confessions

angelus

- Yazar -

  1. toplam entry 19883
  2. takipçi 1
  3. puan 442037

protezbacaklıdoctor

angelus
yılbaşında kendi üstünde minik bir kilidin bulunduğu, hatıralarını yazabileceği bir defter hediye etmek istediğim bireydir. zannediyorum bu sayede kişiler ile ilgili anılarını da sözlüğe zerketmekten vazgeçecektir. ne hoş. evet.

what else is there

angelus
vokalinde karin dreijer’in olduğu leziz bir röyksopp şarkısıdır.

it was me on that road
but you couldn´t see me
too many lights out, but nowhere near here

it was me on that road
still you couldn´t see me
and then flashlights and explosions

roads and getting nearer
we cover distance but not together

i am the storm i am the wonder
and the flashlights nightmares
and sudden explosions

i don´t know what more to ask for
i was given just one wish

it´s about you and the sun
a morning run
the story of my maker
what i have and what i ache for

i´ve got a golden ear
i cut and i spear
and what else is there

roads and getting nearer
we cover distance still not together

if i am the storm if i am the wonder
will i have flashlights nightmares
and sudden explosion

there´s no room where i can go and
you´ve got secrets too

i don´t know what more to ask for
i was given just one wish

plaza de mayo anneleri

angelus
bir emirhan oguz şiiridir aynı zamanda. şöyle ki;

künyemde onbeşbin ad okunuyor
hem derin uçurumlardayım hem kör dehlizlerde
her evin temel çukurundayım
mezarım belirsiz
yedi yıl yirmiyedi mevsim anne
kurudu kanım tank paletleri altında
törenleriyle sirenleriyle çiğnediler cesedimi
gözlerimi kara çaputlarla bağladılar
çaldılar benden günü geceyi
gördüm kaç genç kızın gelinliğini kirlettiler
kaç bebeğin beşiğini sarstı postalları
gördüm anne
çelik miğferleriyle tuttular sabahın kapısını
sorgulara taşındım
mitralyöz tarakaları yaladı
çiçek tarhlarında çürüyen saçlarımı
dinle anne
bir desparesido’nun kurşun geçmez sesiyim
beni bir dağın kıyısında vurmuşlardı
mezarım belirsiz
erimiş gözlerinin menevşe vakti
yirmiyedi güz yaşlanmışsın anne
kayısı dallarından süzülen yağmur damlası gibi
akardı ayışığı boynundan omuzlarına
rüzgar ıhlamur kokusu getirirdi dağdan
ocakta közler ışıldardı
kıvılcımlar uçururdu ateşböceklerinin ışığına
ölü demire can veren elleri baba’mın
çocuk gözlerimizde duyardık anne
göçer kemanların çağrısı gelirdi uzaktan
koşar gelirdi ablamın ezgili sesine
acı aşk şarkıları kır gecesinin
dinle anne
bir desparesido’nun ağıt tutmaz sesiyim
beni bir gecekondu avlusunda vurmuşlardı
mezarım belirsiz
dumanrengi bir gökyüzü anne
çökerdi karanlık sokaklarına akşamın
oturup camın kıyısına yolumu gözlerdin
kirpiklerine değerdi pervazdan sızan rüzgâr
kulağın kapıda korkuyla ürperirdi yüreğin
dışarda kar anne karda ayak izleri
neyi anlatırdı geceye bırakılan kâğıtlar
onlar hiç ana sütü emmemişlerdi
ve anaları hiç oğul emzirmemişti onların
birağızdan söylenmemiş türkülerle ışıyacaktı
gün bizim sokaklarımızdan akacaktı kentlere
dinlerdi gözlerin iri iri açılırdı
bugün haftanın dördüncü günü anne
son perşembesi eylülün
mayıs meydanı’nda ilk çiçeklerini açıyor bahar
ve başörtün
ülkemin mavi kelebekleri gibi
dalga dalga uçuyor saçlarında
bir öfkenin öce yargılı sesisin anne
sarmışlar çevreni sırmalı kollarıyla
parmakları tetikte dirsekler kenetli
kaçırıyorlar gözlerini gözlerinden
gizlemeye çalışıyorlar yüzlerini
susturmak istiyorlar acı aşk şarkılarını kır gecesinin
silmek yok etmek istiyorlar kardaki ayak izlerini
seni yirmiyedi güz yaşlandıranlar
sana plaza de mayo’nun delisi diyorlar anne
çelik yelekleriyle uykularını basıp
gelinlik kızlarına saldıranlar
sana perşembe’nin delisi diyorlar
bugün haftanın dördüncü günü
ilk perşembesi ekim’in
mayıs meydanı’nda yuvalarını kuruyor kırlangıçlar
ve senin yumruklaşan ellerin
tıpkı sonsuz toprakları gibi ülkemin
doğacak günü taşıyor avuçlarında
bir acının sevince yazgılı sesisin anne
yolumu bekleyen gözlerin
bir daha göremeyecek karda savrulan atkımı
o emekçi ellerinle saçlarımı saramayacaksın
ama üzülme
gölgemin değdiği duvarlardan
tülden bir esintiyle geçecek mayıs sabahı
gün gelecek
sevinçle savurarak sigara dumanını
şarkılar söyleyecek fabrika kapılarında kardeşim
ve sen her perşembe geleceksin
ve mezarımın toprağını hep gizleyecekler senden
bugün dördüncü günü haftanın
acıyı ve özlemi
umudu ve öfkeyi çağırıyor mayıs meydanı’nda toprak
duy çağrımı
ağarmış kızılderili alnınla gel anne
yorgun bilekleriyle ayaklarının
yurdumun uçsuz bucaksız pampaları gibi
üretken öpülesi ellerinle gel
toplumezar çiçeklerinden topla türkümü
türkümü söyleyen melez sesinle gel
listelerde onbeşbin kayıbım anne

onbeşbin ölü...

onbeşbin kayıp...

apologize

angelus
timbaland ın yine hiçbir şey yapmadan harikalar yarattığı eser olmuştur.


i’m holding on your rope,
got me ten feet off the ground
i’m hearin what you say but i just can’t make a sound
you tell me that you need me
then you go and cut me down, but wait
you tell me that you’re sorry
didn’t think i’d turn around, and say...

it’s too late to apologize, it’s too late
i said it’s too late to apologize, it’s too late

i’d take another chance, take a fall
take a shot for you
and i need you like a heart needs a beat
but it’s nothin new
i loved you with a fire red-
now it’s turning blue, and you say...
"sorry" like the angel heaven let me think was you
but i’m afraid...

it’s too late to apologize, it’s too late
i said it’s too late to apologize, it’s too late

it’s too late to apologize, it’s too late
i said it’s too late to apologize, it’s too late
it’s too late to apologize, yeah
i said it’s too late to apologize, yeah-
i’m holdin on your rope, got me ten feet off the ground.

açıksözlü olmak

angelus
düşünülenin dile getirilmesi safhasında "ulan ben böyle diyorum ama du bakalım" şeklinde bir alt metinde düşünmeden konuşma hadisesidir. zaman zaman "lan ne güzel ben her şeyi söylüyorum, içim dışım bir oh yee" derken patavatsızlığı da beraberinde getirir, arada aşılması çok basit ince bir çizgi vardır.
228 /

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol