adrenokortikotropik

4 /
satolina
agladım.. susturdun
agladım .. yine susturdun
güçsüzdüm, yenilmiştim taştan sandıgım kalelerim kumdan çıkmıştı un ufak olmuştu elimde ... topladın
sonra sustuk,birbirimize baktık .. aynı şey için agladık
kanadık..
senin de ellerin kanıyordu oysa unuttun kendini yaralarımı sardın , kendimi unuttum yaralarını sardım..
ıslandım ( söylemedim ama sen üzülme diye )
korktum sonra kaybetmekten korktum .. yanımdaydın
hayatımı beyaza boyamak istedim , elinde fırça ve boyalarla benden önce ordaydın..
yalan oldu bir şeyler .. sen doğru kaldın
şimdi varsın... iyi ki varsın
freagl dreams
eleştirme noktasına gelip kıyamadığım bilgiçtir. hani tanımam etmem tanışıp muhabbet edememe durumuna gelecek te değilim ayrıca..
nerobianco
teşekkürü borç bildiğim insan.
bunu iletmek isterim kendisine son kez;

kucugum daha cok kucugum
bu yuzden butun hatalarim
ovunmem bu yuzden
bu yuzden kendimi ozel onemli zanettmem

kucugum daha cok kucugum
bu yuzden butun sacmalamam
yenilmem bu yuzden
bu yuzden hala kendime guvensizligim

ne kadar az yol almisim
ne kadar az yolun basindaymisim meger
elimde yalandan kocaman rengarenk oyuncak zaferler

kucugum daha cok kucugum
bu yuzden butun korkularim
gururum bu yuzden
bu yuzden cocuk gibi korunmasizligim

kucugum daha cok kucugum
bu yuzden sonsuz endisem
savunmam bu yuzden
bu yuzden bir kucuk iz birakmak icin didinmem

ne kadar az yol almisim
ne kadar az yolun basindaymisim meger
elimde yalandan kocaman rengarenk oyuncak zaferler
goetica
sabah sabah adrenokortikotropik, alım balım adrenokortikotropik, itirazım var adrenokortikotropik, adrenokortikotropik ile a’dan z’ye, adrenokortikotropik sizin sesiniz tadında ev kızımızdır kendisi. houston üzerine dantel örmeye de ba$layacakmı$ tez zamanda.

sabahlarımızın sultanı.

adrenokortikotropik, halkın sesi!
adrenokortikotropik, ezilmi$in yanında!
adrenokortikotropik, sizden biri!
satolina
ne zaman tanıstık ki seninle ?
sezen aksu çalıyordu ama sanki kulaklarımda inceden "küçüğüm " fısıltılarıyla
...
elimizde oyuncak zaferler var mıydı o zamanlar da , yeni mi edindik ?
korkar mıydık kocaman karanlıklardan ? büyümeye yüz tutunca mı ögrendik korkuyu , kaybetmeyi ?
oynadıgımız gemileri yakmayı,yanık izlerine tuz basmayı sonradan mı ögrendik ? nasıl kesiştirdik hem sonra ayrı yanaklardan süzülen göz yaslarını aynı noktada ? ikimize de ögretilmesine ragmen nasıl beceremedik birbirimize sahte olmayı ?
peki kilometrelerce uzaktayken nasıl becerdik aynı sogukta üşümeyi, aynı montun içine sıgabilmeyi ?
nerden bildi benim ya da senin parmagında ki kesigin ne kadar acıdıgını bir digerimiz ? aynı şeye bakıp aynı cümleleri aynı anda kurmayı kim ögretti bize ?
nasıl becerebildin hem her sendeledigimde koluma yapışıp bana tekrar koşmayı sevdirmeyi ?
nasıl becerdim o kadar maglupken kalkıp tekrar koşabilmeyi ?
..
ve iyi ki yaktık gemilerimizi , devirdik kalelerimizi ,koştuk seninle , kilometrelerce uzaktan da olsa yarıştık aynı merdivenlerde ve iyi ki her merdiven bitiminde kaldık berabere
satolina
.. hep acılar büyüttük biz ,enkazlardan cıktık ..

kendi gözlerimizi bagladık ucurum diplerinde ..düştük !
cogu zaman baskalarının dizlerine hasret koyduk basımızı kendi dizlerimize doya doya agladık.. kendimiz düstük diye kendimiz sustuk !
biz de biliyorduk ömür boyu kendimizin gardiyanı olamayacagımızı
yaralarımızı kanatırken tekrar tekrar her acının bir digerinin sureti oldugunu gördük
tuttugumuz ellerin aslında hep çamurlu oldugunu
sonra her ölenle aglattık gözlerimizi ellerimizde kalan camur izlerini saclarımıza ,yüzümüze süre süre ..
biz kaldırırdık bu kadar acıyı da saclarımızda cocukluktan kalma rengarenk tokaları unuttuk
içimizde ki cocuga sarılmaya döndük , incittik ve sonunda onu da büyüttük !

şimdi ;

madem ki öldüyse artık deniz
inatla maviye boyamamıza ragmen ölüyorsa gökyüzü

evet .. kanıtlayabiliriz artık öldügümüzü..







satolina
aykırı anlamlar aradık durduk ayrılıklarımıza
kendimizle her vedalastıgımızda
içimizde kopanlara sarılmaktan baska bir sey degildi yaptıgımız
olmazı hic olmayacagı istedik hep
gülebilmek zor geldi ..derken
bir varmısşa bir yokmusla baslamadı masallarımız
hicbir şeyin kerevetine de cıkamadık üstelik , gökten elma düsse bizi bulmazdı zaten
kimsecikler yoktu kurtun elinden inandıklarımızı cekip kurtaracak
kimseye "senin tırnakların neden bu kadar uzun ? " diye sormak aklımıza bile gelmeyendi
kurabiyeler pastalar degildi zaten sepetimize özene bözene yerlestirdiklerimiz
masallarımız uydurmaydı , biz ise en bastan biliyorduk bizden pamuk prenses olamayacagını..
hic bir masala ait olamayacak kadar yoktuk
başkalarının elimize tutuşturdugu not kagıtlarında ki veda cümlelerini ezberlemeye calısırken kaybetmeyi ögrendik nasıl oldugunu bile anlamadan
kaybettiğimizi gördük hatta !!!
güvenmeme ögretisi bittiginde ayakta durabilmenin erdemi falan da degildi kesfettigimiz , güçlü hic degildik hele
yalandı paravanlarımız
ögrendigimizdi kendimize arkamızı dönemeyecegimizi fark ettigimizde sarılısımız
her şeye ragmen

...

masallarda anlatılanlara inat pamuk prenses dediginin orospu oldugunu bilmek güzel
paravanlarımızı aglaya aglaya devirmeyi ögrenisimiz gercekti aslında !

diyorum ya bir varmıs bir yokmusla baslamadı ki masallarımız...

independence
ikinci nesil kaliteli bir yazarimizdi kendisi, kendi istegi ile ayrilmi$ti sozlukten. $imdi yine kendi istegi uzerine dondu ve eski tum haklari kendisine iade edildi.

yeniden ho$geldi.
4 /

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol