confessions

goetica

- Yazar -

  1. toplam entry 15657
  2. takipçi 3
  3. puan 262701

yoo young chul

goetica
chul güney kore’nin gelmiş geçmiş en büyük seri katili unvanına sahip oldu eşi tarafından terk edilen güney koreli yoo, bir yıl içinde 23 kişiyi öldürdü. suç makinesinin hedefi nefret ettiği zenginler ve kadınlar. güney kore’nin başkenti seul, seri katil dehşetine tanıklık ediyor. cuma günü yakalanan 19 kişinin katili yoo young-chul’ın (34) hikâyesi, korku filmlerine bile taş çıkartıyor. bir yıl içinde onlarca kurbanını vahşice öldüren katil, geçen yıl eylülde hırsızlık ve tecavüz suçlamasıyla tutulduğu cezaevinden çıkmış, 13 gün sonra ilk cinayetini işlemiş.
cezaevinde yatarken eşi tarafından terk edilen güney koreli, kadınlardan nefret etmeye başlamış. yoo, yoksul bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiş. 14 yaşındayken babasını sara hastalığı yüzünden kaybeden yoo, başına gelen tüm olayların ’fakirlikten kaynaklandığı’ düşüncesine kapılmış. bu nedenle kurbanlarını nefret ettiği zenginler ve kadınlar arasından seçmiş. kendisi de sara hastası olan yoo, her zaman genç yaşta ölmekten korkmuş.
sinsa-dong bölgesinde yaşayan yaşlı bir çifti çekiçle vahşice katlettikten sonra soğukkanlılıkla 17 kişiyi daha öldüren yoo’nun tüm kurbanları seul’un zengin semtlerinden. geçen cuma günü polis tarafından yakalanıp, tutuklanan yoo young-chul, kurbanların büyük bölümünü 70 ila 80 yaşları arasındaki kadınlar arasından seçtiğini itiraf etti. soğukkanlı katil, öldürdüğü kişileri taşıyıp gömmesi daha kolay olacağı için küçük parçalara ayırdığını anlattı.11 yaşında bir oğlu bulunan yoo, ifadesinde eski karısını da öldürmeyi planladığını ancak çocuğunu düşündüğü için bunu yapamadığını da belirtti. araştırmalarda 19 kişiyi öldürdüğü belirlenen chul, sonradan yapılan araştırmalar sonucu 23 olduğunu netleşti

gilles de rais

goetica
gilles de rais,1404 yılında ingiltere’de ki machecoul şatosunda doğdu. ailesi, köklü ve soylu bir aileydi.9 yaşında babasını kaybeden gilles, dedesi jean de crao’nun yanına gönderildi. gilles kadınlardan uzak sırf erkeklerin yaşadığı bir ortamda büyütüldü. genç yaşta kuzeni roger de brigueville ile eşcinsel bir ilişkiye girdi. sonraki yaşamına egemen olacak sapkınlık ve sadizm yavaş yavaş ortaya çıkmaya başlamıştı.16 yaşında ingiltere’nin en zengin mirasçısı olan kuzeni catherine de thouars ile evlendi. fransa kralının oğlu ingiltere kralı 5.henry’e savaş açmıştı. büyükbabasının isteği üzerine 1426’da rais yedi arkadaşıyla prensin ordusuna katıldı. iki yıl savaşın en şiddetli safhalarında savaşan gilles yiğit bir asker ve yetenekli bir komutan olarak çevresine nam saldı.savaş raisin sadist yanını da gün ışığına çıkarttı. cesetleri görmek ve kan kokusunu içine çekmek onu mutlu ediyordu.
1432’de büyükbabası ölmüş ve mirasını ona bırakmıştı. gilles mal varlığının başına geçmek için doğduğu kente geri dönmüştü. savaştan yorulmuş, zayıf kralından sıkılmıştı.28 yaşında hayattan soğuyan gilles, çözümü zevki sefaya dalmakta bulmuştu.gilles sonu gelmeyen eğlenceler ve ters ilişkilerin yaşandığı âlemler düzenliyordu. şatoları onun doğal olmayan isteklerini karşılayan gençlerle dolup taşıyordu.aşırı harcamalar yüzünden baron mali sıkıntının içine düştü. aşırılıklarına devam edebilmek için şatolarını ipotek yaptırdı, topraklarının bazılarını sattı.çaresizlik içinde kalan gilles, kara büyüye geri döndü. ajanları tüm avrupa da taşı altına çeviren sözde filazof taşını bulmaya yardımcı olabilecek büyücüleri aradılar. sonunda 1435 yılında ölülerin vasıtasıyla ruhlarla temas eden büyücü prelati ve üç asistanı gilles’in şatosuna geldi. büyücü şeytanı dünyaya çağıracağına ve filazof taşının sırrını ondan öğreneceğine dair teminat verdi. geceler boyunca prelati bildiği tüm yolları simgeleri ve duaları denedi. ama hiçbir işe yaramadı. yenilgiyi sindiremeyen gilles kendini kütüphanesine kilitledi. günlerce hiç ara vermeden büyü ile ilgili kitapları inceledi.
sonunda harap düşmüş beyni bir karar verdi. şeytana onun kayıtsız şartsız kölesi olabileceğini ispat etmeliydi ve bunu yapmanın tek bir yolu vardı, insan kurban etmek.5 yıl boyunca batı fransa da tanımlamayan bir terör kol gezdi. dışarıda görülmeyen, duyulmayan doğaüstü bir tehlike vardı. geçtiği yerde çocuklar kayboluyordu.bazen küçük bir kızın kaybolduğu duyuluyordu. ama genellikle kaybolanlar küçük oğlanlardı. küçük çobanlar, koruda oynayan oğlanlar, evde tek başına bırakılmış çocuklar kayıplara karışıyordu. hiç kimse onlara ne olduğunu bilmiyordu. ne şeytan gilles’in çağrılarına cevap verdi. nede gilles taşı altına çevirmenin sırrını bulabildi.buna rağmen gençler ortadan kaybolmaya devam etti.gilles bir türlü doymak bilmiyordu. sadistçe işkenceler etmek ve küçük çocukların acı çeke çeke ölmesini seyretmekten başka hiçbir şey onu cinsel tatmine ve mutluluğa ulaştırmıyordu. yavaş yavaş ölmesini istediği kurbanın ensesini keserdi.bu onu daha da heyecanlandırırdı. kan kaybından ölmek üzere olan çocukla o ölene kadar ilişkiye girerdi. kendini tatmin ettikten sonra çocuğun boğazını kesip kafasını gövdesinden ayırırdı. işkence edip öldürdüğü çocukların kafasını dizip güzellik yarışması düzenlerdi.çocuğu kaybolmuş ailelerin şikâyetleri gilles de raisin şeytani ününün uzak diyarlarda dahi duyulmasına neden olmuştu, ama şikâyetlere rağmen bir soruşturma başlatmamışlardı. baron de rais birkaç köylü çocuğun kaçırılması ile rahatsız edilemeyecek kadar güçlü biriydi, buna rağmen birçok soylu raisin servetine göz dikmişti.
dük jean gilles’in ipotek ettirdiği birkaç şatoyu satın aldı.1438’de dük jean chantoce şatosunu aldı. bu toplu cinayetler işleyen katili endişeye düşürdü. yoğun bir çaba sonucunda, rais dük jean şatoya varmadan tüm delilleri ortadan kaldırmayı başardı. zindanlara sinmiş çürümüş ceset kokusundan korunmak için maske takan uşakları,140 tan fazla cesedi sandıklara yükleyip loire nehrinden machecoul şatosuna taşıdılar. şatoda tüm sandıklar dev bir ateşle yakıldı.1440’da ingiltere’nin mali işler sorumlusu geoffaoi de feron, gilles’in ipotek ettirdiği st etienne le malemort şatosunu satın aldı ve kardeşi jean’ı mülkiyeti devralmak için şatoya gönderdi.
gilles şatoyu vermeyi reddetti. çıkan tartışma sonucunda gilles, jean le ferronu yakalatıp hapsettirdi. jean bir papaz olmasaydı, olay bu kadar büyümezdi. papazı hapsetmekle kutsal değerlere saygısızlık edip kiliseye karşı gelmişti.
gilles’i tutuklamak için gelen okçular. şatoyu araştırıp ocaktaki insan kemiklerini yatak odasındaki kanlı çocuk elbiselerini buldu.
gilles 47 farklı suçtan tutuklandı. gilles iki farklı mahkemeye çıkarıldı.110 şahit dinlendi. artık mahkemenin elinde gilles’i hapse atmaya yetecek kadar kanıt vardı.
ama gilles her şeyi reddetmeye devam ediyordu. bunun üzerine mahkeme onu işkence ile konuşturmaya karar verdi. işkence odasına alınan gilles işkence aletlerini; ustura kayışı, beden gerici, parmak sıkıcı ve ezme makinesini görünce dizlerinin üzerine çöküp yalvarmaya başladı.’kutsal isa adına. bana düşünmem için biraz zaman verin.’iki saatlik bir sürenin sonunda gilles her şeyi itiraf etti.
27 ekim 1440’da nantesda gilles de rais ve iki yardımcısı büyük bir kalabalığın önünde asıldı.

gerard schaefer

goetica
1973 yılında florida da şerif yardımcısı gerard schaefer otostop yapan iki genç kıza tecavüz etmekten tutuklanır. kızları yardım bahanesiyle kaçırıp tecavüz etmiştir.6 ay hapiste yattıktan sonra iyi halden serbest bırakılır. hapisten çıktıktan sonrada cinayetlerine devam eder ve yakalanana kadar 34 genç kızı daha öldürür.(schaefer’ın iddialarına göre bu sayı 80)

schaefer kurbanlarını ikişer kaçırmaktan hoşlanıyordu. kurbanları otostop yapan kızlardı. yöntemi ise hep aynıydı, kızlara yardım bahanesiyle yaklaşıyor, rozetinin de yardımı ile kurbanlarının güvenini kazanıyordu. onları ormanın kuytu yerlerine yâda ıssız yerlere götürüp, tecavüz ediyor, işkence ediyor, kurbanlarını kötürüm bırakıyor ve sonra öldürüyordu. kurbanlarını bağlı bir şekilde günlerce aç ve susuz bırakıyor. aklına estikçe geri dönüp işkence ve tecavüze devam ediyordu. bunları yaparken de kurbanlarına, onları nasıl öldüreceğini en ince ayrıntısına kadar anlatıyordu.

en büyük zevki ise kızları birbirine düşürüp ’önce arkadaşımı öldür’ diye yalvartmaktı. yakalandıktan sonra evinin çatı katında kurbanlarına ait diş, kol ve bacak parçaları ile yine kurbanlarına ait mücevherler bulunmuştur. hapisteyken ’katilin kurgusu’ isminde bir kitap yazmıştır. kitap schaefer’ın cezaevindeki cinayet ve tecavüz fantezilerini içerir.

gerard schaefer 3 aralık 1995 yılında hücresinde ölü bulundu. vücudu delik deşik edilmiş ve boğazına bir bıçak saplanmıştı. hücresinin duvarları kan içindeydi, otopsi sonucu schaefer’ın 42 yerinden bıçaklandığı anlaşıldı.

danny rolling

goetica
danny rolling 26 mayıs 1954 yılında shreveport louisiana’da doğdu. kavganın eksik olmadığı bir evde büyüdü. annesi claudia ve babası james rolling sürekli birbirleriyle kavga ediyordu. danny 1 yaşındayken aile columbus georgia’ya taşındı.danny 8 yaşına geldiğinde,annesi artık kavgalara dayanamayarak onu ve
kardeşini de alarak evi terk eder ve shreveporta ailesinin yanına taşınır,kısa bir süre
burada kaldıktan sonra kocasıyla barışır ve tekrar shreveporta taşınmaya karar verirler.danny’nin babası james çok sert ve aşırı küfürbaz birisidir.shreveporta döndükten sonra polis kuvvetlerine katılır.danny’nin çocukluğuna ait hatırladığı en net şeyler babasının onu sık sık dövmesi ve kendisini aşağılamasıdır.danny rolling okul yıllarında röntgenciliğe merak sarar. duşlarda kız öğrencileri seyreder. kısa süre sonra yakalanır. okulu bitirdikten sonra orduya katılır, ama uyuşturucu kullandığı için ordudan atılır. ailesinin büyük baskıları sonucunda 19 yaşındaki omatha halko ile temmuz 1975’de evlenir. kadın frijit çıkınca danny tekrar röntgenciliğe döner.2 sene sonrada omatha, dannyi terk eder. bu olay danny’nin durumunu daha da kötüleştirir.

başlangıç; 4 kasım 1989’de julie grissom (24 yaşında),babası tom ve yeğeni jean(8) grissom ölü bulunur. tom ve jean grissom bıçaklanarak öldürülmüş. julie ise önce tecavüze uğramış sonrada bıçaklanmıştı.

8 ağustos 1990’da gainesville florida da üniversite öğrencileri sonja larson ve christina powell (17) evlerinde ölü bulunur. danny evlerine girdiğinde christina divanda uyumaktadır. danny üst kata çıkar ve sonjanın yattığı odaya girer. bağırmasını engellemek için kızın ağzını bantlar ve bıçaklayarak öldürür. tekrar aşağı kata iner. christina hala uyumaktadır. kızın ellerini bağlar, tecavüz eder ve sonra bıçaklar.

gainesville’de ki 3. kurbanı yine üniversite öğrencisi christa leigh hayt’dır (18).danny tornavidayla kapıyı açar ve sabırla kızın eve dönmesini bekler. christina leigh gece 11 gibi eve gelir. danny kıza saldırır ağzını kapatarak yatak odasına sürükler. tecavüz eder ve işini bitirdikten sonra bıçaklayarak öldürür. kızın kafasını da kesip odadaki rafın üstüne koyar.

danny’nin sonraki kurbanları manuel taboada ve tracy paulesdir. cinayetler christina leighin cesedinin bulunmasında iki gün sonra 27 ağustos 1990’da işlenmiştir. yöntem aynıdır. danny tornavida yardımıyla kapıyı açar ve manuel taboada’nın odasına girer, kızı bıçaklayarak öldürür. tracy paules bağrışmaları duyar. kontrol etmek için arkadaşının odasına gider ve danny ile karşılaşır. odasına kaçar ve kapıyı kitler ama bu danny’i durdurmaz kapıyı tekmeleyerek kolayca açar. diğer kurbanları gibi kızı bağlar ve tecavüz eder sonrada bıçaklayarak öldürür.danny rolling 7 temmuz 1991’de florida da bir süpermarketi soymaya çalışırken yakalandı.1.dereceden cinayet suçuyla idam cezasına çarptırıldı. florida eyalet cezaevinde idamını bekliyor. hapiste ’bir seri katilin oluşumu’ isminde bir de kitap yazmıştır.

pedofili

goetica
pedofilinin klinik tanimi: eriskin bir kimsenin ayni ya da karsi cinsiyetteki cocuklari cinsel acidan cekici bulmasi ve onlara cinsel egilim duymasidir.
bir davranisin pedofil olarak tanimlanabilmesi icin cinsel icerikli olmasi gerekir.pedofilik egilimler yetiskin bireyi cocuklara karsi cinsel suc islemeye yol acabilecegi gibi sadece bir ilgi olarak ta kalabilirler.

pedofilin seks objesi cocuktur.genelde erkekler arasinda yaygin olmakla beraber kadin pedofil vakalari da vardir.bu egilime sahip yetiskinler birincil olarak cocuklara karsi cinsel ve duygusal egilim icindedirler. cocuklara karsi oksama, kucaklama, koklama, dokunma veya öpme gibi davranislar gösterirler.

pedofili hastasinin, suclu mu yoksa hasta mi oldugu konusu tartisilmaktadir.pedofilin tedavisinde, psikoanalitik ve davranisci teknikler [orgazmik tekrar kosullama-kapali duyarlastirma) kullanilmaktadir.

orgazmik tekrar kosullama ile pedofilin cinsel ilgisinin kendisine uygun olan objelere(yetiskin kadinlara) yöneltilmesi istenildik bicimde sekilenmesine calisilir.. bu asamada istendik yönelimler olusturuldugunda, pedofilin davranisinin degistirilmesi asamasina yani kapali duyarlastirma sürecine gecilir.kapali duyarlastirma da, pedofilin küçük kızlara cinsel uyarilma gosterdigi durumlarda bir itici uyaranla karsi karsiya birakilir.zamanla bu itici uyarici pedofil egilimin gerilemesine yol acabilir..

yamyamlık

goetica
(cannibalism)

taş devri’nden beri, insanlar ya beslenme ihtiyacıyla ya da dini nedenlerden ötürü insan eti yemişlerdir. homo erectus olarak bilinen tarih öncesinin insanları, diğer mağara adamlarının beyinlerini yemekten büyük zevk alırlardı. yeni zelanda’dan kuzey amerika’ya kadar tüm dünyadaki yerliler, cesaretleri olanlara geçsin diye düşman savaşçılarının yüreklerini yerlerdi. merasimlerde insan eti yenmesi, aztek dininin temel taşlarındandı. fijililer yalnızca tadını beğendikleri için insan eti (buna puaka balava ya da uzun domuz derlerdi) yerlerdi.ancak musevi-hıristiyan geleneğinde insan eti yemek o kadar yoğun bir nefretle karşılanır ki insan eti yemek veya açlıktan ölmek arasında seçim yapmak zorunluluğuyla karşılaşıldığında, bazı insanlar ikinci şıkkı tercih etmişlerdir. (1972’de bir grup genç urugaylı’nın and dağları’nın tepelerinde uçakları düştüğü zaman yaşanan olaylara meşhur olan uçak kazası buna örnektir.) bunun sonucu olarak, seri katillerle ilişkili tüm dehşet verici etkinliklerin arasında insan eti yemek birçokları için en korkuncudur.

kuzuların sessizliği’nin yazarı thomas haris, hayal edilebilecek en canavar seri katili yaratmak için yola koyuluğunda, sonuçta ortaya leziz yemek anlayışı, bakla ve bir şişe chianti şarabı ile insan ciğeri yemek olan “yamyam hannibal” diye anılan dr. lecter çıkmıştır.ancak gerçek hayatta insan eti yiyen katillere pek sık rastlanmaz. sadece tahminlere dayalı nedenlerden ötürü, almanya yirminci yüzyılda insan eti yiyenlerin çok büyük yüzdesini üretmiştir. 1920’lerin toplumsal karmaşası sırasında, son derece hasta bir ruha sahip olan fritz haarmann, en az elli oğlan çocuğunu kesmiş, etlerinin bir kısmını yemiş ve sonra da kalanları karaborsada dana eti olarak satmıştır. en az onun kadar manyak olan vatandaşı georg grossmann, insan eti satarak gelirine katkıda bulunmuştur; ancak o tombul genç kadınları tercih edip etlerinden sosis yapmıştır. savaş sonrası alman yamyamlarından biri de müşterilerinden en az otuz tanesini öldürüp etlerini yemiş olan han işletmecisi karl danke’dir.almanya’da bu olayların yaşandığı yıllarda, sado-mazoşist bir kaçık olan albert fish amerika’yı dolaşıp küçük oğlanları ve kızları avlamaktaydı. en sonunda on iki yaşında güzel bir kız çocuğu olan grace budd’ı kaçırığ öldürmekten idam edilmiştir. grace’in vücudunun bazı parçaları ile kendine et yemeği pişirmiştir. yakın zamanlarda “milwaukee canavarı” jeffrey dahmer, yasak olan insan eti yeme güdüsünün medenileşmiş olduğu düşünülen hayatın yüzeyinin altında hala canlı olduğunun korkunç bir hatırlatıcısıdır.ne kadar ürkütücü olursa olsun, dahmer’in suçları, teyit edilmiş elli iki kurbanla modern zamanların en korkunç seri katili olma rekorunu elinde bulunduran rus “çılgın canavar” andrei chikatilo tarafından geride bırakılmıştır. yaptığı sayısız korkunç işin yanında, chikatilo kurbanlarının bir kısmının cinsel organlarının yemiştir. bu, onu yakalayanların ifadesine göre, onu elen veren tuhaf bir ağız kokusuna neden olmuş bir eylemdi.seri katil sineması aslında, insan eti yemek, tobe hooper’ın akli dengeleri bozuk bir ailenin tedbirsiz gençleri mangalda pişirdikleri kanlı klasiği the txas chainsaw massacre’ında çok önemli bir unsurdur. sapık ve kuzuların sessizliği gibi, hooper’ın filmi de edward gein’in suçlarından esinlenerek çevrilmiştir. görünüşte, dedektifler gein’in korku evinde yamyamlığa dair çürütülmesi neredeyse imkânsız işaretler bulmuşlardı. bir tavada bir insan kalbi, buzdolabında kâğıtlara sarılmış vücut parçaları. ancak bu iddia, gein’in suçları ortaya çıktığı zamana ortalığı saran histerik rivayetlerden sadece biriydi. mezar hırsızı gein her türden kelimelerle anlatılamayacak eylemlerde bulunduysa da, yamyamlık bariz bir biçimde bunlardan biri değildi. yine de çok sevdiği fasulye yemeğini bir insan kafatasının içinden yemeye bayılıyordu.

edmund kemper

goetica
"sokakta yürüyen güzel bir kız gördüğünde ne düşünürsün?
bir tarafım onunla flört etmeyi, onunla iyi vakit geçirmeyi,
diğer tarafım ise kazığa geçirilmiş kafasının nasıl duracağını düşünür."

diyen katil..

theodore bundy

goetica
"yaşayan bedenindeki soluğu hissediyorsun. onların gözlerine bakıyorsun.bu pozisyondaki insan tanrıdır."

"yaşama ve ölüme hükmetmek istiyorum."

"bir insanın ölüm ve yaşamına karar verebilme gücünden daha büyük ne olabilir ki?""

"biz seri katiller sizin oğlunuzuz ve sizin kocanızız biz her yerdeyiz. ve gelecekte daha çok çocuğunuz ölmüş olacak."

diyen katil..

elizabeth bathory

goetica
600’den fazla kızın katili elizabeth bathory (macarcada erszebet bathory) 1560 yılında, vlad tepes öldükten yaklaşık 100 sene sonra, macaristan’ın en zengin ve köklü ailelerinden birinde doğmuştur. atalarından prens steven bathory,1546’da vlad tepes eflâk’ta tacını geri isterken ona yardım etmiştir. elisabeth doğduğu sıralar, ailesi macaristan’ın en soylu ve zengin ailelerinden biriydi. kuzeni macaristan başbakanıydı. amcası stephan ise daha sonra polonya kralı olmuştur. bathory ailesi zengin ve soylu olmasının dışında, çok güçlü ilişkiler ve tanıdıklara sahipti.elizabeth bathory daha 4–5 yaşındayken sara nöbetlerine katlanmak zorunda kalıyordu ve sorunlu bir çocuk olarak yetişti. sorunlu ve çekingen yapısına rağmen genel olarak entelektüel, becerikli ve akıllı bir kadındı. 1575 sonbaharında,15 yaşındayken,25 yaşındaki kont ferencz nasdasdy ile evlendi ve kendi soyadını devam ettirmek için soyadını ona verdi. evlilikten sonra csetjhe kalesi’ne yerleştiler. kale, macaristan’ın kuzeybatısında, şehre yukarıdan bakan bir tepede yer alıyordu. evlilik, aslında nasdasdy ailesinin bir sınıf atlama çabasıydı. çünkü daha güçlü olan bathory ailesi onlardan daha üst bir statüde bulunuyordu. evlilikten sonra birçok spekülasyonlar oluştu. evlilik sonrası da nasdasdy ailesi daha soylu bir konuma atlamış oldu. evlilik, meyvesini ilk birkaç yıl içinde verdi ve birkaç çocuk dünyaya getirdiler. kont ferencz zamanının büyük bir kısmını, evinden uzakta, türkler ile savaşarak geçiriyordu. savaş alanında cesur ve güçlü bir askerdi ve hayatının son döneminde macaristan’ın “kara kahramanı“ olarak anıldı. evli oldukları 25 yıl içerisinde, kocası savaşa gittiği için yalnız kalan elizabeth’in hayatı gittikçe sıkıcı bir hal alıyordu. zaman öldürmek için saatlerce ayna karşısında güzelliğine bakıyordu ve genç erkeklerle birlikte oluyordu. zaman zaman kalede, sado-mazoşist lezbiyen *** partileri veriyordu. bir seferinde bir erkekle birlikteyken kocası tarafından yakalandı, ama kocası onu affetti.20’li yaşlarında kölelere işkence yapmanın ona zevk verdiğini fark etti. neden böyle olduğu hakkında bir bilgimiz olmasa da, tüm yaptıklarından, onun başkalarının acı çekmesinden zevk aldığını anlayabiliyoruz.anlatılan bir hikâyeye göre; bir gün, genç bir hizmetçi kız, elizabeth’in saçını tararken yanlışlıkla biraz çeker, ardından çok sert bir tokat yer, burnundan akan kan elizabeth’in eline gelir ve o, kızın güzelliğini aldığını düşünür. ardından erkek uşağı johannes ujvary’e kızı soymasını söyler ve kızın kollarını bir fıçının üzerinde tutarken atar damarlarını kestirtir. genç kız öldükten sonra elizabeth bu kanla banyo yapar. artık genç kalmanın yolunu bulduğunu ve vampirizm ile gelen bu kanın hayatı olduğunu düşünür... bundan sonraki 10 yıl içerisinde elizabeth bathory’nin yardımcıları ona birçok güzel kız getirdiler. sadece o çevreden değil birçok başka şehirden de köle adı altında getirilen kızlar, kanlarının banyo yapmak için kullanılacağını bilmeden kaleye gidiyorlardı.elizabeth, bir süre sonra dorotha szentes (darko) adlı gerçek bir büyücüden büyü ile ilgili bilgiler almaya başladı. bunun üzerine darko elizabeth’in sağ kolu oldu. bunun dışında eski hemşiresi ioona joo, erkek uşağı johannes ujvary ve anna darvula adlı hizmetçi kız da ona yardım ediyordu. onların da yardımı ile csetjhe kalesi tüm kötülüklerin merkezi olmaya başlamıştı. elizabeth daha çok genç kızları seçiyordu. kızları bağlayıp, ayak parmaklarının arasına yağlanmış kâğıtlar koyup önlerinde ateş yakıyordu. bir şekilde ateşten kaçmak için kıvranan kızların ayakları alev almaya başlıyor ve sonra tüm vücutları yanmaya başlıyordu. bilinen bir başka işkence yöntemi ise, kızların ağızlarını, çeneleri birbirinden ayrılana kadar çekmesi idi. huyu iyi olduğu günlerinde kızları soyarak erkek misafirlerin önüne çıkartıyordu. 20’li yaşların sonuna doğru iki kızından ve bir oğlundan sıkılan elizabeth, onları evlatlıktan reddetti ama onları bu işkence ortamının içine sokmadı.yıllar geçtikçe masum kızların kanına olan ihtiyacı gittikçe artıyordu. yeni işkence yöntemleri geliştirmişti. mesela kızları tamamen bal ile kaplayıp onları böceklerin ve arıların önüne atıyordu. bir başka işkence yöntemi ise soğuk su yöntemi idi. esir aldığı kızları çıplak olarak 0 derecenin altında, soğukta, buz gibi suyla, donarak ölene kadar yıkıyordu. kocasının ölümünden sonra, kendisiyle ve güzelliğiyle daha fazla ilgilenmeye başladı. ardından onu gençleştirdiğini düşündüğü kan banyoları başladı. kaleye getirilen kızların kanlarını emiyor, açılan yaralarındaki etleri yiyordu. kontes, alman saatçilerinden ve demircilerinden işkence aleti sipariş ediyordu.bir süre sonra csetjhe kalesi tamamıyla bir işkence merkezi haline gelmişti. çivili kafeslerde kızları öldürüyor, onun için özel yapılmış bu kafeslerin altına girip, kanın akması için yapılan delikten banyo yapıyordu. elizabeth bazen iç güzelliği için onların kanlarını da içiyordu. bir süre sonra artık bu basit köle kızların kanlarının bir işe yaramadığını düşünen kontes, daha asil ailelerden köleler almaya başladı.elizabeth iyi eğitim görmüş, akıllı bir kadın olmasına rağmen çok acımasız ve zalim bir kişiliğe sahipti. anlaşılan kocasının ölümünden sonra ortaya çıkan ölüm korkusuyla, uşaklarına ve kölelerine karşı sadist davranışlar içersine girmişti. sonsuzluk ya da uzun hayat olmazsa bile en azından kan banyosu yaparak genç görünümlü bir ten elde etme çabasındaydı. kocası bir asker olarak, savaşta esir düşmüş türk askerlerine duygusuzca işkence ederdi ve elizabeth aslında, nasıl zulmedileceği hakkında bilgileri kocasından almıştı.
elizabeth’in terörü uzun yıllar devam etti. kurban listesi gün geçtikçe artıyordu. kontes kurbanların isimlerini çalışma masasındaki defterine yazıyordu. cesetler kalenin koridorları altında yakılıyor veya ormana atılıyordu. genç kızlar eğitim veya çalıştırma adı altında kandırılarak kaleye getiriliyorlardı.40 yaşına yaklaşmıştı ve yavaş yavaş yaşlandığının belirtileri ortaya çıkıyordu. ne yaparsa yapsın bunları ortadan kaldırmıyor ve güzelliğini kaybetmeye başlıyordu. bununla beraber elizabeth yavaş yavaş çevre köylerde de konuşulmaya başlanmıştı. hakkındaki ve csetjhe kalesi hakkındaki dedikodular macaristan imparatoruna kadar ulaşmıştı. bunun üzerine imparator tarafından, elizabeth’in başbakan olan kuzeni kont cuyorgy thurzo’ya kaleye baskın düzenleme görevi verildi. 30 aralık 1610’da elizabeth’in kuzeni tarafından yönetilen bir grup asker csetjhe kalesi’ni gece bastılar.hepsi kaledeki korkunç görüntüden şaşkına döndü. ana holde yatan bir kız cesedinin kanının emildiği anlaşıldı. bir başka tarafta vücudu delinmiş ve hala canlı olan bir kız yatmaktaydı. daha sonra keşfedilen zindanda ise bazısı işkence görmüş birçok kız hücrelerde beklemekteydi. kalenin altında yaklaşık 50 ölü kızın cesedi bulundu... kale basıldıktan sonra elizabeth’in yardımcıları da cezalandırıldı. parmakları kesilerek ateşe atıldılar ve kazığa bağlanarak yakıldılar. elizabeth cezasını da ağır bir şekilde çekti. hayatı boyunca kendi kalesinde neredeyse tamamı duvarlarla çevrili bir odada kalacaktı. odada sadece bir delik açılmıştı, o da yemek vermek ve hava almasını sağlamak içindi. bir gün yemek vermeye gelen görevlilerden biri elizabeth’e verdiği yemeğin hala aynı yerde olduğunu ve dokunulmamış olduğunu fark etti. 21 ağustos 1614’de, 54 yaşındaki elizabeth bathory ölü olarak bulundu...elizabeth bathory’nin kapatıldığı kule şu anki slovakya’da bulunmaktadır. tüm yaptıkları ve suçları da macaristan devlet arşivinde yer almaktadır. elizabeth bathory’nin ölümünün ardından kale boşaldı ve terk edildi. kontes bathory ailesinin mezarlığına yerleştirildi. elizabeth bathory tüm bu yaptıklarıyla iler ki zamanların da ilham kaynağı oldu. 1970’lerde çekilen “drakula kontes” adlı filmin hikâyesi elizabeth’in hikâyesini anlatıyordu ve filmdeki ana karakterin adı mathory idi. söylenenlere göre bram stoker’ın dracula’yı yazmasında da elizabeth bathory büyük ilham kaynağı olmuştur.özellikle elizabeth bathory’nin hikâyesine yabancı olanlar için , “nasıl” ve “neden“, soruları merak uyandırıcı olabilir. bizler kuralların olduğu, kötü davranışların engellenmeye çalışıldığı bir zamanda ve toplumda büyüdük ve yaşıyoruz. hepimizin, kimsenin haklarını engellemediğimiz sürece, özgür yaşama hakkı vardır. elizabeth bathory, soylu ve zengin bir ailede doğduğu ve büyüdüğü için herhangi bir kaygısı yoktu. zamanın dünyasında kriminoloji kavramı yeterli derecede bulunmamaktaydı. elizabeth, küçüklüğünde yaşadığı bazı olaylardan dolayı, öldürmenin serbest bir davranış olduğunu sanıyordu.kafasında oluşan bu vahşi düşünce ve zihinsel sorunları, onu bu hale getirmişti. güzellik onun en değer verdiği kavramdı ve yaşının ilerlemesiyle bu özelliğini kaybedeceği gerçeği, onun bu vahşi yanının oluşmasının önemli bir sebebiydi. senelerce, hiç bir engele takılmadan terörü devam etmişti. bathory’nin zamanlarında yerleşen aristokrasi, topraklardaki kanunları yönetme görevinden sorumluydu ve suçlu kişileri cezalandırmak görevini de kendilerinde görüyorlardı. elizabeth bathory’nin kanunları çiğnediği dönemlerde ise zaten kanunlar kendi ailesine aitti. birçok kaynağa göre elizabeth’in yakalanışının bu kadar uzun sürmesi, onun ailesinin soylu olmasından kaynaklanıyordu. kontes elizabeth bathory, kendini beğenmiş, zihinsel açıdan dengesiz bir insandı ve koşullar onun içindeki şeytanın ortaya çıkmasını sağlamıştı.

david berkowitz

goetica
13 ay boyunca new york u dehşete düşüren dengesiz katil temmuz 1976-mart 1977 arasında 3 kişiyi öldürüp 4 kişiyi yaralayan kurşunların aynı silahtan cıktıgını tespit eden polis psikopat bir katille karşı karşıya olduklarını anladi.cinayetlerini sürdüren katil daha sonra bir de not birakti: "kadinlardan nefret ettigimin söylenmesine cok üzüldüm,bu dogru degil,ama bir canavarim.ben samin ogluyum.ben kucuk bir veletim" babasi samin içip ailesini döven bir canavar oldugundan bahsediyordu samin oglu imzalı bir başka not da bir köşe yazarina gönderdi.dedektifler cinayet işlemeye tüm hızıyla devam eden katili yakalmak icin cok urastılar ve en sonunda bunu başardılar david berkowitz adındaki katil ufak tefek paranoyak şizofrendi ve sekiz kişiyi öldürmüş pek cok kişiyide yaralamıştı mahkeme berkowitz in akli dengesinin yerinde olduguna karar verdi ve onu 365 yil hapse mahkum etti berkowitz in oturdugu daire boş kaldi ve pek çok kişinin ugrak yeri oldu.

gary heidnik

goetica
gary heidnik 1943’de doğdu.hayatı boyunca asker, hemşire, bakan gibi birçok meslek edindi.60’ların başında 2 sene boyunca ordudaydı.zihinsel bir sakatlık yüzünden tahliye edildi.ordudan tahliyesinden sonra birçok kez intahara kalkıştı ve pensilvanya’da çeşitli akıl hastanelerinde vakit geçirdi.iq’su 130’du ve ona yarım milyon dolar yapıcak bir yatırım portföyü oluşturdu.1986’da gary’nin içindeki şeytanlar, ona 10 kadından oluşan bir harem kurup evlatlarından oluşan küçük bir kabilede kendisini hakiki bir patrik yapmasını sölediler.deliliği için 60’ların başında orduda ona yapılan lsd deneylerini suçladı, fakat alkolik annesi ve onun disiplinci kocasinin sebep olduğu düşünülüyordu.heidnik’in kadınlardan yana tercihi siyah ve gerizekalı olanlardı.70’lerde bu tarz bir kadını bir akıl hastanesinin önünden kaçırıp ona tecavüz ve işkence çekdirmeyüzünden hapse girdi. 1985’de filipinli bir kadınla evlendi.aşağılandıktan ve zorla heidnick’i fahişelerle seks yaparken izledikten sonra onu terketti.kaçırmış olduğu 6 kadını bordumunda hapsetti ve orda 4 ay boyunca farkedilmeden tutuldular.kadınlardan biri kaçıp polise gittiğinde,polis anlattığı işkence ve cinayetlere inanmadı.25 mart 1987’de polis heidnick’in evini aradı.dipfirizde dirseğe kadar kesilmiş bir insan kolu ve sobada da kızarmış insan kaburgası buldular.bir hafta boyunca bileklerinden asılmış ve bodrumda ölmüş bir cesedi oymuştu.
cesedi, ilk önce elektrikli testereyle kesmiş, daha sonra etini yemeye hazırladı ve köpek mamasıyla karıştırıp diğer esirlerine zorla yedirdi.
yedirdiği diğer kadınlar hala bodrumdalardı ve ikisi borulara zincirlenmiş, biri de çukurun içindeydi.kadınlardan biri çokdan öldürülmüştü; su dolu bir çukura atılmış ve heidnick cereyanlı telle elektrik akımı vererek öldürmüştü.daha sonra onun cesetini alıp new jersey’de bir ormana attı.hapse atıldığından beri çeşitli intahar girişimlerinde bulundu.gary heidnick pensilvanya eyaleti tarafından 6 temmuz 1999’da idam edildi.

trajedi

goetica
amatör bir rock grubudur.özünde çok iyi insanlar ve mükemmel bir arkada$lıkları olan elemanlardan olu$ur grup. gerçekten mükemmel ve dinlenesi $arkıları mevcuttur.grubun bir gitaristi aynı zamanda karantina grubunun da gitaristidir.iyi yerlerde görmek isteriz tabi.yolları açık olsun.

amatöründe amatörü bir çekimde canlı performans videoları için:
http://www.youtube.com/watch?v=xuvzu4nujei
542 /

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol