arjantin futbolunun son yıllarda yetiştirdiği genç yeteneklerden biri. river platede yıldızı parladı. sonra almanyanın sıradan takımlarından wolfsburga transfer oldu. sol ayaklıdır. şimdi ne yapar bilmem.
atletic bilbao takımının en kral futbolcusu. 10 numaralı formayı giyer, sol ayaklıdır. tekniği iyidir ama pek fazla maç kurtardığını görmedim bu adamın.
chelseanin yanılmıyorsam atletic bilbaodan transfer ettiği sol bek.
son dönemlerde futbolunu izlemekten keyif aldığım müthis yetenek. sporting lizbon altyapısında yetişti, şimdi machester unitedda oynamakta. sahanın her yerinde görev alabilen bir futbolcu yani bir başka deyişle "frlc" dir kendisi.
geçtiğimiz hafta oynanan chelsea-barcelona maçında müthiş bir oyun sergileyerek ingilizlere adeta ders veren genç yetenek.
dinlediğim en mükemmel jazz sanatçılarından biri. gece yarısı mum ışığında, yanınızda kırmızı bir şarapla dinlenilesi bir sestir.
sözlüğe katılan son yazar. ilk entryin benden olsun. hoş geldin, sefalar getirdin. benim gibi bilkent üniversitesinde okuduğunu düşündüğüm yazar aynı zamanda...
max payne 1e göre daha geniş kapsamlı oyun. özellikle chapterları pek sağlamdır.
tam bir laf ebesidir mübarek. bununla msnde sohbet etmek ayrı bir keyif. bana yolladığın kayıtlarını hiç bir zaman unutmayacağım ahbap. kasetini de ben ben yapıcam bu lavuğun ama ikna edemedik bir türlü. bakıcaz artık...
başlığı sakın yanlış okumayın, o kelime "cinsel" değil "dinsel".
evet, kadınları dinsel obje gibi görmekten bahsediyorum. elbette bu konu hakkında sayısız yorum yapılabilir. ben bu konuya bir arkeolog gözüyle yaklaşmak istiyorum.
diyelim ki eğer neolitik, kalkolitik hadi biraz daha gidelim klasik dönemde yaşıyorsaniz yok daha da olmadi eger siz bir hristiyansaniz kadınları dinsel obje olarak görmeniz doğaldır.
misal: çatalhöyükte bulunan şişman kadin heykelcigi, doguran kadin heykelcigi. bunlar bereketi ve doğurganlığı simgelerdi.
misal: afrodit heykelleri, athena heykelleri, efesteki artemis heykeli.
misal: alacahöyükte bulunan kybele heykeli.
misal: hz. meryem ikonalari, çocuk isa ve bakire meryem ikonalari.
tüm bunlar kadinlarin dinsel bir obje gibi görülmesine dair güzel kanitlardir. bir arkeolog gözüyle bakacak olursak bunun aşikarligi daha da ortaya çikiyor haliyle.
kadınlar tapılasi varlıklardır, çünkü onlar yarimiz, annemiz, sırdasımız, herşeyimiz, siginacak limanlarimizdir.
ne mutlu tapılmayi hak eden kadınlara...
evet, kadınları dinsel obje gibi görmekten bahsediyorum. elbette bu konu hakkında sayısız yorum yapılabilir. ben bu konuya bir arkeolog gözüyle yaklaşmak istiyorum.
diyelim ki eğer neolitik, kalkolitik hadi biraz daha gidelim klasik dönemde yaşıyorsaniz yok daha da olmadi eger siz bir hristiyansaniz kadınları dinsel obje olarak görmeniz doğaldır.
misal: çatalhöyükte bulunan şişman kadin heykelcigi, doguran kadin heykelcigi. bunlar bereketi ve doğurganlığı simgelerdi.
misal: afrodit heykelleri, athena heykelleri, efesteki artemis heykeli.
misal: alacahöyükte bulunan kybele heykeli.
misal: hz. meryem ikonalari, çocuk isa ve bakire meryem ikonalari.
tüm bunlar kadinlarin dinsel bir obje gibi görülmesine dair güzel kanitlardir. bir arkeolog gözüyle bakacak olursak bunun aşikarligi daha da ortaya çikiyor haliyle.
kadınlar tapılasi varlıklardır, çünkü onlar yarimiz, annemiz, sırdasımız, herşeyimiz, siginacak limanlarimizdir.
ne mutlu tapılmayi hak eden kadınlara...
incilde de çok sıklıkla rastladığımız bir kelimedir şakirt. hazreti isanın şakirtleri olarak geçmektedir bu sözcük. yani havarileri kastetmektedir.
uzun saçlı bir futbolcuydu. zaman zaman goller atmıştır. gordon milnenin beşiktaştaki son senesinde oynamıştır.
ilk bölümü yanlış hatırlamıyorsam 1993de kanal 6da yayınlanan ibrahim tatlısesin sunduğu program. o sene tatlıses "mega aşk" isimli kasetini çıkarmıştı ve promosyon için bu programı yapmıştı. o günden bugüne hâlâ en çok izlenen programlardan biri türkiyede.
bana "bir insanın havuzla ne problemi olabilir ki" dedirten başlık. girersin havuza, yüzersin, işersin, "aburru, buburru" gibi amelece sesler çıkarır, sonra da çıkarsın.
budur hoca...
budur hoca...
özellikle elvis presley ve cassandra wilson yorumu tek kelimeyle olağanüstü olan nefis bir melankolik şarkı. elvis presley bu şarkıyı 1973 yılında hawaiide verdiği o meşhur konserinde söylemiştir ve yorumu adamı süründürür...
hear that lonesome whippoorwill?
he sounds too blue to fly..
the midnight train is whining low:
im so lonesome i could cry..
ive never seen a night so long,
when time goes crawling by..
the moon just went behind a cloud,
to hide its face and cry..
did you ever see a robin weep,
when leaves begin to die?
that means hes lost his will to live.
im so lonesome i could cry..
the silence of a falling star,
lights up a purple sky..
and as i wonder where you are..
im so lonesome i could cry..
hear that lonesome whippoorwill?
he sounds too blue to fly..
the midnight train is whining low:
im so lonesome i could cry..
ive never seen a night so long,
when time goes crawling by..
the moon just went behind a cloud,
to hide its face and cry..
did you ever see a robin weep,
when leaves begin to die?
that means hes lost his will to live.
im so lonesome i could cry..
the silence of a falling star,
lights up a purple sky..
and as i wonder where you are..
im so lonesome i could cry..
delikanlı olmak demek, düşündüğünü ifade etmek, hiçbir şekilde dolambaçlı yollara sapmamak demektir.
delikanlı olmak demek, üçkağıtçının, pezevengin, yardakçının adamı olmamak demektir.
delikanlı olmak demek, dürüst olmak, yalana asla sarılmamak, davanda sadık olmak demektir.
delikanlı olmak demek, "delikanlı kim?" diye sorulduğunda, çekinmeden benim diye cevap vermek demektir...
delikanlı olmak demek, üçkağıtçının, pezevengin, yardakçının adamı olmamak demektir.
delikanlı olmak demek, dürüst olmak, yalana asla sarılmamak, davanda sadık olmak demektir.
delikanlı olmak demek, "delikanlı kim?" diye sorulduğunda, çekinmeden benim diye cevap vermek demektir...
savunduğu fikirleri çok güzel bir şekilde ifade eden bilgi sözlük yazarı. #198422 numaralı entry’indeki mesajları onun kişiliğini iyi bir şekilde ortaya koyuyor zaten. hoşgeldin, sefalar getirdin.
ibrahim tatlısesin 1990 yılında çıkmış "söylim mi?" isimli albümünde yer alan perşembe gününde isimli uzun havanın derleyen kişi. kerküklüdür.
ayrıyeten bakınız:
(bkz: perşembe gününde)
ayrıyeten bakınız:
(bkz: perşembe gününde)
(bkz: elesker)
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?