tck 301 inci madde

1 /
sempatiksinirsistemi
(1) türklüğü, cumhuriyeti veya türkiye büyük millet meclisini alenen aşağılayan kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) türkiye cumhuriyeti hükûmetini, devletin yargı organlarını, askerî veya emniyet teşkilatını alenen aşağılayan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(3) türklüğü aşağılamanın yabancı bir ülkede bir türk vatandaşı tarafından işlenmesi hâlinde, verilecek ceza üçte bir oranında artırılır.

(4) eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz.

ankakusu
bir cok avrupa ulkesinde benzerleri olan madde. aslinda sorun bu maddenin uyugulamasinda. ve bir nebze’de olsa formule edilisinde.

ya basta viva zapatista
katli vacip olan bir tck maddesidir.

madde tartışmalı olan anayasa m.66’daki ’’türklük’’ tanımından hareket ederek türklüğü aşağılamayı engelleyici nitelikte görülse de türklüğün bir etnik kimlik olması ve ülkemiz ile sınırlı olmaması dolayısıyla saçma konulara dahi el atabilecek nitelikte olan bir maddedir.

adalet bakanı cemil çiçek beyimizin de dediği üzere buna benzer kuralların italya ve almanya’da da olması bizim bu maddeleri savunmamızı gerektiremez.hukuk kuralları düzeni sağlamak , halkın çıkarlarını gözetmek, haksızlıkları önlemek için konulmaktadırlar.bu madde ve tck’da bu mantığın devamcısı yaklaşık55 madde ’’halk devlet içindir’’ mantığının bir yansımasıdır ve tez elden ortadan kaldırılmalıdır.
ya basta viva zapatista
birgün gazetesinin 28 eylül 2006 günkü sayısında ibrahim kaboğlu tarafından bu konu üzerine kaleme alınan yazı aşağıdaki gibidir.

tck 301 ve götürdükleri 28/09/06
"hiçbir düşünce ve mülâhazanın türk mil-li menfaatlerinin, türk varlığının (...), türklüğün tarihî ve manevî değerlerinin, (...) karşısında korunma göremeyeceği" (1982 anayasası, başlangıç) kaydı, 2001 değişikliğinde yumuşatıldı: "düşünce ve mülâhaza" yerine, "eylem" önerildi. böylece, düşünce özgürlüğünü "türk ve türklük" kalıplarına indirgeyen, ev-renselci ve bilimsel düşünce tarzını dışlayan düzenlemenin genel ve mutlak etkisi, artık "eylem" çerçevesine alınacaktı. "eylem" sözcüğü kabul görmediği için, oylama aşamasında, "ey-lem"e oranla sınırlamaya daha çok olanak tanıyan, fakat "düşünce ve mülâhaza" derecesinde kapsayıcı ve mutlak olmayan bir "orta" kavram getirildi: "faaliyet".

anayasa’nın etik temelini oluşturmakla kalmayıp, hukuken bağlayıcı bir metin olarak başlangıç kısmı, böylece anayasa’nın kapalı olduğu alanı da daha baştan belirlemiş oldu. söz konusu tanımla, düşünce özgürlüğü, tekdüze bir örgü ağına hapsedilmekle kalmayıp, cumhuriyetsin temellerinin dayandığı ulus-devlet anlayışına da fatiha okunmuş oluyordu. 2001 değişikliği, örgüyü "düşünce"den "faaliyef’e geçirmekle, düşünce özgürlüğü kısmen rahatlamış oluyordu.

yeni tck ise, "kişi hak ve özgürlüklerini, kamu düzeni ve güvenliğini, hukuk devletini, kamu sağlığını ve çevreyi, toplumun barışını korumak, suç işlenmesini önlemek" amacıyla hazırlanmış. fakat 300 madde sonra, bu amaçla ne derece örtüştüğü pek tartışmalı olan "türklüğü, cumhuriyeti, devletin kurum ve organlarını aşağılama" başlıklı bir suç oluşturuldu.

"aşağılama" kavramına dayandırılan suç, gerçi "eleştiri" kavramı ile dengelenmeye çalışılmış: "eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz".

burada dikkat çeken noktalardan ilki, aşağılanması hapis yaptırımına bağlanan değerin madde gerekçesi ile tanımlanma şekli: "türklük deyiminden maksat, dünyanın neresinde yaşarsa yaşasınlar türklere has müşterek kültürün ortaya çıkardığı ortak varlık anlaşılır. bu varlık türk milleti kavramından geniştir ve türkiye dışında yaşayan aynı kültürün iştirakçileri olan toplumları da kapsar".

ikincisi, adı geçen maddenin koruduğu toplumsal kategori ve anayasal kurumlar bakımından açıkça ayrımcılık yapmış olması. çin’den moldavya’ya kadar, bütün türk’leri korurken, türkiye’de farklı soya mensup topluluklar koruma alanı dışında tutulmakta. örneğin, ülke içinde cami, kilise karşısında korunurken; dışarıda, türk addolunan gagavuz kilisesi, bu kez moldav kilisesi karşısında koruma görecektir. suçun "yabancı bir ülkede bir türk vatandaşı tarafından işlenmesi halinde" verilecek ceza artırılacağına göre, gagavuz’lara karşı suçun, moldavya’da veya türkiye’de işlenmesi halinde, hangisi "yabancı ülke" sayılacaktır? görüldüğü gibi madde 301, dünya ceza hukuku öğretisinde "ciddi" tartışmaları gündeme getirebilir. kurumlar yönünden, örneğin sağlık kuruluşları "dökülüyor" şeklindeki eleştiri serbest; ama, benzer eleştiri emniyet teşkilatı için yapılamayacağından, eşitsizlik emniyet lehine görünse de, kaybeden, eleştiri dışında bırakılan kurum olacak.

üçüncü nokta, uygulamada eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamalarının cezalandırılmış olması. hatta, sorun bununla da sınırlı kalmadı; "sokak-yargı-hükümet" ekseninde özgül boyutlar kazandı. yargı, sokak ve siyaset kıskacına sokulurken; düşüncenin bastırılması ile birlikte, kaba gücün yükselişi, "meşrulaştırıl-mış" oldu. uygulama tarzı, madde 301’in adeta anayasa’nın 2001’de değiştirilen başlangıç paragrafının ilk şeklinin yasal temeli anlayışıyla yazıldığını gösteriyor.

anayasal açıdan; tck madde 301, eşitlik ilkesinden (m. 10), ifade özgürlüğüne (m. 26); "demokratik toplum", "hakkın özü", "ölçülülük" ve "lâik cumhuriyet" gibi güvence ölçütlerinden (m. 13), suç ve cezaların yasallığı (m. 38) ilkesine kadar, birçok maddeye açıkça aykırı. kuşkulu olan, bu düşünce suçunun, "türklüğü" ne derece korumuş olduğudur. ancak, türkiye cumhuri-yeti’nin saygınlığını zedelediği ise açıktır. kaynakhttp://www.birgun.net/

evrendeki en mutevazi insanim
maddede geçen ifadelerin altı doldurulmadığı için her türlü yoruma açık olan ve günümüzdeki milliyetçi dalgalanmanın etkisiyle de fazla korumacı fazla paranoyakça yorumlanan madde. kalkması her şekilde iyi olacaktır ama yerine daha az yoruma açık bir adde getirilmelidir.
matilda83
ifade özgürlüğünün önündeki en büyük engeldir.utanc vesikası gibi üzerimize yapışmış bir an önce kaldırılması gereken tck maddesi.bu ülkede roman kahranlarına bile bu maddeden dava acılabiliyor.traji komik. 3. dünya ülkesine rastlanılabilecek sıradan olaylardan bir tanesi.
yorulmaz savasci
türklüğe hakaret etmekle ifade özgürlüğü arasındaki derin farkı bile bile anlamak istemeyen,aydıncılık oyunu oynayıp bilmişlik taslayan,ab’nin ve abd’nin türkiye’deki etki ajanlığına soyunan,türklüğe düşmanlık etmek ortak paydaları olan bir çeşit güruh tarafından sanki nefes almayı yasaklayan bir maddeymiş gibi lanse edilen,dünyanın demokrasi havariliğine soyunmuş devletlerin bile benzerleri kapı gibi ceza yasalarında mevcut olan bir maddedir.benim tarafımdan da eleştirilen yönü maddelerin açık bir şekilde yazılmamasıdır.bu madde üzerinde bir çalışma yapılacaksa maddeleri açıklayıcı paragraflar eklenerek yapılmalıdır.maddenin tamamen kaldırılması türkiye’nin çok daha kötü durumlara düşmesini sağlayabileceği düşünülürse yanlıştır.
schumi
düşünmeyin, ifade etmeyin. çünkü düşündükçe ve ifade ettikçe avam tabakası bazı şeylerin farkına varır, tahtımız sallanır, yönetmek zorlaşır düşüncesinin doğurmuş olduğu maddedir.
bir koyun sürüsünü yönetmek mi kolaydır, yoksa düşünen, halkları sürükleyen grubu yönetmek mi kolaydır sorusunu getirir insanın aklına.
yorulmaz savasci
bazı yönetilen,sürülen koyunlar tarafından kaldırılması istenen maddedir.tabi bu sürülen,yönetilen kişiler hallerinden bihaber bir şekilde yayılmaktadır ortalıkta.türklüğe hakaret etmek de düşünce özgürlüğüdür bu kişilere göre.ancak bu kişiler, başka milletler hakkında olumsuz küçük birşey söylendiğinde,olumsuz şeyi söyleyen kişiyi hemen "faşist" ilan ederler.bunlara göre hiçkimse farklı düşünemez.bunlar düşünce özgürlüğü vs. derler ,ancak kendilerinden farklı düşünenleri engizisyon mahkemelerinde hemen yargılarlar.yargı sonuçları da hiç değişmez.
türkler de millet olmasına rağmen yine de türklüğe sövmeyi özgürlüğün tezahürü,söveni de düşünce özgürlüğünün savunucusu olarak görürler.hülasa, bu maddenin kaldırılmasını savunanların ne zaman neyi savunacakları belli olmaz.
schumi
yorumlara açık, her zaman güç odaklarının işine gelen şekilde evirilip çevirilen, bukalemun misali bir maddedir. kanunda maddeler değişmez, değişmemeli, kastettikleri belli olmalıdır. ancak bu maddeyi incelediğimizde karşımızda tam muallak bir muhayyele oluşuyor. yani ne anlatmak istediği kesin sınırlarla belli değil, yorumlamalara göre şahsın ifadeleri aşağılama olabilir, yahut olmayabilir.

buyrun:
1) türklüğü, cumhuriyeti veya türkiye büyük millet meclisini alenen aşağılayan kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) türkiye cumhuriyeti hükûmetini, devletin yargı organlarını, askerî veya emniyet teşkilatını alenen aşağılayan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(3) türklüğü aşağılamanın yabancı bir ülkede bir türk vatandaşı tarafından işlenmesi hâlinde, verilecek ceza üçte bir oranında artırılır.
(4) eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz.

kanunda bile ilk üç madde hazırlanmış, sonradan bunların gerçekten düşünce özgürlüğüne balta vurduğu anlaşılıp, "yav biz bunu yutturamayız türk halkına" deyip "bizde ifade özgürlüğü de var" demek için bi de 4. madde eklenmiş.
ilk üç madde ile 4. maddeyi bağdaştıracak olursak, hadi anlatın bana eleştiri ile aşağılamanın sınırları nelerdir? dozajını kim belirleyecek?
şimdi de gelip türkçü nidalarıyla, milliyetçilik damarıyla, faşistlik özlemiyle bu anlamsız ve gereksiz maddeyi savunmayın benim önümde...
ya basta viva zapatista
ceza hukukunda hakaretin unsurlarına baktığımızda 301. maddenin bu unsurlara uygunluktan ve somutluktan, anlaşılabilir olmaktan uzak olduğu aşikardır.hakaret ve aşağılama zaten hukukumuzda suçtur.bunu yeterli görmeden bir de türklüğe hakaretten ayrı bir maddenin varolması gereksiz ve belirli kişlere yönelik olarak uygulanma amaçlı konulan bir maddedir.ayrıca unutulmaması gereken şey kanundaki açıklığın güya giderilmesi amaçlı yazılan gerekçesinde de maddedenin hangi mantıkla yazıldığı görülmektedir.türklüğün bir etnik kimlik olduğu aşikardır; sorulması gereken nokta türkiye’de yaşayan diğer etnik kimliklere ya da bu ülkede hiç bulunmasalar bile diğer kimliklere hakaretin serbest olup olmadığı sorusudur.insanların düşüncelerini açıklamasıdaki hakaret ya da aşağılama unsurlarının kişilere göre değişmemesi gerekir.kişiler hoşlarına gitmeyen bir hususta ’’hakaret-aşağılama var’’ diyememelidirler.bu mantıktan hareketle suçun unsurları belirlidir hakaret /aşağılama hususunda ve yoruma açık bir madde özellikle ceza hukuku açısından kaygı verici ve düşünceyi sınırlamak istemenin büründüğü şekildir.
capt it all
herkes ne anlıyor ise yazmış, ben de icabet edeyim bari, ben de bu kanundan anladıklarımı yazayım. önce şunu belirtmekte fayda var, hani kanunlar kesin ve netti? niye bu kadar değişik anlamlar içerebiliyor? sırf bu bile bu maddenin saçmalığını ifşa eder ama ben gene de bildiklerimi yazayım;
köşeli parantes içerisindeki yazılar şahsıma aittir.

(1) türklüğü, cumhuriyeti veya türkiye büyük millet meclisini alenen aşağılayan kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

[sakın ola ideolojiye bi yamuk yapmayın, güç bizde, atarız valla hapse ona göre, düşünmeyin, düşünseniz de açıklamayın. o kadar.]

(2) türkiye cumhuriyeti hükûmetini, devletin yargı organlarını, askerî veya emniyet teşkilatını alenen aşağılayan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

[dedik ya, biz istediğimizi yazarız, kimseyi eleştiremezsiniz, önünüze ne sunuyor isek kabul edin, gerçi o bile fazla size amma... elinde güç bulunan asker yahut polise bişi demeyin, kuzu kuzu itaat edin, vururlar valla bak]

(3) türklüğü aşağılamanın yabancı bir ülkede bir türk vatandaşı tarafından işlenmesi hâlinde, verilecek ceza üçte bir oranında artırılır.

[dünyanın neresinde olursanız olun, yakanıza yapışırız. konuşmayın dedik ya bu konuda! düşünmeyin bile hatta.]

(4) eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz.

[ahanda böyle bişey koyalım da, sonra aranızdaki çok bilmişler sağda solda yaygara yapmasınlar ifade özgürlüğü yok diye. tamam eleştirin ama eleştiriyosanız bile kıldı tüydü yündü diye eleştirin, fazla ileri gitmeyin, yoksa ilk üç maddeyi sokarız götünüze ona göre!]

sonuç: t.c. ideolojisi milliyetçidir! siz de öyle olun! olmak zorundasınız?
küçük bir soru: niye?
bgat
anlaşılmayan konu şudur ki, tck 301. madde, kişinin devlete ya da devlet organlarına yapılacak bir eleştiri sonucu yargılamıyor kişileri.

bu madde devlet, devlet organlarına ve türk kimliğine yapılabilecek aşağılamaları yargılar. bir vatandaş başka biri tarafından hakarete uğradığı zaman dava etme hakkı vardır. öyleyse ülke değerlerine hakaret de, ülke yasalarınca dava edilebilir. bu da bir haktır.

her şeyin suçlusunu 301. madde olarak göstermek de, işin kolaycılığıdır.
1 /

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol