confessions

angelus

- Yazar -

  1. toplam entry 19883
  2. takipçi 1
  3. puan 442116

at ot

angelus
cumhuriyet’in büyük ordusu mensuplarının taşınması için dizayn edilmiş, kargo bölümü açık bir araçtır. aracın içindekiler yukarıdan gelecek bir saldırıya karşı savunmasız olsalar da at-ot’nin zırhı çok kalındır ve önde iki arkada ise bir lazer bataryası vardır.

at at

angelus
savaşçı nakil araçları imparatorluğun at - at ’leri 4 ayağı bulunan ve hertür arazi koşulunda yolalabilen gerçek bir yıkım silahından çok psikolojik etkiye sahip bir silah özelliği taşımaktadırlar, zira ihitişamlı görüntüleri düşmanları üzerinde taşıdığı silahlardan daha çok korkutmaktadır.

15 metreden yüksek boyları 20 metreden fazla olan uzunlukları ve uzun adımlarıyla 60 kilometreyi 1 saatte alabilmektedirler. çenelerinde konuşlanan 2 ağır ve başının ikiyanında 2 orta sınıf lazer topu ile atış yapabilmektedirler.

zırhlı gövdeleri içinde 40 kadar ağır zırhlı savaşçı asker ve 5 kadar speederbike taşıyan at-at araçları kalın zırhları sayesinde üzerine açılan ateşten korunabilmektedirler.ayrıca hareket edebilen kafasının içinde bulunan ve aracı yöneten subaylar komuta masasından savaş alanını rahatça izleyebilirler. imparatorluk saldırılarında en ön safhada yolalan at-at araçları özellikle düşmanları demoralize ederek arkadan gelen savaşçılara yol açmaktadırlar.general veers komutasında at-at’ler hoth savaşında asilerin üssüne baskında önemli rol oynamışlardır.

at ap

angelus
klon savaşlarının şiddetlenmesi ile cumhuriyet ordusu yer birimlerine yeni ve çok yönlü yürüyen savaş araçları oluşturmaya başladı. bu iki ayaklı saldırı zırhlısı top bataryaları ve uzun mesafe silahları kullanılacağı zaman sabit kalmayı sağlayan üçüncü bir bacaktan oluşuyor. klon asker pilotları bu aracı kullanıyor ve genelde kashyyyk ve felucia’da olduğu gibi sıcak çatışmalarda iş görüyor.

skipray blastboat

angelus
bastboat’lar imparatorluk tarafından kullanılan hücum gunship’leriydi. yıldız savaşçılarından daha büyük ve daha kuvvetliydiler, ama yıldız destroyeri ve kruvazör hangarlarında taşınabilecek kadar da ufaktılar. en önemli ve başarılı blastboat serisi, sienar fleet systems tarafından dizayn edip üretilen gat skipray blastboat’lardı. bu seri de 12h, 12i ve 12j modellerini içeriyordu.

12h modeli ilk ölüm yıldızı’nın yok edilmesinden kısa bir süre önce, yenilenmiş 12j versiyonu ise imparator palpatine’in endor’da ölümünden sadece birkaç hafta sonra piyasaya sürülmüştü. bu modelin sunduğu en önemli yenilik proton torpidosu ve şok füzesi lançerleri için daha geniş cephane yuvaları bulunmasıydı. 12j modeli on iki torpido ve on sekiz füze taşıyabiliyordu.

imparatorluk, beklenenin aksine gat-12h skipray’i büyük sayılarda satın almamaya karar verince sienar fleet systems gemiyi açık markette satmaya başladı. bu yüzden skipray’lere galaksinin her tarafında şirketlerin, gezegen savunma kuvvetlerinin, korsanların, paralı askerlerin ve kaçakçıların elinde rastlamak mümkündü. talon karrde mykr’daki üssünde en az iki skipray bulunduruyordu.

skipray 25 metre uzunluğundaydı, ama boyuna göre çok daha etkili bir silah donanımına sahipti. burunda ve yan kanatlarda öne ateş eden, savaş gemisi çapında üç ağır iyon topu, gövde üstündeki hareketli bir tarette de iki lazer topu vardı. yine burunda şok füzesi lançeri ile proton torpidosu atış tüpü bulunuyordu.

güçlü iyon topları skipray’e kendisinden daha büyük gemileri etkisiz hale getirme şansı tanıyordu. kalkanlarına ek olarak gövdesinin büyük kısmını kaplayan zırh levhaları o kadar dayanıklıydı ki çoğu yıldız savaşçısının hafif lazer topları onları delmekte oldukça zorlanıyordu.

skipray’in üst ve alt dikey stabilizatör kanatları atmosferik uçuş sırasında gemiye yardımcı oluyor ve iniş sırasında 180 derece dönerek yatay pozisyone gelip geminin inmesine fırsat tanıyordu.

blastboat’lar çoğu yıldız savaşçısına oranla atmosfer içinde uzay boşluğunda olduklarından daha çeviktiler ve maksimum atmosfer hızları 1200 kilometreyi geçiyordu. uzayda da hızları x-wing’lere eşitti. skipray hiper-sürüş motorlarına da sahipti ve navigasyon bilgisayarı dört hiperuzay sıçrayış rota seti taşıyabiliyordu.

skipray normal durumlarda dört kişilik bir mürettebat taşıyordu; pilot, yardımcı pilot/sensör subayı ve iki silah operatörü. fakat acil durmlarda gemiyi tek bir kişi de uçurabilirdi.

blastboatlar savaşta sistem devriye görevleri, nokta savunma, büyük savaş gemilerine hücum ve dost kruvazörlere ateş desteği sağlamada kullanılıyorlardı. birbirlerini kollamaları için skipray’ler genellikle ikili gruplar halinde uçuyorlardı. dayanıklılıkları sayesinde en ağır savaş ortamlarında bile daha küçük ve hassas yıldız savaşçılarından daha çok hayatta kalma şansına sahiptiler.

endor’dan 23 yıl sonra, yuuzhan vong istilası sırasında cumhuriyet’in jedi şövalyeleri skipray’lerin kendileri için ideal bir saldırı aracı olacağını keşfettiler. hepsi jedi olan mürettebat kokpitte güç sayesinde zihinsel bir bağlantı kuruyorlar ve skipray’i tek bir varlıkmış gibi kullanıyorlardı.

slave i

angelus
slave i istenen amaca göre çok yüksek oranda modifiye edilmiş oldukça ölümcül bir ödül avcısı gemisidir .

çok az bir kısmı orijinal halde kalmıştır.boba fett hemen hemen tamamını değiştirmiş ve yeni araçlar eklemiştir.dış iskelet ve kontak ışın koruması yenilenmiştir.pilotun maksimum görüşü sağlayabilmesi ve silahları daha verimli kullanabilmesi için dikey pozisyonda uçar.alışılmadık şekildeki bu kullanım pilotun ekstra yeteneklere sahip olmasını gerektirir ki bunlarda boba fett de fazlasıyla mevcuttur.iç kısmı oldukça küçük tür.sadece boba fett in yaşamasına yetecek kadar bir alan vardır.bir çok gizli silah iskelette bulunan gizli panellerde bulunmaktadır.

motorda yapılan bazı modikifasyonlarla y-wing ile hız olarak karşılaştırılabilir seviyeye gelmiştir.güç jeneratörüne maksimum güç verilerek kullanılan geminin 4 gizli silahı boba fett in düşmanlarına sürpriz atak yapmasına olanak sağlar.geminin tractor ışını kendinden küçük gemileri görerek hareketlerini kısıtlamaya yardım ederken aynı zamanda daha güçlü gemilerden kaçmasına olanak sağlar.

boba fett ile savaşanlar onun büyük lazer toplarından kaçınırlar.bu durumda o da gizli proton torpidolarını ateşler.slave 1 in ışık hızı kapasitesi oldukça iyidir.gemide yer alan the sensor masking ve jamming sistemleri boba fett’in diğer büyük gemilerin yerini saptamada işini kolaylaştırmaktadır.bu sistem diğer ödül avcılarına göre kendisine avantaj sağlamaktadır.

slave 1 yardımcı uyarıcı sistemler ,ağır kalkan jeneratörleri ,silahlar ve diğer ekipmanlarla sıkıca desteklenmiştir.ayrıca ön panelde modern yol gösterici taklit proton torpidoları ve s-thread tracker sistemi mevcuttur.

slave ii

angelus
tatooine’de sarlacc’tan kaçmayı başardıktan sonra ödül avcısı boba fett, han solo’dan intikam almaya yemin etti. solo yaptıklarının bedelini ödeyecekti-ve eğer onu yaklayıp hutt klanlarına teslim ederse onlar da iyi para ödeyeceklerdi. fett kendine gelmeye ve iyileşmeye devam ederken işlerini de tekrar gözden geçirdi.

slave i’a el konmuştu, ama zaten yeni bir gemi han solo ve fett’in öldüğünü sanan diğer potansiyel avları şaşırtıp tuzağa düşürmekte onun işine yarayacaktı. fett, korsanlarla başedebilecek kadar dayanıklı olduğu ve tutukluları taşıyabilecek kargo bölmeleri bulunduğu için mandalorian polis birimlerinde oldukça popüler olan mandalmotors ürünü pursuer-sınıfı devriye gemilerinden bir tane elde etmeye karar verdi. sahte bir kimlik kullanarak slave ii adını verdiği gemiyi satın aldı ve onu ideal bir ödül avcısı gemisi haline gelecek şekilde modifike etti.

slave ii güçlü bir gövdesi ve askeri-seviyede torplex marka kalkan jeneratörleri olan ağır bir devriye gemisiydi. ikiz tion mil/sci mil-stariv motorları gemiye itiş gücü sağlarken iskele tarafındaki stabilizatör desteğinde de üç corellian engineering x41 manevra jeti bulunuyordu. bu manevra üniteleri birbirlerinden bağımsız olarak kontrol edilebiliyor ve böyle ağır bir gemiden mükemmel bir performans çıkmasını sağlıyordu.

slave ii’ın silah donanımı köprünün hemen önünde bulunan iki sabit blaster topu ve bir iyon topu taretinden oluşuyordu. her zaman şüpheci olan fett, ayrıca arkaya ateş eden ve altı torpido taşıma kapasitesi olan bir proton torpidosu lançeri eklemişti. slave i gibi slave ii de sofistike bir sensör ve algılayıcı sistemine sahipti, fakat slave i’ın sahip olduğu stealth özelliklerinden yoksundu.

dedikodulara göre fett geminin ana bölmesine güç alanlarıyla desteklenmiş tutuklu kafesleri yerleştirmişti. gemiyi takip eden yıllarda çeşitli işlerde kullandıktan sonra, nihayet, endor’dan 6 yıl sonra dengar’la birlikte han ve leia’yı nar shaddaa’da köşeye sıkıştırdı. han ve dostları, millennium falcon’un da kenetlenmiş olduğu salla zend’in gemisi starlight intruder’a zorlukla kaçabildiler. intruder hiperuzaya sıçradı, fakat koordinatları ve hiperuzay vektörlerini hesaplayan fett onların byss’a gittiklerini anlayıp slave ii’yle peşlerine takıldı. fakat hiperuzaydan çıktıklarında gezegen kalkanları byss’a girme izni olmayan geminin suratında kapandı ve fett zamanında manevra yapamayınca gemi enerji duvarına toslayıp çok kötü hasar gördü. iskele stabilizatörü tamamen kopmuştu. yine de fett ve dengar ucuz kurtulmuşlardı, eğer kalkanlar yeterince dayanıklı çıkmasaydı gemi tamamen parçalara ayrılabilirdi. fett slave ii’yi bundan sonra bir daha kullanmadı ve geri aldığı eski slave i’ini onarıp ava devam etti.

tie crawler

angelus
century tankı, büyük amiral thrawn’ın ölümünden sonra ortaya çıkan kitle halinde üretilerek kısa sürede imparatorluk ordusu içinde popülerlik kazanan ucuz bir kara savaş aracıydı.

aracın doğru adının ’’century tankı’’ olmasına rağmen imparatorluk askerleri komuta podunun tie yıldızsavaşçılarından alınmış olmasından dolayı onu tie tankı ya da tie crawler olarak isimlendirdiler ve bu ikinci isim çabucak esas ismin yerini aldı.

araç, modüler parçalardan meydana gelmiş ve oldukça basit kontrollere sahip bir savaş makinesiydi. tıpkı tie yıldızsavaşçıları gibi ’’harcanabilirdi’’, çünkü çok ucuza üretiliyordu. hafif bir sürüş sistemi ve etkili silahları olan ideal hafif kara saldırı aracıydı. mürettebatı tek bir sürücü/topçudan oluşuyordu.

tie crawler’ın komuta podu, standart tie/ln avcılarının kokpitinin modifike edilmiş haliydi. araç tie’ların üreticisi sienar fleet systems’in kardeş firması olan santhe/sienar technologies tarafından üretiliyordu. bu standart podun kullanılması sayesinde üretim masrafları çok kısılmıştı, ancak eski kuşak imparatorluk askerlerinin ortaya çıkan aracı tuhaf bulmalarına sebep olmuştu.

podun her iki tarafına, güneş panellerinin yerini alan palet sistemlerini sürmek için ikiz santhe ssct güç jeneratörleri monte edilmişti. araç saatte en fazla yalnızca 90 kilometre hız yapabiliyordu, fakat motor ve palet parçaları ucuz, kolay temin edilir ve değiştirilmesi kolaydı. bu basitlik ve modülerlik sayesinde sürücüler hasar görmüş araçlarını sahada kendileri onarabiliyorlardı ve iş göremeyecek kadar hasar görmüş tie crawler’lar sık sık yedek parça kaynağı olarak kullanılıyorlardı.

aracın silah donanımı, öne ateş eden iki orta güçte sabit blaster topu ile gövdenin altında bulunan ve içeri çekilebilen, sağa sola dönebilen bir hafif turbolazerden oluşuyordu. bu silahlar ihtiyaç duydukları enerjiyi podun arkasına yerleştirilmiş tek bir güç jeneratörü ünitesinden alıyorlardı. tie crawler oldukça hafif bir zırha sahipti ve düşman ateşinden kolayca zarar görebilirdi.

sürücü araca üstteki bir kapaktan girip çıkıyordu. kokpitte ayak pedalları hızı ve dönüşü ayarlıyor, el kontrolleri de silahları ve hedef belirleme bilgisayarını kontrol ediyordu. tie crawler’daki n-s6 atış kontrol ünitesi de dahil pek çok komuta cihazı standart tie yıldız savaşçılarındakilere çok benziyordu. bu yüzden yıldız savaşçısı akademilerinde yeterince puan alamayan pilot adayları sık sık ordu personeli yapılıp tie crawler sürücüsü oluyorlardı.

tsik seru

angelus
tsik-seru yuuzhan vonglar tarafından atmosferik savaşçılar olarak kullanılan araçlardı. tsik-vai’nin ordu için geliştirilmiş formu olup manta balığı şeklindedir. ağır zırhlarla ve plazma projektörleri ile donatılan tsik-seru, oksijen ve su olmayan ortamlarda da hayatta kalabilmekteydi.

tsik vai

angelus
tsik-vai yuuzhan vonglar tarafından kullanılan atmosferik bir araçtı. avını kavrayabilmek için birkaç tane dokunacı bulunan dev bir manta balığını andırır. aracın üstünde tek pilotluk bir kokpit bulunmaktaydı.



vangaak

angelus
vangaak, yuuzhan vonglar tarafından su altında seyahat etmek için kullanılan bir gemiydi. canlı geminin iskeleti, sert yorik mercanından meydana gelmişti. iskelet olgunlaştığında kera-boa adlı sürekli çoğalan canlı bir organizma tarafından beslenirdi. bu organizma yarı-bilinçli, milyonlara varan uzantıları geminin altına doğru sarkan, protoplazmik bir koloni yaratırdı. bu uzantılar beraber hareket ederek, gemiyi istenilen yöne doğru itmekteydiler. kera-boa sistemi köklendikten sonra vangaak, yuuzhan vong galaksisinden getirilmiş olan dora-mu’dan sağlanan yüzlerce uzun sert, yeşil pul ile sarılırdı.

fakat bu yeşil pullar, dora-mu’dan ayrıldıklarında ölmezler, çünkü kendilerini vangaak iskeletine bağlayıp, yaşayan bu organizmadan gereken besinleri sağlarlardı. bu pulların ayrıca lazere dayanıklı olduğu, ve kendi kendini iyileştirme kabiliyetinin olduğu bilinmektedir. ayrıca, gemiyi kontrol edebilen pütürlü çıkıntılar, üst kabuktan köklenmektedirler. vangaak genellikle suyun içinde hareket eder, ve az da olsa görünebilen tek kısmı, duyumsal aygıt olarak görev yapan geniş, düz bir kubbeydi. vangaak, ön tarafında büyük bir kursak kesesi açıp, içine balıkları çekerek beslenirdi. su, kalın, yapışkan kera-boa uzantıları içinden filtre edilirdi. büyük organizmalar bu ağa takılırken daha ufak olanlar kera-boa dokunaçlarından vangaak’ın sindirici zarına doğru giderek gemiyi beslerdi. vangaak’ın daha büyük cinsleri, özel olarak üretilmiş ilave plazma projektörleri ile deniz savaşlarında kullanılabilmekteydi. ayrıca deniz aşırı asker ulaşım aracı olarak da kullanılan vangaak’lar düşman gemilerine inebilmekteydiler.

vua spar

angelus
vua’spar engelleyici birçok silaha ve iletişim için birçok villip sürüsüne sahip bir savaş gemisidir. gemi tepe noktaları birbirine temas eden iki koni ve bu temas noktasının etrafında hiperuzay atlayışını engellemek için kullanılan üç dovin basal şeklinde dizayn edilmiştir.

yorikm trema

angelus
yorik-trema‘lar 30 tane chazrach destek görevlisi ve altı tane yuuzhan vong savaşçısını taşıyabilen bir nakliye gemisidir. yorik-tremalar yolcularını indirmek ve yakındaki düşmanlara saldırmak için birçok oyuk molleung kurdu kullanırlar. tüm diğer yuzzhan vong araçları gibi bu gemilerde yorik mercanından yapılmıştır ve kendilerini iyileştirme yetenekleri vardır. iniş takımları olarak keskin pençeler kullanmaları sayesinde hemen hemen her zemine iniş yapabilirler. yorik-trema iki adet yeşil, balona benzer güverte ile uzun bir kuyruğa benzer kıç ve ön tarafta bir ağza benzer açıklığın içindeki lav topunun hemen üstündeki iki adet “göz” den oluşur. bu “göz”ler aslında düşman yıldız savaşçılarını veya eşlik eden yorik-etleri takip etmeyi sağlayan yuuzhan vong tarayıcılarıdır. yorik-tremalar’ın aynı zamanda atmosfere girerken yanarak ayrılan ve bu sayede geminin gövdesini koruyan ek kaplamaları vardır.

yorik vec saldırı kruvazoru

angelus
yorik-vec yorik mercanından yapılmış bir saldırı kruvazörüdür. üstündeki silahlar dörtlü plazma topu tareti, dört adet ikiz plazma topu ve birde savunma ve ateşleme için bir dovin basal’dır. mürettebatı iki pilot ve üç topçudan oluşur. araç, pilotlara ve aracın kendisine aynı düşünceleri paylaştırıp koordinasyonu sağlayan bilinç başlıkları sayesinde kumanda edilir. bu sırada da topçular plazma toplarının başında dururlar. yorik-vec asker ve erzak taşısa da yuuzhan vong savaş gemilerinde bulunan ve yorik-et’leri taşımak için kullanılan dış uzantılara sahip değildir.

holocron

angelus
holocron avuç içine sığacak kadar küçük, parlak, kristalden oluşmuş ve bir efsanevi el yapımı olan bir küptür.

teknolojik bölümlerine işlenmiş stiller bu cismin büyük yaşı hakkında fikir verebilir.piramitif hologramik teknolojiyi kullanan jediler öğretilerini 100 yıllar öncesinde bu holocron içine yüklemişlerdi. bu öğretilere ancak görüntüleri yorumlayabilecek yetenekteki gerçek jedi şovalyeleri erişebilir.

holocam

angelus
holocam, yayınlamak için görüntü yakalamak ve/veya arşivlemek için kullanılan bir kayıt cihazıdır.

güvenlik uygulamalarında da sıklıkla kullanılır.

holokaydedici olarak da isimlendirilen bu cihazlar, her tür şekil ve konfigürasyonu kaydedebilir.

çok sayıda gözlem holocami ölüm yıldızının aa-23 ön bloğunu izliyordu. davetsiz misafirler luke skywalker, han solo ve chewbacca, prenses leia’yı kurtarmadan önce olabildiğince çok holocami yoketmeye özen gösterdiler.

holocamler önemli olayların yakalanıp kaydedilmesinde gözetleyici kameralara yardımcı olmak amacıyla geri itici kollar ve sınırlı droid zekasıyla donatılmıştır. inanılmaz hızlı boonta eve pod yarışında, görüntüler çok hızlı hareket eden holocamler tarafından kaydedildi ve seyircilerin avuçiçi görüntüleyicilerine iletildi.

galaktik senato döneminde, havada asılı duran holocamler, konuşmacıların görüntülerinin çok sayıda senato üyesine ulaştırılmasını sağlıyordu.

merr-sonn bir holocam modelini, imparatorluk güçleri için ve genel olarak güvenlik işlemlerinde kullanılmak amacıyla üretmiştir. ordu tarafından çıkarılan 57c ünitesi, daha gelişmiş bir modeldir. özel çokevreli görüntü ayarlama özelliği, hareket sensörleri, ses disketleri ve sinyal ileticiler ile donatılmıştır.

452 /

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol