william shakespeare

2 /
mechul
iyi ol fakat çok iyi olma. birazcık huysuz ol fakat çok değil.içinden geliyorsa dua et.
eğer sana rahatlık veriyorsa arada bir küfür de et. etrafındakilere mümkün olduğunca dostça davran, müşfik ol.
eğer bir gün kötü davranmanı gerektirecek bir durum karşısında kalırsan;bağır,çağır, kır, dök ve unut!
her zaman ve her yerde eline geçen bütün saadeti yakala,en ufak bir parçanın bile kaçmasına izin verme.
yaşa herşeyden önce yaşa ve sırf tesadüfen bu dünyaya gelmiş olduğun için, laf olsun diye günlerini geçirme.
eğer gerçek aşkı tanıyacak kadar şanslıysan; bütün kalbin,ruhun ve bedeninle sev!
hayatını o şekilde yasa ki; her an kendi elini sıkabilesin ve her gün faydalı olan, hiç olmazsa bir şey yap ki; gecelerin yaklaşırken örtüleri üzerine çekip kendi kendine "ben elimden geleni yaptim" diyebilesin.
düşüncelerin neyse hayatın da odur.
hayatın gidişini değiştirmek istiyorsan düşüncelerini değiştir.
w. shakespeare
incir cekirdegi
insanların çoğu kaybetmekten korktuğu için, sevmekten korkuyor.
sevilmekten korkuyor, kendisini sevmeye layık görmediği için.
düşünmekten korkuyor, sorumluluk getireceği için.
konuşmaktan korkuyor, eleştirilmekten korktuğu için.
duygularını ifade etmekten korkuyor, reddedilmekten korktuğu için.
yaşlanmaktan korkuyor, gençliğinin kıymetini bilmediği için.
unutulmaktan korkuyor, dünyaya iyi bir şey vermediği için.
ve ölmekten korkuyor aslında yaşamayı bilmediği için.
w. shakespeare
fethiye
"hatıran öyle sonsuz bir hazine ve sevgin öyle büyük mutluluk ki en mağrur hakanların tacını hor görüyorum" diyerek beni benden almış yazar.
pinhan
can yucel’in muhtesem cevirilerinden dolayi zamaninda kendisine hayran kaldigim; sonrasinda orijinalini okurken yasadigim iskence sonucu biraz uzaklastigim ancak simdilerde yeniden hasir nesir olmak durumunda kaldigim hakkinda cesitli spekulasyonlar olan, yunan tragedyalarindan sonra en cok tutulan oyunlarin yazari. kariyerinin ilerleyen donemlerinde yazdigi soneler onun aslinda sadece populer olmak isteyen birisi olmaktan cok gercekten edebiyatla ilgilenen biri oldugunu gostermistir. kendisi gibi edebiyat yapmaya calisan ya da diger cagdaslarindan kendisini farkli kilan sey ronesansla beraber gelen yeni dunya duzeni icinde eskinin ve yeninin catismasini bireye temellendirmesinde saklidir. bireyin kendi edimini sorunsallastirmasi ve ic dunyasina dair korkulari oyunlarinda karsimiza cikan hayalet, cadi gibi imgelerin yeryuzune yansimis halleridir. shakespeare daha cok modern dunyayi temsil ederken nasil olur da eskiye, gecmise dayanan bu tarz inanislara oyunlarinda yer veriyor sorusunun en guzel yaniti da bu sekilde verilmektedir. kisi, bilincaltindan asla kacamaz ve bastirmak istedigi kabus ve korkulari farklı formatlarda kendisini bulur.
hapitut b
23 nisan 1564’te stratford’da dünayevi hayata göz kırpmıştır.
babası olucak adam john shakespeare şehrin önde gelenlerindendi, bu sebeplede ailenin ekonomik durumu oldukça iyiydi.
william daha 18’inde stratford’da anne hathaway adlı hatunla evlendi.lakin o aktör olmak niyetindeydi ve o dönemdede aktörlük mesleği sadece tiyatrolarda icra edilebiliyordu. dönemin en iyi tiyatrolarının londra’da olmasından sebep 1957’de londraya gitti.
the rose adındaki bir tiyatroda aktör olarak çalışmaya başladı.
daha sonraları aktörler için oyun yazmak onu daha fazla çezbetmiş olacak ki oyun yazarlığına soyundu.
tarihler 1610’u gösterdiğinde doğduğu ve ailesinin bulunduğu şehre döndü. nitekim tarih 23 nisan 1610’u gösterdiğinde hayata gözlerini kapadı ve bi daha hiç açmadı.
doğum tarihi ay ve gün olaraktan ölüm tarihiyle aynı olan ender şahsiyeterdendir kendileri.
with all my love
william shakespeare 1564-1616 , biyografisi
en büyük oyun yazarlarından biri olarak değerlendirilen ingiliz şair william shakespeare, yarattığı karakterlerde insan doğasının en değişmez özelliklerini benzersiz bir şiir diliyle yansıtması dolayısıyla, yaşadığı yüzyıldan bu yana her çağda ve her ülkede en sık sahnelenen oyunlar yazarıdır. warwickshireda stratford-upon-avon’da doğan shakespeare’in bunca ününe karşın, yaşamına ilişkin bilgiler çok azdır.
babası ticaretle uğraşan bir işadamıydı. shakespeare büyük bir olasılıkla stratford’daki ortaokulda öğrenim gördü. 18 yaşındayken, kendisinden yaklaşık sekiz yaş büyük olan anne hathaway ile evlendi ve bu evlilikten önce bir kızı, sonra biri oğlan öbürü kız ikizler dünyaya geldi. bu sıralarda stratford’u terk eden shakespeare’in bundan sonra 1592’ye kadarki yaşamına ilişkin bilgi yoktur. bu tarihte bir oyun yazarının yazdığı bir kitapçıkta shakespeare değinilmesi, hatta onun başkalarının oyunlarını çalmakla suçlaması dolayısıyla, shakespeare’in bu sırada bir tiyatro topluluğunda yazar ve oyuncu olarak çalıştığı bilinmektedir. yılda ortalama iki oyun yazan shakespeare kendi oyunlarında da küçük roller alıyordu. 1594e gelindiğinde chamberlain topluluğu’nun önde gelen bir oyuncusuydu. aynı yıl oyunları yayımlanmaya başladı. yazdığı oyunların başarısı üzerine kazancı gittikçe artan shakespeare’in kraliçe i. elizabeth döneminin sonlarında varlıklı bir yaşam sürdüğü, kendi oyuncu topluluğu için 1599’da londra’da yaptırılan globe tiyatrosunun hisselerinin bir bölümünü satın aldığı bilinmektedir. londra’da birkaç yıl daha kalan shakespeare, daha sonra stratford’a dönerek burada yaşamaya başladı ve büyük bir olasılıkla son oyunlarını da burada yazdı. shakespeare’in, bir bölümü soylu bir genci öven, bir bölümü de bir kadına duyduğu sevgiyi dile getiren soneler’i son derece duyarlı ve zengin bir dille kaleme alınmış şiirlerdir.
shakespeare her biri birbirinden değişik komedi ve trajediler kaleme aldı. bir yaz gecesi rüyası adlı komedisinde, bazı kendi halinde kişilerin dükü eğlendirmek için bir oyun sahnelemeye kalktıktan sonra iki lafı bir araya getirememeleri shakespeare’in benzersiz güldürü yeteneğini ortaya koyar. trajedilerinde ise izleyicilerin tüylerini diken diken eden bir gerilim yaratabilmiştir. birçok başka yazar ince esprili komediler, romantik oyunlar, ürkütücü cinayet ve öç alma trajedileri, büyük öyküleri yazmakta ustaydı. ama hiçbiri bunların tümünde birden shakespeare kadar başarılı olamadı.
bu olağanüstü çeşitliliğin yanı sıra, izleyicilerin ve okuyucuların shakespeare’in oyunlarında en çok hayranlık duydukları şeylerden biri, onun yapıtlarındaki karakterlerin "kitap karakterleri" gibi gözükmemesiydi. tersine, bu karakterler bir oyunda değil de yaşamda karşılaşıldığında görünür görmez tanınacak kadar gerçek kişilerdir. aslında shakespeare’in kahramanlarından bazıları, o kahramanın yer aldığı oyunu görmeyen kişilerce bile bilinir. iriyarı, hoşsohbet, cana yakın bir adam olan, eğlenceyi ve şarabı seven sir john falstaff bunlardan biridir. yazarın henry iv adlı oyununun birinci ve ikinci bölümlerinde geçen prens halin arkadaşlarıdır. shakespeare henry v’te falstaff’ın nasıl öldüğünü anlatan bir sahneye yer vermiş, ama kraliçe i. elizabeth’in bu karakteri başka bir oyunda gene görmek istemesi üzerine de windsor’un şen kadınları adlı komedisinde falstaff yeniden ortaya çıkmıştır. shakespeare’in karakterleri arasında özellikle ünlü olanlardan biri de, tıpkı gerçek yaşamda olduğu gibi, hiçbir zaman tam olarak anlaşılamayan, her çağda yoruma açık bir kişiliği olan danimarka prensi hamlet’tir. acı çekmek ya da kendini öldürerek bu acıyı dindirmek arasında bocalayan hamlet’in ikilemini, shakespeare ünlü "olmak ya da olmamak! işte bütün sorun bu!" dizesiyle dile getirmiştir.
shakespeare’in hamlet, macbeth ve kral lear gibi trajedilerinde kahramanların asıl sorunu kendi kusurları ya da zayıflıklarıdır. bunlar çoğunlukla acımasızlık, hırs, kıskançlık, bencillik gibi hoş olmayan özelliklerdir. öte yandan shakespeare gene de öyle canlı karakterler yaratır, onların iç dünyasını ve acılarını öylesine sevecenlikle sergiler ki, izleyiciler onlara yakınlık duyar, başlarına gelenlere üzülür. shakespeare’in böyle canlı karakterler yaratması, oyunun öyküsü gerçek dışı bile olsa, kişilerin inandırıcı olduğu anlamına gelir. karakterlerin şiir diliyle konuşmaları bile onların inandırıcılığını zedelemez.
komediler
bir yaz gecesi rüyası bir büyü ve yanlışlıklar komedisidir. atina yakınlarındaki bir koruda yollarını şaşıran dört sevgili, periler kralı oberon ile kavgacı hizmetkârı puck’ın büyüsüne kapılırlar. kentten bir grup işçi de, gözden uzak bir yerde oyunlarını prova etmek için koruya gelir. onlar da perilere katılırlar ve ortaya bir sürü karışıklık ve komik durum çıkar. sonunda her şey düzelirse de, en komik sahne işçilerin dük theseus’un düğün şöleninde oyunlarını oynadıkları sahnedir.
on ikinci gece de bir yanlışlıklar komedisidir. kadın kahraman viola’nın gemisi yabancı bir ülkenin açıklarında batar. erkek kılığına giren ve "cesario" adını alan viola, ülkenin yöneticisi dük orsinonun hizmetine girer. erkek kılığındayken dük’e aşık olur. orsino’nun aşık olduğu zengin kontes olivia da "cesario"ya tutulunca durum karışır. gene en komik sahneler, neşeli sir tobby belch ve arkadaşlarının olivia’nın kendini beğenmiş ve süslü uşağı malvolio’yu kandırmak için oyun oynadıkları sahnedir.
venedik taciri de bir komedi olmakla birlikte ciddi bölümler de içerir. oyundaki kötü adam yahudi tefeci shylock’tur. borç aldığı parayı ödeyemeyen tüccar antonio’dan, kendi vücudundan kesilecek yarım kilogram et ister. shylock’un açgözlülükle bıçağını bilediği gerilimli bir duruşmadan sonra antonio kendisini savunan genç bir avukatın zekâsı sayesinde kurtulur.
trajediler
shakespeare’in tüm oyunları arasında en çok sahnelenen romeo ile juliet’ tir. italya’nın verona kentinde yaşayan birbirlerine düşman ailelerin çocukları olan romeo ile juliet’in, aileleri arasındaki nefret yüzünden son bulan aşkları anlatılır.
hamlet’te, babası öldükten sonra annesiyle evlenen amcasının aslında babasının katili olduğunu öğrenen danimarka prensi hamlet derin bir acıya kapılarak öç almaya karar verirse de, bunu bir türlü gerçekleştiremez. oyun, yalnızca amcası claudius’un değil, kraliçe ve hamlet’in de öldükleri bir sahneyle biter.
kral lear shakespeare trajedilerinin en korkuncu, ama belki de en önemlisidir. gururlu ve bencil olan yaşlı kral lear, sadık ve sevgili kızı cordelia’nın kendisini ne kadar sevdiğini ablaları gibi abartmalı bir dille açıklamaması üzerine, öfkeye kapılarak onu sürgüne gönderir ve tüm servetini öbür kızları goneril ve regan arasında paylaştırır. oysa iltifat dolu sözlerine karşın bu iki kardeş zalim ve haindir. çok geçmeden lear onların gerçek yüzlerini görür. fırtınalı bir gecede sokağa atılan lear, cordelia’ya yaptığı haksızlığın acısıyla çıldırmaya başlar. sonunda onu kurtarmak için geri dönen cordelia da düşmanları tarafından öldürülür. üzüntüden perişan olan kral kızının ölüsüne sarılarak son nefesini verir.
tarihsel oyunlar
shakespeare konuların ingiliz tarihindeki olaylardan alan birkaç oyun da yazdı. bunlardan ilki, rakiplerine ve düşmanlarına acımasız davranan kötü ruhlu ve kambur kral iii. rıchard’ı anlatan kral üçüncü rıchard’ın tragedyası’dır. kurbanları arasında londra kulesi’nde öldürülen iki genç prens de vardır. yaşamını yitirdiği bosworth field çarpışmasından bir gece önce prenslerin ve öteki kurbanlarının hayaletleri uykusunda richard’a görünür.
tarihsel oyunlarından bazıları bir dizi oluşturur: the tragedy of king richard ii, henry ivün iki bölümü ile henry v. the tragedy of richard i’ı da güçsüz kral tahtından vazgeçerek tacını iv. henry adını alan henry bolingbroke’a bırakır. öbür iki oyunda, yeni kralın yönetimi sırasında sorunlar ve ayaklanmalar baş gösterir; bu sırada kralın öz oğlu prens hal avare ve savurgan bir yaşam sürer. ama babasının ölümüyle tahta geçerek v. henry adını alan prens halin döneminde düzen yeniden kurulur. v. henry’nin orduları fransa’da büyük zafer kazanır. henry’nin fransız prensesiyle evlenmesi her iki ülkeye de barış getirir.
shakespeare’in, konularını eski yunan ve roma tarihinden alan oyunlarından en ünlüsü ise julius caesar’dır. bu oyunda dürüst ve erdemli bir kişiliği olan brutus, jül sezar’ın kendisini roma imparatoru ilan etmesini önlemek amacıyla, arkadaşlarıyla birlik olup çok sevdiği jül sezar’ı özgürlük adına öldürür. ama bunun cumhuriyetin yok olmasını önleyememesi üzerine de kendi canına kıyar.
"mutlu son"la biten oyunlar
shakespeare yaşamının sonlarına doğru kötülük ve acıyı içerdikleri için tam olarak birer komedi sayılmayan, ama ölümle değil de bağışlama ve mutlu sonla bittikleri için trajedi de sayılmayan birkaç oyun yazdı. bu oyunlardan biri olan kış masalı’nda, leontes adlı bir kral hiçbir neden yokken karısı hermione’yi kıskanır, karısıyla tüm ilişkisini keser ve bebek yaşındaki perdita adlı kızının yabani hayvanlara yem olsun diye ıssız bir yere bırakılmasını emreder. perditayı bir çoban kurtarır ve büyütür. sonunda kız, babasına geri döner. kralın uzun yıllar boyunca pişmanlıkla andığı ve öldü diye yas tuttuğu hermione de geri döner, böylece sonunda geçmişin hataları bağışlanır.
fırtına’da ise olay, düklüğü elinden alınan prospero’nun yönetimindeki bir adada geçer. büyü gücüne sahip prospero, hava perisi ariel’i ve yarı insan yarı canavar caliban’ı yönetmektedir. yıllar önce hileyle düklüğü ele geçiren prospero’nun kardeşi antonio, adanın yakınında bir deniz kazası geçirir. prospero büyü gücüyle kendisine haksızlık edenleri cezalandırır. ama daha sonra onları bağışlar ve kızı miranda’nın antonio’nun oğlu prens ferdinand ile evlenmesine izin verir. oyun prospero’nun büyülü değneğini kırması, büyü kitabını denize atması ve tüm grubun düşmanlıkları geride bırakıp büyüyle onarılmış gemiyle italya’ya yelken açmasıyla sona erer.
aello
orijinal dilince okunduğunda insanı öldürür, çok zordur anlamak, gerek ingilizce konuşanlar gerek konuşmayanlar için aynıdır bu durum. ancak anladıkça sayfalara, cümlelere aşık olur insan.
türkçesi okunduğunda ise, yine çok güzeldir ancak aynı etkiyi yaratamayabilir çeviriler.
john milton
hosca kal! degerin cok yuksek, tutamam seni,
biliyorum kendine ne paha bictigini;
ozgurluge kavustun alip deger belgeni,
iptal ettik sendeki hakkimin senedini
nasil tutarim seni, saglamadan iznini,
neyim var hak edecek senin zenginligini,
bu essiz armagana kim layik gorur beni?
bana verilmis berat, donup buldu vereni.
sen vermistin kendini, bilmeden degerini
ya da bana vermekle hata isledigini,
bir yanlis anlamanin sonucu hediyeni;
ama, o yine buldu hatayi duzelteni

sen benimdin: ruyanin gorkemleriyle doldum.
ben uykuda sultandim, uyaninca hic oldum

87.sone
camadam
hala dünyanın birçok yerinde birçok insan tarafından eserleri okunuyor.. bu da aslında ölümsüzleştiğinin kanıtı bence..

(bkz: hamlet)

(bkz: macbeth)

ayrıca "vay bee o devirde herifte ne hayal gücü varmış.." dedirtir okununca..
laughter
bazı iddialara göre aslında hiç shakespeare diye birinin olmadığı, eserlerinin de başkaları tarafından yazıldığı söyleniyor. tabi bunlar tamamiyle iddia ama tüm dünyada birçok insanın tartıştığı bir konu.

zira okuma yazma bilmeyen, doğru dürüst imza atmasını beceremeyen bir kasap çırağının nasıl olup da elimizdeki şaheserleri yazabildiği merak ediliyor. bu durumda eserleri yazan kişi shakespeare imzasıyla kendisini mi gizledi diye düşünülüyor. faizle borç verdiği bir alacaklısına yazdığı mektuptan başka, kendi el yazısından tek satır bulunmayan sheakpeare’in mezar taşına da ne ilginçtir ki yazar değil tüccar yazılmış.

bir tek gün okula gitmeyen, okuma yazma bilmeyen, ingiltere dışına adımını atmamış, kitap okumayan, yaşadığı bölgede kitap ve kütüphane bile bulunmayan, bulsa bile latince kitaplar basıldığı bir zamanda onları okuyamayacak durumda olan bu stratfordlu kasabın eserlerinde 15-20 bin civarında kelime kullanmış olması, kesif tarih bilgisi, ingiliz, fransız, italyan, hatta rus saraylarında geçen en hurda ayrıntılardan haberdar olması ve sanatların en zoru kabul edilen trajedi yazmayı öğrenmesi, masonlukla ilgili pek çok sembolik ayrıntıyı eserlerinde hakkıyla ve yerinde kullanması, tıp, tarih, çiçek ilmi, felsefe, fransızca biliyor olması... bütün bunlar shakespeare muammasına yeni karanlık sayfalar ekliyor.

peki bu eserleri kimin yazdığı düşünülüyor; bu noktada kimilerine göre en güçlü ismin francis bacon olduğu söyleniyor, kimilerine göreyse oxford beyi de vere. marlow diyenler de var, ben johnson da.

bu noktada kesin bir ittifaka varılamamış ancak, bu ismin takma olduğu ve bu kasap eskisi ve oyunculuk meraklısının isminin, eserleri sahneletebilmek için piyeslerin üzerine kamuflaj amacıyla yazıldığı iddialar arasında.

ve mark twain’den charles dickens’a, schlegel’den coleridge’e, walt whitman’dan emerson’a... hepsi bacon’ın gereçk shakespeare olduğuna inanmışlar.

rumuz pilis tiray egen
"size nasıl geliyorsa" adlı oyununda jacques karakterinin tiradı şöyle başlar...

bütün dünya bir sahnedir,
ve kadın erkek ancak birer oyuncu:
sırası gelen girer,
sırası gelen çıkar.
nice roller oynar ömür boyu
yedi perdelik bir ömürdür
yedisinden yetmişine
bir erkeğin oyunu…

not:devamını buraya editleyeceğim fakat internette doğrusunu bi türlü bulamadım kitaptan aktarıcam..he derseniz ulan bari kitabı bul öyle aktar diye döverim valla çünkü ne zaman bulurum bilmem..
optikkagittakiasikki
en iyilerinden biridir bu;

yagmuru seviyorum diyorsun
yagmur yaginca semsiyeni açiyorsun
günesi seviyorum diyorsun
günes açinca gölgeye kaçiyorsun
rüzgari seviyorum diyorsun
rüzgar çikinca pencereni kapatiyorsun
iste bunun için korkuyorum
beni de sevdigini söylüyorsun?

william shakespeare
goshenit
’’kendimi her zaman mutlu hissederim. neden biliyor musunuz? çünkü kimseden bir şey ummam. beklentiler daima yaralar.’’
2 /

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol