(bkz: $ehitlik)
(bkz: su gibi geçen günler)
(bkz: pencere)
(bkz: perçemli sokaktan)
(bkz: eski koltukta)
(bkz: hangi saatlerde)
(bkz: eski zaman)
(bkz: harç çeken i$çiler)
(bkz: ku$ dili)
(bkz: pembe yalı)
ilk olarak aynı $airin tum $iirlerini sözlüğe aynı zamanda yazmamız sebebiyle tanı$tığım o gunden beri de hala $iir konusunda çok uyumlu olduğumuz tatlı bilgicimizdir.ba$ka kimseyle payla$amazdım yoksa bir sürü $iiri.
(bkz: koca bir yaz)
(bkz: yan yana ba$larımız)
yan yana başlarımız yastığın üstünde,
neyi seyrederiz gözlerimiz yumulu!
yaklaştır kuşlarını uçurmuş yüzünü,
tut yüzüme ve avuçlarıma uzan ki,
ey kısır ayna, yalnızlığımın benzeri,
büyüsün memelerine kurduğum yapı!
bir değirmen döner aramızda.
uğuldar kanatları gecemde, gıcırdar ipleri.
süzülürüz, dalgın, zaman dışı düzlükte.
bir kente varır yol: köprüsü var, geçilmez,
otları var, biçilmez.
acıdır suları, bir tas içilmez.
bilinmez haritada yeri.
buluruz, kaybederiz, yeniden yaşarız.
uyuruz çok kollu, çıplak tanrılar gibi.
yanaşır borda bordaya gemilerimiz,sıçrarız.
biz miyiz, yoksa başka biri mi!
böyledir o, soy kısrak, silkinir ve koşar
güneşe, bilenmiş bıçaklarıyla diri.
yan yana başlarımız yastığın üstünde.
açmış ellerini umutlara, bırakmış.
yüzer saçlarının gölünde dudakla diş.
unutulmuş bir bacak bulurum kumsalda
düşlerle kıpır kıpır.
gündüzden biçtiği çavdarı öğütür,döndükçe değirmeni.
(bkz: oktay rifat)
neyi seyrederiz gözlerimiz yumulu!
yaklaştır kuşlarını uçurmuş yüzünü,
tut yüzüme ve avuçlarıma uzan ki,
ey kısır ayna, yalnızlığımın benzeri,
büyüsün memelerine kurduğum yapı!
bir değirmen döner aramızda.
uğuldar kanatları gecemde, gıcırdar ipleri.
süzülürüz, dalgın, zaman dışı düzlükte.
bir kente varır yol: köprüsü var, geçilmez,
otları var, biçilmez.
acıdır suları, bir tas içilmez.
bilinmez haritada yeri.
buluruz, kaybederiz, yeniden yaşarız.
uyuruz çok kollu, çıplak tanrılar gibi.
yanaşır borda bordaya gemilerimiz,sıçrarız.
biz miyiz, yoksa başka biri mi!
böyledir o, soy kısrak, silkinir ve koşar
güneşe, bilenmiş bıçaklarıyla diri.
yan yana başlarımız yastığın üstünde.
açmış ellerini umutlara, bırakmış.
yüzer saçlarının gölünde dudakla diş.
unutulmuş bir bacak bulurum kumsalda
düşlerle kıpır kıpır.
gündüzden biçtiği çavdarı öğütür,döndükçe değirmeni.
(bkz: oktay rifat)
(bkz: nara benzerdin)
nara benzerdin bir zamanlar, çoktun!
noldu sana!
kırk atlı çıkardın dağa,yüz atlı inerdin dağdan. kurşun bitmez tabancanda,
atın şahlanır, kırbacın ıslık çalardı.
miçoydun isteyince, kaptandın, korsandın;
martıydı, buluttu, engindi yamacında.
şarap fıçılarına yaslanır limanda,
doğudan batıya usulca kayıp giden
mavna dizilerine bakardın zamanın.
avcıydın, eski taşlara sinmiş günleri,
tavşan yakalar gibi,çeker çıkarırdın kulağından.
bizans surları doruğundan
bir osmanlı vakti düşerdi ellerine.
aşınmış tahtalara sürerdin yüzünü.
hani paslı kancalarla çiviler!
noldu damında kediler sevişen ev,
rüzgârın tuzlu tüylerini döktüğü arka sokak!
yitirdi çoktan düşlerindeki çocuklar,
kumsala çekilmiş ölü kayıklar gibi,
gecesiz gözlerinde yeşil ya da mavi
bir güneşe benzer o öfkeyi!
kırıldı ince belli bardaklar.
küpeçiçekleri kavruldu gitti tozlu camların ardında.
kenar semtleri istanbulun!
sisli, ılık ilkyaz günleri!
cumbalar, şahnişler! kızın
yüzü, atın boynu, arabanın dingili
bir kahve peykesinde verirdi kendini.
duvar sürüp gider sessizliğin boyunca.
ordan bir perdenin gülü, burdan bir zakkum
dalı, sevinçler, aşklar toplardın torbana.
üstüne serçe sürüsü inmiş, o mutlu
ağaca benzerdin, deniz kokan yollarda
şiirler düştü mü aklına!
noldu sana!
boşaldın,susuz değirmene döndün şimdi..
(bkz: oktay rifat)
noldu sana!
kırk atlı çıkardın dağa,yüz atlı inerdin dağdan. kurşun bitmez tabancanda,
atın şahlanır, kırbacın ıslık çalardı.
miçoydun isteyince, kaptandın, korsandın;
martıydı, buluttu, engindi yamacında.
şarap fıçılarına yaslanır limanda,
doğudan batıya usulca kayıp giden
mavna dizilerine bakardın zamanın.
avcıydın, eski taşlara sinmiş günleri,
tavşan yakalar gibi,çeker çıkarırdın kulağından.
bizans surları doruğundan
bir osmanlı vakti düşerdi ellerine.
aşınmış tahtalara sürerdin yüzünü.
hani paslı kancalarla çiviler!
noldu damında kediler sevişen ev,
rüzgârın tuzlu tüylerini döktüğü arka sokak!
yitirdi çoktan düşlerindeki çocuklar,
kumsala çekilmiş ölü kayıklar gibi,
gecesiz gözlerinde yeşil ya da mavi
bir güneşe benzer o öfkeyi!
kırıldı ince belli bardaklar.
küpeçiçekleri kavruldu gitti tozlu camların ardında.
kenar semtleri istanbulun!
sisli, ılık ilkyaz günleri!
cumbalar, şahnişler! kızın
yüzü, atın boynu, arabanın dingili
bir kahve peykesinde verirdi kendini.
duvar sürüp gider sessizliğin boyunca.
ordan bir perdenin gülü, burdan bir zakkum
dalı, sevinçler, aşklar toplardın torbana.
üstüne serçe sürüsü inmiş, o mutlu
ağaca benzerdin, deniz kokan yollarda
şiirler düştü mü aklına!
noldu sana!
boşaldın,susuz değirmene döndün şimdi..
(bkz: oktay rifat)
(bkz: bir $ehri bırakmak)
senin için aldığım menekşeleri
çalgıcılara dağıttım
son gece
son defa başlıyan sabah
yatağımı yine sen düzelt
küçük balıkçı çocuğu
sen denizden
yaramaz ve çapkın balıkları tutabilirsin
çok uzaklara gittiğimi
sana söylemek isterdim
güzel satıcı kızı
ii
ağaca söyle
gölgesini getirsin bana yolluk
sokağı ve denizi isterim pencereden
senden çörekler isterim
ay biçiminde
iii
ellerin yetişir vedalaşmaya
niçin ağlıyorsun..
(bkz: oktay rifat)
çalgıcılara dağıttım
son gece
son defa başlıyan sabah
yatağımı yine sen düzelt
küçük balıkçı çocuğu
sen denizden
yaramaz ve çapkın balıkları tutabilirsin
çok uzaklara gittiğimi
sana söylemek isterdim
güzel satıcı kızı
ii
ağaca söyle
gölgesini getirsin bana yolluk
sokağı ve denizi isterim pencereden
senden çörekler isterim
ay biçiminde
iii
ellerin yetişir vedalaşmaya
niçin ağlıyorsun..
(bkz: oktay rifat)
(bkz: bir a$ka vuran güne$)
(bkz: karıma mektup)
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?