her gün 5 vakit okunması farz olan nazım şiiridir. okudukça anın değeri daha iyi anlaşılır, insan daha sıkı sarılır yaşamaya...
ikinci kısmı bir başka alem olan opeth şarkısı.
üç dakika sonra online olan ibne olsundur.
#491449
bir hafta sonra bugün kalabalık bir kitleyi coşturmayı umduğumuz güzide kurban eseri.
bir hafta sonra bugün kalabalık bir kitleyi coşturmayı umduğumuz güzide kurban eseri.
(bkz: deja vu falan olmak)
beş yüz yıl sonra daha mürekkebi kurumamış bir entrysini görünce heyecan yaptığım yazardır.
nerelerdesin deyu sitemi borç bilirim.
nerelerdesin deyu sitemi borç bilirim.
tam olarak meşhur yanlışlar olarak çevrilmesi yanlış olmayacak osmanlıca tamlama.
sayın, öcalan, sayın, şehit düşmesine vesile olduğunuz ülke evlatlarını sayın.
#497239
geçen yıllar göstermektedir ki flash tv hala mantıktadır, aynı tas aynı hamamdır:
http://www.medyafaresi.com/?hid=3313&cid=3
geçen yıllar göstermektedir ki flash tv hala mantıktadır, aynı tas aynı hamamdır:
http://www.medyafaresi.com/?hid=3313&cid=3
bir kaç sene önce programda üst üste üç kere küfür edilmesi üzerine sunucunun dellendiği ve ya rica ediyorum küfür etmeyin ya! demek suretiyle gözlerinin dolduğu programdır.
flash tvnin insanlara yardım eden ajitasyon programı.
logosunun yanındaki sexperiment yazısı ile beni benden almış sitedir.
iyi ki doğmuş lafı bu bünye için eksik kalır, zira böyle bir insan evladının doğmaması mümkün değil.
kelebek ömürlü yazardır kendileri.
(bkz: bilgiçlerin mezar taşı yazıları)
(bkz: bilgiçlerin mezar taşı yazıları)
konu hakkında açıklama yapmayacağını ve soruları yanıtsız bırakacağını önceden belirtmiştir kendileri, boşuna yanıt falan beklemeyin efem, siz üzülürsünüz...
tetik ve tetiklemek anlamına gelen ingilizce sözcük ve aynı addaki müthiş gaz in flames eseri...
"bir kervancının getirdiği kitabı eline aldı simyacı. kapağı yoktu kitabın, ama gene de yazarının kim olduğunu anladı: oscar wilde’dı yazar. kitabın sayfalarını karıştırırken, narkissos’u anlatan bir öyküye rastladı.
narkissos’un, kendi güzeliğini her gün bir gölün sularında seyretmeye giden bu yakışıklı delikanlının efsanesini biliyordu simyacı. bu delikanlı kendi görüntüsüne öylesine vurgunmuş ki, günün birinde göle düşüp boğulmuş. onun göle düşüp boğulduğu yerde de bir çiçek açmış, çiçeğe nergis adı verilmiş.
ama kendi yazdığı öyküyü böyle bitirmiyordu oscar wilde.
tatlı su gölünün kıyısına gelen orman tanrıçaları oreas’ların onu bir acı gözyaşı kavanozuna dönüşmüş olarak bulduklarını yazıyordu oscar wilde.
- neden ağlıyorsun? diye sormuş oreas’lar.
- narkissos için ağlıyorum, diye yanıtlamış göl.
- ne var bunda şaşılacak, demiş bunun üzerine orman tanrıçaları. bizler ormanlarda boşu boşuna onun peşinde dolaşır dururduk, ama onun güzelliğini yalnızca sen görebildin yakından.
- narkissos yakışıklı bir genç miydi? diye sormuş göl.
- bunu senden daha iyi kim bilebilir ki? diye karşılık vermiş iyice şaşıran oreas’lar. her gün senin kıyılarına gelip sularına bakıyordu.
göl bir süre sessiz kalmış. sonra şöyle konuşmuş:
- narkissos için ağlıyorum, ama onun yakışıklı olduğunu hiç fark etmemiştim ben. narkissos için ağlıyorum, çünkü sularıma eğildiği zaman, gözlerinin derinliklerinde kendi güzelliğimin yansımasını görebiliyordum.
- işte çok güzel bir hikâye, dedi simyacı."
duzenleme: simyaci/paulo coelho, ondeyis.
narkissos’un, kendi güzeliğini her gün bir gölün sularında seyretmeye giden bu yakışıklı delikanlının efsanesini biliyordu simyacı. bu delikanlı kendi görüntüsüne öylesine vurgunmuş ki, günün birinde göle düşüp boğulmuş. onun göle düşüp boğulduğu yerde de bir çiçek açmış, çiçeğe nergis adı verilmiş.
ama kendi yazdığı öyküyü böyle bitirmiyordu oscar wilde.
tatlı su gölünün kıyısına gelen orman tanrıçaları oreas’ların onu bir acı gözyaşı kavanozuna dönüşmüş olarak bulduklarını yazıyordu oscar wilde.
- neden ağlıyorsun? diye sormuş oreas’lar.
- narkissos için ağlıyorum, diye yanıtlamış göl.
- ne var bunda şaşılacak, demiş bunun üzerine orman tanrıçaları. bizler ormanlarda boşu boşuna onun peşinde dolaşır dururduk, ama onun güzelliğini yalnızca sen görebildin yakından.
- narkissos yakışıklı bir genç miydi? diye sormuş göl.
- bunu senden daha iyi kim bilebilir ki? diye karşılık vermiş iyice şaşıran oreas’lar. her gün senin kıyılarına gelip sularına bakıyordu.
göl bir süre sessiz kalmış. sonra şöyle konuşmuş:
- narkissos için ağlıyorum, ama onun yakışıklı olduğunu hiç fark etmemiştim ben. narkissos için ağlıyorum, çünkü sularıma eğildiği zaman, gözlerinin derinliklerinde kendi güzelliğimin yansımasını görebiliyordum.
- işte çok güzel bir hikâye, dedi simyacı."
duzenleme: simyaci/paulo coelho, ondeyis.
yüreğinin büyüklüğü tüm yetkilerinden daha fazla olan insan. tek umudum o kocaman yüreğinde bana da minicik bir yer ayırmasıdır, şeker almasa da olur.
"giderayak işlerim var bitirilecek,
giderayak.
ceylanı kurtardım avcının elinden
ama daha baygın yatar ayılamadı.
kopardım portakalı dalından
ama kabuğu soyulamadı.
oldum yıldızlarla haşır neşir
ama sayısı bir tamam sayılamadı.
kuyudan çektim suyu
ama bardaklara konulamadı.
güller dizildi tepsiye
ama taştan fincan oyulamadı.
sevdalara doyulamadı.
giderayak işlerim var bitirilecek,
giderayak. "
"giderayak işlerim var bitirilecek,
giderayak.
ceylanı kurtardım avcının elinden
ama daha baygın yatar ayılamadı.
kopardım portakalı dalından
ama kabuğu soyulamadı.
oldum yıldızlarla haşır neşir
ama sayısı bir tamam sayılamadı.
kuyudan çektim suyu
ama bardaklara konulamadı.
güller dizildi tepsiye
ama taştan fincan oyulamadı.
sevdalara doyulamadı.
giderayak işlerim var bitirilecek,
giderayak. "
(bkz: secimle moderator atamak)
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?