(bkz: tövbe tövbe)
adına allah, adına tanrı; yerine genelgeçer bir sürü ünvan konulan... ama gene de adlandırılamayan varlık ötesi varlığın ta kendisi.
yaratmıştır, gerisini kovermiştir.
alt kademeleri altında:
sen varsındır, bilmezsin...
biz varızdır, bilmek istemeyiz...
ben varım ve biliyorum:
banliyö trenlerinin geçtiği, alelade bir tren yolunun kenarında yetişen sahipsiz erik ağacından, kimliği belirsiz bir kişinin yediği eriği yiyip çekirdeğini bilinmedik yere tüküren o çocuğun çocuğuyum ben... işte bunu bilirim ve söylerim, eriğin nasıl bunca zaman hem ekşi hem bu denli lezzetli olduğundan yana...
yaratmıştır, gerisini kovermiştir.
alt kademeleri altında:
sen varsındır, bilmezsin...
biz varızdır, bilmek istemeyiz...
ben varım ve biliyorum:
banliyö trenlerinin geçtiği, alelade bir tren yolunun kenarında yetişen sahipsiz erik ağacından, kimliği belirsiz bir kişinin yediği eriği yiyip çekirdeğini bilinmedik yere tüküren o çocuğun çocuğuyum ben... işte bunu bilirim ve söylerim, eriğin nasıl bunca zaman hem ekşi hem bu denli lezzetli olduğundan yana...
cevabı belli bir soru!
ünlem işaretli olması, onun bir soru ya da sorun olmadığı anlamına gelmez. kimden veya neden bahsedildiği de gayet açık: yaratıcıdan. (kesme işaretiyle ayırmamın sebebi: nasıl ki allah ve tanrı kavramlarına özel bir ihtimam gösteriliyorsa, ona da öyle davranılmalı kanaatinde olduğumdan) konuyu dağıtmayalım, sadet: "ya yoksa" meselesi.
bu kadar inandın, taptın, her dediğini yaptın di mi? ne kadar huzurlu öleceğini bir tek sen bilebilirsin, başkası değil. emin ol, senin kadar rahatı yok. içimden gelerek söylüyorum bunları, buna da inan, ("ama"...
demeyeceğim, yalan olduğu kanaatine varabilirsin, buna izin vermeyeceğim)
şöyle de düşünebilir misin acaba(?):
huzurlu ölmek için, ille de öbür taraf düşünülmeli mi?
huzurlu bir yaşama(k) fiili için, illa mı beklentilerimiz yaratıcının görüşlerine saygı gerektiriyor?
ahlâki vicdan hiç mi yok sende?
ahlâkı hep yaratıcının bize söylediklerinden mi kopartıp yapıştırmalıyız üzerimize, geçmişimize, yapacaklarımıza?
ya yoksa?
o zaman anlayacağımız bir sorunun kendisi bu!
ben inanmıyorum, dolayısıyla da böyle bir sorudan çekincem olmayabilir... hatta yok da aynı zamanda. ama sen sordun mu kendi kendine peki?
yıllar önce, tepebaşıda bir imam arkadaşım vardı : tartışırken biz, şöyle bir şey sormuştu bana yaratıcı üzerine; "düşünsene c..; ya varsa!"? genellemeyeceğim; kendi görüşüdür, ne inananları ne de başkalarını ilgilendirir bu söyledikleri onun. lâkin, doğruluk payı yüksek; yani inanmanın da "düşünsel", yani "yoktan var etmek" olduğunu idrak edebilme aktivitesi olduğunu bilmek, kavramak ve bunu da insanlara yayabilmek kabiliyeti olduğunu -en azından kendi kendine- anlatabilmek adına iyi bir şey olduğunu farkedebilmişti belki de. ya da bana öyle gelmiş, beni yemişti hoca efendi.
sonra devam ederim...
ünlem işaretli olması, onun bir soru ya da sorun olmadığı anlamına gelmez. kimden veya neden bahsedildiği de gayet açık: yaratıcıdan. (kesme işaretiyle ayırmamın sebebi: nasıl ki allah ve tanrı kavramlarına özel bir ihtimam gösteriliyorsa, ona da öyle davranılmalı kanaatinde olduğumdan) konuyu dağıtmayalım, sadet: "ya yoksa" meselesi.
bu kadar inandın, taptın, her dediğini yaptın di mi? ne kadar huzurlu öleceğini bir tek sen bilebilirsin, başkası değil. emin ol, senin kadar rahatı yok. içimden gelerek söylüyorum bunları, buna da inan, ("ama"...
demeyeceğim, yalan olduğu kanaatine varabilirsin, buna izin vermeyeceğim)
şöyle de düşünebilir misin acaba(?):
huzurlu ölmek için, ille de öbür taraf düşünülmeli mi?
huzurlu bir yaşama(k) fiili için, illa mı beklentilerimiz yaratıcının görüşlerine saygı gerektiriyor?
ahlâki vicdan hiç mi yok sende?
ahlâkı hep yaratıcının bize söylediklerinden mi kopartıp yapıştırmalıyız üzerimize, geçmişimize, yapacaklarımıza?
ya yoksa?
o zaman anlayacağımız bir sorunun kendisi bu!
ben inanmıyorum, dolayısıyla da böyle bir sorudan çekincem olmayabilir... hatta yok da aynı zamanda. ama sen sordun mu kendi kendine peki?
yıllar önce, tepebaşıda bir imam arkadaşım vardı : tartışırken biz, şöyle bir şey sormuştu bana yaratıcı üzerine; "düşünsene c..; ya varsa!"? genellemeyeceğim; kendi görüşüdür, ne inananları ne de başkalarını ilgilendirir bu söyledikleri onun. lâkin, doğruluk payı yüksek; yani inanmanın da "düşünsel", yani "yoktan var etmek" olduğunu idrak edebilme aktivitesi olduğunu bilmek, kavramak ve bunu da insanlara yayabilmek kabiliyeti olduğunu -en azından kendi kendine- anlatabilmek adına iyi bir şey olduğunu farkedebilmişti belki de. ya da bana öyle gelmiş, beni yemişti hoca efendi.
sonra devam ederim...
itü öğrencilerinin kaldığı itü talebe yurdu, 6. filo`ya karşı yapılan protesto eylemleri nedeniyle 17 temmuz 1968de polis tarafından basıldığı tarih.
baskında, istanbul üniversitesi hukuk fakültesi öğrencisi ve türkiye işçi partisi (tip) üyesi vedat demircioğlu camdan aşağıya atılarak ağır yaralanır ve 24 temmuz günü de ölür.
1943 konya doğumlu istanbul üniversitesi hukuk fakültesi öğrencisi ve türkiye işçi partisi(tip) üyesi vedat demircioğlu`nun 24 temmuz 1968`de ölümü üzerine devrimci öğrenciler eylem kararı alırlar. aksaray`daki tip binasında ve itü`de toplanan türkiye işçi partisi(tip) çizgisindeki fikir kulüpleri federasyonu (fkf) üyesi öğrenciler kollarına taktıkları siyah bantlarla vilayet`e doğru yürüyüşe geçerler. ilk eylem, itü öğrencilerinden 30-40 kişilik bir grubun öğle saatlerinde vilayet`e üzerinde `katiller` yazılı bir çelenk bırakma eylemi olur. polis 10 göstericiyi gözaltına alır. istanbul üniversitesi önünde toplanan deniz gezmiş`in de aralarında bulunduğu devrimci öğrenci birliği(döb) üyesi öğrenciler, çemberlitaş`ta durdurulurlar. polis ile öğrenciler arasında çatışma çıkar ve 47 öğrenci tutuklanır.
ertesi gün, 25 temmuz`da vedat demircioğlu`nun cenazesi kaldırılacaktır... ancak cenaze polis tarafından gece vedat demircioğlu`nun ailesine teslim edilerek konya`ya doğru yola çıkarılır. vedat demircioğlu, öğle saatlerinde memleketi konya`da toprağa verilir.
sembolik olarak yapılan cenaze töreninde ise; `hükümet istifa`, `katil sükan` sloganlarıyla vilayet`e doğru yürüyüşe geçen gençlerin önü cağaloğlu`nda kesilir. polisle öğrenciler arasında çatışma çıkar. ara sokaklarda polisle öğrenciler arasında kovalamaca başlar. polisle öğrenciler arasında deyim yerindeyse tam bir taş savaşı yaşanır. büyüyen çatışma askerlerin müdahalesiyle önlenir. polisin sert müdahalesi sonucunda yaralılar ve çok sayıda gözaltı vardır.
baskında, istanbul üniversitesi hukuk fakültesi öğrencisi ve türkiye işçi partisi (tip) üyesi vedat demircioğlu camdan aşağıya atılarak ağır yaralanır ve 24 temmuz günü de ölür.
1943 konya doğumlu istanbul üniversitesi hukuk fakültesi öğrencisi ve türkiye işçi partisi(tip) üyesi vedat demircioğlu`nun 24 temmuz 1968`de ölümü üzerine devrimci öğrenciler eylem kararı alırlar. aksaray`daki tip binasında ve itü`de toplanan türkiye işçi partisi(tip) çizgisindeki fikir kulüpleri federasyonu (fkf) üyesi öğrenciler kollarına taktıkları siyah bantlarla vilayet`e doğru yürüyüşe geçerler. ilk eylem, itü öğrencilerinden 30-40 kişilik bir grubun öğle saatlerinde vilayet`e üzerinde `katiller` yazılı bir çelenk bırakma eylemi olur. polis 10 göstericiyi gözaltına alır. istanbul üniversitesi önünde toplanan deniz gezmiş`in de aralarında bulunduğu devrimci öğrenci birliği(döb) üyesi öğrenciler, çemberlitaş`ta durdurulurlar. polis ile öğrenciler arasında çatışma çıkar ve 47 öğrenci tutuklanır.
ertesi gün, 25 temmuz`da vedat demircioğlu`nun cenazesi kaldırılacaktır... ancak cenaze polis tarafından gece vedat demircioğlu`nun ailesine teslim edilerek konya`ya doğru yola çıkarılır. vedat demircioğlu, öğle saatlerinde memleketi konya`da toprağa verilir.
sembolik olarak yapılan cenaze töreninde ise; `hükümet istifa`, `katil sükan` sloganlarıyla vilayet`e doğru yürüyüşe geçen gençlerin önü cağaloğlu`nda kesilir. polisle öğrenciler arasında çatışma çıkar. ara sokaklarda polisle öğrenciler arasında kovalamaca başlar. polisle öğrenciler arasında deyim yerindeyse tam bir taş savaşı yaşanır. büyüyen çatışma askerlerin müdahalesiyle önlenir. polisin sert müdahalesi sonucunda yaralılar ve çok sayıda gözaltı vardır.
görevi; dini inanç, dil, ırk, toplumsal sınıf veya politik görüş farkı gözetmeksizin insan hayatı ve sağlığını korumak, insan varoluşunun saygı görmesini sağlamak, insanların acı çekmesini önlemek ve acılarını dindirmek olan uluslararası bir insani hareket.
1863de cenevre, isviçrede kurulmuştur. 1917 yılında da nobel barış ödülü almıştır.
1863de cenevre, isviçrede kurulmuştur. 1917 yılında da nobel barış ödülü almıştır.
kendisinin bir kafatasçı olduğu yönünde duyumlar alındığı söylenmekte olan bilgicimiz. ben de az önce bir entrysinde hissettim ve alındım şahsen. insanların dış görünüşüne bakarak yargılamasını da kınıyorum buradan, ayıp!
#914351
ne olmuş öyleyse yani?
#914351
ne olmuş öyleyse yani?
bir erkek gözüyle bakıldığında, bambaşka şeyler çağrıştıran deyimdir. ben erkek olmadığım için öyle bakmıyorum tabii, empati kuruyorum ayol.
genel olarak türk siyaset hayatında var olan, sadece ona (rteye) değil, bütün siyasi "lider"lere (götümün liderleri, o yüzden tırnak içerisine aldım) yapılan yalakalıktır bu işlem. telefonla konuşurken önünü ilikleyenleri de gördük biz eskiden, bu sebepten normal karşılıyorsam da bir yerde, bunlarınki artık çekilmez bir hal aldı amk.
geçenlerde birisi peygamber ilan etmişti bunu (rteyi), şimdi de bir başkası çıktı, ona nazire yaparcasına, 2 rekât namaz istiyor cemaatten.
kandillerde "tayyip" diye uçanlar cabası... onlar siyasetçi bile değil. son osmanlı padişahı olmuştu bir ara, bak o da var.
geçenlerde birisi peygamber ilan etmişti bunu (rteyi), şimdi de bir başkası çıktı, ona nazire yaparcasına, 2 rekât namaz istiyor cemaatten.
kandillerde "tayyip" diye uçanlar cabası... onlar siyasetçi bile değil. son osmanlı padişahı olmuştu bir ara, bak o da var.
yalakalıkta allah katı.
yalakalıkta sınır tanımayan akp siyasetçileri adına, trabzon un of ilçesi belediye başkanı olan akp li oktay saral dan geliyor:
-haber milliyet ten-
başbakan recep tayyip erdoğan için her gün 2 rekat şükür namazı kılınması çağrısında bulunan saral,
"amerika dan bile korkmayan, kimseyi takmayan israil, ilk defa türkiye den özür diledi. allah, başbakanımızı bizim başımıza nasip ettiği için her gün iki rekat şükür namazı kılmamız gerekir. türkiye, islam dünyasının lideri konumunda. türkiye kabuğunu kırdı, artık dünyaya yön veren bir ülke konumuna geldi"
diye konuştu.
yorum yapmayayım ben...
siz de yapmayın; başınızı öne bükün, düşünün sadece.
yalakalıkta sınır tanımayan akp siyasetçileri adına, trabzon un of ilçesi belediye başkanı olan akp li oktay saral dan geliyor:
-haber milliyet ten-
başbakan recep tayyip erdoğan için her gün 2 rekat şükür namazı kılınması çağrısında bulunan saral,
"amerika dan bile korkmayan, kimseyi takmayan israil, ilk defa türkiye den özür diledi. allah, başbakanımızı bizim başımıza nasip ettiği için her gün iki rekat şükür namazı kılmamız gerekir. türkiye, islam dünyasının lideri konumunda. türkiye kabuğunu kırdı, artık dünyaya yön veren bir ülke konumuna geldi"
diye konuştu.
yorum yapmayayım ben...
siz de yapmayın; başınızı öne bükün, düşünün sadece.
(bkz: batı hayranlığı)
bir şey sordum kendisine, cevap şu:
"dur lan, yerim şimdi, bi şey inceliyorum, sonra konuşuruz."
aha incelediği terbiyesizin:
#914324
göz göre göre yapıyor bir de bunu, yedik amk.
"dur lan, yerim şimdi, bi şey inceliyorum, sonra konuşuruz."
aha incelediği terbiyesizin:
#914324
göz göre göre yapıyor bir de bunu, yedik amk.
toplu mesaj gönderimi.
örneğin benim canım sıkıldı ve votka içiyorum tek başıma; hemen açmalıyım bu fasiliteyi, "ibnesiniz laaan siz" diyebilmeliyim. ya da, ya da ne bileyim ben, iyi bayramlar demek istiyorsam birilerine meselâ, bunu yapabilmeliyim ânında.
lan kodır, sana diyorum, duyuyon mu?
laf aramızda; herif o kadar uğraşmış, bilgi sözlük’ü vermiş elimize, hâlâ istiyoruz ya, ne garip dünya lan. elimize derken, önümüze yani. eee... önümüze de olmadı amk. votka güzel be hacı, bulgar valla, şişesi de bilyesiz. dökülüyor billur tuz gibi... akıyor... akıyor... akıyor...
örneğin benim canım sıkıldı ve votka içiyorum tek başıma; hemen açmalıyım bu fasiliteyi, "ibnesiniz laaan siz" diyebilmeliyim. ya da, ya da ne bileyim ben, iyi bayramlar demek istiyorsam birilerine meselâ, bunu yapabilmeliyim ânında.
lan kodır, sana diyorum, duyuyon mu?
laf aramızda; herif o kadar uğraşmış, bilgi sözlük’ü vermiş elimize, hâlâ istiyoruz ya, ne garip dünya lan. elimize derken, önümüze yani. eee... önümüze de olmadı amk. votka güzel be hacı, bulgar valla, şişesi de bilyesiz. dökülüyor billur tuz gibi... akıyor... akıyor... akıyor...
bir başka entrye (ya da yazara/bilgiçe) gönderme yapan entrylerdir.
aynı başlık altında olabildikleri gibi, başka bir başlıkta ama aynı konudan bahsedilirken yapılabilir. hoş değildir, sözlükleri foruma döndürmeye birebirdir. aman diyorum moderatörlerimize.
aynı başlık altında olabildikleri gibi, başka bir başlıkta ama aynı konudan bahsedilirken yapılabilir. hoş değildir, sözlükleri foruma döndürmeye birebirdir. aman diyorum moderatörlerimize.
e biraz refere entry olacak ama ne yapalım, kaşındı kendisi.
independence arkadaşımın, hemen her hafta bildirdiği hava durumudur. hangi kafaya denk geliyor tahmin ediyorumn tabii: romatizmal korkudan, havanın nasıl olacağına takmış kavram karmaşası sahibi kişilerde görülen semptom (bulgu derdim ama daha alengirli böyle).
biz mecbur muyuz kardeşim senin mecidiyeköyündeki havanın nasıl olacağını? yemişim mecidiyeköyünü. milletin götü donuyor kadıköylerde, izmitlerde... sen hâlâ pencereden bak, "mecidiyeköye an itibarıyle metrekareye 125 gram yağış"ı bildir oradan, sıcacık, şömineli, şöminesinin önünde kaplan pöstekisi olan evinde.
rakı içelim lan bi gün!
ne zaman geliyosun izmite olm?
independence arkadaşımın, hemen her hafta bildirdiği hava durumudur. hangi kafaya denk geliyor tahmin ediyorumn tabii: romatizmal korkudan, havanın nasıl olacağına takmış kavram karmaşası sahibi kişilerde görülen semptom (bulgu derdim ama daha alengirli böyle).
biz mecbur muyuz kardeşim senin mecidiyeköyündeki havanın nasıl olacağını? yemişim mecidiyeköyünü. milletin götü donuyor kadıköylerde, izmitlerde... sen hâlâ pencereden bak, "mecidiyeköye an itibarıyle metrekareye 125 gram yağış"ı bildir oradan, sıcacık, şömineli, şöminesinin önünde kaplan pöstekisi olan evinde.
rakı içelim lan bi gün!
ne zaman geliyosun izmite olm?
hâlâ daha, insan üzerindeki etkisini yitirmemiş film. birden içinde buluyorsunuz kendinizi olayların, akıp gidiyor anlatı. tavsiye ederim, internetten izleyiverin.
eskiden:
top toplayıcı çocuklara verilen lâkap.
iki buçuk kuruş alırlarmış maç başına; oradan.
top toplayıcı çocuklara verilen lâkap.
iki buçuk kuruş alırlarmış maç başına; oradan.
annelerin, erkek çocuklarına söylediklerinden. iyi bir şey yaptıklarında kendilerine çeker çocuklar, kötü bir şeyse yaptığı, babası kılıklı olurlar.
denemenin hiç kimseye zarar getirmeyeceği ölçütlerdir...
independenceden rica ediyorum denesin! zararını ben karşılayacam, tamam...
yalarım... düşen sigaraları ben teker teker...
ve memeleri onun... ohhh!!!
independenceden rica ediyorum denesin! zararını ben karşılayacam, tamam...
yalarım... düşen sigaraları ben teker teker...
ve memeleri onun... ohhh!!!
tüm dünya kadınlarınca bilinen, ancak, sadece çok az sayıda erkeklerce tanımlanabilen bir ölçüttür. bu çok az sayıda olan erkeklerden biri olarak, ben de bilgi sözlük kızlarına ve erkeklerine bu sırrı açıklıyorum:
önemli not:
olayın gerçekliğinden ziyade mantıklılığına kafa yorarsanız, doğruluk payına hak vereceksiniz.
buyurun açıklıyorum:
- kadın dik bir şekilde oturur ya da en iyisi ayakta durur...
- memeler temizlenir (özellikle altları, ıslaklık deneyi geçersiz kılar)...
- ele bir dal sigara alınır (markası önemli değil, içmeyenler maltepe alsın bakkaldan, o en ucuzu)...
- sigara, konusu geçen memenin altına, meme kaldırılarak yere paralel bir şekilde konulur ve meme özgür bırakılır...
a. sigara düşüyorsa; memeler ideal kalkıklıktadır. sakın kurcalamayın, kurcalattırmayın.
b. sigara memenin altında kalıyorsa; sabahları ilk işiniz buzla masaj olmalıdır, benden tavsiye. sonrasında spor, özellikle şnav bayağı iyi gelir. geçmiş olsun anacım.
bir dahaki evrensel tespitimde görüşmek üzere canlarım.
önemli not:
olayın gerçekliğinden ziyade mantıklılığına kafa yorarsanız, doğruluk payına hak vereceksiniz.
buyurun açıklıyorum:
- kadın dik bir şekilde oturur ya da en iyisi ayakta durur...
- memeler temizlenir (özellikle altları, ıslaklık deneyi geçersiz kılar)...
- ele bir dal sigara alınır (markası önemli değil, içmeyenler maltepe alsın bakkaldan, o en ucuzu)...
- sigara, konusu geçen memenin altına, meme kaldırılarak yere paralel bir şekilde konulur ve meme özgür bırakılır...
a. sigara düşüyorsa; memeler ideal kalkıklıktadır. sakın kurcalamayın, kurcalattırmayın.
b. sigara memenin altında kalıyorsa; sabahları ilk işiniz buzla masaj olmalıdır, benden tavsiye. sonrasında spor, özellikle şnav bayağı iyi gelir. geçmiş olsun anacım.
bir dahaki evrensel tespitimde görüşmek üzere canlarım.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?