nerde o eski çizgi filmler

0 /
bir bilen
arabaların "sen kol oldun ben bacak mı olamadım" demeyip birlik oldukları, dağ tepe başıma iş mi gelir demeden dolanıp keçi sütü ve ekmekle beslenmenin normal karşılandığı, balon içinde yolculuk edilip düşmanların cayır cayır yandığı, futbol sahası dediğin alanın tepe tepe olup koş koş bitmediği, arka bahçede beslenen dinazorun pizzaya olan merakı... daha nicesiyle gözleri dolu dolu olan ergen irisinin serzeniş cümlesi.
ozee
bakkala yazdırabildiğin sınırsız veresiye ile birlikte memur olan anne ve babanın yükünü hafifleten şeylerdir.

özellikle show tv deki çocuk kuşaklarıdır. okuldan sonrası öğleden sonralarını hipnotize olmuşcasına tv başında geçirmeye neden olan hedeler.

benim çocukluk dönemime damgasını vuran çizgi film; başlarken çıkan yazılardan, söylenen şarkılardan japon filmi olduğunu düşündüğüm çiko diye tombul kısa boylu bir veletin maceralarını anlatandır. bariz cinsel içerikli, sapkın bir temada oluşuyordu tüm maceralar. bu velet her türlü müsabakaya giriyor ve ne zaman bir kız iç çamaşırı görse, temel reisin ıspanak yediğindeki enerjisine sahip olup alt ediyordu rakiplerini.

scooby doo başladığında evin perdelerini kapatıp ambiyansı yakalamaya çalışır, suçluyu kızıl, kısa saçlı gözlüklü kızdan önce bulmaya odaklanır, her seferinde kaybederdim.

tsubasa ve nankatsu takımının bir bölüm boyunca yokuş yukarı yarı sahayı geçip, tsubasa nın kameraya bakmayan açılı bakışlı triplerini, vakabayişinin karizmatik tavrını, füze gibi gelen topu göğsünde yumuşatabilen kendisinin affına sığınarak adını unuttuğum 4 numaralı abimizi, misakinin tsubaya rakip olup olamayacağı endişesini artık bana hiç uğramayan farklı bir heyecanla izlerdim.

(bkz: taş devri)
(bkz: jetgiller)

nickimi kaybettim kenan ilinde
tsubasa yı izlemek için kalkmam gereken saatten bir saat önce,daha hava karanlıkken kalkardım.beni o saatte kaldırabilecek başka bir güç olduğunu sanmıyorum.ayrıca sınıfa gittiğimizde kritiğini yapardık.tabii teneffüslerde yaptığımız maçlarda da bahçeden "kartal vuruşuuuu","kaleci vakabayaşi kurtardıııııı"nidaları yükselirdi.

(bkz: eskidendi çok eskiden)
armes
eskiden bi de monchhichler vardı monçiçi çıktı diye sevintrak bi şey olurduk çok tatlı yaratıklardı.
armes
kedinin fareyi,kuşu kovaladığı şeker kız candynin aşk hayatını konu alan çizgi filmlerdi onlar şimdi ki gibi seni seçtim pikacu lan pica gebertsene karşındakini bak yoksa akşam yemeği yok sana vur kır parçala uç gibi çizgi filmler yoktu herşey daha natureldi.

(bkz: okullarda artan şiddet olayları)
sepulturk
seksenlerde yaşamış şimdinin çoğu yetişkinlerinin ve gençlerin ne zaman toplansa birbirlerine sorduklarını soru. akabinde hemen ilk önce clementine muhabbeti açılır nasıl korkarak izlendiği anlatılır. varyemez amca’dan bahsedilir, vikingler’in boynuzları tıklatılır, voltron’un kulağı çınlatılır.

bu muhabbetleri yapan nesil şimdiki nesilden her zaman çok daha şanslı olacaktır. çünkü çizgi filmler o zamanlar en saf duygulara hitap eden şeylerdi, şimdi ise hepsi ticari kaygıların tavan yaptığı düşüncelerle yapılıyor ve nasıl olduğunu anlamadığım bir şekilde kötülerin kazandığı bile oluyor! bizim çocukluğumuzda hep iyiler kazanırdı. o yüzden nerde o eski çizgi filmler?
0 /

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol