confessions

goetica

- Yazar -

  1. toplam entry 15657
  2. takipçi 3
  3. puan 262698

atatürk e agit

goetica
cahit külebi’nin $iiridir..

edirneden ardahana kadar
bir toprak uzanır
boz kanatlı üveyikler üstünden uçar
ardahandan edirneye
edirneden ardahana kadar
kopdağında akar bir çeşme var
serçe parmak kalınlığında suyu
haram etmiş gece gündüz uykuyu
akar da akar
samsunun evleri denize bakar
sokakları yosun içinde
çaparlar, takalara, mavnalar
bilyalar gibi suyun yüzünde
bir iner bir kalkar
kazovadan bir yar sevdim
adamı günaha sokar.
savaştepe köprüsünden geçen tirenler
sel olur izmire akar.
izmirin denizi kız,kızı deniz
sokakları hem kız hem deniz kokar.
bu toprak bizim yurdumuzdur
deli gönül yücesine çıkar
bir üveyik olur uçar gider
ardahandan edirneye
edirneden ardahana kadar.
amasya’ya benzin yüklü bir yaylı geldi
yağmurlu bir günde.
devrisi gün silâh çattılar
candarmalar hükümetin önünde
kemal paşa çıkageldi
bir alevdir aldı gitti yurdumuzun gönlünde
çorap gibi söküp attı
düşmanları ordumuzun önünde.
bu ne inançtır ki gazi paşa
atının teri kurumadan
sürüp gittin yeni yeni savaşların peşinde
davullar zurnalar döğende
ben seni hatırlarım
binip tirene gezende
ben seni hatırlarım
tam iki yaşındaydım
düşman izmire girende
ben de gelecektim ama anam koymadı.
küçüksün oğul dedi. ben giderim ana bırak dedim.
gideceğin bu yol dedi.
şimdi büyüdüm sürüp geldim.
felek koydun ise bul dedi

ağlayalim atatürk e

goetica
a$ık veysel’in $iiridir..

ağlayalım atatürk’e
bütün dünya kan ağladı
süleyman olmuştu mülke
geldi ecel, can ağladı

doğu batı cenup şimal
aman tanrı bu nasıl hal
atatürk’e erdi zeval
memur mebusan ağladı

atatürk’ün eserleri
söyleyecek bundan geri
bütün dünyanın her yeri
ah çekti, vatan ağladı

fabrikalar icat etti
atalığın ispat etti
varlığın türke terketti
döndü çarh devran ağladı

bu ne kuvvet, bu ne kudret
var idi bunda bir hikmet
bütün türkler inön’ismet
gözlerimiz kan ağladı

tren hattı tayyareler
tükler giydi hep kareler
semerkantla buharalar
işitti her yan ağladı

siz sağ olun türk gençleri
çalışanlar kalmaz geri
mareşalin askerleri
ordular tümen ağladı

zannetme ağlayan gülmez
aslan yatağı boş kalmaz
yalnız gidenler gelmez
her gelen insan ağladı

uzatma veysel bu sözü
dayanmaz herkesin özü
koruyalım yurdumuzu
dost değil, düşman ağladı

vezni

goetica
şiirde mısralardaki hece sayısının eşit olmasına dayanan ölçüdür. türkçe’nin yapısına uygun bir ölçüdür. hecelerin sayısı parmakla sayıldığı için "parmak ölçüsü" adıyla da bilinir. türkçe’de heceler uzunluk kısalık bakımından hemen hemen aynı değerdedir. bu yapısal özellik şiirde hece ölçüsünün kolayca kullanılmasına imkan verir. ilk yazılı türk edebiyatının ürünleri olarak bilinen göktürk yazıtları’nda şiir bulunmamasına rağmen şiirsel özellikler taşıyan ve hece ölçüsüne uyan bölümler vardır. kaşgarlı mahmud’un divanü lugati’t türk eserindeki şiirler de hece ölçüsüyle yazılmışlardır. türklerin islamiyet’i kabulünden sonra divan edebiyatı ve aruz ölçüsünün yaygınlaşması hece ölçüsünün yalnızca tekke ve aşık edebiyatına özgü bir ölçü olmasına yol açtı.
hece ölçüsünde kalıbı dizelerdeki hecelerin sayısı belirler. her dizesinde 11 hece bulunan bir şiirin kalıbı "11’li hece ölçüsü" olarak gösterilir. bir hecenin belli bölümlere ayrılmasına "durgulanma", bu bölümlerin okuma sırasında hafifçe durularak vurgulanan yerlerine de "durak" denir. kalıplar 2’liden başlayarak 20’lilere kadar çıkar. az heceli, yani 2’liden 6’lıya kadar kalıplar tekerleme, atasözü, bilmece gibi ürünlerin şiirsel parçalarında uyum öğesi olarak yer alır. bu tür kısa kalıpların durakları dizenin sonundadır.
hece ölçüsünde durağın önemi büyüktür. bir kalıp en az 2, en çok 5 duraklı olabilir. bir durakta bulunan hece sayısı ise 1 ile 10 arasında değişir. hece kalıpları duraklar ve duraklardaki hece sayıları bakımından bölümlenir. bu kalıplar içinde en çok kullanılanlar 7’li, 8’li, 11’li ve 14’lü olanlardır. 7’li ölçü daha çok mani türünde kullanılmıştır. 8’li kalıp semai, varsağı, destan ve türkülerin ölçüsüdür. 11’li ölçü ise başta koşma ve destan olmak üzere aşık ve tekke debiyatı şiirlerinde kullanılmıştır. 14’lü hece ölçüsüne ise daha çok tekke şiiri ve çağdaş türk şiirinde rastlanır.

aşık edebiyatı

goetica
halk edebiyatının aşık adı verilen halk sanatçılarının ürünlerinden oluşan ve 16’ncı yüzyılın başlarında ortaya çıkan "aşık edebiyatı" türünde ise söz ve müzik birbirini tamamlayan iki unsurdur. günümüzde varlıklarını sürdüren aşıklar, bir yandan eski destan geleneğini yaşatırken, bir yandan da doğaçlama aşk şiirleri söyler, başka sanatçıların ürünlerini yayar, çeşitli törenlerde bir eğlence unsuru olarak yer alırlar. aşık şiirinin nazım biçimi de dörtlük olmakla birlikte dize sayısı çoğalıp azalabilir.
bu edebiyatın başlıca türleri destan, güzelleme, taşlama, koçaklama, ağıt ve muammadır. genellikle yalın ve yapmacıksız bir dil kullanılan aşık şiirinde yinelemeler, boş tekerlemeler, ölçü ve uyak tutturmada kolaylık sağlayan yakıştırmalar bulunur.

koşma

goetica
halk edebiyatımızda doğa, aşk, ölüm, ayrılık, yiğitlik, toplumsal olaylar gibi konuların işlendiği en sık kullanılan şiir türü. dörder dizelik bendlerden oluşur. bend sayısı genellikle 3, 5 arasındadır. hece ölçüsünün 6+5 veya 4+4+3 duraklı 11’li kalıbıyla yazılır. şair koşmanın son bendinde ismini ya da mahlasını söyler. koşmalar dile gitirilen duygular ve söylenişlerine göre koçaklama, güzelleme, taşlama, ağıt gibi isimler alır. karşılıklı konuşma şeklinde yani "dedim" "dedi" diye başlayan dizelerle de söylenebilir. bu tür koşmalara "mürâcaa" ismi verilir. bütün kafiyeleri cinaslı olan koşmalara "tecnis" denir.

semai

goetica
halk şiirinde hecenin sekizli ölçüsü ile koşma biçiminde düzenlenen ve özel bir ezgi ile söylenen şiirlerdir. genellikle en az üç, en fazla beş dörtlükten oluşurlar. çoğunlukla doğa, güzellik, ayrılık. kavuşma gibi duygusal ve lirik temaları işlerler. semainin hece ölçüsünün yanında aruz kullanılarak yazılanları da vardır

selis

goetica
halk edebiyatında aruz ölçüsü kullanılarak yazılan şiirlerdir. genellikle 19’uncu yüzyıl aşıkları tarafından kullanılan selisin en fazla yazılan tipi gazeldir. hece ölçüsünün on beşli kalıbına da uyan selislerin en belirgin özellikleri farklı bir ezgiye sahip olmalıdır.

divance

goetica
küçük divan anlamındadır. düzen ve konuları divanlarla aynıdır. yine kaside, tarih, musammat, gazel ve kıta sırasını izler. ama bir divançede bu bölümlerden en az biri eksik olur. divançe, belli türleri seven şairlerin bilinçli bir seçimi olabildiği gibi, bir şairin divan dolduracak kadar şiir yazamadan ölmesi nedeniyle de oluşabilir. figânî ve fâzlı’nin divançeleri bu türdendir.

hamse

goetica
bir şairin 5 mesnevisinin bir araya getirilmesiyle oluşturulan yapıttır. hamse yazarı şairler hamse şairi ya da hamsenüvis diye bilinir. türk edebiyatında 16. yüzyılda gelişmeye başladı. ilk hamseyi çağatay şairi ali şir nevai yazdı. divan edebiyatının ilk hamsesini yazan şair de hamdullah hamdi’dir. hamse türüne düzyazının girişi ise 17. yüzyılda gerçekleşti. nergisi hamseye düzyazıyı sokan ilk yazardır. çoğunlukla hüzünlü aşkların konu edinildiği hamselerde soyut kavramları işleyen mesnevilere de yer verilir. hamse sahibi divan yazarları edebi çevrelerde büyük saygı görürdü.

divan edebiyatınin tarihcesi

goetica
divan debiyatı,türklerin, 13 ve 19’uncu yüzyıllar arasında anadolu’da yarattıkları islam kültürünün ortak özeliklerini yansıtan, geniş ölçüde arap ve fars edebiyatının etkisini taşıyan yazılı edebiyat türüdür. ancak divan edebiyatı,türklerin islam dinini kabul ettikleri ilk dönemlerden başlayarak orta asya ile azerbaycan’da ortaya çıkan ve aynı nitelikleri taşıyan divan edebiyatı ile karıştırılmamalıdır. divan edebiyatı tanımı tümüyle anadolu’ya özgüdür.
tarihsel süreçte dindışı ve dini tasavvuf olmak üzere iki kolda gelişti. şiir ve düzyazı alanındaki en eski örnekler 13. yüzyıldan kalmıştır.
divan edebiyatında başlangıcından beri şiir, düz yazıdan daha önde gitmiş ve daha gelişmiştir. bunun belki de en önemli nedeni, şiirin sanatçının yaratıcılığını ortaya koymasına daha uygun olmasıdır.divan şiiri, söz ve anlatım sanatlarını kullanarak, yeni manzumlar bularak okuyucusunu daha kolay etkiler. düz yazı dalında ise ağır basan, öne çıkan özellik "öğretici" olmaktır. bu nedenle anlam gözardı edilir ve belagat önem kazanır.divan edebiyatı yazarlarının beslendikleri kaynaklar, başta dinsel inançlar, yani islami inançlar olmak üzere islami ilimler, islam tarihinin olayları, tasavvuf, hint-iran kökenli söylenceler, peygamber kıssaları, evliya menkıbeleri, çağın bilimleri, günlük olaylar, gelenek ve görenekler, terimler, deyimler, atasözleri ile zenginleşen bir dildir.
557 /

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol