confessions

angelus

- Yazar -

  1. toplam entry 19883
  2. takipçi 1
  3. puan 442109

zihin

angelus
öznel olarak bilincinde olunan ve beynin üst düzey işlevleri olan düşünme, akıl yürütme, algılama,istek ve inancı kapsayan töz. sadece insanların bir zihine sahip oldukları genellikle kabul edilir.

gerek dildeki, özellikle de gündelik dildeki kullanımında her yere sızmışlığıyla, gerek çokanlamlılığın sınırlarını zorlayan geniş anlam yelpazesiyle, gerekse felsefedeki hemen her dizgede başka başka adamlar yüklenip farklı farklı tanımlanmasıyla ve de us, tin, anlık gibi felsefenin diğer başat terimlerinin yerine kullanılmasıyla felsefe tarihinin en çetrefil terimlerinden biri olan zihin, felsefedeki en genel anlamıyla bilmem düşünsel işlevlerini yerine getiren bölümüne; insandaki anlama, kavrama, düşünme ve algılama yerlerini barındıran ana yeriye karşılık gelmektedir.

zihni tanımlamaya girişenlerin çoğu bu yerilere anımsama, imgeleme, değerlendirme, yargılama türünden yerileri de katmıştır.

felsefe tarihinde hemen her zaman “bilinen algılayan ve düşünen bölümü”ne denk düştüğüne inanılan zihin, bir yanda düşünce ya da düşünme olgusuyla, öte yanda bilgi ya da bilme olgusuyla beraber düşünülmüştür. kuşkusuz zihnin en belirgin özniteliklerinden biri, zihinde olup bitenlerin başkalarınca gözlemlenemez olması, başka bir deyişle, zihinde her ne olup bitiyorsa bunun yalnızca ve yalnızca kişinin kendi iç gözlemine açık oluşudur. “insanın düşünsel ve duygulanımsal işlevlerinin tümü” olarak da okunan zihin terimi, insan varlığının tensel yönüne değil de tinsel yönüne ait bir yeti olarak düşünülmüştür.

felsefe tarihi boyunca zihnin neliğine yönelik sürdürülen soruşturmalar sonucunda, kimi öğretiler zihni tüm bilinç içeriklerinin toplamıyla bir tutarken, kimileri de zihni başlı başına bir töz olarak ele alıp değerlendirmiştir .

amnezi

angelus
belleğin (hafızanın) rahatsız olması, bozukluğa uğraması durumudur. amnezinin nedenleri organik veya fonksiyonel olabilir. travma veya hastalıklar yüzünden beynin zarar görmesi veya belirli (çoğunlukla sedatif) maddelerin kullanımı organik nedenlerindendir. fonksiyonel nedenler psikolojik faktörlerdir, savunma mekanizmaları gibi. histerik travma-sonrası (post-travmatik) amnezi bunun örneklerindendir. amnezi aniden olabilir, global amnezi (transient global amnesia) gibi. bu tip amnezi orta yaş veya daha yaşlı kişilerde, özellikle erkeklerde daha yaygındır ve genellikle 24 saatten kısa sürer.

antroposofi

angelus
avusturyalı filozof rudolf steiner tarafından kurulan ve ruhani bilim olarak da anılan antroposofi, ruhani fenomenleri, doğa bilimlerinin fiziki dünyayı araştırdığı ve tanımladığı kesinlik ve açıklıkta araştırmayı ve tanımlamayı hedefleyen bir girişimdir. terimin kökleri yunanca anthrōpos "insan" ve sophia "hikmet" sözcükleridir. steiner yaklaşımını "bilimsel metodoloji kullanılarak yapılan ruh gözlemleri" olarak tanımlamıştır

trans

angelus
parapsikoloji sözlüklerinde “iradi hareketlerin yokluğuyla ve düşüncenin otomatizma durumuna geçmesiyle nitelenen psikolojik ayrışma hali” veya “paranormal bir fenomenin belirdiği, değişik derinlik derecelerindeki bilinçsizlik hali” olarak tanımlanır.

bununla birlikte, şaman transında ve psikolojik ayrışma yöntemiyle edinilen transta görüldüğü gibi, bilincin kaybolmadığı trans halleri de vardır. ruhçuluğa göre ruh ve beden ilişkisinin, dolayısıyla perispri ve beden ilişkisinin gevşemesiyle oluşan özel bir bilinç halidir. metapsişikçiler sezgisel medyumluk yoluyla bilgi alınmasını sağladığından transı insanlığın manevi alandaki en önemli bilgi alma kaynağı olarak görürler.

spatyum

angelus
varlığın tekamül düzeyi elverdiği takdirde ulaşabileceği diğer aşamalar sırasıyla, "geçiş aşaması", "şuurlu ve idrakli imajinasyon aşaması" ve nihayet tekamül düzeyi çok yüksek ruhlara özgü olan "kozalite aşaması" olarak bilinir. bu son aşamanın sözkonusu olduğu kozalite planına (ortamına) yükselebilmiş bir varlık üç boyutlu alemdeki olayların neden sonuç zincirini çözebilecek, daha doğrusu, bu olayların akışındaki neden-sonuç ilişkilerini açıkça görebilecek durumdadır. fakat klasik spiritüalizmdeki öte-alem anlayışı, öte-alem tasarımı kozalite planında son bulur,yani daha ötedeki bir ortam kavramı klasik spiritüalizmde mevcut değildir. neo-spiritüalist görüşün getirdiği yeni bir kavram, işte bu kozalite planının da ötesinde bulunduğu varsayılan dört boyutlu alem kavramıdır.

spatyum

angelus
ruhçuluğa göre ölen her insan ruhu önce, ölmüş olduğunu, daha doğrusu fiziksel bedenini terk etmiş olduğunu anlayamaz, bir bocalama, kargaşa dönemi geçirir. bu aşamaya spiritler “kendiliğinden imajinasyon” aşaması adını vermişlerdir. işte ruhçulara göre, cennet ve cehennem sembolleriyle simgelenen, aslında, bu aşamadaki varlığın kendi imajinasyon yeteneğiyle bilmeden kendisinin oluşturduğu huzur verici ya da huzursuz edici sahnelerden ibarettir. ölüm olayı ile fiziksel bedenini terk etmiş her insan ruhunu spatyumda vicdani bir hesaplaşma bekler. fakat burada kendi kendisiyle bir hesaplaşma sözkonusudur,herhangi bir cezalandırma sözkonusu değildir.

spatyum

angelus
ruhçuluğa göre, spatyumun maddeleri maddenin bilinen üç halinden (katı ,sıvı ve gaz) daha farklı hallerde olup, bilinen fiziksel maddelere oranla çok daha akıcı, çok daha az yoğunlukta ve atomik vibrasyonları çok daha hızlı, süptil maddelerdir. eski yunan tradisyonunda bu maddeler için aether terimi kullanılmıştır. bu süptil maddelerin düşünceyle, imajinasyon yeteneğiyle şekil alabileceği kabul edilir.

spatyum

angelus
spatyuma, tam anlamıyla karşılamasa da, çeşitli tradisyonlarda öte-alem olarak ifade edilen ölüm-sonrası ortamın spiritizmdeki ya da deneysel spiritüalizmdeki karşılığı denebilir. ruhçu anlayışa göre ruhlar madde-dışı varlık olduklarından spatyumda ’perispri’leri ile bulunurlar. bu bakımdan spiritüalistler spatyumu ruhlar alemi olarak değil, ölüm-ötesi alem olarak nitelendirirler.

fantom

angelus
halk deyişiyle “hayalet” olarak bilinen bazı fenomenlere metapsişik alanda verilen addır.

ruhçu görüşe göre, fantomlar ruhsal bir faaliyet sonucunda oluşmakla birlikte, ne ruhtur ne de ruhun perisprisidir. fantom fenomenleri spiritüalizm’de esas olarak 3 grupta ele alınır:

fiziksel medyumluk deneylerinde oluşan ektoplazmik fantomlar: neo-spiritüalist görüşe göre, bunlar, materyalizasyon ve demateryalizasyon tekniklerini kullanan medyumun, ektoplazmasını kendi perisprisiyle biçimlendirerek oluşturduğu fantomlardır. bunların oluşumu için bedensiz bir varlık ile irtibata geçilmiş olması şart değildir. bedensiz bir varlığın mevcudiyetinin sözkonusu olduğu durumlarda da medyum, bedensiz varlıktan aldığı tesir ve imajları peripri-akışkanlar yoluyla ektoplazmasına yansıtarak fantomu yine kendisi oluşturur.
perisprinin etkisi altında, süptil maddelerin yoğunlaşmasıyla oluşan, duble ve seyyal ikiz adıyla bilinen fantomlar.
tekinsizyer fantomu: cinayette olduğu gibi, bazı normal-dışı ölüm koşullarında can çekişen kişinin bıraktığı imaj yüklü vibrasyonların o mekana gelen hassas kişilerce paranormal olarak algılanması sonucunda hassas kişinin fantom algılaması.

metapsişik

angelus
“insanın olağan ruhsal fenomenlerini aşan, klasik bilimsel yöntemlerle açıklanamayan, kaynağı bedensiz veya bedenli ruhlar olan, insanın birtakım bilinmeyen yetenekleriyle oluşturduğu tüm paranormal olayları konu alan bilimsel araştırma alanı” olarak tanımlanır. “`bedene bağlı ruh`a ait” anlamındaki “psişik” sözcüğü ile “ötesinde” anlamındaki “meta” sözcüklerinden türetilen metapsişik terimi ilk kez 1905’te paris tıp fakültesi fizyoloji profesörü charles richet tarafından kullanılmıştır. terim hem isim hem sıfat olarak kullanılmaktadır. metapsişik, günümüzde parapsikolojinin kapsamı alanına giren konuları parapsikoloji terimi ortaya atılmadan önce ele almış olduğundan, parapsikolojinin öncüsü olarak da kabul edilir. fakat parapsikologların çoğunun paranormal fenomenlerde ruhun varlığının sözkonusu olmadığını ileri sürmelerine karşın, metapsişikçilerin hepsi de bu fenomenlerde kaynağın bedenli veya bedensiz bir ruh olduğunu kabul etmişlerdir. bu yüzden kimileri parapsikoloji terimi yerine parapsişik ya da metapsişik terimini kullanmayı tercih ederler.

rüya

angelus
kimi sözlüklerde "insanın uyku halinde gördüğü düşler" kimi sözlüklerde ise "insanın uyku halindeyken gerek bilinçaltından kaynaklanan, gerekse çeşitli kaynaklardan aldığı tesirlerin imajlara bürünmesiyle oluşan algıları" olarak tanımlanır.

rüya laboratuvarlarında sürdürülen psişik incelemelerin sonuçları ile metapsişik araştırma ve gözlemlerin sonuçları birleştirildiklerinde rüyaların neden ve kaynaklarının büyük bir çeşitlilik gösterdiği ortaya çıkmaktadır.

reenkarnasyon

angelus
ruhun sürekli olarak tekrar bedenlendiğine inanan spiritüalistlerin bu olaya verdiği addır. terim 19.yy.’da ortaya atılmıştır. ruh göçü inancının kökeni bir hayli eski olmakla birlikte kimi inanışlardaki ruh göçü (metempsychosis, transmigration) kavramının spiritüalistlerin reenkarnasyon kavramı ile aynı olmadığı görülmektedir.

obsedor

angelus
obsesyon olayında obsede denilen kişiyi etki altına almış olan bedensiz varlığa klasik spiritüalizmde verilen addır. fakat günümüzde obsedörlere özgü yöntemlerle çevresine saf, iyiniyetli insanları toplayan kimseler için de kullanılmaktadır.

neospiritualizm

angelus
deneysel spiritüalizmin son şekli olup dr. bedri ruhselman tarafından kurulmuştur. ruhselman’a göre bu ne bir dindir ne de bir felsefe. kimseye "gelin bizim yolumuza girin" diye bir çağrıda da bulunmaz; çünkü neo-spiritüalizme göre herkesin ruhsal gelişme gereksinimleri farklı farklı ve dolayısıyla yürüyeceği yollar farklı farklıdır. neo-spiritüalizm hakkında bilgi veren kaynaklardan biri "dharma ansiklopedi"dir.

ruhsal plan

angelus
ruhsal plan, ruhçu terminolojide iki farklı anlamda kullanılan bir terimdir:

1- dört boyutlu alem’de bulunan, birleşik bir şuur halinde hareket edebilen varlık kümelerini ifade etmek üzere kullanılır. üç boyutlu alemdeki tekamüllerini tamamlamış varlıklardan oluşan ruhsal plan’larda bireysellik sözkonusu değildir. bunlar, evrenin düzeninin sağlanmasında, yüksek idare mekanizması bünyesinde iş gören organizasyonlardır. kimi ruhçulara göre, üç boyutlu alemdeki tekamüllerini tamamlamış varlıkların gruplar oluşturacak şekilde birleşmeleri ve dört boyutlu aleme geçişleri, semboller’in ezoterik anlamlarının unutulduğu dönemlerde veya ortamlarda, tanrı ile birleşme gibi yanlış bir kavramın doğmasına yol açmıştır.

2- görünmez alemin çeşitli süptillik derecelerindeki titreşimsel düzeylerini,ortamlarını ifade etmek üzere kullanılır.

xenoglossy

angelus
kişinin bilmediği bir yabancı dilde aniden konuşabilme, yazabilme, okuyup anlayabilme yeteneğinin belirmesi paranormal fenomenine metapsişik’te verilen addır.

terim 1913’te nobel fizyoloji-tıp ödülü’nü almış fransız fizyolog charles richet tarafından, eski yunanca’da “yabancı” anlamına gelen “xenos” ile “dil” anlamına gelen “glossa” sözcüklerinden türetilmiştir.

metapsişikçiler ksenoglosi fenomeninin iki durumda oluştuğunu bildirmektedirler:

1- ekminezi deneyleri sırasında veya birtakım koşulların bir araya gelmesiyle oluşan “serbest hatırlama”lar (geçmiş yaşamlardaki olayları anımsama) sırasında. bu gruba giren ksenoglosi fenomeninde kişinin önceki reenkarnasyonları sırasında öğrenmiş olduğu diller sözkonusudur.



2- trans halindeki bir medyumun bedensiz bir ruhla irtibatı sırasında. bu gruba giren ksenoglosi fenomeninde medyumun kullandığı yabancı dil irtibatta olduğu bedensiz varlığın bildiği bir dildir. bu olayın sözkonusu olduğu medyumluğa poliglot medyumluk denir. metapsişikçiler bazı ruhsal irtibat seanslarında medyumun beş yabancı dilde konuşabildiğine tanık olduklarını ileri sürmüşlerdir.
ksenoglosi fenomeninde kişinin kullandığı dil, kimsenin bilmediği, garip bir dil olduğunda fenomen “glosolali” (glossolalia) adını alır. metapsişikçiler kimi glosolali fenomenlerinde yapılan kayıtların sonradan incelenmesi sonucunda, glosolali fenomenlerindeki yabancı dillerin çok eski uygarlıklarda kullanılmış ölü diller olduklarını saptadıklarını açıklamışlardır. spiritüalistlere göre ksenoglosi fenomeni gerek reenkarnasyonun gerekse bedensiz ruhlarla irtibatın gerçekliğinin en önemli kanıtlarından birini oluşturur.

tibet in oluler kitabı

angelus
insan ruhunun ölüm olayından tekrar doğmasına dek içinde bulunacağı koşulları ve geçireceği bilinç hallerini ayrıntılı bir biçimde açıklayan ve ruha ölüm sonrasında geçirebileceği haller konusunda rehberlik yapan bir tibet kitabına batı’da verilen addır.

kitabın tibet dilindeki adı bardo thödol’dur. bu ad, “bar”, “do”, “thos” ve “grol” sözcüklerinin bir araya getirilmesiyle oluşmuştur (bar-do’i-thos-grol) ve “duyarak aracı hallerden kurtuluş” anlamına gelir. bu kitap adının anlamından da anlaşılacağı gibi, ölmekte olan kimseye öte-alemde yardımcı olması amacıyla, huzurunda okunacak biçimde düzenlenmiştir. bu kitaptaki bilgilere göre, kişinin imajinasyonunu, niyet, düşünce ve duygularını denetleyebilme yeteneğini henüz yeryüzündeyken kazanabilmiş olması kendisine ölüm sonrası yaşamında son derece yararlı olur ve bedeninin terk eden herkesin geçireceği ilk zor aşamaları kolayca atlatmasını sağlar. dolayısıyla, tibet tradisyonuna göre bu yeteneği henüz yeryüzündeyken kazanabilmiş olan kimselere bu kitabın okunmasına gerek kalmamıştır. o alemde karşılaşacağı olaylar kişinin kendi zihinsel faaliyetinin ürünleri olacağından, zihnini denetleyebilen kişi, haliyle, o olayları da denetleyebilmiş olur.

tekamul

angelus
sözlük anlamı "olgunlaşma", "gelişim" ve "evrim" olan bir terimdir. islam dini başta olmak üzere, çeşitli ezoterik öğretilerde, mistik ve sufi grupların inançlarında tekâmül daha ruhani bir anlamda kullanılmaktadır. bu açıdan, bir dini terim olarak tekâmül çoğunlukla ruhun belirli evrelerde yükselmesi, gelişmesini tanımlar.
585 /

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol