stanford üniversitesinde bir araştırma gurubu obsesif - kompulsif bozukluk üzerine araştırma yapmaktadır. testler için bu hastalığa sahip kişilere ihtiyaç duyulur ve gazeteye ilan verilir. 3 gün içinde 3.000 adet başvuru gerçekleşir.
bütün başvurular aynı kişiden gelir!.
cevaplar:
*yol, sizin aşka karşı nasıl bir tavır aldığınızı gösterir. eğer kısa yolu seçerseniz, çabuk ve kolay aşık olan bir tipsiniz. eğer uzun yolu tercih ediyorsanız kolay kolay aşık olmuyorsunuz ve uzun zaman geçmesi gerekiyor.
*kırmızı güllerin sayısı ilişkiye ne kadar kendinizden verdiğinizi ve beyaz güllerin sayısı karşılığında ne kadar beklediğinizi gösterir. örneğin, 18 kırmızı ve 2 beyaz tercih etmişseniz, %90 veriyorsunuz ve karşılığında sadece %10 bekliyorsunuz demektir.
*bu soru sizin ilişkideki problemlere karşı nasıl yaklaştığınızı gösteriyor. eğer arkadaşından rica etmişseniz, o zaman problemleri yok farzetmeyi tercih ediyor ve bir şekilde kendi kendine çözümlenmesini bekliyorsunuz demektir. eğer kendiniz gidip almış iseniz, o zaman biraz daha direk bir insansınız ve sorunları hemen çözmeyi tercih ediyorsunuz.
*güllerin nereye bırakıldığı sevgilinizi ne kadar çok görmek istediğinizi gösteriyor. yatağın üzerine bırakmak, onu görmeyi çok istediğinizin göstergesi, buna karşılık pencere kenarına bırakmak görüşmesenizde olur anlamına geliyor.
*bu soru sevgilinizin kişiliğine nasıl yaklaştığınızı gösteriyor. eğer onu uyurken buluyorsanız, sevgilinizi olduğu gibi seviyorsunuz. eğer uyanıkken buluyorsanız, sizin için değişmesini bekliyorsunuz demektir.
*eve dönüş yolu bir insana ne kadar süre aşık kalabileceğinizi gösteriyor. eğer kısa yolu seçmiş iseniz genelde aşklarınız çok çabuk bitiyor demektir. eğer uzun yolu seçmişseniz bir ilişkide aşkınızın daha uzun süre devam edeceğini gösteriyor.
*yol, sizin aşka karşı nasıl bir tavır aldığınızı gösterir. eğer kısa yolu seçerseniz, çabuk ve kolay aşık olan bir tipsiniz. eğer uzun yolu tercih ediyorsanız kolay kolay aşık olmuyorsunuz ve uzun zaman geçmesi gerekiyor.
*kırmızı güllerin sayısı ilişkiye ne kadar kendinizden verdiğinizi ve beyaz güllerin sayısı karşılığında ne kadar beklediğinizi gösterir. örneğin, 18 kırmızı ve 2 beyaz tercih etmişseniz, %90 veriyorsunuz ve karşılığında sadece %10 bekliyorsunuz demektir.
*bu soru sizin ilişkideki problemlere karşı nasıl yaklaştığınızı gösteriyor. eğer arkadaşından rica etmişseniz, o zaman problemleri yok farzetmeyi tercih ediyor ve bir şekilde kendi kendine çözümlenmesini bekliyorsunuz demektir. eğer kendiniz gidip almış iseniz, o zaman biraz daha direk bir insansınız ve sorunları hemen çözmeyi tercih ediyorsunuz.
*güllerin nereye bırakıldığı sevgilinizi ne kadar çok görmek istediğinizi gösteriyor. yatağın üzerine bırakmak, onu görmeyi çok istediğinizin göstergesi, buna karşılık pencere kenarına bırakmak görüşmesenizde olur anlamına geliyor.
*bu soru sevgilinizin kişiliğine nasıl yaklaştığınızı gösteriyor. eğer onu uyurken buluyorsanız, sevgilinizi olduğu gibi seviyorsunuz. eğer uyanıkken buluyorsanız, sizin için değişmesini bekliyorsunuz demektir.
*eve dönüş yolu bir insana ne kadar süre aşık kalabileceğinizi gösteriyor. eğer kısa yolu seçmiş iseniz genelde aşklarınız çok çabuk bitiyor demektir. eğer uzun yolu seçmişseniz bir ilişkide aşkınızın daha uzun süre devam edeceğini gösteriyor.
sorular:
*kız/erkek arkadaşınızın evine doğru gidiyorsunuz. eve ulaşmanın iki yolu var. bir tanesi dogrudan eve götürüyor, hızlı ama çok sıkıcı bir yol. diğer yol ise daha uzunca fakat etrafta görülecek ilginç dükkanlar, güzel bir manzara ve renkli insanlar var. sevgilinize gitmek için hangi yolu seçerdiniz?
*yolda 2 gül bahçesine rastladınız. bir tanesi kırmızı güllerden diğeri beyaz güllerden oluşmuş. sevgiliniz için 20 adet gül koparmaya karar verdiniz. kaç tane kırmızı, kaç tane beyaz seçerdiniz? (isterseniz hepsini tek bir renkten seçebilirsiniz)
*sonunda eve vardınız. arkadaşınız kapıyı açtı. sevgilinizi çağırmasını rica edebilirsiniz yada kendiniz girip onu alabilirsiniz. hangisini yaparsınız?
*sevgilinizin odasına gittiniz ama orda kimse yok. gülleri orda bırakmaya karar verdiniz. pencerenin yanına mı yoksa yatağın üzerine mi bırakırsınız?
*gün bitti ve artık yatma zamanı. sevgiliniz ve siz ayrı odalarda yatıyorsunuz. sabah uyanma vakti gelince, sevgilinizin odasına gidip bir baktınız. sevgiliniz hala uyuyor mu yoksa uyanık mı?
*artık kendi evinize dönme zamanı. kısa yolu mu yoksa uzun yolu mu tercih edersiniz?
*kız/erkek arkadaşınızın evine doğru gidiyorsunuz. eve ulaşmanın iki yolu var. bir tanesi dogrudan eve götürüyor, hızlı ama çok sıkıcı bir yol. diğer yol ise daha uzunca fakat etrafta görülecek ilginç dükkanlar, güzel bir manzara ve renkli insanlar var. sevgilinize gitmek için hangi yolu seçerdiniz?
*yolda 2 gül bahçesine rastladınız. bir tanesi kırmızı güllerden diğeri beyaz güllerden oluşmuş. sevgiliniz için 20 adet gül koparmaya karar verdiniz. kaç tane kırmızı, kaç tane beyaz seçerdiniz? (isterseniz hepsini tek bir renkten seçebilirsiniz)
*sonunda eve vardınız. arkadaşınız kapıyı açtı. sevgilinizi çağırmasını rica edebilirsiniz yada kendiniz girip onu alabilirsiniz. hangisini yaparsınız?
*sevgilinizin odasına gittiniz ama orda kimse yok. gülleri orda bırakmaya karar verdiniz. pencerenin yanına mı yoksa yatağın üzerine mi bırakırsınız?
*gün bitti ve artık yatma zamanı. sevgiliniz ve siz ayrı odalarda yatıyorsunuz. sabah uyanma vakti gelince, sevgilinizin odasına gidip bir baktınız. sevgiliniz hala uyuyor mu yoksa uyanık mı?
*artık kendi evinize dönme zamanı. kısa yolu mu yoksa uzun yolu mu tercih edersiniz?
(bkz: ben ağlarim ikimizin yerine)
(bkz: boyun tutulmasi)
(bkz: beyza nin kadinlari)
bu konudaki önemli bir makale:
"kitap okumuyoruz". en sık tekrarlanan yakınmalardan biri bu. kitap satışları bir gösterge. oysa "boş zamanlarınızda ne yaparsınız?" sorusunun yanıtı, her yaşta değişmez bir şekilde "kitap okurum"dur. kitap okunan zamanın boş zaman olduğunu düşünen bir toplumun çocuklarının kitap okumaması pek de şaşılası değildir. kim bilir belki de bunun için güzel, zevkle okunan çocuk kitaplarımız da yoktur. ailelerin çoğu çocuklarının kitap okumamasından yakınmaktadır. çocuklara kitabı anlatmak, onları kitaplarla tanıştırmak, kitabın eğlenceli olduğunu gösterebilmek ve doğru kitapları seçmelerini sağlayabilecek eğitimi vermek için neler yapılacağını öğrenmeye çalıyorlar. bilgisayar, televizyon,vcd, dvd hatta cep telefonu dünyasına sıkışmış çocukları oradan çıkarıp kitapların gizemli, büyülü ve engin sularına atmak çok da kolay değil. bunu sağlamak için birçok şeyi bilmek ve uygulamak gerekmektedir.
ilk adim masal olmali
gelişim dönemi ve yaşı: ona masallar okuyarak başlayan bebeklik ilk adım olabilir. okul öncesi çocuklar için, renkli, resimli ve çekici kitaplar vardır. bu kitapları çocuklarla buluşturmak, sadece okuyarak olmaz. çocukların bu kitapları ellemesi, sayfalarını açması, benimsemesi için ilk adımdır. resimler onların hayal gücünü arttırır. bu kitapları seçerken de saldırganlık gibi olumsuzluklardan, çocuğu korkutacak ve kötü yönlendirecek içerikte olanlardan kaçınmak gerekir. her defasında sadece yazılanları okumak tekdüze olabilir. çocukla birlikte resimlere bakarak öyküler yaratmak ona ilginç gelecek ve gelişimine katkıda bulunacaktır. ilköğretim yaşında serüven kitapları daha ilgi çekicidir. bu çekiciliği arttırmanın yollarından biri, aynı kitabı çocukla birlikte okuyup tartışabilmektir. "boş duracağına, git de kitap oku" demek doğru bir yöntem olmayacağı gibi, çocuğu kitaptan da uzaklaştırabilir. 12 yaşından sonra çocukları dünya ve türk klasikleri ile tanıştırma zamanı gelmiş demektir. eğer o döneme kadar kitapla tanışıklık doğru yapılmışsa, çocuklar büyüklerle tartışabilecekleri, okudukları hakkında düşüncelerini dile getirebilecekleri ortamı bulurlarsa artık istemeseniz de okuyacaklardır. ders olarak verilen ve sadece özeti istenen "kitap okuma" ödevleri yerine, kitapların tartışıldığı saatler okulun katkısını sağlar.
yaşa göre seçim yapilir
çocuk kitaplarının ayrımı yaşa göre yapılmalıdır. aslında temel olarak alınan çocukların kognitif gelişim düzeyleri ve algılamalarıdır. bu nedenle en uygun ayrım 0-3, 4-6, 7-10, 11-14 şeklinde olabilir. okul öncesi grupta önemli olan resimlerin çokluğu, çeşitliliğidir. yaş büyüdükçe punto büyüklüğü ve içerik değişmeli. 10 yaş çocukların soyut kavramları algıladıkları yaştır. okul öncesi çocuklara soyut kavramlardan oluşan kitaplar okuduğunuzda bunları algılayamazlar. çocuğa kitap alırken yaşı kadar algılama düzeyi de göz önünde bulundurulmalı, gelişim dönemine uygun dil ve içeriği olmalıdır. ayrıca onu korkutan, yönlendiren, sindiren, bir düşünceyi benimsetmeye çalışan içeriği olmayan kitaplar seçmeye de dikkat etmek gerekir. kitap çocuğun kendini geliştirmesine katkıda bulunmalı, kendisiyle birlikte, yaşadığı toplumun değer yargılarını, özelliklerini öğrenmesine olanak sağlamalıdır. kitap çocuklara öğüt verme kaygısı taşıyarak, her cümlede ya da sonuçta nasihat verici, çocuğu sınırlayıcı olmamalıdır. ve son olarak gerçeklere dayanan, bilimsel amaçlardan sapmayan, aynı zamanda çocuğun ilgisini çekecek şekilde kurgulanmış olmalıdır. çok iyi bildiğimiz bazı kitaplar, masallar çocuklara olumsuz mesajlar vermekte, onların kişiliklerini etkileyebilmektedir. örneğin "kırmızı şapkalı kız" masalını bilmeyeniniz var mı? belki de bilmenin ötesinde çocuklarına anlatmayan var mı, demek gerekir. oysa bir yandan çocukları en çok korkutan masalların başında gelirken, diğer yandan da ne olursa olsun anne sözü dinlenmeli, dinlenmediği zaman da başınıza çok kötü şeyler geleceği bilinmeli mesajı vermektedir. bu ve benzeri mesajlar çocuklara kendi varlıklarını göstermek yerine bağımlı olmayı aşılar. yine çok tanınmış bir çocuk romanı olan "polyanna", çocuklar tarafından özdeşim kurulabilecek bir kahraman değildir. her olumsuzluğun olumlu yanını bulan ve hep başkaları için çırpınan bir çocuk kahraman, çocuklar için pek de olumlu bir mesaj taşımamaktadır. aşırı acıklı, zavallı, devamlı ezilen ve horlanan çocuk kahramanlı kitaplar olumlu özdeşim modelleri olmadığı gibi, çocuklarda gelişimsel sorunlara yol açabilirler. çocukları umutsuzluğa, çaresizliğe alıştıran kitaplar zararlı bile olabilir. demek ki "kitap iyi arkadaştır, kitap okumak çok iyi bir şeydir, kitap okumalısın" demek okuyan çocuklar yaratmak için yeterli değil. çocuklar, televizyon ve bilgisayarı yeğliyorlar. çok da haksız sayılmazlar. doğdukları andan itibaren ellerinin altında olan, anne babalarının kendilerini rahatsız etmemeleri için bir anlamda körükledikleri bilgisayar, playstation ve tv dururken kitap okumaya niçin ilgi göstersinler? hele küçükken aileleri onlara masal okumuyorsa, ailelerin ellerinde kitap görmüyorlarsa, okulda ise kitap okuma, not alınacak ödev olarak veriliyorsa kimin kazanacağı bellidir. kitabı onun yaşamına daha etkin, çekici ve istekli sokmadıkça diğer uyarıcılar kazanacaktır. seçilenlerin uygun yaşlarda verilmesi, ailenin desteklemesi ve örnek olması kitabın gücünü arttırır.
prof. dr. bengi semerci
sabah gazetesi
"kitap okumuyoruz". en sık tekrarlanan yakınmalardan biri bu. kitap satışları bir gösterge. oysa "boş zamanlarınızda ne yaparsınız?" sorusunun yanıtı, her yaşta değişmez bir şekilde "kitap okurum"dur. kitap okunan zamanın boş zaman olduğunu düşünen bir toplumun çocuklarının kitap okumaması pek de şaşılası değildir. kim bilir belki de bunun için güzel, zevkle okunan çocuk kitaplarımız da yoktur. ailelerin çoğu çocuklarının kitap okumamasından yakınmaktadır. çocuklara kitabı anlatmak, onları kitaplarla tanıştırmak, kitabın eğlenceli olduğunu gösterebilmek ve doğru kitapları seçmelerini sağlayabilecek eğitimi vermek için neler yapılacağını öğrenmeye çalıyorlar. bilgisayar, televizyon,vcd, dvd hatta cep telefonu dünyasına sıkışmış çocukları oradan çıkarıp kitapların gizemli, büyülü ve engin sularına atmak çok da kolay değil. bunu sağlamak için birçok şeyi bilmek ve uygulamak gerekmektedir.
ilk adim masal olmali
gelişim dönemi ve yaşı: ona masallar okuyarak başlayan bebeklik ilk adım olabilir. okul öncesi çocuklar için, renkli, resimli ve çekici kitaplar vardır. bu kitapları çocuklarla buluşturmak, sadece okuyarak olmaz. çocukların bu kitapları ellemesi, sayfalarını açması, benimsemesi için ilk adımdır. resimler onların hayal gücünü arttırır. bu kitapları seçerken de saldırganlık gibi olumsuzluklardan, çocuğu korkutacak ve kötü yönlendirecek içerikte olanlardan kaçınmak gerekir. her defasında sadece yazılanları okumak tekdüze olabilir. çocukla birlikte resimlere bakarak öyküler yaratmak ona ilginç gelecek ve gelişimine katkıda bulunacaktır. ilköğretim yaşında serüven kitapları daha ilgi çekicidir. bu çekiciliği arttırmanın yollarından biri, aynı kitabı çocukla birlikte okuyup tartışabilmektir. "boş duracağına, git de kitap oku" demek doğru bir yöntem olmayacağı gibi, çocuğu kitaptan da uzaklaştırabilir. 12 yaşından sonra çocukları dünya ve türk klasikleri ile tanıştırma zamanı gelmiş demektir. eğer o döneme kadar kitapla tanışıklık doğru yapılmışsa, çocuklar büyüklerle tartışabilecekleri, okudukları hakkında düşüncelerini dile getirebilecekleri ortamı bulurlarsa artık istemeseniz de okuyacaklardır. ders olarak verilen ve sadece özeti istenen "kitap okuma" ödevleri yerine, kitapların tartışıldığı saatler okulun katkısını sağlar.
yaşa göre seçim yapilir
çocuk kitaplarının ayrımı yaşa göre yapılmalıdır. aslında temel olarak alınan çocukların kognitif gelişim düzeyleri ve algılamalarıdır. bu nedenle en uygun ayrım 0-3, 4-6, 7-10, 11-14 şeklinde olabilir. okul öncesi grupta önemli olan resimlerin çokluğu, çeşitliliğidir. yaş büyüdükçe punto büyüklüğü ve içerik değişmeli. 10 yaş çocukların soyut kavramları algıladıkları yaştır. okul öncesi çocuklara soyut kavramlardan oluşan kitaplar okuduğunuzda bunları algılayamazlar. çocuğa kitap alırken yaşı kadar algılama düzeyi de göz önünde bulundurulmalı, gelişim dönemine uygun dil ve içeriği olmalıdır. ayrıca onu korkutan, yönlendiren, sindiren, bir düşünceyi benimsetmeye çalışan içeriği olmayan kitaplar seçmeye de dikkat etmek gerekir. kitap çocuğun kendini geliştirmesine katkıda bulunmalı, kendisiyle birlikte, yaşadığı toplumun değer yargılarını, özelliklerini öğrenmesine olanak sağlamalıdır. kitap çocuklara öğüt verme kaygısı taşıyarak, her cümlede ya da sonuçta nasihat verici, çocuğu sınırlayıcı olmamalıdır. ve son olarak gerçeklere dayanan, bilimsel amaçlardan sapmayan, aynı zamanda çocuğun ilgisini çekecek şekilde kurgulanmış olmalıdır. çok iyi bildiğimiz bazı kitaplar, masallar çocuklara olumsuz mesajlar vermekte, onların kişiliklerini etkileyebilmektedir. örneğin "kırmızı şapkalı kız" masalını bilmeyeniniz var mı? belki de bilmenin ötesinde çocuklarına anlatmayan var mı, demek gerekir. oysa bir yandan çocukları en çok korkutan masalların başında gelirken, diğer yandan da ne olursa olsun anne sözü dinlenmeli, dinlenmediği zaman da başınıza çok kötü şeyler geleceği bilinmeli mesajı vermektedir. bu ve benzeri mesajlar çocuklara kendi varlıklarını göstermek yerine bağımlı olmayı aşılar. yine çok tanınmış bir çocuk romanı olan "polyanna", çocuklar tarafından özdeşim kurulabilecek bir kahraman değildir. her olumsuzluğun olumlu yanını bulan ve hep başkaları için çırpınan bir çocuk kahraman, çocuklar için pek de olumlu bir mesaj taşımamaktadır. aşırı acıklı, zavallı, devamlı ezilen ve horlanan çocuk kahramanlı kitaplar olumlu özdeşim modelleri olmadığı gibi, çocuklarda gelişimsel sorunlara yol açabilirler. çocukları umutsuzluğa, çaresizliğe alıştıran kitaplar zararlı bile olabilir. demek ki "kitap iyi arkadaştır, kitap okumak çok iyi bir şeydir, kitap okumalısın" demek okuyan çocuklar yaratmak için yeterli değil. çocuklar, televizyon ve bilgisayarı yeğliyorlar. çok da haksız sayılmazlar. doğdukları andan itibaren ellerinin altında olan, anne babalarının kendilerini rahatsız etmemeleri için bir anlamda körükledikleri bilgisayar, playstation ve tv dururken kitap okumaya niçin ilgi göstersinler? hele küçükken aileleri onlara masal okumuyorsa, ailelerin ellerinde kitap görmüyorlarsa, okulda ise kitap okuma, not alınacak ödev olarak veriliyorsa kimin kazanacağı bellidir. kitabı onun yaşamına daha etkin, çekici ve istekli sokmadıkça diğer uyarıcılar kazanacaktır. seçilenlerin uygun yaşlarda verilmesi, ailenin desteklemesi ve örnek olması kitabın gücünü arttırır.
prof. dr. bengi semerci
sabah gazetesi
(bkz: prof dr)
(bkz: hakan peker)
(bkz: türk farmakopesi)
(bkz: türk ilaç kodeksi)
nasanın canlı yayınındaki türk vatandaşlarinin kameraya gelen sesleri ile ((bkz: lan arif durma lan önümde)) koparan,yaran doğa olayi.
güneşin şu an isirilmiş biküvi kivaminda olmasina sebep olan doğa olayi.
(bkz: alkollu iken sozluge yazmak)
şu an üstünde neler var diye sorulmama sebebinin tek sebebinin üstte tek şey olamasini hayal etmekten kaynaklandiğini düşündüğüm soru.
(bkz: kurtlar vadisi korsika)
(bkz: kurtlar vadisi korsika)
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?