dan şehridir qeqertarsuatsiaqın (disko adası) güneyinde yer alır , grönlandın batı kıyısında bir adadır. 1773 yılında bulundu. kopenhag üniversitesinin merkezidir.
roma imparatoru augustus tarafından kurulmuştur. 1681 yılında almanlardan fransızlara geçmiştir. 1789 fransız devrimi ile de kent iyice fransız kültürünün etkisi altına girmiştir. 19. yüzyılın ikinci yarısında otto von bismarck tarafından yeniden ele geçirilerek alman imparatorluğuna dahil edilmiş ve alsas-loren eyaletinin başkenti yapılmıştır. kent i. dünya savaşının ardından 1919da yeniden fransaya katılmıştır.
tarihte birçok önemli olaya tanıklık etmiştir. fransa milli marşı la marseillaise 1792de rouget de lisle tarafından burada bestelenmiştir. gutenberg matbaayı burada icat etmiştir. ünlü alman yazar goethe de hayatının bir kısmını burada geçirmiş ve burada öğrencilik yapmıştır.
tarihte birçok önemli olaya tanıklık etmiştir. fransa milli marşı la marseillaise 1792de rouget de lisle tarafından burada bestelenmiştir. gutenberg matbaayı burada icat etmiştir. ünlü alman yazar goethe de hayatının bir kısmını burada geçirmiş ve burada öğrencilik yapmıştır.
fransanın almanya sınırında bulunan ve alsas eyaletinin başkenti olan, 273.000 nüfuslu bir kenttir.
kent 1949 yılından bu yana ab görüşmelerine ev sahipliği yapmaktadır ve avrupa konseyi, avrupa parlamentosu ve avrupa insan hakları mahkemesi burada bulunmaktadır. bu sebeple avrupa birliğinin brükselden sonraki 2. önemli kentidir. dünyada cenevre ve new yorkun yanı sıra, başkent olmadan uluslarası kurumlara ev sahipliği yapan 3 kentten biridir.
bir sınır kenti olduğundan dolayı, diğer tipik fransız kentlerine benzememektedir. özellikle alman ve fransız kültürünün yoğun özelliklerini taşımaktadır. şehrin şaraplık bağları çok ünlüdür.
kent 1949 yılından bu yana ab görüşmelerine ev sahipliği yapmaktadır ve avrupa konseyi, avrupa parlamentosu ve avrupa insan hakları mahkemesi burada bulunmaktadır. bu sebeple avrupa birliğinin brükselden sonraki 2. önemli kentidir. dünyada cenevre ve new yorkun yanı sıra, başkent olmadan uluslarası kurumlara ev sahipliği yapan 3 kentten biridir.
bir sınır kenti olduğundan dolayı, diğer tipik fransız kentlerine benzememektedir. özellikle alman ve fransız kültürünün yoğun özelliklerini taşımaktadır. şehrin şaraplık bağları çok ünlüdür.
fransanın başkenti parisin 9.9 km güneybatısında bir semt.
23.000 nüfuslu sevr, porselen üretimi ile tanınmıştır. osmanlı devleti ile itilaf devletleri arasında imzalanan sevr antlaşması, bu semtteki bir porselen fabrikasında 10 ağustos 1920de imzalanmıştır.
23.000 nüfuslu sevr, porselen üretimi ile tanınmıştır. osmanlı devleti ile itilaf devletleri arasında imzalanan sevr antlaşması, bu semtteki bir porselen fabrikasında 10 ağustos 1920de imzalanmıştır.
kuzey-doğu fransada yer alan champagne-ardenne bölgesinin en büyük ve en önemli kentidir. kentin geçmişi roma imparatorluğuna kadar uzanmaktadır. 451 yılında attila ile birlikte türk akınlarına sahne olmuştur. reims fransız kralların taç taktıkları yer olarak fransa tarihinde önemli bir rol oynamıştır. bu bakımdan reims katedrali ingilterede yer alan westminster abbey ile aynı görevi görmektedir.
fransanın lorraine bölgesinin ve moselle départementının merkezi, moselle ve seillein kıyısında; 123 920 nüf. (1992). hayvancılık ürünleri pazarı ve etkin bir ırmak limanı olan metzde demir-çelik, makine, elektrikli gereçler, besin, tekstil, kağıt, ayakkabı, silah ve tütün sanayileri de vardır. birçok orta çağ anıtı içeren kentin surları ve yanında 15.-16. yy. lara ait kuleler bulunan almanlar kapısı hala ayaktadır. bunun dışında, iki kilisenin birleşiminden oluşan birçok değerli eşyanın (sözgelimi charlemagneın paltosu adı verilen işlemeli giysi) saklandığı st. etienne katedrali (18. yy), yapımına 17. yy.da başlanmış, ama daha sonraki yüzyıllarda tamamlanmış st. martin kilisesi, 18. yy.dan kalma st. vincent kilisesi ve st. pierre de la citadelle kiliseleri başlıca yapılar arasında sayılabilir. buna karşılık assomption ve carmine kiliseleri barok üslubunda yapıtlardır. sivil yapılar arasındaysa st. livier sarayı (17. yy.), rönesans döneminden çeşitli evler, belediye konağı (18. yy.), yeni klasik üsluptaki adalet sarayı sayılabilir. arkeoloji müzesi de bir pinakotek içermektedir.
metz(eski divodurum), mediomatricilerin başkenti ve önemli bir karayolu kavşağıydı. daha geç dönemlerde mettis adıyla anılmaya başlanan kente daha sonra bugünkü adı verildi. 511de austrasianın başkenti oldu, önce lorrainein (843), sonra saksonya derebeylerinin egemenliğine girdi; bu arada yerel psikoposların gücü ticaretle uğraşan burjuvalar karşısında geriledi ve metz imparatorluk içinde serbest kent haline geldi(18. yy.). reform hareketini destekleyen, 16. yy.da bağımsızlığını korumak için fransadan yardım isteyen metz, 1648de bağımsızlığını elde etti. 1871-1919 arasında alman yönetiminde yaşadı.
metz(eski divodurum), mediomatricilerin başkenti ve önemli bir karayolu kavşağıydı. daha geç dönemlerde mettis adıyla anılmaya başlanan kente daha sonra bugünkü adı verildi. 511de austrasianın başkenti oldu, önce lorrainein (843), sonra saksonya derebeylerinin egemenliğine girdi; bu arada yerel psikoposların gücü ticaretle uğraşan burjuvalar karşısında geriledi ve metz imparatorluk içinde serbest kent haline geldi(18. yy.). reform hareketini destekleyen, 16. yy.da bağımsızlığını korumak için fransadan yardım isteyen metz, 1648de bağımsızlığını elde etti. 1871-1919 arasında alman yönetiminde yaşadı.
1999 nüfus sayımına göre 1,5 milyon kişi olan nüfusu ile, avrupa’da en büyük kara alanına sahip olan fransanın 2. en büyük şehri ve 3. en büyük metropolitan yerleşim alanıdır. bouches-du-rhône departmanında yer almaktadır.
fransanın akdeniz kıyısında yeralan şehir, akdenizin en büyük ticari limanına sahiptir.
bugün marsilya artık fransanın en kalabalık varoşlarından birine sahiptir.
marsilya, sosyetik tatil beldeleri cannes, nice, st tropez’ye yakın olmasına rağmen güney fransa’nın diğer şehirlerine hiç benzememektedir. kuzey afrika kökenlilerin çoğunlukta olduğu, 1 milyona yaklaşan çok çeşitli etnik nüfusuyla bir metropol görünümündedir. herkesin değişik bir aksanı olduğu için fransızcayı az veya aksanla konuşsanız bile kimse yadırgamamaktadır. akdeniz ikliminin getirdiği yumuşak hava akımıyla soğuk ülke vatandaşları için çekici olsa da, yüksek suç oranı ve uyuşturucu trafiğinin yoğun olduğu iddia edildiğinden turistlerin çok rağbet ettiği bir şehir değildir...
fransa’nın en güzel bölgesi olan provence’ın sınırları içindedir... calaques dağ kitlesininde aralarında bulunduğu bir dağ zinciriyle çevrili olan marsilya, akdeniz sahil şeridi boyunca 70 km kıvrıla kıvrıla uzanır... güneş ışığı en önemli servetidir. mistral yeliyle gelen provence yöresine has bu doğal ışık, aralarında cezanne, braque, dufy, derain, marquet’inde bulunduğu birçok tanınmış ressamın ilham kaynağı olmuştur.
şehir merkezine 30 km uzaklıktaki marsilya havaalanından her 20 dakikada bir hareket eden otobüsler, yolcuları saint charles gar’ına getiriyor. oradan taksi ya da metro ile gideceğiniz yere ulaşıyorsunuz. başta marcel pagnot’nun filmleri olmak üzere birçok fransız filmine mekan olan st. charles gar’ı, şehrin yüksek tepelerinden biri üzerinde kuruludur. garı şehrin merkezine bağlayan boulevard d’athenes caddesine doğru alçalan toplam sayısı 104 olan merdivenlerin en üst basamağından aşağıya bakınca tüm şehrin ayaklarınızın altında olduğu hissi veriyor. bazıları şehrin merkezi olarak, st charles garını bazıları ise ‘le vieux-port’ denilen eski limanı kabul ediyor.
eski liman ‘le vieux-port’dan ‘chateau d’if island’ adasına, ‘port de commerce’den de korsika adası’na günlük turlar düzenleniyor. şehiriçi tur yapmak için ise iki seçenek var. ilki, bir gün için kişi başına 16 euro olan otobüslerle şehri dolaşmak. ikincisi ise yollardaki kırmızı çizgileri takip ederek yürümek. iki saat süren kırmızı çizgiyi takip turuyla şehrin gezilip görülecek tüm tarihi ve turistik yerlerini görüyorsunuz. yürümeyi sevenlere önerilir... alexandre dumas’nın romanı ‘monte kristo kontu’yla üne kavuşan ‘chateau d’if’ şehrin en güzel manzaralarından birine sahip. 1524 yılında inşa edilen bu şato, 17’inci yüzyılda devlet hapishanesine dönüştürülmüş.
tarihde ilk olarak m.ö 600 yılında yunanlı denizcilerin kurduğu marsilya şehri, zamanla eski liman denilen vieux limanı etrafında genişleyerek bugünkü halini almış... yunanlıların, izmir yakınlarındaki phocaea denilen bugünkü eski foça şehrini kaybetmelerinden sonra kendilerine koloni yaptıkları bir şehir olarak da biliniyor. cosquer mağarası duvarı üzerindeki yazılar marsilya da geçtiğimiz 28 bin yıl boyunca insan yerleşimi olduğunun kanıtı. ayrıca marsilya 2 bin 600 yıl ile avrupa’nın en eski şehri unvanına sahip... bu eskilik sokaklarında kolayca farkediliyor. birbirine bitişik sıralanan yüzlerce apartmanın dar bir koridor görünümü oluşturduğu arnavut kaldırımlı sokaklarında yeni yapı hemen hemen hiç yok. asırlar öncesinin yüksek tavanlı, uzun pencereli evleri yıkılmamış ve korunarak bugüne kadar gelmiş. tarihi geçmişiyle yüksek mimari değer taşıyan bu apartmanlar bugün hala halkın kullanımında... marsilya kültür varlıkları atölyesi’nin (atelier du patrimoine) yöneticisi daniel dracourt’un şehrin tarihi yapısının korunmasına yönelik çalışmalarının bunda büyük payı olmuş. akdeniz çevresinde bulunan ülkelerde tarihi kent dokularıyla öne çıkan yerleşimlerin gelişim ve koruma planları yapılmış. istanbul’a benzer özellikler taşıyan marsilya çok kültürlülüğün ve kültür varlıklarının korunması ve yerel yönetimler açısından önemli bir örnek.
m.ö. 49 yılında sezar tarafından istila edilince romalıların ticaret merkezi haline getirilen marsilya, limanlarının jeopolitik avantajıyla bugünde denizcilik alanında önemli bir yere sahip... haçlı seferlerinde aktif olarak önemli bir rol oynamışsada bugün egemen bir din yok ve çok çeşitli kültürel yapısı içinde her dinden insana rastlanıyor. 13’üncü yüzyılda kısa süreli yaşanan cumhuriyet dönemine, 1423 yılında aragone hanedanlığı’n tarafından son verilmiş. kral rene’nin yaptığı çıkartmanın sembolü olarak diktirdiği kule, bugün hala limanın girişinde görülebilir. marsilya, 1481 de fransız krallığı’na dahil olmuşsada halkının liberal yanı tarih boyunca ağır basıyor. 1720 yılında nüfusunun yarısı olan 45 bin kişiyi kaybettiği veba salgının yaraları kısa sürede sarılırken, 1792 de marsilya halkı asiliğiyle ünlenir. altı bin gönüllüden oluşan rhine ordusu, claude-joseph rouget de i’sle’nin bestelediği savaş marşı ‘the hymm of the army of the rhine’ ı söyleyerek, fransız devrimine katılmak için paris’e doğru yürüyüşe geçer. 1795’de fransa’nın milli marşı kabul edilen bu marş, ‘la marseillaise’ olarak bilinir.
19’uncu yüzyılda modern döneme girmesinin yanısıra fransız sömürgeleri, altyapı sistemi projeleri ve süveyş kanalı’nın açılmasıyla gelişmesi hız kazanan marsilya, ham maddeleri işlemeye dayalı ekonomisiyle kısa zamanda gelişmesini tamamlamış. deniz ürünleri zenginliğinin yanısıra dünyanın en kaliteli kiremitleri burada üretiliyor. bugün marsilya’nın tek amacı ‘euromediterranee’ projesini gerçekleştirmek. ekonomi ve endüstri metropolisi olan marsilya 1995 yılında başlatılan bu projeyle güney avrupa’nın iş alanında başkenti olmayı amaçlıyor. bunu gerçekleştirmek için şehir, yabancı sermayeye yatırım yapması için her imkanı ve kolaylığı sağlıyor. aynı zamanda fransa’nın en yüksek öğrenme oranına sahip olduğu 45 bin üniversite öğrencisiyle kente gelen sermaye ile doğan iş imkanlarından marsilya halkının faydalanması için kalifiye eleman yetiştiriliyor.
marsilya’nın içinde olduğu kadar civarında da gidilecek çok yer var. sabunlarıyla ünlü olan aix-en-provence şehri marsilya’ya kara yoluyla 30 km uzaklıkta. arnavut kaldırımlı daracık sokakları istanbul’un beyoğlu semtini hatırlatıyor. aix-en-provence şehrinin kuzeyinde kalan kısımlarda özellikle puyricardda burjuva kesiminin yaşadığı söylenirken, bu sevimli fransız şehrindeki evlerin fransada en pahalılar arasında olduğu biliniyor. aix-en-provenceın 10 km kuzeyinde cezanne ve picasso’nun tablolarını yaptığı lavanta tarlalarıyla kaplı st. victoire dağı hala tablolardaki güzelliğinde... picasso’nun yaşadığı şatoya girilmiyor fakat dışarıdan görülmesi bile onca yolu gitmeye değer.
lavanta tarlalarıyla çevrili marsilya da eski ve yeni içiçe yaşıyor...hangi tepesinden baksanız dağlarla çevrili muazzam bir liman manzarasıyla karşılaşıyorsunuz. marsilya, tarih ve kültür karışımı bir gezi için ideal bir şehir.
fransanın akdeniz kıyısında yeralan şehir, akdenizin en büyük ticari limanına sahiptir.
bugün marsilya artık fransanın en kalabalık varoşlarından birine sahiptir.
marsilya, sosyetik tatil beldeleri cannes, nice, st tropez’ye yakın olmasına rağmen güney fransa’nın diğer şehirlerine hiç benzememektedir. kuzey afrika kökenlilerin çoğunlukta olduğu, 1 milyona yaklaşan çok çeşitli etnik nüfusuyla bir metropol görünümündedir. herkesin değişik bir aksanı olduğu için fransızcayı az veya aksanla konuşsanız bile kimse yadırgamamaktadır. akdeniz ikliminin getirdiği yumuşak hava akımıyla soğuk ülke vatandaşları için çekici olsa da, yüksek suç oranı ve uyuşturucu trafiğinin yoğun olduğu iddia edildiğinden turistlerin çok rağbet ettiği bir şehir değildir...
fransa’nın en güzel bölgesi olan provence’ın sınırları içindedir... calaques dağ kitlesininde aralarında bulunduğu bir dağ zinciriyle çevrili olan marsilya, akdeniz sahil şeridi boyunca 70 km kıvrıla kıvrıla uzanır... güneş ışığı en önemli servetidir. mistral yeliyle gelen provence yöresine has bu doğal ışık, aralarında cezanne, braque, dufy, derain, marquet’inde bulunduğu birçok tanınmış ressamın ilham kaynağı olmuştur.
şehir merkezine 30 km uzaklıktaki marsilya havaalanından her 20 dakikada bir hareket eden otobüsler, yolcuları saint charles gar’ına getiriyor. oradan taksi ya da metro ile gideceğiniz yere ulaşıyorsunuz. başta marcel pagnot’nun filmleri olmak üzere birçok fransız filmine mekan olan st. charles gar’ı, şehrin yüksek tepelerinden biri üzerinde kuruludur. garı şehrin merkezine bağlayan boulevard d’athenes caddesine doğru alçalan toplam sayısı 104 olan merdivenlerin en üst basamağından aşağıya bakınca tüm şehrin ayaklarınızın altında olduğu hissi veriyor. bazıları şehrin merkezi olarak, st charles garını bazıları ise ‘le vieux-port’ denilen eski limanı kabul ediyor.
eski liman ‘le vieux-port’dan ‘chateau d’if island’ adasına, ‘port de commerce’den de korsika adası’na günlük turlar düzenleniyor. şehiriçi tur yapmak için ise iki seçenek var. ilki, bir gün için kişi başına 16 euro olan otobüslerle şehri dolaşmak. ikincisi ise yollardaki kırmızı çizgileri takip ederek yürümek. iki saat süren kırmızı çizgiyi takip turuyla şehrin gezilip görülecek tüm tarihi ve turistik yerlerini görüyorsunuz. yürümeyi sevenlere önerilir... alexandre dumas’nın romanı ‘monte kristo kontu’yla üne kavuşan ‘chateau d’if’ şehrin en güzel manzaralarından birine sahip. 1524 yılında inşa edilen bu şato, 17’inci yüzyılda devlet hapishanesine dönüştürülmüş.
tarihde ilk olarak m.ö 600 yılında yunanlı denizcilerin kurduğu marsilya şehri, zamanla eski liman denilen vieux limanı etrafında genişleyerek bugünkü halini almış... yunanlıların, izmir yakınlarındaki phocaea denilen bugünkü eski foça şehrini kaybetmelerinden sonra kendilerine koloni yaptıkları bir şehir olarak da biliniyor. cosquer mağarası duvarı üzerindeki yazılar marsilya da geçtiğimiz 28 bin yıl boyunca insan yerleşimi olduğunun kanıtı. ayrıca marsilya 2 bin 600 yıl ile avrupa’nın en eski şehri unvanına sahip... bu eskilik sokaklarında kolayca farkediliyor. birbirine bitişik sıralanan yüzlerce apartmanın dar bir koridor görünümü oluşturduğu arnavut kaldırımlı sokaklarında yeni yapı hemen hemen hiç yok. asırlar öncesinin yüksek tavanlı, uzun pencereli evleri yıkılmamış ve korunarak bugüne kadar gelmiş. tarihi geçmişiyle yüksek mimari değer taşıyan bu apartmanlar bugün hala halkın kullanımında... marsilya kültür varlıkları atölyesi’nin (atelier du patrimoine) yöneticisi daniel dracourt’un şehrin tarihi yapısının korunmasına yönelik çalışmalarının bunda büyük payı olmuş. akdeniz çevresinde bulunan ülkelerde tarihi kent dokularıyla öne çıkan yerleşimlerin gelişim ve koruma planları yapılmış. istanbul’a benzer özellikler taşıyan marsilya çok kültürlülüğün ve kültür varlıklarının korunması ve yerel yönetimler açısından önemli bir örnek.
m.ö. 49 yılında sezar tarafından istila edilince romalıların ticaret merkezi haline getirilen marsilya, limanlarının jeopolitik avantajıyla bugünde denizcilik alanında önemli bir yere sahip... haçlı seferlerinde aktif olarak önemli bir rol oynamışsada bugün egemen bir din yok ve çok çeşitli kültürel yapısı içinde her dinden insana rastlanıyor. 13’üncü yüzyılda kısa süreli yaşanan cumhuriyet dönemine, 1423 yılında aragone hanedanlığı’n tarafından son verilmiş. kral rene’nin yaptığı çıkartmanın sembolü olarak diktirdiği kule, bugün hala limanın girişinde görülebilir. marsilya, 1481 de fransız krallığı’na dahil olmuşsada halkının liberal yanı tarih boyunca ağır basıyor. 1720 yılında nüfusunun yarısı olan 45 bin kişiyi kaybettiği veba salgının yaraları kısa sürede sarılırken, 1792 de marsilya halkı asiliğiyle ünlenir. altı bin gönüllüden oluşan rhine ordusu, claude-joseph rouget de i’sle’nin bestelediği savaş marşı ‘the hymm of the army of the rhine’ ı söyleyerek, fransız devrimine katılmak için paris’e doğru yürüyüşe geçer. 1795’de fransa’nın milli marşı kabul edilen bu marş, ‘la marseillaise’ olarak bilinir.
19’uncu yüzyılda modern döneme girmesinin yanısıra fransız sömürgeleri, altyapı sistemi projeleri ve süveyş kanalı’nın açılmasıyla gelişmesi hız kazanan marsilya, ham maddeleri işlemeye dayalı ekonomisiyle kısa zamanda gelişmesini tamamlamış. deniz ürünleri zenginliğinin yanısıra dünyanın en kaliteli kiremitleri burada üretiliyor. bugün marsilya’nın tek amacı ‘euromediterranee’ projesini gerçekleştirmek. ekonomi ve endüstri metropolisi olan marsilya 1995 yılında başlatılan bu projeyle güney avrupa’nın iş alanında başkenti olmayı amaçlıyor. bunu gerçekleştirmek için şehir, yabancı sermayeye yatırım yapması için her imkanı ve kolaylığı sağlıyor. aynı zamanda fransa’nın en yüksek öğrenme oranına sahip olduğu 45 bin üniversite öğrencisiyle kente gelen sermaye ile doğan iş imkanlarından marsilya halkının faydalanması için kalifiye eleman yetiştiriliyor.
marsilya’nın içinde olduğu kadar civarında da gidilecek çok yer var. sabunlarıyla ünlü olan aix-en-provence şehri marsilya’ya kara yoluyla 30 km uzaklıkta. arnavut kaldırımlı daracık sokakları istanbul’un beyoğlu semtini hatırlatıyor. aix-en-provence şehrinin kuzeyinde kalan kısımlarda özellikle puyricardda burjuva kesiminin yaşadığı söylenirken, bu sevimli fransız şehrindeki evlerin fransada en pahalılar arasında olduğu biliniyor. aix-en-provenceın 10 km kuzeyinde cezanne ve picasso’nun tablolarını yaptığı lavanta tarlalarıyla kaplı st. victoire dağı hala tablolardaki güzelliğinde... picasso’nun yaşadığı şatoya girilmiyor fakat dışarıdan görülmesi bile onca yolu gitmeye değer.
lavanta tarlalarıyla çevrili marsilya da eski ve yeni içiçe yaşıyor...hangi tepesinden baksanız dağlarla çevrili muazzam bir liman manzarasıyla karşılaşıyorsunuz. marsilya, tarih ve kültür karışımı bir gezi için ideal bir şehir.
fransanın kuzeybatısında bir komündür. calvados idari biriminin bir bölümü ve basse-normandienin (aşağı-normandiya) başkentidir.
115.000 nufuslu şehrin yerlilerine caennais (ve kadınlara caennaise(s)) denir. manş kanalına 15 km uzaklıktadır. şehirde nemli bir iklim hakimdir.
1944te ii. dünya savaşında ve ondan 600 yıl önce 1346da tamamen yıkılan şehir baştan inşaa edilmiştir.
115.000 nufuslu şehrin yerlilerine caennais (ve kadınlara caennaise(s)) denir. manş kanalına 15 km uzaklıktadır. şehirde nemli bir iklim hakimdir.
1944te ii. dünya savaşında ve ondan 600 yıl önce 1346da tamamen yıkılan şehir baştan inşaa edilmiştir.
fransanın güneyinde bouches-du-rhône departmanına bağlı ve marsilyaya 25 km. uzaklıktaki tarihi ve kültürel bir şehirdir. yeraltı suları ve cezanneı ile meşhurdur. şehir 200ün üzerinde çeşme ve dört üniversiteyi barındırmaktadır.
fildişi sahillerinin resmi başkentidir. abidjanın 240 kilometre kuzeyinde bulunan şehrin nüfusu 100.000 civarındadır.
fasın kuzeybatı kıyısında bu regreg irmağının denize döküldüğü yerde bulunan rabatın nüfusu çevre belediyelerle 1.400.000dir. önemli bir yönetim ve öğretim merkezi olan şehirde, sanayi de gelişmektedir: dokuma sanayisi, besin sanayisi asbest fabrikaları, vb. ayrıca, dar sokakları, eski yapıları tarihsel anıtları ve yanıbaşındaki 17. yüzyıldan kalma hisarla, çok sayıda turist de çekmektedir.
12. yüzyılda endülüse yapılan seferler için bir askerî üs olarak kurulan rabat, daha sonra bir süre gerilemiş, fransız işgalinden sonra koruma bölgesinin merkezi yapılınca, hızla gelişmiştir.
12. yüzyılda endülüse yapılan seferler için bir askerî üs olarak kurulan rabat, daha sonra bir süre gerilemiş, fransız işgalinden sonra koruma bölgesinin merkezi yapılınca, hızla gelişmiştir.
fasın kuzeyinde 669,685 nüfuslu bir şehir. kuzey afrika kıyısının cebelitarık kenarında yer alır. tanca eyaletinin merkezidir.
tavuş idari bölgesinin idari merkezidir . bölgenin kuzey bölümünde yer alır.erivana 142 km uzaktalıktadır.
ermenistanın vayots dzor idari bölgesinin yönetim merkezi. şaraplarıyla ünlüdür.
ermenistanın armavir idari bölgesinde bulunan küçük bir kentidir.
kotayk idari bölgesinin merkezidir. hrazdan şehrinin adı orta farsçadaki frazdan dan gelir. farzdan zerdüşti mitolojisindeki bir terimdir. ermenistanın nüfus bakımından en büyük 4. şehirdir. soyvet rusya zamanında ağır sanayii merkeziydi.
geğarkunikin yönetim merkezidir.
gavar yaklaşık 25.000 kişinin yaşadığı, sevan gölü kıyısında bulunan küçük bir kenttir. şehirde bulunan sovyetler zamanından kalma sanayi bölgesi dışarı verilen göç sebebiyle atıl durumdadır.
gavar ermenistanda bulunan tek özürlüler rehabilite okuluna ev sahipliği yapar.
gavar yaklaşık 25.000 kişinin yaşadığı, sevan gölü kıyısında bulunan küçük bir kenttir. şehirde bulunan sovyetler zamanından kalma sanayi bölgesi dışarı verilen göç sebebiyle atıl durumdadır.
gavar ermenistanda bulunan tek özürlüler rehabilite okuluna ev sahipliği yapar.
ermenistan’ın başkenti. hrazdan irmağı üzerinde kuruludur. ülkenin idari, kültürel ve endüstri merkezidir. nüfusu 1.088.300 (2004 tahmini). erivan’ın tarihi iö 8. yüzyıla değin uzanır. kent iö 782’de, urartular tarafından bir kale olarak erebuni adıyla kurulmuştur.
ermenistan ın endüstriyel bir şehridir.kasag nehri üzerinde erivanın 13 km kuzeybatısında yer alır. aragatsotn idari bölgesinin merkezidir . yaklaşık nufüsuyla 30,000 en önemli üç ermeni şehrinin yollarının kavşak noktasıdır: erivan, gümrü ve vanadzor.
ermenistanın orta bölgesinde yer alan, 45,100 nüfuslu bir şehri, armavir idari bölgesiin merkezi.
armavirdeki tarihi kalıntılardan ilk yerleşimin milattan önce 5.-6. binyıla fayandığı anlaşılmıştır.. urartu kralı 1.argiştis buraya bir kale yaptırmış ve argiştihinili adını vermiştir. m.ö.331de orontid hanedanı yönetiminde ermeniler ahameniş imparatorluğundan bağımsızlığını kazanıdıktan sonra, armavir şehri, yeni kurulan bu krallığa başkentlik yapmıştır. armavir ismine, ahamenişliler zamanında elamca yazılmış gılgamış destanında, hellenistik çağdan kalma yunan metinlerinde, hesiodun şiirlerinde rastlanır, euripidesin metinlerinde rastlanır.ayırca antik makedonyalılarda bir ayın adı, bir orontid kralının ismidir.
armavirdeki tarihi kalıntılardan ilk yerleşimin milattan önce 5.-6. binyıla fayandığı anlaşılmıştır.. urartu kralı 1.argiştis buraya bir kale yaptırmış ve argiştihinili adını vermiştir. m.ö.331de orontid hanedanı yönetiminde ermeniler ahameniş imparatorluğundan bağımsızlığını kazanıdıktan sonra, armavir şehri, yeni kurulan bu krallığa başkentlik yapmıştır. armavir ismine, ahamenişliler zamanında elamca yazılmış gılgamış destanında, hellenistik çağdan kalma yunan metinlerinde, hesiodun şiirlerinde rastlanır, euripidesin metinlerinde rastlanır.ayırca antik makedonyalılarda bir ayın adı, bir orontid kralının ismidir.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?