confessions

goetica

- Yazar -

  1. toplam entry 15657
  2. takipçi 3
  3. puan 262698

zeynep hatun

goetica
divan şiirinin bilinen ilk kadın şairi. 15. yüzyılda yaşamış bir kadı kızı ve bir kadı eşi. çağdaşı olan mihri hatun ile aralarında latifeler ve karşılıklı şiir söyleşmeleri var. divanı, sultan mehmet adına düzenlendi. zeynep hatun, şiirlerinde, kadının isteklerini, açgözlülük olarak nitelendirir ve döneminin kadınının aşağılık konumundan sıyrılma isteğini anlatır. zeynep hatun, bir şair olarak kabul görebilmek için, arzularının “merdane” olmasını ister. tıpkı alçakgönüllü bir erkek gibi, bilge olmak isteğini vurgular. yumuşaklık, sevecenlik gibi kadına özgü bazı değerleri, zayıflık ve ruhsal eksiklik diye nitelendirir. aşık çelebi, “mesairus şuara” adlı kitapta, zeynep hatun’un yaşamının son döneminde şiiri bıraktığını, inzivaya çekildiğini anlatır.

leyla hanım

goetica
yârin âşıkları ile ülfeti pek güçtür güç
o peri vahşidir unsiyyeti pek güçtür güç

sakın aldanma gönül vâ’d-i visâl-i yâre
sonra derd ü elem ü mihneti pek güçtür güç

beni âfv eyle eğer meclise girdiyse rakip
çekemem doğrusu bu sıkleti pek güçtür güç

ders-i aşkı açalım dersini vaiz kapasın
zâhidin bârid olur sohbeti pek güçtür güç

sohbeti yâr ile de pekçe uzatma leylâ
o peri vahşidir ünsiyyeti pek güçtür güç

leyla hanım

goetica



sudur’dan moralı zâde hâmid efendi’nin kızı ve keçecizâde izzet molla’nın yeğeni. çocuk denecek yaşta babasını kaybetti, aynı dönemde evlendirildi, bir hafta içinde ayrıldı. dönemin ünlü şairleri ve dayısı olan keçecizade izzet molla’dan özel ders adı. saray kadınlarıyla yakın ilişkisi olduğu bilinen, iyi eğitimli ve çok kültürlü bir şair. hazır cevaplığı ve şakacılığı ile de tanınır. mevlevî tarikatına katıldı. mihrî hatun kadar olmasa da kadın duygularını dile getirmesi ve döneminin koşullarında bir kadın için serbest sayılabilecek söyleyişiyle dikkat çeker. edebî bir çevrede yaşadığı için verimli bir şair. şiir dili açık ve sade. bir divanı var. 1848’de yaşamını yitirdi. galata mevlevihanesi kabristanında toprağa verildi. pür âteşim açdırma sakın ağzımı zinhâr, mısrasıyla başlayan, zâlim beni söyletme derûnumda neler var, nakaratlı şarkısı çok ünlü.

şeref hanım

goetica
bir vech ile kabil değil icrayı teşekkür
şâdoldu şeref zar iki yüzden agâh
eüdi beni teltif reis oldu efendim
hem kıldı iki yüz kuruş ita bana her mah
...

keramet tâ ezelden dadı hakmış zatına bildim
benim keşfeyledin arzetmeden hali perişanım
ikişer yüz kuruş mahiye ihsan eyledin hakka
şeref bir akçeye şayan değilken ey keremkânım
...

kemalü ömrünü lûtfundan efzun eylesün mevlâ
cihan durdukça dur sadrında sen ey himmeti âli
şeref zatın maaş tahsisi ile şimdi sayende
değildi habbeye malik pür oldu ceybi amali
...

şeref hanım

goetica
dili şuride hayfa yâre, yâr ağyare maildir
bilinmez hikmeti bülbül güle, gül hare maildir

olursun pür gadab ben arzıhal etdikçe sen emma
cefakârım, mizacın çare ne ağyare maildir

şikâyet sanma rencü zahmi aşk eyler isem izhar
tabibe haste elbet derdini iş’are maildir

kaçınmaz şulei didarı yâre can atar daim
benim mürgi dilim pervane âsa nare maildir

ider tahsin nazmı dilküşasın eylesen tanzir
şeref tab’ı selisim böyle hoş küftare maildir

şeref hanım

goetica
dildeki dag-i füruzanım ile eğlenirim
geceler kendi çerağınım ile eğlenirim

ederim züver-i aguse-i hayalim yâri
daima hidmet-i mihmanım ile eğlenirim

söyletip çektiğini şuh-i cefakarından
sergüzeşt-i dil-i nalanım ile eğlenirim

komaz avare vü tenha beni manend-i safa
yine derd-ü gam-i cananım ile eğlenirim

dest-i ahım dokunup saz-i derunun teline
nağme-i nale vü efganım ile eğlenirim

söyleyip serd-i mihmetle nice taze gazal
şeref eş’ar-i perişanım ile eğlenirim

şeref hanım

goetica
kasîde-i bahâriyye der hakk-ı müşâriin-ileyh
- berây-ı âlî paşa -

açıl ey gonce-i zîbâ açıl fasl-ı bahar oldı
hezârın hasret-i dîdâr ile derdi hezâr oldı

donandı her taraf üşkûfe-i elvan ile yer yer
yine sun’-ı cenâb-ı kird-gârı aşikâr oldı

takarrub edicek teşrifi sultân-ı gülin nâ-gâh
dikildi tûğ-ı şâhî bağ u sahra kânı-kâr oldı

bahar erdûsını sünbül-teber tebşire geldikde
kurup çadır çiçekle muntazır her kûh-sâr oldı

bu eyyâm-ı ferah-zâye tahassür çekmeden fulya
sarardı sureta bir âşık-ı zar u nizâr oldı

meğer neşv ü nema bulmuş şarâb-ı erguvan ile
anın’çün çeşm-i dilber gibi nergis pür-humâr oldı

görüp zülf-i arûsın ziynet ü dârâtını bî-şekk
civan perçem başa çıktıkda gayet dil-figâr oldı

benefşe çıkdı her-câyî deyu ifrât-ı ye’sinden
olup sünbül perişan lâle yek-ser dâğ-dâr oldı

eder şeb-bû ile ay-çiçeği gece safa, mehtâb
görince fûl-ı bahrî yollar üzre hep nisâr oldı

düzüp zerrin kadehle bezmini çark-ı felek güya
çekildi bir kenâre cümleden sâhib-vakâr oldı

sarıldı nahl-ı leylâk üzre güya bir çiçekli şal
bakup serv u sünûber bîd-i reşkiyle çinâr oldı

şakâyıkda görince revnak ü rengi kemâlinde
hasedle zenbakın hep akl u fikri târ u mâr oldı

bilür erbabı kadrin bak alur göz ile haşhaşa
ki attâr-ı felekden ehl-i keyfe ber-güzâr oldı

karanfil yâsemen aşkile sîne çak çak etdi
ya her dem tazeye meyi etmede bî-ihtiyâr oldı.

ne kabil misk-i rûmî ıtr-ı şâhîyle ola hem-bû
girince araya şimşir bu da’vâ ber-karâr oldı

bütün ezhâre hâlât-ı hazânı etmeğe ifşa
gelüp kartopu güya tercemân-ı rûzigâr oldı

bahâriyye temam olduysa da ey hâme güya ol
gazel de söylemek şâirlere çünkim şiar oldı

yine ey gül-izâr-ı işve vakt-ı âh u zar oldı
bu da’vâya delîl ü şâhid istersen hezâr oldı

buyur geşt ü güzâr et cümle ezhârı çemen-zârın
kudûmın öpmeğe hep dîde dûz-ı intizâr oldı

görince bülbülün cûş u hürüsün fart-ı gayretle
benim de seyl-i eşkim ğıbta-bahş-ı cûy-bâr oldı

gelüp bâd-ı sabâ dedi şeref geç bu hevâlardan
bu nazmın gerçi evrâk-ı sipihre yadigâr oldı

ne sarf etdin bahara cevher-i güftârını ancak
sebeb-i asayiş dünyâya bir âlî-tebâr oldı

edersin medh ol zât-ı şerifi et ki âlemde
senası mahz-ı farz u her sağar ü her kibar oldı

bu vasfa hazret-i alî emîn paşa sezadır kim
duây-ı devleti vird-i zeban ü her diyar oldı

makâm-ı âliyi teşrif edel’den zât-ı ülyâsı
umûr-ı hâriciyye nâzırıyle pür-vakâr oldı

huzurunda şükûfe şîşesi olmak ümidiyle
ne rütbe şimdi çeşm-i bülbüle bak i’tibâr oldı

nesîm-i lutfı ğâlibdir bahara ehl-i hâcâtın
nihâl-i maksad u amali hep pür berg ü bâr oldı

nisâr olmakda gerçi cümleye nakd ü inâyâtın
senin hakkında ise şad hezâr u bî-şümâr oldı

düşüp ümmîd-i afv ile der-i ihsanına gönlüm
bilür cürm ü kusûrın pây-mâl-i i’tizâr oldı

kerem-kârâ şeref-sadrâ sipihr-i devlete bed-râ
eğerçi bunda ıtrâ’-ı makâla ibtidâr oldı

vesîle-cûy idim neşr etdim işte bu bahaneyle
bütün ezhâr bûy-i midhatinden hisse-dâr oldı

kıyâs olsa yanında bir içim su gibidir nîsân
ki cûd u şefkatin baranı bahr-ı bî-kenâr oldı

umûrında muvaffaksın o rütbe zanneder herkes
ya zât-ı hızr yâ tevfik-i bari müsteşar oldı

bekây-ı ömr ü ikbâlindir elbet matlabı halkın
vücûdın mutlaka dünyâya lutf-ı gird-gâr oldı.

penâh eden hücûm-ı ceyş-i gamdan olur asude
der-i devlet-meâbın bir hısâr-ı üstüvâr oldı

değil fahriyye yazmak gerçi haddim kendi hakkımda
bana zât-ı şerifin lîk mahz-ı iftihar oldı

ederken âh ü feryâd endelib efsâne dinlemez
şeref, başla du’âya gayrı vakt-ı ihtisar oldı.

akîb-i cemrede her sal meymûn fal dendikce
cihâna feyz-i nevrûzın yeter pertev-nisâr oldı

riyâz-ı ömr ü câhı haşre-dek her dem bahar olsun
denildikçe yine vakt-ı safay-ı gül-izâr oldı.

(mefaîlün mefaîlün mefaîlün mefâîlün)

şeref hanım

goetica
1809’da istanbul’da doğdu, 1861’de yaşamını yitirdi. yenikapı mevlevihanesi kabristanına defnedildiği sanılıyor. mehmed nebil bey’in kızı. şairi bol ve kültürlü bir ailenin mensubu. kadirî ve mevlevî tarikatlarına girdiği biliniyor. sıkıntılarla dolu bir yaşam sürdü. padişah ii. mahmud ve valide sultan’a yazdığı şiirlerinde bu sıkıntıları anlatır. geleneksel kalıplar içinde kalan şiirleri sadelikleri ve düzgün anlatımlarıyla dikkat çeker. ilk kez 1867’de matbaai âmirane’de basılmış bir divanı var.

adile sultan

goetica
aşkta kanun imiş âşıklara cevr eylemek
âşık oldur kim cefâ-yı yâre sabretmek gerek

aşk nâz ü şîve evvel gösterir âşıklara
âşık ol demde ona cânı fedâ etmek gerek

âşıkın ancak murâdı dostunun maksûdudur
çekse de bin derd ü mihnet hep sebât etmek gerek

arzû-yı dü-cihândan geçmedir aşka nişân
terk-i cân edip reh-i cânâna azm etmek gerek

âftâb-âsâ bilip her zerresin nûr-ı safâ
her belâ dosttan gelir kim merhabâ etmek gerek

havf-ı a’dâ eylemez olan müsellah aşk ile
yanmadan hakka erilmez pertev-i tevhîd gerek

nefsle cehd et tecellî eylesin aşk-ı hudâ
beyt-i kalbi âdile ma’mûr ü pâk etmek gerek

adile sultan

goetica
aşktır min-evvel ilâ âhir kevn ü mekân
aşktır gâhî dil ü cânda nihân gâhi ayân

aşktır eden cemâl-i pâk-i cânâna nazar
aşktır ol gonca gül rûyu için bülbül olan

aşktır dü-âlem içre cânı yâra vasl eden
aşktır dâim olan hem mahrem-i esrâr-ı cân

aşktır çün dilde misbah-ı tecellîyi yakan
aşktır bil "küntü kenz" birle miftâh-ı cinân

aşktır bî-kayd pervâz eyleyip sîmurg-veş
aşktır dost ellerini dâima seyrân eden

aşktır mir’ât-ı kalbi eyleyen sâf ü celî
aşktır dilde veren nûr-ı ziyâyı her zamân

aşktır kalbi kılan pür-nûr mihr-i mâh-veş
aşktır şem’-i cemâle karşı pervâne yanan

aşktır hem saykal-ı mir’at-ı esbâb-ı derûn
aşktır bir âteş-i cân-sûz ey dil sen de yan

aşktır beyt-i dili meyhâne-i irfân eden
aşktır leylâları mecnûn ü ser-gerdân eden

aşktır fehm ile iş’âr eyleyen derd-i dili
aşktır bak âdile çarhı eden keşf ü beyân

adile sultan

goetica
duymayın can ü gönül dostuma pinhan gideyim
akl ü can bana nedir bidil ü bican gideyim

cismde can gibidir gözde hayâli yârin
nice bir gurbet ü firkatle perişan gideyim

korı canımda da âşk odını yaktı alevi
yanmak âşk ile beşaret bana üryan gideyim

iderim kat’ı taalluk çü bu can ü tenden
o güle bülbül-i can itmede efgan gideyim

adile kâ’be-i kulın ideyim şöyle tavaf
arz ide ruyını dildarıma mihman gideyim

adile sultan

goetica
1825’te istanbul’da doğdu, 1898’de yaşamını yitirdi. sultan ii. mahmut ile eşlerinden zernigar sultan’ın kızı, sultan abdülmecit’in kız kardeşi. sarayda özel eğitim gördü. kaptan-ı derya ve sonradan sadrazam olan mehmet ali paşa ile evlendi. önce üç çocuğunu, sonra kocasını ve ardından da genç kızı hayriye sultan’ı kaybedince acıya boğuldu. nakşîbendi tarikatına girdi. şiirleri 1996’da "adile sultan dîvânı" adıyla yayınlandı. şiirleri genellikle çocukları, eşi ve kızı hayriye sultan’ın ölümlerinden duyduğu derin üzüntüyü yansıtan manzumelerden oluşur. çağdaşı olan leylâ ve fıtnat hanımlardan daha az başarılı bir şair sayılır. aruzun yanı sıra hece ölçüsüyle de şiirler yazdı. türbesi istanbul eyüp’te bostan iskelesi yakınında. istanbul’da pek çok hayır eseri bıraktı, ayrıca babası onun adına birçok eser yaptırdı. muhibbî (kanuni sultan süleyman) divanı’nın basılmasını sağladı

feride hanım

goetica
âşık isen salika âyine-i didare bak
masıvanın zulmetinden kurtulub envare bak

dürri pendin guşuna menguş idersen ey gönül
..... den dembedem keşf olunan esrare bak

masıvanın kesretinden fariğ ol itme nizâ
hazreti şeyhin tutub destin heman bu kâre bak

na’rei sırrı ....dan haberdar olmağa
âşk yolunda terki can etmiş olan berdare bak

talibi âşkı hakikat buldu encamı necat
ey feride sen heman ihlâs ile ezkâre bak

feride hanım

goetica
ah kim çıkdı elimden koynumun zer saati
hasretile kalmamışdır gönlümün hiç rahatı

yâdigar-ı yâr idi doğru gider gamhar idi
yirmibeş yıldan beru itmiş idim ünsiyeti

zer gibi zerd ola ruyi hem ayarı nakş ola
mekr ile biganeler ger eyledise sirkati

yelkavan veş ruzü şeb zevki içün çeksin taab
soksun akrebler vücudın göre rencü mihneti

kıldı rekkası felek çerh gibi sergerdan beni
nice dolaplar ile virdi bana çok zahmeti

yetdürür zinciri zülfü yâr ile bend olması
kayd olup derdü game çekmekden ise firkati

ben feride veş gamü mihnetle ferdim dehrde
geçmedi alâmsız biçarenin bir saati

(kocasının ölümü üzerine yazdığı gazel)

feride hanım

goetica
1837’de kastamonu’da doğdu. kasmatonu ulemasından bahar zade hammami mehmet reşit efendi’nin kızı. ilk eğitimini medresi öğretmeni olan babasından aldı. arapça ve farsça öğrendi. güzel yazı’ya yani "hat"a merak saldı. bolulu izzet paşa’nın divan katipliğini yapan ali raif efendi ile evlendi. istanbul’a taşındılar. feride hanım 25 yaşında iken eşini kaybetti. istanbul’dan kastamonu’ya giderek yaşamını burada tamamladı. 1903’te öldü. şiirleri arasında epey yer tutan muhammediye’leri ile tanınır

sırrı hanım

goetica
mürği dil pervaze geldi lâneler ağlar bana
çıkdı zünnarım bu kez humhaneler ağlar bana

âşinalar tanı senk endaz olurlar her taraf
vâkıf olsa halime bigâneler ağlar bana

ketmi güc, izharı güc bir derde oldum mübtela
darusın bilmez tabib kâşaneler ağlar bana

kâsei mizabı sâkiden içüb mest olmuşum
halime agâh olan mestaneler ağlar bana

sırrî bir viranedir bir gence irdin misli yok
hasbihalim söylesem divaneler ağlar bana

sırrı hanım

goetica
şahbazı kuds olan mesture şeklin göstürür
mahremi sultan ekser dûr şeklin göstürür

saykal ol mir’atı kalbe masiva fikrin bırak
jenk olunca ayine meksur şeklin göstürür

şer çekerse tâ semaye suzi dilden dûdi âh
mahitab olur felekde nur şeklin göstürür

dehri duni bisebate dil viren divaneye
mesti bibaki elest mahmur şeklin göstürür

ayni ibretle alan her bir varakdan bir sebak
nevbehar eyyamıdır zünbur şeklin göstürür

tâ ezelden sırrî hakikatden dili, agâh olan
başü can terkin kılub mansur şeklin göstürür

sırrı hanım

goetica
1814’te diyarbakır’da dünyaya geldi, 1877’de öldü. edirnekapı otakcılar mahallesi’nde kadiri dergahı kabristanına defnedildi. asıl adı rahile. diyarbakır hanedanı’ndan ahmed bey’in kızı. kültürlü bir ailede büyüdü. divan kültürüyle yetişti. tahir zade bekir ağa ile ilk evliliğini yaptı. bir süre bağdat’ta yaşadı. daha sonra istanbul’a geldi. yusuf kâmil paşa konağının şiir-edebiyat sohbetlerine katıldı, paşanın eşi prenses zeynep ile dost oldu. kâmil paşa ile evlendiği söylentisi de var. kızının ölümü üzerine yazdığı içli bir mersiye ile tanınır. bir divan oluşturacak kadar şiiri var.
560 /

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol