bakkal

cirkinbeti
her gün kapısında asılı olan ’cumaya gittim gelcem’ yazısıyla karşılıyor bizi ; anlamıyorum bu adam ya sahiden her gün cumaya gidiyor yada esnaf arası en akideli benim imajı çiziyor; he birde geleceğim kısmı var bu nasıl bir aymazlıktır , kadere karşı çıkma, isyan, direniş ne ararsan var o cümlede.
her gün cumaya gitmeyen ve gittiğinde geleceğinden emin olmayan bir bakkal istiyorum .
he bir de illuminati örgütü gibi ekmekleri üçgen üçgen dizmeler , para alırken tek göz kapamalar , para üstü verirken 666 kuruş falan demeler , yerleri damalı motiflerle süslemeler , dükkan içinde ’çocuklarımız eğlensin ’ diye baykuşlar tavşanlar , hoş mu bu yapılan , hiç değil hiç !

burasi istanbul haci
tabiri caisse artık ölmüş esnaftır her yerde market ağları almıştır..eskiden her sokakta veya birkaç sokakta tek bakkal olurdu gider ondan alış veriş yaaprdık yeri gelir parasız pulsuzdada ekmek alırdık ama günümüzde her yerde grosmarketler var paramız yetmediğinde hiçbir şey alamayız.

bu sabah marketten 1 ekmek alayım dedim ve cebimden 60 kuruş felan çıktı ekmekte 80 kuruş hiç verir mi market para eksik ! aradaki 20 kuruş için atm kartımı kullanmak zorunda kalıp 80 kuruş çektirdim yazık yazık çok yazık bakkalların kıymetini bilemedik..
angelus
gerek ekmek olsun, gerek yumurta olsun ufak çaplı alış/verişlerin yapıldığı, toplam birkaç dakikalık mesainizi harcayabileceğiniz, ve bu sebeple geniş perspektifli bir para hesabı olmadığı için evin en küçük bireyin yollandığı bölgelerdir.

ama marketler öyle değildir. buraya evin annesi, babası, veya herhangi bir büyüğü, olmadı bunlar bi kombine oluşturup o şekilde giderler. zira alış/veriş geniş çaplı olacaktır. zira ödenecek miktar evin küçük çocuğunun bir anda hesaplayamayacağı şekilde olacaktır. kimse bu riske girmek istemez. insan bakkalda yaptığı alış/verişin kat be kat fazlasını burada yapar çünkü. bazen istemeden de olsa yapar. unutkan bireylerin kağıt/kalem, hafızası kuvvetli bireylerin ise hafızalarında oluşturduğu alış/veriş listesinde bulunan maddeleri tek tek almaya başlar, sonra hiç anlamadığı o kısa zaman aralığında anlamsız bir gaza gelip peynir, zeytin, süt, zeytinyağı, pirinç felan alayım derken yaşamının herhangi bir dilimi içerisinde siksen kullanmayacağı ürünleri alırken yakalar kendini. işte tam bu noktada evde "büyük" olarak sıfatlandırılan bireylerin bu alış/veriş macerasındaki önemi ortaya çıkar. zira küçük çocuk o gereksiz materyalleri geri bırakmaktansa satın almayı tercih eder. ama büyükler yapmaz böyle. onlar her şeyi hesaplayarak alırlar, gereksiz şeyler almaz, güvenmek gerekir onlara. evet.

edit: tamam lan tamam gereksiz bi alış/veriş yaptım bugün. annem ceza olsun diye yazdırdı bu entry.
shibumi
supermarketler karsisindaki gerileyislerinin onlenmesi amaciyla bi ara bakkalim adli basarili olamayan bir organizasyonla modernlestirilmeye calisilan bilumum ihtiyacin bulundugu yerler.
emofa
paranin olmadiginda gelip yazdirlilan paramiz oldugundada super marketlere degistigimiz hatta market posetini gizledigimiz kisiler ve calistirdigi dukkanlara verilen isimdir
darth sidious
kapitalist duzene yenik duserek yerlerini yavas yavas market ve super marketlere birakmis esnaf takimidir. hatta migros bakkallara yardim! amacli kar payi almarak bakkal dukkanina ortak olmakta ve bu dukkanlara da bakkalim adini vermektedir. artik osman amca’dan veresiye seker almak cok kisi icin mumkun degildir.

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol