divan şiirinin bilinen ilk kadın şairi. 15. yüzyılda yaşamış bir kadı kızı ve bir kadı eşi. çağdaşı olan mihri hatun ile aralarında latifeler ve karşılıklı şiir söyleşmeleri var. divanı, sultan mehmet adına düzenlendi. zeynep hatun, şiirlerinde, kadının isteklerini, açgözlülük olarak nitelendirir ve döneminin kadınının aşağılık konumundan sıyrılma isteğini anlatır. zeynep hatun, bir şair olarak kabul görebilmek için, arzularının “merdane” olmasını ister. tıpkı alçakgönüllü bir erkek gibi, bilge olmak isteğini vurgular. yumuşaklık, sevecenlik gibi kadına özgü bazı değerleri, zayıflık ve ruhsal eksiklik diye nitelendirir. aşık çelebi, “mesairus şuara” adlı kitapta, zeynep hatun’un yaşamının son döneminde şiiri bıraktığını, inzivaya çekildiğini anlatır.
yârin âşıkları ile ülfeti pek güçtür güç
o peri vahşidir unsiyyeti pek güçtür güç
sakın aldanma gönül vâd-i visâl-i yâre
sonra derd ü elem ü mihneti pek güçtür güç
beni âfv eyle eğer meclise girdiyse rakip
çekemem doğrusu bu sıkleti pek güçtür güç
ders-i aşkı açalım dersini vaiz kapasın
zâhidin bârid olur sohbeti pek güçtür güç
sohbeti yâr ile de pekçe uzatma leylâ
o peri vahşidir ünsiyyeti pek güçtür güç
o peri vahşidir unsiyyeti pek güçtür güç
sakın aldanma gönül vâd-i visâl-i yâre
sonra derd ü elem ü mihneti pek güçtür güç
beni âfv eyle eğer meclise girdiyse rakip
çekemem doğrusu bu sıkleti pek güçtür güç
ders-i aşkı açalım dersini vaiz kapasın
zâhidin bârid olur sohbeti pek güçtür güç
sohbeti yâr ile de pekçe uzatma leylâ
o peri vahşidir ünsiyyeti pek güçtür güç
sudurdan moralı zâde hâmid efendinin kızı ve keçecizâde izzet molla’nın yeğeni. çocuk denecek yaşta babasını kaybetti, aynı dönemde evlendirildi, bir hafta içinde ayrıldı. dönemin ünlü şairleri ve dayısı olan keçecizade izzet molladan özel ders adı. saray kadınlarıyla yakın ilişkisi olduğu bilinen, iyi eğitimli ve çok kültürlü bir şair. hazır cevaplığı ve şakacılığı ile de tanınır. mevlevî tarikatına katıldı. mihrî hatun kadar olmasa da kadın duygularını dile getirmesi ve döneminin koşullarında bir kadın için serbest sayılabilecek söyleyişiyle dikkat çeker. edebî bir çevrede yaşadığı için verimli bir şair. şiir dili açık ve sade. bir divanı var. 1848de yaşamını yitirdi. galata mevlevihanesi kabristanında toprağa verildi. pür âteşim açdırma sakın ağzımı zinhâr, mısrasıyla başlayan, zâlim beni söyletme derûnumda neler var, nakaratlı şarkısı çok ünlü.
bir vech ile kabil değil icrayı teşekkür
şâdoldu şeref zar iki yüzden agâh
eüdi beni teltif reis oldu efendim
hem kıldı iki yüz kuruş ita bana her mah
...
keramet tâ ezelden dadı hakmış zatına bildim
benim keşfeyledin arzetmeden hali perişanım
ikişer yüz kuruş mahiye ihsan eyledin hakka
şeref bir akçeye şayan değilken ey keremkânım
...
kemalü ömrünü lûtfundan efzun eylesün mevlâ
cihan durdukça dur sadrında sen ey himmeti âli
şeref zatın maaş tahsisi ile şimdi sayende
değildi habbeye malik pür oldu ceybi amali
...
şâdoldu şeref zar iki yüzden agâh
eüdi beni teltif reis oldu efendim
hem kıldı iki yüz kuruş ita bana her mah
...
keramet tâ ezelden dadı hakmış zatına bildim
benim keşfeyledin arzetmeden hali perişanım
ikişer yüz kuruş mahiye ihsan eyledin hakka
şeref bir akçeye şayan değilken ey keremkânım
...
kemalü ömrünü lûtfundan efzun eylesün mevlâ
cihan durdukça dur sadrında sen ey himmeti âli
şeref zatın maaş tahsisi ile şimdi sayende
değildi habbeye malik pür oldu ceybi amali
...
dili şuride hayfa yâre, yâr ağyare maildir
bilinmez hikmeti bülbül güle, gül hare maildir
olursun pür gadab ben arzıhal etdikçe sen emma
cefakârım, mizacın çare ne ağyare maildir
şikâyet sanma rencü zahmi aşk eyler isem izhar
tabibe haste elbet derdini işare maildir
kaçınmaz şulei didarı yâre can atar daim
benim mürgi dilim pervane âsa nare maildir
ider tahsin nazmı dilküşasın eylesen tanzir
şeref tabı selisim böyle hoş küftare maildir
bilinmez hikmeti bülbül güle, gül hare maildir
olursun pür gadab ben arzıhal etdikçe sen emma
cefakârım, mizacın çare ne ağyare maildir
şikâyet sanma rencü zahmi aşk eyler isem izhar
tabibe haste elbet derdini işare maildir
kaçınmaz şulei didarı yâre can atar daim
benim mürgi dilim pervane âsa nare maildir
ider tahsin nazmı dilküşasın eylesen tanzir
şeref tabı selisim böyle hoş küftare maildir
dildeki dag-i füruzanım ile eğlenirim
geceler kendi çerağınım ile eğlenirim
ederim züver-i aguse-i hayalim yâri
daima hidmet-i mihmanım ile eğlenirim
söyletip çektiğini şuh-i cefakarından
sergüzeşt-i dil-i nalanım ile eğlenirim
komaz avare vü tenha beni manend-i safa
yine derd-ü gam-i cananım ile eğlenirim
dest-i ahım dokunup saz-i derunun teline
nağme-i nale vü efganım ile eğlenirim
söyleyip serd-i mihmetle nice taze gazal
şeref eşar-i perişanım ile eğlenirim
geceler kendi çerağınım ile eğlenirim
ederim züver-i aguse-i hayalim yâri
daima hidmet-i mihmanım ile eğlenirim
söyletip çektiğini şuh-i cefakarından
sergüzeşt-i dil-i nalanım ile eğlenirim
komaz avare vü tenha beni manend-i safa
yine derd-ü gam-i cananım ile eğlenirim
dest-i ahım dokunup saz-i derunun teline
nağme-i nale vü efganım ile eğlenirim
söyleyip serd-i mihmetle nice taze gazal
şeref eşar-i perişanım ile eğlenirim
kasîde-i bahâriyye der hakk-ı müşâriin-ileyh
- berây-ı âlî paşa -
açıl ey gonce-i zîbâ açıl fasl-ı bahar oldı
hezârın hasret-i dîdâr ile derdi hezâr oldı
donandı her taraf üşkûfe-i elvan ile yer yer
yine sun-ı cenâb-ı kird-gârı aşikâr oldı
takarrub edicek teşrifi sultân-ı gülin nâ-gâh
dikildi tûğ-ı şâhî bağ u sahra kânı-kâr oldı
bahar erdûsını sünbül-teber tebşire geldikde
kurup çadır çiçekle muntazır her kûh-sâr oldı
bu eyyâm-ı ferah-zâye tahassür çekmeden fulya
sarardı sureta bir âşık-ı zar u nizâr oldı
meğer neşv ü nema bulmuş şarâb-ı erguvan ile
anınçün çeşm-i dilber gibi nergis pür-humâr oldı
görüp zülf-i arûsın ziynet ü dârâtını bî-şekk
civan perçem başa çıktıkda gayet dil-figâr oldı
benefşe çıkdı her-câyî deyu ifrât-ı yesinden
olup sünbül perişan lâle yek-ser dâğ-dâr oldı
eder şeb-bû ile ay-çiçeği gece safa, mehtâb
görince fûl-ı bahrî yollar üzre hep nisâr oldı
düzüp zerrin kadehle bezmini çark-ı felek güya
çekildi bir kenâre cümleden sâhib-vakâr oldı
sarıldı nahl-ı leylâk üzre güya bir çiçekli şal
bakup serv u sünûber bîd-i reşkiyle çinâr oldı
şakâyıkda görince revnak ü rengi kemâlinde
hasedle zenbakın hep akl u fikri târ u mâr oldı
bilür erbabı kadrin bak alur göz ile haşhaşa
ki attâr-ı felekden ehl-i keyfe ber-güzâr oldı
karanfil yâsemen aşkile sîne çak çak etdi
ya her dem tazeye meyi etmede bî-ihtiyâr oldı.
ne kabil misk-i rûmî ıtr-ı şâhîyle ola hem-bû
girince araya şimşir bu davâ ber-karâr oldı
bütün ezhâre hâlât-ı hazânı etmeğe ifşa
gelüp kartopu güya tercemân-ı rûzigâr oldı
bahâriyye temam olduysa da ey hâme güya ol
gazel de söylemek şâirlere çünkim şiar oldı
yine ey gül-izâr-ı işve vakt-ı âh u zar oldı
bu davâya delîl ü şâhid istersen hezâr oldı
buyur geşt ü güzâr et cümle ezhârı çemen-zârın
kudûmın öpmeğe hep dîde dûz-ı intizâr oldı
görince bülbülün cûş u hürüsün fart-ı gayretle
benim de seyl-i eşkim ğıbta-bahş-ı cûy-bâr oldı
gelüp bâd-ı sabâ dedi şeref geç bu hevâlardan
bu nazmın gerçi evrâk-ı sipihre yadigâr oldı
ne sarf etdin bahara cevher-i güftârını ancak
sebeb-i asayiş dünyâya bir âlî-tebâr oldı
edersin medh ol zât-ı şerifi et ki âlemde
senası mahz-ı farz u her sağar ü her kibar oldı
bu vasfa hazret-i alî emîn paşa sezadır kim
duây-ı devleti vird-i zeban ü her diyar oldı
makâm-ı âliyi teşrif edelden zât-ı ülyâsı
umûr-ı hâriciyye nâzırıyle pür-vakâr oldı
huzurunda şükûfe şîşesi olmak ümidiyle
ne rütbe şimdi çeşm-i bülbüle bak itibâr oldı
nesîm-i lutfı ğâlibdir bahara ehl-i hâcâtın
nihâl-i maksad u amali hep pür berg ü bâr oldı
nisâr olmakda gerçi cümleye nakd ü inâyâtın
senin hakkında ise şad hezâr u bî-şümâr oldı
düşüp ümmîd-i afv ile der-i ihsanına gönlüm
bilür cürm ü kusûrın pây-mâl-i itizâr oldı
kerem-kârâ şeref-sadrâ sipihr-i devlete bed-râ
eğerçi bunda ıtrâ-ı makâla ibtidâr oldı
vesîle-cûy idim neşr etdim işte bu bahaneyle
bütün ezhâr bûy-i midhatinden hisse-dâr oldı
kıyâs olsa yanında bir içim su gibidir nîsân
ki cûd u şefkatin baranı bahr-ı bî-kenâr oldı
umûrında muvaffaksın o rütbe zanneder herkes
ya zât-ı hızr yâ tevfik-i bari müsteşar oldı
bekây-ı ömr ü ikbâlindir elbet matlabı halkın
vücûdın mutlaka dünyâya lutf-ı gird-gâr oldı.
penâh eden hücûm-ı ceyş-i gamdan olur asude
der-i devlet-meâbın bir hısâr-ı üstüvâr oldı
değil fahriyye yazmak gerçi haddim kendi hakkımda
bana zât-ı şerifin lîk mahz-ı iftihar oldı
ederken âh ü feryâd endelib efsâne dinlemez
şeref, başla duâya gayrı vakt-ı ihtisar oldı.
akîb-i cemrede her sal meymûn fal dendikce
cihâna feyz-i nevrûzın yeter pertev-nisâr oldı
riyâz-ı ömr ü câhı haşre-dek her dem bahar olsun
denildikçe yine vakt-ı safay-ı gül-izâr oldı.
(mefaîlün mefaîlün mefaîlün mefâîlün)
- berây-ı âlî paşa -
açıl ey gonce-i zîbâ açıl fasl-ı bahar oldı
hezârın hasret-i dîdâr ile derdi hezâr oldı
donandı her taraf üşkûfe-i elvan ile yer yer
yine sun-ı cenâb-ı kird-gârı aşikâr oldı
takarrub edicek teşrifi sultân-ı gülin nâ-gâh
dikildi tûğ-ı şâhî bağ u sahra kânı-kâr oldı
bahar erdûsını sünbül-teber tebşire geldikde
kurup çadır çiçekle muntazır her kûh-sâr oldı
bu eyyâm-ı ferah-zâye tahassür çekmeden fulya
sarardı sureta bir âşık-ı zar u nizâr oldı
meğer neşv ü nema bulmuş şarâb-ı erguvan ile
anınçün çeşm-i dilber gibi nergis pür-humâr oldı
görüp zülf-i arûsın ziynet ü dârâtını bî-şekk
civan perçem başa çıktıkda gayet dil-figâr oldı
benefşe çıkdı her-câyî deyu ifrât-ı yesinden
olup sünbül perişan lâle yek-ser dâğ-dâr oldı
eder şeb-bû ile ay-çiçeği gece safa, mehtâb
görince fûl-ı bahrî yollar üzre hep nisâr oldı
düzüp zerrin kadehle bezmini çark-ı felek güya
çekildi bir kenâre cümleden sâhib-vakâr oldı
sarıldı nahl-ı leylâk üzre güya bir çiçekli şal
bakup serv u sünûber bîd-i reşkiyle çinâr oldı
şakâyıkda görince revnak ü rengi kemâlinde
hasedle zenbakın hep akl u fikri târ u mâr oldı
bilür erbabı kadrin bak alur göz ile haşhaşa
ki attâr-ı felekden ehl-i keyfe ber-güzâr oldı
karanfil yâsemen aşkile sîne çak çak etdi
ya her dem tazeye meyi etmede bî-ihtiyâr oldı.
ne kabil misk-i rûmî ıtr-ı şâhîyle ola hem-bû
girince araya şimşir bu davâ ber-karâr oldı
bütün ezhâre hâlât-ı hazânı etmeğe ifşa
gelüp kartopu güya tercemân-ı rûzigâr oldı
bahâriyye temam olduysa da ey hâme güya ol
gazel de söylemek şâirlere çünkim şiar oldı
yine ey gül-izâr-ı işve vakt-ı âh u zar oldı
bu davâya delîl ü şâhid istersen hezâr oldı
buyur geşt ü güzâr et cümle ezhârı çemen-zârın
kudûmın öpmeğe hep dîde dûz-ı intizâr oldı
görince bülbülün cûş u hürüsün fart-ı gayretle
benim de seyl-i eşkim ğıbta-bahş-ı cûy-bâr oldı
gelüp bâd-ı sabâ dedi şeref geç bu hevâlardan
bu nazmın gerçi evrâk-ı sipihre yadigâr oldı
ne sarf etdin bahara cevher-i güftârını ancak
sebeb-i asayiş dünyâya bir âlî-tebâr oldı
edersin medh ol zât-ı şerifi et ki âlemde
senası mahz-ı farz u her sağar ü her kibar oldı
bu vasfa hazret-i alî emîn paşa sezadır kim
duây-ı devleti vird-i zeban ü her diyar oldı
makâm-ı âliyi teşrif edelden zât-ı ülyâsı
umûr-ı hâriciyye nâzırıyle pür-vakâr oldı
huzurunda şükûfe şîşesi olmak ümidiyle
ne rütbe şimdi çeşm-i bülbüle bak itibâr oldı
nesîm-i lutfı ğâlibdir bahara ehl-i hâcâtın
nihâl-i maksad u amali hep pür berg ü bâr oldı
nisâr olmakda gerçi cümleye nakd ü inâyâtın
senin hakkında ise şad hezâr u bî-şümâr oldı
düşüp ümmîd-i afv ile der-i ihsanına gönlüm
bilür cürm ü kusûrın pây-mâl-i itizâr oldı
kerem-kârâ şeref-sadrâ sipihr-i devlete bed-râ
eğerçi bunda ıtrâ-ı makâla ibtidâr oldı
vesîle-cûy idim neşr etdim işte bu bahaneyle
bütün ezhâr bûy-i midhatinden hisse-dâr oldı
kıyâs olsa yanında bir içim su gibidir nîsân
ki cûd u şefkatin baranı bahr-ı bî-kenâr oldı
umûrında muvaffaksın o rütbe zanneder herkes
ya zât-ı hızr yâ tevfik-i bari müsteşar oldı
bekây-ı ömr ü ikbâlindir elbet matlabı halkın
vücûdın mutlaka dünyâya lutf-ı gird-gâr oldı.
penâh eden hücûm-ı ceyş-i gamdan olur asude
der-i devlet-meâbın bir hısâr-ı üstüvâr oldı
değil fahriyye yazmak gerçi haddim kendi hakkımda
bana zât-ı şerifin lîk mahz-ı iftihar oldı
ederken âh ü feryâd endelib efsâne dinlemez
şeref, başla duâya gayrı vakt-ı ihtisar oldı.
akîb-i cemrede her sal meymûn fal dendikce
cihâna feyz-i nevrûzın yeter pertev-nisâr oldı
riyâz-ı ömr ü câhı haşre-dek her dem bahar olsun
denildikçe yine vakt-ı safay-ı gül-izâr oldı.
(mefaîlün mefaîlün mefaîlün mefâîlün)
1809da istanbulda doğdu, 1861de yaşamını yitirdi. yenikapı mevlevihanesi kabristanına defnedildiği sanılıyor. mehmed nebil beyin kızı. şairi bol ve kültürlü bir ailenin mensubu. kadirî ve mevlevî tarikatlarına girdiği biliniyor. sıkıntılarla dolu bir yaşam sürdü. padişah ii. mahmud ve valide sultan’a yazdığı şiirlerinde bu sıkıntıları anlatır. geleneksel kalıplar içinde kalan şiirleri sadelikleri ve düzgün anlatımlarıyla dikkat çeker. ilk kez 1867de matbaai âmiranede basılmış bir divanı var.
aşkta kanun imiş âşıklara cevr eylemek
âşık oldur kim cefâ-yı yâre sabretmek gerek
aşk nâz ü şîve evvel gösterir âşıklara
âşık ol demde ona cânı fedâ etmek gerek
âşıkın ancak murâdı dostunun maksûdudur
çekse de bin derd ü mihnet hep sebât etmek gerek
arzû-yı dü-cihândan geçmedir aşka nişân
terk-i cân edip reh-i cânâna azm etmek gerek
âftâb-âsâ bilip her zerresin nûr-ı safâ
her belâ dosttan gelir kim merhabâ etmek gerek
havf-ı adâ eylemez olan müsellah aşk ile
yanmadan hakka erilmez pertev-i tevhîd gerek
nefsle cehd et tecellî eylesin aşk-ı hudâ
beyt-i kalbi âdile mamûr ü pâk etmek gerek
âşık oldur kim cefâ-yı yâre sabretmek gerek
aşk nâz ü şîve evvel gösterir âşıklara
âşık ol demde ona cânı fedâ etmek gerek
âşıkın ancak murâdı dostunun maksûdudur
çekse de bin derd ü mihnet hep sebât etmek gerek
arzû-yı dü-cihândan geçmedir aşka nişân
terk-i cân edip reh-i cânâna azm etmek gerek
âftâb-âsâ bilip her zerresin nûr-ı safâ
her belâ dosttan gelir kim merhabâ etmek gerek
havf-ı adâ eylemez olan müsellah aşk ile
yanmadan hakka erilmez pertev-i tevhîd gerek
nefsle cehd et tecellî eylesin aşk-ı hudâ
beyt-i kalbi âdile mamûr ü pâk etmek gerek
aşktır min-evvel ilâ âhir kevn ü mekân
aşktır gâhî dil ü cânda nihân gâhi ayân
aşktır eden cemâl-i pâk-i cânâna nazar
aşktır ol gonca gül rûyu için bülbül olan
aşktır dü-âlem içre cânı yâra vasl eden
aşktır dâim olan hem mahrem-i esrâr-ı cân
aşktır çün dilde misbah-ı tecellîyi yakan
aşktır bil "küntü kenz" birle miftâh-ı cinân
aşktır bî-kayd pervâz eyleyip sîmurg-veş
aşktır dost ellerini dâima seyrân eden
aşktır mirât-ı kalbi eyleyen sâf ü celî
aşktır dilde veren nûr-ı ziyâyı her zamân
aşktır kalbi kılan pür-nûr mihr-i mâh-veş
aşktır şem-i cemâle karşı pervâne yanan
aşktır hem saykal-ı mirat-ı esbâb-ı derûn
aşktır bir âteş-i cân-sûz ey dil sen de yan
aşktır beyt-i dili meyhâne-i irfân eden
aşktır leylâları mecnûn ü ser-gerdân eden
aşktır fehm ile işâr eyleyen derd-i dili
aşktır bak âdile çarhı eden keşf ü beyân
aşktır gâhî dil ü cânda nihân gâhi ayân
aşktır eden cemâl-i pâk-i cânâna nazar
aşktır ol gonca gül rûyu için bülbül olan
aşktır dü-âlem içre cânı yâra vasl eden
aşktır dâim olan hem mahrem-i esrâr-ı cân
aşktır çün dilde misbah-ı tecellîyi yakan
aşktır bil "küntü kenz" birle miftâh-ı cinân
aşktır bî-kayd pervâz eyleyip sîmurg-veş
aşktır dost ellerini dâima seyrân eden
aşktır mirât-ı kalbi eyleyen sâf ü celî
aşktır dilde veren nûr-ı ziyâyı her zamân
aşktır kalbi kılan pür-nûr mihr-i mâh-veş
aşktır şem-i cemâle karşı pervâne yanan
aşktır hem saykal-ı mirat-ı esbâb-ı derûn
aşktır bir âteş-i cân-sûz ey dil sen de yan
aşktır beyt-i dili meyhâne-i irfân eden
aşktır leylâları mecnûn ü ser-gerdân eden
aşktır fehm ile işâr eyleyen derd-i dili
aşktır bak âdile çarhı eden keşf ü beyân
duymayın can ü gönül dostuma pinhan gideyim
akl ü can bana nedir bidil ü bican gideyim
cismde can gibidir gözde hayâli yârin
nice bir gurbet ü firkatle perişan gideyim
korı canımda da âşk odını yaktı alevi
yanmak âşk ile beşaret bana üryan gideyim
iderim katı taalluk çü bu can ü tenden
o güle bülbül-i can itmede efgan gideyim
adile kâbe-i kulın ideyim şöyle tavaf
arz ide ruyını dildarıma mihman gideyim
akl ü can bana nedir bidil ü bican gideyim
cismde can gibidir gözde hayâli yârin
nice bir gurbet ü firkatle perişan gideyim
korı canımda da âşk odını yaktı alevi
yanmak âşk ile beşaret bana üryan gideyim
iderim katı taalluk çü bu can ü tenden
o güle bülbül-i can itmede efgan gideyim
adile kâbe-i kulın ideyim şöyle tavaf
arz ide ruyını dildarıma mihman gideyim
1825te istanbulda doğdu, 1898de yaşamını yitirdi. sultan ii. mahmut ile eşlerinden zernigar sultanın kızı, sultan abdülmecitin kız kardeşi. sarayda özel eğitim gördü. kaptan-ı derya ve sonradan sadrazam olan mehmet ali paşa ile evlendi. önce üç çocuğunu, sonra kocasını ve ardından da genç kızı hayriye sultanı kaybedince acıya boğuldu. nakşîbendi tarikatına girdi. şiirleri 1996da "adile sultan dîvânı" adıyla yayınlandı. şiirleri genellikle çocukları, eşi ve kızı hayriye sultanın ölümlerinden duyduğu derin üzüntüyü yansıtan manzumelerden oluşur. çağdaşı olan leylâ ve fıtnat hanımlardan daha az başarılı bir şair sayılır. aruzun yanı sıra hece ölçüsüyle de şiirler yazdı. türbesi istanbul eyüpte bostan iskelesi yakınında. istanbulda pek çok hayır eseri bıraktı, ayrıca babası onun adına birçok eser yaptırdı. muhibbî (kanuni sultan süleyman) divanı’nın basılmasını sağladı
âşık isen salika âyine-i didare bak
masıvanın zulmetinden kurtulub envare bak
dürri pendin guşuna menguş idersen ey gönül
..... den dembedem keşf olunan esrare bak
masıvanın kesretinden fariğ ol itme nizâ
hazreti şeyhin tutub destin heman bu kâre bak
narei sırrı ....dan haberdar olmağa
âşk yolunda terki can etmiş olan berdare bak
talibi âşkı hakikat buldu encamı necat
ey feride sen heman ihlâs ile ezkâre bak
masıvanın zulmetinden kurtulub envare bak
dürri pendin guşuna menguş idersen ey gönül
..... den dembedem keşf olunan esrare bak
masıvanın kesretinden fariğ ol itme nizâ
hazreti şeyhin tutub destin heman bu kâre bak
narei sırrı ....dan haberdar olmağa
âşk yolunda terki can etmiş olan berdare bak
talibi âşkı hakikat buldu encamı necat
ey feride sen heman ihlâs ile ezkâre bak
ah kim çıkdı elimden koynumun zer saati
hasretile kalmamışdır gönlümün hiç rahatı
yâdigar-ı yâr idi doğru gider gamhar idi
yirmibeş yıldan beru itmiş idim ünsiyeti
zer gibi zerd ola ruyi hem ayarı nakş ola
mekr ile biganeler ger eyledise sirkati
yelkavan veş ruzü şeb zevki içün çeksin taab
soksun akrebler vücudın göre rencü mihneti
kıldı rekkası felek çerh gibi sergerdan beni
nice dolaplar ile virdi bana çok zahmeti
yetdürür zinciri zülfü yâr ile bend olması
kayd olup derdü game çekmekden ise firkati
ben feride veş gamü mihnetle ferdim dehrde
geçmedi alâmsız biçarenin bir saati
(kocasının ölümü üzerine yazdığı gazel)
hasretile kalmamışdır gönlümün hiç rahatı
yâdigar-ı yâr idi doğru gider gamhar idi
yirmibeş yıldan beru itmiş idim ünsiyeti
zer gibi zerd ola ruyi hem ayarı nakş ola
mekr ile biganeler ger eyledise sirkati
yelkavan veş ruzü şeb zevki içün çeksin taab
soksun akrebler vücudın göre rencü mihneti
kıldı rekkası felek çerh gibi sergerdan beni
nice dolaplar ile virdi bana çok zahmeti
yetdürür zinciri zülfü yâr ile bend olması
kayd olup derdü game çekmekden ise firkati
ben feride veş gamü mihnetle ferdim dehrde
geçmedi alâmsız biçarenin bir saati
(kocasının ölümü üzerine yazdığı gazel)
duhterine böyle ider mi mâderi söyle bana
görmedim billâh cihanda böyle bir âzâr ana
görmedim billâh cihanda böyle bir âzâr ana
1837de kastamonuda doğdu. kasmatonu ulemasından bahar zade hammami mehmet reşit efendinin kızı. ilk eğitimini medresi öğretmeni olan babasından aldı. arapça ve farsça öğrendi. güzel yazıya yani "hat"a merak saldı. bolulu izzet paşanın divan katipliğini yapan ali raif efendi ile evlendi. istanbula taşındılar. feride hanım 25 yaşında iken eşini kaybetti. istanbuldan kastamonuya giderek yaşamını burada tamamladı. 1903te öldü. şiirleri arasında epey yer tutan muhammediyeleri ile tanınır
mürği dil pervaze geldi lâneler ağlar bana
çıkdı zünnarım bu kez humhaneler ağlar bana
âşinalar tanı senk endaz olurlar her taraf
vâkıf olsa halime bigâneler ağlar bana
ketmi güc, izharı güc bir derde oldum mübtela
darusın bilmez tabib kâşaneler ağlar bana
kâsei mizabı sâkiden içüb mest olmuşum
halime agâh olan mestaneler ağlar bana
sırrî bir viranedir bir gence irdin misli yok
hasbihalim söylesem divaneler ağlar bana
çıkdı zünnarım bu kez humhaneler ağlar bana
âşinalar tanı senk endaz olurlar her taraf
vâkıf olsa halime bigâneler ağlar bana
ketmi güc, izharı güc bir derde oldum mübtela
darusın bilmez tabib kâşaneler ağlar bana
kâsei mizabı sâkiden içüb mest olmuşum
halime agâh olan mestaneler ağlar bana
sırrî bir viranedir bir gence irdin misli yok
hasbihalim söylesem divaneler ağlar bana
şahbazı kuds olan mesture şeklin göstürür
mahremi sultan ekser dûr şeklin göstürür
saykal ol miratı kalbe masiva fikrin bırak
jenk olunca ayine meksur şeklin göstürür
şer çekerse tâ semaye suzi dilden dûdi âh
mahitab olur felekde nur şeklin göstürür
dehri duni bisebate dil viren divaneye
mesti bibaki elest mahmur şeklin göstürür
ayni ibretle alan her bir varakdan bir sebak
nevbehar eyyamıdır zünbur şeklin göstürür
tâ ezelden sırrî hakikatden dili, agâh olan
başü can terkin kılub mansur şeklin göstürür
mahremi sultan ekser dûr şeklin göstürür
saykal ol miratı kalbe masiva fikrin bırak
jenk olunca ayine meksur şeklin göstürür
şer çekerse tâ semaye suzi dilden dûdi âh
mahitab olur felekde nur şeklin göstürür
dehri duni bisebate dil viren divaneye
mesti bibaki elest mahmur şeklin göstürür
ayni ibretle alan her bir varakdan bir sebak
nevbehar eyyamıdır zünbur şeklin göstürür
tâ ezelden sırrî hakikatden dili, agâh olan
başü can terkin kılub mansur şeklin göstürür
1814te diyarbakırda dünyaya geldi, 1877de öldü. edirnekapı otakcılar mahallesinde kadiri dergahı kabristanına defnedildi. asıl adı rahile. diyarbakır hanedanından ahmed beyin kızı. kültürlü bir ailede büyüdü. divan kültürüyle yetişti. tahir zade bekir ağa ile ilk evliliğini yaptı. bir süre bağdat’ta yaşadı. daha sonra istanbul’a geldi. yusuf kâmil paşa konağının şiir-edebiyat sohbetlerine katıldı, paşanın eşi prenses zeynep ile dost oldu. kâmil paşa ile evlendiği söylentisi de var. kızının ölümü üzerine yazdığı içli bir mersiye ile tanınır. bir divan oluşturacak kadar şiiri var.
(bkz: mustezad)
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?