confessions

angelus

- Yazar -

  1. toplam entry 19883
  2. takipçi 1
  3. puan 442125

mebde

angelus
arapça kökenli "baş", "başlangıç", "kaynak", "kök" gibi manalara gelen sözcük. mantıkta ilke yani ilk olan, kendisinden her şeyin çıktığı temel menşedir.

metinlerarasılik

angelus
metinlerin anlamının başka metinler tarafından şekillendirilmesidir. bir yazarın önceki bir metni ödünç alması ve dönüştürmesi için kullanılabildiği gibi bir metni okuyan bir okurun bir başka metne başvurması için de kullanılabilmektedir. “metinlerarasılık” kavramının kendisi de postyapısalcı julia kristeva tarafından 1966 yılında bulunmasından bu yana pek çok kez ödünç alınmış ve dönüştürülmüştür. eleştirmen william irwin’in belirttiği gibi, bu terim, “kristeva’nın ilk vizyonuna sadık kalanlardan onu sadece anıştırma ve etkiden bahsederken daha şık bir dil kullanmak isteyenlere kadar neredeyse kullanıcı sayısı kadar farklı anlamlara gelir hale gelmiştir”

monizm

angelus
her şeyin bir tek zorunluluğun, ilkenin, madde veya enerjiden olduğunu iddia eden metafiziksel ve teolojik görüştür.

monizm, mutlak olarak iki tür madde (veya zorunluluk, ilke) olduğunu ileri süren dualizmden ve mutlak olarak birçok türde madde (veya zorunluluk, ilke) olduğunu ileri süren pluralizmden ayrılmaktadır.

genellikle monizmin panteizm, panenteizm ve içkin bir tanrı inanışı ile ilişkili olduğu düşünülür. ayrıca, saltçılık (absolutizm) ve monad da monizmle yakından ilgilidir.

nefsaniyet

angelus
neo-spiritüalist görüşte “ruhun maddeye bağlanmasıyla ruhta maddeye karşı oluşan bir çekimin tatmini hırsı” veya “maddenin bir araç olduğunun unutularak amaç edinilmesiyle, bencilce duyguları tatmin etmek hırsı” olarak tanımlanır. nefsaniyet sesinin karşıtı vicdan sesi olarak kabul edilir.

nefsaniyet şöyle açıklanır:


nefsaniyete göre amaç, ruhun gelişimi değil, maddenin, yani fiziksel bedenin ne pahasına olursa olsun, azami konfor ve rahatlığını,zevk almasını sağlamaktır. nefsaniyetin kökü bencilliktir; tüm bencilce duygular nefsaniyetin malıdır. nefsaniyetin en sık görünen belirme biçimleri bencillik, üstün olmakla övünmek, yüksek mevkileri insanlığa hizmet için değil de nefsi için istemek, başkalarına külah geçirme kurnazlığı, cimrilik ve ikiyüzlülüktür. "dünya okulu"ndaki en büyük savaş insanın nefsaniyetine karşı yapması gereken savaştır ki, bu savaştaki en büyük silahı nefis denetlemesi, en büyük yardımcısı vicdan’ıdır.

panlojizm

angelus
herşeyin mantıksal ilişkilerden meydana geldiğini ileri süren öğreti. özellikle marburg okulu mantıkçı filozoflarının öğretisi. panlojizm, adcılığa yaklaştırılabilir.

pisagorculuk

angelus
pisagor ve takipçileri tarafından benimsenen ezoterik ve metafizik inançlar için kullanılan bir terimdir pisagorculuk (pythagoreanism). ilk pisagorcuların benzeri görüşlerini benimseyen daha sonraki oluşumlar yenipisagorculuk (neopythagoreanism) terimini altında ele alınır.

polideizm

angelus
bu inanışa göre evren birkaç tanrının kolektif yaratıcılığı sonucu yaratılmıştır bu tanrıların her biri evrenin bir parçasını yarattıktan sonra evren ile pratik anlamda ilgilenmeyi bırakmıştır.

semiyotik

angelus
simge, sembol ve işaretlerin yorumlanmasını, üretilmesini veya işaretleri anlama süreçlerini içeren bütün faktörlerin sistematik bir şekilde incelenmesine dayanan bir bilim dalıdır. semiyotik disiplinlerarası bir sahadır. değişik işaret sistemlerine dayanan anlam ve bildirişim konularını inceler. fransızlar semiyoloji terimini kullanmışlardır. semiyotik eski yunancada işaret anlamına gelen semeîon kelimesinden gelir. modern semiyotik başlıca iki kaynağa dayanır. bunlardan birincisi ferdinand de saussure’ün 1916’da yayımlanan genel dilbilim dersler’i, ikincisi ise charles sanders peirce’ün yazılarıdır. kültürel kodlar, gelenekler ve metni anlam süreçlerine göre düzenlenmiş işaret sstemleri diye nitelenen her şey semiyotiğin inceleme alanına girmektedir. semiyotik bugünkü anlamda ilk defa john locke tarafından "essays concerning human understanding" başlıklı eserde kullanılmıştır.

tabula rasa

angelus
david hume’un ortaya attığı "boş levha" önermesine işaret eder. bir empirist olan hume’a göre, zihnimizde doğuştan gelen bir fikir yoktur. bununla birlikte, hume, nedenselliğe de karşı çıkar. şeyler arasında kurduğumuz zamansal ve uzamsal ilişkiler, onların kendilerinde özellikleri değil, bizim deneyimsel alışkanlıklarımızla ilgilidir. (buradaki "deneyimsel" kavramı bilinçli yürütülmüş bir aşama değil, salt tanıklıktır.) olgular arasındaki bağıntıları, kendi yöntemlerimizle bilemez, sadece onlara atıflarda bulunuruz. doğa kurallarla işlemez, formülizasyon sahibi değildir. insanlar, doğayı ya da olguları algılayabilmek için, sistemler, formüller, öncelik-sonralık ilişkileri kurarlar.

sonuç olarak hume, bireyin zihnini bomboş bir levhaya benzetir. kavramlar, olgular, bilgiler, sonradan, gözlem veya deneyleme yoluyla zihinde yer alır.bu locke’un görüşü olarak bilinir.

the ethics of killing

angelus
jeff mcmahan’ın yaşam ve ölüm ile bu ikisinin etrafında toplanan etik meselelerinin tartışıldığı ve bu meselelere dair genel bir izlenimin verildiği, bunun yanı sıra mcmahan’ın meselelere dair kişisel fikir ve argümanlarına yer verdiği eseridir.

eserde yaşamın başlangıcı, kişisel kimlik, kürtaj, kişisel kimliğin yok oluşu, kişisel kimliğin ‘silikleşmesi’, ölüm, ötenazi ve benzeri etik meseleler yer alır. jeff mcmahan özellikle kendi kişisel kimlik düşüncesi olan “vücutlaşmış zihin görüşü” nü (embodied mind account) detaylı biçimde açıklar, ve bu kişisel kimlik düşüncesinin ilgili etik meselelerine uygulandığında ortaya çıkan sonuçları da değerlendirir.

catiski

angelus
iki yasanın gerçekte ya da görünüşte birbirleriyle uyuşmazlığıdır. mantık ve epistemoloji’de geçen ve genel olarak bir paradoksu ya da çözümsüz bir çelişkiyi tanımlamak için kullanılan bir terimdir. aynı anda ve ölçüde geçerli iki önermenin birbirinin yerine konulamazlığı durumunu ifade eder.

ust gerçeklik

angelus
fransız yazar jean baudrillard’la birlikte anılan bir düşünce. baudrillard, elektronik iletişimin yaygınlaşmasının bir sonucu olarak, artık televizyon programlarının ya da öteki kültürel ürünlerin göndermede bulunduğu ayrı bir “gerçeklik” olmadığını ileri sürmektedir. bunun yerine, “gerçeklik” diye gördüğümüz şey, bu tür iletişimin kendisi tarafından yapılaştırılmıştır. örneğin, haberlerde verilen şeyler yalnızca ayrı bir olaylar dizisi değildir; bunlar aslında, bu olayların kendilerini tanımlamakta ve oluşturmaktadır.

ustbilis

angelus
üstbiliş, en geniş anlamıyla; insanın algılama, hatırlama ve düşünmesinde yer alan zihinsel faaliyetlerin farkında olması ve bunları kontrol etmesi olarak tanımlanmaktadır (huitt, 1997; hacker ve dunlosky, 2003). kendi zihinsel faaliyetlerini izleyebilme, gözlemleyebilme ve öğrenmenin özdenetimi gibi yetenekler, üst-biliş becerilerini oluşturmaktadır. üstbiliş; öğrenme sürecinin farkında olma, planlama ve stratejiler seçme, öğrenme sürecini izleme, hatalarını düzeltebilme, kullandığı stratejilerin işe yarayıp yaramadığını kontrol edebilme, gerektiğinde öğrenme yöntemini ve stratejilerini değiştirebilme gibi yeteneklere sahip olmayı da beraberinde getirir.

ihvanussafa

angelus
11. yüzyılda zeyd b. rifa tarafından, müslümanlar arasında doğa bilimlerine dayanan bir felsefe anlayışı oluşturarak, bilimsel bir zihniyetin yaygınlaşmasını sağlamak ve böylelikle de dini hoşgörüsüzlük ve bağnazlığı önlemek amacıyla kurulmuş olan, dini, siyasi ve felsefi cemiyete verilen ad. islam ansiklopedistleri olarak da bilinirler. zamanlarının bütün bilimleriyle dinlerini ve felsefi görüşlerini 51 risalede toplayan ihvanü’s-safa okulu, kendi sistemlerinde aristoteles’in mantığını, pisagorcuların matematiğini, platon’la plotinus’un metafiziğini, sokrates’in ahlakını ve farabi’nin din felsefesini bir araya getirdikleri için, seçmeci bir bakış açısını ifade eder.

belit

angelus
başka bir önermeye götürülemeyen ve kanıtlanamayan, böyle bir geri götürme ve kanıtı da gerektirmeyip, kendiliğinden apaçık olan ve böyle olduğu için öteki önermelerin temeli ve ön dayanağı olan temel önermeye belit ya da aksiyom denir. ne türlü bir belitten yola çıkılırsa o türlü bir sonucu varılır. belitlere dayanan bir felsefe, belitlerin yanlışlığı meydana çıkınca çöker.

499 /

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol