antalya il sınırları kumluca ilçesi yakınlarındaki antik kent.
kumlucadan alakır barajı kenarından 30 km. gidilerek karacaören köyü incirağacı mahallesine varılır. buradan 5 km. sonra karacaören köyü kozağacı mahallesine varılır. burada ibedessios antik kenti vardır. kentte bir tiyatro ile hamam, su yolu, kilise ve kitabeli-kabartmalı aile mezarları, gözetleme kulesine rastlanır. şehrin yapılarının çoğu geç bizans devrine aittir. şehrin en önemli özelliği lahitlerin u planı oluşturacak şekilde üç mezarın yan yana konulmasıyla aile mezarlarının meydana getirilmiş olmasıdır. lahitlerin üzerinde çoğunlukla kitabe ve vazo şekilleri vardır. boğayı parçalamaya hazırlanan bir aslanın lahit üzerine yarım kabartma şeklinde işlendiğini gösteren tablo ilgi çekicidir. ancak boğanın başı kırılmıştır.
m.ö. 300 civarında büyük iskenderin generallerinden selevkos nikador tarafından kurulmuş bir antik şehirdir. bugün, gaziantep ilinin nizip ilçesi belkis köyü eteklerindedir. ilk olarak kurucusu adına fıratlı selevkos anlamına gelen "selevkaya euphrates" olarak anılan şehir roma imparatorluğu tarafından ele geçtikten sonra köprü anlamına gelen zeugma ismiyle anılmaya başlandı. antioch (antakya) çin arasında fırat yoluyla oluşan geçitte liman olarak büyük bir ticari değer kazandı.
yapılan kazı çalışmalarında a, b ve c olarak üç bölümde incelenen şehrin villaları ve çarşılarının bulunduğu a ve b bölümleri bugün birecik hidroelektrik baraj gölü altında bulunmaktadır. henüz kazı yapılmamış c bölümünde ileride bir açık hava müzesi oluşturulması planlanmaktadır. antik şehir, roma döneminden kalan mozaikleri ile dünyaca ünlüdür.
zeugma kazılarından çıkarılan mozaikler gaziantep müzesi nde sergilenmektedir.
yapılan kazı çalışmalarında a, b ve c olarak üç bölümde incelenen şehrin villaları ve çarşılarının bulunduğu a ve b bölümleri bugün birecik hidroelektrik baraj gölü altında bulunmaktadır. henüz kazı yapılmamış c bölümünde ileride bir açık hava müzesi oluşturulması planlanmaktadır. antik şehir, roma döneminden kalan mozaikleri ile dünyaca ünlüdür.
zeugma kazılarından çıkarılan mozaikler gaziantep müzesi nde sergilenmektedir.
firavunlar döneminde yukarı mısırda, bugünki luxor yakınlarındaki krallar vadisinde bir köyün adıdır. türkçesi hakikat meydan olan bu köy ismini dönemin tanrıçası maattan almaktadır. bugün hala teb şehrinin batı kıyısında yeralan deyrül medine ziyaret edildiğinde, hakikat meydanının (set maatin) kalıntılarını görmek mümkündür.
ürdünnün lut gölü ile akabe körfezi arasındaki toprakları üzerinde yer alan antik kenttir. m.ö. 400 ile m.s. 106 yılları arasında nebatilere başkentlik yapmıştır. roma imparatorluğu tarafından işgal edilene kadar başkent olarak varlığını sürdürmüştür. m.s. 400 yıllarından sonra deprem ve ekonomik sıkıntılardan dolayı kent gözden düşmüş ve zaman içinde unutulmuştur. 1812 yılında isviçreli gezgin johann burckhardt tarafından kent tekrar bulunmuştur.
petra antik kentinde tiyatro, tapınak, ev gibi yapılar kireç taşına oyularak yapılmıştır. el-khazna ve roma döneminde yapılan anfitiyatro en bilinen yapılardır.
6 aralık 1985 tarihinde unesco tarafından dünya kültürel mirası listesine dahil edilmiştir. peruda yer alan machu picchu ile kardeş şehirdir.
petra antik kentinde tiyatro, tapınak, ev gibi yapılar kireç taşına oyularak yapılmıştır. el-khazna ve roma döneminde yapılan anfitiyatro en bilinen yapılardır.
6 aralık 1985 tarihinde unesco tarafından dünya kültürel mirası listesine dahil edilmiştir. peruda yer alan machu picchu ile kardeş şehirdir.
fenikelilerin başlıca kentleri gebal (yunanca byblos: bugün el-cübeyl), sidon (bugün sayda). tsor ya da tire (yunanca: tyros: bugün sur) ve beerotdu (yunanca berytos. bugün beyrut). güneyde filistfler (deniz halklarının bir kolu) yerleştikleri bölgeye kendi adlarını verdiler: filistin, yani filistî ülkesi. aramilerse doğuda lübnan dağına kadar olan bölgede küçük krallıklar kurdular. ibraniler, israiloğulları, yahudiler gibi halklar. filistin denen bu ülkede milattan önce ilk bin yılda yaşayan halklardı.
antik aztek imparatorluğu’nun başkentidir. texcoco gölü’nde bulunan bir ada üzerine inşa edilmiştir. 1520lerde hernan kortez yönetimindeki ispanyol “conquistador” lar (fatih) tarafından çok büyük oranda tahrip edilen şehrin üzerine, o zaman kurulan yeni ispanya’nın başkenti olarak mexico şehri kuruldu. şehri çevreleyen texcoco gölü’de belli bir süre sonra büyük bir oranda kurutuldu.
mexico citydeki ulusal antropoloji ve tarih müzesindeki bir duvar resminden. dr atl tarafından 1930da yapılmıştır.bölgeden birçok kabile geçmesine rağmen azteklere kadar hiçbiri kalıcı olarak yerleşmemiştir. aztek efsanelerine göre, kuzeyin çöllerinden göç eden kabile, rahiplerin kehanet ettiği , bir kartalın kaktüs üzerinde bir yılan yediğini gördükleri ideal yerleşim yerine yeni şehirlerini kuracaktı. kabile , kartalı küçük bataklık bir adanın üzerinde görmüş olmalı. bu efsane , şu anda meksika’nın sembolü olarak bayrağında ölümsüzleştirilmiştir. tarihçilere göre, bu pek uygun olmayan yere yerleşmelerinin sebebi, diğer yerlerin daha güçlü kabileler tarafında ele geçirilmiş olması. yine de bu durum aztekleri yıldırmadı; chinampa denilen ve göle dikilen kazıklar üzerine konulmuş kamıştan yapılan dikdörtgen platformların üzerine toprak konularak yapılan bir tarım şeklini bularak ekilebilir alan miktarını arttırdılar. tarihçilerin tahminlerine göre şehir 14.yüzyılda kurulmuştur. en çok öne sürülen tarih 1325 yılıdır.
mexico citydeki ulusal antropoloji ve tarih müzesindeki bir duvar resminden. dr atl tarafından 1930da yapılmıştır.bölgeden birçok kabile geçmesine rağmen azteklere kadar hiçbiri kalıcı olarak yerleşmemiştir. aztek efsanelerine göre, kuzeyin çöllerinden göç eden kabile, rahiplerin kehanet ettiği , bir kartalın kaktüs üzerinde bir yılan yediğini gördükleri ideal yerleşim yerine yeni şehirlerini kuracaktı. kabile , kartalı küçük bataklık bir adanın üzerinde görmüş olmalı. bu efsane , şu anda meksika’nın sembolü olarak bayrağında ölümsüzleştirilmiştir. tarihçilere göre, bu pek uygun olmayan yere yerleşmelerinin sebebi, diğer yerlerin daha güçlü kabileler tarafında ele geçirilmiş olması. yine de bu durum aztekleri yıldırmadı; chinampa denilen ve göle dikilen kazıklar üzerine konulmuş kamıştan yapılan dikdörtgen platformların üzerine toprak konularak yapılan bir tarım şeklini bularak ekilebilir alan miktarını arttırdılar. tarihçilerin tahminlerine göre şehir 14.yüzyılda kurulmuştur. en çok öne sürülen tarih 1325 yılıdır.
pers imparatorluğu nun başkenti olan persepolis, m.ö. 6. yüzyıl sonlarına doğru pers kralı i. darius (dara) tarafından kurulmuştur. dariusdan sonra tahta çıkan kserkes i (xerxes, serhas) ve artakserkses (ardaşir) şehri büyüterek harika anıtlarla doldurmuşlardır. iran ın şiraz şehrinin hemen doğusundadır.
antik roma kenti. roma komutanı pompeyüs tarafından m.ö. 65 yılında şimdiki şebinkarahisar - bayramköy bölgesinde, pontos kralı i. midridatesin ordusunu mağlup ettiği için "zafer kazanma evi" anlamına gelen nicopolis kenti kurulmuştur.
şehirde içinde 100 den fazla insan iskeletinin bulunduğu 50 adetin üzerinde mezar keşfedilmiştir (ilk başlarda bunların %80i kadın olduğu sanılmış, ama sonraki incelemelerde eşit dağılım olduğu tespit edilmiş). bu keşfe istinaden şehrin, inkaların yetiştirme ve disiplin yeri olduğu teorisi geliştirilmiş. ancak zamanımızda bu teori geçerliliğini yitirmiş durumdadır. daha çok bugün kabul gören teori, şehrin 700 den fazla inka asil ve din adamına ev sahipliği yapmış olduğudur.
kalıntılar 24. temmuz 1911 tarihinde hiram bingham ldaresindeki yale üniversitesinin yaptığı bir bilimsel gezi sırasında tesadüfen bulunmuştur. bingham aslında keşfi sırasında, 1536 yılında ispanyol istilacı pizarrodan kaçan inkaların saklandığı gizemli inka şehri vilcabambayı aramaktaydı. bingham machu picchuyu bulduğunda vilcabambayı bulduğunu sandı.bugün vilcabambanın 70 km daha ileride, ormanların içinde olduğu biliniyor.
1912 ve 1913 yıllarında bingham şehri ortaya çıkarmaya başladı.1915de machu picchu araştırmalarıyla ile ilgili bir kitap yayınladı. national geographic societynin nisan 1913 sayısını machu picchu şehrine ithaf etmesiyle meşhur oldu.
şehrin aslında 2 yıl öncesinden keşfedildiği, ama şehrin altınlarının abdye götürülmesi için binghamın zaman kazanmak istediği iddia edilmektedir. diğer bir yerlilerin iddiası ise, köylülerin çoktan 1901 yılında şehri keşfetmiş olduğu ve binghamın keşfinin tesadüf olmadığıdır.
1983 yılında unesco machu picchuyu dünya mirası olarak ilan etmiştir.
kalıntılar 24. temmuz 1911 tarihinde hiram bingham ldaresindeki yale üniversitesinin yaptığı bir bilimsel gezi sırasında tesadüfen bulunmuştur. bingham aslında keşfi sırasında, 1536 yılında ispanyol istilacı pizarrodan kaçan inkaların saklandığı gizemli inka şehri vilcabambayı aramaktaydı. bingham machu picchuyu bulduğunda vilcabambayı bulduğunu sandı.bugün vilcabambanın 70 km daha ileride, ormanların içinde olduğu biliniyor.
1912 ve 1913 yıllarında bingham şehri ortaya çıkarmaya başladı.1915de machu picchu araştırmalarıyla ile ilgili bir kitap yayınladı. national geographic societynin nisan 1913 sayısını machu picchu şehrine ithaf etmesiyle meşhur oldu.
şehrin aslında 2 yıl öncesinden keşfedildiği, ama şehrin altınlarının abdye götürülmesi için binghamın zaman kazanmak istediği iddia edilmektedir. diğer bir yerlilerin iddiası ise, köylülerin çoktan 1901 yılında şehri keşfetmiş olduğu ve binghamın keşfinin tesadüf olmadığıdır.
1983 yılında unesco machu picchuyu dünya mirası olarak ilan etmiştir.
bugüne kadar çok iyi korunarak gelmiş olan bir inka antik şehridir.
and dağları nın bir dağının zirvesinde, 2.360 m yükseklikte, urubamba vadisi üzerinde kurulmuş olup. perunun cusco şehrine 88 km mesafededir. şehir, inkalı bir hükümran olan pachacutec yupanqui tarafında 1450 yılları civarında inşa ettirilmiştir. ispanyol istilacılar 1532 yılında buraları feth ederken sık dağlar arasında kalmış bu şehir, istilacılar tarafından fark edilmemiş ve bu sayede zarar görmemiştir.machu picchu 200 den fazla, merdiven sistemiyle birbirne bağlı olan taş yapıdan oluşur.şehrin 3000 basamağı bugün hala gayet iyi durumdadır.
kuruluş amacı ve anlamı bugüne kadar gelmiş olan tartışma konusudur. günümüze gelmeyi başarmış bilimsel kanıt içerikli çok fazla ipucu bulunmamasından, sadece tahminler yapılabilmektedir. bu yüzden o zamanlardaki adı bilinemeyen şehir, ismini bugün yakınlarda olan bir dağ zirvesinden almıştır. şehrin tarım alanı olarak kullanılan teraslardan oluşan bölümleri, eski zirve (quechua dilinde: machu picchu) denen dağın eteklerindedir. şehrin sonunda ise genç zirve (quechua dilinde: huayna picchu ) yükselir.
and dağları nın bir dağının zirvesinde, 2.360 m yükseklikte, urubamba vadisi üzerinde kurulmuş olup. perunun cusco şehrine 88 km mesafededir. şehir, inkalı bir hükümran olan pachacutec yupanqui tarafında 1450 yılları civarında inşa ettirilmiştir. ispanyol istilacılar 1532 yılında buraları feth ederken sık dağlar arasında kalmış bu şehir, istilacılar tarafından fark edilmemiş ve bu sayede zarar görmemiştir.machu picchu 200 den fazla, merdiven sistemiyle birbirne bağlı olan taş yapıdan oluşur.şehrin 3000 basamağı bugün hala gayet iyi durumdadır.
kuruluş amacı ve anlamı bugüne kadar gelmiş olan tartışma konusudur. günümüze gelmeyi başarmış bilimsel kanıt içerikli çok fazla ipucu bulunmamasından, sadece tahminler yapılabilmektedir. bu yüzden o zamanlardaki adı bilinemeyen şehir, ismini bugün yakınlarda olan bir dağ zirvesinden almıştır. şehrin tarım alanı olarak kullanılan teraslardan oluşan bölümleri, eski zirve (quechua dilinde: machu picchu) denen dağın eteklerindedir. şehrin sonunda ise genç zirve (quechua dilinde: huayna picchu ) yükselir.
antik italyan yarımadasında kalan bir eski romalı kenti. m.ö. 24.08.79 yilinda vesuv volkan patlamassnda yok olmuştur. aynı günde stabiae ve pompeji kentleri de yıkılmış, yok olmuştur. destanlara göre herkül kentin kurucusudur.
kilikya bölgesinde bulunan antik bir kentti.
kentin roma imparatorluk devri öncesi tarihi hakkında hemen hemen hiçbir bilgi yoktur. m.ö. 19 yılında imparator augustus tarafından ziyaret edilen kent "anazarbus yanındaki caesarea" diye anılmaya başlamıştır.
anavarza roma imparatorluk devrinin ilk iki yüzyılı boyunca büyük bir varlık göstermemiş, kilikya başkenti tarsusun gölgesinde kalmıştır. tarsus günümüze kadar yaşayabilmiştir ama bunun karşılığında tarihi anıtlarının büyük bir bölümünü kaybetmiştir. roma imparatorlarından septimius severusun, pescennius niger ile yaptığı iktidar savaşı sırasında, severusun tarafını tutan kent, onun nigeri 194 yılında isosta yenerek imparatorluğun tek hakimi olmasından sonra ödüllendirilmiş, tarihinin en parlak dönemini yaşamaya başlamıştır. m.s. 204-205 yıllarında kilikya, isauria ve likaonia eyaletlerinin metropolisi olmuştur.
m.s. 260 yılında diğer kilikya kentleri gibi anavarza da sasani kralı şapur tarafından fethedilmiştir. m.s. 4. yüzyılda isaurialı balbinos tarafından tahrip edilmiş olan anavarza, imparator ii. theodosius zamanında m.s. 408 yılında kurulan cilicia secundanın ve eyaletin başkenti olmuştur.
525 yılındaki büyük depremden zarar gören kent imparator iustinianus tarafından onartılarak iustiniopolis adını almıştır. ancak 561 yılında ikinci kez deprem felaketine uğramıştır. 6. yüzyılda ise kent büyük bir veba salgınına uğramıştır.
kentin roma imparatorluk devri öncesi tarihi hakkında hemen hemen hiçbir bilgi yoktur. m.ö. 19 yılında imparator augustus tarafından ziyaret edilen kent "anazarbus yanındaki caesarea" diye anılmaya başlamıştır.
anavarza roma imparatorluk devrinin ilk iki yüzyılı boyunca büyük bir varlık göstermemiş, kilikya başkenti tarsusun gölgesinde kalmıştır. tarsus günümüze kadar yaşayabilmiştir ama bunun karşılığında tarihi anıtlarının büyük bir bölümünü kaybetmiştir. roma imparatorlarından septimius severusun, pescennius niger ile yaptığı iktidar savaşı sırasında, severusun tarafını tutan kent, onun nigeri 194 yılında isosta yenerek imparatorluğun tek hakimi olmasından sonra ödüllendirilmiş, tarihinin en parlak dönemini yaşamaya başlamıştır. m.s. 204-205 yıllarında kilikya, isauria ve likaonia eyaletlerinin metropolisi olmuştur.
m.s. 260 yılında diğer kilikya kentleri gibi anavarza da sasani kralı şapur tarafından fethedilmiştir. m.s. 4. yüzyılda isaurialı balbinos tarafından tahrip edilmiş olan anavarza, imparator ii. theodosius zamanında m.s. 408 yılında kurulan cilicia secundanın ve eyaletin başkenti olmuştur.
525 yılındaki büyük depremden zarar gören kent imparator iustinianus tarafından onartılarak iustiniopolis adını almıştır. ancak 561 yılında ikinci kez deprem felaketine uğramıştır. 6. yüzyılda ise kent büyük bir veba salgınına uğramıştır.
manisa ili, merkez ilçe’ye bağlı köseler köyü’nün 2 km güneyindeki gün dağı’nın üzerinde kısmen ayaktaki görkemli harabeleri ile dikkati çeken aigai; i.ö.1100 yıllarından sonra yunanistan’dan gelip kuzeybatı anadolu kıyılarına yerleşen aiol’ler tarafından kurulan 12 kent arasında sayılmaktadır.
zannediyorum gote giren semsiyeyi açmaya çalışmak gibi bir şeydir.
adak adanan ve kurban kesilen dini yapı. özellikle antik dinlerde yaygın olan altarlar, musevilik ve hristiyanlıkta da önemli bir yere sahiptir. altarlar, mimari açıdan da önemli yapılardır. antik dinlerden kalan altar yıkıntıları, dinlerin ayinsel özelliklerini ve ibadet geleneğini öğrenmek açısından çeşitli ipuçları taşır.
moleküler biyolojide, bir protein solüsyonunda, aranan bir proteinin olup olmadığını ve varsa ne kadar olduğunu anlamak için uygulanan nicel bir yöntemdir.
sds-page uygulandıktan sonra, electro blotting yöntemiyle proteinler bir membrana geçirilir. daha sonra çeşitli solüsyonlarla işleme tabi tutulan memrandaki proteinlere spesifik antibodyler bağlanır. bu antibodylerin tespit edilmesiyle proteinin olup olmadığı, çıkan bantların kalınlığının kontrol bantlarıyla karşılaştırılmasıyla da ne kadar olduğu anlaşılır.
sds-page uygulandıktan sonra, electro blotting yöntemiyle proteinler bir membrana geçirilir. daha sonra çeşitli solüsyonlarla işleme tabi tutulan memrandaki proteinlere spesifik antibodyler bağlanır. bu antibodylerin tespit edilmesiyle proteinin olup olmadığı, çıkan bantların kalınlığının kontrol bantlarıyla karşılaştırılmasıyla da ne kadar olduğu anlaşılır.
felsefe, matematik, astronomi, fizik, kimya, tıp ve müzik alanlarında çalışmalar yapan bilgin.
gençliğinde geometri, mantık, fıkıh, fizik, kelam ve tıp alanlarında çalışmış, daha onaltı yaşında uzman hekim düzeyine yükselmiştir. çok sayıda eser yazmış olan ibn-i sinanın en önemli eserleri arasında, tıp konusunda kanun fit-tıb; felsefe alanında kitabuş-şifa; felsefe sistemi üzerinde sonradan yaptığı değişikliklerden söz eden kitabul-işarat vet-tenbihat; psikolojiyle ilgili olan kitabun-nefs bulunur. eserleri birçok kez latinceye çevrilmiş olan ibn-i sinanın felsefesi, yunan filozofları aristoteles ve plotinusun etkileri yanı sıra, kendi özgün ve önemli katkılarını gözler önüne serer.
gençliğinde geometri, mantık, fıkıh, fizik, kelam ve tıp alanlarında çalışmış, daha onaltı yaşında uzman hekim düzeyine yükselmiştir. çok sayıda eser yazmış olan ibn-i sinanın en önemli eserleri arasında, tıp konusunda kanun fit-tıb; felsefe alanında kitabuş-şifa; felsefe sistemi üzerinde sonradan yaptığı değişikliklerden söz eden kitabul-işarat vet-tenbihat; psikolojiyle ilgili olan kitabun-nefs bulunur. eserleri birçok kez latinceye çevrilmiş olan ibn-i sinanın felsefesi, yunan filozofları aristoteles ve plotinusun etkileri yanı sıra, kendi özgün ve önemli katkılarını gözler önüne serer.
ünlü din tarihçisi ve filozof.
mircea eliade, 13 mart 1907de bükreş - romanyada doğdu. çocukluğunda ve gençliğinde biyoloji, özellikle de botanik ve entomoloji ile ilgilenmiştir. fakat yıllar geçtikçe ilgisi daha çok sosyal bilimlere kaymış, özellikle filoloji ve felsefe ile ilgilenmiştir. bu yüzden felsefe eğitimi alır. 1928 yılında bükreş üniversitesinde felsefe dalında yüksek lisans yapar. master tezinin konusu italyan rönesans dönemi filozoflarıdır. aynı yıl sanskritçe ve hint felsefesi okumak için kalkütaya gider. eliade burada ders aldığı surendranath dasguptadan etkilenmiştir. ayrıca altı ay himalayalardaki rişikeş aşramında yaşadı. eğitimini bitirip, dört yıl sonra, 1932de bükreşe geri döndü. 1933 yılında daha sonra fransızca "yoga: essai sur les origines de la mystique indienne" adıyla yayımlanacak olan doktora tezini verdi. adından da anlaşılacağı gibi doktora tezi yoganın farklı açılardan analizi niteliğindeydi. 1933den 1939a kadar bükreş üniversitesinde felsefe ve din tarihi konuları başta olmak üzere birçok farklı konuda ders verdi.
savaş yıllarında ingilterede bulundu ve savaş sonunda romanya sovyet kontrolüne geçince romanyaya dönüşü imkansızlaştı. gençliğinde birçok aşırı sağcı eğitim görevlisiyle yakın ilişkileri olmuştu. 1945de parise geçti, konuk profesör olarak école des hautes études`de çalıştı. 1951de en ünlü eserlerinden biri olan "şamanizm" yayımlandı. 1956 yılında ise aldığı tekliflerden ötürü paristen amerikaya geçti ve chicago üniversitesinde ders verdi. daha sonra 1958 yılında chicago üniversitesinde dinler tarihi kürsüsünün başına geçti. 1961de history of religions dergisini kurdu. 22 nisan 1986daki ölümüne kadar chicago üniversitesinde çalışmaya devam etti ve birçok önemli eser kaleme aldı.
bugün eserleri birçok farklı dile tercüme edilen mircea eliade, dinler tarihi konusunda gelmiş geçmiş en önemli akademisyenlerden biri olmuştur.
mircea eliade, 13 mart 1907de bükreş - romanyada doğdu. çocukluğunda ve gençliğinde biyoloji, özellikle de botanik ve entomoloji ile ilgilenmiştir. fakat yıllar geçtikçe ilgisi daha çok sosyal bilimlere kaymış, özellikle filoloji ve felsefe ile ilgilenmiştir. bu yüzden felsefe eğitimi alır. 1928 yılında bükreş üniversitesinde felsefe dalında yüksek lisans yapar. master tezinin konusu italyan rönesans dönemi filozoflarıdır. aynı yıl sanskritçe ve hint felsefesi okumak için kalkütaya gider. eliade burada ders aldığı surendranath dasguptadan etkilenmiştir. ayrıca altı ay himalayalardaki rişikeş aşramında yaşadı. eğitimini bitirip, dört yıl sonra, 1932de bükreşe geri döndü. 1933 yılında daha sonra fransızca "yoga: essai sur les origines de la mystique indienne" adıyla yayımlanacak olan doktora tezini verdi. adından da anlaşılacağı gibi doktora tezi yoganın farklı açılardan analizi niteliğindeydi. 1933den 1939a kadar bükreş üniversitesinde felsefe ve din tarihi konuları başta olmak üzere birçok farklı konuda ders verdi.
savaş yıllarında ingilterede bulundu ve savaş sonunda romanya sovyet kontrolüne geçince romanyaya dönüşü imkansızlaştı. gençliğinde birçok aşırı sağcı eğitim görevlisiyle yakın ilişkileri olmuştu. 1945de parise geçti, konuk profesör olarak école des hautes études`de çalıştı. 1951de en ünlü eserlerinden biri olan "şamanizm" yayımlandı. 1956 yılında ise aldığı tekliflerden ötürü paristen amerikaya geçti ve chicago üniversitesinde ders verdi. daha sonra 1958 yılında chicago üniversitesinde dinler tarihi kürsüsünün başına geçti. 1961de history of religions dergisini kurdu. 22 nisan 1986daki ölümüne kadar chicago üniversitesinde çalışmaya devam etti ve birçok önemli eser kaleme aldı.
bugün eserleri birçok farklı dile tercüme edilen mircea eliade, dinler tarihi konusunda gelmiş geçmiş en önemli akademisyenlerden biri olmuştur.
11 mart 1922 yılında istanbul’da doğdu.26 aralık 1997’de paris’te öldü.yunanlı filozof ve psikanalizci, hukukcu, direnişçi ve özgürlükçü sosyalist.
yapıldığı yıllarda istanbul un yegane gökdeleni olarak yorumlanan, ilerleyen yıllarda tüm önemini kaybeden, görüntü olarak da bi boka benzemeyen yapıdır ki üst katlarının manzarası bu tesbite dahil değildir.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?