can yücel şiiridir. şöyle ki;
bir denizanasıdır umut
ta suların ortasında
açılır
kapanır
açılır
kapanır
kapanır
açılır
yunanca; ışık.
teyatral doğası olup senaryo dahilinde olmadan, doğaçlama yoluyla yapılan bir çeşit sanatsal etkinliktir. terim olarak ilk defa allan kaprowun "6 bölümlük 18 happening" (18 happenings in 6 parts) isimli eserinde kullanılmış ve yaygınlaşmıştır. slayt gösterileri, dans, koku ve tad gibi hislere hitap eden etkinliklerin sahnelenmesi ve tecrübe edilmesi ön plana çıkar. birçok örneğinde izleyici katılımı önemlidir ve ortaya çıkan estetik etki, tecrübe edilen etkinliklerin bileşimidir. claes oldenburgun "dükkan" (store) (1961), "oto-bedenler" (autobodies) (1963), ve "yıkamalar" (washes) (1965); robert rauschenbergün "harita odası ii" (map room ii) (1965); robert whitmanın "amerikan ayı" (the american moon) (1960); and kaprowun "çağrı" (calling) (1965) isimli eserleri önemli happeningler arasında sayılabilir.
dünyayı yabancılaştıran ve onu eğlenceli hayali bir alana götüren, içinde esrarengiz, tekin olmayan güçlerin egemenliğinin yansıdığı, aslında bir araya gelmez gibi görünen şeylerin, mesela trajikle komiğin, adilikle yüceliğin bir oyun havasında birleştirilmesi.
1.dünya savaş sonrası almanyada george grosz ve otto dix tarafından başlatılan ve 1930-40lara kadar devam eden bir dışavurumcu akımdır. gerçekçi bir tarz ile iğneliyici ve sosyal eleştiri niteliği taşıyan bir akım olarak karakterize edilir.
(bkz: isle of the dead)
19. yy.ın sonlarında arnold böcklin tarafından yapılan bir portredir. değişik sürümleri kendisi tarafından yapılmıştır. giger tarafından tekrar yorumu yapılmıştır. rahmaninovun 1907deki semfonik şiirinde ondan etkilendiğini söylenir.
new yorklu 20.yüzyıl başında aktif bir realist sanatçı grubu. akademi tarafından kabul gören konuları reddetmiş; hayatın (ve şehir hayatının) tekdüze hatta bazen rahatsız edici ve çirkin yanlarına yoğunlaşmışlardır.
yeni fikirler oluşturmak üzere, düşüncelere engel koymaksızın, önceden belirlenmiş kurallar dahilinde yapılan fikir yaratma yöntemi. bu kavram bir reklamcı olan alex osborn tarafından geliştirilmiştir.
beyin fırtınası, tek başına veya bir grupla yapılabilir; beyin fırtınası sırasında fikirlerin akla gelir gelmez, açığa çıkması istenir. fikirler başta yargılanmaz ve eleştirilmez, hiçbir fikir saçma olarak değerlendirilmez, böylece kişinin tüm fikirlerini çekinmeden, aklına geldiği gibi sunması sağlanmaya çalışılır. yargılama yapılmadığı için fikirlerin birbirini besleyeceği ve evrileceği varsayılır.
bir konuya çözüm getirmek, karar vermek, hayal yoluyla düşünce ve fikir üretmek için kullanılan üretimci bir tekniktir.
beyin fırtınası, tek başına veya bir grupla yapılabilir; beyin fırtınası sırasında fikirlerin akla gelir gelmez, açığa çıkması istenir. fikirler başta yargılanmaz ve eleştirilmez, hiçbir fikir saçma olarak değerlendirilmez, böylece kişinin tüm fikirlerini çekinmeden, aklına geldiği gibi sunması sağlanmaya çalışılır. yargılama yapılmadığı için fikirlerin birbirini besleyeceği ve evrileceği varsayılır.
bir konuya çözüm getirmek, karar vermek, hayal yoluyla düşünce ve fikir üretmek için kullanılan üretimci bir tekniktir.
tren ile taşımacılıkta kullanılan taşıma belgesi olup "malların demiryolu ile taşınmasına ilişkin uluslararası anlaşma" (convention internationale concernantle transports des marchandises par chemins de fer) - kısa adı cim - anlaşmasına tabi olarak düzenlenir.
malların mülkiyetini temsil etmez, dolayısıyla ciro edilemez. demiryolu idaresince belgenin gönderene verilişi sadece malın bir vagonu doldurması (full load) durumu ile kısıtlıdır. aksı halde, yanı bir gönderene ait malın vagon doldurmaması (less than full load)durumunda demiryolu idaresi hamule senedi vermez. bu gibi hallerde malın bir taşıma komisyoncusuna teslim edilerek ondan nakliyeci makbuzu alınması gerekir. komisyoncular aynı yöne mal gönderen satıcılardan teslim aldıkları malları guruplandırarak vagonları doldururlar ve demiryolu idarecilerinden kendi adlarına hamule senedi alırlar.
malların mülkiyetini temsil etmez, dolayısıyla ciro edilemez. demiryolu idaresince belgenin gönderene verilişi sadece malın bir vagonu doldurması (full load) durumu ile kısıtlıdır. aksı halde, yanı bir gönderene ait malın vagon doldurmaması (less than full load)durumunda demiryolu idaresi hamule senedi vermez. bu gibi hallerde malın bir taşıma komisyoncusuna teslim edilerek ondan nakliyeci makbuzu alınması gerekir. komisyoncular aynı yöne mal gönderen satıcılardan teslim aldıkları malları guruplandırarak vagonları doldururlar ve demiryolu idarecilerinden kendi adlarına hamule senedi alırlar.
portekiz ve ispanya arasında gerçekleşti. cabo verde adaları’nı başlangıc noktası alarak, bu noktanın 370 fersah (1550 km) batısında kuzey-güney meridyeni çizildi. çizgi, avrupa’nın haricindeki dünyayı portekiz ve ispanya’ya ait iki imtiyazli yarıya ayıran sınır kabul edildi. sınırın batısında kalan keşfedilmiş ve keşfedilecek bütün bölgeler ispanya’ya aitti. sınırın doğusunda kalan keşfedilmiş ve keşfedilecek bütün bölgeler ise portekiz’e aitti. ispanya antlaşmayı 2 temmuz 1494’de, portekiz 5 eylül 1494’de onayladı.
antlaşmanın amacı kristof kolomb’un keşif yolculuğunun dönüşünden sonra ortaya çıkan tartışmaları çözüme kavuşturmaktı. 1481 yılında papa iv. sixtus, aeterni regis ilanında kanarya adaları’nın güneyinde kalan bütün bölgeleri imtiyaz halinde portekizlere vermişti.
4 mayıs 1493’de ispanya kökenli papa vi. iskender (rodrigo borgia) inter caetera ilanında, cabo verde adaları’nin 100 fersahdan öte batısındaki bütün bölgelerin ispanyollara ait olduğunu yazdı. söz konusu çizginin doğusunda kalan bütün bölgeler ise portekizlere aitti. portekiz kralı ii. joao bu duruma itiraz edip, ispanya krali ii. fernando’yu ve kraliçe i. isabel’i arayarak imtiyaz çizgisinin cabo verde adaları’nın 370 fersah batısına çekilmesini sağladı.
tordesillas antlaşması zamanla iki ülke arasında çeşitli tartışmalara sebep oldu. bunlardan birtanesi, cabo verde adaları’nin batı ucu mu yoksa doğu ucu baslangıc noktası olarak alınmasıydı. iki durum arasında 60 fersahlık (290 km) fark ortaya çıkıyordu.
ayrıca, doğal olarak diğer deniz güçleri ingiltere, fransa ve hollanda antlaşmaya zamanla itiraz ettiler.
1580 ile 1640 yılları arasında portekiz’in ispanya hakimiyeti altına girmesiyle antlaşma anlamsız hale geldi. 1750’de madrid antlaşması’nın portekiz’e güney amerikadaki işgal ettiği bögeleri vermesiyle tordesillas antlaşması geçersiz hale getirildi.
antlaşmanın amacı kristof kolomb’un keşif yolculuğunun dönüşünden sonra ortaya çıkan tartışmaları çözüme kavuşturmaktı. 1481 yılında papa iv. sixtus, aeterni regis ilanında kanarya adaları’nın güneyinde kalan bütün bölgeleri imtiyaz halinde portekizlere vermişti.
4 mayıs 1493’de ispanya kökenli papa vi. iskender (rodrigo borgia) inter caetera ilanında, cabo verde adaları’nin 100 fersahdan öte batısındaki bütün bölgelerin ispanyollara ait olduğunu yazdı. söz konusu çizginin doğusunda kalan bütün bölgeler ise portekizlere aitti. portekiz kralı ii. joao bu duruma itiraz edip, ispanya krali ii. fernando’yu ve kraliçe i. isabel’i arayarak imtiyaz çizgisinin cabo verde adaları’nın 370 fersah batısına çekilmesini sağladı.
tordesillas antlaşması zamanla iki ülke arasında çeşitli tartışmalara sebep oldu. bunlardan birtanesi, cabo verde adaları’nin batı ucu mu yoksa doğu ucu baslangıc noktası olarak alınmasıydı. iki durum arasında 60 fersahlık (290 km) fark ortaya çıkıyordu.
ayrıca, doğal olarak diğer deniz güçleri ingiltere, fransa ve hollanda antlaşmaya zamanla itiraz ettiler.
1580 ile 1640 yılları arasında portekiz’in ispanya hakimiyeti altına girmesiyle antlaşma anlamsız hale geldi. 1750’de madrid antlaşması’nın portekiz’e güney amerikadaki işgal ettiği bögeleri vermesiyle tordesillas antlaşması geçersiz hale getirildi.
1555 yılında lutherin protestanlık mezhebinin dolaylı olarak, katolik mezhebinden ayrıldığı antlaşmadır. barış antlaşması, kutsal roma imparotoru charles v ve schmalkaldik ligi güçleri arasında 25 eylül 1555 tarihinde almanyanın augsburg şehrinde imzalandı. bu antlaşmayla fransa ve kutsal roma imparatorluğu arasında sürmekte olan schmalkaldik savaşları sonra erdi. bu antlaşmayla alman prenslerinin luteranizm ve katoliklik arasında istediklerini seçmelerine olanak tanındı. ayrıca antlaşma ile birlikte isteyen ailelerin, istedikleri dinin hakim olduğu bölgeye yerleşme hakları olduğu bir dönem başlamış oldu.
protestanlık, imparatorun hakimiyetine taraftar olmayan prensler arasında ve bilhassa almanya, isviçre, danimarka, baltık kıyıları ve kısmen de fransada yaygınlaştı. bu bölgelerde katolik kilisesinin mallarına el konuldu, prensler zenginleşti. alman prensleri protestanlığı kabul etmeyen kari ve karşı birleştiler ve bunun neticesinde almanya avrupadaki üstünlüğünü kaybetti; protestanlık, isviçreyi ikiye böldü; katolik irlanda, protestan ingiltereden biraz daha uzaklaştı. fikri açıdan her türlü dini ve ilmi konuların tartışılmasına imkan sağlandı ve orta çağ zihniyetine karşı set oluşturuldu. siyasi açıdan ise mutlakiyetçi, güçlü, ulus-devlet düşünce ve uygulama dönemi başladı.
protestanlık, imparatorun hakimiyetine taraftar olmayan prensler arasında ve bilhassa almanya, isviçre, danimarka, baltık kıyıları ve kısmen de fransada yaygınlaştı. bu bölgelerde katolik kilisesinin mallarına el konuldu, prensler zenginleşti. alman prensleri protestanlığı kabul etmeyen kari ve karşı birleştiler ve bunun neticesinde almanya avrupadaki üstünlüğünü kaybetti; protestanlık, isviçreyi ikiye böldü; katolik irlanda, protestan ingiltereden biraz daha uzaklaştı. fikri açıdan her türlü dini ve ilmi konuların tartışılmasına imkan sağlandı ve orta çağ zihniyetine karşı set oluşturuldu. siyasi açıdan ise mutlakiyetçi, güçlü, ulus-devlet düşünce ve uygulama dönemi başladı.
yayımlanan mevzuatın derlenip toplanması ve mevzuatta yapılan değişikliklerin ilgili ana mevzuata işlenmesi faaliyetidir. kodifikasyon ile vatandaşlar güncel ve tek metin halindeki mevzuata kolayca ulaşır.
bir kişinin, hukuken diğerinin yerine geçerek üçüncü kişilere karşı onun haklarını ve sorumluluklarını devralması durumu. genellikle sigorta hukukunda karşılaşılır. sigorta şirketleri, tazminat ödedikler oranda hukuken sigortalının yerine geçerek kusurlu üçüncü şahıslara rücu etme hakkı kazanırlar.
ulusular arası hukuk kurallarının oluşmasın da etkili olan ve devletin anayasasında varolan ve devlete andlaşma yapma yetkisi tanıyan kuraldır.antlaşmalar hukuk kuralıdır.bir hukuki kuralın bağlıyıcı niteliği iyi niyet ilkesine dayanmaktadır.pacta sunt servanda ilkesi gerekse iyi niyet ilkesi devletlerin bu kuralları kendi iradeleri ile kabul etmiş olmaları gerçeğine dayanmaktadır.uluslararası hukuk ta kurallların bağlayıcı olmaları pacta sunt servanda ilkesine dayatılmaktadır.
kural "ahde vefa" olarak dilimize çevrilebilir. normlar hiyeraşisinde en tepede var sayılır ve devletler genel hukukunda tüm devletlerin aslında onlardan daha üst bir kuvvet olmamasına karşın sırf yaptıkları anlaşmalara riayet edecekleri düşüncesi ile - daha farklı bir söylemle kendi iradelerine yine kendi iradeleri ile imzaladıkları sözleşmelerle kayıt altına alacakları düşüncesi ile- ortaya çıkmış bir kuraldır ve devletler genel hukukunda "bağlayıcılık" sorunun çözülmesinde katkısı büyük olmuştur.
kural "ahde vefa" olarak dilimize çevrilebilir. normlar hiyeraşisinde en tepede var sayılır ve devletler genel hukukunda tüm devletlerin aslında onlardan daha üst bir kuvvet olmamasına karşın sırf yaptıkları anlaşmalara riayet edecekleri düşüncesi ile - daha farklı bir söylemle kendi iradelerine yine kendi iradeleri ile imzaladıkları sözleşmelerle kayıt altına alacakları düşüncesi ile- ortaya çıkmış bir kuraldır ve devletler genel hukukunda "bağlayıcılık" sorunun çözülmesinde katkısı büyük olmuştur.
ingiliz filozof bertrand russellın önderliğinde vietnamda amerika birleşik devletleri tarafından işlenen savaş suçlarını araştırmak ve dünyaya duyurmak amacı ile kurulmuştur. mahkeme, 1966da kurulmuş, oturumları ise 1967 yılında stockholm ve kopenhagda yapılmıştır. 18 ülkeden temsilcilerden oluşan russel mahkemesi uluslararası alanda büyük ilgi görmüş ve yankı uyandırmış olmasına karşın amerika birleşik devletlerinde önyargılı ve gösteri amaçlı bir oluşum olarak algılanmış ve görmezden gelinmeye çalışılmıştır. mahkeme üyeleri genellikle sol görüşlü barışseverlerden oluşmaktadır, üyeler arasında bazı amerikalılar olsa da ne amerikanın ne de vietnamın temsilcileri bu oluşumda yer almıştır. mahkemede vietnamlıların yanısıra amerikalı askerlerin de ifadelerinden yararlanılmıştır.
ii.dünya savaşından sonra, imparator hirohito dışındaki bütün japon yetkililerinin yargılandığı, başbakan tojo ve yüksek komutanların idam cezasına çarptırıldığı uluslararası mahkemedir.
kusur, hile ve incapax (karş. en. incapable): ehliyetsiz, iktidarsız, elinden gelmez sözcüklerinden oluşmuştur. bu gruptan sayılan kişiler eylemlerinden ötürü cezalandırılmaz. türk mevzuatında bu konudaki ayrıntılı düzenleme 5237 sayılı türk ceza kanununun 2. kısmının 2. bölümünde 31. vd. maddelerinde yer almaktadır.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?