confessions

goetica

- Yazar -

  1. toplam entry 15657
  2. takipçi 3
  3. puan 262706

gelincik

goetica
sırf çok güzel diye milyonlar verilen bir çiçeğe inat güzellikte olan en masum ama en asi çiçek..genellikle mezarlıklarda olur..insanların tercihleri genellikle gül’den,orkide’den,papatya’dan,lale’den yana olurken o öyle uzaktan bakar.beklemez hic kimse onu alsın diye.asiliği korkusundan gelir,kopartılınca öldüğü için.

gelincikler

goetica
gelincikler tek tek göründü mü çayırlarda
işi iş kasabanın
su yüzlü çocuğun işi iş
bir de poyraza döndü mü hava
başlar masmavi damarlar fışkırmaya yanaklarından
faytonların turuncu tekerlekleri
yansır gaz tenekeleriyle çevrili bahçelerde
asılı çamaşırlarından bir tutam çivit kokusu alıp gider
gelincikler tek tek göründü mü çayırlarda.

saat onikilerde
postanede mektup yazan adamlara bakar bir semt delisi
durmadan bakar
ki o mektuplar nereye giderse gitsin
öylesine uzundur ki kasaba
gelinciklerden bükülmüş bir ibrişim gibi
gidip gelen mektup zarflarıyla tarif edilebilir ancak
içlerinde kar serpintisi
içlerinde bozkır
içlerinde herkesin bir güneyi olan
ve marangozlar upuzun kayıklar yaparlar bunun için
kesersiz, çivisiz, elsiz
sadece ruhlarından
o kayıkları içinde domates doğranan bir akşamüstünde yüzdürürler
canlanır suya değince hemen
bordalarındaki nakışlar
bir derya gülü alıp başını gider.

yeter ki görünsün gelincikler
önce tek tek görünsün sonra topluca
usta bir doğramacı gibi kırmızılar doğrar kasaba
gelincikler indi mi çayırlardan
su bardaklarına, berber dükkanlarına girdi mi
duvarlara sicimle tutturulmuş şişelere
girdi mi bir kere
aynaları boğacak neredeyse
taşlıkları basacak sel gibi
o zaman...
tam o zaman
marangozlar mis gibi rakılar içerek kayıklarında
konuştukça binlerce kayık
konuştukça binlerce köpük, binlerce kıyı olurlar
ve nedense bir vapur bizi alıp götürecekmiş gibi bakarız birbirimize
unuturuz sonra alıp başını gitmeyi de
yeter ki iki dudak arasına konsun gelincikler
ipince bir ıslığa yerleştirilsin
türküler süzsün tüveyçlerinden
kahveler eski renklerine boyanır yeniden
biralar ciğ ışıkta bile parlak
yıkanır tertemiz oluncaya kadar yaşamak.

gerçekte bir sevinç, bir mutluluk yok değildir yüreklerimizde
sevgiler umutlar yok değildir
öyleyse neden çabuk küseriz birbirimize
çabuk öfkeleniriz
durup durup böyle hüzünlenmemiz neden
anlamıyoruz da ondan mı yoksa
bir bütün olduğunu mutluluğun
umudun bir bütün olduğunu
seziyor muyuz yalnızca
baktıkça gelincik tarlalarına uzaktan
öyle bir arada güzel
yaşamanın lezzetini
kanımızı tutuşturdukça gün günden
buğusunu saldıkça
bir tütün dumanı gibi yaktıkça genzimizi

(bkz: edip cansever)

bitti o sevda

goetica
bitti o sevda kesildi çığlıkları martıların
su gibi bitti,suya karşıt gibi bitti
itti kıyıyı adına deniz dediğimiz şey
unuttuk ikimiz de her türlü yetinmezliği
kaybetti kumarda gözlerim
kaybetti kumarda gözleri.

bir koru rüzgarlandı göğüs boşluğumuzda sanki
uzaklaştı ağaçlar birbirlerinden
yakınlaştı ağaçlar birbirlerine
yani her soluk alıp verişimizde bizim
bir mekik gibi kalbin
bir mekiği gibi kalbim
işleyip durdu bu yitikliği yeniden.

ne kaldı
farkında mısın bilmem
gündüzler..
gündüzler biraz azaldı..

(bkz: edip cansever)

uzak yakınlık

goetica
soruyordun
ilk yaz iste
uyanıp bir bahçeyi dinliyoruz
tenhalık böyle

dallar mı kırılmış,sarmaşıklar mı toz içinde
beklesem hemen gelecek olduğun
tam öyle olduğun
oysa hep yanımdasın,seninle her şey yanımda
kırık dökük de olsa yanımda
mesela cok sevdiğin bir deniz bile yanımda
o deniz ki aramızda hiç kımıldamadan
erkeğini iyi tanıyan bir kadın gibi yorgun...

yarısı yenmiş bir elmaydık bana sorarsan
ikimizdik,iki kişi değildik
bakıyorsak birlikte bakıyorduk gözlerimin içine
birlikte gözlerinin içine bakıyorduk senin
yanlıştı,doğruydu,hiç bilmiyorum..
sanki bir bakıma ayrılık böyle...

karşılıklı otursak da ne zaman
masa örtüsünü ikiye bölen ellerimizdi
bir tırnak yeşilinden gerisin geriye
ayak bileklerimizden gerisin geriye
bütün bunlar gereksiz,bilmiyorum sanma
gereksiz ama yalnızlık boyle...




(bkz: edip cansever)

güzel atomların yaptığı ayak

goetica
bir menekse duyuyorum ellerimsiz
o kadar guzel ki,amerika bile guzel
sen bile guzelsin bensizce
atomlar bile guzel
molekuller bile
toplanip ayak oluyorlar bende
agiz oluyorlar biraz
dis oluyorlar keskince
iki goz parlakca
on tirnak sivrice.

bir menekse duyuyorum ellerimle
bir molekul duyuyorum
bir atom
korkunc
birlesip ayak olmuyorlar bende
agiz,dis,tirnak
goz olmuyorlar
hep birden,
hep birden bir sey oluyoruz iste

agzi,burnu,elleri,kollari
o korkunc guzellige karsi.

(bkz: edip cansever)

hiçbir pul hiçbir zarfa yakışmıyor

goetica
hiçbir pul hiçbir zarfa yakışmıyor
hiçbir zarf üçbeş satıra
ne zaman yanyanayız işte o zaman
doyamıyoruz tenlerimizin bitmez tükenmez sorgusuna.

bırakmak bırakılmak demeyelim
durmadan yer değiştiriyor anlamlar da
ben ki bir boşluk kadar büyümüşüm bu yüzden
sanki kış aylarında bir uçurumda.

anlarım sedir ağacının dilinden
ve usta bir aslan terbiyecisinin ruhundan da
hiç anlamaz olur muyum öpüşünü de kalbimi
o öpen sensen bir de dalgaları çekiştiren bir kız çocuğuyla.

hepsini biliyorum, hepsi aklımda
hepsi de hiç kımıldamayan bir duman gibi havada.

(bkz: edip cansever)

sevda bir ateş buldu sende

goetica
sevda bir ates buldu sende,egilip optu seni
artik kimse denizi bilmiyor.

dirseklerini masaya koyusundan belli
gelip gecen bir gunu bitirmek istemedigini
sevda bir umut buldu sende.

ey bir yolcu listesinde bir oluyu arayan
artik kimse gozlerini bilmiyor.

sunu imzala
bit mektup, bir telgraf alindisi degil
unutulmus bir sevdadir kapisini calan
ve sevimsiz bir terlik gibi duran odan
kimse artik bir sey giymek istemiyor.

sonra bir pencereden kendine
ayisigi gibi vuran sen
ne sana na baskasina benziyor.

ve iste bir dip baligi su boslugunda
cirparaktan yuzgeclerini
hic kimseye uymayan bir mevsim oneriyor..

(bkz: edip cansever)

uyaninca çocuk olmak

goetica
edip cansever $iiridir..ke$ke dedirtir bir çok kez.

siz ne iyisiniz.ben sizi bir şeylere benzetiyorum
bilmem bir testi,bir bakır sahan kolay mı sizinle
çok rahat bir gökyüzü mü var sizinle
güneş bir pazartesi olarak mı duruyor burnunuzda
yoksa bükülmüş bir nehir gibi mi küpelerinizde
siz küçük adıyla mı çağırırsınız sessizliği
öyle mi,ya kim uyandırır sizde
bu sevişme dalgalarını,aşk seslerini
bak’ları,duyurulmuştur’ları,okşa’ları,evet’leri
hele bu elleri,ayakları bu
gözleri gözleri.

gidip bir bardak su içiyorum.ağzım benim!
su böyle neye benziyor,çok çocuklu bir bahçeye değil mi
bakmayla içersek gözlerimiz de bir şeye benziyor
senin gözlerin,benim gözlere,onun gözleri
her zaman söylüyorum kuyumcular için imzalı yazı gerekmez
ama hiç gerekmez,öyle mi değil mi.

armut ağacı! yi sabahlar!sana bakınca yüzüm değişti
bütün gün çalışıyorum en kötü iş yerlerinde
yorulup bunalınca hep o sana bakmayı deniyorum
birden çarşıyı gösteriyor dallarının inceliği
hem niye saklamalı,çarşıyı gösteriyor işte
bak!şakır şukur şapka satın alan birisi
yusyuvarlak bir kişilik ediniyor
pis adam- ne kötü dünya- öyle mi değil mi.

siz yok mu,sizin her yeriniz şaşırıp kalmaya istekli
bir bakın,uyanıp kalkınca çocuk olmalarım var benim
şu da var bir sokak en açılmış pencerelere dalıyor
dalıyor da söz mü,yatağa uzatıyor otomobillerini
aşk duyan bir kadın
onun kişiliği olan memelerini
gözlerim! hey sokak geri getiriyor gözlerimi
kimi zaman da bir cam kırılıyor şangır şungur
diyorum böylesi gürültüler şiir için gerekli
öyle mi değil mi.

bizim o duvarlık tabaklar durmadan uzağa götürüyor evimizi
daha aldığım gün bildim maydonoz olacak üstündekiler
maydanoz olacak,maydanoz olacak,maydanoz olacak
iyi ama,niye sevmeli her önüne geleni
herkesin,herkese,herkesi
daha dün yepyeni bir son koydumdu şiire
aldı,yepyeni bir kalabalığı getirdi
ama iyi yaptım, öyle mi değil mi.

ağıt

goetica
gün bitti...
saat kaç...
bitecek mi bir gün savaşımız
hak edilmiş hüzünlerimiz olacak mı bizim de
dönüp dönüp arkamıza baktığımız
bir dünya kalıntısı üstünde
hak edilmiş hüzünlerimiz olacak mı bizim de.

(bkz: edip cansever)
528 /

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol