tiyatro mu sinema mi

mossa
tiyatro,her zaman için olmasada genel olarak, daha çok zevk verir. hem oynayan oyuncuya, hemde izleyiciye. kar$ı kar$ıyasınızdır ve ne montaj ne de abartılı efekt vardır ve ses tonuda yapay gelmez,acı,hüznü sevinci hissedersiniz.
sinema ise, montajdır.üstüne dublaj yapılır,onun üstüne de bam güm bam güm abuk sabuk gerekli gereksiz bir sürü efekt eklenir ve yapaylaştırılır.

(sinemanın da faydası vardır tabi,dünyaca ünlü yetenekleri tanır,dünyaca ünlü eserleri izlersiniz..)
stella
"bu da soru mu?" denilmesini saçma buluyorum çünkü; oyuncularla yapılan röportajlarda sık sorulan bir sorudur bu. "daha fazla hangisinde oynamayı tercih edersiniz?", "sahnede mi yoksa film setinde mi kendinizi daha iyi hissediyorsunuz?" gibi anlamlar içerir.
hepimizhiciz
apayrı sanat dalları olmasına rağmen, sürekli ikilemde bırakılmaya çalışılan soru öbeği. anneni mi daha çok seviyorsun babanı mı sorusundan hallice.
hamartyl
sinema ile tiyatroyu kıyaslamak elma ile armutu birbirine karıştırmaktır.fotoğraf nasıl resim sanatını ortadan kaldırmadı ise sinema da tiyatroyu yok edemez. halkın sinemaya ya da televizyona kaymasının nedeni tiyatronun her zaman kötü çocuk olmasıdır. antik yunanda komedyanın ( eski komedya ) bir bölümünde oyuncular oyunu bırakır ve seyircilerle etik, estetik, politik her konuda polemiğe girerlerdi. bu yüzden tiranlar komedyayı yasaklamıştır. aynı şey orta çağda kilise tarafından , dinsel içerikli oyunlar dışında ki tüm oyunları yasaklayarak devam etmiş, tiyatrolar roma’da şehirlere sokulmamış, ingiltere’de kraliçe yasaklar getirmiş v.s...
osmanlı’da da farklı değil, bırakın ortaoyununu , karagöz oynatmak bile zaman zaman yasaklanmıştır. meddah, oyuncu, hayali kaç kişinin cezalandırıldığı bilinmez. üstelik tuluat tiyatrosu yine böyle bir yasaktan doğmuştur. padişah güllü agop dışında metinli tiyatro oynanmasını yasaklamıştır. diğer tiyatrolarda bildikleri metinleri ortaoyuncularına aktarıp doğaçlama oynamaya başlamışlardır.
hasılı kelam, tiyatro her zaman egemen güçlerin gözünü korkutmuştur. halktan uzak tutulmaya çalışılmıştır ve buna tiyatrocular da katkı yapmış , elitleşmiş bir sanat ortaya çıkmıştır. bugün kitleler shakespeare, beckett, stopard izlemiyor ise bu onların suçu değil, onları bu hale getiren ( eğitimsizlik, geçim sıkıntısı, yozlaşma) egemenlerin suçudur.
buz gibi bir aralık ayında, beş yüz yıllık taş bir binada, binikiyüz insan ki çoğu bir ay içinde defalarca izlemesine rağmen, titreyerek ama vazgeçmeden onbir gece birbirimizi ısıttık. ücretsiz olduğu için doldu o salon ve anlayacakları dilden konuştuğumuz ve oynadığımız için.
yetimhanede kalan çocuklar gelirdi her gece izlemeye, oyunları ezberlemişlerdi , onlarla oynadık son oyunu, içlerinde konuşma sorunu olan bir yavrucak vardı. bir şey istiyordu, anlamıyordum, tavşan diş kullanıyordum bir rol için ona hediye ettim, dişleri takıp, garip sesler çıkararak beni taklit etti...
dario fo’ nun comedia dellarte den çağdaş halk tiyatrosunu yaratmasını örnek alıp, çağdaş halk tiyatromuzu gerçekleştirmeliyiz. haldun taner’ in bıraktığı yerden.

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol