insani katil yapan sozler
a$k
(bkz: arabaya veren kız)
(bkz: gidemeyi$)
edip cansever dizeleri..
güz ve kı$ ve ilkbahar geçti
yaz çarçabuk geçti
hepsi tekrar tekrar geçtiler
bu bana uzun geldi..
gecem avurtlarım gibi çöktü
ve çöktüm..
sabahım, sabahlarım
kabından ta$an sütler gibi büyüdü
ve ta$tım..
gün güne ta$ındı,yıl yıla
gitmedim,gidemedim..
güz ve kı$ ve ilkbahar geçti
yaz çarçabuk geçti
hepsi tekrar tekrar geçtiler
bu bana uzun geldi..
gecem avurtlarım gibi çöktü
ve çöktüm..
sabahım, sabahlarım
kabından ta$an sütler gibi büyüdü
ve ta$tım..
gün güne ta$ındı,yıl yıla
gitmedim,gidemedim..
(bkz: cenaze kaldırıcısı adem)
edip cansever dizeleri..
bir ölü nedir ki bir ölüm nedir
acıyla kirlenmektir, acıya sevinmektir.
siz bilirsiniz, isterseniz biraz gecikiriz
gelmesine geliriz, birazcık gecikiriz
ne kadar gecikirsek o kadar iyiyiz
ben o kadar iyiyim.
bir zamanlar hamaldım, çelenk taşırdım
en güzel çiçekleri ben sırtımda taşırdım
caddelerden geçerdim, büyük vitrinlerin önünden
serlerden bahçelerden güne damlardım
renklere karışırdım, kentin ışıklarına
içinden soyulan bir portakal gibi
kendi içdenizlerimi öper okşardım
süslenmiş gibi olurdum
kokular içinde kalırdım.
sonra bir gün çağırdılar
sonra bir gün beni gene çağırdılar
artık hep çağırdılar, dört kişi olduk
dört kişi gerekliydi, dört kişi olduk
ölüleri gördük, ölüler koltuktaydılar
ölüleri gördük ölüler yatakta
ölüler giyinik, ölüler çıplak
işte biz dört kişi buna alıştık
bizi alıştırdılar.
omuzlarım kesik kesiktir, nasırlıdır
her zaman bir ölü vardır omuzlarımda
o kadar ölü vardır ki her yanımda benim
- ölüler içindeyim ölüler içindeyim -
örneğin bir bardak su içsem bir ölü kayar şuramdan
su içmeyen bir balık gibi kayar
ölülere takılmış bir uçurtma gibiyim
biraz öyleyim.
ve otel müşterileri, onlar
en inandırıcı ölülerimdir benim
her biri ölümü her gün yeniden yaşar
camlara yapıştırılmış yüzler gibi
- unutmak utanmaktır, siz bilirsiniz -
hüzünsüz, anlatımsız, soğuk
akşamüstü rengindedirler ve yorgundurlar.
siz daha iyi bilirsiniz, hıristiyanları soyarlar
ölüleri çıplaktır onların
ne yalan söyleyeyim görünce huylanırım
yeni ölmüş genç kızlar yeni doğmuş çocuklara benzerler
görünce huylanırım
bunu karıma da anlatırım, su dökünürüm
adım mı, ademdir, iyi adamımdır.
karıma anlatırım ya, size de anlatırım
bir gün bir ölü kaldırdık, aşkenazlardan
heni şu leh yahudilerinden işte
gözleri o kadar mavi olan, mavi bir suda yüzer gibi gövdesi
saçları tütün renginde
her neyse, uzatmayalım, bir de baktık ki ölünün arka cebinde
dolarlar, marklar, sterlinler
önce paylaşmayı düşündük, yalan söylemeyeyim
götürüp geri verdik az sonra
götürüp geri verdik, yüz lira aldık
hepsi hepsi yüz lira
bir gün bir ölüye asılı iki torba
torbalar kalçalara inmiş, askılar omuzlarda
içleri altın dolu
ölüyse bir kocakarı, ermeni
çoluk çocuğu
elbette geri verdik altınları da.
ve genç bir kız ölüsünden ametist bir kolye çıkardım
doğrusu sakladım onu gizlice
karımdan bile sakladım, karımdan
niye mi sakladım, uğurdur diye.
bir karım, iki çocuğum, dört kişiyiz
kimseler bizimle konuşmaz
mahallede kahveye çıkmam, anlarsınız
giderek alıştım içkiye de
demin de söyledim ya, iyi adamımdır
benden kötülük gelmez
inanır mısınız, bir gün gene bir ölüyü kaldıracağız
tam kaldıracağız, birden farkına vardım
adam düpedüz yaşıyor
oysa raporlar filan tamam
buzluğa girdi mi o anda işi bitik
başında mirasçılar yas giysileri içinde
dedim ya, birden farkına vardım
evet, o gün bugündür yaşıyor
cihangirde oturur, zengindir
bir iki kez evine de uğradım
beni pek sevmez.
ne de olsa herkes biraz ölüdür
otel müşterileri en önde gelir
kendileri soyar kendilerini kendileri giydirir
büyük kentlerin büyük tabutlarıdır oteller
nedense işte onlar gökyüzüne gömülür.
bu sabah on birde bitirdim işimi
gidip uyuyacağım
belki de
ya karımla ya da
bir başka ölüyle yatacağım.
bir ölü nedir ki bir ölüm nedir
acıyla kirlenmektir, acıya sevinmektir.
siz bilirsiniz, isterseniz biraz gecikiriz
gelmesine geliriz, birazcık gecikiriz
ne kadar gecikirsek o kadar iyiyiz
ben o kadar iyiyim.
bir zamanlar hamaldım, çelenk taşırdım
en güzel çiçekleri ben sırtımda taşırdım
caddelerden geçerdim, büyük vitrinlerin önünden
serlerden bahçelerden güne damlardım
renklere karışırdım, kentin ışıklarına
içinden soyulan bir portakal gibi
kendi içdenizlerimi öper okşardım
süslenmiş gibi olurdum
kokular içinde kalırdım.
sonra bir gün çağırdılar
sonra bir gün beni gene çağırdılar
artık hep çağırdılar, dört kişi olduk
dört kişi gerekliydi, dört kişi olduk
ölüleri gördük, ölüler koltuktaydılar
ölüleri gördük ölüler yatakta
ölüler giyinik, ölüler çıplak
işte biz dört kişi buna alıştık
bizi alıştırdılar.
omuzlarım kesik kesiktir, nasırlıdır
her zaman bir ölü vardır omuzlarımda
o kadar ölü vardır ki her yanımda benim
- ölüler içindeyim ölüler içindeyim -
örneğin bir bardak su içsem bir ölü kayar şuramdan
su içmeyen bir balık gibi kayar
ölülere takılmış bir uçurtma gibiyim
biraz öyleyim.
ve otel müşterileri, onlar
en inandırıcı ölülerimdir benim
her biri ölümü her gün yeniden yaşar
camlara yapıştırılmış yüzler gibi
- unutmak utanmaktır, siz bilirsiniz -
hüzünsüz, anlatımsız, soğuk
akşamüstü rengindedirler ve yorgundurlar.
siz daha iyi bilirsiniz, hıristiyanları soyarlar
ölüleri çıplaktır onların
ne yalan söyleyeyim görünce huylanırım
yeni ölmüş genç kızlar yeni doğmuş çocuklara benzerler
görünce huylanırım
bunu karıma da anlatırım, su dökünürüm
adım mı, ademdir, iyi adamımdır.
karıma anlatırım ya, size de anlatırım
bir gün bir ölü kaldırdık, aşkenazlardan
heni şu leh yahudilerinden işte
gözleri o kadar mavi olan, mavi bir suda yüzer gibi gövdesi
saçları tütün renginde
her neyse, uzatmayalım, bir de baktık ki ölünün arka cebinde
dolarlar, marklar, sterlinler
önce paylaşmayı düşündük, yalan söylemeyeyim
götürüp geri verdik az sonra
götürüp geri verdik, yüz lira aldık
hepsi hepsi yüz lira
bir gün bir ölüye asılı iki torba
torbalar kalçalara inmiş, askılar omuzlarda
içleri altın dolu
ölüyse bir kocakarı, ermeni
çoluk çocuğu
elbette geri verdik altınları da.
ve genç bir kız ölüsünden ametist bir kolye çıkardım
doğrusu sakladım onu gizlice
karımdan bile sakladım, karımdan
niye mi sakladım, uğurdur diye.
bir karım, iki çocuğum, dört kişiyiz
kimseler bizimle konuşmaz
mahallede kahveye çıkmam, anlarsınız
giderek alıştım içkiye de
demin de söyledim ya, iyi adamımdır
benden kötülük gelmez
inanır mısınız, bir gün gene bir ölüyü kaldıracağız
tam kaldıracağız, birden farkına vardım
adam düpedüz yaşıyor
oysa raporlar filan tamam
buzluğa girdi mi o anda işi bitik
başında mirasçılar yas giysileri içinde
dedim ya, birden farkına vardım
evet, o gün bugündür yaşıyor
cihangirde oturur, zengindir
bir iki kez evine de uğradım
beni pek sevmez.
ne de olsa herkes biraz ölüdür
otel müşterileri en önde gelir
kendileri soyar kendilerini kendileri giydirir
büyük kentlerin büyük tabutlarıdır oteller
nedense işte onlar gökyüzüne gömülür.
bu sabah on birde bitirdim işimi
gidip uyuyacağım
belki de
ya karımla ya da
bir başka ölüyle yatacağım.
(bkz: özlemedim seni)
(bkz: herhangi bir a$ka dair)
ahmet telli $iiridir..
herhangi bir kızınkinden ayrı değildi öyküsü
hayatına ülkesini ekleyip ya$amaktan ba$ka
usulca eğerek ba$ını
yürürken nedense hep
birbirine dola$ır
gibi olurdu ayakları
bir fotoğraf ve yeni
koparılmı$ bir çiçekti
ilk mektubuna eklediği
kelimelerse büsbütün yangın
durup durup iç çeki$leri
sessizliği, dalgınlığı
acıyla bakı$ı yollara
a$kı öğreni$indendi
çiçekli bir dal
gibi uzandı sevdiğine
ve yalnızca
ayrılıklar korkuttu onu
böylece bağladı
hayat, dünya ve kavga
ve a$k
onun tarihinde milattı
temiz çama$ırlar ve bir demet çiçek
ta$ıyor $imdi o kız,
görü$ günlerine..
herhangi bir kızınkinden ayrı değildi öyküsü
hayatına ülkesini ekleyip ya$amaktan ba$ka
usulca eğerek ba$ını
yürürken nedense hep
birbirine dola$ır
gibi olurdu ayakları
bir fotoğraf ve yeni
koparılmı$ bir çiçekti
ilk mektubuna eklediği
kelimelerse büsbütün yangın
durup durup iç çeki$leri
sessizliği, dalgınlığı
acıyla bakı$ı yollara
a$kı öğreni$indendi
çiçekli bir dal
gibi uzandı sevdiğine
ve yalnızca
ayrılıklar korkuttu onu
böylece bağladı
hayat, dünya ve kavga
ve a$k
onun tarihinde milattı
temiz çama$ırlar ve bir demet çiçek
ta$ıyor $imdi o kız,
görü$ günlerine..
(bkz: her $ey kararırken)
(bkz: biten bir a$ktan sonra)
ahmet telli $iiridir..
hiçbir $ey daha kötü olamaz
kötü biten bir a$k sonrasından..
ahrazla$ırsın, gölgelenir nesneler
her tela$ ıssızlık ta$ır biraz
kabahatli bir çocuk gibi çıkarsın
sokağa, ki sokak puslu, alıngan
kalbinden daha tenhadır dünya
tenhadır sığındığın bütün kıyılar..
odan dağınıktır, tütün kokuyordur
okusan da dilsizdir kitaplar
bir fotoğraf dü$er ansızın
cam kesiği gülü$lerdir kanayan
pencerende solgun bir ayı$ığı
mahçup bir duru$la bakarsın
susarsın.....
sükût iyi gelir belki..
hiçbir $ey daha kötü olamaz
kötü biten bir a$k sonrasından..
ahrazla$ırsın, gölgelenir nesneler
her tela$ ıssızlık ta$ır biraz
kabahatli bir çocuk gibi çıkarsın
sokağa, ki sokak puslu, alıngan
kalbinden daha tenhadır dünya
tenhadır sığındığın bütün kıyılar..
odan dağınıktır, tütün kokuyordur
okusan da dilsizdir kitaplar
bir fotoğraf dü$er ansızın
cam kesiği gülü$lerdir kanayan
pencerende solgun bir ayı$ığı
mahçup bir duru$la bakarsın
susarsın.....
sükût iyi gelir belki..
(bkz: beklesem)
(bkz: beklemek)
ahmet telli $iiridir..
biri var, nasıl konu$ursa, herkesin
öyle dü$ünmesini ister
sfenks demi$tim daha önce
yanıldım
bir soytarıydı
her nasılsa tarihe sızan
beklesem
unuturdum uçurumların dilini
ve ömrümün bütün kar$ılığı
ödünç alınan bir umut olurdu
ki $imdi onu da yitirmi$
kurtulu$ parkında bekleyen biri
biri var, kurtuluş parkında ordadır ak$amları
birini bekler gibi durur, ü$ümü$ gibi biraz da
acemidir, ikide bir kaçırır bakı$larını
ve korkuyla harelenen gözleri
haylaz çocukların kırdığı sokak lambasıdır
tedirgin, solgun, ikircikli sesiyle ses verir
-yerin varsa iyi olur, bir de çok hırpalamazsan
suyu kurumu$tur kuyunun çıkrık bo$una dönüp durur
unutmu$ sevinebilmeyi, gülümsemeyi unutmu$
biliyor seçtiği adın kendine hiç yakı$madığını
sımsıcak sarılmayı unutmu$, bilmiyor öpmeyi
kenti bir uçtan bir uca yürüyebilmek
sevdiğinin kolunda bulutlara bakarak
-bo$ver bunları diyor, kar$ılığı yok ya$amda
biri var, kurtulu$ parkının oradadır ak$amları
bir söz bulunsa eskimemi$, sessiz bir söz
sabaha kadar konu$ulsa yine de hiç bitmese
yalnızlığını unuturdu belki, ü$ümeyi unuturdu
bir yıldız gibi gülerdi $afak sökerken
söylediği türkünün kıvrımlarında bir yangın
tutu$tururdu bütün kenti, kül ederdi
beklesem
bütün öyküsünü alırdım
eskimemi$ bir sözün gülümseyi$iyle
biri var
bütün gün lunaparktadır ve kenti
götürüp koyar aynaların kar$ısına
beklesem
bütün soytarıları görürdüm
her nasılsa tarihe sızan..
biri var, nasıl konu$ursa, herkesin
öyle dü$ünmesini ister
sfenks demi$tim daha önce
yanıldım
bir soytarıydı
her nasılsa tarihe sızan
beklesem
unuturdum uçurumların dilini
ve ömrümün bütün kar$ılığı
ödünç alınan bir umut olurdu
ki $imdi onu da yitirmi$
kurtulu$ parkında bekleyen biri
biri var, kurtuluş parkında ordadır ak$amları
birini bekler gibi durur, ü$ümü$ gibi biraz da
acemidir, ikide bir kaçırır bakı$larını
ve korkuyla harelenen gözleri
haylaz çocukların kırdığı sokak lambasıdır
tedirgin, solgun, ikircikli sesiyle ses verir
-yerin varsa iyi olur, bir de çok hırpalamazsan
suyu kurumu$tur kuyunun çıkrık bo$una dönüp durur
unutmu$ sevinebilmeyi, gülümsemeyi unutmu$
biliyor seçtiği adın kendine hiç yakı$madığını
sımsıcak sarılmayı unutmu$, bilmiyor öpmeyi
kenti bir uçtan bir uca yürüyebilmek
sevdiğinin kolunda bulutlara bakarak
-bo$ver bunları diyor, kar$ılığı yok ya$amda
biri var, kurtulu$ parkının oradadır ak$amları
bir söz bulunsa eskimemi$, sessiz bir söz
sabaha kadar konu$ulsa yine de hiç bitmese
yalnızlığını unuturdu belki, ü$ümeyi unuturdu
bir yıldız gibi gülerdi $afak sökerken
söylediği türkünün kıvrımlarında bir yangın
tutu$tururdu bütün kenti, kül ederdi
beklesem
bütün öyküsünü alırdım
eskimemi$ bir sözün gülümseyi$iyle
biri var
bütün gün lunaparktadır ve kenti
götürüp koyar aynaların kar$ısına
beklesem
bütün soytarıları görürdüm
her nasılsa tarihe sızan..
(bkz: abes)
osm.faydasız ve bo$ $eyler.
636 adet olan bireyler topluluğu.
89 adet olan bireyler topluluğu.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?