gün

ev hanimlari ve emekli hanimlarin duzenledigi, pasta, borek ne ararsaniz hepsi pisirilmis olan toplantilardir. bir suru kadin sesi, herkes kendi arasinda konusur, evde buyuk bir ugultu ve kahkaha sesleri yukselir. yemek servis edildiginde ortaligi bir sessizlik hakim olur. onun yerini catal, bicak, cay kasigi sesleri yer alir, aradan 15 dk gecer. ve muhabbet yemek mevzusuna kayar.

-aaa ayse hanimcigim, bu kek ne guzel olmus, ne koydun icine...
-ay murvetcim biraz limon kabugu rendeledim
-ahh ben de boregin tarifini rica edeyim, ben hic mantar koymamistim ne guzel oluyormus...

bu muhabbetten sonra tekrar hanimlar ellerine islerini (orgu, dantel) alirlar ve tekrar bir ugultu, kahkaha, samata...

esi eve erken gelirse "eyvahhh!!!" modunu takinir hemen (adamcagiz ne yapsin heryer kadin)
ev hanimlarinin tertip ettigi boreklerin pastalarin yapildigi,en saglam dedikodularin dondugu toplantilardir.okuldan erken donuldugunde karsilasilmasi durumunda kesinlikle evden kacilmalidir.kadin kahkalarinin ve cocuk ciyaklamalarinin birbirine karistigi gurultulu bir ortamdir.kulakta gecici duyma bozukluklarina sebebiyet verebilir.
son zamanlarda pc de geçmeyen zaman dilimlerinde sözlüğe bunları bunları da yazayım diye düşündüğüm, pc de geçen zaman dilimlerindeyse "ulan ne yazacaktım?" diye ekrana boş boş baktığım 24 saatlik vakit.
çin mitolojisinde toprak tanrısı, sarı imparator huang di’nin erkek torunu, da yu’nun babası. cennetin yanından geçen büyük sel baskınında yaptığı hatadan dolayı gong gong tarafından küçük düşürülmüş ve cezalandırılmıştır.bir rivayete göre, o bu hatasından dolayı ateş tanrısı tarafından idam edilmiştir.
her anının iyi değerlendirilmesi gereken olgudur. zaman gelince, yaşayacak bir gün kalmayınca anlaşılmamalı değeri.
büyük şehirlerde tanık olmadığım kadınların kilo almak için ve dedikodu yapıp sosyalleşmek için bir araya geldiği toplantı çeşidi.
on küsür yıl önce bilgin grubu’nca çıkarılan, -sanırım- türkiye’nin ilk tabloid gazetesi.
ben diyeyim 40, siz deyin 50, öteki desin 60 sayfa...
tamam, sayfalar kolay çevriliyordu ama bu defa da o koca yığını birarada tutmak zorla$ıyordu.
heves ettik takıldık, the sun falan... milyonlarca satan ingiliz tabloid gazetelerine özendik hep birlikte.
gitmedi... tutmadı.
$ikayet de ederiz ama bol boyalı ve büyük boy gazeteyi seviyor bu toplum.
yirmi dört saatte bir biten bir şey. dört tane sıfırı yanyana koyduk mu doluyor bunlar. ama nasıl bir şeyki tekrardan boşalıp tekrar dolmaya başlıyor. hep böyle sürüp gidiyor. hiç demiyor ki "ben bırakıyorum arkadaş bu sefer dolmucam bakın siz çarenize" diye. bir ltuf gibi sunuluyor önümüze o kadar kolay harcıyalım diye. bizse neler yapıyoruz nasıl dolduruyoruz zaman dilimini herkes için tartışılır bir durum. ya sıkmsıkı dolar ya da gerektiği gibi dolar her kişi için bu zaman dilimi.

mühim olan hepsini manalı bir şekilde doldurup sonunda uzun zaman geçti deyip iyi bir hayat yaşadı dedirttirebilmektir.
0 /