confessions

galahad

- Yazar -

  1. toplam entry 916
  2. takipçi 5
  3. puan 19770

bilgi günlük

galahad
Yazılacak çok şey var da, yazmanın; konuşmanın kıymeti yok.

Ama öte yandan Biz bizeyiz, tanıdık kimse çıkıp da burada yazdıklarımdan dolayı beni yargılamayacaktır. O yüzden kafam rahat. Ha yargılasa da bu saatten sonra çok da sikimde değil. Neyse...

Konu çok karışık değil. Konu, basit haliyle; hayattan tat alamamak. Bunun dallı budaklı birçok sebebi var elbette. Ülkenin gidişatından tutarsın, nesli tükenmekte olan hayvanlara kadar gider. Lakin genel hatlarıyla, kendi özel hayatım çok boktan be sözlük.

Ben günlük neler yapıyorum, önce oradan başlayalım. Hatta ben kimim ? O daha doğru olur.
Efendim ben 25 yaşına girmiş, güya üniversite okuyan ama bir yandan da silah parça sanayisinde çalışan bir türk genciyim.
Bölümüm tiyatro ama öğrenmekte olduğum işim, sanayi sektörü. İlk ofsayt buradan başlıyor heralde söylememe gerek yok.

Bölüm detaylarına çok fazla girmek istemiyorum çünkü hobi olarak bu bölümdeyim. Ne öğrenirsem, ne yaparssm yanıma kârdır düşüncesiyle buradayım. İleride ındıe bir oyun yapıp, bunun yazarlığını, senaryosunu falan yönetmek gibi plan var. Ama olmayacak bir şey tabi. En kötü ihtimalle sıradan bir insanın konuşmakta zorlanacağı konularda bilgi sahibi olurum. Bu da benim için yeterlidir. Oyunculuk falan zaten ihtimal yok, oralara geleceğiz...

İşime gelirsek de dediğim gibi silah sanayisi. Bunun detayına giremiyorum çünkü yasak. Buraya kadar kimsenin okumayacağını bilsem de en ufak detay vermek bile beni tırstrıyor. Ancak buradan çok büyül ve gizli bir işim varmış gibi durum çıkması da doğru olmaz. Sadece belirtmemeyi tercih ediyorum.

Şimdi bu iki alakasız şeyi toplarsak, günün gündüz kısmında okula giderken, günün akşam kısmında tornanın başında üretim yaptığın bir hayat. Zaman kısıtlı ama beni az çok tanıyanlar bilir, çok oyun da oynarım. Bir şekilde araya sıkıştırıyoruz işte. Nasıl yapabildiğimi ben de anlamıyorum...

Bu anlattığım rutin hayattan çok mu şikayetçiyim peki ?
Aslında bakarsanız, bu döngüden şikayetçi olduğum söylenemez. Evet, zor bir rutin. Bence herkes bunu kaldıramaz. Çünkü okul ve okul sonrasında aşırı derece farklı hayat yaşıyorum. Gece ve gündüz kadar farklılar.
Ama burada ortaya çıkan sorun, benim geçmişten bugüne içime attığım, hep içimde kalan ve hiçbir zaman geçen yıllarıma geri dönemeyeceğim düşünceleri.

Yaş 25 demiştik, boy da 1.72. Genel olarak tipsiz bir vatandaş olduğumu öncrelikle cebe koyalım. Çünkü ileride konu hep buraya gelecek. Sik gibi tipim var demiş miydik, ha demişiz; tamamdır.

Geçen yıllar diyordum, öyle bir geçtiler ki bana sorsanız daha dün liseye ilk kaydolduğum gündü. O gün kayıt olduğumda, içim kıpır kıpırdı. Biraz geç yazılmıştım. Herkes dışarıda oynuyor, arkadaşlar birbiriyle konuşuyordu. Ben de sonunds hayalini kurduğum sosyal çevreye sahip olacağım diye mutluydum. Ancak lise hayatımda kimseyle doğru düzgün arkadaşlık kuramadım. Yaklaşık 16 yaşımda bende bir hastalık başladı. Bunun ismi hiperhidroz, ilk başladığında insan içinde olmaktan çok bunalıyordum. Liseye ilk başladığımda çok konuşan, susmak bilmeyen bir veletken, birden bire içine kapanan, sürekli topluluk önünde rezil olacakmış gibi bir hale büründüm. Bunu benim anlamam tabiki imkansızdı, ailem de bilinçsiz. Durumun ciddiyetini anlayamadılar. İşte o hastalık bir güzel ilerledi, ilerledi ve şu an bugüne geldi.

Yaş 25 ve ben artık insan içinde konuşmasam, sussam dahi vücudum patlayacak noktaya geliyor. Gerçek anlamds ısınan vücut ne yapacak ? Terleyecek tabiki. Ama az falan değil. Böyle sular seller gibi. Bu olay ilk üni sınavına girdiğimde, cevap anahtarımın sırılsıklam olmasıyla sonuçlanmıştı. Sınavı bitiremedim ve çıkmıştım.

Boşuna girdiğim sınav değildi. İnşaat müh. istiyordum ve kendime güveniyordum. Ama ilk sınava girişimde başıma bu olay geldi ve hayatım artık o noktadan sonra hiç eskisi gibi olmadı.

Seneye sınava girecektim tabiki. Aileden beklenti bu yöndeydi en azından ama ben kendimi biliyorum, hastalığın tedavisi yok ve yind aynı şeyler olacaktı. İlk üni sınavına girişten sonraki 3-5 ay içinde bir karar aldım. Bu hastalık benden gitmeyecek, psikiyatri veya psikologla da çözülmüyor. Cerrahi yöntemler de kesin bir sonuç çıkartmayacak... ben en iyisi üniye gitmeyeyim. Gideyim dayımın yanında silah sanayi sektörüne gireyim... o gün bugündür oradayız. Sanırım 5 sene olmuş.

Şimdi sik gibi tipimi cebe koymuştuk ya, bir de son 5 yılını sadece ev-iş-oyun olarak geçirdiğim rutini cebe koyalım.

Sıfır sosyal hayat. Liseyi zaten boş geçmiştim haliyle. Lise sonrası üni sınavındaki rezaletten bugüne kadar hiç ilişkim olmadı. Burayı da cebe atalım. Lazım olabilir....

Geldik artık tam olarak günümüze. Son 5 yılı sürekli çalışma ve bunalmakla geçen ben, zaten sosyal hayattan izole hale geldiğim için ekstra kafayı yemeye başladım. Hastalığımı biliyorum, kimsenin bunun ciddiyetini bilmediğini de biliyorum. Ama bir çılgınlık yapıp, kendimi aşıp, belki de hayatımı değiştirecek potansiyelde bir şey yapmak istedim. Tahmin edeceğiniz gibi o da tiyatro bölümüne girmek oldu. Çok ilaç kullanıyordum ve bir şekilde idare etmeyi başardım.

İşlerin yoluna gireceğini, yavaş yavaş insanlarla iletişim kurabileceğimi düşünüyordum. Bakın burada tekrar hatırlatmak istediğim nokta, üni sınavından sonraki 5 yıllık çalışma sürecimde gerçekten zerre sosyal hayatı olmayan biriydim. Sıfır yani tekrar tekrar vurguluyorum.

İnsalarla iletişim kurabileceğimi düşünüyordum demiştim ya, evet ilk başlarda kolay oldu. Zaten neşeli ve konuşmayı seven bir insanım ama belli zaman sonra okulda ve çevremde dışlandığımı hissetmeye başladım. Herkes benimle konuşuyordu, benimle şakalaşıyordu ama işte odakta değildim diyeyim. Bir noktaya kadar seninle konuşuyorum ama sen sadece arkadaşımızsın gibi bir düşünce.

Tam olarak anlayamıyordum işin aslı, arkadaşım çoktu ama sanki benden tip olarak daha iyileri benden daha çok talep alıyordu. Bunu anladığım an, hoşlandığım kıza açıldım. Kendisi sınıf arkadaşımdımdı. Çok da güzel bir insandı. Ancak beni kibarca reddetti. Bunu garip karşılamadım çünkü imkansız ötesiydi. Ancak kendimi de öyle tipsiz falan görmüyordum. O kaybetti diye düşündüm ve daha konuşmadık.
Geçen yaz aylarında da birkaç tane denemem oldu, bunlar biraz uzun olduğu için detaya girmeyeceğim ama bir güzel reddedildim.

Artık ipin ucunun koptuğu, tam olarak günümüze, bugüne geldik.

Geçen ay dönem başladı. İkinci sınıf olduğum için birkaç tane arkadaşım da tam olarak oturmuştu. Yani çevrem belli oldu diyelim.

Aramızda yaş farkı olmasına rağmen, ilk sınıflardan bir kızla konuşmaya başladım. Ama bu da ilk birkaç günde soğuk davrandı ve yetmedi sırf onunla konuşmamayım diye erkek bir arkadaşıyla çekildiği fotoyu profil resmi yaptı. Ben de soğudum ve bıraktım.

Elde var sıfır diyebiliriz. Yaklaşık 15 yıllık ilişki sürecinde kocaman bir sıfırdan ibaretim. Ama oturmayan bir şeyler var. Yani ne kadar insanlar reddetse de, illaki birisi kabul etmeli değil mi ? Ben de gittim samimi olduğum bir arkadaşıma sordum. Kardeşim nedir bizdeki problem ?

Samimice cevap verdi, dışarıdan keş gibi görünüyorsun dedi. Benim kafa gitti. Zaten oto boka alerjisi olan, terleme hastalığı olan biri, hayatında ağzına alkol sürmemiş, sigara sürmemiş; nasıl öyle görünebilirim dedim.

Ama görüntü yalan söylemiyor. Sadece bugüne kadar benim dikkatimi çekmemişti fazla.
Bunun sebebi de şu, göz altlarımdaki deri çok ince ve terleme hastalığımla beraber bir de uğraştığım alerji problemim var. Tozmuş, parfümmüş, sigara dumanıymış falan bunları kokladığım an direkt burun etim şişiyor ve gözlerimin çevresi daha da morarıyor ve sararıyor. Böyle enteresan bir vücut işte. Hiç alakam olmamasına rağmen dışarıdan baygın, keş tipli biri olarak görülüyorum.

Yani ne yaparsam yapayım, tipsizlik artı bu alerjik reaksiyonlardan kurtulmam mümkün değil.

Etrafıma bakıyorum, adamın jilet gibi tipi var. Benim gibi sağlık sorunları da yok. Eleman hareket etmese bile kızlar onun çevresinde zaten. Şimdi bu adamla ben eşit şartlarda mı yaratılmışız ? Belki de o adam daha büyük hastalıklar atlatmış olabilir, belki hayatı daha boktan ama herifte olması gerektiği gibi bir karizma var ve kadınlar da buna karşı koyamıyor.

25 yaşına gelmişsin ve gerçekten çirkin olduğunu daha dün anlıyorsun. Önceden özgüven, sosyal ortama girmemeden kaynaklı olduğunu düşündüğün şey, aslında senin tipsiz olmanmış. Keşke ciddi olarak bunun farkına varmasaydım.

Buraya kadar okuyan birisi, ulan ben de ciddi bir şey zannettim, sıkma canını karıdan bol bir şey yok diyebilir.
Ama öyle bir dünya yok abi. Bu yaşıma kadar zaten pişmanlıklarla yaşadım. Kimse tarafından tercih edilmeyeceğini ciddi anlamda öğrenmek insanı nasıl bitiriyor, tahmin edemezsin. Yaşamayan bilmez diye bir söz vardır ya, bu da öyle. Ben de bazen arkadaşımı teselli ederken üzülme, takma falan diyorum ama onun acısını yaşamadığım için ne hissettiğini bilemiyorum. Benim acım da farklı, beni de benden başka kimse anlayamaz.

Bakın benim derdim 25 yaşına gelip, tek bir kadın arkadaşı olmaması değil. Hayatımı zaten kadınlar üzerine kurmamışım. Onlar olmadan da yaşamışım zaten.
Ama, ben böyle sik gibi yaşarken bazılarının doğuştan güzel olma şansı, kime göre neye göre veriliyor. Hani burası sınavdı ? E sınav dediğin sistemde herkes eşit şartlarda sorumlu tutulur.
Beni bu dünyaya bok parçası gibi atmışsın. Daha genç yaşlarımda hastalıklarla mücaleye sokmuşsun, bir de üstüne çirkin yaratmışsın.

Ya en dindar adam bile gelse şunun mantıklı izahını yapsa bile inancım bugün bitti artık. Amına kodumun cahil, laf konuşmayı bilmeyen adamı gelip orada hayatını yaşasın. Ben sırf tipimddn dolayı ortamda görünmez adam olayım. Sikerim yapacağınız sistemi. Bugünden sonra artık hiçbir şey sikimde ddğil. Okula da gitmemeyi düşünüyorum. İşi de bırakıcam. Emeği geçen herkesin amk.

sözlüğe nerdeyse hiç girmeyenlerin puanları sözlükte en aktif olanlara verilsin kampanyası

galahad
Puanları hiç önemsemiyorum. Burayı biraz da olsa aktif kullanan diğer yazarların da puanı önemsediğini düşünmüyorum.

Benim için burası yorgun bir günün ardından uğranan veya can sıkılınca kaçamak yapılan kafeler gibi. Sanki biraz laflayıp, bir şeyler içip sonra eve gidiyormuşum gibi hissediyorum.

Burası bir gün olur da kapanırsa, gerçekten çok üzüleceğim ama kapanacak olsa şimdiye kapanırdı diyerek kendimi rahatlatıyorum. Yine de sözlüğün güncel vaziyeti ve geleceği hakkında bilgilensek fena olmaz...

Kampanya mı diyorduk ? Ha, evet; destekliyorum tabiki. Sözlükte kampanya görmüşüz, kaçırmak olmaz.

playstation 5

galahad
Resmi türkiye fiyatı açıklanmıştır. Buna göre ülkemizde bir adet playstation 5 almak isteyen vatandaşın, cebinden 8.299₺'yi çıkartması gerekmekte.

Yani yurtdışında 500 birim paraya alınan konsolu, sen yaşadığın ülkede 1100 dolara falan alıyorsun. İşte bunlar hep yükselişe geçmekten.

Ne diyelim. Bir avuç şanslı insanın ulaşabileceği konsoldur. Haramzadelerin, memleketi 18 yılda getirdiği noktayı da gözler önüne sermektedir.

Bu arada ülkemizde ve gelişmemiş orta doğu ülkelerinde, playstation 5 dijital sürümü satışa sunulmuyor. Normal kasaya göre aralarında 100 dolarlık bir fark var ama Sen orta doğulusun. Sana yok.

amerika birleşik devletleri'nde çıkan olaylar

galahad
Bu kadar şeyin üst üste gelmesi gerçekten garip. Polis tarafından Öldürülen vatandaş ilk değil. Ama olayların bu denli patlak vermesi, neden daha önce değil de şimdi oldu.

Birilerinin, ciddi şekilde dışarıdan yönlendirdiğini düşündüğüm olaylardır. Ya da tek sebebi, insanların tahammül sınırına ulaşmasıdır... her iki türlü de etkilerini bir kaç hafta içinde göreceğiz.

sokak hayvanları

galahad
şu anda yanımda 3 tane yavru kedi var. ev kedisi değiller ama sokak kediside değiller. havalar soğuduğu zaman etrafta bulabildiğim tüm kedileri eve alıyorum. soba kütür kütür yanıyor onlarda yerini biliyor :)

oyun şifrelerini kod sanan a haber muhabiri

galahad
kelimelerin anlamsız kaldığı anları tekrar tekrar yaşıyoruz.hadi muhabir bilmiyor,kameraman çıkıpta yok lan bu yazılar oyuna ait falan demedimi.onuda geçtim haberin haber olması için ne bileyim merkezde kontrol falandamı olmadı.aklıma başka bir şey gelmiyor.biz hayretler içerisinde ve bir o kadarda gülerek videoyu izlesekte bu haberi izleyip vay bilmem ne yaptığın çocuğu diyecek 30 milyon kişi var.

recep tayyip erdoğan

galahad
24 yaşındayım ve hayatım boyunca bu kadar utanç verici bir şeyle daha önce karşılaşmadım.

Alanen değil, gayet net şekilde oturup sohbet ettiğin, selamlaştığın dostlarına terörist diyen bir cumhurbaşkanı var.

Hani kendisini sevmezdik ama yaptığı çıkışlarla falan dalga geçerdik, bir şekilde sempatikliği vardı. Ama bugünden sonra, bırakın görmeyi, düşünmek bile cinlerimi tepeme çıkartıyor.

En kısa zamanda layık olduğu yere gitmesini diliyorum.

https://twitter.com/RT_Erdogan/status/1100651748602056705?s=20

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol