ayazma, kutsal olarak sayılan kaynak veya pınarlara verilen isim. kelime kökeni "hagia" ( türkçe okunuşu ile "aya" , yani "kutsal" ) ve "ma" ( yani su ) kelimelerinin bileşiminden gelir.hagia(z)ma ; ayazma... zaman içerisinde türçede "z" kaynaştırma harfinden başka bir değişime uğramamıştır."kutsal su" anlamında olan bu yerler , şifalı olduğuna inanılan tatlı su kaynaklarına verilen bir tanım ismidir. anadolunun birçok yerinde bulunurlar.
geniş bir kitleye göre bektaşiliğin önemli bir ulusudur. “ikinci piri (piri sani)”, kurucusu ve kurumlaştırıcısı olarak görülür. kurucusu değildir ancak “ikinci piri” olduğu, kurumlaştırdığı, yolu yasal bir kurum durumuna getirdiği, bektaşiliğin varolan yapısına yeni bir biçim kazandırdığı, erkanını geliştirerek yeniden düzenlediği kesindir. bektaşilik onunla birlikte devlet tarafından tanınır ve geniş yığınlara mal olur. 1501’lerde dönemin padişahı ii. bayezıt tarafından kırşehir’deki hacı bektaş dergahı’nın başına atanır. amaç; türk/ türkmen kızılbaş- alevi- bektaşi’yi iran’ın şiilik etkisinden korumaktır. bu durum bektaşilik’le devletin ilişkilerini arttırır. bundan sonra, devlet içerisindeki birçok yönetici bürokrat ve ulemadan insanlar doğrudan bektaşilik tarikatı’nın üyeleri olurlar.
balım sultan, hacı bektaş’tan sonraki “mihenk taşı”dır. bektaşiliğin toplumsal ve insancıl yönlerini, barışseverliğini ve yardımseverliğini ön plana çıkaran bir gönül eridir. yüzyıllardan beri gelen alevi- bektaşiliğe ait kuralları derlemiş ve dergahta bir düzen içerisinde yaşama geçirilmesini sağlamıştır. sözel olan bektaşi geleneğinde düzenlemeler yaparak, yazılı metin haline getirmiştir. yapısal olarak bektaşiliği “kurallara bağlamış”tır. balım sultan’la bektaşilik erkannamesi son biçimini almıştır. böylece geniş bir coğrafik alana yayılan bektaşilik uygulamasında “birörneklilik” sağlanmış olur.
balım sultan xvi. y. yılda bektaşiliği haydariliğin bir kolu, türevi olmaktan kurtarır, haydarilik etkilerinden arındırır. osmanlı devleti’nin de desteğini alarak hacı bektaş’ın adına yeniden yapılandırır.artık bu yüzyıldan sonra bektaşilik bağımsız bir tarikattır. diğer batıni- alevi eğilimli tarikatları içerisinde eritip özümleyecek güçtedir.
balım sultan yola, tarikatın pratiğine sürekli bir biçim ve içerik kazandıracak yeni etkiler getirmiştir. geliştirilen erkana göre yola girenlerle sıkı ilişki içerisinde örgütlenmiş bir bektaşi toplumu ortaya çıkarmayı amaçlamıştır. tarikata bir disiplin getirmiştir. kent içi ve kenti çevreleyen tekkelerde daha yetkinleştirilmiş “bir ritüel ve örgütlenme” başlatmıştır. giderek düzenlenmiş sistemin dışında kalan köy gruplarından farklılaşan, bir biçime ulaşmış bektaşilik tarikatı yaratmıştır. bu örgütünü kendisi tarafından kurulan sistemin “ruhani ve örgütsel” başı olan dedeler’le yaymayı ve yaşatmayı amaçlamıştır.çelebiler anadolu ve köylük yörelerde tutunurken, kentsel yörelerde balım sultan ekolü benimsenir. balım sultan, soydan alevi olmayanlara kapı açarak bektaşi olabilmelerinin yolunu açar ve alevi- bektaşilik alanında önemli bir reform yapar. dedebabalık’la yönetilen bektaşiliğin bu kolu ne var ki fazla yaygınlaşamamış, bugün ancak birkaç yüzbin kişilik bir topluluktan öteye gidememiştir.
balım sultanın getirdiği yeni usullerin en önemlileri “dedebabalık”, evlenmemiş(“mücerret”) babalık kurumu ve “mengüç”tür. ayrıca ibahilik, üçleme(teslis) ve hulul anlayışları da balım sultanla birlikte alevi-bektaşiliğe girer.
balım sultan’a kadar bektaşilik, genellikle kırsal kesimlerde ve köylük yörelerde tutunmuş, alevi- türkmen içerisinde benimsenme olanağı bulmuştur. özellikle aleviliğin bir türevi ve aleviliği yeniden biçimleyen, derneştiren, onları eğiterek disipline eden bir eğilim olarak kendini ortaya korken, balım sultan’la kentsel kesimlere ve osmanlı aydınları arasına da girmiştir. böylece bektaşilik tarihinde yeni bir dönem başlar ve bektaşiler; “köy bektaşisi”, “kent bektaşisi” olarak farklılaşırlar. kent bektaşiliğine “nazenin tarikatı” veya “babagan kolu (babalar kolu) ” da denir.
balım sultan, hacı bektaş’tan sonraki “mihenk taşı”dır. bektaşiliğin toplumsal ve insancıl yönlerini, barışseverliğini ve yardımseverliğini ön plana çıkaran bir gönül eridir. yüzyıllardan beri gelen alevi- bektaşiliğe ait kuralları derlemiş ve dergahta bir düzen içerisinde yaşama geçirilmesini sağlamıştır. sözel olan bektaşi geleneğinde düzenlemeler yaparak, yazılı metin haline getirmiştir. yapısal olarak bektaşiliği “kurallara bağlamış”tır. balım sultan’la bektaşilik erkannamesi son biçimini almıştır. böylece geniş bir coğrafik alana yayılan bektaşilik uygulamasında “birörneklilik” sağlanmış olur.
balım sultan xvi. y. yılda bektaşiliği haydariliğin bir kolu, türevi olmaktan kurtarır, haydarilik etkilerinden arındırır. osmanlı devleti’nin de desteğini alarak hacı bektaş’ın adına yeniden yapılandırır.artık bu yüzyıldan sonra bektaşilik bağımsız bir tarikattır. diğer batıni- alevi eğilimli tarikatları içerisinde eritip özümleyecek güçtedir.
balım sultan yola, tarikatın pratiğine sürekli bir biçim ve içerik kazandıracak yeni etkiler getirmiştir. geliştirilen erkana göre yola girenlerle sıkı ilişki içerisinde örgütlenmiş bir bektaşi toplumu ortaya çıkarmayı amaçlamıştır. tarikata bir disiplin getirmiştir. kent içi ve kenti çevreleyen tekkelerde daha yetkinleştirilmiş “bir ritüel ve örgütlenme” başlatmıştır. giderek düzenlenmiş sistemin dışında kalan köy gruplarından farklılaşan, bir biçime ulaşmış bektaşilik tarikatı yaratmıştır. bu örgütünü kendisi tarafından kurulan sistemin “ruhani ve örgütsel” başı olan dedeler’le yaymayı ve yaşatmayı amaçlamıştır.çelebiler anadolu ve köylük yörelerde tutunurken, kentsel yörelerde balım sultan ekolü benimsenir. balım sultan, soydan alevi olmayanlara kapı açarak bektaşi olabilmelerinin yolunu açar ve alevi- bektaşilik alanında önemli bir reform yapar. dedebabalık’la yönetilen bektaşiliğin bu kolu ne var ki fazla yaygınlaşamamış, bugün ancak birkaç yüzbin kişilik bir topluluktan öteye gidememiştir.
balım sultanın getirdiği yeni usullerin en önemlileri “dedebabalık”, evlenmemiş(“mücerret”) babalık kurumu ve “mengüç”tür. ayrıca ibahilik, üçleme(teslis) ve hulul anlayışları da balım sultanla birlikte alevi-bektaşiliğe girer.
balım sultan’a kadar bektaşilik, genellikle kırsal kesimlerde ve köylük yörelerde tutunmuş, alevi- türkmen içerisinde benimsenme olanağı bulmuştur. özellikle aleviliğin bir türevi ve aleviliği yeniden biçimleyen, derneştiren, onları eğiterek disipline eden bir eğilim olarak kendini ortaya korken, balım sultan’la kentsel kesimlere ve osmanlı aydınları arasına da girmiştir. böylece bektaşilik tarihinde yeni bir dönem başlar ve bektaşiler; “köy bektaşisi”, “kent bektaşisi” olarak farklılaşırlar. kent bektaşiliğine “nazenin tarikatı” veya “babagan kolu (babalar kolu) ” da denir.
belirli tipteki dinsel hareketlerin üyeleri tarafından benimsenen, yakın gelecekte, yeni bir çağın gelişini gösterecek olan yıkıcı değişmelerin gerçekleşeceği biçimindeki inançlardır.
avestanın bir bölümüne verilen addır. bundahişn,temel ve ya yaratılış anlamında olup uzay ve dünyanın yaratılışı sürecini ve sonucunu eski kaynaklara bağlı olarak anlatmaktadır.
hinduizmde bir devi, ulu (en üstün) tanrıça, formudur. bir aslanı süren ve birçok kolunda silahlar taşıyan, elleri mudra şeklinde bir kadın olarak tasvir edilir. tanrıçanın bu formu dişil ve yaratıcı enerjinin (şakti) tecessümü yani cismanileşmesi, vücut bulmasıdır.
bazı geleneklerde saraswati veya lakşminin enkarnasyonu olarak geçerken, diğer geleneklerde bu iki tanrıça (saraswati ve lakşmi) onun kız evlatları olarak geçer.
bazı geleneklerde saraswati veya lakşminin enkarnasyonu olarak geçerken, diğer geleneklerde bu iki tanrıça (saraswati ve lakşmi) onun kız evlatları olarak geçer.
tanrısı olan ahura mazda ile sürekli bir mücadele ya da savaş hali içinde bulunan kötülük ilkesi
m.ö. 4 - 5. yüzyıllarda yaşamış yahudi din adamı. islami kaynaklarda ismi üzeyir olarak geçer.
musevi ve hristiyan kaynaklarına göre ezra, israiloğullarından 5,000 kişiyi babildeki esaretten kurtarıp kudüse getirmiştir (m.ö. 459).
tanahta kendi ismiyle anılan bölümün yazarı olan ezra din adamlılığının yanısıra dini belgeleri kopyalamak ve kayıtlarını tutmakla da meşgul olmuştur. m.ö. 4. veya 5. yüzyılda museviliğin geçirdiği reform sürecinde çok önemli bir yere sahiptir.
nehemyanın gözetiminde yeniden inşa edilen kudüsün surlarını tamamlatmış, nehemyanın başlattığı reformlara devam etmiştir. yahudi toplumunun diğer ırklarla evlenmesini yasaklamıştır
musevi ve hristiyan kaynaklarına göre ezra, israiloğullarından 5,000 kişiyi babildeki esaretten kurtarıp kudüse getirmiştir (m.ö. 459).
tanahta kendi ismiyle anılan bölümün yazarı olan ezra din adamlılığının yanısıra dini belgeleri kopyalamak ve kayıtlarını tutmakla da meşgul olmuştur. m.ö. 4. veya 5. yüzyılda museviliğin geçirdiği reform sürecinde çok önemli bir yere sahiptir.
nehemyanın gözetiminde yeniden inşa edilen kudüsün surlarını tamamlatmış, nehemyanın başlattığı reformlara devam etmiştir. yahudi toplumunun diğer ırklarla evlenmesini yasaklamıştır
musevi yasal sistemini tanimlayan bir kavramdır. sözlü ve yazılı aktarılan emir ve nehiyleri kapsayan genel bir dini-hukuki bir kavramdır.
yaklaşık olarak babil talmudunun üçte biri ve yerusalem talmudununda altıda birini halaha oluşturmaktadır. halaha`da ki bir çok bölüm genel dünya kanun yapılarında da gözlenmektedir; sivil hukuk ve caza hukuku gibi...
halaha 613 emirden oluşmaktadir ki bu rakamın 365`i yasaklardan müteşekkildir. kökenini tora`da bulmaktadır.
yaklaşık olarak babil talmudunun üçte biri ve yerusalem talmudununda altıda birini halaha oluşturmaktadır. halaha`da ki bir çok bölüm genel dünya kanun yapılarında da gözlenmektedir; sivil hukuk ve caza hukuku gibi...
halaha 613 emirden oluşmaktadir ki bu rakamın 365`i yasaklardan müteşekkildir. kökenini tora`da bulmaktadır.
alman din bilgini. musevilik, hıristiyanlık, islam. bu üç dinin aynı kökene sahip olduğunu söylemiştir. bir ve aynı olan tanrının bu üç dinde aynı köklerde konuştuğunu ifade etmiştir.
din ve felsefede, max müller tarafından çıkarılmış, bir tanrıya bağlanırken diğer tanrıların varlığını da kabullenmeyi tanımlar. yunanca heis theos, "bir tanrı". müllere göre bu, "prensipte monoteizm, gerçekte (uygulamada) ise politeizm"dir. terimdeki varyasyonlar içlemci monoteizm ve monarşil politeizm, fenomenin farklı fromlarını ayrıştırmak için ortaya atılmıştır. ilgili terimler ise monolatrizm ve katenoteizmdir ki bunlar genellikle henoteizmin alt tipleri olarak anlaşılmıştır.
(bkz: ölse de yesek)
brezilya başbakanı tarafından "tosun" şeklinde anılan futbolcudur kendisi.
hinduizmde uzun ve karmaşık geçmişe sahip bir tanrıçadır. ilk dönemlerden beri süregelen vahşet ve öfke yaratığı niteliği bugün hâlâ etkiye sahip olsa da, daha kompleks tantrik inançlar zaman zaman onun görevini ve rolünü mutlak gerçek veya varlığın kaynağı gibi nihai mevkilere taşımıştır. sonuç olarak, daha yeni (güncel) sayılabilecek adanış hareketi kaliyi daha çok bir ana tanrıça olarak tasavvur etmektedir. kali deva (tanrı) şivanın yanı sıra birçok devi (tanrıça) ile ilişkilendirilmiştir.
ortaçağ’da fransa’nın albi bölgesinde ortaya çıkan, 12. ve 13. yüzyıllarda avrupa’nın batı kısmındaki ülkelerde etkili olan bir tarikattır. din tarihçilerinden bazıları bu tarikatı hıristiyan tarikatlar sınıfına sokmaya çalışmışsa da, kilise’nin görüşlerine karşı çıkmış ve reenkarnasyonu kabul eden bir tarikattır.
yeryüzündeki birçok inanç, gelenek ve mitolojide bulunan üçlü ilah grubuna (üçlemeye) hinduizm ve hint mitolojisinin çeşitli ekollerinde verilen addır. bu üçlü ilah grubu hindu tradisyonunda brahma, vişnu ve şiva. aslında trimurti sözcüğü "üç yüzlü ilah" anlamına gelir. yani üç ayrı fonksiyonu olan tek bir ilah sözkonudur: brahma olarak yaratır, vişnu olarak hükmeder, şiva olarak yok eder. bir başka deyişle üç ayrı ilah yoktur; tek bir birimin üç ayrı fonksiyonunu gösteren üç tezahür sözkonusudur. her ne kadar adı geçen üç ilah eril olsa da, trimurtinin ve genel olarak tanrısal gücün dişil bir yönü de bulunur. bu dişil yön üç ilahın ilâhi eşleri olarak sunulan üç tanrıça ile vurgulanır ve betimlenir. bunlar sırasıyla: sarasvati, lakşmi ve durgadır.
ispanyanın barselona şehrinde bulunan modern mimarinin öncülerinden sayılan antonio gaudi tarafından 1882 yılında yapılmaya başlanılan fakat antoni gaudinin 1926 yılında bir tramvayın altında kalarak ölmesi sonucu yarım kalan bir bazilikadır. yapımı halen devam etmektedir. halk arasında bitmeyen kilise olarak da bilinir.
yezidilikde kitab el celve ile birlikte kutsal sayılan iki kitaptan biri.
15. yy da yazıldığı tahmin edilen bu kitap, yezidilerin mitolojisini anlatır. ayrıca kitabın sonunda yezidilerin yapmalarının yasak olduğu eylemler ve yemelerinin yasak olduğu yiyecekler bildirilir.
15. yy da yazıldığı tahmin edilen bu kitap, yezidilerin mitolojisini anlatır. ayrıca kitabın sonunda yezidilerin yapmalarının yasak olduğu eylemler ve yemelerinin yasak olduğu yiyecekler bildirilir.
teolojide çoğunlukla kilise bilimi konusu altında işlenen bir konudur. genel anlamda misyonerlik, misyoner faaliyetler ve evangelizm benzeri konuları ele alır. hristiyan teolojisi ve özellikle de kilise bilimi içerisinde önemli bir yere sahiptir.
tevratta geçen musevi ırkının ve insanlığın cennete girmesi için uyması gereken emirlere verilen isimdir. tevratta toplam 613 adet mistvot bulunmaktadır. cennete girmek için hz. musanın öğütlediği 7 emir dışında bu mitsvotlara da uyulması gerekmektedir.
bir politeizm tipidir. birçok tanrıların var olduğuna inanmakla birlikte bu tanrıların her birinin sadece kendisine tapan kişilere karşı güçlü olduklarını (sadece o kişiyi etkileyebildikleri) öne sürer. böylece monolatrist bir kişi birden çok panteonun varlığına inanırken bunlardan sadece kendisinin bağlı bulunduğu inancın panteonun kendisini etkileyeceğine inanır.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?