ikarus

tasarimharikasi
kanser tehdidini şayet sınıflandıracaksak, ilkin bu otobüslerin yarattığı salınımın etkilerinden başlamamız gerekecek. çünkü her indiğimde başım inanılmaz ağrıyo bu nalet hurdadan.

i.melih bu ankaradan defolup gitmedikçe biz kanser de oluruz bu otobüslerde, verem de...
angelus
bal mumundan yaptigi kanatlar ile gunese kadar ucmayi denemis olan fakat gunese yaklastikca balmumundan yapilmis kanatlarinin erimesi sonucu duserek can vermis olan mitolojik zat.
zehnterdorf
giritli ünlü heykeltraş ve mimar dialos’un oğludur. mitolojiye göre babası ile birlikte hapsedildikleri labyrinthos’ tan kaçıp kurtulmak için kollarına kanatlar takarlar. uçmaya başlamadan önce usta bir sanatçı olan babası oğluna ’ne çok yükseklerde uç, ne çok alçaklarda; çok yükseklerde uçarsan güneşin sıcaklığı seni yakar, çok alçaklarda uçarsan denizin buharı kanatlarını ıslatır ve ağırlaştırır, orta yolu seçmelisin.’ der. babasının öğüdünü dinlemeyen ikarus, özgürlüğe kavuşmanın sevinci ile çok yükseklere çıkar. güneşin verdiği sıcaklıkla kanatlarındaki tüyleri yapıştırmak için kullandıkları balmumu erir ve denize düşüp boğulur.
schenardi
bu marka otobüslerin en büyük özelliği motorlarının çıkardığı seslerdir, o sesler gürültü olarak bile tanımlanamaz; onlar kükremedir! özellikle ikarus belli bir hıza ulaşmışsa artık o bir uçan aslandır ve rrrööörrrr sesleriyle hem içindeki yolcuları hem de dışardaki bilumum insanı kendinden haberdar eder. bu sesi en net olarak algılayabileceğiniz zamansa bir otobüs durağında başka bir otobüsü beklerken orda yolcu indirme-bindirme işlemini tamamlamış bir ikarus un kalkışa geçtiği andır. ancak son dönem ikarus modifikasyonu kampanyası kapsamında bunların bazılarının motoru değiştirildi öyle bir ikarusla karşılaştığımda o ikarus u evcilleştirilmiş aslan gibi görüyorum ben şahsen çünkü ne de olsa kükremek bir aslanın karakteristik özelliğidir ve ikaruslar da istanbul sokaklarının aslanlarıdır.
bok bocegi
yüksek sadakatin albümündeki en güzel şarkılardan biri..

gözlerimiz uçurtmanın kuyruğuna takılınca
göz göze gelip gülümseriz o an
sen ve ben anlarız ki özgürüz

mumdan kanatlı bir adamın
güneşe ulaşması kadar
anlamlı bu dünya biliriz

sen ve ben şaşarız insanlara
anladım sananlara

yapraklar döküldükçe
ve rüzgar süpürdükçe
o yerleri, anlayamazsınız

sen ve ben biliriz ki
doğmak ölmeye başlamaktır
ve böyle oldukça
söylenecek onca az şey var ki

sen ve ben hep deriz ki
tutku en büyük yanılgıdır
ve böyle oldukça
söylenecek onca az şey var ki
shevek
daidalos’un oğlu ikarus. banasıyla birlikte kral minos’un emriyle labirente kapatılır. daidalos kendisi ve oğlu için bu labirentten kaçmaya yarayacak bir çift kanat yapar ve balmumuyla sırtlarına yapıştırır. ikarus uçabilme özgürlüğü ile babasını dinlemez ve güneşe fazla yaklaşınca, helios "ne halt ettiğini sanıyor bu bastıbacak, bana mı ulaşacak ne" diyerek korku ve kızgınlıkla ısınır. ikarus’un balmumu erir ve ege denizi’ne düşerek hayatını kaybeder.
nitratex
halen ankara ve istanbul’da görüp bınmek zorunda kalinca, ureten firmaya methiyeler düzdüğüm, kötü, berbat otobüs markasi.

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol