toplu taşıma araclarında esen teyze terörü

ares
evladım son duraktan geçermi yada hospital hastanesine gidiyormu diyerek milleti katleden kişilerdir...
greyfurt
aslen sun tzu kokan başlıktır. bilindiği gibi ilk minibüsler çinde icat edilmiş olup, beygir gücü ile çalışan ahşap araçlardır.
cihanmusul
garip diyaloglara neden olan durumdur...
teyze:saat kulesine giser mi?
şöför:evet teyzeciğim gider.
teyze de o anda arkasına dönüp o zaman ben gelmiyorum der...

daha başka bi şekilde bilhassa tek bindiği andan itibaren insanları tereddütlere boğar...girmeden önce filan yere gider mi diye sorar.kapıdan girdiğinde aynı anda 7 kişi kalkıp yer verir.bi yere oturan teyze aynı yeri bi daha sorar.şöför şevki kırılmış bi tonla cevap verir.bundan yılmayan teyze gideceği yere yakın yerleri etrafındakilere sormaya başlar.bu arada fiyatlar sorulur para uzatılınca da büyük ihtimalle eksik çıkar ve bi daha uzatılır.yola devam edildikçe içerdekileri teyze nerde inecek korkusu sarmaya başlar.büyük ana gelmeden teyze inceği yeri gördüğü anda söylediğinde şöför ilerde durmak zorunda kalır.teyze de bu arada kızgın bi ifadeyle "allah alla" deyip maceraya son noktayı koyar
amphibia
alpay erdem’in bu konuda şaheser niteliğinde tespitleri vardır.herkesin de bi teyze karşısında mağlubiyeti olmuştur.ben özellikle izmir-istanbul arası yolculuk yaparken feribottaki tuvalet sırasında "yavrum bu küçük çocuk bak sıkışmıştır" (çocuk 11 yaşında falan)ya da "evladım ben yaşlıyım şu araya ben girsem" diyip kendi çoluk çombalağını tuvalete sokmaya çalışan teyzelerden şikayetçiyim.
lan kelimesine bayilan yazar
türk gencine inanılmaz zayiat verdiren, ülke gelişimine büyük darbe vuran terörizm dalgasıdır. beyin göçücün temel sebebi olduğu konusunda tezler, kitaplar yazılmasına karşılık kamuoyu konuya duyarsız kalmıştır. belki de duyarsız kalması sağlanmıştır. beki de...
avrupa devletlerinin bu teyzelerin gizli finansörü olduğu konusundaki iddialar henüz yeni... zaman tüm gerçekleri ortaya çıkaracaktır.

mağdurlar anlatıyor:

(minibüs versiyon)

ıslaktı kaldırımlar. soğuk bir kış akşamıydı. yağmur ciseliyor, arap kızı ise kahvesini yudumlayarak koşuşturan insanları izliyordu camdan. telaşlı kalabalık adımlarını hızlandırıyordu yürüyüş hızlarının birim alana düşen yağmur oranını etkilemeyeceğini hesap etmeden... umarsızca...
bense sevgi kelebeği gibi hissediyordum kendimi yağmur altında çiçek taşırken...
soğuktu.. yağmur yağıyordu kadıköy de. üşüyüp ıslanıyordu çiçeklerim... ölüyordu sanki içimde ölenler gibi..

otobüs durağına yaklaştıkça adımlarımı sıklaştırdım ve sıraya usulca sokuldum. önümdeki bağyan irkildi, ehe pardon dedim 2 adım geriledim utanmazca. minibüse biner binmez yer bulma kaygısı ile kolumu iki kişinin arasından kendinden emin bir şekilde uzatıp boğuk bir sesle bi bostancı alır mısınız dedim, bir daha görmeyeceğim insanlar nezninde puan kaybetmemek için... her şey iyiydi yani.. oturdum koridor tarafına taktım kulağıma ay podu, verdim müzeyyen senar ı, huşu içerisinde...

tamam derken onunla göz göze geldim. evet. ağzıma sıçan bu andı işte. minibüsün dışında, sonraki vasıta için rambo edası ile sıra bekleyen, alanında uzman vahşi bir teyze ile kesişmiştim. bakışları karşısında kendimi 5 yaşında savunmasız ve çırılçıplak bir çocuk gibi hissetmiştim ve tahmin edileceği üzere bunu hisseden sadece ben değildim.
her ne kadar şairane olmasa da ağzımdan dökülüverdi kelimeler: hassiktir. sıçtık!

teyze kalabalığı hızla yararak minibüse bindi. bir hulk, bir atak halindeki pikachu, efendime söyleyim bir maganda idi artık gözümde. hoyratça düzelttikten sonra başörtüsünü, üç kişiyi tartaklayıp yanıma kadar geldi.

ayırmıyordu gözlerini gözlerimden.
sikerim belanı kalk yer ver bana! der gibi baktı. ya teyze bak valla acayip yorgunum. çanta bir, çiçek iki.. bu mutlu günümde beni yorma teyze der gibi baktım. bana ne lan mcık! sosyal sorumluluk duyguların hiç mi gelişmedi? anan baban kim senin..! der gibi baktı. kalkmıyorum monacoyum. yeter lan nedir sizden çektiğim. kuruttunuz lan gençliğimi... der gibi bakıp noktayı koyduğumu zannederken tabiatı gereği teyze yeniden çirkefleşti.

-vallahi biz böyle değildik. ayıp! bizim zamanımızda büyüğe saygı vardı. cık cık cık yaptı...

ardından tüm gözler odaklandı üzerimde. ağırlığı hissettim. ateş bastı. haykırmak istedim çıldırasıya;

toplu taşıma araçlarındaki teyze sömürüsü son bulacak! yaşasın ezilen minibüs mağdurları. yaşasın kardeşçe seyahat. tek yol minibüs yolu!

olmadı... yapamadım...
hayvanlığımla kaldım. toplu taşıma araçlarının kadrolu elemanı olan özgüveni yüksek bıyıklı adam son darbeyi de vurdu:

- cık cık cık. terbiyesizlik.
- cık cık cık... (tüm minibüs aynı anda)

yıkıldım...

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol