confessions

van ness

Yazar

  1. toplam entry 3541
  2. takipçi 0
  3. puan 7881

yaran fıkralar

trafik polisi arabayi durdurmus ve egilip sormus:

-ehliyet ruhsat lutfen
tabi buyrun demis sofor ve vermis.
polis bakmis bi problem yok.
-pekii demis polis, cevre vergisi pulu?
-burada, buyrun demis adam.
-ilk yardim cantaniz var mi? demis polis.
-tabii deyip bagaji acmis adam.
polis bakmis icinde eksik yok.
-yangin sondurucu?
-burada buyrun.
-zincir?
-derhal cikarayim buyrun.
polis daha sonra tekrar sormus:
-mezdeke kaseti var mi?
sofor cok sasirmis.
-evet var buyrun demis.
polis: tamam siz onu takin teybe ve sesini acin demis ve baslamis
polis oynamaya. soforun saskinligi daha da artmis ve dayanamamis sormus.
-hayrola memur bey?
polis cevap vermis:
-ee essek degilsin artik takarsin bi 20 milyon...

yaran fıkralar

evli çift sürekli karanlıkta seks yapıyormuş.bu 10 yıl devam etmiş. bir gün kadın aniden ışığı açmış bir bakmış adamın şeyi yok elinde vibratör sokup çıkarıyor. kadın haykırmış:
-şerefsiz adam bana 10 yılın hesabını ver!!
adam:
-ulan orospu asıl sen bana 2 çocuğun hesabını ver!!

siirt jandarma komando özel harekat birliği

ne dağ ne kar ne it soyu teröristler mani olabilmişlerdir bu kahraman yiğitlerimize. 10 bin ytl verip çürük raporuyla yırtmaya çalışanlara inat onlar birer kahramandırlar. jandarma komando olmak çok zordur hele ki özel harekat olmak daha da bir zordur. itlerin korkulu rüyasıdır bu yiğitler. jandarma komando eğitim yaparken öyle bir bağırırdık ki coşmamak elde değil. hey jandarma komando... hey gidi askerlik günleri...

abdulbaşıt muhammed abdussamed

abdulbasıt muhammed abdüssamed mısır’ın güneyinde said bölgesinin armand şehrinde 1 ocak 1927 tarihinde doğmuştu. 10 yaşına geldiğinde ise küçük bir kur’an hâfızıydı. kur’an’ı armand şehri ve kina çevresindeki civar şehirlerde okumaya başladı. sonra güzel sesiyle dinleyicilerin beğeni ve takdirlerini toplayarak bütün “said” bölgesinde ve ülkenin güneyinde ünü arttı. 7 kıraati şeyh muhammed selim’in rivayetinde kina’da öğrendi, ardından da kıraat—i aşere’yi tamamlayıp kahire’ye gitti. 1950 yılında seyyide zeyneb’in töreninde bulundu.

aslında abdüssamed’in meşhur olmasının hikâyesi mısırlı diğer ünlü hafızlarınkinden pek farklı değildir. dar bir çevre haricinde hiçkimsenin tanımadığı genç okuyucu tevafuken devletin bir büyüğünün önünde ya da kalabalık bir yerde okur ve adı ağızdan ağıza dolaşmaya başlar.

bir arkadaşı zeynebi camii’ne kur’an okuması için abdüssamed’i davet eder. kendisinden 10—15 dakika okuması istenir. ama o cemaatin beğeni ve takdirlerinden dolayı okumasını sürdürür ve 2 saati aşan bir tilavette bulunur. dönemin başbakanı da o anda dinleyiciler arasındadır. okuyuşunu çok beğenir. ve onun mısır radyosuna katılmasını ister. radyoda bir imtihan yapılır. üstün başarı gösterince radyonun resmi kur’an okuyucusu olur. en genç okuyucu kendisidir. dönem ise 50’li yılların başıdır. o devir ünlü “kârîlerin” yani, okuyucuların bol olduğu bir devirdir.

oğulları tarık ve hişam abdüssamed’i ünlü hafız’ın mısır’da vefat ettiği evde ziyaret ettik. babasının 30 yıl kadar kahire şâfi camii’nde kur’an okuduğunu belirten tarık abdüssamed, “insanlar sabah erken vakitte camiye gidiyor, yer bulmaya, onun yakınında oturmaya çalışıyorlardı” diyor.

.. ve davetler

şeyh abdüssamed’e dünyanın dörtbir tarafından davetiyeler gelir. abdulbasıt islam aleminin şerefli mescidlerinde kur’an okumuştur. 1952’de babasıyla hac farîzasını yerine getirmek üzere suudi arabistan’a gider. mekke ve medine’de kur’an okur. mescid—i aksâ’da, yine kudüs’te halil mescidi’nde, irak’ta ve başka bir çok arap ülkesinde okur ve ödüller alır. cezayir, endonezya, fas, hindistan, pakistan, malezya ve avrupa ülkelerinin çoğu onun davetli olarak ziyaret ettiği yerlerdir.

abdüssamed türkiye’yi de ziyaret eder. 15 gün kadar türkiye’de kalır. sultanahmet camii’nde kur’an okur. islam aleminin diğer coğrafyalarında olduğu gibi ülkemizde de coşkuyla karşılanır. ankara’yı da içine alan bu ziyaret çok verimli geçen ziyaretlerinden birisi olur...

cehennemi okurken ağlardı

abdulbasıt abdüssamed’in en önemli özelliklerinden birisi de nefesini tutmada çok maharetli olmasıdır. ünlü hafız uzun süre nefes almadan ayetleri tiz seste okuyabilmektedir. bu özelliği de cemaati mest etmekte, ayeti bitirir bitirmez coşmasına vesile olmaktadır.

çocuklarının anlattığına göre, abdüssamed kur’an okumaya başlamadan önce kendisini ciddi olarak hazırlar, pek kimseyle konuşmaz, kalben ve ruhen hazır hale gelmeye çalışırdı.

büyük kur’an üstadı mustafa ismail’de gördüğümüz gibi abdulbasıt abdüssamed’de de okuduğu ayetlerden etkilenme çok yüksek boyutlardadır. özellikle cehennemle ilgili ayetleri okurken gözleri yaşlarla dolu bir abdüssamed vardır dinleyicilerin karşısında.

tarık abdüssamed onun bu hali için, “babam, kur’an okurken çok etkilenirdi. cennet ve cehennem ayetlerinde gözleri yaşlarla dolardı. cehennem azabı ve ehlinden bahsolunan ayetlerde çok duygulanır, etkilenir ve gözleri yaşlarla dolardı” diyor.

abdulbasıt abdüssamed’in türkiye’de de çok dinlenen tekvin suresi meşhurdur. o sureyi okuyuşunda daha bir başkadır abdüssamed. tizle başladığı sureyi birkaç defa tekrarlar ve her tekrarlayışında ayrı bir güzellik, ayrı bir başkalık katar. hatta denebilir ki o, bu sureyle hafızalarda yer etmiştir. acaba abdulbasıt abdussamed bu sureyi nerede ve ne zaman okumuştu. oğlu tarık abdüssamed’e sorduk:

“o sureyi 1952’de, suriye’nin halep şehrinde okudu. yine kısa sûreler vardır. tekvin, duha, inşirah, fatiha ve bakara’nın ilk ayetleri. bu kaseti suriye’de çekilmiştir. o an cemaat çok coşkuludur. babamın da ilk gidişidir suriye’ye. insanlar çok beğenmiş ve coşmuşlar. o kaset şu an tüm dünya müslümanları tarafından takdirle karşılanan ve dinlenen bir kaset. o kaset şeyhin şöhret bulduğu nadir kasetlerin başında gelir.”

onun dizinde yetişmiş, kur’an ezberlemiş çokça öğrencisi var. tarık abdüssamed, “merhum babamın kur’an’ını dinleyip müslüman olan insanlar var”diyor.

onu dinlediler ve müslüman oldular

abdüssamed 1960 yılında güney afrika’ya gider ve bir ay kalır. burada ilginç bir hadise yaşanır. 100 kişiyi aşan bir grup abdüssamed’in kur’an okuyuşundan etkilenir ve onun vesilesiyle islamiyet’i kabul eder. okuduğu kur’an’la başkalarının islamiyet’e girmesine vesile olan ender hâfızlardan birisidir.

abdüssamed’in kasetleri dünyanın dörtbir tarafında... acaba şöhret abdüssamed’i etkilemiş miydi? oğluna göre abdüssamed’i abdüssamed yapan tevazuu, alçak gönüllülüğü ve insanlar arasında bir insan olması... çoğu zaman halkla içiçe ve tabii olması çevresinde hayretle karşılanıyordu. bu hasletlerdir ki onu dünyaca ünlü bir kârî yaptı.

o devrin kur’an üstadı şeyh mustafa ismail ile de abdüssamed’in arası gayet iyidir. birbirlerini ziyaret ederler, birbirlerine karşı sevgi, saygı ve muhabbet duyarlar, devamlı iyi ilişkilerde bulunurlar. dini münasebetlerde, toplantı ve oturumlarda biraraya gelir, bol bol hoş sohbetler ederler.

abdüssamed’in diğer oğlu hişam abdulbasıt muhammed abdüssamed 1987 yılında babasıyla birlikte amerika ziyaretlerini şöyle anlatıyor: “1987 yılında babamla birlikte abd ziyaretinde bulundum. orada bir islam merkezinin açılışı vardı. bu münasebetle babam kur’an okudu. orada gördüğüm tabloya, kur’an’a ve okuyucusuna karşı muhabbete belki mısır’da rastlamadım. açılıştan sonra 1.5 ay kadar orada kaldık. her gün babama civar şehirlerden, washington’dan, chicago’dan, new jersey’den ve çeşitli yerlerden kur’an okuması için davetler geliyor, babam da icabet ediyordu.”

abdulbasıt abdüssamed’i en çok sevindiren olayların başında batı ülkelerinin kur’an’a ve okuyucusuna karşı olan hüsnü teveccühü ve muhabbeti geliyordu. oralarda insanların toplanıp kur’an dinlerken, coşup takdirlerini belirtmeleri, hususan gençlerin kur’an’a karşı uyanıklığı onu mesrur ediyordu.

abdüssamed şöyle der: “tecvid tatlı sese hazırdır. tatlı sesiniz varsa kur’an’ı kerim’i tecvid etmez misiniz?”

abdüssamed 30 kasım 1988’de vefat etti. kahire’de satılan 26 kaseti, normal okuyuşuyla 22 kasetlik hatim seti vardır. bir de tecvidli olarak 53 tane hatim kaseti var.

ölümünün üzerinden yıllar geçmesine rağmen onun sesinin kasetlerden, radyolardan, televizyonlardan yükselmesi, çarşıda pazarda gezerken bile abdüssamed’in o yanık ve tiz sesinin duyulması evlatlarını sonsuz bir mutluluğa sürüklüyor. günler aylar geçiyor ve biz abdüssamed’i televizyon, radyo ve kasetlerden hâlâ dinliyoruz... hatta köşebaşındaki kur’an kaseti satan seyyar satıcıda, çarşıdaki büyük dükkanlarda, törenlerde abdüssamed kur’an okumaya devam ediyor.

edit: açılan bir başlık üzerine bilgilendirmek üzere alıntı yapılmıştır.

vicdani ret

korkak, yüzsüz, embesil zihniyetin askerden kaçmaya çalışma çabalarının mimarisidir. askerliğe gelinceye kadar o kadar öğe var ki eğitilmemiz gereken. askerlik yapan her erkek bunu bilir. şahsi kanımca askerlik türkiye de gereklidir. bu zırvaları genelde askerliğini yapmamış tipler uydururlar. aslanlar gibi yaptıkta geldik şükürler olsun. bizler dağ başı bir yerde nöbet tutarken nerdeydiniz. elektriksiz susuz buz gibi ortamlarda yatıp kalkarken nerdeydiniz? pis bir tabldottan iki kişi yemek yerken nerdeydiniz? hay sizin vicdanınıza da reddinize de size de...

alternatif cem uzan vaadleri

-o göte bülbül ötmeyecek
-kızlar da teklif edecek
-kalkan götler inecek
-dolmuşun arkası dörtlenmeyecek
-sağlı sollu ilerlenmeyecek
-kamyoncu en asil duyguların insanı olacak
-termodinamik dersi kalkacak mühendisin götü rahatlayacak
-porno siteler ücretsiz olacak
-gel geç 5 bin olmayacak!

yaran diyaloglar

geçen haftaki maraton programından.. erman hoca bir pozisyondan bahseder bahsetmez hüseyin hemen ekrana getirir..

erman hoca: hah hüseyin! sen benden çok yaşıcan!
şansal büyüka: hocam hüseyin zaten senden daha genç!

hepimiz ermeniyiz

tamamen ve tamamen gza getirmek ve provoke etmek amacıyla kullanılmıştır. hrant dink in öldürülmesi gereksiz yere yüceleştirilmektedir. bunlarda bu cinayeti işleyen karanlık ellerin istediği oyun şeklinden başkası değil. olayı abartmanın manası yok ermenilerle kardeşçe yaşarız o ayrı ve çok eskiden kalma kalleşlikleri de kaşımayız ama bu kadarı da fazla olur. örgüt propagandalarına dönüşmüştür bu olaylar ki hrant dink in ailesi cenaze töreninde bu tarz şeyleri istemediklerini belirtmişlerdir. bu türkiye nin ortamını kurcalamaktır ve kurban hrant dink seçildi. çünkü en hassas yaralardan biri kendisiydi o yara yı kaşıdın mıydı neler çıkabileceğini herkes gördü. sağduyulu olmak her zaman en güzeli.

aşiret düğünlerinde dolar yağmuru

altı sıfır atılan türk lirasının bu halde bile karizmadan sayılmadığını vurgulayarak düğünlerde havaya saçılan ve yağnur şeklini alan paralar. bunlar genelde 1 dolarlık banknotlar olup aşiretin zenginliğine göre banknot katsayısı yükselebilir.

yaran fıkralar

dursun trabzondan almanya ya çalışmaya gider. ertesi yıl mercedesle döner. temel meraklanır sorar ula bu ne iş diye bir senede mercedese bindin. dursun yine gider ertesi sene helikopterle gelir. temel iyice şaşırır. ertesi sene dursun trabzona özel uçağıyla gelir temel hayretler içindedir. ula dursun söyle artık ne iş yapıyorsun der. "benim almanya da bir yerim var 5 euro atıyorsun skini sokuyorsun alete alet sana masturbasyon yaptırıyor." temel de atlamış almanya ya gitmiş. trabzon a özel jeti ve escort uçaklarıyla gelmiş bu sefer dursun sormuş ula sen napıyorsun almanya da diye; temel:
benim de bir iş yerim var 5 euro atıyorsun ski alete sokuyorsun alet masturbasyon yaptırıyor. ondan sonra da alet konuşuyor:
-10 euro daha vermezsen skini bırakmam!!

o zamanın parası

eski toprak yaşlılarımızın bir olayı anlatırken içinde maddi bir konu geçtiğinde karındakini biraz aşağılamak ve türk parasına mukavemet maksadıyla genellikle sallamasyon verdikleri ucu açık rakamların olduğu cümleler.

-peeeaahh!!! o zamanın parası tam 3000 lira verdim oraya..4 mersedes parası..

-o zamanın parası 500 lira mı desem 5000 bin lira mı desem 25000 lira mı desem öyle bir para...

cenazenin ardindan alkış tutan insan modeli

sadece türkiye de üretildiğini ve tüketildiğini düşündüğüm saçmalık. insanların dinlerine göre cenaze töreni yapılıyorsa bunun bir kural ve kaidesi vardır. hristiyanlar cenaze başında konuşma yapar dua ederler, yahudilerin kendilerine göre vecibeleri vardır, hindular ayin yapıp yakar ganga ya küllerini atarlar müslümanlar ise cenaze namazı kılar, ölüyü toprağa gömer, duası edilir ve cenaze sahiplerine taziye sunulur. alkış tutulmaz.

ordu göreve

işine gelindiğinde askerden kaçmak için elli tane bahane üreten, vicdani ret diyen ama işine geldiğinde de bu muazzam orduyu saçma salak gerici düşüncelerde bulunarak siyasete bulandıran zihniyetin irtica zihniyetli gerici sloganı.

türkiye de otomobil fiyatlarınin yüksek olması

ulan aklım almıyor... amerika dayım. kaldırımlara konan raflardaki bedava mecmualardan birine araba satışlarının olduğu gazeteye bakıyorum. bildiğin sıfır gıcır hummer h3 ün fiyatı $25.000 ve 60 ay yüzde 0 faizle. ulan aylık $400 a geliyor ve tırtlatıyorum. ve diğer araba fiyatları. tamamı türkiye nin 1/3 fiyatı en az. lüks otolarda 1/4 ü felan.

zengin ülke olmak böyle aslında.
teknolojiye daha az para veriyor gavatlar.
benzin lt $1 sadece ve inanılmaz pahalanmış haliyle..
kdv %8,5 o da california diye. oregon a çık vergi yok.
zaten fiyatlar + tax...
tekstil inanmayacaksınız ama türkiye den ucuz. hem de çok ucuz.
hava temiz, hayat güzel...
geri kalmış veya gelişmekte olan ülkelerdeki sancı bitiriyor adamı..

ulan yoruyor bu ülke adamı...

yanık kil kokusu

bir artı bir bir öğrenci evde üç öğününde melemen olduğu sıralarda ki bu peryot epeyce uzundur, tezgahüstü ocağı yakarken ikinci el yamşamış kaşarlaşmış ocağın aniden alev alması hemen akabinde "hay mna koyim" bağlacının kullanıldığı koku türü.

türbanlılar arabistan da okusun

"dün dündür, bugün bugündür" mantığıyla senelerce bu milletin kanını emerek yine bu milletin oylarıyla bu ülkeyi yönetmiş, bunlar ailemdir dediği herkesin hırsız çıktığı kişiliğin bir zamanlar söylediği ve ebediyete kadar susmasını gerektiren laf.

yılbaşında taksim de yaşanan rezalet

hele o iranlı yok mu...

delikanlıysan iran da o parmaklarınla kadın taciz et bakalım. o parmaklarını kesip adamın g.tüne sokarlar. kadın şikayetçi olmamış. muhtemelen bu kadar öküzün olduüu memlekette şikayetçi olsam nolur olmasam nolur diye düşünmüştür. hemen de salmışlar. helal olsun.

21 şubat 2008 kuzey ırak kara operasyonu

maşallah hayatında hiç operasyon yönetmeyenlerin operasyonun sonlanmasıyla mareşal kesildikleri olaydır. öyle kolay değil, bu işler call of duty oynamaya benzemez. aramızda çok meraklılar varsa, askerlikte yapmamışlarsa, hemen gidip askere yazılıp gönüllü komando olabilirler. mutlak ve mutlak genelkurmayın bir gerekçesi vardır. türk silahlı kuvvetleri halkını yarı yola koymaz. gerekçe belki o anki hedeflere ulaşılmasıdır vesairedir belki de değildir. ileriki günler aydınlatacaktır, beklemekte yarar vardır.

kardeşle msn diyalogları

üst kattaki abiyle yapılan konuşma:
-lan olm ne indiriyon o kadar bak benim hızı kesiyon!
+ ya abi muzur neşriyat işte sağlamından
-olm bak kotayı doldurcan
+yaw koy götüne sana bişi olmasın.
-ee..neler var peki?
+ne istersen?
-aslında ben izlemem ööle şeyler ama sen bi gönder bakalım fikrimiz olsun:)
+hadi len ordan..bak msn den hızlıda aktarım olur al bakalım bu jenna jameson.
-eh bi gönder bakalım!

18 nisan 2007 malatya yayınevi baskıni

akşam tv seyredememiştim. geceleyin zaplarken flash tv de gördüğüm ve flash tv nin genelde içi boş ama asparagaz fazla şişirme haberlerinden birini sandığım sonrasında kendime gelip yuh dediğim şok olduğum olay. boğaz kesmek insan katletmek. hrant dink benzeri olayları yaşatmaya çalışmak bu ülkeye zarardan başka ne getirebilir?

sorun nedir, neden bir arada yaşayamıyoruz, neden dinibütün insanlara irticacı gözüyle bakılır, neden şucu bucu denilir, neden topluca eğlenemiyoruz, neden birbirimize kötü şeyler yakıştırıp acımasızca birbirimizi katlediyoruz, ne geçecek elimize toprak altına girdikten sonra??