ihsan raifin bir $iiridir..
neden gülmesin gül gibi yüzler
niçin ağlasın o güzel gözler
niye sevgiye sevimsiz sözler
söylenir diye şaşar ağlarım
şu gördüğünüz rengarenk çiçek
sevdalı bülbül, arı, kelebek
yek diğerini bırakıp gidecek
vefasızlığa bakar ağlarım
solmasın dersin sümbülüm, gülüm
yâri elinden alacak ölüm
bütün dünyayı inletse ünüm
çaresizlikten coşar ağlarım
neşe gizlenir, çöker bir melâl
her vücud, her şey mahkum-ı zeval
son nefese kadar tükenmez cidal
tükenmez derdim sayar ağlarım
(bkz: sevgili kamere)
(bkz: çoban nine)
(bkz: su)
$ukufe nihal ba$arın bir $iiridir..
bu tarlada doğmuştu, burada büküldü beli;
hiç durmadan uludu bahtının kara yeli;
o, yerinde oyuldu bir çınar vakariyle...
er verdi, evlat verdi tükenmeyen cenklere;
hastalıkla, kıtlıkla kaç torun gömdü yere;
saçı bir örnek oldu dağların kariyle...
kimi vardır şu yurtta yetmiş yıllık ömrünün?
ardında sürünerek üç koyunluk sürünün
allahıyla baş başa kalmıştır çoban nine.
bir sır gibi derindir karanlık bakışları;
gönlünde birdir ömrün baharları, kışları;
çekmiş ummanlar gibi her derdi sinesine.
bu tarlada doğmuştu, burada büküldü beli;
hiç durmadan uludu bahtının kara yeli;
o, yerinde oyuldu bir çınar vakariyle...
er verdi, evlat verdi tükenmeyen cenklere;
hastalıkla, kıtlıkla kaç torun gömdü yere;
saçı bir örnek oldu dağların kariyle...
kimi vardır şu yurtta yetmiş yıllık ömrünün?
ardında sürünerek üç koyunluk sürünün
allahıyla baş başa kalmıştır çoban nine.
bir sır gibi derindir karanlık bakışları;
gönlünde birdir ömrün baharları, kışları;
çekmiş ummanlar gibi her derdi sinesine.
$ukufe nihal ba$arın bir $iiridir..
kalbinden kalbime akan bir sesdi
akşam gölgesinde çağlayan o su
sesini en tatlı yerinde kesdi
bizi sonsuzluğa bağlayan o su
o su, bir sır gibi mırıldanırdı
göğsünde bir sarı ay yıkanırdı
bizi leylâ ile mecnun sanırdı
gamlı yolumuzda ağlayan o su
sessiz ruhumuzu o bestelerdi
bize "unutalım dünyayı" derdi
bir aldı sonunda verdi bin derdi
bizi bizden fazla anlayan o su
şimdi ne akşam var, ne ses, ne dere
yolumuz ayrıldı başka ellere
benzetti bizi bir kırık mermere
ruha zehir gibi damlayan o su
kalbinden kalbime akan bir sesdi
akşam gölgesinde çağlayan o su
sesini en tatlı yerinde kesdi
bizi sonsuzluğa bağlayan o su
kalbinden kalbime akan bir sesdi
akşam gölgesinde çağlayan o su
sesini en tatlı yerinde kesdi
bizi sonsuzluğa bağlayan o su
o su, bir sır gibi mırıldanırdı
göğsünde bir sarı ay yıkanırdı
bizi leylâ ile mecnun sanırdı
gamlı yolumuzda ağlayan o su
sessiz ruhumuzu o bestelerdi
bize "unutalım dünyayı" derdi
bir aldı sonunda verdi bin derdi
bizi bizden fazla anlayan o su
şimdi ne akşam var, ne ses, ne dere
yolumuz ayrıldı başka ellere
benzetti bizi bir kırık mermere
ruha zehir gibi damlayan o su
kalbinden kalbime akan bir sesdi
akşam gölgesinde çağlayan o su
sesini en tatlı yerinde kesdi
bizi sonsuzluğa bağlayan o su
$ukufe nihal ba$arın bir $iiridir..
sana dikkatle baktığım o gece
sarışın bir likayı hicrandın
süzülürken semâların ince
tüllerinden elemli bir yadın
kaldı kalbimde sanki sen nakâm
bir kadından şifası pek mevhum
ruhı sâfında titreyen âlâm
anlaşılmaz müebbeden mektum
seneler geçti, ben de bir gün âh
sarışın ay, senin gibi soldum
ilkbaharımda bak harab oldum
iki hemşire hazanız biz
her gece birleşirse derdlerimiz
gömülür mü melâli ömri siyah
sana dikkatle baktığım o gece
sarışın bir likayı hicrandın
süzülürken semâların ince
tüllerinden elemli bir yadın
kaldı kalbimde sanki sen nakâm
bir kadından şifası pek mevhum
ruhı sâfında titreyen âlâm
anlaşılmaz müebbeden mektum
seneler geçti, ben de bir gün âh
sarışın ay, senin gibi soldum
ilkbaharımda bak harab oldum
iki hemşire hazanız biz
her gece birleşirse derdlerimiz
gömülür mü melâli ömri siyah
(bkz: duymayan kadına)
$ukufe nihal ba$arın bir $iiridir..
topla eteklerini yerlere sürünmesin
rüzgara cilvelenen tülleri görünmesin
köşede kar içinde can veren çocuklar var...
süzülerek çıkarken bir barın kapısından
haberin yok yurdumun eleminden, yasından
köşede kar içinde can veren çocuklar var...
yerlere pırıltılar aksederken dizinden
karlar göz göz olmuştur bir gözyaşı izinden
köşede kar içinde can veren çocuklar var...
tahammülüm yok artık çiçeklere, tüllere
yükselen gururunla indir başını yere
köşede kar içinde can veren çocuklar var...
topla eteklerini yerlere sürünmesin
rüzgara cilvelenen tülleri görünmesin
köşede kar içinde can veren çocuklar var...
süzülerek çıkarken bir barın kapısından
haberin yok yurdumun eleminden, yasından
köşede kar içinde can veren çocuklar var...
yerlere pırıltılar aksederken dizinden
karlar göz göz olmuştur bir gözyaşı izinden
köşede kar içinde can veren çocuklar var...
tahammülüm yok artık çiçeklere, tüllere
yükselen gururunla indir başını yere
köşede kar içinde can veren çocuklar var...
(bkz: hürriyet)
halide nusret zorlutunanın bir $iiridir..
bana bakın güzel kuşlar, özgür kuşlar!
nedir bu telaş, bu gürültü, bu şenlik?
insanlara nispet olsun diye mi?
biliyoruz dallar sizin
kervan geçmez yollar sizin
mesafeler, yakın gökler
hep sizin.
biz,
kara toprağa bağlıyız ayaklarımızla
ne çıkar, omuzda kanat olmasın kuzum, ne çıkar?
içimizde bir şeyler var kanatlı
içimizde gökler...
sizinkinden daha geniş, daha derin.
mesafelere gülüyor hayalimiz.
güzel kuşlar, aptal kuşlar
böbürlenmeyin bize.
içimizde kanat çırpıyor hürriyetlerin en güzeli, içimizde!
bana bakın güzel kuşlar, özgür kuşlar!
nedir bu telaş, bu gürültü, bu şenlik?
insanlara nispet olsun diye mi?
biliyoruz dallar sizin
kervan geçmez yollar sizin
mesafeler, yakın gökler
hep sizin.
biz,
kara toprağa bağlıyız ayaklarımızla
ne çıkar, omuzda kanat olmasın kuzum, ne çıkar?
içimizde bir şeyler var kanatlı
içimizde gökler...
sizinkinden daha geniş, daha derin.
mesafelere gülüyor hayalimiz.
güzel kuşlar, aptal kuşlar
böbürlenmeyin bize.
içimizde kanat çırpıyor hürriyetlerin en güzeli, içimizde!
(bkz: git bahar)
halide nusret zorlutunanın bir $iiridir..
çekil bu gölgeli yolda gezinme...
bahar, bakışların yine pek sarhoş.
yanılıp gönlüme misafir inme:
kapısı kilitli, mihrabı bomboş
mabettir orası, meyhane değil!
altınlı başında papatya niçin?
sarı saçlarına pembe gül takın!
git bahar, gönlümde ibadet için,
diz çöken kızları ürkütme sakın,
kalbime girme, o kâşâne değil!
ziyalar, kokular, renkler, çiçekler...
ömrünün her günü bir başka düğün,
bülbüller koynunda aşkı çiçekler
güller dökülürler göğsüne bütün!..
gerçekten güzelsin, efsane değil!
git bahar, git bahar, uzaklarda gül!
denize renginden bırak hediye
ufuklarda gezin, semaya süzül
sokulma kalbime peymane diye
gördüklerin kandil, peymane değil!
çekil bu gölgeli yolda gezinme...
bahar, bakışların yine pek sarhoş.
yanılıp gönlüme misafir inme:
kapısı kilitli, mihrabı bomboş
mabettir orası, meyhane değil!
altınlı başında papatya niçin?
sarı saçlarına pembe gül takın!
git bahar, gönlümde ibadet için,
diz çöken kızları ürkütme sakın,
kalbime girme, o kâşâne değil!
ziyalar, kokular, renkler, çiçekler...
ömrünün her günü bir başka düğün,
bülbüller koynunda aşkı çiçekler
güller dökülürler göğsüne bütün!..
gerçekten güzelsin, efsane değil!
git bahar, git bahar, uzaklarda gül!
denize renginden bırak hediye
ufuklarda gezin, semaya süzül
sokulma kalbime peymane diye
gördüklerin kandil, peymane değil!
(bkz: arz i hal)
halide nusret zorlutunanın bir $iiridir..
gecenin bir saatinde
eşiğine varan bendim
kuşlar yuvada, kurt inde
karanlığı yaran bendim
sabahları erken erken
yürek hasretle yanarken
firkatin bahçelerinden
vuslat gülü deren bendim
bendim semada dolanan
bendim oraya ney çalan
parmakların uçlarından
nuru alıp veren bendim
hayır! hiçbiri değildim
hepsi benim hayallerim...
dolaşarak iklim iklim
doğru yolu soran bendim
seni buldum şahım seni
tut elinden üftâdeni
koma karanlıkta beni
mevlana! aman efendim
gecenin bir saatinde
eşiğine varan bendim
kuşlar yuvada, kurt inde
karanlığı yaran bendim
sabahları erken erken
yürek hasretle yanarken
firkatin bahçelerinden
vuslat gülü deren bendim
bendim semada dolanan
bendim oraya ney çalan
parmakların uçlarından
nuru alıp veren bendim
hayır! hiçbiri değildim
hepsi benim hayallerim...
dolaşarak iklim iklim
doğru yolu soran bendim
seni buldum şahım seni
tut elinden üftâdeni
koma karanlıkta beni
mevlana! aman efendim
ben umardım ki seni yâr-ı vefâ-dâr olasın
ne bileydim ki seni böyle cefâ-kâr olasın
hele sen kaaide-î cevrde eksik komadın
dostluk hakkı ise ancağ ola var olasın
reh-i âşkında neler çektüğüm ey dost benim
bilesin bir gün ola aşka giriftâr olasın
sözüme uymadın ey asılası dil dilerim
ser-i zülfüne anın âhiri ber-dâr olasın
sen ki cân gül-şeninin bi gül-i nev-restesisin
ne revâdır bu ki her hâr ü hasa yâr olasın
beni âzâde iken aşka giriftâr itdin
göreyim sen de benim gibi giriftâr olasın
bed-duâ etmezem ammâ ki huda’dan dilerim
bir senin gibi cefâ-kâra hevâ-dâr olasın
şimdi bir hâldeyüz kim ilenen düşmanına
der ki mihrî gibi sen dahi siyeh-kâr olasın
ne bileydim ki seni böyle cefâ-kâr olasın
hele sen kaaide-î cevrde eksik komadın
dostluk hakkı ise ancağ ola var olasın
reh-i âşkında neler çektüğüm ey dost benim
bilesin bir gün ola aşka giriftâr olasın
sözüme uymadın ey asılası dil dilerim
ser-i zülfüne anın âhiri ber-dâr olasın
sen ki cân gül-şeninin bi gül-i nev-restesisin
ne revâdır bu ki her hâr ü hasa yâr olasın
beni âzâde iken aşka giriftâr itdin
göreyim sen de benim gibi giriftâr olasın
bed-duâ etmezem ammâ ki huda’dan dilerim
bir senin gibi cefâ-kâra hevâ-dâr olasın
şimdi bir hâldeyüz kim ilenen düşmanına
der ki mihrî gibi sen dahi siyeh-kâr olasın
1460 ya da 1461de amasyada doğdu ve 1506da yine burada öldü. asıl adı mihrünnisa ya da fahrünnisa. "mihrî" mahlasını kendisi de bir şair olan babası mehmet çelebi bin yahyadan (belâyî) aldı. hiç evlenmedi. sultan 2. bayezid ve oğlu şehzade ahmed’in amasya valiliği sırasında kentte toplanan bilgin ve sanatkarların meclislerine katıldı. mihrî hatun, zeynep hatunla birlikte adı bilinen ilk türk kadın şairlerinden. güzelliğiyle bölgede ün salan mihri hatun, sade bir dille yazdığı kaside ve gazelleriyle tanınır. diğer divan şairi kadınlardan aşkı çekinmeden kullanmasıyla ayrılır. şairi necati bey’i kendisine örnek aldığı, şiirlerini necati beye gönderip fikrini öğrenmeye çalıştığı iddiaları da var. söylentilere göre necati bey ile aralarında duygusal yakınlaşma vardı. ayrıca şiirlerinde, müyyedzâde abdurrahman çelebi ve sinan paşazâde iskender çelebi’ye duyduğu aşka dair ipuçlarına da rastlanır. mihri hanım divanı 1967de moskovada basıldı.
