayisigi,
soz yalan soyluyorsa,
renk yalan soyluyorsa,
ses yalan soyluyorsa,
ellerinizden gecinen
ve ellerinizden baska her sey
herkes yalan soyluyorsa,
elleriniz balcik gibi itaatli,
elleriniz karanlik gibi kor,
elleriniz coban kopekleri gibi aptal olsun,
elleriniz isyan etmesin diyedir.
ve zaten bu kadar az misafir kaldigimiz
bu olumlu, bu yasanasi dunyada
bu bezirgân saltanati, bu zulum bitmesin diyedir.
(bkz: nazim hikmet ran)
kendilerine miras birakilacak soyadinin agirligiyla babalarinin sohretlerinin bedelini kucuk yasta odemek zorunda birakilan cocuklardi, ama artik gunumuzde tam tersi olmaya basladi belki de; babalar her an degisen yenilenen bir dunyanin pencesine takilan cocuklarin sorumlulugu altinda ezildi zaman zaman. iktidardaki babalar bunlara iyi birer ornektir zannimca, mesela zeynep ozal’in hatali yaptigi evlilik sonucu turgut ozal’in cektigi sikintilar. ya da fatih erbakanin ehliyetsiz araba kullanmasi sonucu trafikte yaptigi kazanin faturasinin necmettin erbakan’a kesilmesi gibi. ve belki daha acisiyla sonuclanan bir diger trafik kazasinda bir tsm sanatcisinin olumune sebep olan recep tayyip erdoganin oglu burak erdogan. ne denir ki sohret agir bi yuk olsa gerek.
insanin gonul sazinin bam teline dokunan bir ahmet kaya turkusu. baslangici da soyledir:
edirne kapisi zordur gecilmez
uzaktir memleket kolay gidilmez
dagda acan cicek sehirde buyumez
koyma beni buralarda gozunu seveyim
zincir vurma yuregime birak doneyim
edirne kapisi zordur gecilmez
uzaktir memleket kolay gidilmez
dagda acan cicek sehirde buyumez
koyma beni buralarda gozunu seveyim
zincir vurma yuregime birak doneyim
bbg evindeki hircin kiz. eger ki bir kadin naifliginden, inceliginden bu kadar yitirdiyse vardir bir sebebi. ya hayattan nasibini alamayip duz mantikla yasamaya karar verdi ya baska bir sey oldu, yoksa biliyoruz ki her kadin bir melektir. yarismadan elendikten sonra bir radyo kanalinda spikerlik yapti lakin tutunamadi zannimca. ama o sisman hatuna bacak kadar boyuyla kafa tutuyordu ya helal olsun.
(bkz: balon sohret)
(bkz: balon sohret)
bogazi agriyan kisinin sikca kurdugu anlatym bozuklugu içeren cumle. lakin bir tane bogazimiz var, bunu bir turlu ogrenemedik.
(bkz: bogazlarim agriyor)
(bkz: zugurt tesellisi)
kalemi kadar, sesi kadar yuregi de guzel olan okurken beni hem dusunmeye, hem huzunlere sevk eden kucuk adimlar atip buyuk golgeler birakan yazar. niye boyle adamlardan bu kadar az var diye her defasinda hayiflandirtan kisidir ayni zamanda.
(bkz: kirmizi bisiklet)
(bkz: 6666)
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?