lut kavimini adam etsin diye gönderilmiş bir peygamberdir lakin kavmi o kadar ipin ucunu kaçırmış, o kadar bokunu çıkarmışlardır ki onları doğru yol getirmeye çalışan lüt a inanmamışlar bildikleri siki yemeye devam etmişlerdir. akabinde buna sinirlenen tanrı "hımm demek öyle" diyip lut kavmini tarihin tozlu sayfalarına gömmüştür.
türlü atraksiyonları neticesinde tanrılar tarafından cezanlandırılmış olan kavimdir. zira ibnelik bunlarda, ensest bunlarda, herşey bunlardaymış. yok olmuşlar neticede. iyi de olmuş. ayrıca lut isminde birde peygamberleri mevcuttur.
(bkz: asimilasyon)
x: dışarı çık y!
y: çıkmam.
x: çık ulan!!!
y: çıkmam.
x: niye?
y: siz beni kovamazsınız, ben istifa ederim.
kapı: zıbaam
y: çıkmam.
x: çık ulan!!!
y: çıkmam.
x: niye?
y: siz beni kovamazsınız, ben istifa ederim.
kapı: zıbaam
(bkz: le grand bleu)
(bkz: le grand bleu)
jean-marc barr ve rosanne arquettein oynadığı, luc beson un yönettiği ve hatta yönetmenin tek şahene çalışması olan güzel bir film.
deniz içerisinde basınca maruz kalınması, aynı zamanda kana karışan azot miktarının artması sonucu oluşan sarhoşluktur. vücuda alınan alkol sonrası oluşan sarhoşluğunun bir benzeridir, kişi birbirinden şahane halusinasyonlar görmeye başlar, etrafında yüzen leziz denizkızlarını görür, peşlerinden kişinin kendisi de yüzer "böyle yakalıyayım bi tanesini evimin denizkızı olsun" şeklinde hayaller kurar sonra ölür.
orgazmik yiyeceklerdir aynı zamanda.
kozmoloji ile ilgili bilimadamlarının aldığı sıfat.
(bkz: drama yollari)
(bkz: franz ferdinand)
(bkz: arsiduk )
avusturya kraliyet ailesinin kullandığı ilginç bir ünvan.
(bkz: yalçın küçük)
leziz sagopa kajmer eseri. şöyle ki;
kader mi yazmış?
silinsin tüm günahlarım,drama yollarında köprü istikametindeyim.
ben hüzündüm beni sen seçtin.
varır mı şahıma son lütuflarım?
kimsede aramadım gönlümün pamuk prensesini.
sen yüzümdün beni kahrettin.
yaşanmışlık kolumda büyüyen bebeğin ergenlik hali.
kim yırttı vesikalıklarımı?
kalbin kal köşelerinden alamazsın platonik evlatlarımı.
yarattığım turkuaz derinliğinde yüzüyorum ben.
korkarım derinlik sarhoşluğunda vurgun yolcusuyum.
sonsuzluğun beni tanımadı,yalnızlığım fırtınalı.
kuklalar sepette,çek al egolarını!...
asıl ruhum sahi geç mi kaldı yarına söyle?
ben bugünlerde evcilim.
sencil olmanın sakıncasında düşün nöbetleri.
voltasını atar vardiyalı bir işci.
devir vakti gece yarısı böldüm uykularımın nadide hediyelerini.
bende saklı sırlarım ki;içime sindi hırslarım.
cephanelikte mermi bitti,belki bundandır ki tırsarım
kansere yenik düşmesin umutlarım.
hücrelerimi yerine koy şakası yok savunmasızlığın!...
yalancının konuştuğu lisan daim yalanca
kancam taktığım gerçekler mi palavra?
bu espiride yok şaka,insanlık kadavra.
şiirbazın sopası elinde "abracadabra"
kader mi yazmış?
silinsin tüm günahlarım,drama yollarında köprü istikametindeyim.
ben hüzündüm beni sen seçtin.
varır mı şahıma son lütuflarım?
kimsede aramadım gönlümün pamuk prensesini.
sen yüzümdün beni kahrettin.
drama yolları taşlı,geliyor kara kaşlı
arkadaşlıklar neden en az bir çıkara dayalı?
yırtık kalbim yamalı.
dostlarımın ücreti pahalı,ödemek zor geride kalan tüm hesapları.
son günlerde pamuk prensesin gözleri yaşlı.
özrüm içinde pranga yemiş zanlı.
yine de sahipliğim içinde varolan duygularım canlı.
sanırım en son karadenizde gemilerim battı.
kanımca herşey yapmacıktı.
istila komandoların bedenimi sardı.
askerlerim silahsızdı,bu nedenle kalelerim az zamanda hırpalandı.
kara listem okunaklı,sonuçlar dokunaklı.
son celsede boşadım aşkımı,elimin tersiyle düz ettim tüm kırışıklıkları.
tadilatta kalbimin boş beyaz saryları.
yaşlı taş çocuk kırdı sevdiği tüm oyuncakları...
kader mi yazmış?
silinsin tüm günahlarım,drama yollarında köprü istikametindeyim.
ben hüzündüm beni sen seçtin.
varır mı şahıma son lütuflarım?
kimsede aramadım gönlümün pamuk prensesini.
sen yüzümdün beni kahrettin.
yaşanmışlık kolumda büyüyen bebeğin ergenlik hali.
kim yırttı vesikalıklarımı?
kalbin kal köşelerinden alamazsın platonik evlatlarımı.
yarattığım turkuaz derinliğinde yüzüyorum ben.
korkarım derinlik sarhoşluğunda vurgun yolcusuyum.
sonsuzluğun beni tanımadı,yalnızlığım fırtınalı.
kuklalar sepette,çek al egolarını!...
asıl ruhum sahi geç mi kaldı yarına söyle?
ben bugünlerde evcilim.
sencil olmanın sakıncasında düşün nöbetleri.
voltasını atar vardiyalı bir işci.
devir vakti gece yarısı böldüm uykularımın nadide hediyelerini.
bende saklı sırlarım ki;içime sindi hırslarım.
cephanelikte mermi bitti,belki bundandır ki tırsarım
kansere yenik düşmesin umutlarım.
hücrelerimi yerine koy şakası yok savunmasızlığın!...
yalancının konuştuğu lisan daim yalanca
kancam taktığım gerçekler mi palavra?
bu espiride yok şaka,insanlık kadavra.
şiirbazın sopası elinde "abracadabra"
kader mi yazmış?
silinsin tüm günahlarım,drama yollarında köprü istikametindeyim.
ben hüzündüm beni sen seçtin.
varır mı şahıma son lütuflarım?
kimsede aramadım gönlümün pamuk prensesini.
sen yüzümdün beni kahrettin.
drama yolları taşlı,geliyor kara kaşlı
arkadaşlıklar neden en az bir çıkara dayalı?
yırtık kalbim yamalı.
dostlarımın ücreti pahalı,ödemek zor geride kalan tüm hesapları.
son günlerde pamuk prensesin gözleri yaşlı.
özrüm içinde pranga yemiş zanlı.
yine de sahipliğim içinde varolan duygularım canlı.
sanırım en son karadenizde gemilerim battı.
kanımca herşey yapmacıktı.
istila komandoların bedenimi sardı.
askerlerim silahsızdı,bu nedenle kalelerim az zamanda hırpalandı.
kara listem okunaklı,sonuçlar dokunaklı.
son celsede boşadım aşkımı,elimin tersiyle düz ettim tüm kırışıklıkları.
tadilatta kalbimin boş beyaz saryları.
yaşlı taş çocuk kırdı sevdiği tüm oyuncakları...
içine kusulması için dizayn edilmiş şansız bir aparat.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?