feramuş itti hayli dem beni yad itmeden kaldı
benim çok sevdigim mahzunu dilşad itmeden kaldı
nola tamirine kasd itmese şah-ı cihan banım
bilür kim hatır-ı viranım abad itmeden kaldı
kalupdur bahr-i gamda fülk-i dil yok sahil-i maksud
hayıflar rüzgarim bana imdad itmeden kaldı
düşelden ran-ı aşk-ı yare zar ü natüvandır dil
ser-i kuyinde halim yare feryad itmeden kaldı
niçün derpey olur ani ki hal-i kaysı bilmez mi
o biçare yetürdi kendin irşad itmeden kaldı
benim çok sevdigim mahzunu dilşad itmeden kaldı
nola tamirine kasd itmese şah-ı cihan banım
bilür kim hatır-ı viranım abad itmeden kaldı
kalupdur bahr-i gamda fülk-i dil yok sahil-i maksud
hayıflar rüzgarim bana imdad itmeden kaldı
düşelden ran-ı aşk-ı yare zar ü natüvandır dil
ser-i kuyinde halim yare feryad itmeden kaldı
niçün derpey olur ani ki hal-i kaysı bilmez mi
o biçare yetürdi kendin irşad itmeden kaldı
doğum tarihi bilinmiyor. 1710da yenişehir-fenerde yaşamını yitirdi. asıl ismi fatma. kültürlü bir ailenin kızı olarak istanbul’da doğdu. akıllı, bilgili ve eğitimli olan ani hatun, “hace-i zenan (kadınların hocası)” lâkabıyla anılmıştır. arapça öğrendi, doğu ve batı edebiyatlarıyla ilgili çalışmalar yaptı. bir divanı olduğu sanılıyor ama bulunamadı. usta bir hattat olarak da ün yaptı. bazı metinlerde hattatlığının şairliğinden bile üstün olduğu belirtilir.
keşfet nikabını yeri göğü münevver et
bu âlem anasırı firdevs-i enver et
depret lebini cüşe getir hacz-i kevseri
anber saçını çöz bu cinanı muattar et
hattın berat verdi saba yeline dedi
tez er hataya çini tamam et müseehhar et
yâra yolunda âşk ile derdinden ölenin
kim der sana ki hecr ile cânın mükedder et
zeynep çü dost zülfü gibi tarümarsın
divane olma şiirini divan ü defter et
zeyneb ko meyli zinet-i dunyaya zen gibi
merdane var sade-dil ol terk-i ziver it
bu âlem anasırı firdevs-i enver et
depret lebini cüşe getir hacz-i kevseri
anber saçını çöz bu cinanı muattar et
hattın berat verdi saba yeline dedi
tez er hataya çini tamam et müseehhar et
yâra yolunda âşk ile derdinden ölenin
kim der sana ki hecr ile cânın mükedder et
zeynep çü dost zülfü gibi tarümarsın
divane olma şiirini divan ü defter et
zeyneb ko meyli zinet-i dunyaya zen gibi
merdane var sade-dil ol terk-i ziver it
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?