balkon

mesaq
mahalle havasının sürdüğü yerlerde evin vizyonudur. sosyalleşme durağıdır. evin dışa taşan kısmıdır ki bu yüzden de karakter sahibidir. kapıları kilitleyip televizyonlarını açanlara nisbet edercesine daha hümanist bir öz taşır bağrında.
tokalon
sigara çay partisi yapılan, herseferinde ’aaa karşıya yeni birileri mi taşındı’ sorusunu sorduracak kadar mahalleye hakim pozisyonda duran,sardunyaları kendine pek yakıştıran bir ev çıkıntısıdır.
membrane
jean genet tarafından yazılan bir tiyatro oyunu. oyun, sınıflar arası çatışmayı ve herkesin kendi hayal dünyasında yaşıyor olduğunu ortaya koyuyor. aslen oyun, insanların hayallerindeki karakterlere bürünerek düşlerini gerçekleştirdiği büyük balkon isimli bir genelevde mama, çalışanları ve müşterileriyle geçse de, sahne dışında da halkın kraliyeti devirmek için ayaklanması (asiler) konu ediliyor. oyun atolyesi tarafından sahnelenmiş bir oyun, oldukça küfürlü. zaten yazar metnin altına " eğer bayan oyuncular küfür edemeyecekse oyunda rol almasınlar "diye not düşmüş.
salavin
sezai karakoç’un bir şiiri.

çocuk düşerse ölür çünkü balkon
ölümün cesur körfezidir evlerde
yüzünde son gülümseme kaybolurken çocukların
anneler anneler elleri balkonların demirinde

içimde ve evlerde balkon
bir tabut kadar yer tutar
çamaşırlarınızı asarsınız hazır kefen
şezlongunuza uzanın ölü

gelecek zamanlarda
ölüleri balkonlara gömecekler
insan rahat etmeyecek
öldükten sonra da

bana sormayın böyle nereye
koşa koşa gidiyorum
alnından öpmeye gidiyorum
evleri balkonsuz yapan mimarların.

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol